Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 1960 Nisan Ayında Menderes, Sovyetler Birliğine gideceğini açıkladı. Mayıs Ayında düştü.

    1963 Yazında, Kennedy, Sovyetler’i, kendi içinde, bir sistem olarak kabul ettiğini açıklıyordu. Sonbahar’ında öldürüldü.

    Sovyetler’e gitmek ve Sovyetler’i kabul etmek, Ben-Gurion’un kabul edebileceği haller değildirler. Sonuç ile bir mantık bağı var. Sf. 195

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 195) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devam edebilir miyim, fakat bütün bunlar o kadar önemli değil; eğer bir tek Arap ülkesiyle barış yaparlarsa, artık savaşmaları imkânsızdır. Savaş ise ekspansiyon yoludur; İsrael’in savaştan vazgeçmesi imkânsız görünmektedir. Unutmuyoruz, “Vaad Edilmiş Toprak” sınırsızdır, sınırları belirsizdir, demek istiyorum ve demek ki barış imkânsız ve kesintisiz savaş olmak zorundadır. Bu noktaya gelmiş bulunuyoruz. Sf. 177

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu dönemde, Eliyahu’nun Tel-Aviv’e gönderdiği kripto’lara inanacak olursak, Türkiye’yi yönetiyordu ve zamanın başbakanı Menderes ile aralarında bir “birader” ilişkisi kurulmuştu. Ben-Gurion-Menderes, 1958 Gizli Paktının mimarı ise, işte bu Eliyahu.

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 175) kitabından birebir alınmıştır.

  • Altmış üç yaşındaydı, “erken göçtü” diyebiliriz; yaşasaydı, beşinci kez başkanlık yarışma gireceğine kesin gözüyle bakılıyordu ve yarıştan “ansızın” çekildi, bu tespit var. Bir otopsi yapılmadı ve sade bir törenden sonra defnedildi.

    Çiftlikte bir tek doktor vardı. Daha fazla doktor çağrılmış olsaydı, Ölümü hakkında daha net ve ayrıntılı bilgilere ulaşmak mümkündü; bu tespit de daha önce yapıldı, ben aktarmış oluyorum,

    Tek doktorun teşhisi ile yetinildiği nettir ve orası Amerika Birleşik Devletleridir, Bu doktor, ölüm günü, 12 Nisan 1945 sabahı, Başkan Roosevelt’i muayene etmiş ve sağlıklı bulmuştu, bir ilaç verip vermediği konusunda bir kayıta rastlamadım. Atak geldiğinde iki mil kadar uzakta bir yüzme havuzundaydı, yetiştirdiler. Başkana önce hafif bir baş ağrısı, daha sonra şiddetli bir baş ağrısı geldi, bayıldı, yüzü kül rengine döndü. Doktor kalp uzmanıydı, yüzmeye gittiğine göre başkan pek sağlıklıydı, öyle düşünmek zorundayız, Roosevelt bilincini yitirmişti ve beyin kanamasından öldü. Hiç akla gelmediği de kesindir. Sf. 156

    Roosevelt’in, ölümünden önce ve belki de en son, “Filistin-Vaad Edilmiş Toprak” adını taşıyan bir kitap okuduğudur ve kırk ikinci sayfa açık durumdadır. Sf. 160

    Özet şudur, a- 27 Mart 1945 tarihi itibariyle, Filistin üzerine bir kitap okuyordu, b- 6 Nisan 1945 tarihinde, Arap Şeflerine, Arapların rızasını almadan bir açıklama yapmayacağını bildirdi, c-12 Nisan 1945 tarihinde, ansızın ve hiç beklenmedik bir şekilde öldü. Hepsi budur. Sf. 161

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 156 ile 161 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir de Menderes, Nisan 1960 tarihinde Sovyetler Birliğini ziyaret niyetini açıklamış ve bir bakanı öncü olarak göndermişti. O halde, düşmeyi ve ölümü hak etmiştir. O halde ölümünde, Ben-Gurion elini görmek zorundayız.

    Kennedy’nin ölümü ise aynı kategoridedir; John Kennedy, başkanlığa gelir gelmez, Orta Doğuda İsrael’in tek başına güçlenmesini sakıncalı görmüştü ve Mısır’ın popüler ve o zaman karizmatik lideri Albay Nasır’ı ciddiye alıyordu, Mısır üzerinden Araplar’a yaklaşmak istediği kesindir. Sf. 152

    Demek ki, Roosevelt, Araplara, Filistin meselesinde bir teminat verdikten tam yedi gün sonra hiç beklenmedik bir şekilde bu dünyadan ayrılmıştı. Roosevelt, yaklaşık bir çeyrek yüzyıl önce çocuk felci geçirmişti, yorgundu; ama pek sevdiği çiftliğinde dinleniyordu ve hiç kimse ölümünü beklemiyordu. Sf. 153

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 152, 153) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1936 yılında “Arap İsyanı” bir şimşek misli başlayınca ihtilaf keskinleşti ve Haganadan ayrılık netleşti, Begin, 1937 Nisan Ayında, Ezel’in kurulduğunu söylüyor ki Ansiklopedi Judaica teyid ediyor ve doğru tarih kabul etmek durumundayız. Sf. 149

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 149) kitabından birebir alınmıştır.

  • Begin in bu kitabı, “İsyan- Ergun un Tarihi”, hem hayatını anlatıyor ve hem de “irgun” tarihini veriyor, 1937 Nisan Ayına işaret etmektedir; “Jabotinskiy’yj Herzl’den sonra modern Yahudi Tarihinin “en büyük milli-siyasi önderi” olduğunu kaydederek, Ergun’un, Jabotinskiy’nin öğretisine uygun olarak kurulduğunu da vurguluyor. Bu öğretide, gizlilik, şiddet, suikast ve Arapları sürmek yerine “Demir Duvar” ile sıkıştırarak, iradelerini kırmak ve tabi hale getirmek var. 1977 yılında, bugün de hükümetin başı olan Likud ile iktidara gelen, erguncu ve terörist Begin, Ben-Gurion’a hiç değer biçmemektedir. Sf. 148

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • İkinci nokta ise şudur, “ergun” ve “ezel” bizde biseksüel olarak taşınıyorlar, her ikisini de, hem iki cinste de buluyoruz; bu ise Türk isim-biliminde yoktur, bizde kural olarak, isimlerin tek cinsiyetli olduğunu biliyoruz. İsimlerde biseksüalite bir İbrani usulüdür ve bu da, Ergun’un bir ödünç isim olduğunu teyid etmiş olmaktadır. Sf.147

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 147) kitabından birebir alınmıştır.

  • Jabotinskiy, 1909 yılında, İstanbul’da aynı anda dört siyonist gazeteyi birden yönettiğini açıklıyor. Burada adlarını vermemekle birlikte, birisi, “Jeune-Turc” olmalıdır, Fransızca yayınlanan Jön-Türk Dergisi’nin başında olduğu kesin ve belgelidir. Sf.143

    O sırada Türkiye’yi Jön-Türkler yönetiyorlardı ve Jabotinskiy, “Türklerin hâkimiyetindeki bir yerde ne güneş doğar ne de ot biter” sonucuna kesinlikle ulaşmıştı. Filistin’in Yahudilerin eline tekrar geçmesi için, Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamak şarttır. Sf. 143

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 143) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ve iki, Britanya’nın yanında, Filistin’de, Türklere karşı harp edecek bir “Yahudi Lejyonu” düzenledi. Türkler’in Filistin’de yenilmesinde, Yahudi Lejyonunun önemli bir rol oynadığı da, hem tarihten ve hem de savaş fotoğraflarından anlaşılıyor, net bir durumdur.” Sf. 146

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 146) kitabından birebir alınmıştır.

  • O sırada Türkiye’yi Jön-Türkler yönetiyorlardı ve Jabotinsky, “Türklerin hâkimiyetindeki bir yerde ne güneş doğar ne de ot biter” sonucuna kesinlikle ulaşmıştı. Filistin’in Yahudilerin eline tekrar geçmesi için Osmanlı İmparatorluğunu parçalamak şarttır. Sf. 143

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 143) kitabından birebir alınmıştır.

  • Peki, neden bu önemli trinite değişikliğin ilki, Menachem Begin’in, Emek Partisinin iktidarına son vererek iktidarı alması olarak ortaya çıkıyor; İsrael’de ilk kez, “dini Siyonistler” hükümet oldular.

    Dinsel Siyonizm şiddet taraftarıdır ve acımasızdır.

    İki, “Komünist Papa”, Eylül 1978 tarihinde Vatikan’a geldi, Polonyalı Kardinal Karol Wojtula’dan, söz ediyoruz; Hıristiyan dünyasında laisizme ve aydınlanma fikrine büyük savaş açıyordu. Hristiyanlıkta irtica dönemi başlamıştır; Orta Çağa dönüş sayabiliriz ve Thatcher-Reagan Dönemi bunun üzerine oturmaktadır. Thatcher de Reagan da birer Orta Çağ kafası kadar ilkeldirler; adlarını koymuş oluyoruz. Üç, 1979 yılında ise İran’da Humeyni İhtilâli başarıya ulaşmıştı ve İran Şia taassubu altına girdi; Humeyni İhtilâli’nin her yerde ve her türden İslam’ı etkilemesinden şüphe edemeyiz.

    Devam ediyoruz, benim bakışımda, “tamamlama” önemli bir yere sahiptir ve Türkiye’yi yerine oturtmak durumundayız. Yetmişli yılların ikinci yarısını, Türkiye’de “Milliyetçi Cephe” Hükümetleri dönemi olarak yazmak zorundayız, İslam en mutaassıb şekliyle, milliyetçilik en ırkçı ve kırıcı formuyla, kendisini inkâr eden ve aslında intihar halinde bir burjuva demokrat partinin başkanlığında hükümet oldular; daha sonradan “tekeliyet” adını verdiğim, tekel’li diktatorya peşinde yürüdüler. İç savaşta idik ve Eylülist diktatoryayı hazırladılar, 12 Eylül 1980 tarihindedir ve İslamizasyon’un altın çağını kurdular Osmanizasyon için köprü inşa ettiler. Sf. 142

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 142) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sakıp Sabancı’yı, çocukluk yıllarımda tanırdım, yazlarımız, İskenderun’un en güzel yaylası Soğuk Oluk’ta geçerdi, daha çok poker oynardık ve sonra Liseye, Kabataş’a giderdik. O zamanlar güzel Türkçe konuşmaya özenirdi, hep birlikte İstanbul’a Lise’ye gitmemiz, özellikle güzel Türkçe sevdamızdandı. Sonra tekeliyet geldi, Sakıp, tekelleşti ve köylüce dilini taklit etmeye başladı. Sonradan köylüleşenlerdendir. Sf. 121

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 120) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu sözcük, Fransızca “magasin” ve İngilizce “magazine”, bizim “mağaza” olarak kullandığımız “mahazin” ya da “hazane” sözcüklerinden geliyor, Batılılar tarafından ilk kez İspanya’da kullanıldığını kabul edebiliriz, Arap egemenliğinden kalmadır ve “ambar” ve “depo” anlamı esastır, “mahzen” de köklerinden birisi olmaktadır. Tüccarların, çeşit çeşit mallarını depo ettikleri yer idi, çeşitlilik belirleyici olmaktadır. Matbuat ve televizyona “magazin” olarak girmesi de buradan geliyor, matbuat, torba torba ya da çuval çuval mallarını depo ediyor ve satıyorlar. Sf. 120

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 120) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dinsellik mi, eninde-sonunda öğrenme kabiliyetini tüketmek olmalıdır.

    Tarikat mı, eninde-sonunda dini bozmak’tır, demeliyiz. Diyoruz.

    Sufizm mi, tasavvuf da diyebiliriz, eninde-sonunda akıldan çıkmaktır. Sürekli vecd ya da nöbet halidir.

     Tasavvuf mu, Türkiye’de, eninde-sonunda İslam’ı judaize yoludur. İslamo-judaik bir tarik arayışıdır, öyle telakki ediyoruz. Az-çok kabal’dır  ve yerindedir.

    İslamizasyon, eninde-sonunda, Türkiye’de insanı bozmak operasyonudur. Bozuculukta, şimdi, magazin ve dizilerle yarışmaktadır.

     Sınıfîdir, bozarak, fabrikada sulh peşindedir. İslamizasyon, kolay-yönetim ve diktatoryal rejim için taban hazırlama işidir. Cahil ve tabi insan ya da yaratık imalâtı demek mümkündür ve oradayız.

    İşçilerden sürü imalâtı için, bir tertip olarak ortaya çıkıyor. Feodalite döneminde geçerli idi, bugün aynı ölçüde doğru görünmektedir; şövalye düzeni ile tarikatlar birbirinden ayrılamıyordu ve şimdi fabrikalarla tarikatları ve genel olarak sufîzmi birleştirmek esastır. Şimdi İslamizasyon’un bu yeni aşaması, fabrika düzeni ile tarikat düzeninin amalgamasyonu demektir ve hedef budur. Sf. 119, 120

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 119, 120) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ama böyle bir arayışa, değişkene ve jokere hiç ihtiyacımız yoktur; parçalı, taşralı, dışarılıklı, kentlerin tekrar köye çevrildiği, “inanıyorum, öyleyse doğrudur” ilkesinin yönetim dogması olduğu bir dönemde yönetebilmek için yeteneksiz olmak zorunludur. Sf. 100

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.

  • Acı’yı temaşa ile günaha ve dine daha çok batıyorlar. İnsanların acı’yı seyretmesi çok dinseldir ve dinselliği artırıyor; Orta Çağ’ın temel seyirliği idi, biliyoruz.

    Hıristiyanlığın temelinde ise bu temaşa var, bir Roma usulü olan çarmıha germeyi, “çar”, dört ve “mıh” çivi anlamındadır, hiç unutmak istemediler.” O kadar öyle ki, alnında ve ayaklarında çivilerle acı çeken İsa’yı “Tanrı” kabul ettiler. Bu hal, belki de İsevi dinin en yaygın din olmasının ve tarikatlara daha çok dayanabilmesinin bir nedenidir; mistisizmi içselleştirdiğini düşünebiliyoruz.

    Acı mı, insanı en çok çökerten niteliktir.

    Acı mı, insan aklının en büyük düşmanıdır.

    Korku ve acı, ayrı ayrı veya birlikte, insan aklını çökertebilmektedir.

    Halide Edip, dede, imamdan daha tehlikelidir, derken pek doğru bir yerdedir; tarikatlar insandan aklını alma mekanizmalarıdırlar. Bu nedenle tarikatçılık, bir devlet politikası konumundadır. Buradayız. Sf. 78

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türk yüksek komutanlar ve Türk büyük sermayedarlar, her problemi, daha çok İslamlaşarak ve İsrael’e daha çok yaklaşarak çözmeye çalıştılar. Tek bildikleri “İki İ”, “dönüp dönüp bina” okuyorlar. Sf. 76

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.

  • Marx, ateizm’i, Tanrıyı yerinden ederek, teorik hümanizm ve komünizm’i de, özel mülkiyeti ortadan kaldırarak pratik hümanizm’in yolunun açılması olarak görüyordu. Başka bir deyişle, dinin ortadan kaldırılması insanın özgürleşmesi ve güçlenmesidir. Tersi de doğrudur; kendisine güvenini kaybetmiş insan, dindar ve aşırı dindardır. Marx’ın görüşü budur. Sf. 75

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 75) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başlangıcı bir yere “seküler” dinsellik diyebileceğimiz bir mekanizma ya da imalâtı koyabiliriz; “trafik canavarı” veya “enflasyon canavarı” ve hatta “borsa düşse kâbusu”, hepsi dinselliğin kaynağındadırlar. Cismani işleri kontrol dışı kaynak ve otoritelere bağlamak, yavaş yavaş yobaz yaratmaktır. 12 Eylül ile birlikte animist (ruhcu, yeniden canlanmacı) edebiyatı da buraya koyabiliriz; hepsi insan aklına saldırı oldular. Sf. 75

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 75) kitabından birebir alınmıştır.