Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Zevâbıt; Tutanaklar

    Madde 100: Büyük Millet Meclisine merbut ve Devletin varidat ve masarifatını kanunu mahsusuna tevfikan murakabe ile mükellef bir Divanı Muhasebat müessestir (Sayıştay kurulmuştur).

    Madde 101: Divanı Muhasebat umumi mutabakat beyannamesini taallûk ettiği hesabı katî kanununun Maliyece Büyük Millet Meclisine takdimi tarihinden itibaren nihayet altı ay zarfında Meclise takdim eder. 

    Madde 102: İşbu Teşkilâtı Esasiye Kanununun tadili aşağıdaki şeraite tabidir:

    Tadil (değişiklik) teklifi Meclis âzâyı mürettebesinin lâakal bir sülüsü (en az üçte biri) tarafından imza olunmak şarttır.

    Tadilât ancak adedi mürettebin sülüsan ekseriyeti arâsiyle kabul olunabilir.

    İşbu kanunun şekli Devletin Cumhuriyet olduğuna dair olan birinci maddesinin tadil ve tağyiri hiçbir suretle teklif dahi edilemez.

    Madde 103: Teşkilâtı Esasiye Kanununun hiçbir maddesi, hiçbir sebep ve bahane ile ihmal veya tatil olunamaz.

    Hiçbir kanun Teşkilâtı Esasiye Kanununa münafi olamaz.

    Madde 104: 1293 tarihli Kanunu Esasi ile mevaddı muaddelesi ve 20 Kânunusani 1337 tarihli Teşkilâtı Esasiye Kanunu ve müzeyyelât ve tadilâtı mülgadır. Madde 105: Bu kanun tarihi neşrinden itibaren meriyülicradır. Muvakkat Madde- Türkiye Büyük Millet Meclisine intihap edilen ve edilecek olan bilumum mensubini askeriyenin tabi olacakları şerait hakkındaki 19 Kânunuevvel 1339 tarihli kanun ahkâmı bakıdır.

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 15) internet sayfasından birebir alınmıştır.

                                                          

  • Altıncı Fasıl: Mevaddı Müteferrika Vilâyat, Vilayetler İle İlgili Maddeler;

    Madde 89: Türkiye coğrafi vaziyet ve iktisadi münasebet noktai nazarından vilâyetlere, vilâyetler kazalara, kazalar nahiyelere münkasimdir (bölünmüştür, taksim edilmiştir) ve nahiyeler de kasaba ve köylerden terekküp eder (oluşur)

    Madde 90: Vilâyetlerle şehir, kasaba ve köyler hükmî şahsiyeti haizdir. 

    Madde 91: Vilâyetler umuru tevsii mezuniyet ve tefriki vezaif esası üzerine idare olunur. (vilayetler işlerde geniş izin ve görevlerin taksimi esasına göre idare edilir).

    Memurin 

    Madde 92: Hukuku siyasiyeyi haiz her Türk ehliyet ve istihkakına göre Devlet memuriyetlerinde istihdam olunmak hakkını haizdir.

    Madde 93: Bilûmum memurların evsafı, hukuku, vezaifi, maaş ve muhassasatı ve sureti nasp ve azilleri ve terfi ve terakkileri kanunu mahsus ile muayyendir.

    Madde 94: Kanuna muhalif olan umurda âmire itaat memuru mesuliyetten kurtaramaz.

    Umuru maliye

    Madde 95: (Özgün hali) Muvazenei Umumiye Kanunu mütaallik olduğu senei maliyenin duhulünde mevkii icraya konulabilmek için lâhiyası ve merbutu bütçeler ve cetveller nihayet Teşrinisani iptidasında Meclise takdim olunur. (Değişik: 10/12/1931 – 1893 S. Kanun/ md. 1) “Muvazenei Umumiye (bütçe) Kanunu lâyihası ve buna bağlı bütçeler ve cetveller ile mülhak bütçeler Meclise malî yıl başından en az üç ay evvel takdim olunur.”

    Madde 96: Devlet emvalinden muvazene haricinde sarfiyat caiz değildir. (Devlet malında bütçe haricinde harcama uygun değildir.)

    Madde 97: Muvazenei Umumiye Kanununun hükmü bir seneye mahsustur.

    Madde 98: Hesabı Katî Kanunu, mütaallik olduğu sene bütçesinin devrei hesabiyesi zarfında istihsal olunan varidat ile yine o sene vuku bulan tediyatın hakikî miktarını mübeyyin kanundur. Bunun şekil ve taksimatı muvazenei umumiye kanununa tamamıyla mütenazır olacaktır. 

    Madde 99: Hesabı katî kanununun lâhiyası mütaallik olduğu senenin sonundan itibaren nihayet ikinci senenin Teşrinisanisinin iptidasına kadar Büyük Millet Meclisine takdim olunmak mecburidir. 

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 14) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Beşinci Fasıl: Türklerin Hukuku Âmmesi; Türklerin Genel Hukuku

    Madde 75: (Özgün hali) Hiçbir kimse mensup olduğu din, mezhep, tarikat ve felsefî içtihadından dolayı muaheze edilemez. Asayiş, âdabı muaşereti umumiye ve kavanine mugayir olmamak üzere her türlü âyinler serbesttir.

    Madde 75: (Değişik: 5/2/1937 – 3115 S. Kanun/md. 8) Hiçbir kimse mensup olduğu felsefî içtihad (görüş, bakış açısı), din ve mezhebden dolayı muahaze edilemez (azarlanamaz, hakarete uğrayamaz). Asayiş ve umumî muaşeret âdabına (genel görgü adabına) ve kanunlar hükümlerine aykırı bulunmamak üzere her türlü dinî âyinler yapılması serbesttir.

    Madde 76: Kanun ile muayyen olan usul ve ahval haricinde kimsenin meskenine girilemez ve üzeri taharri edilemez (aranamaz).

    Madde 77: Matbuat, kanun dairesinde serbesttir ve neşredilmeden teftiş, muayeneye tabi değildir.

    Madde 78: Seferberlikte idarei örfiye (sıkıyönetim) halinde veyahut müstevli emrazdan (sâri hastalıktan) dolayı kanunen müttehaz tedabir icabatından (kanunen kabul edilen önlemler gereği) olarak vazedilecek takyidat müstesna (uygulanacak kısıtlamalar istisna) olmak üzere seyahat hiçbir suretle takyidata (kısıtlamaya) tabi tutulamaz.

    Madde 79: Ukudun (anlaşmaların), sâyü amelin (çalışmanın), temellük (mülk edinme) ve tasarrufun, içtimaatın (toplanmanın), cemiyetlerin ve şirketlerin hududu hürriyeti kanunlar ile musarrahtır. (hürriyetlerinin sınırı kanunlarla açıklanmıştır)

    Madde 80: Hükümetin nezaret ve murakabesi (gözetim ve denetimi) altında ve kanun dairesinde her türlü tedrisat (öğretim) serbesttir.

    Madde 81: Postalara verilen evrak, mektuplar ve her nevi emanetler salâhiyettar müstantık (yetkili sorgu yargıcı) ve mahkeme kararı olmadıkça açılamaz ve telgraf ve telefon ile vâkı olan muhaberatın mahremiyeti ihlâl olunamaz. 

    Madde 82: Türkler, gerek şahıslarına, gerek âmmeye mütaallik olarak kavanin ve nizamata muhalif gördükleri hususatta merciine ve Türkiye Büyük Millet Meclisine münferiden veya müçtemian (topluca) ihbar ve şikâyette bulunabilirler. Şahsa ait olarak vuku bulan müracaatın neticesi müstediye tahriren tebliğ olunmak (dilekçe sahibine yazılı olarak bildirilmek) mecburidir. 

    Madde 83: Hiçbir kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir mahkemeye celp ve sevk olunamaz. 

    Madde 84: Vergi, Devletin umumi masarifine halkın iştiraki demektir. Bu esasa mugayir olarak hakikî veya hükmî şahıslar (gerçek veya tüzel kişiler) tarafından veya onlar namına rüsum (harç), âşar ve sair tekâlif (aşar vergisi ve diğer vergilerin) alınması memnudur (yasaktır). 

    Madde 85: Vergiler ancak bir kanun ile tarh ve cibayet olunabilir (vergi konulup toplanabilir). Devlet, vilâyet idarei hususiyeleri ve belediyelerce teamülen cibayet edilmekte olan rüsum ve tekâlifin (verginin) kanunları tanzim edilinceye kadar kemakân (eskiden olduğu gibi) cibayete devam olunabilir. 

    Madde 86: Harb halinde veya harbi icabettirecek bir vaziyet hudusunda (ortaya çıkışında) veya isyan zuhurunda veyahut Vatan ve Cumhuriyet aleyhinde kuvvetli ve fiilî teşebbüsat vukuunu müeyyit katî emarat görüldükte İcra Vekilleri Heyeti müddeti bir ayı tecavüz etmemek üzere umumi veya mevzii idarei örfiye (yerel sıkıyönetim) ilân edebilir ve keyfiyet hemen Meclisin tasdikine arzolunur. Meclis idarei örfiye müddetini indelicap (gerektiğinde) tezyid veya tenkis edebilir (artırıp eksiltebilir). Meclis müçtemi değilse derhal içtimaa davet olunur. 

    İdarei örfiyenin fazla temadisi Meclisin kararına mütevakkıftır (bağlıdır).

    İdarei örfiye, şahsi ve ikametgâh masuniyetlerinin (kişi ve hane dokunulmazlığının), matbuat (basın), müraselât (mektuplaşmalar), cemiyet, şirket hürriyetlerinin muvakkaten takyit veya talikı (geçici olarak sınırlanması ve ertelenmesi) demektir.

    İdarei örfiye mıhtakisiyle bu mıntıka dâhilinde tatbik olunacak ahkâm ve muamelâtın sureti icrası ve harb halinde dahi masuniyet ve hürriyetlerin tarzı takyit ve talikı (sınırlanması ve ertelenmesinin şekli) kanunla tespit olunur. 

    Madde 87: İptidai tahsil (ilköğretim) bütün Türkler için mecburi Devlet mekteplerinde meccanidir (ücretsizdir).

    Madde 88: Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle (Türk) ıtlak olunur (adlandırılır).

    Türkiye’de veya hariçte bir Türk babanın sulbünden doğan veyahut Türkiye’de mütemekkin (mekânı olan) bir ecnebi babanın sulbünden (soyundan) Türkiye’de doğup da memleket dâhilinde ikamet ve sinni rüşte vusulünde (reşit olma yaşına geldiğinde) resmen Türklüğü ihtiyar (kabul) eden veyahut Vatandaşlık Kanunu mucibince Türklüğe kabul olunan herkes Türk’tür. Türklük sıfatı kanunen muayyen olan ahvalde izale edilir (kaldırılır)

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 13) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Beşinci Fasıl: Türklerin Hukuku Âmmesi; (Türklerin genel hukuku)

    Madde 68: Her Türk hür doğar, hür yaşar. Hürriyet, başkasına muzır olmıyacak her türlü tasarrufatta bulunmaktır.  Hukuku tabiiyeden olan hürriyetin herkes için hududu başkalarının hududu hürriyetidir. Bu hudut ancak kanun marifetiyle tesbit ve tâyin edilir.

    Madde 69: Türkler kanun nazarında müsavi ve bilâistisna kanuna riayetle mükelleftirler. Her türlü zümre, sınıf, aile ve fert imtiyazları mülga ve memnudur (kaldırılmıştır ve yasaktır).

    Madde 70: Şahsi masuniyet (kişisel dokunulmazlık), vicdan, tefekkür (fikir üretme), kelâm, neşir, seyahat, akit, sâyü amel (çalışma), temellük (mülk edinme) ve tasarruf, içtima (toplanma), cemiyet, şirket, hak ve hürriyetleri Türklerin tabii hukukundandır.

    Madde 71: Can, mal, ırz, mesken her türlü taarruzdan masundur (korunaklıdır)

    Madde 72: Kanunen muayyen (belirlenmiş) olan ahval ve eşkâlden başka bir suretle hiçbir kimse derdest (gözaltı) ve tevkif edilemez.

    Madde 73: İşkence, eziyet, müsadere (devlet adına mala el koymak) ve angarya memnudur (yasaktır).

    Madde 74: (Özgün hali) Menafii umumiye için lüzumu usulen tahakkuk etmedikçe ve kanunu mahsus mucibince değer pahası peşin verilmedikçe hiçbir kimsenin malı istimval ve mülkü istimlâk olunamaz. Fevkalâde ahvalde kanun mucibince tahmil olunacak nakdî, aynî ve sayü amele mütaallik mükellefiyetler müstesna olmak üzere hiçbir kimse hiçbir fedakârlığa icbar edilemez.

    Madde 74: f1. (Değişik: 5/2/1937 – 3115 S. Kanun/md. 7) Umumî menfaatler için lüzumu, usulüne göre anlaşılmadıkça ve mahsus kanunla mucibince değer pahası peşin verilmedikçe hiçbir kimsenin malı istimval ve mülki istimlâk olunamaz. Çiftçiyi toprak sahibi yapmak ve ormanları Devlet tarafından idare etmek için istimlâk olunacak arazi ve ormanların istimlâk bedelleri ve bu bedellerin tediyesi (ödenmesi) sureti, mahsus kanunlarla tayin olunur.  Fevkalâde hallerde kanuna göre tahmil olunacak para ve mal ve çalışmaya dair mükellefiyetler müstesna olmak üzere hiçbir kimse hiçbir fedakârlık yapmağa zorlanamaz.

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 13) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Divanı Âli; Yüce Divan

    Madde 61: (Özgün hali) Vazifelerinden mümbais hususatta İcra Vekilleriyle Şûrayı Devlet ve Mahkemei Temyiz rüesa ve âzasını ve Başmüddeiumumiyi muhakeme etmek üzere bir (Divanı Âli) teşkil edilir. Madde 61: f1. (İlk Değişiklik: 5/2/1937 – 3115 S. Kanun/md. 6) Vazifelerinden münbais hususatta İcra Vekilleri ile siyasî müsteşarları ve Şurayı Devlet ve Temyiz Mahkemesi rüesası ve azasını ve Cumhuriyet Başmüddeiumumisini muhakeme etmek üzere bir (Divanı Âli) teşkil edilir.

    Madde 61: f1. (Son Değişiklik: 29/11/1937 – 3272 S. Kanun/md. 6) Vazifelerinden münbais hususatta İcra Vekilleri ile Şûrayı Devlet ve Temyiz Mahkemesi rüesa ve azasını ve Cumhuriyet Baş müddeiumumisini muhakeme etmek üzere bir Divanı Âli teşkil olunur.

    Madde 62: Divanı Âli âzalığı için on biri Mahkemei Temyiz, onu Şûrayı Devlet rüesa ve âzası meyanından ve kendi Heyeti Umumiyeleri tarafından ledeliktiza (gerektiğinde) reyi hafi (gizli oy)  ile yirmi bir zat intihap olunur. Bu zevat reyi hafi ve ekseriyeti mutlaka ile içlerinden birini Reis ve birini reis vekili intihap ederler.

    Madde 63: Divanı Âli bir Reis ve on dört âza ile teşekkül ve ekseriyeti mutlaka (mutlak çoğunluk) ile karar ittihaz eder.  Mütebaki altı zat ledelicâp (icap ettiğinde) Heyetin noksanını ikmal için ihtiyat âza (yedek üye) vaziyetindedirler. İşbu ihtiyat âza üçü Mahkemei Temyiz (Yargıtay), üçü Şûrayı Devletten müntahap âza arasından olmak üzere kura ile tefrik olunurlar. Reisliğe ve Reis vekilliğine intihap olunanlar bu kur’aya dâhil olamazlar.

    Madde 64: Divanı Âlinin müddeiumumiliği (savcılığı) Baş müddeiumumilik tarafından ifa olunur.

    Madde 65: Divanı Âlinin kararları katidir.

    Madde 66: Divanı Âli mevzu kanunlara tevfikan (uygun olarak) muhakeme icra ve hüküm ita eder.

    Madde 67: Divanı Âli görülen lüzum üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla teşkil olunur.

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 13) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Dördüncü Fasıl: Kuvvei Kazaiye, Yargı Gücü

    Madde 53: Mahkemelerin teşkilâtı, vazife ve salâhiyetleri kanunla muayyendir (belirlenmiştir).

    Madde 54: Hâkimler bilcümle dâvaların muhakemesinde ve hükmünde müstakil ve her türlü müdahalâttan âzâde olup ancak kanunun hükmüne tabidirler. Mahkemelerin mukarreratını Türkiye Büyük Millet Meclisi ve İcra Vekilleri Heyeti hiçbir veçhile tebdil (ortadan kaldırma) ve tağyir (değiştirme) ve tehir (geciktirme) ve infazı ahkâmına (uygulama hükümlerine) mümanaat edemez (mani, engel olamaz).

    Madde 55: Hâkimler kanunen muayyen olan usul ve ahval haricinde azlolunamazlar (görevden alınamazlar).

    Madde 56: Hâkimlerin evsafı, hukuku, vezaifi, maaş ve muhassasatları ve sureti nasıp ve azilleri (görevlendirme ve görevden alınmaları) kanunu mahsus ile tâyin olunur.

    Madde 57: Hâkimler kanunen muayyen vezaiften başka umumi ve hususi hiçbir vazife deruhde edemezler (üstlenemezler). 

    Madde 58: Mahkemelerde muhâkemat alenidir (yargılama açık yapılır). Yalnız Usulü Muhâkemat kanunu mucibince bir muhakemenin hafiyyen cereyanına (gizli yapılmasına) mahkeme karar verebilir.

    Madde 59: Herkes, mahkeme huzurunda hukukunu müdafaa için lüzum gördüğü meşru vesaiti istimalde (kullanmakta) serbesttir.

    Madde 60: Hiçbir mahkeme, vazife ve salâhiyeti dâhilinde olan dâvaları rüyetten imtina edemez (görüşmekten geri duramaz). Vazife ve salâhiyet haricinde olan dâvalar ancak bir karar ile reddolunur.

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 13) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Madde 50: (Özgün hali) Türkiye Büyük Millet Meclisince İcra Vekillerinden birinin Divanı Âliye sevkına dair verilen karar vekâletten sukutunu dahi mutazammındır. Madde 50:f1. (İlk Değişiklik: 5/2/1937 – 3115 S. Kanun/md. 5) İcra Vekillerinden veya siyasî müsteşarlardan birinin Divanı Âliye sevkine dair Türkiye Büyük Millet Meclisince verilen karar vekâlet veya müsteşarlıktan sukutu dahi mutazammındır.

    Madde 50: (Son Değişiklik: 29/11/1937 – 3272 S. Kanun/md. 5) İcra Vekillerinden birinin Divanı Âliye sevkine dair Türkiye Büyük Millet Meclisince verilen karar vekâletten sukutu dahi mutazammındır (bakanlıktan alınmasını bile kapsar).

    Madde 51: İdari dâva ve ihtilâfları rüyet ve hal (görüşme ve halletme), Hükümetçe ihzar ve tevdi olunacak kanun lâyihaları ve imtiyaz mukavele ve şartnameleri üzerine beyanı mütalâa, gerek kendi kanunu mahsusu ve gerek kavanini saire ile (diğer kanunlar ile) muayyen vezaifi ifa etmek üzere bir Şûrayı Devlet (anayasa mahkemesi) teşkil edilecektir. Şûrayı Devletin rüesa ve âzası vezaifi mühimmede bulunmuş, ilim, ihtısas tecrübeleri ile mütemeyyiz zevat meyanından Büyük Millet Meclisince intihap olunur.

    Madde 52: İcra Vekilleri Heyeti, kanunların suveri tatbikıyesini irae veyahut kanunun emrettiği hususatı tespit için ahkâmı cedideyi muhtevi olmamak ve Şûrayı Devletin nazarı tetkikından geçirilmek şartiyle nizamnameler tedvin eder.

    Nizamnameler Reisicumhurun imza ve ilâniyle mamulünbih (üretilmiş olur) olur.

    Nizamnamelerin (yönetmeliklerin) kavanine mugayereti (yasalara aykırılığı) iddia olundukta bunun mercii halli (çözüm yeri) Türkiye Büyük Millet Meclisidir. 

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 10) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Üçüncü Fasıl: Vazifei İcraiye; Yürütme, hükümet

    Madde 44: (Özgün hali) Başvekil, Reisicumhur canibinden ve Meclis âzası beyanından tâyin olunur. Sair Vekiller Başvekil tarafından, Meclis âzası arasından intihap olunarak heyeti umumiyesi Reisicumhurun tasdikiyle Meclise arzolunur. Meclis müçtemi değilse arz keyfiyeti Meclisin içtimaına talik olunur.

    Hükümet hattıhareket ve siyasi noktai nazarını âzami bir hafta zarfında Meclise bildirir ve itimat talep eder. 

    Madde 44: (İlk Değişiklik: 5/2/1937 – 3115 S. Kanun/md. 2) Başvekil, Reisicumhur canibinden (tarafından) ve Meclis azası meyanından tayin olunur. Sair vekiller Başvekil tarafından Meclis azası arasından intihâb olunarak heyeti umumiyesi Reisicumhurun tasdikile Meclise arzolunur. 

    Meclis, müçtemi değilse arz keyfiyeti Meclisin içtimaına talik olunur. 

    Hükûmet hattıhareket ve siyasî noktai nazarını azamî bir hafta zarfında Meclise bildirir ve itimad taleb eder.

    Siyasî müsteşarları Başvekil, Meclis azası arasından seçerek Reisicumhurun tasdikına arzeder.

    Madde 44: (Son Değişiklik: 29/11/1937 – 3272 S. Kanun/md. 1) Başvekil, Reisicumhur canibinden ve Meclis azası meyanından tayin olunur.

    Sair vekiller Başvekil tarafından Meclis azası arasından intihâb olunarak heyeti umumiyesi Reisicumhurun tasdikile Meclise arzolunur.

    Meclis müçtemi değilse arz keyfiyeti Meclisin içtimaına talik olunur.

    Hükûmet hattıhareket ve siyasî noktai nazarını azamî bir hafta zarfında Meclise bildirir ve itimad taleb eder. 

    Madde 45:  Vekiller Başvekilin riyaseti altında (İcra Vekilleri Heyeti) ni teşkil ederler.

    Madde 46: İcra Vekilleri Heyeti Hükümetin umumi siyasetinden müştereken mesuldür. 

    Vekillerden her biri kendi salâhiyeti dairesindeki icraattan ve maiyetinin efal ve muamelâtından (birlikte çalıştıklarının fiil e işlemlerinden) ve siyasetinin umumî istikametinden münferiden (kişisel olarak) mesuldür.

    Madde 47: (Özgün hali) Vekillerin vazife ve mesuliyetleri kanunu mahsus ile tâyin olunur.  (İlk Değişiklik: 5/2/1937 – 3115 S. Kanun/md. 3) Vekillerin ve siyasî müsteşarların vazife ve mesuliyetleri mahsus kanunla tayin olunur. (Son Değişiklik: 29/11/1937 – 3272 S. Kanun/md. 2) Vekillerin vazife ve mesuliyetleri mahsus kanunla tayin olunur. 

    Madde 48: (Özgün hali) Vekâletlerin adedi kanunla tâyin olunur. (Değişik: 29/11/1937 – 3272 S. Kanun/md. 3) Vekâletlerin teşkili tarzı, mahsus kanuna tabidir.

    Madde 49: (Özgün hali) Mezun veyahut herhangi bir sebeple mazur olan bir Vekile, İcra Vekilleri Heyeti âzâsından bir diğeri muvakkaten niyabet eder. Ancak bir Vekil bir Vekâletten fazlasına niyabet edemez. (İlk Değişiklik: 5/2/1937 – 3115 S. Kanun/md. 4) Mezun ve her hangi bir sebeple mazur olan bir vekile İcra Vekilleri Heyeti azasından bir diğeri veya siyasî müsteşarlardan biri muvakkaten niyabet eder. Ancak bir vekil veya bir siyasî müsteşar bir vekâletten fazlasına niyabet edemez. Siyasî müsteşarın vekile niyabeti halinde kararnamesi Meclise arzolunur.  (Son Değişiklik: 29/11/1937 – 3272 S. Kanun/md. 4) Mezun ve herhangi bir sebeple mazur olan bir vekile İcra Vekilleri Heyeti azasından bir diğeri muvakkaten niyabet eder. Ancak bir vekil bir vekâletten fazlasına niyabet edemez.  

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 9) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Üçüncü Fasıl: Vazifei İcraiye: (Yürütme Görevi Hükümet)

    Madde 31: Türkiye Reisicumhuru Büyük Millet Meclisi Heyeti Umumiyesi tarafından ve kendi âzası meyanından (arasından) bir intihap devresi için intihap olunur (seçilir). Vazifei Riyaset yeni Reisicumhurun intihabına kadar devam eder. Tekrar intihap olunmak caizdir.

    Madde 32: Reisicumhur Devletin Reisidir. Bu sıfatla merasimi mahsusada Meclise ve lüzum gördükçe İcra Vekilleri Heyetine Riyaset eder. Reisicumhur Riyaseticumhur makamında bulundukça Meclis münakaşat ve müzakeratına iştirak edemez ve rey veremez.

    Madde 33: Reisicumhur hastalık ve memleket haricinde seyahat gibi bir sebeple vezaifini ifa edemezse veya vefat, istifa vesair sebep dolayısıyla Cumhuriyet Riyaseti inhilâl ederse Büyük Millet Meclisi Reisi Vekâleten Reisicumhur vazifesini ifa eder.

    Madde 34: Cumhur Riyasetinin inhilâlinde (ölümünde) Meclis müçtemi (toplantıda, çalışıyor) ise yeni Reisicumhuru derhal intihap eder.

    Meclis müçtemi değilse, Reis tarafından hemen içtimaa davet edilerek Reisicumhur intihap edilir. Meclisin intihap devresi hitam (son) bulmuş veya intihabatın tecdidine (seçimin yenilenmesine) karar verilmiş olursa Reisicumhuru gelecek Meclis intihap eder.

    Madde 35: Reisicumhur Meclis tarafından kabul olunan kanunları on gün zarfında ilân eder. Teşkilâtı Esasiye Kanunu ile bütçe kanunları müstesna olmak üzere ilânını muvafık (uygun) görmediği kanunları bir daha müzakere edilmek üzere esbabı mucibesiyle (gerekçesiyle) birlikte keza on gün zarfında Meclise iade eder.

    Meclis mezkûr (bu bahsedilen) kanunu bu defa da kabul ederse, onun ilânı Reisicumhur için mecburidir.

    Madde 36: Reisicumhur, her sene Teşrinisanide (Ekim ayında) Hükümetin geçen seneki faaliyetine ve o sene ittihaz edilmesi münasip (alınması uygun) görülen tedbirlere dair bir nutuk iradeder veyahut Başvekile kıraat ettirir (okutur)

    Madde 37: Reisicumhur ecnebi devletlerin nezdine Türk Cumhuriyetinin siyasi mümessillerini tâyin ve ecnebi devletlerin siyasi mümessillerini kabul eder.

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 8) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Üçüncü Fasıl: Vazifei İcraiye: (Yürütme Görevi, Hükümet)

    Madde 31: Türkiye Reisicumhuru Büyük Millet Meclisi Heyeti Umumiyesi tarafından ve kendi âzası meyanından (arasından) bir intihap devresi için intihap olunur (seçilir). Vazifei Riyaset yeni Reisicumhurun intihabına kadar devam eder. Tekrar intihap olunmak caizdir.

    Madde 32: Reisicumhur Devletin Reisidir. Bu sıfatla merasimi mahsusada Meclise ve lüzum gördükçe İcra Vekilleri Heyetine Riyaset eder. Reisicumhur Riyaseticumhur makamında bulundukça Meclis münakaşat ve müzakeratına iştirak edemez ve rey veremez.

    Madde 33: Reisicumhur hastalık ve memleket haricinde seyahat gibi bir sebeple vezaifini ifa edemezse veya vefat, istifa vesair sebep dolayısıyla Cumhuriyet Riyaseti inhilâl ederse Büyük Millet Meclisi Reisi Vekâleten Reisicumhur vazifesini ifa eder.

    Madde 34: Cumhur Riyasetinin inhilâlinde (ölümünde) Meclis müçtemi (toplantıda, çalışıyor) ise yeni Reisicumhuru derhal intihap eder.

    Meclis müçtemi değilse, Reis tarafından hemen içtimaa davet edilerek Reisicumhur intihap edilir. Meclisin intihap devresi hitam (son) bulmuş veya intihabatın tecdidine (seçimin yenilenmesine) karar verilmiş olursa Reisicumhuru gelecek Meclis intihap eder.

    Madde 35: Reisicumhur Meclis tarafından kabul olunan kanunları on gün zarfında ilân eder. Teşkilâtı Esasiye Kanunu ile bütçe kanunları müstesna olmak üzere ilânını muvafık (uygun) görmediği kanunları bir daha müzakere edilmek üzere esbabı mucibesiyle (gerekçesiyle) birlikte keza on gün zarfında Meclise iade eder.

    Meclis mezkûr (bu bahsedilen) kanunu bu defa da kabul ederse, onun ilânı Reisicumhur için mecburidir.

    Madde 36: Reisicumhur, her sene Teşrinisanide (Ekim ayında) Hükümetin geçen seneki faaliyetine ve o sene ittihaz edilmesi münasip (alınması uygun) görülen tedbirlere dair bir nutuk iradeder veyahut Başvekile kıraat ettirir (okutur)

    Madde 37: Reisicumhur ecnebi devletlerin nezdine Türk Cumhuriyetinin siyasi mümessillerini tâyin ve ecnebi devletlerin siyasi mümessillerini kabul eder.

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 6) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • İkinci Fasıl: Vazifei Teşriiye (yasama görevi)

    Madde 17: Hiçbir mebus Meclis dâhilindeki rey ve mütalâasından ve beyanatından ve Meclisteki rey ve mütalâasının ve beyanatının Meclis haricinde irat ve izharından (söylem ve hazırlığından) dolayı mesul değildir. Gerek intihabından evvel gerek sonra aleyhine cürüm isnat olunan bir mebusun maznunen isticvabı (zanlı olarak sorgulanması) veya tevkifi veyahut muhakemesinin icrası Heyeti Umumiye’nin kararına menuttur (meclis genel kurulunun kararına bağlıdır). Cinaî cürmü meşhut (cinayette suçüstü) bundan müstesnadır. Ancak bu takdirde makamı aidi Meclisi derhal haberdar etmekle mükelleftir. Bir mebusun intihabından evvel veya sonra aleyhine sâdır olmuş cezai bir hükmün infazı mebusluk müddetinin hitamına talik olunur (bitmesine ertelenir). Mebusluk müddeti esnasında müruru zaman cereyan etmez.

    Madde 18: Mebusların senevi tahsisatları kanunu mahsus ile tâyin olunur.

    Madde 19: Tatil esnasında Reisicumhur veya Meclis Reisi lüzum görürse Meclisi içtimaa davet edebileceği gibi âzadan beşte biri tarafından talep vuku bulursa Meclis Reisi dahi Meclisi içtimaa davet eder. 

    Madde 20: Meclis müzakeratı alenidir ve harfiyen neşrolunur.

    Fakat Nizamnâmei dâhilîde münderiç şeraite tevfikan Meclis hafi (gizli) celseler dahi akdedebilir ve hafi celseler müzakeratının neşri Meclisin kararına menuttur (bağlıdır). 

    Madde 21: Meclis, müzakeratını kendi Nizamnâmei dâhilîsi mucibince icra eder.

    Madde 22: Sual ve istizah (gensoru) ve Meclis tahkikatı Meclisin cümlei salâhiyetinden olup şekli tatbiki Nizamnâmei Dâhilî ile tâyin olunur.

    Madde 23: Mebusluk ile Hükümet memuriyeti bir zat uhdesinde içtima edemez.

    Madde 23: (Resmî Gazete 22.2.1927 – Sayı 565; Tefsir No: 111) Büyük Millet Meclisi âzâsından birine Hükümet tarafından tevdi edilen muayyen veya muvakkat bir iş, Hükümet memuriyetinden addolunamaz. 

    Madde 24: Türkiye Büyük Millet Meclisi Heyeti Umumiyesi her Teşrinisani iptidasında bir sene için kendisine bir Reis ve üç Reisvekili intihap eder.

    Madde 25: İntihap devresinin hitamından evvel Meclis adedi mürettebinin ekseriyeti mutlakası ile intihabat tecdit olunursa (seçim yenilenirse) yeni içtima eden Meclisin intihap devresi ilk Teşrinisaniden başlar.

    Teşrinisaniden evvel vâkı olan içtima, fevkalade bir içtima addolunur.

    Madde 26: (Özgün hali) Büyük Millet Meclisi ahkâmı şeriyenin tenfizi, kavaninin vazı, tadili, tefsiri, fesih ve ilgası, Devletlerle mukavele, muahede ve sulh akdi, harb ilânı, muvazenei umumiyei maliye ve Devletin umum hesabı katî kanunlarının tetkik ve tasdiki, meskûkât darbı, inhisar ve malî taahhüdü mutazammın mukavelât ve imtiyazâtın tasdik ve feshi, umumi ve hususi af ilânı, cezaların tahfif veya tahvili, tahkikat ve mücazatı kanuniyenin tecili, mahkemelerden sâdır olup katiyet kesbetmiş olan idam hükümlerinin infazı gibi vezaifi bizzat kendi ifa eder. 

    Madde 26: (Değişik : 10/4/1928 – 1222 S. Kanun/md. 1) Büyük Millet Meclisi kavaninin vazı tadili, tefsiri, fesih ve ilgası, devletlerle mukavele, muahede ve sulh akdi, harb ilânı, muvazenei umumiyei maliye ve Devletin umum hesabı katî kanunlarının tetkik ve tasdiki, meskûkât darbı, inhisar ve malî taahhüdü mutazammın mukavelât ve imtiyazâtın tasdik ve feshi, umumi ve hususi af ilânı, cezaların tahfif ve tahvili, tahkikat ve mücazatı kanuniyenin tecili, mahkemelerden sâdır olup katiyet kesbetmiş olan idam hükümlerinin infazı gibi vezaifi bizzat kendi ifa eder.

    Madde 27: Bir mebusun vatana hıyanet ve mebusluğu zamanında irtikâp töhmetlerinden biriyle müttehim olduğuna (itham edildiğine) Türkiye Büyük Millet Meclisi Heyeti Umumiyesi âzâyı mevcudesinin sülüsan ekseriyeti ârası (meclisin mevcut üyelerinin üçte birinin oyu) ile karar verilir veyahut on ikinci maddede münderiç ceraimden biriyle mahkûm olur ve mahkûmiyeti kaziyei muhkeme halini alırsa mebusluk sıfatı zâil olur.

    Madde 28: İstifa, esbabı meşrua dolayısıyla mahcuriyet, bilâ mezuniyet ve mazeret iki ay Meclise âdemi devam veyahut memuriyet kabulü hallerinde mebusluk sâkıt olur.

    Madde 29: Yukardaki maddeler mucibince mebusluk sıfatı zâil veya sâkıt olan veyahut vefat eden mebusun yerine bir diğeri intihap olunur.

    Madde 30: Büyük Millet Meclisi kendi zabıtasını Reisi marifetiyle tanzim ve idare eder.

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 1) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • İkinci Fasıl: Vazifei Teşriiye

    Madde 9: Türkiye Büyük Millet Meclisi, kanunu mahsusuna tevfikan Millet tarafından müntahap mebuslardan müteşekkildir (seçilmiş milletvekillerinden oluşmuştur).

    Madde 10: (Özgün hali) On sekiz yaşını ikmal eden her erkek Türk Mebusan intihabına iştirak etmek hakkını haizdir.  (Değişik : 5/12/1934 – 2599 S. Kanun/md. 1) Yirmi iki yaşını bitiren kadın, erkek her Türk mebus seçmek hakkını haizdir. 

    Madde 11: (Özgün hali) Otuz yaşını ikmal eden her erkek Türk, mebus intihap edilmek salâhiyetini haizdir.  (Değişik : 5/12/1934 – 2599 S. Kanun/md. 1) Otuz yaşını bitiren kadın, erkek her Türk mebus seçilebilir.  

    Madde 12: Ecnebi hizmeti resmiyesinde bulunanlar, mücazatı terhibiye veya sirkat, sahtekârlık, dolandırıcılık, emniyeti suiistimal, hileli iflâs cürümlerinden biriyle mahkûm olanlar, mahcurlar, tâbiiyeti ecnebiye iddiasında bulunanlar, hukuku medeniyeden ıskat edilmiş (vatandaşlıktan çıkartılmış) olanlar, Türkçe okuyup yazmak bilmiyenler mebus intihap olunamazlar.

    Madde 13: Büyük Millet Meclisinin intihabı dört senede bir kere icra olunur.

    Müddeti biten mebusların tekrar intihap edilmeleri caizdir.

    Sabık Meclis lâhik Meclisin içtimaına kadar devam eder.

    Yeni intihabatın icrasına imkân görülmediği takdirde içtima devresinin bir sene temdidi (uzatılması) caizdir.

    Her mebus yalnız kendini intihap eden dairenin değil, umum Milletin vekilidir. 

    Madde 14: Büyük Millet Meclisi her sene Teşrinisani iptidasında davetsiz toplanır.

    Meclis azasının memleket dâhilinde devir, tetkik ve murakabe vazifelerinin ihzarı ve teneffüs ve istirahatleri için senede altı aydan fazla tatili faaliyet edemez.

    Madde 15: Kanun teklif etmek hakkı Meclis azasına ve İcra Vekilleri Heyetine aittir.

    Madde 16:(Özgün hali) Mebuslar Meclise iltihak ettiklerinde şu şekilde tahlif olunurlar: (Vatan ve Milletin saadet ve selâmetine ve milletin bilâ kaydı şart hâkimiyetine mugayir bir gaye takip etmeyeceğime ve Cumhuriyet esaslarına sadakatten ayrılmıyacağıma “vallahi”). 

    Madde 16: (Değişik: 10/4/1928 – 1222 S. Kanun/md. 1) Mebuslar Meclise iltihak ettiklerinde şu şekilde tahlif olunurlar:  “Vatan ve milletin saadet ve selâmetine ve milletin bilâ kayduşart hâkimiyetine mugayir (milletin kayıtsız şartsız egemenliğine aykırı) bir gaye takip etmeyeceğime ve cumhuriyet esaslarına sadakatten ayrılmıyacağıma namusum üzerine söz veririm.”

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 3) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Birinci Fasıl: Ahkâmı Esasiye (Esas Hükümler) 

    Madde 1: Türkiye Devleti bir cumhuriyettir.   

    Madde 2: (Özgün hali) Türkiye Devletinin dini, Din-i İslâmdır; resmî dili Türkçedir; makarrı (merkezi) Ankara şehridir.  (İlk Değişiklik: 10/4/1928 – 1222 S. Kanun/md. 1) Türkiye Devletinin resmî dili Türkçedir; makarrı Ankara şehridir.  (Son Değişiklik: 5/2/1937 – 3115 S. Kanun/md. 1) Türkiye Devleti, Cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, lâik ve inkılâpçıdır. Resmî dili Türkçedir. Makarrı Ankara şehridir.   

    Madde 3: Hâkimiyet bilâ kaydı şart Milletindir (egemenlik kayıtsız şartsız milletindir)

    Madde4: Türkiye Büyük Millet Meclisi milletin yegâne ve hakikî mümessili olup Millet namına hakkı hâkimiyeti istimal eder (egemenlik hakkını kullanır)

    Madde 5: Teşri salâhiyeti (yasama yetkisi) ve icra (yürütme) kudreti Büyük Millet Meclisinde tecelli ve temerküz eder (ortaya çıkar ve toplanır). 

    Madde 6:  Meclis, teşri salâhiyetini (yasama yetkisini) bizzat istimal eder (kullanır). 

    Madde 7: Meclis, icra salâhiyetini, kendi tarafından müntahap (seçilmiş) Reisicumhur ve onun tâyin edeceği bir İcra Vekilleri Heyeti (hükümet) marifetiyle istimal eder (kullanır). 

    Meclis, Hükümeti her vakit murakabe (denetler) ve iskât edebilir (değiştirebilir). 

    Madde 8: Hakkı kaza (yargılama hakkı), Millet namına, usulü ve kanunu dairesinde müstakil mahakim (bağımsız hâkimler) tarafından istimal olunur (kullanılır).  

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 1) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • İdare; Yönetim

    Madde 15.- Kaza, yalnız idari ve inzıbati cüz’ü olup mânevi şahsiyeti haiz değildir. İdaresi Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından mansup ve valinin emri altında bir kaymakama mevdudur.
    NAHİYE
    Madde 16.- Nahiye, hususi hayatında muhtariyeti haiz bir mânevi şahsiyettir.
    Madde 17.- Nahiyenin bir şûrası, bir idare heyeti ve bir de müdürü vardır.
    Madde 18.- Nahiye şûrası, nahiye halkınca doğrudan doğruya müntahap âzadan terekküp eder.
    Madde 19.- İdare heyeti ve nahiye müdürü, nahiye şûrası tarafından intihap olunur.
    Madde 20.- Nahiye şûrası ve idare heyeti kazaî, iktisadi ve malî salâhiyeti haiz olup bunların derecatı kavanini mahsusa ile tâyin olunur.
    Madde 21.- Nahiye bir veya birkaç köyden mürekkep olduğu gibi bir kasaba da bir nahiyedir.
    UMUMİ MÜFETTİŞLİK
    Madde 22.- Vilâyetler, iktisadi ve içtimai münasebetleri itibariyle birleştirilerek, umumi müfettişlik kıtaları vücuda getirilir.
    Madde 23.- Umumi Müfettişlik mıntakalarının umumi surette asayişinin temini ve umum devair muamelâtının teftişi, Umumi Müfettişlik mıntakasındaki vilâyetlerin müşterek işlerinde ahengin tanzimi vazifesi umumi müfettişlere mevdudur. Umumi müfettişler Devletin umumi vazaifiyle mahallî idarelere ait vezaif ve mukarreratı daimî surette murakaba ederler.

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1921) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 3) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • İdare;
    Madde 10.- (Özgün hali) Türkiye coğrafi vaziyet ve iktisadi münasebet noktai nazaran vilâyetlere; vilâyetler kazalara münkasem olup kazalar da nahiyelerden terekküp eder.

    Madde 10.- (Değişik : 29.10.1339 (1923) – 364 S. Kanun) Türkiye Reisicumhuru, Türkiye Büyük Millet Meclisi Heyeti Umumiyesi tarafından ve kendi âzası meyanından bir intihap devresi için intihap olunur. Vazifei Riyaset yeni Reisicumhurun intihabına kadar devam eder. Tekrar intihap olunmak caizdir.
    Vilayet
    Madde 11.- (Özgün hali) Vilâyet, mahallî umurda mânevi şahsiyeti ve muhtariyeti haizdir. Harici ve dahili siyaset, şer’i, adlî ve askerî umur, beynelmilel iktisadî münasebat ve hükümetin umumi tekâlifi ve menafii birden ziyade vilâyata şâmil hususat müstesna olmak üzere Büyük Millet Meclisince vazedilecek kavanin mucibınce Evkaf, Medaris, Maarif, Sıhhiye, İktisat, Ziraat, Nafıa ve Muaveneti İçtimaiye işlerinin tanzim ve idaresi vilâyet şûralarının salâhiyeti dâhilindedir.
    Madde 11.- (Değişik : 29.10.1339 (1923) – 364 S. Kanun) Türkiye Reisicumhuru Devletin Reisidir. Bu sıfatla lüzum gördükçe Meclise ve Heyeti Vekile’ye riyaset eder.
    Madde 12.- (Özgün hali) Vilâyet şûraları vilâyetler halkınca müntahap âzadan mürekkeptir. Vilâyet şûralarının içtima devresi iki senedir. İçtima müddeti senede iki aydır.
    Madde 12.- (Değişik : 29.10.1339 (1923) – 364 S. Kanun) Başvekil Reisicumhur tarafından ve Meclis âzası meyanından intihap olunur. Diğer vekiller Başvekil tarafından gene Meclis âzası arasından intihap olunduktan sonra heyeti umumiyesi Reisicumhur tarafından Meclisin tasvibine arzolunur. Meclis hali içtimada değil ise keyfiyeti tasvip Meclisin içtimaına talik olunur.
    Madde 13.- Vilâyet şûrası, azâsı meyanında icrâ âmiri olacak bir reis ile muhtelif şuabatı idareye memur azadan teşekkül etmek üzere bir idare heyeti intihap eder. İcra salahiyetti daimi olan bu heyete aittir.
    Madde 14.- Vilâyete Büyük Millet Meclisinin vekili ve mümessili olmak üzere vali bulunur. Vali, Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından tâyin olunup vazifesi devletin umumi ve müşterek vazaifini rüyet etmektir. Vali yalnız devletin umumi vazaifiyle mahallî vazaif arasında tearuz vukuunda müdahale eder.

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1921) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 3) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Ahkâmı Esasiye; Esas Hükümler

    Madde 1.- (Özgün hali) Hâkimiyet bilâkaydü şart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir (dayalıdır).

    Madde 1.- (Değişik : 29.10.1339 (1923) – 364 S. Kanun) Hâkimiyet, bilâ kaydü şart Milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekli Hükümeti, Cumhuriyettir.

    Madde 2.- (Özgün hali) İcra kudreti ve teşri salâhiyeti milletin yegâne ve hakikî mümessili olan Büyük Millet Meclisinde tecelli ve temerküz eder.

    Madde 2.- (Değişik : 29.10.1339 (1923) – 364 S. Kanun) Türkiye Devletinin dini, Dini İslâmdır. Resmi lisanı Türkçedir.

    Madde 3.- Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur ve hükümeti “Büyük Millet Meclisi Hükümeti” unvanını taşır.

    Madde 4.- (Özgün hali) Büyük Millet Meclisi vilâyetler halkınca müntahap âzadan mürekkeptir (seçilmiş üyelerden oluşur).

    Madde 4.- (Değişik : 29.10.1339 (1923) – 364 S. Kanun) Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur. Meclis, Hükümetin inkısam ettiği şuabatı idareyi İcra Vekilleri vasıtasıyla idare eder.

    Madde 5.- Büyük Millet Meclisinin intihabı (seçimi) iki senede bir kere icra olunur. İntihap olunan âzanın âzalık müddeti iki seneden ibaret olup fakat tekrar intihap olunmak caizdir (uygundur). Sabık heyet lâhik heyetin içtimaına kadar vazifeye devam eder. Yeni intihabat icrasına imkân görülmediği takdirde içtima devresinin yalnız bir sene temdidi caizdir. Büyük Millet Meclisi âzasının her biri kendini intihap eden vilâyetin ayrıca vekili olmayıp umum (bütün) milletin vekilidir.

    Madde 6.- Büyük Millet Meclisinin heyeti umumiyesi teşrinisani iptidasında (Kasım ayı başında) davetsiz içtima eder.

    Madde 7.- Ahkâmı şer’iyenin tenfizi (yasa hükümlerinin yürütülmesi), umum kavaninin vazı, tadili, feshi ve muahede ve sulh akti ve vatan müdafaası ilânı gibi hukuku esasiye Büyük Millet Meclisine aittir. Kavanin ve nizamat tanziminde muamelâtı nâsa erfak ve ihtiyacatı zamana evfak ahkâmı Fıkhiye ve hukukiye ile âdap ve muamelât esas ittihaz kılınır. Heyeti Vekilenin vazife ve mesuliyeti kanunu mahsus ile tâyin edilir.

    Madde 8.- Büyük Millet Meclisi Hükümetinin inkisam eylediği devairi kanunu mahsus mucibince intihapkerdesi olan vekiller vasıtasiyle idare eder. Meclisi icraî hususat için vekillere veche tâyin ve ladelhace bunları tebdil eyler.

    Madde 9.- Büyük Millet Meclisi Heyeti Umumiyesi tarafından intihap olunan reis bir intihap devresi zarfında Büyük Millet Meclisi Reisidir. Bu sıfatla Meclis namına imza vazına ve Heyeti Vekile mukarreratını tasdika salâhiyettardır. İcra Vekilleri Heyeti içlerinden birini kendilerine reis intihap ederler. Ancak Büyük Millet Meclisi Reisi Vekiller Heyetinin de reisi tabiisidir.

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1921) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 1) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye

    1869–1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir heyet tarafından bölüm bölüm hazırlanarak kabul edilen, İslam dünyasının ilk ve en önemli medeni kanunu. Bir giriş ile 16 bölümden oluşmuştur ve 1851 madde içerir.

    AHMET CEVDET PAŞA (1822 – 1895)

    Osmanlı devlet adamı, tarihçi ve hukukçu. 12 ciltlik bir Osmanlı tarihi yazmış, Mecelle’nin hazırlanmasında önemli rol oynamıştır.

    İlköğrenimini Lofça’da yaptı. 1839′da İstanbul’a gelerek Fatih’teki Paşaoğlu Medresesi’ne girdi. Burada öğrenimim sürdürürken bir yandan da tarih, coğrafya, astronomi, matematik gibi alanlarda özel ders aldı ve Fransızca öğrendi. Medreseyi 1844′te bitirdikten sonra Premedi (bugün Arnavutluk’ta) kazası kadılığına atandı. 1845′te “İstanbul rüusu” alarak müderris oldu. 1846′da Sadrazam Mustafa Reşid Paşa’nın yanında görevlendirildi. Bu tarihten, paşanın vefat ettiği 1858′e değin hukuksal konularda danışmanlık yaptı. 1849′da, olağanüstü görevle Bükreş’te bulunan Fuad Efendi’nin (Paşa) yanına gönderildi. 1850′de Meclis-i Maarif üyeliğiyle birlikte Darülmuallimin müdürlüğüne atandı. 1851′de yeni kurulan Encümen-i Daniş üyeliğine getirildi. Bu kurul tarafından, Osmanlı Devleti’nin 1774′ten sonraki tarihini yazmakla görevlendirildi. 1855′te vakanüvisliğe atandı. 1856′da Galata kadısı oldu. 1857′de “Mekke” payesi aldı.

    Fransızca, Farsça öğrenmiş, bunun yanı sıra matematik, felsefe, kozmografya ve tabii ilimler üzerinde de çalışmış olup, dönemin ünlü bir hukukçusudur. Kadılık, Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Reisliği yapmıştır. “Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye” isimli hukuk metnini oluşturanların başında gelmiştir. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Reisliği, bakanlığa çevrilince ilk adalet bakanı olmuştur. Beş kez adalet bakanlığı, üç kez eğitim, iki kez evkaf, bir kez dâhiliye, ticaret ve ziraat bakanlıklarında bulunmuştur. “Tarih-i Cevdet”, en önemli eseridir.

    Alıntı; Mecelle 1868 – 1876 – Ahmet Cevdet Paşa, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 13) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Mecelle’nin 100 Maddesi; (Dil içi çevirme kısmen yapılmıştır)

    41. Örf ile tayin nass ile tayin gibidir.  

    42. Vücudda bir şeye tabi olan, hükümde dahi ona tabi olur.    

    43. Tabi olan şeye ayrıca hüküm verilmez.    

    44. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin zarûriyyatından olan şeye dahi malik olur.

    45. Asıl sakıt oldukta, fer’i dahi sakıt olur.     

    46. Asıl sabit olmadığı halde fer’in sabit olduğu vardır.     

    47. Mâni ve muktezi tearuz edince mâni takdim olunur.     

    48. Sakıt olan şey avdet etmez.   

    49. Bir şey bâtıl oldukta anın zımnındaki şey de batıl olur.     

    50. Aslın ibkâsı (veya îfası) kabil olmadığı hâlde bedeli îfâ olunur.    

    51. Bizzat tecviz olunmayan şey, bittebâ tecviz olunabilir.     

    52. İbtidaen tecviz olunamayan şey bakâen tecviz olunabilir.    

    53. Teberru’ ancak kabz ile tamam olur.     

    54. Raiyye, yani teb’a üzerine tasarruf maslahata menuttur.     

    55. Velâyet-i hâssa velâyet-i amme’den akvâdır.     

    56. Kelamda asl olan mana-yı hakikidir.   

    57. Manayı hakiki, müteazzir olduğunda mecaza gidilir.     

    58. Kelamın i’mali, ihmalinden evlâdır.    

    59. Bir kelamın i’mali mümkün olmazsa ihmal olunur.    

    60. Mütecezzî olmayan bir şeyin bazısını zikretmek, küllünü zikir gibidir.  

    61.Mutlak ıtlakı üzere cari olur. Eğer nassen yahut delaleten takyid delili bulunmazsa.    

    62. Hazırdaki vasıf lağv, gaibdeki vasıf, muteberdir.    

    63. Sual cevabda iade olunmuş addolunur.   

    64. Sâkite bir söz isnad olunmaz. Lakin maraz-ı hacette sükût beyandır.   

    65. Bir şeyin umuru batınada delili, o şeyin makamına kaim olur.     

    66. Mükâtebe, muhâtebe gibidir.     

    67. Dilsizin işaret-i ma’hudesi, lisan ile beyan gibidir.    

    68. Tercümanın kavli her hususta kabul olunur.    

    69. Tasrih mukabilinde delalete itibar yoktur.    

    70. Mevrid-i nassda ictihada mesağ yoktur.     

    71. Ala hilafil kıyas sabit olan şey saire makîsun aleyh olamaz.    

    72. İctihad ile diğer ictihad nakz olunmaz.    

    73. Hatası zahir olan zanna itibar yoktur.     

    74. Senede müstenid olan ihtimal ile hüccet yoktur.    

    75. Tevehhüme itibar yoktur.    

    76. Burhan ile sabit olan şey, ayanen sabit gibidir.    

    77. Beyyine müddeî için ve yemin münkir üzerinedir.     

    78. Beyyine,  hilafı zahiri isbat için, yemin aslı ibkâ içindir.     

    79. Beyyine, hüccet-i müteaddiye ve ikrar, hüccet-i kâsıradır.    

    80. Kişi ikrarı ile muaheze olunur.   

    81. Tenakuz ile hüccet kalmaz. Lakin mütenakızın aleyhine olan hükme halel gelmez.     

    82. Her kim ki kendi tarafından tamam olan şeyi nakz etmeğe sa’y ederse sa’yi                      merduttur.

    83. Şartın sübutu indinde ona muallak olan şeyin sübutu lazım olur.    

    84. Bi kaderi’l-imkân şarta riayet olunmak lazım gelir.     

    85. Vaadler sureti taliki iktısa ile lazım olur.     

    86. Bir şeyin nef’i zamanı mukabelesindedir.    

    87. Ücret ile zaman müctemî olmaz.   

    88. Cevaz-ı şer’i, zamana münafî olur.   

    89. Mazarrat menfaat mukabelesindedir.     

    90. Külfet ni’mete ve ni’met külfete göredir.    

    91. Bir fiilin hükmü failine muzaf kılınır ve mücbir olmadıkça amirine muzaf kılınmaz.

    92. Mübaşir, yani bizzat fail ile mütesebbib müctemî oldukta hüküm, faile muzaf kılınır.    

    93. Mübaşir, müteammid olmasa da zâmin olur.   

    94. Mütesebbib müteammid olmadıkça zâmin olmaz.     

    95. Hayvanatın kendiliğinden olarak cinayet ve mazarratı hederdir.     

    96. Gayrın mülkünde tasarrufla emretmek bâtıldır.    

    97. Bir kimsenin mülkünde onun izni olmaksızın ahar bir kimsenin tasarruf etmesi caiz değildir.    

    98. Bilâ-sebeb-i meşru’ birinin malını bir kimsenin ahz eylemesi caiz olmaz.    

    99. Bir şeyde sebeb-i temellükün tebeddülü o şeyin tebeddülü makamına kâimdir.

    100. Kim ki; bir şeyi vaktinden evvel isti’cal (acele) eyler ise mahrumiyetle muateb olur.

    Alıntı; Mecelle 1868 – 1876 – Ahmet Cevdet Paşa, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 11) internet sayfasından birebir alınmıştır.

       

  • Mecelle’nin 100 Maddesi; (Dil içi çevirme kısmen yapılmıştır.)

    1. İlm-i fıkh, mesâil-i şer’iyye-i ameliyeyi bilmektir.     

    2. Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir.   

    3. Ukutta itibar mekasıd ve meaniyedir; elfaz ve mebaniye değildir.   

    4. Şekk ile yakin zail olmaz.   

    5. Bir şeyin bulunduğu hal üzere kalması asıldır.  

    6. Kadim, kıdemi üzerine terk olunur.   

    7. Zarar kadim olmaz.  

    8. Beraet-i zimmet asıldır.   

    9. Sıfat-ı arızada asl olan âdemdir.   

    10. Bir zamanda sabit olan şeyin -hilafına delil olmadıkça- bekasıyla hükmolunur.

    11. Beka, ibtidâdan esheldir.  

    12. Bir emr-i hâdisin akreb-i evkatına izafeti asıldır.    

    13. Zarar ve mukabele bi’z-zarar yoktur.  

    14. Zarar izale olunur.   

    15. Zarar kendi misli ile izale olunamaz.   

    16. Zarar-ı âmmı def’ için, zarar-ı hâs ihtiyar olunur.  

    17. Zarar-ı eşed, zarar-ı ehaf ile izale olunur.  

    18. İki fesat tearuz ettiğinde ehaffı irtikab ile a’zamının çaresine bakılır.   

    19. Ehven-i şerreyn ihtiyar olunur. (Ehven-i şer seçilir. Kötünün iyisi seçilir.)

    20. Def-i mefâsid, celb-i menâfiden evlâdır. (fesatı kovalamak, menfaati getirmekten         iyidir.)   

    21. Zarar, bi kaderi’l-imkân def olunur.   

    22. Meşakkat teysiri celb eder.   

    23. Bir iş dıyk oldukta, müttesa’ olur.   

    24. Zaruretler, memnu olan şeyleri mübah kılar. (ihtiyaçlar yasakları mübah kılar)

    25. Zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunurlar. (ihtiyaçlar kendi ölçülerine göre        değerlendirilir.)  

    26. Bir özür için caiz olan şey, o özrün zevali ile batıl olur.  

    27. Mani zayi olunca memnu avdet eder. (Engel ortadan kalkınca yasak geri döner)   

    28. Hacet umûmî olsun, husûsî olsun, zaruret menzilesine tenzil olunur.    

    29. Iztırar gayrın hakkını iptal etmez.    

    30. Alınması memnu olan şeyin, verilmesi dahi memnu olur.   

    31. İşlenmesi memnu olan şeyin istenmesi dahi memnu olur.    

    32. Adet muhakkemdir.    

    33. Nâsın istimali bir hüccettir ki, anınla amel vacip olur. 

    34. Adeten mümteni olan şey, hakikaten mümteni gibidir.  

    35. Ezmanın tegayyürü ile ahkâmın tegayyürü inkâr olunamaz. 

    36. Âdetin delaletiyle mana-yı hakikî terk olunur.

    37. Âdet ancak, muttarit yahut galip oldukta muteber olur.  

    38. İtibar gaalib-i şayia olup nadire değildir.     

    39. Örfen maruf olan şey, şart kılınmış gibidir.  

    40. Beynettüccar maruf olan şey, aralarında meşrut gibidir. 

    Alıntı; Mecelle 1868 – 1876 – Ahmet Cevdet Paşa, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 8) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • 13-Usûlsüz vüsûl (ulaşma, erişme) olmaz  (lâ vusûle illâ bi’l-usûl)  Yani bir işi yapabilmek, neticeye ulaşabilmek, ancak o iş için asıl teşkil eden vâsıtaları bilip kullanmakla olur. Usûle metod da denir.  Her işin bir usûlü vardır.  Meselâ, bir akdi kurmak için gereken bir takım şartlar vardır.  Bunları yerine getirmeden o akdi kurmak ve neticelerine kavuşmak mümkün değildir.  Meselâ, evlenebilmek için nikâh şarttır.  Nikâh için de bu işe elverişli taraflar olmalıdır, taraflar ayrı cinsten olmalıdır, çok yakın akraba olmamalıdır.  İki şâhid huzurunda evlenmek hususunda birbirine uygun beyanda bulunulmalıdır.  Bunlar olmadan nikâh geçerli olmaz.  Yine meselâ, belli bir ilmi öğrenmek, ancak o ilmi elde etmeğe yarayan vâsıtaları kullanmakla olur.  İşte bu sebeple İslâm hukukunu öğrenmek için önce usûl-i fıkh denilen ilmi öğrenmek gerekir.  

    14 – Eşyada aslolan ibahedir  (el-aslü fi’l-eşyai’l-ibahe) hakkında yasaklandığına dair hüküm bulunmayan herşey serbesttir, kullanılabilir.  Dolayısıyla bir kimseye misafir gittiği yerde ikram edilen şeyleri helal olup olmadığını düşünmeden ve araştırmadan yemesi caizdir.  Acaba bu et besmeleyle mi kesilmiştir? Ev sahibi bunu helalinden mi kazanmıştır? Gasp mı etmiştir? Şeklinde düşünmesi doğru değildir.  Ancak bunu açıkça biliyorsa yemez.  Herkesin elinde bulunan şeyi, yasak yoldan ele geçtiği bilinmedikçe onun mülkü saymak lazımdır.  İşte bu hüküm sebebiyledir ki, tütün ve kahve gibi evvelce İslâm dünyasında bilinmeyen şeyler ortaya çıktığında hukukçular bunların mübah olduğunu söylemişlerdir.

    15 –  Muhallil (helal olanlar) ile muharrim (haramlar) içtima (toplanınca) edince muharrim galebe eder  (izâ ictemea’l-muhallilü mea’l-muharrimi ğalebe’l-muharrim)   Bir meselede hem helal, hem de haram olduğuna dair emâre varsa, bir başka deyişle bir şey bir bakımdan helal, diğer bir bakımdan haram ise haram yönü ağır basar.  Meselâ, talimli bir av köpeğinin getirdiği et helal olmasına rağmen, bu köpeğin yanında bir de talimsiz köpek görülse, avı bunun tutmuş olması ihtimaline binaen o av helal sayılmaz.  Bir beldede Müslümanlar ile dinsizler karışık ise, dinsizlerin sayısı çok ise, burada kesilen hayvanı Müslümanın kestiği bilinmedikçe yenilmesi caiz olmaz.

    Alıntı; Mecelle 1868 – 1876 – Ahmet Cevdet Paşa, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 8) internet sayfasından birebir alınmıştır.