Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Çok sonraları, çok mutsuz bir ruh hali içine, son günlerini yaşayan Ayşe kendisinin Muhammed’in yanına gömülmesini açıkça yasaklar. Baki mezarlığında kız kardeşinin yanına gömülmek ister. Ayşe “Hiç doğmamış olmayı dileyerek”, “Allah beni keşke hiç yaratmasaydı” diyerek ölecektir.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 138) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Haziran 632 yılında, Muhammed, 63 yaşında Medine’de öldü. Öldüğünde, etrafında bulunanların önemli bir kısmı Halife seçimi ile meşgul olunca cenazenin defnine katılım olmadı. Cenaze, Peygamberin ailesinin dışında sahabeden 17 kişinin hazır bulunduğu cemaat tarafından Hz. Ali’nin imamlığı ile kaldırıldı. Bu durum İslam içinde büyük bir tartışmaya sebep oldu ve ileriki zamanda Sünni-Şia ayrışmasının en önemli sebeplerinden biri haline geldi. Muhammed’in toprağa verilmesi Ali, amcası Abbas ve birkaç yakını tarafından büyük bir gizlilik içinde gece yapılmıştır. Bu defin işleminden, aynı avludaki başka bir odada bulunan Ebu Bekir’in kızı olan, Muhammed’in genç ve en sevgili eşi Ayşe’nin bile haberi olmamıştır “Peygamber Pazartesi günü vefat etmişti. Çarşamba gecesi sabaha karşı defnedildi. Zevceleri (Ayşe), biz, kazma seslerini duyup Resul’ün defnedilmekte olduğunu anladık der.”  

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 137) kitabından birebir alınmıştır.

  • 624 yılında, Müslümanlar, Bedir’de bir Mekke kervanını bastılar ve soydular. Müslümanlar, Kureyş’in ana damarına, yapılan ticarete saldırıyorlardı. Ve böylece, parasızlık sorunlarını çözüyorlardı. Peygamber, amcası Hamza’yı, Kureyş konvoylarını soymaya yolladı. Arap yarımadasında, savaşların durduğu kutsal ayda bile soygunlar devam etti. Gelen ganimetler, başlangıçta, mescitte, büyük küçük, özgür köle, kadın erkek tüm Müslümanlara eşit dağıtılıyordu.

    Ama devletin de kuvvetlenmesi şarttı. Başlangıçtaki, inananların o ilk yoksulluğu biter gibi olunca, Bedir savaşından hemen sonra gelen bir ayetle, ganimetin beşte birini devlet aldı. “Biliniz ki, ganimetinizden beşte biri Allah’a, Resulüne, onun ailesine, yetimlere, yoksullara ve yolda kalanlara aittir.” Yapılan düzenleme ile bu beşte birin, beşte ikisi Peygamber ve ailesine, beşte üçü sıkıntıdaki kişilere dağıtıldı. İlk öncelik, muhtaç kişilerin ihtiyaçları karşılamaya verilmiş olmasına rağmen, Peygamberin elinde, devletin ilk kuruluş masraflarını karşılayacak bir fon, artık vardı. Devletin hazinesi ile Peygamberin kişisel serveti arasında bir ayrım yapılmıyordu.  

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şeytan ayetlerinin hikâyesi ne Kuran’da ve ne de Müslümanlığın ilk dönemlerine ait yazılı veya sözlü kaynakta yer almamaktadır. Bundan, asırlar sonraki bazı yazarların eserlerinde olaydan bahsedilir. Onuncu yüzyıl tarihçisi Ebu Cafer üt-Taberi Şeytan ayetlerinden bahseden yazarların başında gelir. İbn İshak ve al-Vahidi’nin de konuya değinen yazarlardandır.

    Olayın gelişimi şöyle hikâye edilir. Peygamber, Tanrıçaları reddettikten sonra, Kureyş’in çoğunluğu ile Müslüman azınlığın arası iyice açılmıştır. Bu sırada Şeytandan gelen bir ilhamla, benat’ullah’a, melekler gibi şefaatçiler olarak saygı duyulmasına izin veren bazı ayetler yayınlar. Şeytan ayetleri denen bu ayetlerde, üç Tanrıça Allah’a eşit değillerdir. Ancak, Allah’a insanlar adına şefaat edebilecek kadar da kutsaldırlar. Daha sonra Cebrail gelerek, bu ayetlerin şeytan kaynaklı olduğunu ve Kuran’dan çıkarılması gerektiğini tebliğ eder. Onların yerine aşağıdaki ayetin konmasını ister. “Şimdi, Lat, Uzza ve üçüncüsü Manat’ın ne olduğunu söyler misiniz? … Bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Rablarından and olsun ki, onlara doğruluk rehberi gelmiştir.”

    Şeytan ayetleri denen olayın olup olmadığını kesin olarak söylemek mümkün görülmüyor. Zaten, Kuran, birçok peygamberin, ilahi mesajları açıklarken benzer şaşırmalar yaşadığını ve Tanrı’nın daima onların yanlışını düzeltip, yeni vahiyler gönderdiğini söylemektedir.

    “Biz senden önce hiçbir resul ve peygamber göndermedik ki, o bir şey dilediğinde şeytan onun düşünce ve dileği içine bir şey atmış olmasın. Ama Allah, şeytanın attığını siler, sonra kendi ayetlerini muhkemleştirir (sağlamlaştırır). Allah Âlim’dir, Hâkim’dir.” (Hacc suresi, sure 22, 52) (Necm suresi, sure 53, 19 ve 23)

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 114, 115) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hatice’nin kuzeni Varaka Bin Nevfel Hıristiyan’dı ve bilimle ilgiliydi. Tevrat ile İncil’i de kapsayan Kitabı Mukaddes’i iyiden iyiye incelemiş ve Arapçaya tercüme etmişti. Dinler tarihini çok iyi biliyordu. Araştırmaları sonucunda çok tanrıcılığı bırakıp Hıristiyanlığı kabul etmişti. Varaka’nın Muhammed’e Yahudi ve Hristiyan dini metinlerini okuduğu, Âdem’den İsa’ya kadar bütün Peygamberlerin menkıbelerini anlattığı iddia edilir. Başta Kuran’ın kendisi olmak üzere tüm İslami kaynaklar buna şiddetle karşı çıkarlar..

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 108) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kervanlarla birlikte, Muhammed durmadan seyahat ediyordu. Suriye’de, manastırların birinde Bahira adlı bir keşişle tanışmış ve Bahira, onun ile yakın ilişki kurmuştu. Hıristiyanlar, Bahira’nın Muhammed’e Tanrı kavramı üzerinde bilgilerini aktardığını ve ona Kutsal kitabın pek çok bölümünü öğrettiğini söylerler..

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 107) kitabından birebir alınmıştır.

  • Babası Abdullah, doğumundan iki ay sonra öldü.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 107) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kervan işine para yatıran şirketler, yüzde elli ile yüzde yüz arasında kâr sağlıyorlardı. Paranın dolaşım hızı yüksekti. Mekke kenti bir taraftan da tefecilik yapıyor, banka gibi çalışıyordu. Verilen borçların faizi yüzde yüz oluyordu. Mekkeliler simsar olmuşlar, bankacılık deyimleri günlük hayatlarına girmişti. Vade, kredi, hesap günü, ödeme gibi terimler her yerde, olağan konuşmalarda bile durumu ifade etmekte kullanılıyordu. Mekkeliler, banka terimleri ile anlatılanları daha kolay anlıyorlardı. Gelen para arttıkça, Hicaz ve özellikle Mekke, ekonomik olarak kalkınmaya başladı. Çölün içinde bir ticaret ekonomisi gelişti..

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 38) kitabından birebir alınmıştır.

  • Suriye’de İbrahim peygamberin zamanındaki gibi olduğunu iddia eden bir din ortaya çıkmıştı. Yahudilikten ve Hıristiyanlıktan daha önceki öğretiyi esas alan bu din, mevcut siyasi ilişkilerin dışında kalıyordu. Bu dine Hanifilik denirdi. Hanif Arapça Allah’ı tekleyen (birleyen) demektir..

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 38) kitabından birebir alınmıştır.

  • Arabistan’da üç din birlikte yaşıyordu: İdollere tapınma, Yahudilik ve Hıristiyanlık. Yahudilerin ve Hıristiyanların Arapça yazılmış kutsal kitaplarında, Tanrı ismi Allah olarak geçiyordu. Dördüncü asırda, Suriye, Lübnan, Irak ve Filistin’deki kiliselerde Arapça şöyle yazıyordu “Bismil Allah al- Rahman al-Rahim“

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bedevilerde, kadınlara geniş bir cinsi özgürlük tanınırdı. Özgür kadınlar, gizliliğe dikkat etmek şartıyla, dost edinme hakkına sahiptiler. Kadın ve erkek, velilerinin iznine gerek duymaksızın, kısa bir süre için geçici evlilik yapabilirlerdi. Bu tip geçici evliliklerde, kabilesinde kalan kadın, erkeğe mızrak ve çadır verirdi. Erkek, kadının kabilesi içinde yaşar ve bu süre içinde kabile üyesi gibi muamele görürdü. Kadın evliliğe son vermek istediğinde, çadırının kapısını ters çevirir, bunu gören erkek de kendi kabilesine geri dönerdi. Bu evlilikten bir çocuk doğarsa, bu çocuk kadının kabilesinde kalırdı.

    Genel olarak ailenin mal varlığı o kadar azdı ki, onun dağılmasına müsaade edilemezdi. Bazı kabilelerde sadece büyük ağabey evlenirdi. Diğer kardeşler ayrı karılar almazlardı. Bütün kardeşler, ağabeyin karısıyla serbestçe ilişkide bulunmak hakkına sahiptiler. Strabon, bu konuda “kapıya şapka asma“ hikâyeleri anlatır. Ama aile zenginse, tek kadınla yetinmek yerine, pek çok kadın ve cariye alınırdı.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • Daha önce de bahsettiğimiz gibi, Lazlar, Kafkasya üzerinden gelmiş, kuvvetli olasılık ile Gürcü kökenli bir halktı. Çerkezlerin baskısı sonucu, Karadeniz’in kuzeyinden güneye doğru göçmek zorunda kaldılar. Söz konusu tarihlerde Hıristiyanlığı kabul etmişlerdi. Lazlar Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra, Hıristiyanlığa öyle sahip çıkmışlardır ki, çevre topluluklara dahi papaz yetiştirip, göndermeye başladılar.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 22) kitabından birebir alınmıştır.

  • Trabzon Batum arasındaki “Laz” bölgesinin hâkimiyetine ilişkindi.

    Lazlara “Laz“ ismini veren Romalılardır. Lazların oturduğu Arkeolopolis, Atina (Pazar) gibi tarihi kentlerin isimleri de yerleşimlerin kurucusu olan Romalılar tarafından verilmiştir. Gürcüler ise Lazları “Çan“ diye adlandırırlar.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 22) kitabından birebir alınmıştır.

  • Constantinopolis’in tepesinden, her şeye hâkim olarak şehre bakan Ayasofya’yı, iki mimar, Miletli İsidoros ile Trallesli Anthemius yapmıştır.

    Alıntı; Bizimkiler VI (Müslümanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mazdekçiliğin yola çıkışı, Maniciliğe benzemektedir. Mazdek dini; malların ortak olması gerektiğini ileri sürüyordu. Bu ortaklığa kadınlar da giriyorlardı. Kadınların, ortaklık anlayışına sokulması, aslında, aristokrat ve zenginlerin haremlerine kapatılan kadınların kurtuluşuna dönük bir tepkiydi. Bu nedenle, kadınların ortaklığa sokulmuş olmasını, ahlaksız bir anlayışın varlığına yormamak gerekir.

    Mazdek dininde öldürmek, birine acı ve zarar vermek yasaktır. Öldürme fiili gerektiğinden hayvan eti yenmez. Kıskançlık, kin ve çatışma insanın kurtuluşu için engel kabul edilir. Mazdek dinine göre kıskançlığın, kinin ve çatışmaların temelinde insanlar arasındaki eşitsizlik vardır. Bu nedenle eşitsizlikler kaldırılmalıdır. Tanrı, bütün insanlar eşit pay alsınlar diye, yeryüzüne geçim araçları koymuştur. Ama şiddet kullananlar, paylaşımı bozmuşlar ve eşitsizliği ortaya getirmişlerdir. Herkes kardeşi aleyhine kendi arzularını karşılamaktadır. Oysa hiç kimse zenginlikte olsun, kadın da olsun diğerinden daha fazla hakka sahip değildir. Şu halde zenginden alıp, fakire vererek eşitlik sağlanmalıdır. Nasıl su, ateş ve otlaklar ortaksa, böyle mal ve kadınlar ortak olmalıdır.

      Mazdek dini ortaya çıktığında, Sasani devletinde egemen devlet dini Zerdüşt-Mazda diniydi. Mazdek dininin egemen sınıfların çıkarına ters düştüğü açıktır. Egemen sınıflar ve Zerdüşt rahipleri Mazdek dinini çıkışından itibaren bastırmaya çalışmışlardır. Zerdüşt rahipleri Mazdeklere “zındık” dediler. Daha sonra bu tabir Sünniler tarafından Aleviler için kullanacaktır.

    Alıntı; Bizimkiler V (Hıristiyanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 184) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mitos”, “mistisizm“ ve “mystery“ (gizem) sözcükleri Yunanca “musteion“ sözcüğünden türemiştir. Musteion gözü veya ağzı kapatmak demektir. Yani, üç sözcük de sessizlik ve karanlık ifade eder. Batıda, halk dilinde “ mitos “ doğru olmayan bir şey ifade eder. “Mystery“ ise açıklığa kavuşturulması gereken bir şeydir.

    Alıntı; Bizimkiler V (Hıristiyanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 165) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ortodoksluk dışında da çeşitli doğu kiliseleri oluşmuştur. Bu kilise öğretilerini, mezhepler olarak kabul edebiliriz. Bunlardan biri, V’ci yüzyılda Constantinopolis patriği Nestorius’un adına izafeten adlandırılan Nesturiliktir. Nesturilere göre, İsa, Meryem’den doğduğu sırada Tanrı değildi; “Söz” sonradan, ondaki insan tabiatı ile birleşti. Bu durumda İsa’nın çektiği acılar mutlak gerçektir, Tanrısal nitelikten ayrıdır. Bunun tam tersine inananlar, Evtikhes’in öğretisini takip edenlerdir. Evtikhes, İsa’da yalnız bir tek tabiat, Tanrısal tabiat bulunduğunu iddia eder. Bu durumda, İsa’nın çektiği acılar sadece bir görünüştür. Bu tarz inanca, Yunanca Monofisis‘den (tek doğa ya da tek öz) türeyen tabirle, Monofizitler denir.

    Ortodoks düşünce ise, insanların erişemeyeceği bir sır olarak, İsa’da Tanrısal ve insani niteliğin birlikte olduğunu ilan etmişti. Ortodoks inanç, bu öğretilerden her ikisini de, Tanrı’yı, İsa’nın çektiği acılardan ayırmakla, İsa’nın bütün insanlık adına acı çekerek insanları kurtarması düşüncesinin saygınlığını bozduğu gerekçesi ile tehlikeli görüyordu….      Monofizitler, başlıca yandaşlarını Yahudiler arasında buldular. Monofizit düşünce, Yahudilerin geleneksel, uzlaşmaz tek Tanrı fikrine daha yakın düşüyordu. Kıptiler bu düşüncenin peşine takıldılar. Ermeni kilisesi bu tezi benimsedi. Bu öğretinin mensupları Suriye, Mısır ve Habeşistan’a yayıldı. Monofizitler tarafından kuşatılan ve itilen Nesturiler, yayılma alanı olarak Sasani İmparatorluğu topraklarını daha uygun bir alan olarak karşılarında buldular. Ortodoksluk ise (Katolik, Ortodoks ayrımı yapmaksızın), Batı Anadolu, Yunanistan ve Batı Avrupa’nın kentlerinde yerleşmişti.  

    Alıntı; Bizimkiler V (Hıristiyanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 164) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ortodokslar, Araf’ı, Meryem’in bir erkekle münasebette bulunmadan gebe kalışını ve Papanın yanılmazlığı fikrini de ret ederler. Ortodoks din adamları evlenirler. İlk Hıristiyanlarda olduğu gibi, her toplum kendi dilinde ibadet ve ayin yapar. Ekmek ve şarapla yapılan Komünyon ayinlerine tüm inananlar katılabilirler.

    Alıntı; Bizimkiler V (Hıristiyanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 164) kitabından birebir alınmıştır.

  • Katolikler, Meryem’e büyük bir önem verir ve onun hiç bir erkekle ilişkiye girmeden gebe kaldığına inanırlar. Teslis, Baba, oğul ve kutsal ruhtan oluşur. Halk ise Cizvit teslisine daha bağlıdır: İsa – Meryem ve Baba. Daha önce de söylediğimiz gibi, melekler vardır, Araf vardır. Hıristiyan bir yaşam sürmek için veya yaşanan Hıristiyan yaşantısını geliştirmek için vaftiz, ökaristi, tövbe, çile evlenme, ölenlere kutsal yağ sürme gibi usul ve erkânlar konmuştur. İnananlar, papazlara günah çıkartmak zorundadırlar. Cuma günleri et ve yağlı yiyecekler yemezler.

    Alıntı; Bizimkiler V (Hıristiyanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 164) kitabından birebir alınmıştır.

  • 425 yılında, 2. Theodosius Constantinopolis’de bir üniversitenin kurulması emrini verdi (İstanbul Üniversitesi). Başkent olduktan sonra kente imparatorluğun dört bir tarafından hatip ve filozoflar akmaya başlamıştı. Kurulan üniversitede 31 öğretim üyesi görev aldı. Bu aynı zaman da 31 kürsü demekti: 10 Latin, 10 Yunan grameri, 5 Yunan bilimi ve felsefesi, 3 Latin hitabet sanatı, 1 felsefe ve 2 Hukuk kürsüsü vardı. Üniversitede grammer, hitabet, hukuk, felsefe dersleri iki dilde Latince ve Grekçe olarak okutuluyordu. İstanbul Üniversitesinde ders veren hocaların çoğunluğu Hıristiyan değildi. İstanbul Üniversitesi derslere başladığında, Atina, İskenderiye, Beyrut eski Yüksek Okulları da varlıklarını devam ettiriyorlardı.

    Alıntı; Bizimkiler V (Hıristiyanlık) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 143) kitabından birebir alınmıştır.