Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Görüldüğü gibi Türkçe alfabede yer alan I ı, O ö U ü harfleri Kürtçe alfabede yoklar. Buna karşılık Kürtçe alfabede bulunup da Türkçede yer almayan harfler ise şunlardır: E e, I î, Q q, U û, W w, X x. Sf. 569

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 569) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dil birliğini mutlaka olması gereken bir şey olarak görmemek gerekir. Kaldı ki olsa bile bu zora dayanan yapay önlemlerle sağlanamaz. Sf. 566

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 566) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu ayrım konusunda üzerinde durulan göstergelerden biri “anlama” dır. Kimilerine göre, karşılıklı konuşma sırasında, eğer konuşanlar birbirlerini anlayabiliyorlarsa orada ayrı diller değil, lehçeler söz konusudur. Sf. 561

    Arapça konuşmalarına rağmen Mısır Arapları ile Irak Arapları da birbirlerini anlayamıyorlar. Türki Cumhuriyetler arasında düzenlenen toplantılarda tercüman kullanıldığı biliniyor. Yani aynı dil olarak kabul gören dili konuşanlar birbirlerini anlayabilmek için tercümana başvurmak zorunda kalıyorlar. Sf. 561

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 561) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kırmancca ile Kurmanccanın aynı dilin lehçeleri olmadıklarını ileri sürenlerin, temel gerekçelerinden biri, “Yan yana geldiğimiz zaman birbirimizi anlamıyoruz” şeklindedir. Oysa, Kurmanci konuşan Hakkarililer ile Malatya ya da Maraş Kürtleri de birbirlerini anlamakta çok güçlük çekiyorlar. Yan yana olmalarına rağmen, Kırmancca (Zazaca) konuşan Bingöl-Palu yöresi ile Dersimli Kırmanclar da birbirlerini anlama açısından büyük zorluklarla karşı karşıyalar. Sf. 560

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 560) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkçenin Kürtler arasında yayılmasında ve meşrulaşmasında PKK’nin önemli payı olduğunu belirtmek gerekir. Bir televizyon programında A. Öcalan’ın “Dil önemli değil, ben devrimi Türkçe ile de yaparım,” dediğinin bizzat şahidiyim. Onun sözlerinin kitleler üzerindeki etkisi düşünülürse, kendisinin ve örgütünün, Kürt halkı arasında Türkçe konuşmaya meşruluk kazandırdığını söylemek yanlış olmaz. Sf. 549

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 549) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kırmancca yazılmış ilk eser, Ehmede Xasî tarafından yazılan ve 1898 yılında Diyarbekir’de basılan Mewlîde Kirdî’dir. Oysa Kurmanci lehçesi ile yazılı eserlerin tarihi yüzyıllarca gerilere gidiyor. Sf. 547

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 547) kitabından birebir alınmıştır.

  • Örneğin, PKK çevresinde yer alan belli kesimlerde bunu gözlemlemek mümkün. Hatta bir ara “Kürdistan Ulusal Kongresi” ne Kürdistan da resmi dilin Kurmancca olacağına ilişkin bir karar bile aldırıldı. Kırmancca konuşanların tepkileri üzerine o karar dondurulmuş olsa da, PKK yönetiminin bu görüşü hepten terk ettiği söylenemez. Tekçi Kemalist anlayışın ciddi ölçüde etkisinde olan örgütün, günü geldiğinde, şu sıralar Güney Kürdistan’da Soranca konuşan kimi kesimlerin yapmaya çalıştıkları gibi tek lehçeli “Resmi Dil” ilan etmeyeceğine inanmak, gereğinden fazla bir iyimserlik olur kanısındayım. Sf. 547

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 547) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu yıllarda, dil ve kültür alanında herhangi bir çalışması olmayan tek Kürt örgütü PKK idi. Çünkü PKK bu dönemde, bir bütün olarak legal çalışmaları ve silahlı mücadele dışındaki mücadele yöntemlerini reddeden bir politik çizgiye sahipti. Sf. 545

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 545) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sonuçta, söz konusu iddianın sahiplerinden bazıları, Kürtlere duydukları tepkiyi o derece ileriye götürdüler ve halen de götürüyorlar ki, Türk devleti asıl hedef olmaktan çıkıp ikinci plana düşüyor. Baş tehlike, “kur” diye adlandırılan Kürtler ve onların örgütleridir. Dersimliler tarafından oluşturulmuş kimi dernek yönetimlerinin, kendilerini Kürt olarak görenleri derneklerde barındırmak istememeleri ve yine bu anlayışta olanların üyelik başvurularını reddetmeleri, kimileri bakımından inanılması zor bir durum ama gerçek böyledir. Sf. 542

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 542) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2020); Kürt siyasetçileri Kürtlerin arasındaki çok önemli sorunları, dil ve din gibi temel sorunları halledememişler, bir devlet kurabilmelerinin imkânı yok ama Türkiye’nin paranoyak yöneticileri hem Kürtler bölünecek diye korkuyorlar hem de halkı korkutarak ülkeyi istedikleri gibi idare ediyorlar.

  • Elbet, ileride Kürdistan kurulduğunda, resmi dili Kurmancca olacak tarzında tekçi ve yanlış görüşte olanlar var ama bunların da söylendiği tarzda Kırmanccayı yasaklamak gibi bir tavır içerisinde olmadıkları göz önündedir. Sf. 541

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 541) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu arada Zazaların Kürt, Zazakinin ise Kürtçe olmadığını “kanıtlama” çabalarına kimi Ermenilerin yaptıkları katkıyı da belirtmek gerekir. Örneğin Erivan Üniversitesi öğretim üyelerinden Garnik Asatrian bunlardan biriydi. Asatrian bir ara Yerevan (Erivan) ‘da Zaza halkına ilişkin bilimsel çalışmaların yapılabileceği bir Zaza Kültür Merkezi” oluşturmaya ve “Dersim” adlı bir dergi çıkarmaya çalıştı. Oysa Erivan’da Zaza yok.

    Ancak Asatrian’ın Zazalara yönelik ilgisini bu kadarla sınırlı sanmamak gerekir. O işi daha ileriye götürüyor ve şöyle diyor:

    “Zaza halkını kesinlikle Ermeni halkından ayrı düşünemiyorum. Zazaistan ve Ermenistan bizim müşterek vatanımızdır.” Sf. 528, 529

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 528, 529) kitabından birebir alınmıştır.

  • Öyle sanıyorum ki “Zazalar Kürt değiller” tezinin, Türkiye’de ilk kez devlet tarafından ortaya atıldığı ve devletin bugün hala da aynı konuyu canlı tutabilmek için ciddi çaba harcadığı herhangi bir kuşkuya yer bırakmayacak derecede açıktır. Sf. 526

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 526) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1960’lardan sonra illegal faaliyet gösteren iki Kürt partisi vardı. Bu partilerin en üst düzey yöneticileri yani Genel Sekreterleri, Kırmancca ya da Zazaca konuşan Kürtlerdi. Bunlar; KDP Genel Sekreteri Sait Elçi ile Faik Bucak, TKDP Genel Sekreteri Sait Kırmızıtoprak idiler. Bilindiği gibi Sait Elçi Çewlîg (Bingöl), Sait Kırmızıtoprak Dersim, Faik Bucak ise Sewrege (Siverek)’nin Kirmanc (Zaza) Kürtleriydiler. Sf. 523

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 523) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1922-23 yıllarında bir grup Kürt yurtseveri tarafından “Azadi” olarak da tanımlanan “Civata Xweserıya Kurd” (Kürt İstiklal Cemiyeti) isminde gizli bir örgüt kurulmuştu. Kimi kaynaklara göre parti ilk kongresini 1925 yılı başında yaptı. Kongre, hareketin liderliğini Şeyh Said’e verdi ve örgütünün önüne üç acil görev koydu, bu görevler:

    1- Kurtuluş için silahlı bir başkaldırının gerçekleştirilmesi,

    2- Bir Kürdistan hükümetinin kurulması,

    3- Kürdistan’ın kalkınması için olanakların seferber edilmesi.

    Ne var ki gelişmelerden haberdar olan Ankara hükümeti tarafından düzenlen bir provokasyon sonucu başkaldırı, zamanından önce, yani hazırlıklar henüz tamamlanmamışken başladı. 1925 başkaldırısı da Qoçgîrî direnişi gibi Kırmancca (Zazaca) konuşan Kürtlerle Kurmancca konuşan Kürtlerin birlikte yer aldıkları bir hareketti ancak ağırlık Kırmancca (Zazaca) konuşanlardaydı. Sf. 522

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 522) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nitekim daha sonraki yıllarda Kemalist ve Nazist ideologlar, iki sistemin benzerliğini sık sık dile getirecek, bizzat Hitler, Mustafa Kemal’den çok şey öğrendiğini itiraf edecek ve onu kendisi için bir öğretmen olarak lanse edecekti. Sf. 523

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 523) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1912’de kurulan Kürt Talebe Hevi Cemiyeti’nin kuruluşunda da Kırmancca (Zazaca) konuşan Kürtlerin oldukça aktif olduklarını görüyoruz. Bunlardan üç tanesi, Dr. Fuat, Teyyib Ali ile Şadîye Paloyî idiler. Bu ateşli Kürt yurtseverlerinin her üçü de 1925 yılında Şeyh Sait önderliğindeki Kürt Ulusal Direnişinin ardından Diyarbekir’de idam edildiler. Sf. 516

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 516) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kürdoloji’nin babası olarak kabul edilen V. E. Minorsky, “Kürdi: Zametki i vpeçatliniya” adıyla 1915 yılında Petrograd’da yayınlanan kitabında, Kırmancca (Zazaca) konuşan Kürtlerin, Kürt olmadıkları şeklindeki görüşlere karşı çıkıyor ve lehçeler arasında var olan farklara rağmen, bunların Kürt olduklarını açık bir şekilde dile getiriyor. Sf. 513

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 513) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir asimilasyon politikasına sahip olsa da, Osmanlı imparatorluğu bu alanda Türkiye Cumhuriyetinden daha ileri ve toleranslı bir politikaya sahipti. Osmanlı’da herhangi bir halkın, dini inancın ya da ülkenin adı yasaklı değildi. Bu yüzden de resmi kayıt ve belgelerde Kürt ve Kürdistan terimlerine rastlama bakımından herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Sf. 512

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 512) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kimi belgelerden, Kırmanc (Zaza) Kürtlerine ait en büyük göç dalgalarından birinin 16. yüzyılın başlarında yaşandığı anlaşılıyor. Türk yazarı, tarihçi İshak Sunguroğlu, bu konuda şunları yazmaktadır:

    “… Şah İsmail ise, zapt ettiği bölgelerde emniyeti temin etmek için kendi tebaasından olan Dinbilli aşiretini tedibe girişince etrafında bulunan bütün Irak Kürtleri korkularından batıya doğru kaçmağa başlamışlar ve gelip Van, Bitlis, Diyarbekir Harput gibi dağlık bölgelere yayılmışlar ve bunlardan bir kısmı bilhassa sarp dağlara ve vahşi meşe ormanlarına sahip ve aynı zamanda yol uğrağı da olmayan Dersim’i bir yurd olarak seçmişler ve buraya yerleşmişlerdi.. .” Sf. 511, 512

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 511, 512) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yine günümüzde çoğunluğu Irak Kürdistanı’nda yaşamakta olan Yezidi Kürtlerle, Kırmancca (Zazaca) konuşan Kürtler; özellikle de Alevi olanlar arasında hem dini inanç, hem gelenek ve töre itibariyle var olan benzerlikler de dikkat çekicidir. Sf. 510

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 510) kitabından birebir alınmıştır.