Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Aynı yazarın aktardığına göre, Ünlü Kürt tarihçisi M. Emin Zeki, “Hülasatü Tarih El Kurd û Kürdistan” adlı kitabında, Kürt “Mılan” aşiretine mensup 5 5 aşiretin önce Abbasiler, daha sonra ise Osmanlı Padişahı Sultan Selim zamanında Dersim’den göç ettiklerini ve El Cezire’nin kuzey mıntıkasına (bugünkü Irak-Türkiye sınırı) yerleştiklerini yazıyor ve bunların isimlerini tek tek sayıyor.

    Şeref Xan Bedlisî tarafından 1597 yılında tamamlanmış olan Kürt tarihi kitabı “Şerefname”de, Dinbililerin bugün Türkiye sınırları içerisinde bulunan Kürdistan’ın Cizra Botan yöresinden İran Azerbaycan’ına bağlı Xoy yöresine göç ettikleri, bunların başta Yezidi dinine mensup oldukları ve zamanla dillerini unutarak Türkçe öğrendikleri belirtilir. Sf. 509

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 509) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ivan Nasidze, Dominique Quinque, Murat Öztürk, Nina Bendukidze ve Mark Stoneking tarafından hazılanan “mtDNA and Yçromosome Va- riation in Kurdish Groups” (Kürt Gruplarında MtDNA ve Y Kromozomu Değişikliği) başlıklı makalenin girişinde belirtildiğine göre, araştırma, Türkiye’de yaşayan Kurmancca ve Zazaca konuşan Kürtlerle, Gürcistan’da yaşamakta olan Kurmancca konuşanları kapsıyor. Rapor’un girişindeki özet bölümünde şöyle deniliyor:

    “… Mevcut veriler, öteki Kürt grupları, Avrupalılar, Kafkasya, Batı ve Orta Asya gruplarına ait verilerle karşılaştırıldığında, hem mtDNA hem de Y-cromosomu bakımından, Kürt Gruplarının etnik olarak en yakın oldukları Gruplar Batı Asyalılar, en uzak oldukları Gruplar ise Orta Asyalılardır... Yine elde ettiğimiz sonuçlar, Zazaca konuşan Grubu köken olarak Kuzey İranlı gösteren görüşlere de haklılık kazandırmıyor. Bunlar (Zazaca konuşanlar-Munzur Çem) büyük oranda genetik olarak öteki Kürt Gruplarıyla benzeştirler…” Sf. 508

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 508) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sömürgeciliğe karşı mücadelede yoğunlaşan Kürt örgütlerinin, lehçe ve dini inanç farklılıkları türünden içe dönük sorunlara yeterince eğilememeleri ve çözüme ilişkin görüşlerini kamuoyu önünde gereği gibi tartışmamış olmaları, buna ek olarak özellikle de PKK’den kaynaklanan kimi tepeden inmeci, otoriter yaklaşımların kimi kesimlerde yarattığı tedirginlik. Sf. 507

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 502) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kırmanc (Zaza) Kürtler, kendilerini her yerde aynı adla adlandırmazlar. Yani geleneksel olarak ortak bir kimlik adına sahip değiller. Örneğin, Dersim, Erzingan ve Erzirom yörelerinde kendilerine “Kırmanc,” Çewlig, Diyarbekir, yörelerinde “Kırd,” Xarpet (Elazığ)’in bazı bölgelerinde “Zaza,” Sewrege ve Sert (Siirt)’te ise “Dimili, dunbuli, dunbeli vs.” demektedirler. “Kırmanc” ve “Kırd” adlarıyla tanınanlar, sayısal olarak öteki iki ismi kullananlara oranla daha çoklar. Aynı lehçeyi konuşmalarına rağmen bu insanların, kendilerini değişik adlarla adlandırmaları hangi nedenlere dayanıyor; bugün için bu konuda kesin bir şey söyleyebilecek durumda değiliz. Bu arada, son 10-15 yıldır yeni nesil tarafından kullanılmasına rağmen, Dersim yöresi Kırmanclarının “Zaza” sözcüğünden hoşlanmadıklarını, ona küçümseyici bir anlam verdiklerini de yeri gelmişken belirtmek gerekir. Dersimliler “Zaza” adını, Kırmancca (Zazaca) konuşan Sünniler için kullanırlar. Sf. 502

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 502) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2020); Dersimliler, Zaza deyince Palu Zazalarını anlıyorlar. Paluluların Dersimlilerle ilişkileri çok kötü, her iki kesim de soygun, yağma konusunda birbirlerini çok rahatsız etmişlerdir. Munzur Çem’in Dersimliler ile ilgili değerlendirmesinde zorlamalar var.  

  • Kurmancca lehçesini konuşan Kürtler gibi Kırmancca (Zazaca) konuşanlar da dinsel açıdan iki gruba ayrılmış durumdalar. Elazığ, Bingöl ve Muş illerini birbirine bağlayan karayolunun kuzeyinde kalanlar Alevi, güneyinde yaşayanlar ise Sünni İslam’lar. Bunun tek istisnası, Çewlig (Bingöl)’in Bongilan (Solhan) ilçesidir. Bu yörede, söz konusu yolun kuzeyinde kalan bir kısım köylerin halkı Sünni’dir. Sf. 501

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 501) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sıdıka Hanım’ın anlattığına göre, Okullar Genel Müdürü Nurettin Boyman kendisini yanına çağırıp görev verirken “Sen Türk misyoneri olarak yatılıları üzülmeyeceksin, Atatürk’ün isteği bu…” diyor.

    Sıdıka Hanım devamla Genel Müdür’ün söylediklerini şu cümlelerle dile getiriyor:

    ‘Atatürk, bu dağ köylerinde bütün yoksunlukların Türkçe bilmemekten ileri geldiğini söylemiş, bunu isyan sebeplerinden biri olarak görmüştü. Onun için Türkçenin bu köylere ana ile sokulmasını arzu etmişti. Bu en köklü eğitimdi. Tarihte örneği vardı..”  Sf. 496

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 496) kitabından birebir alınmıştır.

  • Usivû (Yusufan) aşiret reisi Kamer Ağa, önceleri direneceğine dair yemin etmiş olanlardan biriydi. Ancak sonraları bundan vazgeçti. Buna rağmen oğlu Findiq Axa Sey Riza ile birlikte asıldı. Onunla ilgili türkünün bir dörtlüğü şöyledir: Sf. 493

    Oğlunun asılmasından sonra da Kamer Ağa’nın hükümetle arası bozulmuyor, tersine daha da “düzeliyor.” Kamer Ağa, askeri birliklere elinden gelen her türlü yardımı yapmaktan geri kalmıyor. Ancak 1938’de direniş sona ererken Kamer Ağa ve aşireti büyük kayıplara uğruyorlar. Balıkesir Cezaevine gönderilen Kamer Ağa, tanıdıklara mektup yazarak köylülerinden, kendi aile bireylerinin başına gelenleri soruyor. Sf. 493

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 493) kitabından birebir alınmıştır.

  • Vur vur, Şahin’im vur,

    Kör Mısto’nun askeri gelmiş kırıyor bizi Vur ciğerim vay!

    Kör Mısto’nun askeri gelmiş kırıyor bizi Aman verme vur. Sf. 481

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 481) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dikkat edileceği gibi burada, devletle Dersimliler arasında geçen bu savaş, “Türk’le Kızılbaş’ın mücadelesi” olarak nitelendiriliyor. Çatışmaların yaşandığı Batı Dersim’de Kızılbaş terimi hem dinsel hem de etnik, yani “Kürt” anlamında kullanılmaktadır. Özellikle de Ali Boğazı çevresinde halk arasında Kürtlük Alevilikle, Sünnilik ise Türklükle özdeşleşmiş durumdadır. Sf. 479

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 479) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ankara’daki diplomatik çevreler içerisinde olacakları görenler vardı. Örneğin, dönemin Avusturya Başkonsolosu, Winter, ülkesinin Dışişleri Bakanlığına yazdığı mektupta konuya ilişkin endişelerini şu sözlerle dile getirmişti:

    “1925 isyanı ve Şeyh Sait’in idamından sonra da ülkenin doğusunda sürekli karışıklıklara yol açan Kürt sorununu tümden ortadan kaldırmak için baskı önlemlerinin en kısa zamanda uygulanacağı söyleniyor. Güvenilir Türk kaynaklarından edindiğim bilgilerin ışığında, dünyada eşine rastlanmayacak derecede bir katliama girişilmesinden korkuyorum.” Sf. 474

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 474) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1938’de Başbakan olan Celal Bayar ise Dersim katliamını şu cümlelerle itiraf ediyor:

    “Atatürk benim yüzüme baktı. ‘Ne olacak?’ dedi. ‘Anlıyorum, orada emniyet tesis edilecek. Ne olursa olsun bana hitap edecekler. Hükümet reisi benim’. ‘Anlıyorum efendim bana hitap edişinizin manasını’ dedim. Atatürk ‘Mesuliyeti üzerime alıyorum, vuracağız Dersimi’ dedi ve vurduk.”

    Bu olay, Murat nehri üzerinde yapılmış olan köprünün açılışını yapmak üzere gittikleri Pertage (Pertek)’de yaşanıyor. Sf. 473

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 473) kitabından birebir alınmıştır.

  • 10 Eylül 1937 tarihli “Tan”da Ahmet Emin Yalman Sabiha Hanım’ın Dersim’deki kahramanlıkları! Üzerine bir yazı kaleme almış. “Askerlik. Kadın Vatandaş” başlıklı yazının bir yerinde, Sabiha Hanım Dersimlilerle ilgili düşüncelerini şu şekilde ifade ediyor:

    Manevralarda Sabiha Gökçen ile konuşurken bu nokta üzerinde durdum ve sordum:

    -Fiili hareketler esnasında canlı insanlar üzerine bomba attığınız zaman acımak duygulan, sizi sarsmadı mı? Genç Türk kızı tereddüt etmeden cevap verdi:

    -Bombamın hedefleri benim gözümde insan değildir. Müteharrik bir takım hedeflerdir. Amirlerim bombayı atmakta vatani bir lüzum gördükten sonra bende askerce itaatten ve verilen vazifeyi tesirli ve iyi bir surette yapmaktan başka bir düşünce olmaz.” Sf. 472, 473

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 452) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu görüşte olanların iddiasına göre Mustafa Kemal o zaman hasta yatağında, Mareşal Fevzi Çakmak ise İtalya’da bir gezideymiş, dolayısıyla da yapılanlardan haberi yokmuş. O işi yapan Celal Bayar’dır. Sf. 471

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 471) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dersim’de bir soykırımın yaşandığı 1937-38 yılları, Mustafa Kemal için “ulus ve ülkenin tam bir huzur ve sükûn içinde yükselme ve kalkınma çalışmaları ile geçirdiği bir dönem” oluyor. Sf. 470

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 470) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sonrası için sözü yine Merxolu Usen’e bırakalım:

    “Bir fırsatını bulup baktım, karım ve iki çocuğum kendilerini Munzur’a bıraktılar. Su onları alıp götürdü. Ben de ancak dördüncü gün cesetlerin altından çıkabildim. Çünkü asker üç gün oradan ayrılmadı.” Sf. 465

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 465) kitabından birebir alınmıştır.

  • Silahlı çatışmaların asıl merkezini ise kuşkusuz Demenan (Demenû) bölgesi oluşturmaktaydı. Ancak Alan (Alû) ve Areyan (Arezû) aşiretlerinden sonra Yusufan (Usivû) aşiretinin de devletten yana tavır alması, direnişçilerin durumunu daha da güçleştirmişti. Sf. 458

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 458) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sey Riza, yıllarca Türk devletine güvenilemeyeceğini, ona güvenmenin, boğazına ipini kendi eliyle geçirmek ünlü “Karga Bülbül Olmaz” sözüyle yanıt vermişti. Büyük dava adamı Kürt aydını Alîşer yine bıkmadan usanmadan Dersimlileri bu konuda uyarmış, Ankara yönetimine güvenmemelerini söylemişti. Sf. 458

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 458) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yedi Dersim Kürtünün idam edilmelerinden sonra, Başbakan İsmet İnönü yaptığı açıklamada şöyle diyordu:

    ‘‘Dersim meselesini ortadan kaldırdık, son verdik. Dersim müşkilesinden kurtulduk. Dersim’i her türlü askeri harekâtlarla temizledik” Sf. 454

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 454) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Evladı kerbelayıh, bi hatayıh, ayıptır, zulümdür, cinayettir, dedi. Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam raprap yürüdü. Çingeneyi itti, ipi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağıyla tekme vurdu, infazını yaptı.”

    Oğlu yaşında bir subayı öldürecek kadar katı yürekli olan bir insanın bu kadar bu akıbetine acımak zor. Ama ihtiyarın bu cesaretini takdir etmekten kendimi alamadım.” Sf. 453

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 453) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu arada Elaziz’deki dava kısa sürede sonuçlandı ve Sey Riza, oğlu Reşik Usen’in de aralarında bulunduğu 6 kişi ile birlikte Elazığ’da idam edildi. Sf. 452

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 452) kitabından birebir alınmıştır.