Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Resulü Ekrem, Ali İbn Ebi Talip ve Usame bin Zeyd’i istişare etmek için çağırtmıştı. (1)  Ali; “Allah dünyayı dar etmedi ya, sana kadın çoktur, cariyesine sor o seni bilgilendirir.” demiş.

    Daha sonra Peygamber kalkıp minbere çıkarak Abdullah İbn Ubey b. Selul’den şikayet etmiş; “Ehli Beytim (aile fertlerim) hakkında bana üzüntü veren adamdan beni kim kurtarır? …”

    Sa’d İbn Muaz ” Ey Allah’ın Resulü, ondan seni ben kurtarırım. Eğer o Evs’ten ise boynunu vururuz. Hazreç’ten ise emredersin gereğini yaparız.” demiş.  Bu sözleri duyan Hazreç’ten İbn Ubade  “sen onu öldüremezsin, çünkü buna gücün yetmez!” diye bağırmış. … Evs ve Hazrec tarafları birbirine girer. ..

    Aişe anlatıyor; ” .. babamın evindeydim.    Nebi geldi yanıma oturdu .. ve şöyle dedi; “hakkında bana böyle böyle bir söz ulaştı. Şayet masum isen Allah seni temize çıkaracaktır….”  Durumumu herkesin okuyacağı bir vahiy’e konu olacak kadar önemli sanmıyordum. … Peygamber yerinden kıpırdamamış ve ehli beytten de kimse dışarı çıkmamış iken Allah cc Resulüne inzal buyurdu (ayet indirdi) … Bana ilk söylediği şey şu oldu; “Müjde sana; Allah’a hamd et, seni temize çıkardı.”  Allahü Teâlâ “Muhammed’in eşine o yalanı uyduranlar içinizden bir güruhtur. (Nur 11) ”

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 72, 73) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2008); Savaş dönüşü gece kafile harekete hazırlanırken Ayşe’nin haceti gelmiş, yapmış, kafileye dönerken gerdanlığının olmadığını fark etmiş. Gerdanlığı aramak için geri dönünce ve gecikince, köleler boş hevdecini alıp götürmüşler. Kendisi de konaklama yerine gelip beklemiş. Saffan İbni Muattal ordunun arkasından gelirmiş onu görüp devesine bindirmiş, bu olay dedikoduya sebep olmuş.   

  • Nabia Abbout; “Kimi kadınların peş peşe üç veya dört kere evlendiği bilinmektedir. Cinsellik, tüm ahalide takıntı halindeydi”

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mağrur ve güzelliği ile dillere destan olan Ümmü Seleme’nin kocası Ebu Selem, Uhud Savaşı’nda yaralanmıştı. Tedavilere cevap vermedi, hayatını yitirdi. Ümmü Seleme kocasına kocası da Ümmü Seleme’ye çok düşkün idi. Bu çiftin aşkları dillere destan idi. Eşi Ebu Seleme ile Ümmü Seleme, birinin ölmesi halinde diğerinin kesinlikle evlenmemesi üzerine anlaşma yaparlar.  .. Ebu Seleme öleceği zaman benden sonra mutlaka evlenmelisin dedi.    Ve art arda evlenme teklifleri alır. Bunların içinde Ebu Bekir ve Ömer gibi büyük sahabeler de vardı. .. reddeder. (Hz Muhammet de ona evlenme teklifi götürür.) “Fakat ben aşırı derecede kıskanç huylu bir kadınım ve senin de çok eşin var.” diyerek direnmeyi sürdürür. .. daha fazla direnemez.

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 67) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hz Ömer, Bedir savaşında kocasını yitiren Kızı Hafsa için çok üzülür. … Hz Osman’a teklif götürür, Osman bir eşe ihtiyacı olmadığını söyler. Bunun üzerine Ebubekir’e teklif götürerek kızı Hafsa ile evlenmesini ister. Hz Ebu Bekir teklifi reddeder. Ömer son derece rencide olmuş hisseder kendisini ve Hz Muhammed’e giderek şikâyet eder. .. Peygamber, müjdeyi verir ve “kızın Hafsa ile ben evleneyim.” diyerek büyük sahabenin yaralı yüreğini onarır.  

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 66) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ebu Süfyan’ın kızı Habibe de peygamber eşi oluyor.

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • Peygamber, Zeynep’le Allah’ın emri ile evlendi. 

    Zeynep, Zeyd’in hanımı idi. ..   Zeyd Peygamber’in evlatlığı. Kureyşliler evlatlıklarını kendi evlatları olarak kabul ediyorlardı.

    Ahzab Suresi 37 Ayet ” … Artık Zeyd, ondan ilişiğini kesince, biz onu seninle evlendirdik. Böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri zaman, onlarla evlenme konusunda müminler üzerinde bir güçlük olmasın istedik.” 

    Ayet bu kadar nettir ve Hz. Zeynep’le evlenmekle Allah’ın emri yerine getirilmiştir.

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 64, 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hatice, ölüm döşeğinde kaldığı üç gün süresince başı Resulullah’ın kolunda, eli elindeydi.

    El Bahili nakleder; Haticetül Kübra can acısından ziyade ayrılık acısıyla inleyince Resul ağladı, dedi ki; Ey cümle âlem kadınlarının bezeneği ve övüncü, cennet seni özler. Var orada Miraç Gecesinden beri nikâhlım olan Asiye, Meryam, sonra alacağım Aişe ve diğer kadınlarla buluş!”  

    Hatice; “… benden sonra yer yüzünde süreceğin safalar hem sana hem de o hanımlara mübarek olsun. Onlar benim ortağım değil kız kardeşlerimdir.”

    Hazreti Fatıma’ya ukde olmuş bu vaka. Nihayet dayanamamış sormuş; “Babacığım, sen annemi hiçbir zaman kıskançlıkla yaralamadın. Onun üstüne ne bir nikâhlı ne cariye aldın. Nasıl oldu da ecel üstü böyle perişan ettin?” 

    Peygamberimiz; “Hiçbir kadın annen gibi ne sevildi ne yücelendi ne de bundan böyle sevilir, yücelenir. Onda bir tek şey eksikti. Kadının asıl şehitlik mertebesi; sevgiliyi bir başka kadınla görmektir. Hatice bu hali yaşamamış, bir bakıma noksan kalmıştı. Ondan böyle davrandım.”  Hatice ona cariyeler, kızlar buldu o istemedi.

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 62, 63) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hz. Aişe anlatıyor; “Resulullah, Beni Mustalik Savaşı esirlerini dağıtırken Haris kızı Birre Sabit Bin Kays’a düştü. Çok güzel ve tatlı bir kadındı. Yardım istemek için geldi. Bir gün kapı çaldı, baktım Birre kapıda. Doğrusu Nebi’nin onu görmesini istemiyordum. O an Nebi bizi duydu, Birre içeri girdi ve şöyle dedi; ‘Ben sahabenizden Kays’ın payına düştüm. Özgürlüğüm için bir anlaşma yaptık, ancak malım ganimetler arasında.’

    Resulullah Haris Kızı’na; “Sana bundan daha hayırlı bir çare göstersem ne dersin?”

    Birre; “Nedir o çare?”  diye sordu.

    Nebi; “Borcunu ben ödeyeyim, seninle ben evleneyim!” dedi. Birre hemen kabul etti. 

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sevgili Peygamber’in eşlerinden Maria, bir erkek çocuğu dünyaya getirmişti. Resulü Ekrem, baba olmanın sevinciyle, oğlu İbrahim’i görmek için her gün Maria’ya uğrar. … diğer bütün eşlerin kıskançlık ateşini körüklemekteydi. Hep birlikte Resul’e cephe alırlar.

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 54) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eve zorlukla gelebilen Resulullah, bitkin bir halde seslenir;

    “Benden önce ölseydin de kalkıp seni kefenleseydim, namazını kılarak seni toprağa verseydim, ne olurdu!”

    Mendil ile Peygamberin başındaki teri silen Hz Aişe kızgın bir sesle bağırır;

    “Hayır, asla! Bu, başkasına nasip olsun! Eğer böyle olsaydı, yemin ederim ki sen benim evimde diğer eşlerini ağırlıyor olurdun.” der.

    Aişe’nin bu kıskançlığı hasta yatağında yatan Hazreti Nebi’yi kuvvetli bir tebessümle güldürür.

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 54) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ata bin Yesar anlatıyor; “Resulü Ekrem Hayber’den Safiyye ile birlikte döndü. Ensar’ın kadınları onun güzelliğini işitmiş, görmeye gelmişlerdi. .. Aişe kıskançlığını gizleyemedi ve bir Yahudi’ye benziyor, dedi. Peygamber ikaz etti, böyle söyleme ya Aişe o Müslüman oldu, dedi.”

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 48, 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Resul ..; “Beni Aişe ile ilgili konularda üzmeyin. Çünkü ondan başka hiçbir kadının yatağında bana vahiy gelmemiştir.”

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 38) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hz. Aişe … andını bozduğu için, kendisine hediye edilen 40 köleyi azat eder.

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 34) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hicretin ikinci yılı şevval ayında, iki bayram arasında Hz. Muhammed Aişe ile evlenir.. 

    Ebuül Ala El-Mevdudi’ye göre Hz. Aişe, Resul ile evlendiğinde 11 yaşındaydı. ..

    Prof. Hakkı Yıldız’a göre Peygamber, Aişe küçük olduğu için, ona ilişmedi, önce Sevde ile zifafa girdi. .. 

    Konyalı Mehmet Vehbi Efendi de şöyle der; “Peygamber üç yıl evvel Aişe ile sözleşmiştir, lakin zifaf olmaz. Hicret edip Medine’ye geldikten yedi ay sonra zifaf gerçekleşmiştir.” 

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 29 ile 32 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bizzat kendisi şöyle demiştir;

    “Resulullah aleyhisselatü vesselamın yanında bebeklerle oynardım. Arkadaşlarım da oynamak için yanıma gelirlerdi. Resulullah eve gelince utanır saklanırlardı ama Allah’ın Resulü onları toplar tekrar bana gönderirdi. Beraber oynamaya devam ederdik.

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çocuğu olmadığı için …. , kardeşi Esma’nın oğlu Abdullah’ı evlat edinir.

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğum yılı tartışmalı. Bilsev’in, Hz. Muhammed’e peygamberlik verilişinin dördüncü yılında Mekke’de doğduğunu söylediği gibi.

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nabia Abbout, Chicago Üniversitesi Doğu Bilimleri Enstitüsünün ilk kadın üyesi, Hz. Osman’dan söz ederken “Kadınlarla cinsel ilişkiye izin vermeyen bir inanca sahip olan Osman” ifadesini kullanmış. 

    Alıntı; Hz. Aişe (Entelektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak) – Meryem Canan Ceylan, (Ahsen Yayınları, 3. Baskı Mart 2005 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • Üçüncü tavsiyem ki bunun en önemlisi olduğuna inanıyorum, olumlu düşünmektir.     Daha önce de anlattığım gibi, olumlu düşünmek genlerimizi “açarak”, beynimizi ve bedenimizi yararlı hormonlar üretmek üzere harekete geçirebilir. Kendi deneyimlerimden bunun doğru olduğundan eminim.   Her şey karşıtıyla var olur: Ön-arka, gece-gündüz, güç-güçsüzlük gibi. Bir şey ne kadar tek yanlı, ötesi yokmuş gibi görünürse görünsün, karşısında bir başka seçeneğe her zaman yer vardır.    Antikorlar genelde mikroplarla teke tek dövüşürler. Yâni, bedenimizde her bir mikropla tek tek başa çıkabilecek sayıda antikor vardır. Kuşkusuz ki, bu genlerimiz olmaksızın yapılamazdı. Her bir gene, milyonlarca mikropla savaşmak için gerekli talimat verilmiştir. Peki, bu genler, vücuda girecek mikrobun cinsiyle ilgili bir şey söylemek mümkün olmadığı halde, nasıl hareket edeceklerini nereden bilirler? Acaba her cins mikrop için gerekli bilgi ellerinde var mıdır? Bu soru, bağışıklık sistemi alanında çalışan bilim insanlarının yıllardır kafasını kurcalamaktadır.   Araştırmalarını ABD’de yapmakta olan Nobel ödüllü Japon bilim insanı Susumu Tonewaga bu sorunun çözülmesine önemli bir katkıda bulunmuştur.      Mekanizma şu şekilde işlemektedir: Genetik bilgi, belli bir mikroba karşı antikor oluşturacak şekilde bir araya gelebilen parçalara ayrılmıştır. Bu parçalar, sınırlı sayıda olmakla birlikte, farklı biçimlerde bir araya gelerek, bedeni hemen her tür mikroba karşı koruyabilecek milyonlarca antikor oluşturabilmektedir.      Olumlu düşünmek zormuş gibi görünmekle birlikte, olumsuz düşünmek de genlerinize pekâlâ zarar verebilir. Durum ne denli olumsuz olursa olsun olumlu bir tutum içinde bulunmak, genlerimizin işleyişi üzerinde en önemli etkendir.    

    Alıntı; Genetik Zekâ (Yaşamın İlahi Sırları) – Kazuo Murakami, (Kozmik Kitaplar, 2008 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bence, sırf kendi gücümüz ve maharetimizle yaşamadığımızı, yaşamın bize doğa tarafından sunulan paha biçilmez bir armağan olduğunu hatırlamanın yararı vardır. Sırf yaşıyor olduğumuz için bile şükredebiliriz.    Darvin’in evrim kuramı çağdaş toplumda geçerli olan bir kuramdır. Bu kurama göre; bizler doğal ayıklama ve mutasyon yoluyla evrimleştik ve sâdece yaşamaya en uygun olanlarımız hayatta kaldı. “En uygun olanın hayatta kalması” bir doğa yasası olarak kabul edilmişti. Bu yasaya göre sâdece zafere ulaşanlar yaşamın zevkini sürebilirlerdi. Yaşam sürekli bir rekabet gibi görülüyordu. Rekabetin olduğu yerde kazananlar ve kaybedenler olacaktır. Bu demektir ki; insan ırkının kabaca yarısı kazanacak, yarısı da kaçınılmaz olarak, ayıklanması gereken “kaybedenler” sınıfına girecekti.    Her insan doğduğu anda yaşama katılmaktadır. Sonuçları ne olursa olsun, sâdece burada bulunabilmek bile büyük değer taşımaktadır. Ben şahsen, bunun şükretmeye değer bir şey olduğunu düşünüyorum.   

    Minnet içinde yaşamak, hayatta olduğumuza şükretmek demektir. Böyle bir tutum içinde yaşamak, herhangi bir özelliği olsun ya da olmasın her yeni günü memnunlukla karşılamak ve onun tadını çıkarmak demektir. 

    Alıntı; Genetik Zekâ (Yaşamın İlahi Sırları) – Kazuo Murakami, (Kozmik Kitaplar, 2008 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.