Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Evrim sürecinde, insana benzer niteliklere ulaşan ilk canlılara “Hominid“ (İnsanımsı) diyoruz. Bu Büyük Atalarımızı diğer canlılardan ayıran üç özellik vardır. Pelvis (leğen kemiği) onların dik durmasını sağlayacak şekilde değişmiştir. El başparmağı “oppozisyon“ durumuna evrilerek, elin iş yapmasını sağlayacak duruma gelmiştir. Beynin koruyucusu olan kafatası boşluğu 800 cc den fazla büyümüştür.

    Dik durabilen Büyük Atalarımızın elleri özgürleşti. Alet yapabilir niteliği kazanmışlardı. El becerileri gittikçe arttı. El becerisi arttıkça buna paralel beyin gelişti. Bugün, insan organları ile beynin merkezleri arasındaki ilişkiyi biliyoruz. Beyin merkezleri içinde göreceli olarak en büyük yeri başparmak becerileri kaplamaktadır.

    Alıntı; Bizimkiler I (İlkler MÖ 200.000 ile 1800) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 5) kitabından birebir alınmıştır.

  • Apo devam etti: “Bakın burada yeri gelmişken, izninizle 17 Eylül anlaşmasından bahsetmek istiyorum. 17 Eylül 1998’de ABD, Washington’da Talabani ve Barzani’yi anlaştırdı. Ben aslında Talabani ve Barzani ile çatıştım.”

    Alıntı; Abdullah Öcalan’ı Nasıl Sorguladım? – Hasan Atilla Uğur, (Kaynak Yayınları 7. Baskı Haziran 2011 – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • Jandarma Umum Kumandanlığının “Dersim” adlı gizli kitabından;

    Pütikanlı/Bütikanlı Büyükleri (Tercan, Hınıs, Kiğı);

    Hüseyin Ağa zade İbrahim Ağa, Zeynel Ağa, Ali Ağa,  Not: Lahika’da bu aşiret büyüklerinden 2 ailenin Kula’ya sürgünü teklif edilmiştir.  

    Cibran Büyükleri; 

    Miralay Halit’in kardeşi Ahmet Ağa (Kiğı) (s. 96-97). Not: Bu aşiret büyüklerinden 1 ailenin Kırklareli’ne iskânı teklif edilmiştir.  

    Alan Büyükleri;  Hasan Ağa (Çukur Köyü-Mazgirt), Maro Ağa (Kortan Köyü-Mazgirt), Murtaza zade Ali Ağa, Pah?) , İbrahim oğlu Keko Ağa (Pah?), Not: Alan aşiret büyüklerinden 2 ailenin Susurluk’a iskânı teklif edilmiştir.  (Bk. J.U.K., “Dersim”, Kaynak Yay., s. 72-105 ve 204-225, “Dersim’deki Aşiretler” ve “Lahika” bölümleri).

     Alıntı; Dersim Aşiret ve Ocaklar – Seyfi Cengiz, (Haziran 2010 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • Jandarma Umum Kumandanlığının “Dersim” adlı gizli kitabından;

    Kureyşan Büyükleri; (1)

    Kureyşanlılar’ın İç-Dersim kolu Mazgirt ve Nazımiye Kureyşanlılar’ı olarak ayırt ediliyor. Derviş İbrahim (Balluceli’dir. Kureyşanlılar’ın Nazımiye kolunun başıdır. Nam-ı diğer: Casus İbrahim. Kiğı’nın Sitir Köyü), Derviş İbrahim’in kardeşi Ali oğlu Şah İsmail

    Derviş İbrahim’in amcazadeleri Ali Çavuş oğlu Hüseyin ile Hafidi Ali, Zeynel Çavuş, “Haso Seydo” (Birgiç köyü, Mazgirt. Kureyşanlılar’ın Mazgirt kolunun ileri gelenlerinden biri. Seyit Rıza’nın dostu ve müttefiki), Ali Gah Ağa (Seyit Mahmut oğlu Aligah. Kalecik veya Zine/Zive Köyü. Gülnan/Günnan kabilesi büyüğü), “Ali Çavuş’un Hasan Efendi”, Seyit Mahmut Mahalli Ağa (veya sadece Mahalli Ağa), Rehber (Havr / Havar köyü), Keki Alibert (Koresipi köyü), Hasan Efendi (Türüşmek), Dilo Ağa (Tarda Köyü), Seyit Mahmut oğlu Hamdi (Panan/Palnam Köyü, Nazımiye), Seyit Mahmut oğlu Ali, Palnamlı. Aliyan / Alyan kabilesinin büyüğü) ,Hasan Şeyh (Mehmet Çavuş, Golik Köyü-Nazımiye), Mehmet oğlu Süleyman (Kalman Köyü), Hulitli Hüseyin oğlu Mehmet Çavuş (Kalyan reisi. Casus İbrahim’i sevmediği ve hükümet yanlısı olduğu kaydedilir). Zeynel Ağa (Çamurek Köyü), İbrahim Ağa (Sis Köyü-Kiğı), Hasike, Hasibürç, Hasidav, (Bk. A.g.y., s. 94, 95, 96)  Not: Bu ocaktan 19 ailenin Saray Kazası’na iskanı teklif edilmiştir.   

    Şeyh Mehmet Dede Evladı;

    “Reisleri Malatyalı Doğan Dede evlatlarıdır” Not: Bu Ocaktan 1 ailenin Alaşehir’e sürgünü teklif edilmiştir.

    Pir Sultan Evladı Büyükleri;

    “Kiştemli Seyit Mustafa, Seyit Hasan’dır” (s. 96). Not: 1931 sonunda bu Ocaktan 2 ailenin Alaşehir’e sürgünü teklif edilmiştir.

    Şevalanlı Büyükleri;

    Mustafa Ağa, Rıza Ağa, Hüsnü Bey, Not: Bu aşiret büyüklerinden 3 ailenin Alaşehir’de iskânı teklif edilmiştir.

    Abdalanlı Büyükleri;

    Nur oğlu Mustafa (Pülümür), “Laz Hiseyin Efendi” (Tercan).  Not: Bunlardan 2 ailenin Balya Kazası’na sürgünü teklif edilmiştir. 

    Areyli Aşiret Büyükleri;

    Yusuf Ağa (Keriş/Kiriş veya Kirik), ve kardeşleri İsmail, Hüseyin, Ferhad, Yusuf Ağa’nın amcazadeleri Alik ve Memik/Muhik, “Türk Mehmet Ağa ve torunu Hüseyin Ağa oğlu Yusuf ağa” , Mahmudan/Mahdudan kabilesi büyüğü Ramazanlı Dursun, Ramazanlı Ali Ağa, Dizikli (Lahika’da “Dirizli”) İsmail, Nazımiye Hakis’te mukim “Battal oğlu Mursa”, Keko (Hakis), Keko Ağa (Keşkovar), “Yusuf oğlu Kız Ağa”,

    Muhtar oğlu diğer Ali, Hüseyin ağa, Şakülan kabilesi büyüğü Mirç Ağa (Nazımiye), Ferhadan kabilesi büyüğü Dizikli Veli oğlu Hüseyin Ağa, (Bk. S. 97)

    Not: Areyliler’in bir bölümü kaynaklara göre Nazımiye Hakis Nahiyesi’nin Hilbes, Huhbeş, Margasor, Kervan ve Kirik gibi köylerinde mukimdir. Lahika’da Areyli büyüklerinden 17 ailenin Balıkesir’de iskânı teklif edilmiştir.  

    Hiranlı/Haranlı Aşiret Büyükleri;

    Mustafa Ağa (Kirnis), Mehmet, Ali Ağa (İbi Mahmut Köyü), Hüseyin Ağa/Efendi (Polan Köyü),  Alideşt/Alidost oğlu Mehmet Ağa (Sindam Köyü)  Not Lahika’da Haran aşiret büyüklerinden 8 ailenin Pınarhisar’a sürgünü teklif edilmiştir.

    Alıntı; Dersim Aşiret ve Ocaklar – Seyfi Cengiz, (Haziran 2010 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2019); Kureşan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun aşiretidir.

  • Jandarma Umum Kumandanlığının “Dersim” adlı gizli kitabından

    Şeyhan Aşireti Büyükleri (Mazgirt);

    Hüseyin Seyit Ağa, Geki (Lahika’da “Ciki”) Ali Piro. Not: İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın 1931 tarihli raporundaki Lahika’da Bu aşiretten 2 ailenin Kula’ya sürgünü teklif edilir.  

    Kodan Büyükleri (Mazgirt);

    Hasan Efendi, Dilo Ali Kır. Not: Lahika’da Kodan ileri gelenlerinden 2 ailenin Alaşehir’e sürgünü teklif edilir. 

    Balaban Büyükleri;

    J.U.K’un Dersim kitabında adları verilenler: Halil Ağa zade Paşo, Mehmet Ağa, Kamer Ağa. Not: Lahika’da Balaban büyüklerinden 3 ailenin Çorlu kazasına sürgünü teklif edilir.

    Derviş Cemal Büyükleri;

    Zurumlu Şeyho Dede, Not: Lahika’da bu ocak büyüklerinden 1 ailenin Alaşehir’e sürgünü teklif edilir.  

    Ali Abbas Evladı Büyükleri;

    Kiştimli Ağa Dede, Terli Kühlü Ali Ağa.  Not: “Lahika” olarak bilinen sürgün tasarısında bu ocak büyüklerinden 2 ailenin Alaşehir’e sürgünü teklif edilmiştir.  

    Şadilli Büyükleri;

    Necip Ağa (Ohi) ve oğlu Hasan Ağa, Mustafa Ağa, Mehmet Efendi (Kimsor Köyü), Adil Bey, Rıfat ve Hüseyin ağalar, Zülfü Ağa. Not: Bu aşiretten 8 ailenin Bandırma’ya sürgünü teklif edilmiştir.  

    Baba Mansur Büyükleri;

    Seyit Bayı (Mazgirt), Seyit (Lahika’da “Sait”) Mahmut (Pülümür).  Not: Lahika’da bu ocak büyüklerinden 2 ailenin Ödemiş’e sürgünü teklif edilmiştir.  

    Sultan Munzur Aşireti;

    Seyit, Seyit oğlu Seyit Süleyman, Seyit Emir.  Not: Bu Ocaktan 2 ailenin Ödemiş’e sürgünü teklif edilmiştir.  

    Ağuçan Büyükleri;

    “Karaballı Seyit Hıdır ve Seyit İsmail” (s. 94). Not: Adı Lahika’a “Avucan” olarak yazılan bu Ocaktan 2 ailenin Ödemiş’e sürgünü teklif edilmiştir.

    Alıntı; Dersim Aşiret ve Ocaklar – Seyfi Cengiz, (Haziran 2010 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • Jandarma Umum Kumandanlığının “Dersim” adlı gizli kitabından;

    Çarekan / Çarekli Büyükleri;

    Şah Hüseyin Bey zade Mustafa ve Hasan Beyler. Ankara İstiklal Mahkemesi kararıyla Kastamonu’da ikamete mecbur edilen Mustafa Bey’in “geçen sene” Dersim’e geri gelip aşiretin yönetimini eline aldığı kaydedilir. Not: Lahika’da bu aşiret büyüklerinden 2 ailenin Çorlu’da iskânı teklif edilir.

    Yusufan Büyükleri;

    Mehmet Ağa, Kamer Ağa (Ağdat’ta mukim), Zenk Ağa (Deşt), Hüseyin Ağa (Danariş), Süleyman oğlu Keko, Murtaza oğlu Mehmet.  Not: 1931 tarihli Lahika’da Yusufan büyüklerinden 6 ailenin Keşan’a sürgünü teklif edilir.

    Hormek Büyükleri;

    Mehmet Efendi, Süleyman Ağa (Civarik-Nazımiye), Kamer Ağa, Mustafa Ağa, Bertal/Pertal Ağa (Civarikli), Not: Lahika’da Hormek büyüklerinden 13 ailenin Malkara’ya sürgünü teklif edilir.  

    Demenan Büyükleri;

    J.U.K.’un Dersim adlı kitabında adları anılan Demenan büyükleri şunlardır: Cebrail Ağa (Ariki’de mukim), Kamer Ağa (Gini), Hasan Ağa (Hüzmerik), Cibogez (Lahika’da Cibozer), Not: Lahika’da Demenan büyüklerinden 4 ailenin Bandırma’ya sürgünü teklif edilir. 

    Pilvenk Büyükleri

    Pilvenk aşireti, İç Dersim’in Kazılı / Gazili, Surgiç, Poxders, Karavelu, Cerxeh, Ağzunik, Suşank, Nacar, Ulupuxar, Gulbari, Fındıkan, Taptik, Margik, Balişer, Tanz, Ağbayır, Yeniköy, Mısadariç, vd. gibi köylerinde yerleşiktir. Kendi geleneklerine göre, cetleri Şıh Delil Berhican’dır. Horasan’dan gelip ilkin Yukarı Pilvenk’e, daha geç dönemlerde ise Pertek mıntıkasına yerleştikleri rivayet edilmektedir. Pilvenk kabilelerinin adlarını Şeyh Delil Berhican’ın Süleyman, Piran, Helifan ve Keşkahoran adlarındaki dört oğlundan aldıkları düşünülmektedir. “Dersim” adlı kaynağa göre bu aşiretin Zilanlı/Ziyanlı ve Halifanlı olmak üzere iki kabilesi mevcuttu. Zilanlılar, halk arasında “Kösoğluyan” diye bilinenler olmalıdır. Bunların Gümüşhane-Kelkit bağlantısı önemlidir. Bu bağlantı bu aşiretin Yukarı Pilvenk mıntıkasına Gümüşhane/Kelkit’ten veya bu bölge üzerinden gelmiş olabileceğini düşündürmektedir. “Dersim” adlı kitapta bu aşiret büyüklerinden adları anılanlar şunlardır: “Azgonik” köyünde mukim Ziyanlı (Lahika’da “Zilanlı”) kabilesi büyükleri Köse oğlu Süleyman ve kardeşleri Hasan ve Kefim / Kerim ağalar (Bu kabile, Süleyman Ağa’ya muhalif Ulupınarlı grubu hariç, Seyit Rıza’yı destekliyordu. Ulupınar grubunun hükümeti desteklediği anlaşılmaktadır), Köse oğlu Hacı Mustafa Ağa (“Hacı” unvanını Kerbelâ’ya gittiği için aldığı kaydedilir) Kelkitli Ali Çavuş, Halifanlı kabilesinin büyükleri Seyit İbrahim ve oğlu Süleyman, Seyit İbrahim’in kardeşi Yadigâr, Muhtar Mustafa ve oğlu Hızır, Ulupınar), Keğo, Jandarma Mustafa oğlu Bedir, Rumkiğlı Mustafa, Pohatrisli İbrahim, Müdür Seyit İbrahim Ağa (yukarıda adı geçen Halifanlı büyüğü Seyit İbrahim’le aynı mıdır, ayrı mıdır, net değil. SC).

    Not: Lahika’da Pilvenk büyüklerinden 4 ailenin Malkara’ya sürgünü teklif edilir.

    Alıntı; Dersim Aşiret ve Ocaklar – Seyfi Cengiz, (Haziran 2010 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • Jandarma Umum Kumandanlığının “Dersim” adlı gizli kitabından

    Şam/Şem Uşağı Büyükleri;

    Lilo Ağa (nam-ı diğer Yusuf Ağa), Şeyh Hasan, Nuri Ağa, Süleyman Çavuş (Kara Kaş’ta oturur) ve oğlu Şeyh, Hüseyin, Munzur oğlu İbiş, Halil İbrahim ve Şeyh Cihan bunların mühim akrabalarıdır. Not: Lahika’da bu aşiretten 7 ailenin Babaeski’ye sürgünü teklif edilir. 

    Koçan Büyükleri;

    Timur oğlu Hüseyin, Kerim oğlu Beko, Deli Süleyman oğlu Seyit Han, Maksut oğlu İdare İbrahim (İdare İbrahim, 1926 ile 1931/1932 arasındaki bir tarihte vefat etmiştir) ,İdare İbrahim oğlu Seyit Han (Amutka-Hozat), Kör Seyit Han (Kuzuluca/Hozat), Kopo/Kopu Ağa (Hazeri/Çemişgezek), Dursun Ali (Hazeri), Ahmet oğlu Ağa (Ahdük-Çemişgezek), Hüseyin Ağa (Bidre-Çemişgezek), Silo (Amutka), Seyit Ali (Amutka), Mahmut, Elazığ Valisi Ali Cemal Bardakçı’nın 1926 tarihli raporunda Koçuşağı büyüklerinden Kör Seyit Han hakkında şöyle denilir: “Kozluca’da mukim Kör Seyit Han (Koçuşağı rüesasından) şekaveti sanatı mutade ittihaz etmiş ve Koçgiri hadisesi mahkûm ve maznunlarından bazılarını başına toplamıştır… Kervanları vuranlar bunlardır” (Bk. J.U.K’un Dersim kitabı, s. 172). Not: 1931 Kasım’ındaki Lahika’da bu aşiretten 10 ailenin Balya Kazası’na sürgünü teklif edilir. 

    Karsan Büyükleri;

    Ali Ağa, Hasan Ağa oğlu Murtaza Ağa, Hakisli Kego (Haydaranlı Kamer Ağa’nın kayınpederidir), Musa Ağa, Bertal oğlu Ali Ağa, Mehmet Onbaşı, Hiranlı (Lahika’da Harmanlı) Musa Ağa ve kardeşleri İbrahim ve Ali ağalar. Not: Lahika’da bu aşiretten 8 ailenin Uzunköprü’ye iskânı teklif edilir.  

    Lolan Büyükleri;

    Pülümür’de Dursun Ağa’nın torunları Hasan, Ahmet, Musa ağalar, Nazımiye civarındaki Sap Mezrası’nda mukim Rıza Efendi, kardeşleri Fazıl ve Resul, Rıza’nın amcazadeleri Ali ve Süleyman, Ahmet Ağa zade Resul Efendi.

    Rotanlı/Bahtiyarlı Büyükleri;

    Torumlu Yusuf Ağa, Süleyman Ağa, Veli Ağa, kardeşi Kelabi ve Kelabi oğlu Paşo, Torumlu Mehmet, Mehmet Haydar ve Ali Şan ağalar.  Not: Lahika’da adı “Botanlı” olarak yazılan bu aşiretten 7 ailenin Uzunköprü’ye iskânı teklif edilir.  

    Suranlı Büyükleri;

    Sür zade Eyyüp Ağa, Gülabi zade Timur Ağa ve yeğenleri İsmail ve Hasan ağalar, Haydar zade Paşo Ağa ve biraderleri Müdür Ağa, Ciyanlılar’ın reisi Hasan Ağa (Mazgirt’te oturur). Not: “Dersim” adlı yayında Suran aşiretinin “Ciyanlı aşireti” ile akrabalığı bulunduğu ve bu yüzden tek bir aşiret halinde oldukları kayddedilir. Lahika’da Suran aşiretinden 9 ailenin Çorlu’ya iskânı teklif edilir.  

    Haydaranlı Büyükleri;

    Mehmet Ağa, oğulları Kalman (Lahika’da “Kelman Hüseyin”) ve Hüseyin ağalar, birader zadeleri Hüseyin, Musa, Süleyman ve Ali, Ahmet Ağa oğlu Kamer Ağa (Hüseynan kabile büyüğü. Röşnek’te mukim. Hızır Ağa’nın kayınpederidir. Yaşlı olduğu için aşireti Hızır Ağa ile birlikte yönetir);  Ali Ağa oğlu Hızır (Naciyan Köyü’nün Hinkervank Mezarası’nda mukim. Lahika’da Naciyan Köyü’nün adı “Hızır Hocan” şeklinde yazılır).

    Not: Lahika’da bu aşiretten 9 ailenin Susurluk’a iskânı teklif edilir. 

    Şeyh Ahmedanlı / Mamdanlı Büyükleri

    Hızır (Hiç Köyü-Mazgirt), Nur oğlu Ali (Hiç-Mazgirt), Mehmet Ali oğlu Yako/Bako (Hiç-Mazgirt), Kego/Keko Ağa ve oğulları Kamer ve Hüseyin (Harik-Nazımiye). Not: Lahika’da kendisinden “Modanlı” olarak söz edilen bu aşiretin büyüklerinden 7 ailenin Keşan’a iskânı teklif edilir.

    Alıntı; Dersim Aşiret ve Ocaklar – Seyfi Cengiz, (Haziran 2010 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • Jandarma Umum Kumandanlığının “Dersim” adlı gizli kitabından;

    Kırğan Büyükleri veya İleri Gelenleri;

    Şat/Şad oğlu Süleyman (Sin’de mukim), Memili Ağa (Şakak’ta oturur), Paşa Ağa, Harun Ağa, Zeynel Ağa ve amcazadesi Ağa, Not: Lahika’da bu aşiret ileri gelenlerinden 2 ailenin Tekirdağ’a sürgünü teklif edilmiştir.  

    Aşağı Abbas Büyükleri;

    Zeyno zade Mustafa Ağa (Eski Dersim mebuslarından Miço/Meço Ağa, Mustafa Meçi Ağa) ve oğulları İbrahim, Yusuf, Ali, Hüseyin ve Ebubekir.  (Miço Ağa’nın 1931’de veya biraz daha önceki bir tarihte vefat ettiği anlaşılmaktadır. SC). İbrahim Ağa’nın oğlu Ahmet, Topal Ahmet (Seyit Rıza’nın damadıdır ve aşiret üzerinde en nüfuzlusudur). Mustafa Koç Ağa (Eskiden mebusluk yapmıştır. Hükümet yanlısı görünse de, gerçekte Seyit Rıza taraftarı olduğu kaydedilir). Küçük Ağa (oğulları İsmail ve eski mebuslardan Alişan).  Müslüm Ağa, Bekir Ağa, Not: Bu aşiret büyüklerinden 13 ailenin Lahika’da Bergama’ya sürgünü teklif edilmiştir.

    Kalan Aşiret Grubu Büyükleri;

    Bu grubun veya federasyonun en nüfuzlu aşiretleri Keçel ve Bal aşiretleridir. Keçel aşiretinden Kahraman oğlu Munzur Ağa ve oğulları Nuri ve Ali (Munzur zade Ali), Pir Ahmet oğlu Yusuf Efendi, Ali Şevki Efendi/Ağa, Liko (Lahika’da Mahli), Seyit Memuli, Seyit İsmail Ağa, ,Şah Cihan, Pir Hasan Bal aşiretinden Paşa Timur, Sayıcan/Saycan Ağa, Seyit Han Ağa, Hır oğlu Eyyüp Ağa (Hayır oğlu Eyyüp Ağa). Aşuran aşiretinden İbrahim Ağa (Harsi köyü), J.U.K.’nın “Dersim” adlı yayını bir yerde Yukarı Abbas aşiretini Kalan grubuna dâhil etmekte ve ileri gelenlerini şöyle saymaktadır: Seyit Rıza (Bk. Lahika) ve oğulları Seyit Hasan, Baba, İbrahim ve Hüseyin, Seyit Ali ve oğlu Hüseyin (Kirlavik/Kerlavik ve Gürk köylerinde mukim) , Şesi Hüseyin, Ahmet , ,Yusuf Ağa, Not: 1931 tarihli Lahika’da Keçel aşiretinden 4 ailenin Hayrabolu’ya, Bal aşiretinden 6 aile ile Yukarı Abbas’tan 6 ailenin Akhisar’a sürgünü teklif edilmiştir. Kalan grubuna dâhil Aşuran büyüklerinden ise 1 ailenin yine Akhisar’a iskânı tasarlanmıştır. 

    Damanlı Büyükleri;

    Süleyman Efendi, Not: Lahika’da adı “Hamanlı” olarak geçen bu aşiretten bir ailenin Akhisar’a sürgünü teklif edilmekteydi.  

    Bezgar Büyükleri;

    Topuz oğlu İbrahim (Merho’da mukim), kardeşleri Süleyman ve Mahmut, Süğütlü Ali Ağa, Memu oğlu Biro, Ali Ağa.  Not: Lahika’da bu aşiretten 3 ailenin Kırklareli’ne sürgünü teklif edilmiştir.  

    Beyit Uşağı Büyükleri;

    Süleyman oğlu Zeynel, Sol Hasanlı, Mahmut, Hasan, Hüseyin, Kerim oğlu Ali, Molla Mehmet zade Dursun, İsmail zade Zeynel, Süleyman oğlu Halil.  Not: Lahika’da bu aşiretten 9 ailenin Salihli’ye sürgünü teklif edilmiştir.    

    Topuz Aşireti Büyükleri;

    Alişar Ağa zade Veli, Deli Velo (Lahika’da Dolu Vilo) ve oğlu Mahmut Ağa, (Lahika’da Mehmet Ağa), Kara Halil oğlu Veli, Kara Ali oğlu Keko Ağa, Süğütlü kabilesi büyüğü Mehmet Ağa.  Not: Lahika’da bu aşiretten 2 ailenin Keşan’a sürgünü teklif edilmiştir.   

    Maksut Aşireti Büyükleri;

    Kasım oğlu Munzur Ağa (Ovacık Büyük Köy’de mukim), Holik kabilesi büyüğü Aydın Ağa (Büyük Köy),  Mustafa Ağa (Büyük Köy), Süleyman Efendi (Ovacık), Mahmut Ağa (Ovacık), Kahraman Efendi (Ovacık), Abbas Ağa (Ovacık) ,Çirpazinli Halil, Bozik kabilesi büyüğü “Aptal Hızır”, Han-oğulları kabile büyüğü Seyit Han (Kalan aşireti tarafından öldürüldü) , Velolu Memiş oğulları.  Not: Lahika’da bu aşiretten 9 ailenin Turgutlu’ya iskânı teklif edilir.  

    Resik Uşağı Büyükleri;

    Zeynel Ağa, Kamil Ağa, Halil İbrahim, Abbas oğlu Abbas, Bu isimlerin hepsi Oskih’te mukimdir. Koçan aşiretine “rençperlik” ettikleri söylenen Resik aşireti veya kabilesinin Ali Boğazı’ndan çıkartılıp Oskih köyüne yerleştirildikleri kaydedilir. Not: Lahika’da bu aşiretten 3 ailenin Babaeski’ye nakil ve iskânı teklif edilmiştir.

    Alıntı; Dersim Aşiret ve Ocaklar – Seyfi Cengiz, (Haziran 2010 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • Jandarma Umum Kumandanlığının “Dersim” adlı gizli kitabından;     

    Laçin Aşiret Büyükleri;

    Kakim oğlu Yusuf (“Lahika” olarak bilinen sürgün listesinde Hâkim oğlu Yusuf, Topal Yusuf), İbrahim oğlu Hüseyin, Lahika’da İbrahim Hüseyin Havlo), Halo Ağa,  Mogomorlu Rıza, Haydar ve Hasan (Lahika’da Mogomutlu Rıza anılır)

    Not: İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın Kasım 1931 tarihli raporunun “Lahika” (raporun eki olan liste) olarak bilinen sürgün listesinde Lâçin Aşiret büyüklerinden 6 ailenin Kırklareli’ne iskânı teklif edilmiştir.

    Karabal Büyükleri;

    Kango-zade Mehmet Ali (Oğulları: Veysi ve Yusuf), Ali Kego-zade Koç Ağa, Ali Kego-zade Koç Ağa’nın kardeşleri: Veli, Seyit Han, İbrahim Ağa, Hüseyin Hayri, Yusuf Cemil. Koç Ağa’nın oğulları: Hızır ve Süleyman. Temur Ağa (Oğulları: Yusuf, Hasan ve Adil)  Murtaza-zade İsmail Ağa, Mikail Ağa zade Koç Ağa, Yeşil Ağa, Hasan Hayri (Yukarı Karabal, eski Dersim mebusu), Hüseyin Ağa oğlu Ağa (Oğulları: Mahmut, vd.).

    Not: Lahika’da bu aşiretten toplam 20 ailenin Lüleburgaz ve Bandırma’ya nakil ve iskânı teklif edilmiştir.

    İksor Aşiret Büyükleri;

    Şadilli Seyit Rıza; Topal Emet, Topal Hamdi (Bk. Lahika) ,Bunların hepsi Hozat’ta oturur. Not: Lahika’da bu aşiretin büyüklerinden 2 ailenin Kırklareli’ne sürgünü teklif edilmiştir.  

    Ferhat Aşiret Büyükleri;

    Kahraman Ağa (Çocukları: Ani Hatun, Çemişgezek’te Diyap Ağa, Kalecik’te Seyit Han, Aliş, ?). Cemşit Ağa (İnci Ağa veya Zenci’de oturur). Küçük Ağa (Havişar’da oturur). Küçük Ağa’nın oğulları: Mehmet/Mahmut (Bk. Lahika).  Alişar Ağa zade Keko Ağa (Lahika’da Kengo Ağa). Cemşit Ağa’nın oğulları: Doğan, ?  Ani Hatun (Keko Ağa’nın eşi)’un oğulları: İsmail, ? Eski Dersim mebuslarından Kahraman-zade Diyap Ağa’nın oğulları: Süleyman Ağa (ve mahdumu/oğlu “Sopayanlı İsmail Ağa”), Mahmut, Veli/Vali, Hüseyin.  Not: Lahika’da bu aşiret büyüklerinden 14 ailenin Manisa’ya sürgünü teklif edilir.  

    Gilabi Aşireti Büyükleri;

    İbrahim zade Hüseyin Ağa, Cano Hasan Ağa (Lahika’da “Cano” yerine “Gona” yazılır). Bu aşiretin “Şeyh Mehmet Kelabi” adındaki kabilesinin büyükleri: Gelap Ağa ve Haydar Ağa. Not: Lahika’da bu aşiret büyüklerinden 4 ailenin Tekirdağ’a sürgünü teklif edilmiştir. 

    Kolik Aşireti Büyükleri;

    Muhtar Ağa Süleyman Efendi Not: Lahika’da bu aşiretten 2 ailenin Tekirdağ’a iskânı teklif edilir. 

    Koçgiri Aşiret Büyükleri;

    Mustafa Paşa ve oğulları Alişan ve Haydar,  Alişer Efendi, Şad oğlu Paşa Ağa, Hasan Ağa, Süleyman Ağa, Zeynel Ağa, Ağa (ve oğlu Mehmet Ağa), (Bk. J.U.K.’un “Dersim” başlıklı kitabının aşiretlerle ilgili bölümleri ve bu kitapta yayınlanan Şükrü Kaya raporunun “Lahika” diye bilinen eki. Lahika’da Koçgiri büyüklerinden 8 ailenin Tekirdağ’a iskânı teklif edilir.). 

    Alıntı; Dersim Aşiret ve Ocaklar – Seyfi Cengiz, (Haziran 2010 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1937 ve 1938 Yıllarında Kırım, Sürgün ve İdamla Dağıtılan Aşiret ve Ocak Büyükleri Hakkında Özet ve Toplu Bilgiler;

    38 öncesinde Dersim toplumunun öncü ve yönetici öznesi, benim “Aşiret ve Ocak Büyükleri” olarak tanımlamayı tercih ettiğim birkaç yüz kişilik küçük bir toplumsal katmandır. Bu katmanın bir bütün olarak “feodal”, “ağa” ya da “derebeyi” olarak tanımlanması yanlıştır. Dersim aşiret büyüklerinin adlarındaki “ağa” sözcüğünün Dersimlilerin diline Osmanlı egemenliği periyodunda Dersim’i kuşatan çevreden girdiğini sanıyorum. Buna rağmen “Ağlerê Dersimi” (Dersim Ağaları) tabiri Dersim’de farklı bir anlamda kullanılmakta, bu tabire “Pile aşirunê Dersimi” (Dersim aşiret büyükleri) gibi bir anlam yüklenmektedir. Dersimli, kendi aşiret büyüklerini kendi dilinde “ağa” olarak değil, daha çok “Pile Aşirê” veya “Pile aşiru” olarak adlandırmaktadır. Bu sözlerim Dersim’de “ağa”, “feodal” ya da “derebeyi” denebilecek bir zümrenin bulunmadığına yorumlanmamalı. Çünkü Dersim içinden çevreye doğru gidildiğinde böyle bir kesimle de karşılaşmaktayız. Bu kesimin Tanzimat sonrasındaki en ünlü ve en belirgin temsilcileri Çarşancak, Suran ve Çarekan ağalarıdır. Bu kesime bir sonraki yazıda değineceğim. Jandarma Umum Kumandanlığının “Dersim” adlı gizli kitabından ayıklanıp bir araya getirilen aşağıdaki bilgiler Dersim’in aşiret ve ocak büyükleri katmanı hakkında genel ve özet bir fikir vermektedir. Daha tam bir fotoğraf için bu bilgilerin içerdiği hataların ve eksiklerin giderilmesi gerekir. Herkes bildiği ayrıntıları ilave ederse fotoğrafın bütününü daha erken görme olanağı buluruz.   

    Alıntı; Dersim Aşiret ve Ocaklar – Seyfi Cengiz, (Haziran 2010 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • 27. Türk Süvari Tümeni ile 53. Piyade Alayının ve Bayburt, Kelkit, Kemah jandarma kuvvetlerinin hücumlarına maruz kalan bu kuvvetler çetin savaşlardan sonra Dersim’e ulaşmayı başardılar. Dersim’e iltihak eden önderler Pülür`deki Kürd aşiret kuvvetleriyle birlikte Kemah’taki Türk garnizonlarına saldırarak muhasara ettiler (kuşattılar). Bu çarpışmada Türk ordusu saflarında Dersimli Kürtlere karşı çarpışan Topal Osman yaralanarak Giresun’a kaçtı.  Karadenizli Topal Osman İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinden olan Mustafa Kemal’in mahiyetinde gizli vazifeler görmüş, sonraları Terakkiperver Hürriyet Partisi’ne mensup Trabzon milletvekili Ali Şükrü’nün katline iştirak etmişti. Bu suçtan dolayı Terakkiperver Hürriyet Partisi mensupları tarafından Ankara sokaklarında beyni parçalanarak öldürüldü. Türk Paşası (Sakallı) Nurettin Paşa derdi ki: “Türkiye’de Zo diyenleri imha ettik, Lo diyenleri de ben kökünden temizleyeceğim.” (Zo diyenler Ermeni, Lo diyenlerde Kürtlerdir.) İnsanlık düşmanı Nurettin Paşa bu emelinde muvaffak olamadı. Fakat onun kurmay başkanı ve aynı zamanda damadı olan, o dönemlerde Albay rütbesinde bulunan Abdullah Alpdoğan korgeneralliği döneminde 1937-38 Dersim de 40 bin kürdü katlederek bu emeline ulaştı.  

    Alıntı; Koçgiri İsyanı – İnternet (Ocak 2010 – Sf. 10) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Yıl 1919. Hozat’ın Axdat köyünde Seyid Rıza’nın önderliğinde Kürdistan bayrağı dalgalanıyordu. Seyid Rıza Türk kuvvetlerine akınlar yaparak zayiat verdiriyordu. Yunanlıların batı cephesinde Türk devletine saldırmaları üzerine Ankara`daki Türk hükümeti, Sivas hapishanesinde bulunan Alişan ile beraber 400 kadar Kürt’ü serbest bıraktıktan sonra Seyit Rıza’yla barış yapma siyasetine başvurdular.

    15 Haziran 1920’de Seyit Rıza toplantı yerine geldiğinde, Mustafa Kemal namına görevli bulunan Hacı Fevzi’nin Erzincan’a gittiği haberini aldı. Bunun üzerine Seyid Rıza aşiretiyle birlikte Dersim’e döndü. Bir müddet sonra ise Alişan ile Haydar Bey Koçgiri`ye gönderildiler. Ankara’daki Mustafa Kemal hükümetince vaad edilen Dersimli Kürt heyetinin isteklerine gelince, bu istekler Koçgiri hadisesine memur Nurettin Paşa tarafından reddedildi. Yunanlılar geri çekildikten sonra Atatürk, Alişan ile Haydar Bey’i İstanbul’a celp edip, orada ikamete mecbur etti. 1931’de ilan edilen genel aftan yararlanarak tekrar Koçgiri`ye döndülerse de Zara kaymakamı Şükrü tarafından idare edilen Türk örgütü evlerine bomba attı. Haydar Bey yaralı olarak kurtuldu, Alişan Bey de şehit oldu.

    Alıntı; Koçgiri İsyanı – İnternet (Ocak 2010 – Sf. 11) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Koçgiri Aşireti lideri Haydar Bey 2.000 kişilik bir kuvvetle 23 Nisan 1920’de, Erzincan ile Pilemori (Pülümür) istikametinden, Dersim kuvvetlerine iltihak üzere yola çıkmıştı. Haydar Bey’in komutasında bulunan kuvvetlerden Osmanlı hükümeti tedirgindi. Kürt aşiret lideri Haydar Bey’in kuvvetleri doğuya ilerledikçe, onun güçlerini arkadan takip ediyorlardı. Haydar Bey’in güçleri Erzincan’ın kuzeyinden geçerek Kureşan aşireti dâhiline yerleştiler. Haydar Bey’in planı; Kureşan (1) ile Balaban aşireti arasından Pülümür ile Tercan geçidini aşarak Dersim’e ulaşmaktı. Aile efradını (fertlerini) Dersim’e bıraktıktan sonra buradan alacağı taze kuvvetlerle yeniden Koçgiri’ye dönmekti. Fakat bu güçler Dersim’e girdiklerinde Erzincan’daki Türk paşasından rüşvet alan Kor Paşo tarafından engellendiler. Kor Paşo’nun, Osmanlı Hükümetinden alıp Haydar Bey’in Güçlerini engellemeleri nedeniyle Haydar Bey’in güçleri geri dönerek, Türk kuvvetleri ile çarpışa çarpışa Koçgiri dağlarına çekildiler. Koçgiri’nin tüm cephelerinde harp bütün şiddetiyle devam etmekteydi. Karadenizli Topal Osman’ın çetelerinin estirdiği vahşet ise had safhasındaydı. Türk kuvvetleri dağlar arasındaki vadilerle mağaralara sığınıyorlardı. Koçgiri’li Kürk aşiret lideri Haydar’ın ailesiyle çocukları Türk kuvvetleri tarafından esir alınarak Sivas’a getirildiler. Kurmeşan, Canbegan ve Şadan aşiretlerinden Türk kuvvetlerine teslim olanlar, hükümet birlikleri tarafından toplanarak imha edilmişlerdi. Teslim olmayanlarsa Türk ordu birliklerine karşı çarpışmaya devam ediyorlardı. Türk ordusu komutanı Nurettin Paşa, Haydar Bey’i ele geçirmek amacıyla Sivas Beylerinden bazılarını Zara’ya getirerek, Harp sahasında Haydar Beyle bir mülakat yaptırmıştı. Sivas beyleri Haydar Beyi birçok vaatlerle kandırarak ordu merkezine götürmüşlerdi. Bin kişilik silahlı gücüyle birlikte Türk ordu komutanlarına teslim olan Haydar Beyin komutasında bulunan kuvvetlerden 400 kadarı Sivas hapishanesine gönderilmiş, geriye kalan 600 kişi de batıdaki vilayetlere sevk bahanesiyle katledilmişlerdi. Sivas’taki beylerin hıyaneti üzerine Koçgiri’de bulunan Dersim kuvvetleri Dersim’e sığınma kararı almışlardı. Haydar Beyin yerine Koçgiri aşiretini Mahmut Bey idare etmekteydi. Alişer ile diğer komutanlardan Veteriner Dr. Yzb. Nuri, Sabri, Ciqiz Mehmet Ali Tarbazlı Meme, Qimil Aziz, Dilo, Paşo ve Abas gibi komutanlarda, komutaları altında bulunan güçlerle Divriği, Kuruçay ve Arapgir dağlarında harp ede ede Dersim’e iltihaka (katılmaya) mecbur kalmışlardı.

    Alıntı; Koçgiri İsyanı – İnternet (Ocak 2010 – Sf. 9) internet sayfasından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2010); Kureşan Aşireti, Kemal Kılıçdaroğlu’nun mensubu olduğu aşirettir.

  • 20 Ekim 1920de Sivas, Kangal, Divriği arasında hareket eden Türk postası, Dumarca dağlarında Canbeganlı Kürt aşireti tarafından müsadere edildi (mallarına el konuldu). Bu arada Ankara’daki Türk Hükümeti de 54. Süvari alayını Sivas’tan Koçhisar’a 32. Süvari Alay’ını da Tokat’tan Sivas’a, Erzincan’daki jandarma kuvvetlerini de Refahiye’ye intikal ettirdikten, Sivas, Erzincan ve Mezra vilayetlerinde sıkıyönetim ilan etti. (15 Mart 1921). Alişan Bey’in Dersim’de kalarak teşkilat yapmaya devam etmesi Ankara’daki Türk Hükümetini müşkülata sokuyordu. Kürt hareketi başarıyla sona erdiği ve Kürdistanı kurmaya muvaffak olduğu takdirde, Ankara hükümetinin mevkiinde tutunamayarak dağılacağı ortadaydı. Bu nedenden dolayı Ankara’daki Türk Hükümeti Kürt aşiretlerini kandırmak amacıyla Koçgiri’ye bir heyet gönderdi. Sivas ile Ankara üzerine vukuu muhtemel hücumları önlemek için de Türk kurmay heyeti 14. Süvari birliği ile 13. Süvari Tümenini Sivas’a göndererek harekâtın doğu ve kuzeye yayılmasını önlemeyi amaçladı. Bundan başka Mezra ve Erzurum merkezlerine önemli kuvvetler sevk etti. Türk Generali Nurettin Paşa’nın komutasında bulunan birlikler Kurmesan aşiretine hücum ederek yakıp yıktılar Kurmesan aşiretine hücum ederek, köylerini yakıp yıktılar. Kurmesan aşireti lideri Güzel Ağa; Türk birliklerine karşı günlerce savaştı ve şehit oldu. Bu aşamadan sonra ise Kurmesan aşireti kısmen Koçgiri ile Zara istikameti, kısmen de Kangal ile Divriği istikametinde ilerleyerek Şadan ve Canbegan aşiretleri mıntıkalarına çekildiler. Kurmesanlı güçlerin çekilmeleri ve Türk kuvvetlerinin baskıcı tutumları üzerine Dersim kuvvetleri Kemah ile Erzincan arasını keserek, Türk kuvvetlerini geri püskürdüler. Harp bütün şiddetiyle devam ederken, Koçgiri Kürt aşiretine mensup bulunan bir kısım güçler de Zara civarlarında harp ediyorlardı. Bu arada Kürt komutanlardan Umraniye cephesi komutanı “Azamet Bey” şehit oldu. O günlerde Karadenizli Topal Osman’ın çetesi de Şebinkarahisar’da bulunan Türk jandarma kuvvetleri ile birlikte Koçgiri’li Kürt aşireti liderlerinden Haydar Bey’in konağına saldırdılar. Konak yakılıp yıkıldı. Dersim’den Kasım oğlu Munzur’un komutasında bulunan kuvvetler “Beyto” adlı Kürt aşireti kuvvetleri ile birlikte hareket ederek Kemah mıntıkasına geldiler. Bu güçlere Kamerik nahiyesi mıntıkasında bulunan başka aşiret kuvvetleri de katıldılar. Ve Erzincan’da Türk kuvvetlerinin ününü keserek Koçgiri aşireti üzerine hareket etmekte olan bu kuvvetlerin hareketini geciktirdiler. Erzincan’ın güney kesiminde bulunan Aşuran aşireti de, Dersimli Seyit Rıza’dan aldıkları ilham ile Erzincan’daki Türk birliklerine saldırıya hazırlanmışlardı. Fakat Koçgiri’de bulunan Kürt birlikleri Osmanlı ordusu tarafından önü ve arkası kesilmek suretiyle harekât dışı bırakılmışlardı. Aşiret ile cephe komutanlarından Sabit ve Bahri Beyler şehit oldular. Harp sahasında bulunan kadın ve çocukların Dersim’e nakli kararlaştırıldı.

    Alıntı; Koçgiri İsyanı – İnternet (Ocak 2010 – Sf. 8) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Meço Ağa’nın safça tutumunu gören Diyap Ağa da Mustafa Kemal’in kendilerine sunduğu koltuğu geri tepmeyip Ankara’nın yolunu tutmuştu. Mustafa Kemal, Hozatlı iki Alevi Kürt ağasını aldattıktan sonra, Dersimli Mustafa’yı Kerebelo aşiretinden kolağalıktan emekli Kongo oğlu Ahmet Ramiz’i ve Binbaşı Kürd Hasan Hayri’yi de kandırarak, bunların da Dersim milletvekili olduklarını ilan etmişti. Dersim fiilen bağımsızdı. İdare başkanlığını Seyid Rıza üstlenmişti. Seyid Rıza, Kürdistan adına faaliyete devam ediyordu. Ankara Hükümetiyle para ve menfaat uğruna işbirliği yapan Meço ve Diyap Ağalar, Seyid Rıza’ya gönderdikleri Mektuplarda; “Kürdistan’ın bağımsızlığını yakında Mustafa Kemal’den koparacaklarını” beyan ediyorlardı, ya da Mustafa Kemal onları kandırıyordu.

    Mustafa Kemal, Koçgiri’li Alişan’ı da elde etmek istiyordu. Bu planını gerçekleştirmek amacıyla önceden kandırdığı Hozatlı Kürd milletvekilleri Meço ve Diyap Ağaları elçi olarak Alişan beye göndererek, bu emellerini gerçekleştirmek istedi. Maksadı Maço ve Diyap Ağalar vasıtasıyla Alişan Bey’i kandırıp Ankara’ya götürmek ve orada Dersim Milletvekili ilan etmekti. Bunu da kabul etmediği takdirde, Sivas’ta bir yüksek memurluğa tayin ettirmek suretiyle onu Dersim davasından ayırmayı sağlamaktı. Mustafa Kemal bu planıyla Seyid Rıza’yı tek başına bırakmayı hedeflemişti. Fakat Alişan Bey mevsim dolayısıyla Dersim’den ayrılmasına sıhhi durumunun el vermediğini beyan ederek, Mustafa Kemal’in bu isteğini geri çevirdi.

    Seyid Rıza büyük bir kuvvetle Dersimin merkezi bulunan Hozat’ı işgal etti ve Ankara’ya çektiği bir telgrafta; “Ankara’da bulunan Meço Ağa, Diyap Ağa, Hasan Hayri ve Mustafa gibi Dersim adına milletvekili tayin edilmiş bulunan şahısların, Dersim’i temsil etmeye selahiyetlerinin bulunmadığını, Dersim halkının bu kişileri kabul etmediğini, Dersim’in, bağımsız Kürdistan istediğini, Dersim’in bu isteği Ankara Hükümet’ince kabul edildikten sonra, ancak Kürdistan’ın bir konfederasyon şeklinde Ankara Hükümetiyle işbirliği yapabileceğini“ bildirdi.

    Alıntı; Koçgiri İsyanı – İnternet (Ocak 2010 – Sf. 6) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Malatya’nın Arapgir ilçesi mıntıkasında Direjan Atmiyan, Tevrik (Divriği) dağlarında da, Parcikan’lı Kürd aşiretleri Milli Hareketlere iştirak edeceklerini vaad etmişlerdi. Aralarında varılan anlaşmaya göre ilk önce Dersim’de Kürdistan’ın istiklali ilan edilecekti. Hozat’ta Kürdistan bayrağı çekilecek, Kürd Mili Kuvveti; Erzincan, Mezra ve Malatya istikametinden Sivas’a doğru hareket ederek Ankara hükümetinden resmen Kürdistan’ın istiklalini tanımasını isteyecekti. Türkler, bu istekleri kabul edeceklerdi. Çünkü bu istekler silah kuvvetiyle de desteklenmiş olacaktı.

    Bu planın tatbik sahasına konulabilmesi için ilkbaharın beklenmesi zaruriyeti vardı. Fakat bu harekâtın ilkbahar gibi uzun bir zamana kadar bekletilmesi Türk hükümetinin harekâttan haberdar olmasına neden oldu. Türkler bu harekâta karşı tedbir olarak Hozat’lı feodal Kürd ağalarından Meço ile Diyap ağaları Dersim mebusu olarak tayin edildiklerini, Kürtlerin arzularına göre kararlar verileceğini, esasen Kürdistan isteğine kabule mazur (zorluk, arıza)  bulunmadığını Mezra Valisi Türk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal adına ilan ediyor ve bu ilanı Pertek ilçesine gelerek Dersimli Meço Ağa’yı aldatmış olarak ve onu yedeğine alarak Mezra’ya oradan da Ankara’ya götürüp Mustafa Kemal ile görüştürmüştü.

    Alıntı; Koçgiri İsyanı – İnternet (Ocak 2010 – Sf. 3) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Hozat’ta Kürd aşiretleri tarafından yapılan ittifak neticesinde, Ankara hükümetinden Sevr antlaşmasına uyulması istenmişti. Dersimli liderlerin isteklerine karşılık Ankara Hükümeti de hile ve aldatmacılıkla Dersim’deki durumu yatıştırmaya çalışmışsa da bunda başarılı olamamıştır. Türk Hükümetinin aldatıcı tavırlarına karşılık Dersimli liderler de bir telgraf çektiler. Bu telgrafa Ankara hükümeti karşılık vermedi. Ancak Kürdleri oyalamak için Mezra Vilayeti vasıtasıyla, hükümetin Kürdistan’ın isteklerine rıza gösterdiğini bildirmek suretiyle zaman kazanma yoluna sapmıştı. Aslında bu bir oyalama taktiğiydi. Mevsimin kış karında çok yağmış olması bölgede hareketin yapılmasına izin vermiyordu. Bu nedenle Dersimliler hareketin ilkbahar sonlarında yapılmasında karar vermişlerdi.

    Alıntı; Koçgiri İsyanı – İnternet (Ocak 2010 – Sf. 3) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Alişan Beyin Refahiye kaymakam vekili olmaları sıfatıyla, Dersim kuvvetlerinin takibi bahanesiyle 100 kişilik bir birlikle Pülür (Pülümür olmalı) ilçesine gitti. Ve Pülür’deki liderlerle Kürdistan’daki durumu görüştü. Alişan Bey Pülür’deki Kürd aşiret liderleriyle birlikte Hozat’a gidip oradaki Kürd aşiret liderleriyle de temas kurdu. Hozat ile Malkisi mıntıkasında bulunan Kürd aşiret liderleri genel bir toplantı yaparak Kürdistan’ın bağımsızlığı için hazır bulunduklarını ve Batı Dersim’de 45.000 kişilik muntazam bir birliğin teşkilatlandırıldığını vurguladılar.        

    Bilindiği gibi 1918’de ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve Osmanlı imparatorluğu gibi birçok irili ufaklı devletlerin imzaladıkları Sevr antlaşması mucibince (gereğince), Doğu ve Güneydoğu’da Kürdistan devletinin kurulması karara bağlanmıştı.

    Alıntı; Koçgiri İsyanı – İnternet (Ocak 2010 – Sf. 3) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • 1918 yılında Kangal ilçesine bağlı Yellice nahiyesinin Hüseyin Abdal tekkesinde Kürd istiklal savaşının tecellisi (gerçekleştirilmesi) hususunda bir toplantı yapıldı. Bu toplantıya Kurmesan, Canbegan ve bölgede bulunan diğer Kürd aşiretleri katıldılar. Toplantıda hazır bulunanlar ant içerek, Sevr antlaşmasının tatbiki ile Amed, Bitlis, Van, Dersim ve Sivas – Koçgiri mıntıkalarını kapsayan bölgede bağımsız Kürdistan kurmak için silaha sarılmaya ve bu uğurda sonuna kadar savaşmaya ittifakla karar verdiler. 

    Antlaşma gereğince; Kürtler, civardaki merkezlerden cephane tedarik ediyorlardı. Bu arada, Dersim’den gelen son raporlarda; muntazam teşkilatlı 45.000 kişilik Kürd kuvvetinin Batı Dersim’de harekâta hazır olduğu ve bu harekâta Doğu Dersim kuvvetlerinin de dâhil olacağı bildirilmekte idi. Buna paralel olarak Mezre’nin (Elâzığ) merkezinde de Kürdistan Teali Cemiyeti şubesinin açıldığı beyan edilmekte idi.  Sivas bölgesinin doğusu ile kuzey Kürdiler bölgeye hâkim idiler. 

    Temmuz 1920’de Misto komutasında bulunan bir Kürt birliği Zara ilçesine bağlı Çulfa Ali karargâhına hücum ederek, bu karakolda bulunan Türk askerlerini komutanlarıyla birlikte esir aldılar. Bu cihetten dolayı Türk hükümeti; Sivas ve Erzincan’dan Kangal ile Zara merkezlerine Silah ve mühimmatı sevk edemiyordu. Kürtler Türk karakollarına hücum ederek, bu karakollarda bulunan silah, mühimmat ve cephaneleri ellerine geçirmeye devam ettiler. Ağustos 1920’de Şadili Kürd aşireti lideri Paşo, büyük bir kuvvetle Türk hükümeti tarafından Kuruçay’a gönderilmekte olan cephaneyi ele geçirdikten sonra, Türk askerlerini de esir aldı. Bundan sonra Refahiye ilçe merkezini işgal edip, kendisini Kürd milli kuvvetleri komutanı olarak ilan etti.  Bu durumdan endişelenen Türk hükümeti, mahalli durumu düzeltmek amacıyla Kürd aşiret lideri olan Alişan Bey’i Refahiye kaymakamlığı vekilliğine, kardeşi Haydar Bey’i de Umraniye müdürlüğüne atadı. Türk devleti bu politikasıyla Kürd istiklalini bastırmayı ve boğmayı amaçlamıştı.

    Dersim’de güçlü bir teşkilat oluşturan Kürd liderler Alişan Bey’in gidip, durumu yerinde tespit etmesi ve mahallinde yapılacak programa göre hareket edilmesini kararlaştırdılar. Bu kararların alındığı 20 Ekim 1920’de Dersim’den hareket eden bir Kürd kuvveti Giresun’dan Eyil’e gelmekte olan Türk cephane kuvvetlerini Kuruçay ilçesinin Kamho mıntıkasında kıstırarak silah ve cephaneyi ele geçirdiler. 

    Alıntı; Koçgiri İsyanı – İnternet, (Ocak 2010 – Sf. 3) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Daha önce İstanbul’da kurulmuş bulunan Kürd Teali Cemiyeti 1918’de güçlendi. Bu cemiyetin lideri Seyyid Taha oğlu Seyyid Abdulkadir idi. Cemiyet bünyesinde İstanbul’da yapılan genel bir toplantıda; “Kürdistan istiklalinin ilanına karar verilmesi ve Kürdistan’da bir tek ecnebi kuvvet kalmaması.” karara bağlandı. Fakat Seyyid Abdulkadir bu karara itiraz ederek; “Türklerin düşkün oldukları, yani Ruslara yenik durumda bulundukları bir zamanda onlara darbe indirmemizin Kürtlük onuruna yakışmadığını” ileri sürüyor ve “şimdilik Türklere yardım etmeliyiz” tezini savunuyordu. Kürt Teali Cemiyeti Başkanı olan Seyyid Abdulkadir, genç üyeleri kandırmak için: “Türklerin esasen bir Kürdistan kurmak isteğini kabul ettirmiş olduklarını ve Osmanlı padişahına bağlı bir Kürd idaresi tesisine rıza gösterdiklerini” bildiriyor ve “Türkler; bu vaatlerinden döndükleri takdirde, Kürt halkının pazu (kol kuvveti, bilek kuvveti ile yani zorla) kuvvetiyle hakkını almaya muktedir olduğunu” ileri sürüyordu. Bu durumuyla Seyyid Abdulkadir Türk ajanı rolünü üstlenmişti. Genç üyelerden bir kısmı bunun farkındaydılar. Ama üyelerin büyük çoğunluğu onun tezini savunuyorlardı. Seyyid Abdulkadir’in hıyanetinden sonra, Dersimliler onunla olan ilişiği kestiler.

    Alıntı; Koçgiri İsyanı – İnternet, (Ocak 2010 – Sf. 1) internet sayfasından birebir alınmıştır.