Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Benim her zaman tekrarladığım değerlendirmeme göre, bu acımasızlıktan, birinci derecede sorumlu olan Demirel’dir ve ben Demirel’in, bu üç fidanın koparılmasından büyük mutluluk duyduğundan hiç kuşku duymuyorum! Demirel, bir acımasızdır.

    Demirel’in uzun başbakanlıkları döneminde hiçbir af yasası çıkmamıştır. Vergi kaçakçıları, orman katilleri affedilmiş, hapishanedekilerle ilgili bütün af girişimlerine, Demirel iktidarları, en insafsız biçimde muhalefet etmiştir. Demirel, hiçbir dilde, af sözcüğünü bilmeyen, kalbi af karşısında taş, bir baba’dır. Sf. 51

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğrusu şudur: Ülkemiz, çok hızlı bir aptallaşma süreci içindedir.

    İnsanlarımız hızla aptallaştırılıyor.

    İnsanlarımız, ışık hızıyla, kirletiliyor.

    Aptallaştırılan insanlar kir içinde yaşamaktan rahatsız olmuyorlar.

    Aptallaştırılan insanlarımız, kirlerinden pek mutlular ve sadece daha çok kir istiyorlar. Sf. 46

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 46) kitabından birebir alınmıştır.

  • Von Clausewitz’in bu mükemmel teorisini, benim “kir” teorim çerçevesinde yeniden formüle edecek olursam, bir savaşı bitirebilmek için, hasmımızı, belki daha “pis” ve belki daha “onur kırıcı” duruma getirmemiz ve savaşa son verildiğinde, bu pis ve onur kırıcı durumun biteceğini anlatmamız yeterlidir. Sf. 37

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İnsanı kafasından yakaladınız mı, kol ve bacak kolay gelir.” Gramsci Sf. 29

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • Roman insanı yazar. Romanda karakter olacak; bunların hiçbirinde karakter yoktur. Roman bitmiştir, çünkü roman insan üzerinedir. İnsanı merak eden bir insanın yazdığı, insanı merak edenlerin okuduğu bir eserdir. İnsana merak yoksa roman da yoktur. Sf. 8

    Alıntı; Kir Teorisi (Tekeliyet’te Aydın ve Sanat – Edebiyat) – Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak, Taylan Kara, (Doğu Kitabevi, Baskı Şubat 2018 – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.

  • Meselâ üçkâğıtçı bir nalbant tespit edildiği zaman, “Nalbantların yiğitbaşına söyleyin, herifi üç gün meslekten men etsin” deniliyor. Herif de burada zanaatkâr demektir, “hifret”ten geliyor; “aşağılık herif ifadesindeki gibi bir anlamı yok. Sf. 294

    Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 294) kitabından birebir alınmıştır.

  • Osmanlı’da sadece asker değil, saraydaki Enderunlu da çamaşırını yıkamayı bilmek zorunda… Şehirdeki halk için de temizlik önemli; neredeyse hamamsız mahalle yok. Bunlar, vebayı azaltan sebeplerdir. Son tahlilde şunu söyleyebiliriz; Osmanlı’da veba var ama kırıcı olmuyor. Devlet-i Âliyye karantina sistemine de geçmiştir. Sf. 294

    Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 294) kitabından birebir alınmıştır.

  • Osman Gazi’den bahsetmişken, kendisi halkla da bütünleşen bir yapıya sahip… Aynı zamanda da Selçuklularla bağlantıyı devam ettiren bir yönetim algısı var.

    Osman Gazi’nin önemli icraatlarından biri pazar kurması olmuştur. Nitekim pazar kurmak çok önemli; çünkü geleneksel devletlerde pazar yeri kurmak, belediye encümeni kararıyla olmaz. Mahallî halk izin ister, başlarında şeriat adamı olarak mutlaka kadı bulunması lazımdır, devlet reisi tasdik eder ve pazar ancak öyle kurulabilir. Hangi mescitte hutbe okunacağı ve nerede pazar kurulacağı kararları çok önemlidir. Sf. 283

    Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gelibolu’daki kalelerin Venedik’e karşı savunulması için imparator Kantakuzenos bizden mersener, paralı asker istedi ve bu konuda yardım ettik. Sonra kaleleri işgal edip birine yerleştik ve o tarihten sonra da yarımadadan çıkmadık. Bu bir nevi Avrupa’ya geçiş anlamına gelir. Sf. 281

    Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 281) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u kuşatırken ateşli silahlar ordusunun mareşalidir. Yavuz Sultan Selim de öyledir; zaten o sayede Memlukluları ve Safevileri kolayca yenmiştir. Yoksa kılıç kuvvetinde onlar da bizden aşağı kalmazlardı; sonuçta aynı ırkın askerlerinden bahsediyoruz. Osmanlı orduları ateşli silahlar konusundaki üstünlüğünü 17. asrın sonunda kaybetti. Bu, Girit’te hafif şekilde hissedildi fakat II. Viyana Kuşatması’nda açıkça ortaya çıktı. Bundan sonraki ordu hayatımız zaten askerî reformlarla geçecekti. Sf. 270

    Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 270) kitabından birebir alınmıştır.

  • Neticede I. ve II. Haçlı seferlerinde Küçük Asya’nın batısını kaybettik. II. Kılıçarslan ise, III. Haçlı Seferiyle karşılaştığında daha kurmayca bir strateji izleyerek, Haçlıları yol üstünde durdurup Kudüs’e yönlendirmiştir. Onlar da bu şekilde Kutsal Topraklara ulaştılar. İşte Anadolu, Haçlı meselesini o dönemde böyle halletti. Sf. 231

    Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 231) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1960’ların başında Türkiye’ye gelen İtalya’nın ünlü sanat tarihi ve restoratörü Sanpaulesi, Halil İnalcık Hocamıza unutulmaz bir mukayese yapmıştı: “Konya yolu üzerindeki ünlü Sultan Hanı, Alaeddin Keykubad tarafından 1220’lerde yaptırıldı diyorsunuz, bu tarihlerde İtalya’da böyle büyük bir eser yoktur.” Profesörün mukayesesi doğruydu, ne var ki Selçuklu İmparatorluğu’nun da bu hanların büyüklüğünde bir sultan sarayı bile yoktu. Elimizdeki Kubadabad yazlık sarayı bu kervansaraylarla mukayesesi güç bir yapı gibi gözüküyor. Devlet ve toplumun bütün enerjisi, askerî savunma ve iktisadi kalkınmaya harcanmıştır. Sf. 221

    Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 221) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şunu unutmayalım, Türkler girdikleri yerden pek çıkmıyorlardı. Sf. 214

    Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 214) kitabından birebir alınmıştır.

  • Saymakla bitmez. Dediğim gibi, Türkler kadar din değiştiren ve farklı mesleklere mensup başka bir millet bulunmaz. Sf. 201

    Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 201) kitabından birebir alınmıştır.

  • Azerbaycan diline, dil denilmesi resmî bir meseledir. Evet, Azerbaycan Türkçesini neden severiz? Çünkü bizim dilimizin gençliğidir. Herkes gençliğini sever. Azerbaycan Türkçesindeki Farsça kelime kullanımı bizdekinden çok daha yaygın ve oturaklıdır. Biz bir dil devrimi yaptık, onlar yapmadılar. Ayrıca hiçbir zaman onlar gibi konuşamazsınız, çünkü lehçenin en büyük özelliği taklit edilememesidir. Kök aynıdır. Sf. 193

    Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 193) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlginçtir, bir zamanlar Irak’ta da Aramca konuşulmuştur. Sasaniler devrinde bütün Yahudi grubu bu dili konuşuyordu. İsrail kurulup bölge Yahudileri göç edince Aramca büyük kan kaybetti.

    Aramca MÖ 3. asırda umumi bir dil olmuştur. Yahudiler bile İbrancayı sinagoga bırakıp Aramca konuşur olmuşlardır. Hz. İsa da İbranca bilirdi ama Aramca konuşurdu. Sf. 192

    Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 192) kitabından birebir alınmıştır.

  • Keza Ruslar, Kars bölgesini 93 Harbi’nden (1877-78 Savaşı) sonra ilhak ettiklerinde kırk yıl içinde inanılmaz derecede sığır ve at cinsleri ürettiler. Nitekim bir yerde yerleşmek istiyorsanız oraya uyacaksınız. Sf. 187

    Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 187) kitabından birebir alınmıştır.

  • Popüler tarihçi Yılmaz Öztuna şu vakayı nakleder: Miryokefalon Zaferi’nden sonra Kılıçarslan’ı tebrik için gelenler arasında ruhani reisler var, Ermeni Patriği de aralarında… Patrik, Sultan’a, “Muzaffersiniz, Tanrı mübarek etsin” diyor. Sultan da, “Dualarınız sayesinde” diye cevap veriyor. Anadolu Hıristiyanlarıyla da bir simbiosis söz konusu, yerli unsurla kaynaşılıyor. Olay, bir Müslüman komutanın, Roma ismine yakışır şekilde diğer unsurlara kucak açmasındadır. Nitekim Göreme Vadisi kaya kiliselerindeki duvar resimlerinde, Sultanın figürü Hz. İsa’nın bir yanında eski Roma imparatorlarının yerini almış olarak bulunur. Sf. 177

    Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • O yüzden Iran şiiri, Türk dili ve edebiyatı için büyük bir kazanç ve dönemeçtir. Biz Farsçayı kabul etmekle Fars olmayız. Kelimelerinin yüzde doksan beşi Farsça da olsa şiir Türkçedir ve bir İranlı kelimeleri bilse de o metinden hiçbir şey anlamaz. Dahası İran-Türk tarihi boyunca idarede ana unsur Türk askerî sınıfının elinde olduğuna göre, Farslaşma söz konusu olamaz, olmadı da… Sf. 154

    Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 154) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ömer Hayyam da Hafız gibidir. Puşkin bunlara bakarak “Şair dediğin, matematiği çok iyi bilmeli; ben bilmiyorum” demiştir. Özede İran şiiri başka bir yaratı, herkese tesir eder, büyüler. Bazılarının bahsettiği gibi de halktan kopuk değildir. Sf. 154

    Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 154) kitabından birebir alınmıştır.