Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Sadece Hicaz ve Yemen’de 30 binden fazla insan öldü. Tüm İslam topraklarında ölenlerin sayısı 100 binleri aştı. Halife Ali, aslında yağmadan, baskından kaçındığı için, Muaviye’ye yeteri kadar şiddetle cevap vermiyordu. Bu da gün geçtikçe Ali’yi zayıflatıyordu.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 189) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu sırada Müslüman dünyasının her yerinde savaşlar oluyor, taraflar birbirini yağmalayıp, öldürüyorlardı. Mısır’a vali olarak Ali; Halife Ebu Bekir’in oğlu Muhammet’i, Muaviye de Amr bin As’ı atamışlardı. Amr, Muhammet’in kafasını kestirip, tüm vilayetlerde dolaştırttı. Cesedi ise, eşek pisliği ile birlikte yakıldı.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 189) kitabından birebir alınmıştır.

  • Müslüman dünyasında işler iyice karışmıştı. Emevîler Şiilere karşı, Şiiler Emevîlere karşı, Hariciler her ikisine de karşıydı. Muaviye kendini Halife ilan ettirdi. Şam’da bir halife, Kûfe’de bir halife vardı. Muaviye, Mekke Müslümanların eline geçene kadar, İslam’ın en büyük düşmanlarından biri olan Ebu Süfyan’ın oğluydu. Bedr savaşında dedesi Utbe, amcası Velid ve kardeşi Hanzala Ali tarafından öldürülmüşlerdi. İşte Müslümanların başına geçmeye çalışan Muaviye, böyle bir geçmişten geliyordu.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 189) kitabından birebir alınmıştır.

  • Savaş durdu. Muaviye’den gelen barış önerisi şöyleydi: “İki taraf birer hakem seçsin, bu hakemler barış görüşmelerini yapsınlar.”

    Ali, ordusunun baskısı ile bu öneriyi kabul ederek, Ebu Musa el Eşari’yi kendi hakemi tayin etti. Muaviye’nin hakemi ise Amr bin As dı. Ali kararını ordusuna duyururken, bazı Bedeviler buna itiraz ettiler ve “Hüküm yalnız Allah’ındır.” dediler. Bu guruplar, Halife Ali’nin ordusu Kûfe’ye dönerken, ordudan ayrılıp Harura bölgesine çekildiler. Bunlar yaklaşık 12 bin kişi kadardı. Bunlara önce Muhakkimum veya Haruri dendi. Ama kalıcı isim olarak, anlaşmanın dışında kalanlar anlamında, Harici adıyla anılmaya başladılar. Hariciler, tüm müminlerin eşit olduğunu ve başa geçecek olanın kökenine bakmaksızın, tamamen liyakat ilkesi uyarınca başa geçmesi gerektiğini söylüyordu. Başa yetkin bir Müslüman geçmemişse, bu kişi kim olursa olsun, onu imansız kabul ederek, ona karşı savaşılmalıydı. Bu görüş İslamlık öncesi Bedevi geleneklerine uygun bir görüştü. Bundan sonra Hariciler, hemen her konuda katı ve şiddete dayanan tutumlarıyla tanındılar.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 189) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ali daha halifeliğinin ikinci gününde “Osman’ın şuna buna verdiği arazilerin, şuna buna verdiği malların hepsi de Allah’ın malıdır, ammenin hakkıdır; hepsi batıldır ve hepsi Beytül-Mal’e (devlet hazinesi) alınacaktır.” diyerek keyfi dağıtılmış malları geri toplamaya başlamış ve sosyal eşitlikten yana bir tavır koymuştu.

    Hâlbuki Aristokrasinin (kabile ileri gelenleri) daima bir sınıf bilinci vardır. Ve aristokrasi mallarını öyle kolay kolay kaybetmezdi. Medine aristokrasisi, Halife Ali’nin yanına giderek, bu tavrından vazgeçmesini ve daha önceki halifelerin yaptığı gibi onlara farklılık yapılmasını istediler. Bunu isterken “İslam’ı ilk kabul edenleriz, savaşlarda bulunduk, Ömer de, Osman da bizi üstün tutardı.” diyorlardı. Ali’nin cevabı susturucuydu: “Benden önce mi Müslüman oldunuz? Peygambere benden daha mı yakınsınız? Benim kadar mı savaştınız?“  Ali tavrını net koyuyordu: “Benimle işçim arasında fark yoktur.”

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 187) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ali’ye karşı Medine’deki muhalefetin başını Peygamber’in sevgili eşi Ayşe çekiyordu. Ayşe önce Osman’a muhalefet etmişti, ona karşı halkı kışkırtmıştı. Ama şimdi Ali’ye karşı muhalefetin en ön safındaydı. “Keşke gökler yere inseydi de bunu duymasaydım. Osman’ı zulümle öldürdüler, vallahi onun kanını isteyeceğim.”  diyordu.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 185) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu yorumculardan biri olan Aliyyül-Kari şöyle der:

    “Türklerde insanlığa has yumuşaklık ve çelebi insanlara mahsus merhamet yoktur. Belki onlar başka tür bir insan cinsidirler. Onlara insan değil nesnas (bir cins maymun) dense daha uygundur. Türklere Yecüc ve Mecüc artıkları ve onların kardeşleri ve temsilcileri olduklarını söylemek, onların nemenem insanlar olduğunu beyan etmeye kâfidir. … Allah onların yüzlerini kıyamete kadar bize göstermesin.” (Mirkatü’l Mefatih)

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 180) kitabından birebir alınmıştır.

  • O sırada Medine’de ashaptan en az 10 bin kişi yaşıyordu, eli silah tutan Medinelilerin sayısı 20 binden az değildi. Halife Osman 40 gün yardım istemesine rağmen kimse ona yardıma gitmedi. Öldükten sonra cenazesine de kimse gitmedi.

    Osman’ın naaşı 3 gün öldürüldüğü yerde kaldı. 3’cü günün sonunda, Osman’ın cesedi, Osman’ı korumaya çalışırken parmakları kesilen karısı Naile ve birkaç kişi tarafından kaldırıldı. Cenaze namazını 3 veya en fazla 7 kişi kıldı. Medineliler, Osman’ın cesedinin Müslüman mezarlığına gömülmesine izin vermediler. Bazı kişiler cesedi taşlamak istedilerse de bunu Ali önledi. Sonunda ceset Haş-i Kevkeb Yahudi mezarlığına defnedildi. Daha sonra, Halife Muaviye tarafından Osman’ın gömüldüğü mezarlık, Müslüman Baki mezarlığına katılarak, bir anlamda Osman Müslüman mezarlığına taşınmış oldu. Osman öldürüldüğünde, serveti 100 bin Roma altını,1 milyon Pers gümüşü ve 100 bin Pers gümüşü karşılığı mülk ile pek çok at ve deveydi. 

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 170) kitabından birebir alınmıştır.

  • 40 gün boyunca kuşatma devam etti ve Osman’ın pes etmesi beklendi. Halife Osman pes etmiyordu. Ama Osman’a hiçbir yerden yardım da gelmiyordu. Ne muhacirler, ne Ensar kimse Osman’ı korumuyordu. Peygamberin hanımı Ayşe, Medine’den gitmişti. İsyancıların başında Ebu Bekir’in oğlu, Ayşe’nin erkek kardeşi Muhammed vardı.

    17 Haziran 656 tarihinde isyancılar, Osman’ın sarayına karşı saldırıya geçtiler. Osman’ı sadece sayıları 500 civarında olan köle askerler savunuyordu. Osman’ın evi oda oda, dövüşe dövüşe ele geçirildi. Sonunda Ebu Bekir‘in oğlu Muhammed’in başında olduğu isyancılar Osman’a ulaşarak, onu öldürdüler.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 170) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu kavga içinde Halife Osman dostlarını ve saygınlığını gittikçe kaybediyordu. Peygamberin hanımlarından biri olan Ebu Bekir’in kızı Ayşe, Osman’a karşı muhalefetin ön saflarında yer almıştı. “Hz. Resul’ün ayakkabılarını, elbiselerini halka göstererek: Bunlar daha eskimedi, Osman O’nun dinini eskitti, yıprattı.” diyordu. Dahası “Öldürün Nasel’i (erkek sırtlan, ahmak ihtiyar), Allah öldürsün Nasel’i” diyerek halkı ayaklanmaya teşvik ediyordu.

    Medine’de halkın tepkisi arttıkça Osman kendisini tutanların çokluğuna işaret ederek etrafı tehdit ediyor, yangına körükle gidiyordu. “Allah’a yemin ederim ki, taraftarlarımın sayısı sizden daha çoktur. Adamlarımı çağırırsam hemen gelirler. Bana dil uzatmayın ve valilerimi eleştirmeyin.” (1)

    İlk Müslümanlardan Ammar halkın şikâyetlerini Osman’a aktarmaya gitti. Ama bayılıncaya kadar dayak yiyerek, sokağa atıldı. Bu olay, bardağı taşıran son damla olmuştu.

    İsyan önce Kûfe’de başladı. Kûfe, Osman’ın atadığı valiyi kentten attı. Sonra Mısırlılar, Basralılar başkaldırdılar. İsyancıların temsilcileri isteklerini belirtmek için Medine’ye geldiler. Halife mütevazı ve bağışlayıcı bir tavır alarak, istekleri kabul etti. İsyancıların temsilcileri sonuçtan memnun kentlerine geri dönerken, al-Ariş konak yerinde Mısır valisine yazılmış resmi bir yazı taşıyan bir haberciyi yakaladılar. Habercinin yanındaki yazıda, Osman Mısır valisi Abdullah bin Sad’a isyancıların liderlerinin yakalanıp, öldürülmesi emrini veriyordu. Osman’ın esas gayesi ortaya çıkmıştı. İsyancılar hırs içinde Medine’ye geri döndüler.

    Ali araya girerek, Osman’ı açıklamaya davet etti. Osman, yemin ederek, mektubu kendinin yazmadığını ve yazdırmadığını söylüyordu. İsyancılar ise “Nasıl olur da birisi kalkar ve senin köleni, sana ait bir deveye bindirip, bir mektup verir ve mektubu senin mührün ile mühürleyip valine gönderir de, senin haberin olmaz.” diyerek, Osman’ın Halifelikten istifasını istiyorlardı.

    Osman hem Halifeliği bırakmayı ve hem de Mervan’ı isyancılara teslim etmeyi kabul etmedi. Bunun üzerine isyancılar Osman’ın sarayını kuşattılar.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 170) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (2019);(Erdoğan’ın “Yüzde elliyi zor tutuyorum” sözünü hatırlatıyor.

  • Abdullah bin Mesut başta olmak üzere pek çok Kuran uzmanı Osman’ın diğer bütün Kuranlarını toplatıp, yaktırmasını şiddetle tenkit etmişlerdir. Abdullah bin Mesut, Osman’ı, tahrif edilmiş ve Emevîler aleyhindeki bütün ayetleri silen bir metin oluşturmakla itham etmiştir.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 169) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halife Osman zamanında, Ebu Bekir zamanında derlenen Kuran, kopyalanarak, çoğaltıldı. Ermenistan ve Azerbaycan’da savaşılıyordu. Huzeyfe ibnu’l-Yeman, halife Osman’a gelerek, Müslümanların okudukları Kur’anlarda birbirini tutmazlıktan yakındı. Bunun üzerine, Halife Osman, geri iade etmek şartıyla, çoğaltmak için, Hafsa’daki Kuran’ı istetti. Kuran’ın çoğaltılma görevi Zeyd ibn Sabit’e, Abdullah ibn Züyebr’e, Sa’d ibnu’l-As’a ve Hişam oğlu Haris oğlu Abdurrahman’a verildi. Çoğaltma sırasında, Zeyd ile çelişkiye düşülüp, herhangi bir parça tartışılırsa, o parça Kureyş dilinde yazılacaktı. Çünkü Zeyd Medineli idi ve Kuran Kureyş dilinde indirilmişti.

    Çoğaltma işi bitince, Osman ilk Kuran’ı Hafsa’ya geri yolladı. Çoğaltılmış nüshaları da dört bir tarafa yollayıp, etrafta dolaşan Kuran’ları (resmi olmayan Kuranlar, Mushaflar) yaktırarak imha ettirtti.

    Osman’ın resmi olmayan Kuran’ları yakarak imha etmesine, o zaman ve şimdi de, pek çok kişi tarafından, Kuran’ın sakatlanması olarak bakılır. Kuranların imha edilmesi Osman’a karşı başlayan muhalefetin temel nedenlerinden biri olmuştur.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 169) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mısır’a, Mısır fatihi Amr bin el-As’ı görevden alarak, sütkardeşi Abdullah bin Sad’ı atadı. Abdullah bin Sad, Müslüman olduktan sonra Müslümanlıktan vazgeçmiş (mürtedi olmuş) bir kişiydi. Fiili nedeniyle hakkında ölüm cezası verilmişti. Ölüm kararı Osman’ın araya girmesi ile engellenmişti.

    Kufe’ye vali olarak aynı anneden doğma üvey kardeşi Velid’i atamıştı. Velid daha önce vergi toplarken yaptığı uygulamalar nedeniyle hakkında ayet inmiş ve münafık ilan edilmiş bir kişiydi.

    Halife Osman aile fertlerini sadece önemli devlet görevlerine getirmekle kalmıyor aynı zamanda onlara gelir bağışlarında da bulunuyordu.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ebu Zerr el-Gifari, bu hoşnutsuzluğu dile getirdi. Peygamber, Ebu Zerr el-Gifari için “Yeryüzünün en doğru sözlü insanı” demiş ve onu böyle ilan etmişti. Ebu Zerr sürgüne yollanmasına rağmen, fikirleri toplumu hareketlendirmişti. Halife Osman Ebu Zerr’i susturamıyordu. Muaviye’nin vali olduğu Şam’a sürgün edildi. Ebu Zerr orada da susmadı, Medine’ye tekrar yollandı. En sonda Rebeze’de sürgünde, öldü. Ebu Zerr, Ali’den tahammül etmesi konusundaki telkinler dışında açık bir destek görmemişti.

    Ebu Zerr’in Osman’a karşı muhalefeti konusunda, Sünnilerin şüpheli yaklaştıkları bir hikâye vardır. Halife Osman, Ebu Zerr’e sorar: Sen Resullullah’a atfen, “Ümmeye kabilesi 3 kişiye ulaştığında, Allah’ın topraklarını kendilerine devlet, kullarını köle ve dinini oyuncak edinirler.” şeklinde bir hadis rivayet ediyormuşsun, doğru mu? Ebu Zerr “Evet” diye cevap verir. Halife Osman, böyle bir hadis olup olmadığını tahkik edebilmek için Ali’ye sorar. Ali’nin cevabı dolaylıdır. Peygamber demişti ki, “yeşillikler, Ebu Zerr’den daha doğru sözlü bir kişiyi üzerinde taşımamıştır.”

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 167) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2016); Adıyaman’da, Kâhta – Diyarbakır yolu üzerinde Abuzer Gaffari’nin mezarı olarak bilinen bir ziyaret var.

  • Umayya ailesinin başı Ebu Süfyan ve karısı Hind, daha 15 yıl önceye kadar, Peygamberin ve Müslümanların en azılı düşmanları idi. Hatıralar daha canlı iken, Ebu Süfyan ile Hind’in oğlu olan Muaviye, Şam emiri yapıldı. Halife Osman ailesini kayırmakla ve zenginleştirmekle suçlanmaya başlamıştı.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 167) kitabından birebir alınmıştır.

  • M.S. 644 yılında Halife Ömer, Arap – Hazer savaşları yeni başladığı tarihlerde, Basra valisinin kölesi tarafından öldürüldü. Ömer 53 yaşında öldürüldüğünde,… (1)

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 165) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1)(2016); Ömer’in Öldürülmesi; Ömer, Farisileri hiç sevmiyordu, Medine’ye yerleşmelerine izin vermiyordu. Nihavend’i aldıkları zaman büyük katliâm yapmışlardı. Ömer’i katleden Firuz, Nihavend’de çok değerli bir demirci iken, Ömer’in kölesi oldu, Ömer ondan çok vergi alıyordu, Firuz bu iki hıncının intikamını zehirli kılıçla aldı.

  • Ömer Halifelik seçimini, bir düzene soktu. “Şura“ uygulamasını getirtti. Şura üyeleri Kureyş kabilesinin önde gelenlerinden oluşuyordu. Yeni Halife seçimi için Halife Ömer’in talimatı şöyleydi. “Üç gün danışıp, görüşün. Azınlık çoğunluğa uysun. Size muhalefet edenlerin boynunu vurun.“ Böylece, Halife seçiminde konu kapanmış oldu.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ali’nin Ebubekir’in Halifeliğini nasıl kabul ettiği de bir sorudur. Ali’nin kendisi, halife iken, Şıkşıkıyye denilen hutbede bu konuda şunları demişti:

    “Ant olsun Allah’a ki Ebubekir halifeliği bir gömlek gibi giyindi; oysaki o da bilirdi; ben, halifeliğe, adeta değirmen taşının mili gibiydim, sel benden akardı; hiçbir kuş uçtuğum yere uçamazdı. Halifelik elbisesini soyundum; kendi kendime düşündüm; yardımcım yokken saldırayım mı, yoksa halkın körlüğüne sabır mı edeyim? Öylesine körlük ki hem ihtiyarları yıpratır, gençleri kocatır; hem de inanan, ölünceye dek zahmet çeker. Gördüm ki sabretmek akıllılıktır; sabrettim; fakat gözlerime toz toprak doluyordu; mirasımı zapt edilmiş görüyordum. ..” (İmam Ali Buyruğu).

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 146) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ali, Fadl bin Abbas, Evs, Usame bin Zeyd gibi birkaç yakını gömü işleri ile uğraşırken, İslam önderlerinin büyük çoğunluğu iktidar sorununun çözümü ile uğraşmaya devam ediyorlardı. Ebu Bekir, Ömer, Sad bin Ubade, Ebu Ubeyde, Abdurrahman bin Avf, peygamberden sonra kimin halife olacağına dair tartışıyorlar, çözüm yolları ve mutabakat arıyorlardı.

    Çok insan halife olmak istiyordu ve herkesin kendine göre geçerli nedenleri vardı. Aradan üç gün geçmiş ama herhangi bir sonuca ulaşılamamıştı. Sorunu Ömer kılıcı ile Ebu Bekir’i işaret ederek çözdü. Ebu Bekir’e olan muhalefet sinmişti. Çözüm, tehdit içeriyordu ve bu şiddeti işaret eden çözüm, aslında, ilerideki yaşanacak olayların ipucuydu. Bu ortam içinde peygamberin gömülmesi de üçüncü günün gecesine kalmıştı.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 145) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kuran’da, Peygamberin eşlerinin sosyal konumları gereği peçe zorunluluğu sadece onlara getirilmişti, yoksa tüm kadınlara değil.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 143) kitabından birebir alınmıştır.