Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • İsrail oğullarının dinini tarihinden ayırmak mümkün değildir. Eski Ahit (Ahit: Akit, Sözleşme; Tanrı’yla yapılan akit anlamında) ya da Kutsal Kitap adı verilen ve büyük bir kısmı, eski İbrani edebiyatının günümüze kadar ulaşabilen yegâne örnekleri olan kitap, aslında İsrail’in kutsal tarihinden başka bir şey değildir. Sf. 29

    Her ne kadar Tevrat yani “Töre” adı, aslında yalnız Eski Ahit’in ilk beş kitabına verilirse de, hepsine birden Tevrat denmesine alışık olduğumuz için biz de bunu kullanmakta devam edeceğiz. Sf. 29

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kutsal Ülke ya da Vaat Edilmiş Ülke adı da verilen Filistin, günümüzde de üç büyük dinin üyelerinden büyük saygı gören bir topraktır. Hele Kudüs, bu üç dinin Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Yahudiliğin inançlarının toplandığı, birbiriyle yarıştığı ve çarpıştığı bir merkezdir. Sf. 15

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.

  • Samilerin başlangıçta ortak bir dinleri olup olmadığı, cevaplanması imkânsız bir sorudur. Ama gene de ortak bazı noktalar bulunabilir. “Tanrı” kavramını anlatan kelime hemen hemen bütün Sami dillerinde aynıdır; Akkadcada “Ilu”, Kenan dilinde “İl” ya da ‘”el” genişletilmiş şekliyle “Elohim”, Aramî dilinde “El ve Elah) Güney Araplarında ‘’İl” klâsik Arapçada “Allah” Bu kelimeler, çoğu vakit en üstün tanrının adıydı. Sf. 14

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ayrı bir Sami ırkından söz etmek, son zamanlarda pek moda olmuştu. Ama böyle bir ırk ayrımı yapmak gerçeklere uymaz. Buna karşılık çeşitli Sami halkları arasındaki dil akrabalığı çok belirgindir ve kolayca anlaşılabilir. Bu dillerin özelliklerinin en önemlisi, kelimelerin köklerinin sessiz harflere bağlı olması ve bu kelime köklerinin genel olarak üç sessiz harften meydana gelmesidir. Bütün Samî dillerinde tâ en eski zamanlardan beri aynı özelliği görüyoruz. Sf. 13

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudi dini ya da bizim deyimimizle Musevilik uzun bir evrimin sonucudur. Bu evrim sırasında çoktanrıcılıktan (politeizm), başka tanrıların bulunduğunu kabul etmekle birlikte, kendi halklarının özel ve tek bir tanrısı olduğuna (henoteizm), oradan da, bütün dünya için tek ve ortaksız bir tanrı fikrine (monoteizm – tektanrıcılık) geçmişlerdir. İsrail oğullarının inançlarına göre tanrıları Yahve (Yehova) önceleri, göçebelik devirlerinde, onlarla birlikte göçüp konar, onların başka tanrılara tapmamalarına, onlara kurban kesmemelerine, başka tanrıların kullarıyla evlenmemelerine önem verirdi. İsrail oğullarının o zamanki savaşları, bir bakıma kendi tanrılarıyla komşularının tanrıları arasındaki savaşlardı. Sf. 10

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudiler – tıpkı Babilliler, Asurlular, Fenikeliler ve Araplar gibi – Sami bir halktı ve çok eski zamandan beri Filistin’de yaşamışlardı. Göçebeyken bunlara Habiri (İbranî) adı verilirdi. Yahudi adı Yakup’la Lea’nın dördüncü oğulları olan Yahuda’dan gelmektedir.

    Yahudilerin ilk dedeleri olarak kabul ettikleri İbrahim’e Tevrat İbranî demektedir. Daha sonraları, bu sefer Yakup’un lâkabı olan İsrail’den, İsrail oğulları adını aldıklarını görüyoruz. Günümüzde, iki bin yıldan sonra yeniden kurulan devletlerinin adı da İsrail’dir. Sf. 9

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • Söze, Alman Protestan Kilisesi Komisyonunun kontrolünden geçmiş olan Eski ve Yeni Ahit çevirisindeki şu cümlelerle başlamak istiyorum:

    “Kutsal Kitap (Yani Eski ve Yeni Ahit) gökten inmiş değildir. Eski Ahit’in 39 kitabıyla dört İncil binlerce yılda yavaş yavaş gelişmiş ve son şeklini almıştır.” Sf. 5

    Alıntı; Musa ve Yahudilik – Hayrullah Örs, (Remzi Kitabevi, 2. Basım 1999 – Sf. 5) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudi olmayanlar Yahudi inancına döndükleri zaman, İbrani soyu efsanesini de kabul etmiş olurlar… Judaizm’e döndürülmüş olan Hazarlar bile, kendilerini tarihin ışığında antik İsrail’in “çekirdeği” ya da “kan bağı” olarak görmüşlerdir. Hazarlar, en azından “Simeon” ya da “Menasseh” Klanı’nın bir parçası haline gelmişlerdir. Hazarların torunlarının, taşıdıkları İbrani adlarına “ha-Kuzari” adını eklemediklerini de ilave etmemiz gerekir; çünkü bu, Yahudi otoritesi tarafından resmi olarak onaylanmamıştır. Bu nedenle, Hazar dönmeleri Judaizm’i kabul ettikleri zaman, sonunda Türki kökenlerini unutacakları bir sürece girmişlerdi. Sf. 437

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 436) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2006); Dinler milletlerüstü bir kapsama sahip olduğu için, inanan halkların milli değerlerini, kültür birikimlerini ve ahlak kurallarını ikinci plana atmaktadır, dindarlaşan halklar zamanla milliyetlerin, kendi kültür ve ahlak değerlerini kaybediyorlar. Hazar Türkleri de bu akibete uğramışlardır. Anadolu’da da dini yükseliş ile orantılı olarak, milli değerleri, kültür ve ahlak değerlerini terk etme süreci devam etmektedir.

  • Çok sayıda Hazarın, Doğu Avrupa’da tamamen ortadan kalktıkları görüşü, gerçeklerle uyuşmamaktadır. Kanıtlar, Ukrayna ve Belarus Hazarlarının Hıristiyanlığı ya da başka bir dini hiçbir zaman benimsemediklerini, sonuna dek Judaizm’e inananlar olarak kaldıklarını ortaya koymaktadır. Yiddiş dilinin on dört ve on beşinci yüzyıllarda, Doğu Avrupa Yahudileri arasında hâkim dil olmasıyla, tüm Yahudi toplumlar içindeki Slavca konuşan Hazarların özümsenmesi tamamlanmış oldu. Sf. 436

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 436) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ashkenos Yahudiler olarak bilindiklerini varsayıyordu. Durum her ne olursa olsun, Ashkenaz asıl olarak İran halkını ve bu halkın yaşadığı toprakları ifade ediyordu. Sf. 434

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 433) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ashkenaz’ın coğrafi konumu, Torah kaynakları temel alınırsa, Rusya, Ermenistan ve Anadolu olmalıdır. Ashkaenoi (Askae ya da Askaİ) Frigyalılar ya da Misyalılar olarak da bilinen halkın adıydı. Tanrılarının adı Men Askaenos’tu. Bir göle, Frigya ve Bitniya’daki başka yer adlarının adı olan Ascania diyorlardı. Bundan başka, Askenos ya da Askaios adı, Frigya, Bitniya, Aeolis, Troas ve Ege Denizi’ndeki bazı adalarda kurulmuş olan şehirlerin adıydı. Sf. 433

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 433) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kral Kalman (1095—1116 yılları arasında hüküm sürdü) kendi Yahudi karşıtı kanunlarını çıkardı. Kalman bu kanunlarla, Yahudilerin tefecilik yapmalarını, ticaretle uğraşmalarını ve Hıristiyan köleleri alıp satmalarını engellemişti. Sf. 423

    Macar liderleri, sonraki yüzyıllarda Yahudilere karşı bir kez daha sert bir tutum takınmışlardı. Kral Lajos (1343-1382 yılları arasında hüküm sürdü), Yahudileri Katolik dinine döndürmeyi denedi; fakat bu teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanınca, tüm Macar Yahudi’lerini ülkesinden kovdu. Sf. 424

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 424) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1648 yılında, Ukrayna ve Galiçya’da yaşayan on binlerce Yahudi, Ataman Bohdan Khmielnitzki önderliğindeki Kazaklar tarafından hunharca katledildi. Ostrog ve Lublin’dekiler gibi bazı Yahudi toplulukları, tamamen yok edildi. 1648 yılı ilkbaharının son günlerinde, Nemirov şehrini ele geçiren Kazaklar, burada yaşayan çok sayıda Yahudi’yi kılıçtan geçirdiler. Nemirov’lu Yahudilerin bazıları kaçarak, kale şehri Tulchin’e sığındılar; fakat sonunda Tulcbı’nl de ele geçiren Kazaklar şehirdeki tüm Yahudileri öldürdüler. Kiev, Pereyaslav, Lubny, Piryatin, Lokhnitz, Polönnoye ve diğer şehirlerde de binlerce Yahudi katledildi. Yahudilerin bazıları, Ortodoks Hıristiyanlığı kabul ederek ölümden kurtuldular. Geri kalanları ise Tatarlar tarafından esir edilerek, Kırım’da köle olarak satıldılar. Sf. 412

    Dini baskılar ve Yahudi karşıtı kanunlar Yahudilerin Rusya’da kalıcı olarak yerleşmelerini engelledi. Rus Çarı “Korkunç” (IV.) İvan (1533-1584 yılları arasında hüküm sürdü) Yahudilerin Rus İmparatorluğu topraklarında yerleşmelerini istemiyordu. Rus Yahudilerine Hıristiyanlığa dönmelerini, aksi takdirde öleceklerini bildirmişti. 1563 yılında, Polotsklu yaklaşık üç yüz Yahudi, Hıristiyanlığa geçmeyi reddettikleri için Ovina Nehri’nde boğularak öldürüldü. Sf. 412

    Çar “Muhteşem” Peter de (1682-1725 yılları arasında hüküm sürdü) Yahudilerden son derece nefret ediyordu. Ukrayna, İmparatorluğu tarafından ele geçirildiğinde, Yahudilerin Ukrayna’da kalmalarına izin verildi; fakat Moskova’ya gidip gelmeleri ve Moskova’da ticaret yapmaları, ciddi şekilde kısıtlanmıştı. 1790’larda, Çariçe Katerina (1762-1796 yılları sürdü) çıkardığı bir kanunla, Yahudilerin Rusya’da daimi olarak yerleşmelerini yasakladı. Sf. 413

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 412, 413) kitabından birebir alınmıştır.

  • Moğolların Kiev Rusya’sını istila etmeleri, hem Yahudiler hem de Yahudi olmayanlar için çok önemli sonuçlar doğurmuştu, 1240’larda, Kiev ve Volodymyr Volynski’deki Yahudi toplulukları yok edilmişti. Özellikle Kiev’deki yıkım çok büyüktü. Rahip Joannes de Plano Carpini, kendi döneminde dünyanın en büyük şehirlerinden biri olan Kiev’e, yıkımdan yalnızca birkaç yıl sonra gittiğinde, ancak iki yüz kadar evin ayakta kalmış olduğunu görmüştü. Sf. 411, 412

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 411, 412) kitabından birebir alınmıştır.

  • Adiabene’nin, kraliyet ailesi soyundan gelen krallarından iki tanesi, İ.S. Birinci yüzyılda Yahudi dinini seçmişlerdi. Başkenti Arbela kenti olan Adiabene Krallığı, Dicle Nehri’nin doğusunda Büyük Zap ve Küçük Zap nehirlerinin arasındaydı ve Partiya İmparatorluğu’nun, Asurlulardan oluşan bölümünün bir parçasıydı. Bölge, günümüzde Kuzey Irak’ın bir bölümüyle çevrelenmiştir. Joseph us, tahminen I.S, 93 ya da 94 yılında tamamladığı eseri Antiquities of Jews (Yahudilerin ilk Çağlarında), Adiabene Kralı Monobazus’un, kız kardeşi Helena ile evlendiğini yazar. Sf. 383

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 383) kitabından birebir alınmıştır.

  • Wexler, Aşkenazik geleneklere Sorbia ya da diğer bir Slav kökeni atfetmeye çalışmıştır. Bu gelenekler arasından bazıları şunlardı:  

    1- Bir Yahudi uygulaması olan, evleri kötülüklerden koruması için, kapılara mezuzah muskaları asılması. Mezuzah, üzerinde Eski Ahit’in beşinci kitabından alınan iki paragrafın yazılı olduğu, bir parşömendir ve kapıya asılmadan önce süslü bir kutu içerisine konur. Wexler bu uygulamayı, Sorbialıların ve (Çekler gibi) diğer Slavların, kapılarına at nalı asmalarıyla karşılaştırır. Yahudiler arasındaki mezuzah kullanımı antik devirlerden kalma bir adettir ve Talmut’da da bundan bahsedilir.

    2- Nazardan korunmak için -bir çocuğun alnını yalamak gibi- bazı hareketler yapmak. Bu adet hem Sorblar hem de Yahudiler arasında çok yaygındır. Ancak nazara inanmak Avrupa kökenli olanlar arasında değil, doğulu Yahudiler arasında yaygındır. Sf. 380

    3- Adak olarak horoz kesme adetti. Bu da hem Yahudi hem de Slav uygulamasıdır. Bununla birlikte, Gaonimlerin kayıtlarında Yahudi adaklarından (kapparot) -Yom Kippur arifesinde kesilir- bahsedilir ve İspanya’da da bu uygulamanın varlığından söz edilir. Bu yüzden ille de Slav kökenli olması gerekmemektedir,

    4- Bir Yahudi âdeti olan, bir kişiye, biri uhrevi diğeri dünyevi olmak üzere iki ad verilmesi. Bu da Slav adetleri ile benzer bir uygulamadır.

    5- Evlilik hazırlıklarının erkekler tarafından yerine getirilen, aracılık yöntemiyle yapılması. Bu adet hem Slavlar hem de Doğu Avrupa Yahudileri arasında yaygındı.

    6- Yahudiler    de pagan Slavlar da dini ritüellerinin birçoğunu tapınaklarda değil evlerinde yaparlardı. Wexler’in bizzat söylediğine göre, Yahudilerin (Pesach yemeği, Hannukah süresince Menorahların yakılması gibi) evde yaptıkları ritüeller, tamamen antik geleneklerdi.

    7- Nazarı tersine çevirmek için, Yahudilerin düğün törenlerinde bardak kırılması âdeti. Bu adet pagan kökenli olabilir.

    8- Bir kimsenin günahlarından arınmak için yıkanarak yaptığı tashlikh ayini ve Rosh Hashanas günü öğleden sonrasında ceplerini boşaltması. Bu adet ortaçağ İtalyan Hıristiyanlarının gelenekleri ile benzeştiği gibi, Slovak ve Macar adetleri ile de örtülmektedir. Bu yüzden Yahudi olmayanlara ait olabilir.

    9- Doğu Avrupa’daki, Yahudi cenaze törenleri. Bu törenler, yalnızca Sorb uygulamaları ile değil, aynı zamanda Güney Slavları, Polonyalılar, Moravyalılar ve Almanların uygulamaları ile de benzeşmektedir. Sf. 381

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 381) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir Macar Yahudi’si olan Üreghli Salomon, on üçüncü yüzyıl baharında kölesi olan bir genç kızı, Judaizm’e döndürmüştü. Macar şehri Buda’nın Türklerin egemenliğinde olduğu dönemde (1526-1686), Yahudilerin Hıristiyan kölelere sahip olması ve nihayetinde bunları Judaizm’e döndürerek evlenmeleri çok sık rastlanan bir durumdu. Sf. 373

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 373) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudiler, dönüştürme çalışmalarını İber Yarımadasında da aktif olarak sürdürüyorlardı. Eldeki kanıtlar, Yahudilerin sahip oldukları Afrikalı ve Faslı kölelerin, Yahudi dinine geçtiklerini göstermektedir. Yahudiler, dördüncü yüzyılın başlarında, (İspanya’nın güneyindeki Andalusya’daki) Grenada’da da proselit faaliyetlerde bulunmuşlardı. Dönüşüm olgusunun İspanya’da oldukça yaygın bir hal almasıyla, Yahudiler buna uygun tedbirler almak zorunda kalmışlardır. Bu nedenle, Barselona Hahamı Shlomo ben Adret (1230-1310), Yahudi toplumuna girebilmek için uyulması gereken kuralları açıklamak zorunda kalmıştır. Hıristiyan otorite, bu büyük dönüşüm dalgasını engellemek için bir takım kurallar koyarak, on bir ya da on ikinci yüzyılda proselitizmin İspanya’da yayılmasını büyük ölçüde durdurmayı başardı. On dördüncü ve on beşinci yüzyıllarda, İspanyol kilisesi ve sarayı, Yahudilerin Yahudi olmayan köleler edinmesini yasaklamak ve bu sayede Hıristiyanların Judaizm’e dönmelerini engellemek için, hâlâ fermanlar çıkarıyorlardı. Sf. 371

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 371) kitabından birebir alınmıştır.

  • Antik dönemlerde, Yahudi olmayan birçok kişinin, Judaizm’le resmi olmayan bir ilişkileri vardı. Bu Yahudi olmayanlar, Yahudiler tarafından “Tanrıdan korkanlar” olarak adlandırılıyorlardı. “Tanrıdan korkanlar”, Romanya, Yunanistan ve Anadolu gibi topraklarda yaşıyorlardı. Güneydoğu Anadolu’da yapılan Afrodisias kazılarında ortaya çıkarılan bir sinagogda bulunan, üçüncü yüzyıl başlarına ait bir Yunan Yahudi el yazması, Yahudi olmayanların, bir kısmının, Yahudi yaşam biçimini benimsediklerini göstermektedir. “Tanrıdan korkanlar” her ne kadar, sinagoga hizmet etseler de resmi olarak Judaizm’e dönmüş değillerdi.

    Roma İmparatorluğu’nun, resmi din olarak Hıristiyanlığı kabul etmesiyle, Judaizm’e dönmek yasaklandı. İmparator I. Constantine 315 yılında, Yahudilerin misyonerlik faaliyetlerini yasaklayan ilk Roma fermanını çıkardı. İmparator II. Constantine ise, 339 yılında, Hıristiyanların Yahudiliğe dönmesine on ayak olan her Yahudi’nin mallarına el konması uygulamasını yürürlüğe koydu, fakat Judaist hareket, sonraki yüzyıllarda, birçok ülkede yayılmaya devam etti. Sf. 370

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 370) kitabından birebir alınmıştır.

  • Birçok bilim adamının ortak görüşüne göre, Judaizm birinci yüzyılın başlarında çok geniş bir alana yayılmıştı. Matthew 23;15 te, Havari Matthew, Ferisilerin ülkeden ülkeye, denizden denize proselitlerin izini sürdüğünü anlatır. Bundan başka, birinci yüzyıl Yahudi tarihçisi Josephus, Roma İmparatorluğunda birçok kişinin Judaizm’e döndüğünü anlatır. Yahudilerle evlendikten sonra Judaizm’e dönmek, Romalı kadınlar arasında çok sık rastlanan bir durumdu. İsa’nın doğduğu dönemde, Roma imparatorluğu nüfusunun yüzde onu Yahudi’ydi. Bu oranın bu kadar yüksek olması, Judaizm’in Yahudi olmayanlar arasında yaygınlaşmasına bağlanır. Sf. 369

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 369) kitabından birebir alınmıştır.