Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Birincisi ve en önemlisi, akıl hastalığı kişinin sadece hasta, gerçeklikten tamamen kopmuş, psikotik olduğu anlamına gelmez. En yaygın zihinsel bozukluklar genellikle düşünmeyle ilgili hiçbir etki yaratmaz, daha çok anormal ruh haliyle ilgilidir: Depresyon ve mani. Bu ruh halleri sürekli değildir. Manik-depresif hastalığı olan insanlar sürekli manik ya da depresif değildirler. Dolayısıyla her zaman hasta değildirler; aslında, genellikle sağlıklıdırlar. Onların hastalığı, fiilen (ya da daima) manik ya da depresif olma olgusu değil, mani ya da depresyona duyarlı olmalarıdır. Sf. 23

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tek yumurta ikizleri üzerindeki araştırmalar, bipolar bozukluğun % 85 genetik olduğunu, depresyonun da yarı yarıya genetik kökenli olduğunu gösterir. Depresyonun kökeninin öteki yarısı çevreseldir. Sf. 18

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çeşitli önemli iç savaş liderleri akıl hastası ya da anormaldiler. Sf.15

    İkinci Dünya Savaşı’nın bütün liderlerinin akıl hastası ya da anormal oldukları, makul bulgularla gösterilebilir: Göreceğimiz gibi, Churchill, FDR (Roosevelt) ve Hitler; yanı sıra Stalin ve Mussolini; her biri ağır depresif, hatta manik olaylar yaşamışlardır. Amerikan yurttaşlık hakları hareketinin iki önemli şahsiyeti, John Kennedy ve Martin Luther King de zihinsel bakımdan anormaldiler. Sf. 15

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.

  • Depresyon, liderleri daha gerçekçi ve empatik yapar, mani de onların daha yaratıcı ve esnek olmalarını sağlar. Depresyon tek başına olabilir, yine de bu yararlardan bazılarını sağlayabilir. Maniyle birlikte gerçekleştiğinde -bipolar bozukluk- daha çok liderlik belirtisi açığa çıkabilir. Sf. 14, 15

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik İle Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 14, 15) kitabından birebir alınmıştır.

  • Buna Akıl Sağlığının Ters Yasası denilebilir, iyi zamanlarda, barışın hüküm sürdüğü zamanlarda ve devlet gemisinin sadece sakin sularda seyretmesinin yeterli olduğu dönemlerde zihinsel bakımdan sağlıklı insanlar liderlerimiz olarak işlevlerini gayet başarılı biçimde yerine getirirler. Dünyamız kargaşaya sürüklendiğindeyse işlevlerini en iyi şekilde yerine getirenler, zihinsel bakımdan hasta olan insanlardır.

    Bazı akıl hastalıklarının – mani ve depresyon – dört temel unsurunun, kriz liderliğini geliştirdiği görülür: Gerçekçilik, esneklik, empati ve yaratıcılık. Sf. 14

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çoğumuz akıl sağlığı hakkında temel ve makul bir varsayım oluştururuz: Sağlıklı olmanın iyi sonuçlar verdiğini düşünürüz ve akıl hastalığının bir sorun olduğuna inanırız. Bu kitap, en azından hayati derecede önemli bir durumda, akıl hastalığının iyi sonuçlar verdiğini ve akıl sağlığının bir sorun olduğunu öne sürüyor. Kriz zamanlarında akıl hastası liderler tarafından yönetilmek, zihinsel bakımdan normal olanlarca yönetilmekten daha iyidir. Sf.13

    Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi, Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir psikopatın depresyona girmesi diğer insanlara oranla çok düşük bir ihtimaldir, fazla kaygı duymazlar ve diğer insanların duygularını kesinlikle umursamazlar. Bu durum nispeten stressiz bir hayat sürmelerine olanak tanıyabilir. Psikopat olmayanlar için rahatlatıcı tek unsur psikopatların orta yaşlarda “durulmaya” başlamasıdır. Sf. 257

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 257) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aksine, yaptıklarının tamamen bilincindedirler ve davranışlarım makul miktarda kontrol edebilirler. Herhangi bir iç çatışma yaşamazlar ve vicdanları yoktur, bu yüzden, eğer daha önce yaptığınız kötü bir şey için pişmanlık veya üzüntü duyduysanız, psikopat değilsiniz.  Sf. 256

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 256) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tamamen duygusuz da değildirler; ancak sahip oldukları duyguların “proto-duygular olduğu düşünülmektedir.” Proto-duygular ani durumlara verilen sığ, hızlı ve kısa süreli tepkilerdir. Psikopatların uzun süre endişe duyması, hatta düşünmesi bile olası değildir. Aslında oldukça hoş bir his olmalı.

    Endişe, bizi yasa ve ahlak dışı davranışlarda bulunmaktan alıkoyan etkenlerin büyük bir bölümünü oluşturur, bilincimizin ana malzemelerinden biri olarak da düşünülebilir. Psikopatların böyle sorunları yoktur, kötü bir şey düşündüklerinde veya yaptıklarında herhangi bir endişe duymazlar. Sf. 251

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 251) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kendini büyük görme hastalığı ve tuhaf davranışları olan herkes psikopat olmayabilir. Sf. 249

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 249) kitabından birebir alınmıştır.

  • Manipülasyon bir psikopatın hayatta kalmak için icra ettiği bir sanattır; onların bu konuda oldukça becerikli olmaları şaşırtıcı bir şey değildir. Sf. 248

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 248) kitabından birebir alınmıştır.

  • Psikopatlar, yaptıkları kötülüklerden asla pişmanlık duymaz. Aslında o kadar hissizdirler ki, başkalarının hissettikleri duyguları görmek onlar için hayret verici bir deneyim olabilir. Bir vahşi yaşam belgeseli seyrettiğinizde nasıl hissettiğinizi düşünün, bir psikopat da sizi seyrederken benzer duygular içinde olacaktır. Sf. 247

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 247) kitabından birebir alınmıştır.

  • Psikopatlar, kendi hareketleri ve bu hareketlerin arasında herhangi bir bağlantı görmekten acizdirler; sorumluluk kabul etme yetenekleri yoktur. Dahası, başlarına gelen kötü olayları “şanssızlık” olarak değerlendirirler. Bu yüzden psikopatlar genellikle sıkkın ve kendilerine acıyan tiplerdir. Sf. 246

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 246) kitabından birebir alınmıştır.

  • Psikopatların hedefi yoktur, bir faaliyetten diğerine geçerler ve yasal olsun veya olmasın hayatta kalmaları için ne gerekiyorsa onu yaparlar, doğru ya da değil onlar için fark etmez. Sf. 245

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 245) kitabından birebir alınmıştır.

  • Onlar için iyi bir haber de, mutlu birer birey olarak tabir edilemeseler de genelde endişe veya depresyon yüzünden sıkıntı çekmezler. Aslında, bir psikopat olarak dünyanın en başarılı kişilerinden biri -lider bir politikacı, bir bankanın icra kurulu başkanı, bir tarikat lideri- olabilirsiniz. Sf. 244

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 244) kitabından birebir alınmıştır.

  • Uygun şartlar altında hepimiz birer psikopat gibi davranabiliriz ancak bu durum gerçek bir psikopat olmaktan çok uzaktır. Bir psikopat olmanız için gerçekten çok, çok kötü biri olmanız gerekir. Sf. 243

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 243) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak, gerçek bir psikopat olmanız için kendini zaman ve mekândan bağımsız olarak gösteren, kalıcı psikopatik karakter özelliklerinizin olması gerekir. Bir psikopat herhangi bir olaydan tahrik olmaz ve daha önceki davranışları için utanmaz veya pişman olmaz. Sf. 239

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 239) kitabından birebir alınmıştır.

  • İyi haber şudur, psikopat olduğunuzu düşünüyorsanız, psikopatinin tanımı gereği psikopat olmanıza neredeyse hiç imkân yoktur. Ancak, hepimizin hayatında psikopatik davranışlar sergilemeye yönlendiği ve “durumsal psikopat” olarak tabir edilen geçici psikopatlara dönüştüğü anlar vardır. Sf. 239

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 239) kitabından birebir alınmıştır.

  • Öğretmenlerin yüzde 70’ten fazlası, şöhret kültürünün çocukların arzu ve isteklerini arsızlaştırdığına ve maddi başarı elde etmek için eğitim ve çok çalışmanın gerekmediğine inanan bir neslin yetişmesine yol açtığına inanıyor. Sf. 234

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 234) kitabından birebir alınmıştır.

  • Deneyi, ABD’nin Stanford Üniversitesinde Psikoloji Profesörü olarak görev yapan Dr. Phillip Zimbardo yürütmüştür. 75 erkek, lisans öğrencisi deneye katkıda bulunmak için başvurmuş, aralarından 24’ü seçilmiştir (seçilen öğrenciler psikolojik olarak en istikrarlı olanlardır). Bazıları rastgele bir şekilde “gardiyan” olarak atanmış, geri kalanı ise “mahkûm” olmuştur. Sf. 231

    İki hafta sürmesi planlanan deney altı gün sonra aniden durdurulmuş. Gardiyanların üçte biri gerçek, sadistik eğilimler sergilemiş. Gaddar davranışlara ve aşağılanmalara maruz kalan mahkûmlar durumu kabullenmiş. Yatakları ellerinden alınmış, beton zeminde uyumaya zorlanmışlar; bazıları cezalandırılıp çırılçıplak soyulmuş; birine “hücre hapsi” cezası verilerek dolaba kilitlenmiş. Zimbardo’nun kendisi de aşırı uç noktalardaki bu senaryolara kendini kaptırmış. Altı gün sonra kız arkadaşı kendisini ziyaret ettiğinde olayların fazla ileri gittiğine dair şikâyette bulununca, onun sayesinde deneye son verilmiş. Orada bulunan hiç kimse olayların amacını aştığını görememiş.

    Buradan çıkartılan sonuç, gardiyan ve mahkûmların davranışlarına, doğal kişilik yapılarından ziyade durumun neden olduğudur Bunun anlamı, en mülayim kişilerin bile şartlara göre sadist gardiyanlara dönüşebileceğidir. Sf. 231, 232

    Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve Jessica Fellowes, Çeviren; Can Evren Topaktaş, (NTV Yayınları, 2. Baskı Haziran 2015 – Sf. 231, 232) kitabından birebir alınmıştır.