Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Burada çok önemli bir nokta var, bilim kurallılıktır ve bilim yoluna girenler, hem önceden kural olduğunu kabul ederler ve hem de hep kural peşinde koşarlar. Bilim yolunda olanlar, birbirine hep düşman Fransız ve İngilizler’in bayraklarının aynı renklerden oluşmasını tesadüfe bağlamıyorlar; Hint-Avrupa’da, kaç bin yıl önce, üç düzen olduğunu biliyoruz, egemenlerin düzeni, dinseldirler ve büyücüdürler, kral ve ruhban sınıfı buradadır. İkinci düzen, asillerdir ve hep savaş yaparlar, muharip sınıftırlar. Üçüncü ve en alt düzen ise, ırgattırlar, hep çalışırlar ve toprağı işliyorlar. Hepsinin de belki dört bin ve beş bin yıl öncesinden beri bir rengi vardı; krallar ve ruhban, en yukarda, beyazdır ve asiller ve savaşçılar, bir altta, kırmızıdırlar ve reaya ya da ırgat ya da amele, en altta, mavi renge kalmışlar. Bu bir kuraldır ve bu nedenle, Fransız, İngiliz, Amerikan, pek yeni devlet Avustralya’nın bayrakları bu üç renkten olmaktadır.  Kurallılık var ve eğer regülariteye güvenmiyorsak, tariflere ihtiyaç duymuyoruz. Sf. 490, 491

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 490, 491) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mehmet Ali” entitesinin, Araplar’da ve Müslümanlarda olmadığını tespit edebiliyoruz. İkincisi, jüdezmo’nun İspanyol esaslı, İbrani ve Türki eklemeli, bir dil olduğunu da buluyoruz. O halde “ali” yazıp “eli” okursak, İbrani, “benim Allah’ım” anlamına ulaşıyoruz. “Mehmet Eli” ise, “Mehmet Benim Allah’ım” demek oluyor ve Sabetay Sevinin, Türkiye’deki Sabetayistler arasındaki adının ise “Mehmet” olduğunu bilmek zorundayız. İlk adıdır. Çözersek, “Sabetay Benim Allah’ımdır” sonuncunu buluyoruz, önemli bir sonuçtur. Sf. 490

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 490) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hapishane başka bir dünyadır ve Kürt İdris, yakışıklı ve güzel bir insandı, ne yazık, beni “papazı” saydı, her sıkıntısını bana söylüyor ve moral ihtiyacını benden tedarik ediyordu. Bir akşam çok üzüntülü ve sıkıntılıydı, iki eşi vardı, o gün eşlerinden birisi heyecanlanmış ve Sultanahmet kapısında ölmüştü ve İdris çok sıkıntılıydı. Her iki eşi de Ermeni imiş, bu, İdris’ten söz almış,* “İdris Efendi” demiş, ölümünde, Ermeni kilisesinde ayin istemiş, İdris söz vermiş, ama şimdi içerde, ya duyulursa, Koca Mafya Reisi, çok korkuyordu, önümde ellerini ovuyordu, hep öyle yapar, saygılıdır, en sonunda, Papazına, bana, açıkladı. Çok kızdım, adeta azarladım, “İdris Bey, sana yakışır mı” dedim, “Hanımefendinin istediğini yapacaksın” ve kanuni hakkıdır, “ben şimdi İdareye dilekçe yazacağım”, kanun gereğidir, izin verirler ve verdiler, Kürt İdris, elleri kelepçeli, Ermeni ayinine katıldı ve döndü. Bizim içimizde Ermeni genleri var ve neden kötü olsun, buradayız. Sf. 487

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 478) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu fiil, “seçim”, eğer “seçkin” olanı çıkarmıyorsa, “seçim” yoktur. Sf. 469

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 469) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şunu düşünebiliriz, o tarihte, Türkiye İşçi Partisini, Doktor Kıvılcımlının acıtıcı klişesi ile “aba”, Aybar-Boran-Aren üçlüsü yönetiyordu. Artık üçünü de İbrani asıllı kabul etmemiz mümkündür. O halde, Çetin Altan’ı seçmek zorundadırlar. Sf. 460

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 460) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kürtler’de, Abdullah’a, bazan “Avdullah” da dendiğini biliyoruz, “Avraham” ve “Abraham” misalini hatırlatıyor, “b” ve “v” birbirinin yerine kullanılıyor; çocuklarım “Avdullah” olarak çağıran Kürt anneler’i, bu kuşak artık kalmadı, şart olmamakla birlikte, Kürt Yahudi’si düşünebiliriz. Bu ayrı, yalnız, bu adı “Abdullah”, Yahudiler de taşıyorlar.

    Yahudiler, “Abdullah” adını, “Abdalla” söylüyorlar, son “h”, son sesliyi söyletmek için, “u” ile “a” değişimine de rastlıyoruz, “Burak”, çok zaman ve daha büyük doğrulukla, “Barak” yazılıyor ve İbrani’de, bu ad, “Abdu”, Abdul ya da “Abut”  olarak da biliniyor. Sonlarına “h” koymakta hiçbir sakınca yoktur ve “Abduh” yazabiliyoruz.

    Guggenheimer & Guggenheimer, Abdullah’ın aslının İbrani olduğunu ileri sürüyor, Tevrat’ta “Abda” var, uzun şekli, “Ovadyahu” olmakla birlikte, “Obadiah” olarak da yazılıyor; her zaman “Ovadia” halini görüyoruz, İbrani aslının tam anlamı “Allah’ın Kulu” olup yabancı gelmemektedir.” Böylece, Abdullah’ın ve çeşitli şekilleriyle İbraniler tarafından taşındığını görmüş ve göstermiş oluyoruz. Sf. 452

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 452) kitabından birebir alınmıştır.

  • Akepe bu kurala çok bağlıdır. “Babacan” adının veya soyadının İran’da Kripto Yahudiler tarafından kullanıldığını, önceki kitaplarımda göstermiştim. Bülbül Deresinde “babacan” mezartaşı bulabiliyoruz. Çöküş’te, Ahmet Davutoğlu’nun “Karay” olması ihtimalinin çok yüksek olduğunu da yazmış bulunuyorum. Herhangi bir itiraz ile karşılaşmıyoruz.

    Fatin Rüştü, kızı Sevin üniversitede sınıf arkadaşım oldu, çok severdim, Fatin Bey, Sevin’î, Üniversite’den çabuk aldı, şimdi yaşamıyorlar ve İsrael kayıtlarına göre, Zorlu’nun İsrail’e çok uzak ve ülkesine çok bağlı olduğunu çıkarabiliyoruz. Fatin Rüştü Zorlu, sadakati ülkesine olan bir Sabetayist idi, yakın zamanda kaybettiğimiz, başarısız 9 Mart 1971 müdahalesinin önde gelen komutanlarından Vedii Bilget de öyledir; her zaman not ettiğim üzere, Sabetayistler arasında ülke sevgisi çok yüksek olanlar yüksek orandadır. Bu açıklamayı her fırsatta yapmak istiyorum, çünkü aksi çok yanlıştır. Sf. 450

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır.

  • Selanikli bir aileden geliyor, adının aslının “tziller” yazıldığını tahmin edebiliyoruz, biz “Çiller” söylüyoruz, 1994 yılında İsrael’e giden ilk başbakan oldu, orada tevratik “vaad edilmiş toprak” açıklamasını yaptıysa da sonradan ürkmüş göründü ve geri aldığını biliyoruz.

    Dört, Brit’in gizlice imzalandığı 1996 yılının başında Demirel’in İsrael’e uçtuğunu not edebiliyoruz, İsrael’i ziyaret eden ilk cumhurbaşkanı derecesi, Süleyman Demirel’indir. Ancak, bu, Demirel’in, Erez İsrael’e, ilk değil ikinci uçuşu idi, ilki, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü zamanında ve 1959 yılındadır. Bu ziyarette, Demirel’in, İsrael’de çok heyecanlandığını anlıyoruz, dönüşte verdiği halka açık bir konferansta, İsrael halkını “her açıdan mükemmel bir halk” ilan ederek, İsrael halkının ve başarılarının Türkler için bir “model” olmasını istemişti. Yüksek komutanlar misli Demirel’in de bir İsrael-muhibbi (İsrail sevgilisi) olduğu müsecceldir (tescillidir, onaylanmıştır).

    İlk önemli antlaşmayı, 1996 yılı başında, Tel-Aviv’de, Çevik Bir ile İsrael Savunma Bakan Yardımcısı imzaladılar. Çevik Paşa, Brit’in Türkiye tarafındaki patronu olarak görünmekten çekinmiyordu. Sf. 441

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 441) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1993 yılında, Demirel’i cumhurbaşkanı ve Çilleri başbakan yapanın Erdal İnönü olduğudur, o zamanlar Chp yasaklı idi ve yerine başında İnönü’nün olduğu Shp vardı, koalisyon ortağıdır.” Bu imkânla Erdal İnönü, “Sosyal Demokrat” milletvekili oylarını, Demirel ve Çiller için kullandı; İsrael’e ilk uçan Hikmet Çetin, işte bu vesile ile Çiller Hükümetinde dışişleri bakanı koltuğundaydı. Öyleyse, İsrael açılımının temelinde Erdal İnönü var.” Siyonizm yanlısı bir üniversite profesörü ve politikacı olarak biliyorum. Sf. 433

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 433) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir, İsrael-Barzani ilişkisini, Türkiye’de ilk kez duyuran ve o sırada Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir tür nazariye hocası sayılan Uğur Mumcu katlediliyor. İki, Musul’a, Türkiye sınırları ötesinden bir duvar çekmek isteyen Jandarma Umum Komutanı Eşref Paşa yok ediliyor. Üç, Musul’u almayı bir saplantı haline getiren, zamanın Cumhurbaşkanı Özal, ansızın ölüyor. Sanki Kennedy cinayeti ve izleyen ölümler zincirini yaşıyorduk.

    İşte tam bu yılda, Özal’ın ölümünden hemen sonra, Başbakan Demirel, Cumhurbaşkanı oldular ve yerine, “hiç beklenmedik” ölümler misli, Tansu Çiller yerleştirildi. Hiç tereddüt etmedim ve “Darbe” tarif ettim ve bir süre sonra, çerçeveyi çözünce, “İsrael Darbesi” ile değiştirdim. Değişikliği çok önemli telakki etmiyorum, çünkü başlarken de, 12 Mart ve 12 Eylül Darbelerini sayıp, “üçüncü” demeyi ihmal etmemiştim, bir dizide yerini almaktadır. Sf. 421

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 421) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bizans’ta kadınlar kapalı yaşarlardı, ama fahişelik en büyük sektördür. Sirk, yaşamın vazgeçilmez parçasıdır ve bugünün Türkiye’sinde magazin sektörünü hatırlatmaktadır. Sirk, şehvet ticareti ve kan dökümü demektir; öldürmek, ekmek kadar gereklidir. Diehl, İstanbullunun zaman zaman ölüleri bıçakladıklarını da haber veriyor, yaşam, pek çok değersizleşmiştir ve o kadar öyle ki, en değersizler en yüksek noktalara çıkabilmektedir. Sf. 409

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 409) kitabından birebir alınmıştır.

  • Weir, “müşrik Araplarda kadının vaziyeti, bazı bakımlardan, İslamiyet’tekinden daha serbest idi” bilgisini veriyor ve “tesettür de meçhul idi” notunu ekliyor. İslam, Cahiliye’yi atlayarak, tesettürü Yahudilikten almıştı ve Weir yine, “şeriatın nikâh meselesinde en kötü hükümlerinden biri olan hülle, cahiliye devrinde bilinmiyordu” demektedir ki İslam’da, cahiliyeye göre yapılan eklemelerin, tamamının “ileriye” dönük olmadığını görebiliyoruz. Ancak Yahudilik ve Cahiliye ile etkileşim ile yarış mutlaktır. Belli başlı müesseselerde ise devamlılık müspet haldedir. Sf. 406

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 406) kitabından birebir alınmıştır.

  • Osman Ateş, bir yerde, “peygamberimizin hanımı Hazreti Hatice’nin vefatında da, cenaze namazı farz kılınmadığı için Cahiliye Devri usulüne göre dua yapılmıştı” diyor. Sf. 405

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 405) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bütün tarikatlar, akla ve aklın yoluna düşmandırlar; gerçeğin akıl yoluyla bulunamayacağı, bütün tarikatların olmazsa olmaz, koşuludur. Tarikatlarda akıl yolu kapalıdır, bir Müslüman ise aklın yoluna inanıyor, ancak aklın Kur’an’da olduğunu iddia ediyor. Tarikatlar, akıl ile gerçeği bulmayı tamamen reddediyorlar, ayrı bir yerdeler. Sf. 401

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 401) kitabından birebir alınmıştır.

  • Peki, durum nedir; durum değil facia şudur, Eylülist darbeden sonra ve depolitizasyon döneminde, CHP örgütü bürokratize olmuş durumdadır. Politik değiller ve merkeze bağlı bürokrattırlar. Önce, Deniz Baykal’a komplo nedeniyle ağladılar ve sonra, merkez korkutunca, “sakın dönme” çığlıkları attılar. Baykal’ın dönme ihtimalinden aşırı korkmaları ki böyle bir ihtimal hiç yoktu, tipik bir bürokrat tepkisidir. Utanç verici hale düştüler.

    Bürokrat mı, ben hep “sırtını güce dayamış hiçlik” olarak tarif ediyorum. Rüzgâra kapılmış hiç göründüler. Sf. 397

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 397) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Abdullah Gül ile samimi olan CNN muhabiri Ruşen Çakır, 10 Ekim 1993 tarihinde yapılan Refah Partisi Büyük Kongresinden iki gün önce Ankara’ya gelerek Abdullah Gül’ün misafiri oldu. Ruşen Çakır, bir Yahudi kuruluşu olan Carnegie Endowment’in başkanı ve aynı zamanda üst düzey bir mason olan Morton Abromowitz ile Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan görüşmesini sağladı. Abdullah Gül’ün en önemli ziyareti 19-28 Şubat 2000 tarihinde gerçekleşmiştir. Çünkü 24 Şubat’ta ABD’deki Türkiye Büyükelçiliğinde Amerikan Jewish Committee, Amerikan Yahudi Komitesi ile bir görüşme yaptı ve bu görüşmede, Yahudilerin en rahat olduğu ülke Türkiye diyerek İsrail ile işbirliğine girmek istediği mesajını verdi.” Sf. 363

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 363) kitabından birebir alınmıştır.

  • Paul Wolfowitz’e geliyorum, fakat kısaca “mesyanik” sözcüğüne değinmek zorundayım; neo-konservatifler, bütün dünyaya hâkim olmadan ve bunun için korkuyu bir silah olarak kullanmadan, Amerika’nın güvende olmayacağı inancındadırlar. Diğer taraftan neo-konservatiflerin hemen hemen hepsi Yahudi ve hepsi mesiah’a bağlıdır; insanlığı kurtaracak olan artık işçi sınıfı değil, Yahudi ırkı’dır. Bu nedenle İsrael’in güvenliği, dünyanın güvenliğidir ve bunun için de Irak’ın işgali, ilk adım olarak, şarttır. Sf. 351  

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 351) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2002 darbesi, başkaları bir yana, hem İslam’ı devlet politikasına kakmak ve hem de İslam’ı bozmak misyonları ile realize edildi; ikisinde de ideolojik tarafın ön planda olduğunu görüyoruz. Sf. 330

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 330) kitabından birebir alınmıştır.

  • Darbe şefleri, 12 Mart 1971 Darbesi Yüksek Komutanı Orgeneral Tağmaç, 12 Eylül 1980 Darbesi Yüksek Komutanı Orgeneral Evren, 3 Kasım 2002 Darbesi Yüksek Komutanı Orgeneral Özkök, İbrani kökten geldiler. Birinci Ordu’dan geçtiler. Sf. 323

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 323) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kennedy yeni seçildiği bir zamanda, bir gün, Beyaz Saray’da Andrey Gromiko’ya, Yahudiler’in, iki ülke arasında ilişkilerin düzelmesine hiçbir zaman razı olmayacaklarını fısıldamıştı. Korkuyor muydu, söyleyemeyiz ve ürküyordu. Castro da, “Siyonistler, hiçbir zaman Sovyet Devletinin kuruluşunu ve Leninist Partisini affetmezler ve affetmeyecekler” demişti. Sf. 308

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 308) kitabından birebir alınmıştır.