Xınami kadına göre erkek tarafı, erkeğe göre kadın tarafı yani dünür. Elâzığ’da bilinip kullanılır.
Alıntı; Serkis Bu Toprakları Sevmişti – Faruk Bildirici, (Doğan Kitap 3. Baskı Kasım 2008 – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Xınami kadına göre erkek tarafı, erkeğe göre kadın tarafı yani dünür. Elâzığ’da bilinip kullanılır.
Alıntı; Serkis Bu Toprakları Sevmişti – Faruk Bildirici, (Doğan Kitap 3. Baskı Kasım 2008 – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.
Millette gülmekten hal mi kalır?
Alıntı; Serkis Bu Toprakları Sevmişti – Faruk Bildirici, (Doğan Kitap 3. Baskı Kasım 2008 – Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.
Gömmeye Kömbe, üsküreye üsküme diyorlar. Düğün; Harzink.
Alıntı; Serkis Bu Toprakları Sevmişti – Faruk Bildirici, (Doğan Kitap 3. Baskı Kasım 2008 – Sf. 62, 63) kitabından birebir alınmıştır.
Maraş’ın köyü Zeytun’da 1895’te çıkan Ermeni İsyanında kadınlar ön saflardaydı. Osmanlı, isyanı anlaşmayla bastırabildi. 1914’te seferberlik ilanı üzerine yeniden ayaklanan Ermeniler, “Zeytun Fedai Alayı” nı kurdular. Askerlere ve devlet memurlarına saldıran bu alayı, Süleyman Efendi komutasındaki birlik 25 Mart 1915’te saatler süren çatışmayla dağıttı. Dağlara kaçan Alayın Türk köylerine baskınları Tehcire değin sürdü. Zeytun’a sonradan Süleymanlı adı verildi.
Alıntı; Serkis Bu Toprakları Sevmişti – Faruk Bildirici, (Doğan Kitap 3. Baskı Kasım 2008 – Sf. 48) kitabından birebir alınmıştır.
Oşgin Ermenilerin de bilip oynadığı bir iskambil kâğıdı oyunu.
Alıntı; Serkis Bu Toprakları Sevmişti – Faruk Bildirici, (Doğan Kitap 3. Baskı Kasım 2008 – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (2022); Oşkin üç veya dört kişi ile oynanır. Oşkin kâğıdı; dört deste iskambil kağıdının onludan büyük kağıtlarından yani; as, papaz, kız, vale onlu kağıtlardan oluşan 80 kağıtlı bir destedir. Dörtlü oyunda kapalı ve açık oşkin oynanabilir. Açık Oşkin; sırayla bir oyuncu kağıtları beşer beşer dağıtır, kendisine beş tane diğer üç oyuncuya yirmi beş tane dağıtır. kendi kağıdını oyunculara göstermez. oyuncular ellerindeki kağıtlardaki sayıları hesaplar ve yer oyununda ne kadar alabileceğini tahmin eder bunu yaparken yerdeki beş kağıdı da alacağını hesaba katabilir. İhale başlar 550 sayı mecburi yani kağıt dağıtanın sağındaki oyuncu 550 veya oyun başlamadan kararlaştırılmış bir sayıyı söylemek zorunda. Arttırma başlar kim daha yüksek rakama oyun çıkartabileceğini düşünüyorsa sayıyı arttırarak ihaleyi alır. Yerdeki beş kağıdı almadan önce kozunu söylemek zorundadır, o beş kağıdı da aldıktan sonra önce elindeki kağıtlardan işine yaramayan beş tanesini diğer oyunculara göstermeden yere koyar buna gömmek denir. Oyunu alan oyuncu elindeki sayıları açar sayılar şöyledir; bir kız bir papaz açılınca ki buna evlendirme denir 20 sayı olur bu koz olursa 40 sayı. Bütün renklerden evlendirilirse 240 sayı olur, kozun 10, vale, kız ve papaz açılırsa oyuncunun elinde as’ı da varsa 150 sayı olur, takımla birlikte 150 açılırsa bu toplam 350 sayı sayılır. Yere açılan sayılarda bir karo vale ve bir maça kızı varsa buna piniker denir ve 40 sayıdır eğer iki karo vale ve iki maça kızı olursa 300 sayı olur. Yere dört farklı vale açılırsa 40 sayı, dört kız açılınca 60, dört papaz 80 sayı dört as varsa oyuncuda aslar açılmaz oyunda takip edilir bu da 100 sayıdır. Dört farklı renkten valeler iki takım olursa 400 sayı, kızlar bu şekilde çift takım olursa 600, papazlar olursa 800 aslar çift takım olursa 1000 sayı olur. Koz 150’si dediğimiz, kozun as onlu vale kız papaz iki takım olursa 300 takım dediğimiz bütün renklerden evlilerle birlikte olursa 1500 ayı olur. Diğer üç oyuncu da söylenmiş koza göre sayılarını açarlar ve bütün sayılar tabelaya yazılır. Yer oyunu başlar; yer oyununda en büyük kağıt as, sonra 10’lu papaz, kız ve valedir. Önce ihaleyi alan kişi oyuna başlar, yere koyduğu kağıdın rengine göre herkes o kağıdı büyütmek zorundadır. Açık oşkinde bütün kağıtlarda büyütme zorunluluğu vardır, bir el döndüğünde en büyük kağıdı yere koyan o eli alır. Yere konulan kağıttan elinde olmayan oyuncu koz kullanmak zorundadır, kozu yoksa dilediğini verir ve bu durumda yerdeki kâğıdı büyütmek zorunda değildir. Oyun bittikten sonra herkes aldığı elleri sayar. sayarken aslar 11 sayı, onlu 10 sayı papaz 4, kız 3, vale 2 sayı sayılır. sonuçta bütün sayıların toplamı 480’dir, son eli alana ekstra 20 sayı verilir. toplam 500 sayı olur. oyunu alan ihalede iddia ettiği sayıyı almış ise o sayı hem kendisinin hem de kağıt dağıtana da aynı sayı yazılır herkesin kendi sayısı yazılır. İhaleyi alan iddia ettiği sayıyı alamamışsa kendi sayısından o ihaledeki sayı kadar eksi sayı yazılır. kağıt dağıtan kişiye artı veya eksi birşey yazılmaz. Oyunculardan biri, oyuncuların aralarında anlaşacağı 3555 veya 5555 gibi bir sayıya ulaşılınca bu parti oyun biter, sayısı en az olan oyunu kaybetmiş olur. Kapalı oşkin dört kişi ile oynanır, herkese yirmi kâğıt dağılır ve eşli oynanır. Eşlerden biri usta ortağı da kürekçidir. iki takımın ustası ihaleyi konuşmaya başlar, burada da konuşma 500 veya 550 den başlar, kağıdı dağıtan taraf değil de diğer taraf mecburcudur, yani kâğıdı dağıtan taraf ihaleyi arttırmazsa oyunu almak zorundadırlar. İhale olurda rakamlar konuşulursa ihale kimde kalmış ise kozu söyler. o koza göre herkes sayılarını açar, sayılar tabelaya yazılır. Sayılar tıpkı açık oşkindeki gibidir. Yer oyununda açık oşkinden farklı olarak sadece kozu büyütmek mecburiyeti vardır. oyunun bitiminde son eli alan takıma yine 20 sayı verilir ve toplam sayı aynıdır; 500. sonuçta hangi takım 3555 sayısına ilk ulaşırsa oyunu o takım kazanmış olur. Üçlü Oşkin; Kağıt destesi masaya konulur oyuncular kağıdı bölerler kim yüksek sayı bölmüş ise kağıdı o oyuncu yapar, sağdan sola dağıtılır ve sağcı olan anlaşmaya göre 450 veya 500 sayıya mecburcudur. Kağıt dokuzar dokuzar dağıtılır, kağıdı dağıtana bir kağıt eksik kaldığı için o eksik kağıt koz dokuzlusu sayılır, dağıtıcı o kozu istediği zaman kullanır. İhale konuşulması, sayıların açılması ve oynanması yukarıda yazıldığı gibidir, yine 3555 sayıya ulaşan oyunu kazanır.
Çok geçmeden büyük bir tutuklama dalgası İstanbul’u sardı. Yine Talat Paşa’nın emriyle 200 kadar Ermeni aydını ve Taşnak Partisinin ileri gelenleri tutuklandı. Takvimler 24 Nisan 1915’i gösteriyordu.
Alıntı; Serkis Bu Toprakları Sevmişti – Faruk Bildirici, (Doğan Kitap 3. Baskı Kasım 2008 – Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.
Bibi Ermenicede büyük hala anlamına geliyor.
Alıntı; Serkis Bu Toprakları Sevmişti – Faruk Bildirici, (Doğan Kitap 3. Baskı Kasım 2008 – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.
Çoğunlukla tarım ve hayvancılıkla uğraşan Müslümanlar, el sanatlarına pek heves etmezlerdi. Birine şaşırıp “Usta” diye hitap etsen hemen kızar, “Ben neden usta olayım? Hıristiyanlar usta olur, ben Elhamdülillah Müslüman’ım” derdi.
Alıntı; Serkis Bu Toprakları Sevmişti – Faruk Bildirici, (Doğan Kitap 3. Baskı Kasım 2008 – Sf. 24 ile 25 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Amca anlamına gelen “amu” Halep Ermenicesinde yaygın bir sözcük. Ermenicede Mardig insan, Ahpar ise ağabey anlamına gelir.
Alıntı; Serkis Bu Toprakları Sevmişti – Faruk Bildirici, (Doğan Kitap 3. Baskı Kasım 2008 – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.
Büyükbabamın adı da Hazar’mış. Babam oğluna Hazar adını vererek ikisinin de adını yaşatmak istemiş.
Alıntı; Serkis Bu Toprakları Sevmişti – Faruk Bildirici, (Doğan Kitap 3. Baskı Kasım 2008 – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.
Mayrik; Anne. Sf. 18 Şuşan; Suzan Sf. 20 “Ahçik du ayet ?”; Kız sen Ermeni misin? Sf. 20 Ayo; Evet. Sf. 20
Alıntı; Serkis Bu Toprakları Sevmişti – Faruk Bildirici, (Doğan Kitap 3. Baskı Kasım 2008 – Sf. 18 ile 20 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Ramazan ayının 17 si Miladi 678 tarihinde Hicri; 78 yılında, vitir namazından sonra, geceleyin dünya hayatına gözlerini yumdu.
Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 160) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (2008); Hicret 622 yılında olmuş, Ayşe hicretten bir yıl sonra evlenmiş ve 74 yaşında öldüğü yazılı.
Hz Aişe 2.200 hadis rivayet etmiş.
Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 160) kitabından birebir alınmıştır.
Cafer Cubbani şöyle bir iddia getiriyor; Aişe’nin Ali’ye olan kızgınlığı şu sebeptendir; Ali Ifk Olayında Aişe’nin helakini istemişti.
Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 133) kitabından birebir alınmıştır.
Taberi’ye göre, Hz Aişe, Hz. Osman’ın ölüm haberine öylesine üzüldü ki ..şöyle dedi; “Keşke gökyüzü benim tepeme yıkılsaydı.”
Sonra oradan ayrılarak Mekke’ye döndü ve şöyle dedi; “Osman suçsuz yere öldürüldü. Allah şahit olsun ki onun kanı için kıyam edeceğim(ayaklanacağım).”
Haberi ulaştıran şahıs şöyle der; “Sen daha düne kadar ‘Osman kâfir oldu’ demiyor muydun?” Bu ifade karşısında müminlerin annesi şöyle der;
“Evet ama hakkında herkes bir şey söylüyordu, ben de eleştirdim. Onu, tevbe ettikten sonra öldürdüler.”
Osman’a yardım için Yemen’in başkenti San’a’daki valilik görevinden ayrılıp Mekke’ye gelen Abdullah ibn Ebi Rabia, Aişe’nin katilleri bulmak için yola çıkacağını duyar duymaz mescide gidip insanlara seslenir; “Osman’ın intikamının alınması için yapılacak bu savaşa katılan herkesin masrafları tarafımdan karşılanacaktır.”
Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 132) kitabından birebir alınmıştır.
Mısırlılardan bazıları, Medine’ye gelip şikâyette bulundukları zaman Halife Osman, Sa’d oğlu Abdullah’a uyarı mektupları gönderiyor, adaletli davranmasını emrediyor. Ancak Sa’d oğlu Abdullah… öfkelenerek, şikayetçilerden birini döverek öldürüyor. … Halk çileden çıkıyor, Irak, Mısır gibi pek çok ülkede, insanlar Osman’ı halifelikten indirme kararı alıyor. …. Bütün mücadelelere rağmen, Osman’ın evinin kuşatılmasına mani olunamıyor. … Osman evinde bu şekilde kuşatılı olarak uzun müddet kalıyor. …. “Bu adamı istemiyoruz yönetimden çekilsin!” diyorlar. Sf.110
Müminlerin annesi Aişe de Osman’a haber gönderiyor; “Ey Osman, … bu adam onlardan birini öldürmüş. Sen de kendi memurundan onların hakkını alıver.” Ali de Osman’a giderek “Mısırlılar senden kısasa kısas istiyorlar; Bunu yerine getirmelisin!” diyor. … Mervan bu defa da Hz Osman’ın evinin önünde toplananları çok onur kırıcı bir şekilde azarlar. … Ali, … Kalkıp Osman’ın yanına tekrar gidiyor. “Ey Osman sen artık akrabana yenildin. Şan ve şerefini çiğnettin. Ben de artık buraya gelmeyeceğim.” diyor. ..
Asiler Osman’ın evini tam 80 gün kuşatma altında tutuyorlar. Sf.111, 112
.. Hz Osman’ın ilk yılları Resulullah’ın dönemi gibi geçer. Daha sonraki yıllarda kapitalist diye tabir edilen dönem başlar…. Öyle ki, pek çoğu servet biriktirme peşine düşer (kaynak Kısas ı Enbiya) Özellikle Şam Valisi Ebu Süfyan’ın oğlu Muaviye, büyük bir servet ve makam elde eder.
.. Hz Aişe; “.. Osman’ın zamanında mülk ve saltanat yayılmaya başladı.” der. Sf.113
İkinci kuşatma daha şiddetli geçer…. Mısırlılar içeriye girerler. “Biz Mısır’dan seni öldürmek için gelmiştik. .. Halifelikten derhal indirilmelisiniz; bu derece zaaf gösteren bir insanın halifelikte kalması ümmet için şerdir.” Buna benzer sözlerle Hz Osman’a hakaret ederler, tehditler savururlar. Hz Osman …; “Ben Allah’ın giydirdiğini çıkaramam, fakat tövbe ederim.” der. .. İbn Adis ;”Senin tevbeni de biliyoruz. Tevbe ediyorsun tekrar dönüyorsun. Ya öleceksin ya da makamdan ineceksin.” Der. Sf.119
.. Muhammed bin Ebu Bekir, Hz Osman’ın sakalından tutarak “Şimdi seni ne Muaviye ne de Ebu Şerh’in oğlu kurtarabilir, o makamı bırakacaksın.” der.
… Hz Osman şöyle cevap verir ; “Baban Ebu Bekir senin bu halini görse ne derdi Ey Muhammed?” … Gafiki ve bir rivayete göre de Bişir oğlu Kinane, Halife Osman’ı acımasızca boğazlar. Sf. 121
Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 110, 121) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (2016); Geriye kalan üç suikastçıdan biri kılıcını çekerek Osman’a doğru salladı. Eşinin yanında bulunan Naile Hatun, Osman’ı korumak için kollarını siper etmek isteyince parmakları doğrandı. Bu sefer öbür iki kişi Halife’ye saldırdı. Biri kılıcını Osman’ın göğsüne saplarken, öteki de boğazını kesti. Onu boğazladılar. Akabinde Osman kanlar içinde cansız yerde yatıyordu. Osman’ın kanı, okumakta olduğu Kur’an’ın üzerine sıçramıştı. İsyancılar iki gün Medine’ye egemen oldular. Korkudan kimse sokağa çıkamıyordu. Osman’ın cesedi iki gün olduğu yerde kaldı. Sonunda Hz. Ali, Hz. Osman’ın gömülmesi için harekete geçti. Mevtasını taşlamak isteyen isyancıları dağıttı. Hz. Osman’ın cenazesi, Medinelilerden ancak 20 kişi tarafından kaldırıldı.
Hz Aişe Osman’ın intikamını almak ve kargaşaya son vermek için, Talha ve Zübeyir’in de içinde bulunduğu toplulukla birlikte Basra’ya hareket etmek zorunda kalıyor.
Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 127) kitabından birebir alınmıştır.
Babası Ebu Bekir, şair. Araplar arasında şiirleri ile anılırdı. Hz Aişe ondan etkilenmiştir. Aişe’nin şiirle olan ilişkisini bilen Arap şairleri gelip şiirlerini ona gösterirler, tasdik ettirirlermiş.
Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 90, 91) kitabından birebir alınmıştır.
Yusuf ibn Maher anlatıyor; “Mervan Hicaz Valisi idi. Muaviye tayin etmişti. Hutbeye çıktı, Yezid’e babası Muaviye’den sonra biat edilmesinden söz ediyordu. Ebu Bekir’in oğlu Abdurrahman karşı çıkınca Mervan onun yakalanmasını emretti. O da kaçıp kız kardeşi Aişe’nin evine girdi. Yakalamaya muvaffak olamadılar. Bunun üzerine Mervan, “Bu adam o kimsedir ki Allah Onun hakkında ‘babasına öf bile demeyiniz.’ ayetini indirmiştir.” (İsra Suresi Ayet 23) Dedi.
Perdenin arkasında bunları duyan Hz Aişe şöyle cevap verdi; “Cenabı Hak, benim masumiyetimi bildiren ve de şu şu ayetler dışında, hiçbir şey nazil etmemiştir.” demiştir.” (1)
Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1) 2008; Ayşe’nin inkâr ettiği ayet sonradan Kuranı Kerime girdi.
Hz. Aişe’nin kuzeni Talha İbn Ubeyd, daha Resulullah hayatta iken Resulü Ekrem’in vefatının ardından onunla evlenme planları yapar. Bu günlerde sahabenin birbirlerinin bıraktıkları hanımları almaları caiz. (1)
O’nun (Peygamber’in) eşleriyle evlenmek te caiz sanılır. Talha’nın bu fikri duyulunca, Hz Peygamber’in eşlerinin O’nun ölümünün ardından evlenmelerini yasaklayan şu ayet iner; “Peygamber, müminler için kendi nefislerinden daha evladır. Ve onun zevceleri de onların anneleridir. (33/6) Allah’ın Resulüne eziyet vermeniz, ondan sonra eşlerini nikâhlamanız, Allah katında çok büyük günahtır. (33/53) Bu ayetlerden sonra Talha, müminlerin annesi Hz Aişe ile evlenmekten vazgeçer; onun kız kardeşi ile evlenmiştir. (2)
Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 82) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN YORUMU (1) (2008); O caiz de daha Peygamber ölmeden onun eşini almak isteği de mi caiz? Bu düpedüz ahlaksızlık.
BAKKAL’IN YORUMU (2) (2008); Bu Talha denen sahabe yine de aileye girmiş. Tanrı’nın peygamber kadınlarının cinsel yaşamı ile ilgilenmesi de çok ilginç!