Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Dölü, ebeveynlerinden en ufak biçimde farklılaştıran neden her neyse,- her birinin bir nedeni vardır- bireye yararlı olduklarında, doğal seçilimle bu farklılıkların düzenli olarak biriktirilmesi, yapıdaki en önemli değişikliklere yol açar ve böylece, dünya yüzeyindeki sayısız canlı birbirleriyle mücadele ederek, en iyi uyum sağlayanı, neslini sürdürür. Sf. 184

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 184) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yaşlı Geoffrey ve Goethe, aynı zamanda, gelişmenin dengelenmesi veya telafisi kanununu ortaya sürdüler veya Goethe’nin dediği gibi, ‘doğa, bir yönde harcayabilmek için, öbür tarafta ekonomi yapacaktır. Bunun, evcil hayvanlarımız için bir derecede geçerli olduğuna inanıyorum: eğer besin bir organ veya bölüme fazla akarsa, en azından başka bir bölüme fazla akmayacaktır; böylece bir ineğin hem çok süt verip, hem de besili olması zordur. Aynı lahana çeşitleri, hem besin değeri yüksek yapraklar, hem de yağ bakımından zengin tohumlar vermez. Sf. 164

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 164) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bazı yazarlar tarafından söylendiği gibi, birbirine benzeyen parçalar, birleşme eğilimindedirler; bu genellikle azman bitkilerde görülür; taç yapraklarının birleşip tüp oluşturduğu gibi, normal yapılarda da, birbirine benzeyen yapıların birleşmesinden daha doğal bir şey yoktur. Sf. 161

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 161) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kullanma ve kullanmamanın etkileri; İlk bölümde bahsedilenlerden, evcil hayvanlarımızın, belirli organlarını kullanmasının, o bölümleri büyüterek geliştirdiği ve kullanmamasının da zayıflattığı ve bu değişimlerin kalıtımsallaştığı şüphe götürmez. Sf. 153

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 153) kitabından birebir alınmıştır.

  • İklim, yiyecek vs.nin, bir bireyi ne kadar doğrudan etkilediğini bilmek çok zor. Bana göre, bu etki, hayvanlarda çok az ve herhalde bitkilerde daha çok olmalı. Sf. 151

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 151) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bölüm Özeti:

    Değişen yaşam koşulları altında, uzun çağlar boyunca, organik varlıkların, yapılarının bazı parçalarında değişim gösterdikleri bence tartışılmaz; sayıdaki hızlı geometrik artışa bağlı olarak, her türün, bazı çağ, mevsim veya yıllarda yaşam için çetin bir mücadeleye girişeceği de tartışılmazsa; o zaman, tüm organik canlıların, yapı, form ve alışkanlıklarda sonsuz farklılaşma yaratan, birbirleri ve varolma koşulları ile oluşmuş sonsuz ilişki karmaşıklığını göz önüne alarak, birçok değişimin insanların yararına olması durumundaki gibi, her bireyin çıkarı için oluşacak bir değişimin olmaması halinin çok olağandışı olacağını düşünüyorum. Ama eğer bir organik canlıya yararlı olabilecek değişimler oluşuyorsa, bu şekilde yapılanan bireyler varolma mücadelesinde ayakta kalabilmek için en iyi şansa sahip olacaklardır; ve kalıtımın güçlü kuralıyla, benzer yapıda döller üretmeye eğilim göstereceklerdir. Bu koruma ilkesine, kısa tutmak amacıyla, Doğal Seçilim diyorum. Sf. 146

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 146) kitabından birebir alınmıştır.

  • Unutulmamalıdır ki, bu rekabet, yapı, form ve davranışlarında birbirlerine yakın formlarda en çetin şekilde olacaktır. Sf. 142

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 142) kitabından birebir alınmıştır.

  • Az farklılaşmış bir yapıda olan hayvan cinsleri, çok farklılaşmış olanlarla rekabet edemez. Sf. 136

    Ayrıca genel olan ve geniş alan kaplayan türlerin, az olan ve dar yer kaplayanlara göre daha çok değiştiklerini görmüştük. Sf. 137

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 136, 137) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yine daha eski bir zamanda bir adamın daha ince, diğerinin ise güçlü ve iri atları tercih ettiğini kabul edelim. İlk farklılıklar az olacaktır; zamanla, bir üreticinin daha ince, diğerinin daha güçlü ve büyük atlar seçmeye devam etmesiyle farklılıklar büyüyecektir ve iki alt yavru cinsi oluşacaktır; yüzyıllar sonra iki farklı yavru, birbirinden açıkça ayrılabilen iki farklı yetiştirilmiş cins haline geleceklerdir. Farklılık yavaşça arttıkça, çok güçlü veya çok ince olmayan ara özelliklerdeki hayvanlar dikkate alınmayacaktır, böylece yok olacaklardır. Burada insan faaliyetindeki farklılaşma kuralını görüyoruz; bu, önce az fark edilebilen, sürekli artan ve sonunda nesli hem birbirinden, hem de ortak atadan tamamen farklı yapan bir süreçtir. Sf. 133

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • Değişen ve gelişenlerle yakın mücadele içerisinde olan formlar, doğal olarak en çok olumsuz etkilenenler olacaklardır. Varolma Mücadelesi bölümünde de gördüğümüz gibi, yakın yapı, form ve alışkanlıklarda olan çok yakın formlar,- aynı türün çeşitleri, aynı cinsin türleri- birbirleri ile en çetin mücadeleleri gerçekleştireceklerdir. Sonuç olarak, her yeni çeşit veya tür, yapılanma sürecinde, en çok yakın türüne baskı yaparak, onu yok etmeye çalışacaktır. Bu tür yok etme işlemini, insan tarafından seçimle geliştirilen, evcil üretimlerimizde de görebiliriz. Yeni sığır, koyun ve diğer hayvanların ve çiçek çeşitlerinin doğumlarının, eski ve geri kalmış cinslerin ne kadar çabuk yerlerini aldığını gösterebilecek birçok örnek var. Yorkshire’de eski siyah bir sığırın uzun boynuzlu olanlarla yer değiştirmesi tarihsel bir gerçektir ve bunlar da “kısa boynuzlarla silinmişlerdir” (bir tarım yazarının sözlerini tırnak içeresine aldım) “sanki ölümcül bir hastalığa yakalanmış gibi.” Sf. 131, 132

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 131, 132) kitabından birebir alınmıştır.

  • Az birey tarafından temsil edilen bir formun, mevsimin veya düşman sayısının dalgalanmalarında, nihai yok olma şansı artacaktır. Sf. 130

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğal Seçilim İçin Elverişli Koşullar; Bu anlaşılması güç bir konu. Büyük miktardaki kalıtımlaşabilir ve farklılık sağlayabilecek çeşitlilik, avantajlıdır, ama inanıyorum ki, sadece kişisel farklılıklar da işe yarayacaktır. Belirli bir avantajlı farklılaşmalar sürecinde, daha iyi olabilme şansı verilen birçok birey, daha az bir değişimle yetinecektir ve bu başarı için önemli bir faktördür. Doğa, doğal seçilim için uzun süreler tanıyacaktır, ama bu süre sonsuz değildir; denilebilir ki, bütün organik varlıklar ekonomide bir yere sahip olma mücadelesini veriyorlar ve eğer bir tür rakiplerine göre değişmez ve gelişmezse, zamanla yok olur. Sf. 124

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 124) kitabından birebir alınmıştır.

  • Varolma mücadelesi, kaçınılmaz olarak, canlıların hızlı üreme eğiliminin sonucu oluyor. Doğal yaşamı boyunca birçok yumurta veya tohum üreten her canlı, yaşamının bazı bölümlerinde, bazı mevsimlerde veya bazı yıllarda yok olma ile karşılaşır, aksi halde geometrik büyüme kuralına göre, sayıları o kadar büyür ki, hiçbir ülke yeterli besini sağlayamaz. Böylece yaşayabilecek miktardan çok canlı ürerse, her seferinde aynı türün veya başka türlerin bireyleri arasında veya yaşam koşullarına karşı, varolma mücadelesi olacaktır. Bu, tüm hayvan ve bitki âlemine çok yönlü uygulanan Malthus doktrinidir; burada yapay besin artışı ve akıllı bir biçimde birleşmenin engellenmesi yoktur. Bu gün bazı türler az veya çok hızla artıyorlarsa da, dünyada yeterli yer olmadığı için, hepsi bunu yapamamaktadır.

    Her organik varlığın doğal olarak çok hızlı büyümesi sonucu, eğer yok olmazsa, yeryüzünün sonunda bir çiftin nesli ile kaplanacağı konusuna bir istisna yoktur. Yavaş üreyen insan bile 25 yılda iki misli artmıştır ve bu hızda birkaç bin yılda bu nesil için oturacak yer kalmayacaktır. Sf. 89

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 89) kitabından birebir alınmıştır.

  • Varolma mücadelesi terimini geniş ve metafor tabanlı bir açıdan kullandığımı belirtmek isterim; bu, bir varlığın diğer varlığa dayanmasını ve (daha da önemlisi) sadece varlığın yaşamını değil nesil bırakma başarısını da kapsıyor. Kıtlık zamanında iki yırtıcı hayvan, kimin besini alarak yaşayacağı konusunda birbirleri ile ciddi bir mücadeleye girişirler. Fakat çöldeki bir bitki, varolma mücadelesini kuraklığa karşı yapar, daha doğrusu neme bağlı olduğu söylenebilir. Sf. 88

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 88) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aborijinal ilk soy demek. Sf. 43

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.


  • Evcil olup, kulakları düşük olmayan bir hayvan gösterilemez; bazı yazarlar, bunun kulak kaslarının kullanılmamasına bağlı olduğunu söylemektedirler, çünkü bu hayvanlar artık tehlike nedeniyle kulaklarını dikmemektedirler. Sf. 40

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dahası, Doğal Seçilimin, değişimin ana nedeni olduğuna ama tek nedeni olmadığına inandım. Sf. 35

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her türde, yaşayabilecek miktardan çok bireyler doğarsa; yaşamın karmaşık ve bazen değişen koşulları altında, kendisine avantaj sağlayacak herhangi bir anlamda, biraz farklılaşan canlının yaşama şansı artacak ve doğal olarak seçilecektir. Kalıtımın güçlü kuralıyla, seçilmiş bir çeşit; yeni ve değişmiş şeklini çoğaltacaktır. Sf. 34

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 34) kitabından birebir alınmıştır.

  • Giriş bölümünden;

    “Origin, temel olarak bir ekonomi çalışmasıdır; bir doğa ekonomisidir; ve 1980 tarihinden sonra, Sovyet komünizminin çöküşüyle birlikte serbest ekonomi ve neo-liberalizmin yükselmesiyle, kapitalist ekonomik ilişkilerin genel kabul görmesi sonucunda, bu sosyo-ekonomik düzenin diğerlerinden daha ‘doğal’ olduğunu sanki okuyucuya açıklamaya çalışmaktadır. Origin’in dilinin modern şirketlerin yönetim kurulu odası dili olduğunu söylememek,- zayıfın yok olduğu ve güçlünün yaşadığı acımasız iş dünyasında gerekli rekabet gücüne sahip olabilmek ve daha uygun ve güvenilir örgütler kurabilmek amacıyla uygulanan yeniden yapılanmalar- yeni sağcı yönetim söylemlerinin doğal seçilimden esinlendiklerini inkâr etmek demektir; yani, ‘yapının gereksiz hale gelen her parçasını ortadan kaldırarak ve küçülterek uzun vadede başarılı olacaktır. Sf. 20, 21

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 20, 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Çömlek Endüstrisi kralı olan Josiah Wedgwood’un Kızı Suzannah ve zengin Bir Shropshire doktoru, renkli bir sima, özgür düşünceli şair-bilim adamı ve doktor olan Erasmus Darwin’in oğlu, Robert Darwin’in oğlu olarak 1809 yılında doğan Charles Robert Darwin, başlangıçta evrimci bir bilim adamı olarak başarısız bir görüntü sergiliyordu. Sorunsuz bir biçimde İngiliz aydın orta sınıfına aitti, yine de liberal, girişimci ve muhalif kanatta yer alıyordu ve Schrewsburry School’daki çok önemli olmayan eğitiminden sonra, baba mesleğini izleyerek, Edinburg Üniversitesine tıp öğrenimi için gitti. İki yıl sonra, 1827 yılında, tıptaki yavaş ilerlemesi sonucunda, babası tıp eğitimini bıraktırdı ve Anglikan Kilisesi’nin güvenilir ve ciddi bir geleceği nedeniyle Cambridge’de İlahiyat öğrenimi görmeye başladı. Darwin o zamanlar mesleğinden çok açık hava sporlarıyla ilgili görünüyordu ve onun gibi ayrıcalıklı ve başıboş bir beyefendi için köy papazlığı geleneksel ve güvenli bir sığınaktı.” Sf. 7

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 7) kitabından birebir alınmıştır.