Allah Teâlâ buyurur: “Ben gizli bir hazine idim. Bilinmek istedim ve insanı yarattım.”
Alıntı; Hz. Muhammed – Lev Nikolayeviç Tolstoy, (Karakutu Yayınları 25. Baskı Eylül 2007 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Allah Teâlâ buyurur: “Ben gizli bir hazine idim. Bilinmek istedim ve insanı yarattım.”
Alıntı; Hz. Muhammed – Lev Nikolayeviç Tolstoy, (Karakutu Yayınları 25. Baskı Eylül 2007 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.
“Hiç kimse öfkesini yutmaktan daha güzel bir içki içmemiştir.”
Alıntı; Hz. Muhammed – Lev Nikolayeviç Tolstoy, (Karakutu Yayınları 25. Baskı Eylül 2007 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.
Kalbimizde Allah’ın nuru vardır, onun adı da vicdandır.
Alıntı; Hz. Muhammed – Lev Nikolayeviç Tolstoy, (Karakutu Yayınları 25. Baskı Eylül 2007 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.
Prof. Dr. Telman Hurşidoğlu Aliyev:
Tolstoy’ un İnancı: Tolstoy’un yayımladığı sırada risalenin adı: Hz. Muhammed’in Kur’an’a Girmemiş Hadisleri” idi. Bizce bu isim yanlıştı. … Bayan Porohova’nın açıklamalarına göre, Tolstoy, İslam kuralları ile defnedilmişti.
Alıntı; Hz. Muhammed – Lev Nikolayeviç Tolstoy, (Karakutu Yayınları 25. Baskı Eylül 2007 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.
Batı dillerinde kültür toprağı sürmekten, işlemekten gelir.
Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 156) kitabından birebir alınmıştır.
Fyodor Tyutçev, “Rusya sizin bildiğiniz ülke değildir.” diyor. “Onun aklını ölçemezsin; çok büyüktür senin aklınla o anlaşılmaz, Rusya’ya inanmak gerekir. Rusya bir iman meselesidir.”
Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 152) kitabından birebir alınmıştır.
Geçen asırda İran toplumu, bunun adını çook mizahi bir biçimde koymuştur; “depremzede” gibi “garbzede” diye bir tabir ..
Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 151) kitabından birebir alınmıştır.
Yani milliyetçiliğin ilk kateşizmi (1) Mustafa Celaleddin Paşa’nın Les Turcs Anciens et Modernes (Eski ve Modern Türkler) adlı kitabıdır.
Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 149) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1) (2016); Kateşizm; Hristiyanların dine girenler için kullandıkları soru cevap şeklindeki ilk temel ritüeller kitabı. Mustafa Celalettin Paşa Nazım Hikmet’in anne tarafından dedesi.
Avusturya ve Rusya’ya karşı ayaklanan Macar ve Polonyalı milliyetçiler, bu büyük mücadeleleri sırasında bir ara Macaristan’da 1848’de müstakil bir cumhuriyet ilan etmelerine rağmen, Rusya ve Avusturya ittifakı tarafından bastırılıyorlar ve Devlet-i Âliyyemize sığınıyorlar. Rusya ve Avusturya bunları geri istiyor. Biz vermiyoruz. Ordumuz bile yok, … Bu insanların bir kısmı dinlerini muhafaza ederek burada kalmıştır; bir kısmı da din değiştirerek, ihtida ederek Türklüğü kabul etmişlerdir. İşte size Mustafa Celaleddin Paşa (Kont Borzecki), Nazım Hikmet’in büyük dedesidir. Mustafa Celaleddin (Paşa) adıyla, yeni yurduna ve toplumuna hizmet etti. Haritacılık öğretti ve Karadağ Savaşı’nda mirliva (tuğgeneral) rütbesiyle şehit oldu. İşte size Sefer Paşa (Koscielski), işte size Mehmed Sadık Paşa (Michal Czaykowski), işte size Macar Süleyman Paşa vs.
Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.
Mülkiye mektebinin kuruluşu 1850’lerin sonudur. Hukuk mektebinin faaliyeti geçtir. Mekteb-i Nüvvab’ınki de (Naibler mektebi anlamında, kadı yetiştirmek üzere açılan mektep) öyledir.
Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.
Burada insanlar okusaydı, şu veya bu zümre yasaklasa, matbaayı kurdurmasa bile, nasıl cam geliyor, kumaş geliyorsa, Venedik’te basılıp Türkçe kitap da gelirdi.
Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.
Selanik gibi –ki bütün dünyanın büyük Yahudi metropolitiydi- … Ama Mezopotamya’ya gittiğimiz zaman Museviler Arapça konuşur, Kürtçe konuşur ve daha ilginci Aramca dediğimiz bugünkü Süryani kilisesinin dili konuşulur.
Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 90) kitabından birebir alınmıştır.
Romalı vali Pontius Pilatus’a bunu emreden, empoze eden Yahudilerdir ve demişlerdir ki: “Bu adamın kanı bize aittir. Biz mesulüz; bu bizim şeriatımızı ihlal ediyor. Bunu çarmıha gereceksin.” Bu doktrin dolayısıyla ilk önemli büyük konsil, Hıristiyanlığın İznik Konsil’i Yahudileri lanetlemiştir.
Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 83) kitabından birebir alınmıştır.
Bu özellik, yani Harem’in politik entrika merkezi olması bizim tarihimizde bir asrı kapsar. Yani Hürrem Sultan ile Kösem Sultan’ın büyük valide olduğu iki devir arası dışında; saray hareminin herhangi bir mahfilden daha politik olduğunu söylemek zordur.
Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 78) kitabından birebir alınmıştır.
Esirciler tarafından Habeşistan’ın güneyinde avlanan zenci çocuklar ne gariptir ki Yukarı Mısır’daki Hıristiyan Kıbtî manastırındaki rahipler tarafından ameliyatla hadım edilir ve haremlere sevk edilirdi. Sarayın bu kesimi onların muhafazasındaydı.
Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.
Devletin kuruluşundan 16. asrın sonuna kadar bütün hükümdarların hepsi büyük mareşallerdir, askeri dehâlardır.
Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 53) kitabından birebir alınmıştır.
Bilen, tarih okuyan, musikiler dinleyen, Şark’a ve Garib’e açık, kendi emperyal protokolünü kendisi çizen, sarayını buna göre tersimleyen (resmeden, düzenleyen), mütevazı da olsa bir büyük hükümdar vardır. Ve o, ateşli silahları kullanan bir ordunun başındaki mareşaldir. Bu da çok önemli; babası da mareşaldi, dedesi de mareşaldir, büyük dedesi de mareşaldir; fakat Fatih, ateşli silahların kullanıldığı, muasır (asırdaş, çağdaş) bir ordunun mareşalidir. Ve bütün bu özelliklerin etrafında bu genç insanın, bu dâhinin çizdiği hükümdar portresi son derece orijinaldir. Bundan size ne kalır? O örneği takip edelim sadece bu yeter. Sorunları halledersiniz. Çünkü bazı sorunlar; maalesef kasabalının görüşüyle değil, bir imparatorluğun görüşü ve tersimciliği (düzenleyiciliği) ile halledilir. O zaman mirası kullanalım.
Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 67) kitabından birebir alınmıştır.
Osmanlı donanması geçen asırda Paskalya ve Noel gibi Hıristiyan bayramlarında demir atardı. Çünkü neferlerin, çavuşların yortu dolayısıyla evlerine gitmeleri gerekiyordu.
Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 50) kitabından birebir alınmıştır.
Merhum Ömer Lütfi Barkan Hoca’nın Süleymaniye inşaatı defteri üzerinden yaptığı yayından da anlaşılıyor; mesela taşçılık Süryani ve Ermenilere has. Doğu Anadolu’dan geliyor. Ayrıca bazıları hiç tahmin etmez ama camcılık, vitray, zücaciye işleri Türklere hastır.
Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 48) kitabından birebir alınmıştır.
Osmanlı ordusu, Türk ordusu ricat etmeyi bilmez. Hâlbuki Roma ordusu çok iyi ricat eder. … Türk orduları ancak yakın zamanda ricat etme tekniklerini kavramıştır.
Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.