Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • İsviçreli nörolog Olaf Blanke ve meslektaşları, söz konusu makalede, ağır epilepsi nöbetleri geçiren kırk üç yaşındaki bir kadının şakak lobundaki sağ açılı kıvrımı elektrikle uyarma yoluyla beden dışı deneyimleri iradi olarak yaratabildiklerini bildirirler. Sf. 199

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 199) kitabından birebir alınmıştır.

  • Pilotların çoğu Whinnery’nin “küçük rüya” diye adlandırdığı kısa süreli tünel hayali yaşamaktaydı; bazen havada süzülme ya da felce uğrama duygusuyla birlikte tünelin sonunda parlak bir ışık görmekte ve tekrar bilince kavuştuğunda çoğu kez aşın mutluluğa, bir huzur ve dinginlik duygusuna kapılmaktaydı. Sf. 198

    Whinnery on altı yıllık çalışması sırasında, santrifüjün kontrollü koşulları altında bu üç belirtinin ilk ikisini bin seferden fazla uyandırmayı başardı; hatta pilotları bayıldıkların sırada videoya çekerek ve bunun deneyime denk geldiğini kaydederek, temelde yatan sebebi kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptadı: korteksi etkileyen hipoksi, yani oksijen yoksunluğu.

    Yüksek çekim kuvveti altında, kafadan boşalan kan gövdenin ortasına doğru ilerleyerek toplanır ve böylece pilotların girdiği göz kararması evresini bir baygınlık hali izler; bütün bunlar on beş ila otuz saniye içinde olup biter. Santrifüjü sistematik biçimde hızlandırarak kütle çekimine bağlı bilinç kaybı kademeli sağlandığında, denekler önce tünel hayali görürler, ardından gözleri kararır ve baygınlık geçirirler. Bu duruma, büyük olasılıkla oksijen kaybının önce retinada, ardından görsel kortekste ortaya çıkması yol açar; böylece nöronların dışarıdan içeriye doğru kapanmasıyla tünel hayali oluşur ve korteksin büyük bölümü kapandığında tam baygınlık gerçekleşir. Sf. 198, 199

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 198, 199) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aslına bakılırsa, atom-altı kuantum etkileri ile büyük ölçekli makro sistemler arasındaki boşluk kapatılamayacak kadar büyüktür. Colorado Üniversitesi parçacık fizikçilerinden Victor Stenger Bilinçdışı Kuantum adlı kitabında, bir sistemin kuantum mekaniğine göre tanımlanması için sistemin tipik kütlesinin (m), hızının (v) ve mesafesinin (d) Planck sabiti (h) kertesinde olması gerektiğini ortaya koyar; “Eğer mvd değeri h’den çok daha büyükse, sistem muhtemelen klasik yaklaşımla ele alınabilir.” Stenger; sinir iletici moleküllerin kütlesinin ve sinaps mesafesindeki hızının yaklaşık üç büyüklük kertesinde, yani kuantum etkilerinin ortaya çıkmasına elvermeyecek kadar büyük olduğunu hesaplar. Bu bakımdan bir mikro-makro bağlantısı söz konusu değildir. Atom-altı parçacıklar gözlemlendiğinde değişime uğrayabilir; ama ay hiç kimse ona bakmasa bile yerindedir. Sf. 197

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 197) kitabından birebir alınmıştır.

  • Heisenberg’in bir parçacığın konumu ne kadar kesin bilinirse, hızının o ölçüde belirsizleşeceğini ve bunun tersinin de geçerli olduğunu öngören belirsizlik ilkesi. Sf. 196

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 196) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilimcilerin psişik konusunda kuşkucu kalmasının – daha anlamlı veriler yayımlanırsa bile kalacak olmasının- daha derinde yatan sebebi, psişiğin işleyişine dair açıklayıcı bir teorinin bulunmamasıdır. Psişik savunucuları göndericinin beyninde nöronlarca yaratılan düşüncelerin ötedeki alıcının kafatasından geçerek beynine nasıl girdiğini açıklayamadığı sürece, kuşkuculuk yerinde bir tepkidir. Bulgular açıklanması gereken psişik diye bir fenomenin var olduğunu gösterse dahi (ki bulguların böyle bir sonucu desteklediği kanısında değilim), bir nedensel mekanizma gereğini duymaya devam edeceğiz. Sf. 195

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 195) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kraliyet Derneğinde araştırmacı olarak çalışan Sheldrake kitabında ve Geçmişin Varlığı adlı en popüler kitabında, biçimsel rezonansı “organizmalar arasında gizemli, telepati tarzına karşılıklı bağlantılar ve canlı türleri içinde kolektif bellekler fikri” diye açıklar. Sf. 190

    “Görme yetisi iki yönlü bir süreci, ışığın içeriye doğru akışını ve zihinsel görüntülerin dışarıya doğru yansıyışını kapsıyor olabilir,” diye belirtir. Sf. 190

    Görünüşe bakılırsa, birinin arkadan sizi süzmesi, sezdiğiniz biçimsel alanda hafif dalgalanma gibi bir şey yaratır ve dönüp bakmanıza yol açar. Sf. 190

    Bir kişi kendisine bakıldığı kuşkusuna kapılınca dönüp etrafı yoklar; böyle bir baş hareketi, baktığını sandığı kişilerle göz göze gelmesini getirir ve böylece onların da bakması daha önce varılmış olan izlenimi doğrular. Sf. 191

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 190, 191) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kuantum bilinci. Atom-altı parçacıkların davranışlarını kuantum mekaniği çerçevesinde incelemek, Einstein’ın uzaktan gizemli etki diye adlandırdığı olguyu karşımıza çıkarır; bu olguda bir parçacığın bir konumda gözlemlenişi, Einstein’ın ışık hızının üst sınırı kuralına açıkça ters düşecek şekilde, (teorik olarak başka bir galakside bulunabilecek) başka bir konumdaki ilgili bir parçacığı ânında etkiler. Bazı bilimcilere göre, bundan çıkan sonuç şudur: Evren her şeyin (ve herkesin) karşılıklı bağlantı içinde olduğu ve birbirini doğrudan ve ânında etkileyebildiği devasa bir kuantum alanıdır. Öbür dünyaya inananlar açısından, kuantum mekaniği bilincin biyokimyasal sinyallerden nasıl kaynaklandığını ve zihnimizin beyin dışındaki kuantum alanına nasıl uzanabildiğini açıklar. Sf. 189

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 189) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilgi yaratılamaz ya da yok edilemez, ancak başka biçimlerde bir araya getirilerek yeni kalıplara dönüştürülebilir; dolayısıyla kişisel kalıplarımız -benim tanımımla “ruh”larımız doğumdan önce ve ölümden sonra var olan bilgi paketlerinden ibarettir. Sf. 188

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 188) kitabından birebir alınmıştır.

  • Önce öbür dünyaya inanış oluşur; onu, inancın rasyonel sebepleri izler. Sf. 188

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 188) kitabından birebir alınmıştır.

  • Özetle; kaya, ağaç, bulut gibi cansız nesnelere ve yırtıcı hayvan, av hayvanı, hemcinsimiz insan gibi canlı nesnelere kolayca özne ve amaç yüklememizden; beden ötesindeki zihne doğuştan inanan düalistler olmamızdan; kendi zihnimizin ve başkalarına ait zihinlerin farkında olmamızdan; bütün diğer bedenlerden ayrı olarak kendi bedenimizin farkında olmamızdan; beynimizin bütün duyusal girdileri ve bilişsel düşünceleri bütünleştirerek ana karakterini oluşturduğumuz anlamlı bir öyküye dönüştürme yönünde doğal bir eğilim taşımasından; son olarak, kendimizi yaşadığımız zaman ve mekândan kopararak başka bir zaman ve mekâna geçmiş gibi tasarlayabilmemizden dolayı, zaman dışı ve sonsuz bir özümüzün olduğuna inanmamız doğaldır. Bizler doğuştan ölümsüzlük savunucularıyız. Sf. 187, 188

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 187, 188) kitabından birebir alınmıştır.

  • Öbür dünyaya inanış, kendimize ezeli de kapsamak üzere mekân ve zaman bakımından başka bir yerde hayal edebilme yönündeki olağan yeteneğimizin bir uzantısıdır. Sf. 187

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 187) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sürekli tedirgin oluşuyla ünlü Woody Allen’in geçiştirme yolu şöyledir: “Mesele ölmekten korkmam değil. Sadece bu iş olurken orada olmak istemiyorum.”  Steven Wright bir çözüme vardığı kanısındadır: “Sonsuza kadar yaşamak niyetindeyim ve şimdiye kadar iş iyi gitti.” Sf. 184

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 184) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilimsel bulguların bize söylediği şey, bilgi kalıbımızın, yani ruhumuzun da bizimle birlikte öldüğüdür. Sf. 184

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 184) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yani, hem inançlılar, hem de inançsızlar gerek dinsel, gerekse dindışı savların doğruluğunu aynı beyin alanında değerlendiriyor gibidir. Bir başka deyişle, beyinde bir “inanç” modülü ya da “inançsızlık modülü, bir avanaklık şebekesi ya da kuşkucu şebeke yoktur. Sf. 177

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dopaminin hazla bağlantılı bir sinir iletici madde olduğu ve öğrenmeyi pekiştirmede rol oynadığı unutulmamalıdır. Sf. 177

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • … (herkes için bir görüşe katılmanın katılmamadan daha kolay olmasından dolayı) daha hızlı davranmaları, buna karşılık inançsızların özellikle dinsel belirlemelere tepki vermede çabuk davranmamaları çarpıcı bir sonuçtu. Sf. 177

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu araştırma, Spinoza’nın varsayımı olarak adlandırdığım şeyi desteklemektedir. İnanç, çabuk ve doğal biçimde edinilirken, kuşkuculuk yavaş ve doğal olmayan bir süreç izler; çoğu insanın belirsizliğe karşı düşük bir dayanma gücü vardır. Bir savın aksi kanıtlanana kadar doğru olmadığı yolundaki bilimsel ilke, çabuk kavrayabildiğimiz şeyleri doğru kabul etme yönündeki doğal eğilimimize aykırı düşer. Yani, aslında kuşkuculuğu ve inançsızlığı ödüllendirmemiz, yeni bulgular karşısında fikirlerini değiştirmeye açık olanları desteklememiz gerekir. Oysa en başta din, siyaset ve iktisat alanlarında olmak üzere, sosyal kurumların çoğu iman, parti ya da ideoloji esaslı doktrinlere inancı ödüllendirirken, önderlerin otoritesine kafa tutanları cezalandırır, belirsizliği ve özellikle kuşkuculuğu caydırır. Sf. 176

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 176) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanlar görünüşte akla aykırı bir şeye inanmaya nasıl yönelir? Cevap, bu kitabın dayandığı tezdedir: Önce inançlar oluşur; ardından inanca bağlı gerçekçiliği doğrulamak üzere inancın dayandığı sebepler ileri sürülür. Sf. 173

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 173) kitabından birebir alınmıştır.

  • Monistler kafamızda sadece bir madde (beyin) bulunduğuna inanır. Düalistler ise iki madde (beyin ve zihin) bulunduğuna inanır. Bu, felsefede çok eski bir sorundur. Sf. 166

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 166) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yani, Ön Singulat Korteksini bir tür saptama aygıtı sayabiliriz. Peki, bunun yaratıcılık ve delilikle ne alakası var? “Kalıpların farkına varma açısından bakılınca, şizofrenik bir kişi tuhaf kalıpları hemen kavrar ve onlara dayanarak sonuçlar çıkarır,” diye devam eder Kuszevvski. “Örneğin, odanın karşı tarafındaki bir yabancının size bakmasından, daha sonra birine telefon açmasından ve tekrar size bakmasından hareketle varılacak yanlış sonuç, o kişinin sizi gizlice izlediği ve gelip sizi yakalamaları için komplocuları telefonla aradığıdır.”

    Kuruntulu şizofrenler sürekli buna benzer kalıplar görürler ve anlamlı olduklarını düşünürler.

    Dünyayı değiştirecek yeni kalıplar bulmaya dönük yaratıcı deha ile her yerde kalıplar görmeye ve önemli olanları seçememeye dönük delilik ya da paranoya arasında bir bakıma ince bir çizgi vardır. Sf. 161

    Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 161) kitabından birebir alınmıştır.