Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Abdullah Gül, Amerika’da en etkin kuruluşlardan sayılan Amerikan Yahudi Komitesi ile de bir araya geldi. Gül, 24 Şubat 1997’de ABD’de Türk Büyükelçiliği’nde American Jewish Comitte ile yaptığı bu görüşmede “Yahudilerin en rahat olduğu ülke Türkiye” açıklamasını yapıyordu. Sf. 59

    Gül, 1997’nin Ağustos ayında İskoçya’da yapılan “Three Lateral Commission” toplantılarına yapılan davet üzerine devlet bakanı sıfatıyla katılacaktı. TLC toplantıları masonik bir örgütlenme olarak tanınıyor, fakat hakkındaki bilgiler son derece sınırlı kalıyordu. Hiyerarşik olarak, Bilderberg toplantılarının bir üstünde yer alıyor. Ancak hükümet düşünce Abdullah Gül bu önemli toplantıya katılamadı. Sf. 59, 60

    Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 59, 60) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ve Abdullah Gül temaslarını, eğer bir dünya devleti varsa, bunun en azından zihinsel merkezi olan CFR ile yani Council of Foreign Relations ile tamamladı. Bu görüşmenin önemini Fehmi Koru köşesinde şöyle değerlendiriyordu. Sf. 57

    Dünyanın en etkili düşünce üretim merkezi olarak bilinen Council on Foreign Relations ’in bir sıfatı da “dünya hükümetidir Gerçekten de, CFR ve doğumuna izin verdiği Trilateral Commission ve Bilderberg gibi örgütler, dünya sınırlarına aldırmaksızın faaliyet göstermekteler. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, San Francisco Konferansı’nı toplayarak Birleşmiş Milletleri oluşturduğu, ardından Dünya Bankası ile Uluslararası Para Fonu’nun kuruluş kararları alman Bretton Woods anlaşmasını kotardığı günden beri, CFR, dünyanın en güçlü siyasi örgütü. Rockefeller ailesinin ağırlığı hissedilen, iş ve finans çevrelerinin etkisindeki bu kuruluş. Sf. 57

    Şimdi de, Amerika’nın güdümünde oluşan “Yeni Dünya Düzeni’nin bir CFR projesi olduğu iddiası var. Bu örgütün 1930’lara kadar uzanan yayınlarına göz gezdirildiğinde, “tek dünya” ve “tek devlet” gibi kavramlarla sıkça karşılaşılıyor gerçekten.  Sf. 58

    Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 57, 58) kitabından birebir alınmıştır.

  • Carnegie Vakfı, CIA’nın bir kolu gibi çalışıyor, Başkanlığını ise Yahudi ve Mason Morton Abromowitz yürütüyordu. Abromowitz CIA’nın Ortadoğu Masası Şefi ve 1996 yılında CIA başkan adayıydı. Fethullah Gülen 8 Şubat 1998 günü Vatikan’a hareket ederken, Papa ile buluşmasını Abromowitz’in sağladığını şu sözleri ile açıklıyordu:

    “Birkaç ay önce Abromowitz cenaplarının yardımıyla bu buluşma gerçekleşti” diyordu. İsrail, İngiltere ve ABD, siyasi grup olarak AKP’yi, tarikat olarak Nurcuları ve Gülen Cemaatini tercih ediyorlardı. Sf. 55

    Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

  • Söz sırası kendine gelen Gül ise adeta döktürüyordu. O görüşmede Gül şunları söylüyordu:

    “Türk halkı Yahudi vatandaşlarına karşı hoşgörülü ve dosttur. Anti-Semitik açıklamalar yani Yahudi aleyhtarı konuşmalar kıyıda köşede kalmıştır. Halk arasında yankı bulmamaktadır…”

    Gül, Yahudi aleyhtarı konuşmaların kıyıda köşede kaldığını, Yahudilere Erdoğan’ı götürüp, Erdoğan’ın da bu şekilde konuşmasını sağlayarak Yahudilerin ve ABD’lilerin güvenini kazanıyordu.

    11 Haziran 2005 tarihli AKP ve Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen Vakit gazetesi her yıl verilen ödüllerden birini daha haber yapıyordu. ADL, yani Anti Defamation League’nin Çevik Bir’e verdiği aynı amaçlı ödül için “Yahudilerden üstün hizmet madalyası” başlığını kullanırken, Tayyip için hafif bir kıvırtma yaparak “Musevilerden Cesaret Ödülü” açıklamasında bulunuyorlardı. Gerçekte ADL, bu ödülleri kendilerine üstün hizmet edenlere veriyordu.

    Tayyip’in ödülü almasını Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Devlet Bakanı Ali Babacan ve Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül izliyordu. Tayyip, ödül alırken şöyle döktürüyordu:

    “Musevi düşmanlığı utanç verici bir akıl hastalığının tezahürüdür, katliamla sonuçlanan bir sapkınlıktır, sapıklıktır… Soykırım, etnik temizlik, ırkçılık, İslam düşmanlığı, Hıristiyan düşmanlığı, yabancı düşmanlığı ve terörizm geçmişten bu güne kadar devam edegelen aynı kötülüğün farklı yüzleridir… Başka dinlere hoşgörü göstermek bize Peygamberimizin mirasıdır…. Musevi düşmanlığının Türkiye’de yeri yok…” Sf. 48, 49

    Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 42, 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gül, Refahyol Hükümeti döneminde devlet bakanı olarak görev yaptığı dönemde özel harcamalarını kendisine bağlı Türkiye Kalkınma Bankası’na yaptırdığı gerekçesiyle hakkında açılan tazminat davasında mahkûm oldu. Gül hakkındaki karar, yaptığı harcamaların “kişisel ilişkileriyle ilgili olduğu ve görevi gereği olmadığı” gerekçesine dayandırıldı. 1996 yılının parasıyla 1 milyar 652 milyon liranın faiziyle Gül’den alınmasına hükmedildi. Zarar yasal faiziyle birlikte icra yoluyla alınabildi. Sf. 42, 43

    Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 42, 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • MTTB 11 Kasım 1967 tarihinde İstanbul’da “Kıbrıs Yürüyüşü” düzenliyordu. Çünkü Kıbrıs’a girmesi Yunanlılarca yasaklanan Rauf Denktaş, gizlice adaya girer ve yakalanarak tutuklanır. Bu olayın ardından ülke genelinde toplantılar, mitingler düzenlenir. s.40

    Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tayyip-Emine aşkında; Emine “Yıldırım aşkı ile çarpıldık, Tayyip aşkı için on kilo verdi” dese de, Tayyip; Hürriyet Gazetesi’nden Gülden Aydına verdiği röportajında hiç âşık olmadığını ısrarla vurguluyordu. Tayyip-Emine aşkı nasıl karışıksa, Anne Adviye’nin açıklamaları karşısında Abdullah – Hayrunnisa aşkı da öyle şaibeli bir duruma geliyordu.

    O günlerde Hayrunnisa Özyurt, 15 yaşında lise talebesi ve daha evcilik oynayacak yaştayken, Abdullah Gül 30 yaşında Hayrunnisa’nın adeta babası yaşındaydı. Sf.30

    Abdullah Gülle 1980 yılında 15 yaşında Lise birinci Sınıf’tayken evlilik yapan Hayrunnisa Özyurt, 1998’de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü ’nü kazanmıştı. Sf. 31

    Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 30, 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • Exeter Üniversitesi’nden Prof. Dr. lan Markham’ın (1) “Said Nursi’nin başarısı: Hakikat ve hoşgörü” başlıklı bir makalesi vardır! Yani bu üniversite “Dinler arası diyalog”un kurgulanmasında da büyük bir rol oynamaktadır.

    Yahudilerin Şalom Gazetesi 2005 yılında Yahudi Cemaati’nin önde gelen isimlerinin İsrail’i ziyaretlerine yer veriyordu;

    “…Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, 3 Ocak Pazartesi günü başlayan ve üç gün sürecek olan Ortadoğu gezisi sırasında İsrail’i de ziyaret etti.” Sf. 26, 27 

    Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 26, 27) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2023); Bir Profesör, okuma yazması olmayan Sait Nursi gibi bir kişi hakkında övücü bir makale yazmış. İnanılır gibi değil.

  • Abdullah Gül, 12 Eylül’den birkaç gün sonra evinden alınıp götürülür ve İstanbul’da Metris Askeri Cezaevi’ne kapatılır!..

    ABD’nin en sevdiği İslamcı (!) tiplemesi içinde yer alan Gül, ABD, İsrail, İngiltere, Fethullah Gülen ve Tayyip Erdoğan’dan destek alarak Fazilet Partisi Genel Başkanlığına adaylığını koydu. Diğer adaylar, Bülent Arınç ve Abdüllatif Şener, Gül’ün lehine adaylıktan çekildi. Ancak kıl payı seçimleri kaybetti. Sf. 25

    Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

  • İngiltere’de bir Exeter Üniversitesi vardır. İngiliz Üniversiteleri arasında “Kürt Araştırmaları Enstitüsü” olan tek yükseköğretim kurumudur. Exeter Üniversitesi’nde ayrıca Arap ve İslami Araştırmalar Enstitüsü de bulunuyor! Başında, Abdullah Gül’e fahri doktora unvanı veren Tim Niblock vardır.

    İngiliz istihbarat servislerinin yurt dışı görevlere gönderilecek ajanlarının önemli bir bölümü Exeter Üniversitesi’nde eğitim görür. Ayrıca Arap ve İslam Dünyası ile Kürtler hakkında uzmanlaşması gereken İngiliz ajanlar da bu üniversitenin hocaları tarafından eğitilir. Üniversite yayınlarında, Irak’ın kuzeyinden “Irak Kürdistanı” diye söz edilir. Sf. 24

    Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

  • CIA tarafından; halifeliğini Suudi Kralı’nın yapacağı bir “İslam Enternasyonalizmi” yani “Amerikano İslam” daha moda deyişle “Light İslam” kurma amacıyla faaliyete geçirilen Rabıta örgütü, İstanbul’da kendine bağlı kuruluşları, yine kendi yayını olan “A World Guide to Organizations of Islamic Activites” adlı kitabında açıklıyordu. Sf. 17

    Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yıllarca Kayserili olduğunu söyleyen Gül Ailesi aslında Kayseri’ye 1915 yılında Siirt’ten göçmüştü. Aile; çevreye kendini Arap olarak tanıtmıştı. Oysa Araplıkla hiçbir ilgileri yoktu. Sf. 9

    Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kızılbaşlık: Şii mezhebinin bir yolunun mensuplarıdır. Şeyh Haydar, 12 dilimli kızıl taç, kızıl sarık giyer. Kızılbaş kabul edildikten sonra, İran’daki Safevi şahlarına tabi olan bu zümreye Sünniler, “Kızılbaş” der. İran’da “çarağ kuran”; Anadolu’da “tavşan yemezler”; Bakü’de “kan koyunlular”; Urmiye’de “Abdalbeyliler”; Kürdistan’da Gulyai”, Tebriz’de “Guran”, Karadağ’da “Şamlular”, Karabağ’da milliler”, Meşhed tarafında “Ali Allahiler” denir. Kızılbaşlar İran’da kendilerine “ehli hak”, Anadolu’da “Şah Sufi süreği” derler. Sf. 235

    Kızılbaşlık’ta inanç daha çok göreneğe ve ananeye dayanır. Esas, “Ali’yi Tanrı tanımaktır.” Sf. 235

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 233) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kalgaylık: Kırım’da saltanat kavgalarına ve kardeş katline engel olmak için kurulmuş olan sistem. Moğol’da ulus hanedan arasında paylaştırılır. İlk kez Kırım’da Mengli Giray 1475’te büyük oğlu Mehmet’i, Kalgay unvanı ile veliaht yapar. Kardeşlerin taht mücadelesini önlemek için sağlığında böyle bir atama yapmış olmalıdır. Kurum yaşamıştır. Her han tahta geçtikçe kendinden büyük kardeşini, kendinden küçük kardeşini, o yoksa oğlunu Kalgay yapar. Bu “Cengiz Han kanunudur” denilip icat kutsallaştırılmıştır. Sf. 233

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 233) kitabından birebir alınmıştır.

  • Savaşlarda ele geçirilen güçlü kuvvetli esirler Orhan Gazi döneminde pençikoğlanı adıyla nefer olur, pençikoğlanı teşkilatı kurulur, Murat I zamanında Gelibolu ocağı adıyla ocak kurulur ve kapıkulu ocaklarının temeli atılır. Murat II zamanında çıkarılan devşirme kanunu ile Rumeli Osmanlı tebaası Hıristiyan çocuklarından 8-18 yaş arası gürbüz olanları devşirilir. Bu iş ile yeniçeri ağası ile acemi ocağı ağası (İstanbul ağası) meşgul olur (İsmail Haki Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c.I). Sf. 221

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 221) kitabından birebir alınmıştır.

  • Azap (1) Enveri’nin Düsturname adlı eserinde geçer. Azap, ok ve kancalarıyla düşman gemilerinin arkasına takılan Timur Paşa tayfalarıdır. Zanaatkâr ve köylü Türklerdir. Fatih bunları daha sonra sınır şehirlerinde ve kale birliklerinde kullanır. Dönmelerden oluşan akıncıların tam karşıtıdır. Sf. 220, 221

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 220, 221) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2020); Azaplar, savaşta en önde hücum eden yeniçerilerin arkasında bulunurlar ve geri dönen ya da kaçan yeniçerilerin kellesini keserlerdi. Yalçın Küçük, dava arkadaşlarından dönenler hakkında yazdıklarından dolayı kendisini azap askeri olarak tariflemiştir.

  • Bir yerin hasılatının belli bir miktarının görevli veya mazul (azledilmiş, görevden alınmış) şahsa tahsisidir. “Eyaletler artık vezirlere veriliyordu. Çünkü merkezde o kadar çok vezir türemişti ki, divanda bunlara yer bulmak imkânsızdı.” Sf. 220

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 220) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1844’te nüfus, 21 milyonu Müslüman, 14 milyonu gayrimüslim olmak üzere toplam 35 milyondur. İstanbul’un nüfusu ise 475 bini Müslüman, 416 bini gayrimüslim olmak üzere 891 bindir. Sf. 215

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 215) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mahmud II, 1 Temmuz 1839’da ölür, yerine 16 yaşındaki oğlu Abdülmecit geçer (saltanatı 1839-1861).

    Tanzimatı Hayriye de denilen Tanzimat Fermanı bir hattı hümayun şeklinde (Gülhane Hattı Hümayunu) 3 Kasım 1839’da Mustafa Reşit Paşa tarafından yüksek bir kürsüden okunur. Sf. 214

    1838 Antlaşması gibi Tanzimat reformları da İngiltere tarafından dayatılmıştır. Tanzimat, vitrindeki Batılı görünüşe bakılarak, Batılılaşma hareketi diye hâlâ övülür. Hareketin baş mimarı Mustafa Reşit Paşa “büyük” sıfatıyla anılır. Yalnız bu Batılılaşma, sömürge ve yarı-sömürge haline getirilen bütün Avrupa dışı ülkede görülen cinsten bir Batılılaşma, bir uydulaşmadır. Sf. 214

    Tanzimat reformlarının gerçek mimarı Lord Startford’dur. Lord Stratford’un Türkiye Hatıraları adlı kitapta “Canning’in yardımıyla kabul edilmiş yasaları uygulamayan paşalar tepetaklak olurlardı,” denilmektedir. Sf. 214

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 214) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devletin yeni kurulacak askeri sistem için insan ve vergi kaynaklarına gereksinimi olduğundan, 1831’de Osmanlı’da ilk kez nüfus sayımı yapılır. Arabistan yarımadasından asker alınmadığı için, burası hariç, erkek nüfus sayılır. Sonuçta ülkede yaklaşık 4 milyon Hıristiyan’a karşı 8 milyon Müslüman bulunduğu anlaşılır. Sf. 212

    Dış ticareti geliştirmek için, tekel usulünü kaldırır, iltizam usulünün kaldırılması yolunda da incelemeler yaptırır. Karantina usulünü kabul eder. Posta kurumunu kurar.

    İlköğrenimi parasız ve zorunlu hale getirir. Paralı asker usulü yavaş yavaş tarihe karışır. Harbiye ve Tıbbiye kurulur. 1827’de ilk kez Avrupa’ya talebe gönderilir. İlk resmi gazete 1831’de çıkar. Sf. 212

    Yeni nezaretler (bakanlıklar) kurar. Sadrazama başvekil, defterdara maliye nazırı, sadaret kethüdasına dâhiliye nazın ve reisülküttaba hariciye nazırı adı verilir. Sf. 213

    “Türkiye’nin İdam Fermanı”

    Türkiye, 1838’de imzalanan Ticaret Anlaşması’yla, ileri Avrupa ekonomisinin açık pazarı haline geldi. Böylece ekonomi kendi yolunda devam edebilse mümkün görünen gelişme engellenmiş oldu. Sf. 213

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 212, 213) kitabından birebir alınmıştır.