Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Ve Yusuf parayı Firavunun evine getirdi. Ve Mısır diyarında ve Kenan diyarında para tükenince bütün Mısırlılar Yusuf’a geldiler ve dediler: Bize ekmek ver; niçin senin karşında ölelim? Çünkü para bitti. Ve Yusuf dedi: “Davarlarınızı verin, eğer para bitti ise, davarlarınıza bedel veririm. Ve davarlarını Yusuf’a getirdiler; ..  onlara ekmek verdi; ve bütün davarlara bedel o sene onları ekmekle besledi. Ve o yıl sona erince, ikinci yıl da ona geldiler ve kendisine dediler: Efendimden gizleyemeyeceğiz ki, para tükendi ve davar sürüleri efendimindir; bedenlerimiz ve toprağımızdan başka efendimin önünde bir şey kalmadı; hem biz, hem toprağımız senin gözlerinin önünde niçin ölelim? Bizi ve toprağımızı ekmekle satın al ve biz ve toprağımız Firavuna köle olalım ve tohum ver ve yaşayalım ve ölmeyelim ve toprak çöl olmasın. Böylece Yusuf Mısır’ın bütün toprağını Firavun’a satın aldı; çünkü Mısırlılar, her biri kendi tarlasını sattı, çünkü kıtlık onları sıkıştırıyordu ve toprak Firavun’un oldu.” (Tekvin: 47, 13-21.) Sf. 60

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 60) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bunun için bugüne kadar İsrail oğulları uyluk başı üzerindeki kalça adalesini yemezler; çünkü Yakup’un uyluk başının kalça adalesine El (Tanrı) dokundu.” (Tekvin: 32, 23-32.) Sf. 57

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu iki kadından (Lea ve Kardeşi Rahel) ve odalıklardan Yakup’un on iki oğlu doğar ve bunlar gene Tevrat’a göre İsrail oğullarının on iki kabilesinin dedeleri olurlar. Tevrat der ki: Lea önce bir oğul doğurdu ve adını “bakın, bir oğul’’, anlamına gelen Ruben koydu. Bundan sonra doğurduğu oğulun adı “İşitme” anlamına gelen Şimeon, üçüncüsününki “Bağlanma” demek olan Levi, dördüncü ‘‘Methedilmiş” demek olan Yahuda oldu. Ama Rahel bu arada doğurmaz, onun için cariyesi Bilha’yı Yakup’a odalık olarak verir. Bilha’dan “Hükmetti” anlamına gelen Dan, sonra “Güreşim” anlamına gelen Naftali adını alan ikinci bir oğul doğar. Daha sonra Lea yeniden bir oğul doğurur ve adını “satın alınmış” anlamına gelen İssakar koyar. Lea tekrar bir oğul doğurur; bunun da adı ”Oturma” anlamına gelen Zebulun’dur. Lea’nın cariyesi Zılpa’dan da “Uğur” demek olan Gad ve Mutlu” demek olan Aşer doğar. Sonunda Tanrı Rahel’e acır, o da “Artırsın” demek olan Yosef, yani Yusuf adını verdiği bir oğul doğurur. Sonunda Rahel bir oğul daha doğurur ama bu doğum yüzünden ölür. Yakup da bu çocuğun adını “Bünyamin” (Benyamin; Sağ elin oğlu) koyar. Sf. 55, 56

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

  • Esav, kardeşi için, “Ona boşuna Yakup denmemiştir (İbranice Yakob, “yerini alan” ya da “başkasının ayağını çelen” anlamındadır), işte iki defadır ki beni aldattı. Ama ben öcümü nerede olursa olsun alacağım,” der. Sf. 55

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

  • İsrail’in eski zamanlarda insan kurban ettikleri de bilinmektedir. Bununla birlikte şurasını da unutmamalıdır ki Samîlerde tanrılara yalnız insan kurban edilmez, hayvan da kesilir, şarap ve güzel kokular da sunulurdu ki bu gelenek İsrail oğullarında sonuna kadar devam etmiştir, insan kurban etme âdetinin İsrail oğullarında çok sonralara kadar sürdüğü ve nebilerin buna karşı savaştıkları Tevrat’ta görülmektedir. Sf. 52

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tepede İbrahim bir mizbah (ya da mezbah: kurban kesme yeri) yapar ve odunları dizer, oğlu İshak’ı da bağlayıp odunların üzerine koyar, elini uzatıp bıçağı alır. Ama tam bu anda gökten Tanrı’nın meleği iner, onu durdurur. Çalılar arasında da Tanrı’nın yolladığı bir koç vardır. İbrahim onu kesip yakar. Sf. 52

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tanrı, İbrahim’e bu görünüşünde onun adını da değiştirir, İbranice “Yüce Ata“ demek olan Abram adını, “Soyun Atası” demek olan Abraham’a çevirdiğini bildirir. Sf. 47

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tevrat der ki: Kildânîlerin Ur şehrinde, Terah adında bir adamın üç oğlu vardı:. İbrahim, Nahor ve Haran. Haran’ın da Lût adında bir oğlu olur, ama kendisi Ur’da ölür. İbrahim, üvey kız kardeşi olan Sara ile evlenir. Sara kısırdır; çocuğu olmaz. Terah günün birinde oğlu İbrahim’i, torunu Lût’u, gelini Sara’yı yanına alarak, Kenan diyarına gitmek için yola çıkar. Bunlar Harran’a gelirler ve orada, ne kadar sürdüğü bilinmeyen bir zaman kalırlar.

    Bir gün Tanrı, İbrahim’e oradan ayrılarak, kendisinin göstereceği ülkeye gitmesini söyler ve: “Seni büyük millet edeceğim, seni mübarek kılacağım, senin adını büyük edeceğim ve seni mübarek kılanları mübarek kılacağım ve sana lânet edene lanet edeceğim; yeryüzünün bütün kabileleri sende mübarek olacaktır der. Sf. 43, 44

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 43, 44) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yakup annesiyle birlikte bir hile yaparak, kör babasını aldatır. Babası İshak, Yakup’un hilesine kanar ve aslında kardeşi Esav’ı kutsamak istediği halde, bilmeden Yakup’u kutsar.

    Tanrı da Yakup’un üzerine gelir ve ona bu diyarı kendisine ve soyuna vereceğini, soyunun yerin tozu kadar kalabalık olacağını, dört bucağa yayılacağını söyler ve ona her gittiği yerde kendisiyle birlik olacağını da vaat eder. Bu merdivenin Babil Ziggurat’ının bir aynısı olduğu tahmin edilmektedir. Sf. 35

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu son tarihten (M.Ö. 300 tarihinden) sonra Eski Ahit’in artık şimdiki şeklinde kaldığı hatta tek bir harfinin bile değiştirilmediği bir gerçektir. Ama bu hale gelinceye kadar geçtiği safhalar düşünülürse, Debora’nın İlahi’sinin bile kalmış olması şaşılacak şeydir. Sf. 33

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu sebeple Eski Ahit’e “Tarih-i Kadîm” adı da verilmişti ki, işte Tevfik Fikret’in ‘Beşerin köhne sergüzeştinden bize efsaneler terennüm eden’ diye tanımladığı eski tarih de budur.

    Eski Ahit, özellikle Tevrat (Musa’nın beş kitabı: Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar ve Tesniye) Yahudiler ve Hıristiyanlarca yakın zamana kadar Tanrı’nın Musa’ya doğrudan doğruya yazdırdığı kitap olarak kabul edilmekteydi. Ama iki yüzyıldan beri yapılan incelemeler bunların çok yeni diyebileceğimiz zamanlarda yazıldığını ye çeşitli maksatlarla sürekli olarak değişikliklere uğratıldığını ispatlamıştır. Sf. 30

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 30) kitabından birebir alınmıştır.

  • İsrail oğullarının dinini tarihinden ayırmak mümkün değildir. Eski Ahit (Ahit: Akit, Sözleşme; Tanrı’yla yapılan akit anlamında) ya da Kutsal Kitap adı verilen ve büyük bir kısmı, eski İbrani edebiyatının günümüze kadar ulaşabilen yegâne örnekleri olan kitap, aslında İsrail’in kutsal tarihinden başka bir şey değildir. Sf. 29

    Her ne kadar Tevrat yani “Töre” adı, aslında yalnız Eski Ahit’in ilk beş kitabına verilirse de, hepsine birden Tevrat denmesine alışık olduğumuz için biz de bunu kullanmakta devam edeceğiz. Sf. 29

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kutsal Ülke ya da Vaat Edilmiş Ülke adı da verilen Filistin, günümüzde de üç büyük dinin üyelerinden büyük saygı gören bir topraktır. Hele Kudüs, bu üç dinin Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Yahudiliğin inançlarının toplandığı, birbiriyle yarıştığı ve çarpıştığı bir merkezdir. Sf. 15

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.

  • Samilerin başlangıçta ortak bir dinleri olup olmadığı, cevaplanması imkânsız bir sorudur. Ama gene de ortak bazı noktalar bulunabilir. “Tanrı” kavramını anlatan kelime hemen hemen bütün Sami dillerinde aynıdır; Akkadcada “Ilu”, Kenan dilinde “İl” ya da ‘”el” genişletilmiş şekliyle “Elohim”, Aramî dilinde “El ve Elah) Güney Araplarında ‘’İl” klâsik Arapçada “Allah” Bu kelimeler, çoğu vakit en üstün tanrının adıydı. Sf. 14

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ayrı bir Sami ırkından söz etmek, son zamanlarda pek moda olmuştu. Ama böyle bir ırk ayrımı yapmak gerçeklere uymaz. Buna karşılık çeşitli Sami halkları arasındaki dil akrabalığı çok belirgindir ve kolayca anlaşılabilir. Bu dillerin özelliklerinin en önemlisi, kelimelerin köklerinin sessiz harflere bağlı olması ve bu kelime köklerinin genel olarak üç sessiz harften meydana gelmesidir. Bütün Samî dillerinde tâ en eski zamanlardan beri aynı özelliği görüyoruz. Sf. 13

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudi dini ya da bizim deyimimizle Musevilik uzun bir evrimin sonucudur. Bu evrim sırasında çoktanrıcılıktan (politeizm), başka tanrıların bulunduğunu kabul etmekle birlikte, kendi halklarının özel ve tek bir tanrısı olduğuna (henoteizm), oradan da, bütün dünya için tek ve ortaksız bir tanrı fikrine (monoteizm – tektanrıcılık) geçmişlerdir. İsrail oğullarının inançlarına göre tanrıları Yahve (Yehova) önceleri, göçebelik devirlerinde, onlarla birlikte göçüp konar, onların başka tanrılara tapmamalarına, onlara kurban kesmemelerine, başka tanrıların kullarıyla evlenmemelerine önem verirdi. İsrail oğullarının o zamanki savaşları, bir bakıma kendi tanrılarıyla komşularının tanrıları arasındaki savaşlardı. Sf. 10

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudiler – tıpkı Babilliler, Asurlular, Fenikeliler ve Araplar gibi – Sami bir halktı ve çok eski zamandan beri Filistin’de yaşamışlardı. Göçebeyken bunlara Habiri (İbranî) adı verilirdi. Yahudi adı Yakup’la Lea’nın dördüncü oğulları olan Yahuda’dan gelmektedir.

    Yahudilerin ilk dedeleri olarak kabul ettikleri İbrahim’e Tevrat İbranî demektedir. Daha sonraları, bu sefer Yakup’un lâkabı olan İsrail’den, İsrail oğulları adını aldıklarını görüyoruz. Günümüzde, iki bin yıldan sonra yeniden kurulan devletlerinin adı da İsrail’dir. Sf. 9

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • Söze, Alman Protestan Kilisesi Komisyonunun kontrolünden geçmiş olan Eski ve Yeni Ahit çevirisindeki şu cümlelerle başlamak istiyorum:

    “Kutsal Kitap (Yani Eski ve Yeni Ahit) gökten inmiş değildir. Eski Ahit’in 39 kitabıyla dört İncil binlerce yılda yavaş yavaş gelişmiş ve son şeklini almıştır.” Sf. 5

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 5) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudi olmayanlar Yahudi inancına döndükleri zaman, İbrani soyu efsanesini de kabul etmiş olurlar… Judaizm’e döndürülmüş olan Hazarlar bile, kendilerini tarihin ışığında antik İsrail’in “çekirdeği” ya da “kan bağı” olarak görmüşlerdir. Hazarlar, en azından “Simeon” ya da “Menasseh” Klanı’nın bir parçası haline gelmişlerdir. Hazarların torunlarının, taşıdıkları İbrani adlarına “ha-Kuzari” adını eklemediklerini de ilave etmemiz gerekir; çünkü bu, Yahudi otoritesi tarafından resmi olarak onaylanmamıştır. Bu nedenle, Hazar dönmeleri Judaizm’i kabul ettikleri zaman, sonunda Türki kökenlerini unutacakları bir sürece girmişlerdi. Sf. 437

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 436) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2006); Dinler milletlerüstü bir kapsama sahip olduğu için, inanan halkların milli değerlerini, kültür birikimlerini ve ahlak kurallarını ikinci plana atmaktadır, dindarlaşan halklar zamanla milliyetlerin, kendi kültür ve ahlak değerlerini kaybediyorlar. Hazar Türkleri de bu akibete uğramışlardır. Anadolu’da da dini yükseliş ile orantılı olarak, milli değerleri, kültür ve ahlak değerlerini terk etme süreci devam etmektedir.

  • Çok sayıda Hazarın, Doğu Avrupa’da tamamen ortadan kalktıkları görüşü, gerçeklerle uyuşmamaktadır. Kanıtlar, Ukrayna ve Belarus Hazarlarının Hıristiyanlığı ya da başka bir dini hiçbir zaman benimsemediklerini, sonuna dek Judaizm’e inananlar olarak kaldıklarını ortaya koymaktadır. Yiddiş dilinin on dört ve on beşinci yüzyıllarda, Doğu Avrupa Yahudileri arasında hâkim dil olmasıyla, tüm Yahudi toplumlar içindeki Slavca konuşan Hazarların özümsenmesi tamamlanmış oldu. Sf. 436

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 436) kitabından birebir alınmıştır.