Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Köprüköy, 3 Kânunsanî (16 Ocak 1915)

    Bu cihette Çatak’ta Yusuf İzzet’i sıkıştıran düşmandan bir haber yok. 11. Kolordu her gün 800 neferle (askerle) takviye edilmesine rağmen dün yine esir verdi. Sf. 96

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 96) kitabından birebir alınmıştır.

  • Köprüköy, 3 Kânunsanî (16 Ocak 1915)

    Muhacirler mes’elesi bir felâket. Topların nakli için zavallıların öküzlerini de almışlar. “Keşke Rus elinde olup şehid olsa idik” diye bağıranlardan gece gündüz kadın, çocuk vaveylâsı! Ah Enver! Ah! Bu kış seferini ta’cil etmek (geciktirmek), sonra da bu parlak taarruzda 9. Kolordu’yu dörtnala kaldırmakla yüz bin masumun kanına girdin! Allah seni affetsin. Sf. 95

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 95) kitabından birebir alınmıştır.

  • Köprüköy, 3 Kânunsanî (16 Ocak 1915)

    Hatıra defterimi tam yirmi sekiz gündür açamadım. Dışarıda muhacirlerin (düşmanın önünden kaçanlar, hicret edenler) döküntü, perakende efrâdın (kişilerin, askerlerin) tayın (yiyecek) , kaput (giyim eşyası) vâveylâsı (ağlayıp sızlaması). Sf. 93

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • 5 Kânunuevvel, Karagöbek; Mehmed Efendi’nin evi (18 Aralık 1914)

    9. Kolorduca Mülazım Tahsin Efendi’yi haber zâbiti olarak tayin ettim ve Kolorduya yazdığım mufassal (ayrıntılı) mektupta “Gaye, Rusların bir ferdini kurtarmadan mahvetmektir. Bunun için baskın, cür’et ve sür’at lâzımdır. Ben 8 öğle ve 8/9 gece hareket ederek ale’s-seher (seher vaktinden önce) şiddetli bir taarruz yapıyorum. Gündüz sür’atle takip ile Oltu’yu tutacağım. Ondan sonra da vasati 30 kilometre sür’atle 12 Kânunuevvelde Sarıkamış-Kars hattına varacağım. Tarih-i İslam’ın yeni bir devresine girerken zât-ı âlîlerinin (yüce şahsınızın) dahi cür’et ve şiddetle hareket edeceğine eminim” dedim. Sf. 93

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • 5 Kânunuevvel, Karagöbek,

    Mehmed Efendi’nin evi (18 Aralık 1914)

    Dün gece saat ona kadar yürüyerek Çakmak’tan Şipek’e varan, bu veçhile karda buzlu, berbat yollarda seksen kilometre yapan 30. Fırka’nın birkaç yüze varan döküntülerine rast geldim. Ekseri (çoğunlukla) kalanlar ya hasta yahut ayakları donmuş idi. Herhalde döküntüler yüzde üçü geçmediğinden ve kalanların da çoğunda canlılık görüldüğünden fırkanın hâli şâyân-ı memnuniyet (memnuniyet verici) idi. Yalnız büyük ağırlıkları birbirine karışmış. O da daha ziyade büyük fenalık. Sf. 92

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 92) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hafız Hakkı Paşa Yazıyor;

    5 Kânunuevvel, Karagöbek,

    Mehmed Efendi’nin evi (18 Aralık 1914)

    Artık hamdolsun ileri gidiyoruz. İnşallah bir daha bu yerlerden geçmemek üzere mütemadiyen, muzafferen ileri gideriz. Herhalde benim kolordumun vazifesi 30-40 kilometrelik yürüyüşler yaparak Ruslar kaçmadan evvel Kars yoluna varmak ve kati meydan muharebesini orada vererek Rus ordusunu mahvetmektir. Her vakit bütün kalbimle dediğim gibi işte buraya da yazıyorum ki Cenab-ı Hak bana bu milletin felâketini göstermekten ise öldürsün. Sf. 91

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır.

  • Düşman, Ardos Deresi’nin şarkındaki (doğusundaki) sırtlardadır. Sağ cenahı gerek şarkındaki sırtlara, sol cenahı Aras’ın cenubunda (güneyinde) Meşki sırtlarındadır. Kuvveti bir kolordu, üç Türkistan Alayı bir Kazak Süvari Fırkasıdır. Bundan başka îd civarında bir alay piyade, bir süvari bölüğü, sekiz toplu bir bataryası vardır. Sf. 81

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 81) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hafız Hakkı Paşa Yazıyor; 8/9 Teşrinisani gece saat 10.30 (21/22 Kasım 1914)

    Akdeniz vapuruyla daha yirmi bin mermi yarın Trabzon’a varıyor. Böyle müsait vaziyette tebdil-i mevziden vazgeçerek 30. Fırkayı ileriye celp etmenizi (yönlendirmemizi) ve Ruslara karşı cepheden yürümekten ise fâik (üstün) kuvvetlerle yandan taarruz etmenizi daha münasip (uygun) görüyorum. Sf. 77

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hafız Hakkı Paşa Yazıyor;

    8/9 Teşrinisani gece saat 10.30 (21/22 Kasım 1914)

    Tam yatmış idim, Talât Bey telefonu çaldı. Haydi, Enver’in evine!

    Yaver Kâzım’a sordum: “Nedir? Ne var?”. Hasan İzzet Paşa’dan bir telgraf, Köprüköy şarkına çekiliyor. Çünki, ancak iki günlük topçu cephanesi var. Millî ve askerî sağlam bir terbiye daha tesis edemediğinden bizde ric’at (savaşta geri çekilme) bozgunun başlangıcı oluyor. Kazanılan 20 kilometre yeri tekrar gerilemek esasen taarruz fikrinde olduğumuzdan ve taarruzu serî yapmak istediğimizden herhalde bir zarardır. 30. Fırka bu akşam Köprüköy’de idi. Yarın muharebe meydanına varır ve tekrar taarruza geçilir. Acaba ric’ate başka sebep mi var? Sf. 75

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 75) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor;

    Hasan İzzet Paşa, kış aylarında yapılacak olan böyle bir harekâta karşı çıkan ve Enver Paşa’nın “Eğer hocam olmasa idiniz sizi idam ettirirdim” dediği iddia edilen ve sağlık sebepleri gerekçesi ile görevinden alınıp Avusturya-Macaristan Ordusu nezdine Osmanlı Ordusu Askerî Murahhası (özel delegesi) tayin edilen kumandandır. Ama harekâttan önceki uyanlarına, meselâ 14 Kasım 1914’teki telgrafında yer alan “…Bu mıntıkada iâşe (yiyecek – içecek) ve cephanenin ikmali tasavvur olunamayacak kadar kesb-i müşkilât (büyük zorluk) ediyor. Bilhassa bu iki mes’ele ile ordunun kısmen çıplak bulunması, bu kış mıntıkasında harekât-ı askeriyeye pek büyük tesir yapıyor” şeklindeki hayatî uyarısına da kulak verilmeyecektir! Sf. 24

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor;

    “Bu akıbetin (1. Dünya savaşının kötü sonucu) bütün mes’uliyeti (sorumluluğu)  de bittabiî dünya ve ahirette âmillerine (yapanlarına) teveccüh eder (yönelir). Ne Enver başkumandan olabilirdi, ne de Hafız Hakkı merhum kolorduya kumanda edebilirdi. Her ikisinin, muvaffakiyetli bir surette (başarılı bir şekilde) esnâ-yı harpte (savaş sırasında) tabur ve alay kumandanlığını başa çıkaracaklarına kanî olan kimse varsa ortaya çıksın! “İdare” ve “kumanda”nın her ikisini de lâyıkıyla başa çıkarabilmek için muharrir-i âciz (bu yazıyı yazan ben) öyle anladım ki kıtaatta (askeri birliklerde) beş-on sene ciddî hizmet-i fiiliye (fiili hizmet) lâzım. Hâlbuki 1330 (1914) senesinde bizlerin hizmet-i fiiliyemiz cem’an yekûn iki-üç seneyi geçmemişti.” Sf. 16

    “Hafız Hakkı merhum 10. Kolordu’yu Sarıkamış’a getirmeyerek Ardahan yolunda bir Rus liva kumandanının mahareti karşısında oyuncak oldu ve kolordusunun iki güzide fırkasını kış ortasında Allahuekber Dağları’ndan geçirmeye kalkışarak mahv ü perişan etti. Siz bu neticeye bakın ve hükmünüzü buna göre verin. Şimdi merhum isterse Enver Paşa’nın fikren muhalifi olsun, fiilen herhalde müşârikidir (ortağıdır)”. Sf. 17

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor;

    “Velhâsıl Enver dar idrakli (algılı) bir muannid (inat), Hafız Hakkı geniş havsalalı (kavrayışlı) bir lâkayıd (kayıtsız adam) idi. Bu hassaların (özelliklerin) her ikisi de devlet işlerinde bir nâkısa-i dimâğiyye (akıl eksikliği), birer maraz (hastalık, arıza) değil midir? İşte 330’da (1914’te) orduların mukadderatı, bîhasebi’t-takdîr şu iki marizin (takdir edilmeyen şu iki hastalıklının) eline kalmıştı.” Sf. 16

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 16) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor;

    “Enver çocukluğundan beri azimkâr ve muannid (inat) bir tabiat­ta idi; hilkatinde (yaratılışında) hakperestlik (adil olmak) ve insaf fazileti pek azdır. Terbiye-i fikriyesi (düşünce eğitimi) için okuduğu âsârı (eserleri) – İlmî, askerî, felsefi ne olursa olsun- kendi düşüncesine uydurarak anlardı. Çünki nefsine iti­madı (kendine güveni) çok idi. Hiçbir gün “Acaba benim fikrime muhalif olan şu hüküm doğru olamaz mı?” dememiştir, diyemezdi. Bu sebeple terbiye-i fikriye ve İlmiyesi mahdut (hudutlu, sınırlı) bir daireden dışarı çıkama­mıştır. Enver, idefiks ile örülmüş, tıpkı sert bir ceviz gibi, çetin ve küçük bir dimağ (akıl) sahibi olarak kaldı. Gözü bir şeyden yılmaz, emsalsiz (örneği olmayan) bir cesaret-i şahsiyyeye (kişisel cesarete) mâlik (sahip) mesâil-i mühimmede (önemli işlerde) kendi nefsinden başka kimseye itimat edemez. Müstesna (ayrıcalıklı) ruhlu bir ucubedir (tuhaf yaratıktır). Gördük ki bu ucube, o mezâyâ-yı garibesiyle (tuhaf meziyetleri ile), bu âlemde ancak ve ancak büyük bir diktatör olabilirdi. Kıymet-i askeriyyesi arkadaşlarından geri idi.

    Hafız Hakkı merhum gayet temiz ve saf hilkatte (yaratılışlı), zeki ve hafızası kuvvetli bir zabit idi. Hafız Hakkı bu toprağı bir köylü aşkıyla, bir köylü safvetiyle (saflığıyla) severdi. Tabiat itibariyle Enver’in büsbütün zıddı, kalender meşrep, geniş yürekli idi.”

    Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yaşamak yoğunluk, mutluluk derinliktir. Sf. 76

    Alıntı; Ermeni Rahiple Mektuplaşmalar – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1989 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hatırlayacaksın, Sultanahmet’te duvar yazılarım vardı; gecenin belli veya belirsiz saatlerinde aklıma ya da içime düşenleri duvara yazıyordum. Bunlardan birisi şöyle; «Ben görmeyince daha iyi görüyorum».

    Dün sabah aldığım notu da aktarayım: «Dizlerim tutmuyor, aklım açıldı».

    Her ikisinde de bir bağlantı var; teorik insan, somut’tan uzaklaştığı ölçüde gerçek’e daha çok yaklaşıyor. Sf. 57

    Alıntı; Ermeni Rahiple Mektuplaşmalar – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1989 – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tanrı, insanın yarattığı ve insana en uzak yaratık oluyor. Acıması, sevmesi ve üzülmesi yok; Tanrı olmak ile yok olmak, birbirine çok yakın ve belki de birbirinin aynı sayılıyor. İnsanların hiç bir zaman tanrılaşmamasını ve tanrıya benzememesini diliyorum; Tanrı olmak insanlıktan çıkmaktır. Sf. 7

    Alıntı; Ermeni Rahiple Mektuplaşmalar – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1989 – Sf. 7) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanların hep yücelmesini istiyorum.

    Doğanın en güzel ve en çok özene lâyık yaratığının insan olduğuna inanıyorum. Sf. 6

    Alıntı; Ermeni Rahiple Mektuplaşmalar – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1989 – Sf. 6) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evren’in Ocak 1982 tarihinde Sofya’yı ziyaret edeceği açıklanıyor. Bu açıklama ile aynı günlerde TİP’liler tutuklanıyor. Sf. 413

    Alıntı; İtirafçıların İtirafı (TKP Pişmanları) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1988 – Sf. 413) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bütün çözümlemelerimde iç dinamiğin önceliği var. Fakat hepsi dış dinamikle birlikte gelişiyor.

    Tekrarlıyorum; dış dinamiğe öncelik vermek, tüm güzelliklerle kötülüklerin yurt dışından geldiğini düşünmekle özdeştir; yıllardır bu tür anlayışın geçersizliğini göstermek için çabalıyorum. Bilim, eğilimlerin karşılıklı ilişkisini çözümlemek oluyor. Dış dinamiği tümden yadsımak bilim yolunu reddetmekle aynı konuma giriyor. Sf. 405

    Alıntı; İtirafçıların İtirafı (TKP Pişmanları) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1988 – Sf. 405) kitabından birebir alınmıştır.

  • Pişman sanıklardan Aclan Sayılgan, daha sonra, bu 167 kişinin dökümünü şöyle veriyor. «Yüksekokul mezunu 35 kişi, yüksekokul öğrencisi 29 kişi, lise mezunu 19 kişi, ortaokul mezunu 22 kişi, ilkokul mezunu 10 kişi, cahil 52 kişi»  Bu aktarmayı pişman sanık Aclan Sayılgan’dan özellikle yapıyorum; sanıkların elli ikisinin cahil olduğunu yazıyor.

     Sanıkların içinde önemli ölçüde tütün işçisi var ve bunların önemli bir bölümü, Ortaköy’de oturan çingene yurttaşlar oluyor. Çingene yurttaşların Komünist Parti ile ilişki kurmaları, içinden ve dışından, haksız eleştiri ve küçümsemelere yol açmıştır; buna işaret etmek istiyorum. Sf. 275

    Tütün işçilerinin hemen hepsi evli çoluk çocuk sahibi idiler ve aileleri dışarda açtı. Ama hiç birisi pişmanlık fıkrasına sığınma durumuna düşmedi. Dişlerini sıktılar ve davalarına sahip çıkarak zindanda kaldılar. Sf. 279

    Alıntı; İtirafçıların İtirafı (TKP Pişmanları) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1988 – Sf. 275 ile 279 arası) kitabından birebir alınmıştır.