Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Enderunlu Fazıl’dan,

    “Gösterme halka, giy donun örtüp bacağını,

    Dil olma gayri kapa kutunun kapağını”

    Dizelerinde, işte bu manada, kullanılmaktadır. Genelev dilinde de aynı anlamdadır; İrfan Yalçın’ın “Genelevde Yas” nam eserinde, “Yaprak ‘muayeneden’ çıkar çıkmaz, gülümseyerek, ‘beğendi mi kutunu’ diye soruyordu” ifadesi yer alıyor ki, “kutu”, umumhane argosunda, ferç karşılığı olup şüphe kalmamaktadır. Sf. 211

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 211) kitabından birebir alınmıştır.

  • Benim önerim, a- Türkiye’nin Kürtleri olmalıdır. b- Kuzey Irak’a örtülü savaş uygulanmalıdır. Sf. 191

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 191) kitabından birebir alınmıştır.

  • Saddam, işgalle birlikte bir kahramandır ve kahraman olarak ölmüştür. Ölümü önünde saygıyla eğiliyorum. Sf. 189

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 189) kitabından birebir alınmıştır.

  • Emperyalizm, banka sistemini yönetirdi, kredi sistemini yönetirdi, üsleri vardı, ama emperyalizm, dolaylı olarak yönetiyordu. Kolonyalizmde ise geliyordu ve hem kuklalardan hükümeti vardı ve hem de doğrudan, kabaca, yönetiyordu. Şimdi bu aşamadayız; emperyalizm, sömürgeciliğin aletlerini de kullanmaktadır. Sf. 188

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 188) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hiçbir ülkenin matbuat tarihinde böyle bir yalan makinası olduğunu sanmıyorum. Bundan bir önemli sonuç çıkarıyorum; Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye’nin büyük zenginlerine fazla büyük ve fazla ileri gelmektedir. Küçültmeye ve karartmaya kararlıdırlar. Aynı yolda ısrar ediyorlar.

    Artık her birinden daha küçük ve her birinden daha karanlık bir devlet peşindeler. Sf. 185

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 185) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Hava kararmadan önce eve girmek zorundaydık. Bizim evin karşısında Müşerref Abla dediğimiz bir komşumuz vardı. Ben beş-altı yaşlarındaydım. Çocuğum ya, küfür ediyorum ona. Beni almış karşısına. Ben küfrettikçe onun hoşuna gidiyor, o da benim popoma vuruyor. O vuruyor, ben küfrediyorum. Babam gelince hemen şikâyet etmiş beni. Bunlardan haberim yoktu tabii. Babam içeri giriyor…”

    “Alıyor beni tavana asıveriyor. Ancak ellerimden mi koltuk altlarımdan mı bağlamış onu hatırlamıyorum. Orada 15-20 dakika kalmış olacağım ki dayım gelip beni kurtarıyor.” (1) Sf. 184 

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 184) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1)(2007); Ruşen Çakır, Fehmi Çalmuk birlikte yazdıkları kitap Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul, 2001, s.16

  • İlginç bir belge var elimizde. Bir MİT raporu. Bilgi Notu da denebilir. Tek sayfalık…

    Milli İstihbarat Teşkilatı İstanbul Bölge Başkanlığı tarafından hazırlanmış. Raporun Tarihi 18.02.1995. Yani tam 11 yıl öncesine dayanıyor. Ama raporun tarihinden daha ilginç olan; “raporun içeriği.” Çünkü raporun konusu “Tayyip Erdoğan’ın Sağlık Durumuyla ilgili. Geçtiğimiz günlerde Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sağlığı ile ilgili tartışmalar oldukça yoğun bir gündem oluşturmuştu. Ama rapordan da anlaşılacağı gibi meğer MİT bu konu ile yıllar önce ilgilenmiş. Sf. 176

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 176) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zayıf ruh halinin olumsuzluklara hiç dayanamadığını ilk kez, Barış Yarkadaş’tan öğrendik; bir gazeteci olarak Erdoğan’ı takip görevi vermişlerdi ve her gün izliyordu. 1991 Genel Seçimlerinde Başkan Erbakan Erdoğan’ı kazanabi­leceği bir yere koymamıştı, bu milletvekili olamayacağı anlamına geliyordu; bu haberi aldığında Erdoğan’ın ağladığını ve ancak doktor müdahalesi ve iğ­ne yapılması yoluyla kendine geldiğini yazan Barış Yarkadaş’tır. Kitabı 2004 yılında yayınlanmıştı ve tekzip edilmediğini biliyoruz. Sf. 174

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 174) kitabından birebir alınmıştır.

  • Babası Ahmet idi, annesini, ikinci eş almıştı ve çocuklarına esir terbiyesi uyguluyordu. Sanki elinde bir kırbacı vardı, sallıyordu ve çocuklarına, bu arada Tayyip’e, otoriteye tapınmayı öğretiyordu. Tayip Bey de yıllar sonra “otoriteye saygılıydık” diyerek kabul etmektedir; aslında tapmaktadır. Sf. 168

    Çakır-Çalmuk, kitaplarında, (1) “Reis Kaptan çok otoriter bir adamdı, denizciliğin kendine has kurallarını evinde de yaşardı” diyorlar ve yine anlıyoruz, herhalde evde bir korsan terörü uyguluyordu; çünkü “kapıdan içeri girdiğinde otorite ilan edilmiş olurdu”. Burada korsan terörü hatırlatması yerindedir; çünkü günlük terörün bir ayin şekline dönüştüğünü çıkarabiliyoruz. Bu günlük ayinin sonuna doğru, küçük Tayyip’in, babasının ayakkabısını öpmesi var ve bunu hep birden ağlama izlemektedir. Bütün aile bir süre birlikte ağlıyorlar. Sf. 169

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 168, 169) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1)(2007); Ruşen Çakır, Fehmi Çalmuk birlikte yazdıkları kitap Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul, 2001, s.16

  • Amma hayata ayak veya ayakkabı öperek başlayan bir çocuğun ileride hasta olabileceğini düşünebiliyoruz.

    İster “ayak” ve isterse “ayakkabı” olsun, eğer öpülüyorsa, herhalde korkudan kaynaklanıyor olmalıdır. Çocuklukta aşırı korkutulmanın sara hastalığına yol açtığı ise tıpta tespit edilmiş haldedir; Doktor Temkin, bize, epilepsi hastalığının büyük üstatlarından H. Jackson’un, korkunun sara nöbetlerine yol açtığını gösterdiğini haber veriyor. Sf. 167

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 167) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tayyip Erdoğan’ın, Washington’da, Yahudi Partisi önünde, “İsrael ile İlişkiler Gelişecek” yemin töreni, Türkiye’de, 11 Aralık 2002 tarihinde yayınlandı. Aynı ayın başında Siirt Milletvekili Fadıl Akgündüz, Meclis’te usûlüne uygun olarak milletvekilliği düşürülmeksizin yakalanıp hapse konmuştu. Hâlbuki bütün parlamentolarda, cürm-ü meşhut hali hariç, yemin etmiş bir milletvekili ancak, Meclis kararı ile Meclis’ten alınabilmektedir.

    Görüyorduk, Meclis’in kendisini korumaması bir yana, işler aceleyle yapılmaya başlandı; birkaç sandığın usulüne uygun olarak sayılmadığı gerekçesiyle, muhtemelen sonuçları etkilemiyordu, “Siirt Seçimleri” iptal edildi ve derhal yenilenmesine karar verildi. Bu aceleciliğin nedenini çok kısa bir zaman içinde öğrenebildik. Sf. 163

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 163) kitabından birebir alınmıştır.

  • Metin Toker; “Kemal Derviş’in Amerika’dan geldiği açıktır da Amerika’dan gönderildiği hususunda ciddi kimselerin ciddi ifadeleri vardır” diyordu. Çağrılmadığı ve gönderildiği konusunda şu anda hiçbir şüphemiz bulunmamaktadır ve gönderenin ve daha doğrusu Dervish’i seçenin ise, IMF birinci başkan yardımcısı Stanley Fischer olduğunu artık biliyoruz.

    Fischer Amerika’da “Yahudi Partisi” içinde önemli bir figür’dür ve IMF yöneticisi olarak Türkiye ekonomisi ve hatta politikası konusunda pek yetkili olabiliyordu. Bu kadar değil, Fischer, hem Türkiye ekonomi ve mâliyesinin yönetiminde söz sahibi idi ve hem de her türlü bilgiye el koyabiliyordu; İstanbul’da plütokratlarla yakın bağları vardı. İşini yaptı ve işi bitince, İsrael’e gitti ve şimdi İsrael Merkez Bankası’nın başındadır. Sf.153

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 153) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kapitalizmde, aktörler küçük ve/veya küçükçe ve çok sayıda oldukları için, komployu düşünemeyiz. Ama feodalitede ve tekeliyet’te, aktörler çok büyük ve çok azlar, komplo esastır. Bu nedenle, tekeliyet’te öldürmek, seçmek’tir veya zehirle ya da hançerle yapılmaktadır. Sf. 146

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 146) kitabından birebir alınmıştır.

  • O halde, beğenmek veya beğenmemek hürriyeti var, ancak, “cumhuriyet” varsa, kamusal işlerin yürütülmesinde yavaşlık şarttır. Ve işlerin daha hızlı yürütülmesinde ve ölçeklerin büyütülmesinde, hiçbir zaman, erdem bulamıyoruz. “Küçük her zaman güzeldir”, demeyi sürdürüyoruz ve tabii sürdürüyorum. Sf. 132

    Cumhuriyet, neden çöktü? Montesquieu’nün cevabı çok kısadır; Roma çabuk büyüdü. Gerçi Roma büyümek için kuruldu ve yasaları buna göre yapılmıştı, mükemmeldi, ama ne var ki, çabuk büyüdü. Yasalar köhne oldular. Sf. 133

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 132, 133) kitabından birebir alınmıştır.

  • Edebiyat sevenlerden, henüz, despot çıkmamıştır. Bunu, tersine de çevirebiliyoruz, edebiyatı reddeden, bir Caligula’dır. Sf. 120

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 120) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kadın’a, anlam yüklenmeden koşmak, öldürmek’tir. Anlam’sız sarılmak, boğmaktır ve çok sarılmak çabuk öldürmek, demek’tir.

    Daha geriye gitmiyorum, Caligula bir hedonist idi ve Roma kadınsız kalmıştır. Sf. 115

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.

  • Demek ki ileri safhada sara varsa, entelektüel kapasitesinin çok büyük ölçüde bozulmuş olduğunu görüyoruz; böylelerinin, dikkati çok zayıf ve ahlaki kontrolü pek eksiktirler. Bunlar hep kavgacı, huzursuz ve uyumsuz bir çocukluk geçirmişse, bu tür epileptik hastalar, olgun yaşlarda kriminal eğilimler sergiliyorlar. Entelektüel zafiyetin her türlüsünü gösterebiliyorlar ve hayvani davranışlar bunlar arasındadır. Sf. 109

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 109) kitabından birebir alınmıştır.

  • Keçi’ye gelince, neredeyse epilepsi yüklü bir canlı kabul ediliyor; dolayısıyla, keçi eti yiyenler ve hatta dokunanların epileptik oldukları veya olabileceklerine inanılıyor. Sf. 106

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 106) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fahişelere özel ilgisi var, fahişe Pyrallis’e pek tutkun olduğu kayıtlıdır; genelev imarına ehemmiyet veriyor ve fahişeleri bir başka planda da unutmuyor. Hazine iflas edince ve müsadere ile kumar yolları aşırı ölçüde kullanılınca, vasıtalı vergilere dayanıyordu; bunlar arasında hamalların günlük kazançlarının sekizde birini ve fahişelerin de her gün bir vizitenin ücretini Caligula’ya verme mecburiyeti yer almaktadır. Cinsel işleri maliye ile birleştirme yolunda pezevenkleri unutmamıştı, orospuluk kadar eski bu meslek sahipleri de vergi mükellefi oldular ve fahişeler ise evlenmeleri halinde de, günlük bir vizite vergilerini vermek zorundadırlar. Demek evlilik ile fahişeliği birleştirmede Roma’nın öncülüğü var. Sf. 98

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.

  • Babalara oğulların, oğullara babaların idamını seyrettirmeyi seviyordu; hasta olduğunu söyleyerek mazeret bildiren babaya bir tahtırevan veya sedye gönderiyordu. Oğlu idam edilen senatörleri akşam ziyafete çağırıyor ve güldürmek için şakalar yapıyordu. Bu ziyafetlerde çok zaman senatör eş veya kızlarını, herkesin önünde muayene edip birisini alıp gidiyor ve bir süre sonra döndüğünde, geri getirdiği kadın veya kızın yatak performansını değerlendiriyordu. Sf. 96

    Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 96) kitabından birebir alınmıştır.