Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Madde 50: (Özgün hali) Türkiye Büyük Millet Meclisince İcra Vekillerinden birinin Divanı Âliye sevkına dair verilen karar vekâletten sukutunu dahi mutazammındır. Madde 50:f1. (İlk Değişiklik: 5/2/1937 – 3115 S. Kanun/md. 5) İcra Vekillerinden veya siyasî müsteşarlardan birinin Divanı Âliye sevkine dair Türkiye Büyük Millet Meclisince verilen karar vekâlet veya müsteşarlıktan sukutu dahi mutazammındır.

    Madde 50: (Son Değişiklik: 29/11/1937 – 3272 S. Kanun/md. 5) İcra Vekillerinden birinin Divanı Âliye sevkine dair Türkiye Büyük Millet Meclisince verilen karar vekâletten sukutu dahi mutazammındır (bakanlıktan alınmasını bile kapsar).

    Madde 51: İdari dâva ve ihtilâfları rüyet ve hal (görüşme ve halletme), Hükümetçe ihzar ve tevdi olunacak kanun lâyihaları ve imtiyaz mukavele ve şartnameleri üzerine beyanı mütalâa, gerek kendi kanunu mahsusu ve gerek kavanini saire ile (diğer kanunlar ile) muayyen vezaifi ifa etmek üzere bir Şûrayı Devlet (anayasa mahkemesi) teşkil edilecektir. Şûrayı Devletin rüesa ve âzası vezaifi mühimmede bulunmuş, ilim, ihtısas tecrübeleri ile mütemeyyiz zevat meyanından Büyük Millet Meclisince intihap olunur.

    Madde 52: İcra Vekilleri Heyeti, kanunların suveri tatbikıyesini irae veyahut kanunun emrettiği hususatı tespit için ahkâmı cedideyi muhtevi olmamak ve Şûrayı Devletin nazarı tetkikından geçirilmek şartiyle nizamnameler tedvin eder.

    Nizamnameler Reisicumhurun imza ve ilâniyle mamulünbih (üretilmiş olur) olur.

    Nizamnamelerin (yönetmeliklerin) kavanine mugayereti (yasalara aykırılığı) iddia olundukta bunun mercii halli (çözüm yeri) Türkiye Büyük Millet Meclisidir. 

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 10) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Üçüncü Fasıl: Vazifei İcraiye; Yürütme, hükümet

    Madde 44: (Özgün hali) Başvekil, Reisicumhur canibinden ve Meclis âzası beyanından tâyin olunur. Sair Vekiller Başvekil tarafından, Meclis âzası arasından intihap olunarak heyeti umumiyesi Reisicumhurun tasdikiyle Meclise arzolunur. Meclis müçtemi değilse arz keyfiyeti Meclisin içtimaına talik olunur.

    Hükümet hattıhareket ve siyasi noktai nazarını âzami bir hafta zarfında Meclise bildirir ve itimat talep eder. 

    Madde 44: (İlk Değişiklik: 5/2/1937 – 3115 S. Kanun/md. 2) Başvekil, Reisicumhur canibinden (tarafından) ve Meclis azası meyanından tayin olunur. Sair vekiller Başvekil tarafından Meclis azası arasından intihâb olunarak heyeti umumiyesi Reisicumhurun tasdikile Meclise arzolunur. 

    Meclis, müçtemi değilse arz keyfiyeti Meclisin içtimaına talik olunur. 

    Hükûmet hattıhareket ve siyasî noktai nazarını azamî bir hafta zarfında Meclise bildirir ve itimad taleb eder.

    Siyasî müsteşarları Başvekil, Meclis azası arasından seçerek Reisicumhurun tasdikına arzeder.

    Madde 44: (Son Değişiklik: 29/11/1937 – 3272 S. Kanun/md. 1) Başvekil, Reisicumhur canibinden ve Meclis azası meyanından tayin olunur.

    Sair vekiller Başvekil tarafından Meclis azası arasından intihâb olunarak heyeti umumiyesi Reisicumhurun tasdikile Meclise arzolunur.

    Meclis müçtemi değilse arz keyfiyeti Meclisin içtimaına talik olunur.

    Hükûmet hattıhareket ve siyasî noktai nazarını azamî bir hafta zarfında Meclise bildirir ve itimad taleb eder. 

    Madde 45:  Vekiller Başvekilin riyaseti altında (İcra Vekilleri Heyeti) ni teşkil ederler.

    Madde 46: İcra Vekilleri Heyeti Hükümetin umumi siyasetinden müştereken mesuldür. 

    Vekillerden her biri kendi salâhiyeti dairesindeki icraattan ve maiyetinin efal ve muamelâtından (birlikte çalıştıklarının fiil e işlemlerinden) ve siyasetinin umumî istikametinden münferiden (kişisel olarak) mesuldür.

    Madde 47: (Özgün hali) Vekillerin vazife ve mesuliyetleri kanunu mahsus ile tâyin olunur.  (İlk Değişiklik: 5/2/1937 – 3115 S. Kanun/md. 3) Vekillerin ve siyasî müsteşarların vazife ve mesuliyetleri mahsus kanunla tayin olunur. (Son Değişiklik: 29/11/1937 – 3272 S. Kanun/md. 2) Vekillerin vazife ve mesuliyetleri mahsus kanunla tayin olunur. 

    Madde 48: (Özgün hali) Vekâletlerin adedi kanunla tâyin olunur. (Değişik: 29/11/1937 – 3272 S. Kanun/md. 3) Vekâletlerin teşkili tarzı, mahsus kanuna tabidir.

    Madde 49: (Özgün hali) Mezun veyahut herhangi bir sebeple mazur olan bir Vekile, İcra Vekilleri Heyeti âzâsından bir diğeri muvakkaten niyabet eder. Ancak bir Vekil bir Vekâletten fazlasına niyabet edemez. (İlk Değişiklik: 5/2/1937 – 3115 S. Kanun/md. 4) Mezun ve her hangi bir sebeple mazur olan bir vekile İcra Vekilleri Heyeti azasından bir diğeri veya siyasî müsteşarlardan biri muvakkaten niyabet eder. Ancak bir vekil veya bir siyasî müsteşar bir vekâletten fazlasına niyabet edemez. Siyasî müsteşarın vekile niyabeti halinde kararnamesi Meclise arzolunur.  (Son Değişiklik: 29/11/1937 – 3272 S. Kanun/md. 4) Mezun ve herhangi bir sebeple mazur olan bir vekile İcra Vekilleri Heyeti azasından bir diğeri muvakkaten niyabet eder. Ancak bir vekil bir vekâletten fazlasına niyabet edemez.  

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 9) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Üçüncü Fasıl: Vazifei İcraiye: (Yürütme Görevi Hükümet)

    Madde 31: Türkiye Reisicumhuru Büyük Millet Meclisi Heyeti Umumiyesi tarafından ve kendi âzası meyanından (arasından) bir intihap devresi için intihap olunur (seçilir). Vazifei Riyaset yeni Reisicumhurun intihabına kadar devam eder. Tekrar intihap olunmak caizdir.

    Madde 32: Reisicumhur Devletin Reisidir. Bu sıfatla merasimi mahsusada Meclise ve lüzum gördükçe İcra Vekilleri Heyetine Riyaset eder. Reisicumhur Riyaseticumhur makamında bulundukça Meclis münakaşat ve müzakeratına iştirak edemez ve rey veremez.

    Madde 33: Reisicumhur hastalık ve memleket haricinde seyahat gibi bir sebeple vezaifini ifa edemezse veya vefat, istifa vesair sebep dolayısıyla Cumhuriyet Riyaseti inhilâl ederse Büyük Millet Meclisi Reisi Vekâleten Reisicumhur vazifesini ifa eder.

    Madde 34: Cumhur Riyasetinin inhilâlinde (ölümünde) Meclis müçtemi (toplantıda, çalışıyor) ise yeni Reisicumhuru derhal intihap eder.

    Meclis müçtemi değilse, Reis tarafından hemen içtimaa davet edilerek Reisicumhur intihap edilir. Meclisin intihap devresi hitam (son) bulmuş veya intihabatın tecdidine (seçimin yenilenmesine) karar verilmiş olursa Reisicumhuru gelecek Meclis intihap eder.

    Madde 35: Reisicumhur Meclis tarafından kabul olunan kanunları on gün zarfında ilân eder. Teşkilâtı Esasiye Kanunu ile bütçe kanunları müstesna olmak üzere ilânını muvafık (uygun) görmediği kanunları bir daha müzakere edilmek üzere esbabı mucibesiyle (gerekçesiyle) birlikte keza on gün zarfında Meclise iade eder.

    Meclis mezkûr (bu bahsedilen) kanunu bu defa da kabul ederse, onun ilânı Reisicumhur için mecburidir.

    Madde 36: Reisicumhur, her sene Teşrinisanide (Ekim ayında) Hükümetin geçen seneki faaliyetine ve o sene ittihaz edilmesi münasip (alınması uygun) görülen tedbirlere dair bir nutuk iradeder veyahut Başvekile kıraat ettirir (okutur)

    Madde 37: Reisicumhur ecnebi devletlerin nezdine Türk Cumhuriyetinin siyasi mümessillerini tâyin ve ecnebi devletlerin siyasi mümessillerini kabul eder.

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 8) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Üçüncü Fasıl: Vazifei İcraiye: (Yürütme Görevi, Hükümet)

    Madde 31: Türkiye Reisicumhuru Büyük Millet Meclisi Heyeti Umumiyesi tarafından ve kendi âzası meyanından (arasından) bir intihap devresi için intihap olunur (seçilir). Vazifei Riyaset yeni Reisicumhurun intihabına kadar devam eder. Tekrar intihap olunmak caizdir.

    Madde 32: Reisicumhur Devletin Reisidir. Bu sıfatla merasimi mahsusada Meclise ve lüzum gördükçe İcra Vekilleri Heyetine Riyaset eder. Reisicumhur Riyaseticumhur makamında bulundukça Meclis münakaşat ve müzakeratına iştirak edemez ve rey veremez.

    Madde 33: Reisicumhur hastalık ve memleket haricinde seyahat gibi bir sebeple vezaifini ifa edemezse veya vefat, istifa vesair sebep dolayısıyla Cumhuriyet Riyaseti inhilâl ederse Büyük Millet Meclisi Reisi Vekâleten Reisicumhur vazifesini ifa eder.

    Madde 34: Cumhur Riyasetinin inhilâlinde (ölümünde) Meclis müçtemi (toplantıda, çalışıyor) ise yeni Reisicumhuru derhal intihap eder.

    Meclis müçtemi değilse, Reis tarafından hemen içtimaa davet edilerek Reisicumhur intihap edilir. Meclisin intihap devresi hitam (son) bulmuş veya intihabatın tecdidine (seçimin yenilenmesine) karar verilmiş olursa Reisicumhuru gelecek Meclis intihap eder.

    Madde 35: Reisicumhur Meclis tarafından kabul olunan kanunları on gün zarfında ilân eder. Teşkilâtı Esasiye Kanunu ile bütçe kanunları müstesna olmak üzere ilânını muvafık (uygun) görmediği kanunları bir daha müzakere edilmek üzere esbabı mucibesiyle (gerekçesiyle) birlikte keza on gün zarfında Meclise iade eder.

    Meclis mezkûr (bu bahsedilen) kanunu bu defa da kabul ederse, onun ilânı Reisicumhur için mecburidir.

    Madde 36: Reisicumhur, her sene Teşrinisanide (Ekim ayında) Hükümetin geçen seneki faaliyetine ve o sene ittihaz edilmesi münasip (alınması uygun) görülen tedbirlere dair bir nutuk iradeder veyahut Başvekile kıraat ettirir (okutur)

    Madde 37: Reisicumhur ecnebi devletlerin nezdine Türk Cumhuriyetinin siyasi mümessillerini tâyin ve ecnebi devletlerin siyasi mümessillerini kabul eder.

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 6) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • İkinci Fasıl: Vazifei Teşriiye (yasama görevi)

    Madde 17: Hiçbir mebus Meclis dâhilindeki rey ve mütalâasından ve beyanatından ve Meclisteki rey ve mütalâasının ve beyanatının Meclis haricinde irat ve izharından (söylem ve hazırlığından) dolayı mesul değildir. Gerek intihabından evvel gerek sonra aleyhine cürüm isnat olunan bir mebusun maznunen isticvabı (zanlı olarak sorgulanması) veya tevkifi veyahut muhakemesinin icrası Heyeti Umumiye’nin kararına menuttur (meclis genel kurulunun kararına bağlıdır). Cinaî cürmü meşhut (cinayette suçüstü) bundan müstesnadır. Ancak bu takdirde makamı aidi Meclisi derhal haberdar etmekle mükelleftir. Bir mebusun intihabından evvel veya sonra aleyhine sâdır olmuş cezai bir hükmün infazı mebusluk müddetinin hitamına talik olunur (bitmesine ertelenir). Mebusluk müddeti esnasında müruru zaman cereyan etmez.

    Madde 18: Mebusların senevi tahsisatları kanunu mahsus ile tâyin olunur.

    Madde 19: Tatil esnasında Reisicumhur veya Meclis Reisi lüzum görürse Meclisi içtimaa davet edebileceği gibi âzadan beşte biri tarafından talep vuku bulursa Meclis Reisi dahi Meclisi içtimaa davet eder. 

    Madde 20: Meclis müzakeratı alenidir ve harfiyen neşrolunur.

    Fakat Nizamnâmei dâhilîde münderiç şeraite tevfikan Meclis hafi (gizli) celseler dahi akdedebilir ve hafi celseler müzakeratının neşri Meclisin kararına menuttur (bağlıdır). 

    Madde 21: Meclis, müzakeratını kendi Nizamnâmei dâhilîsi mucibince icra eder.

    Madde 22: Sual ve istizah (gensoru) ve Meclis tahkikatı Meclisin cümlei salâhiyetinden olup şekli tatbiki Nizamnâmei Dâhilî ile tâyin olunur.

    Madde 23: Mebusluk ile Hükümet memuriyeti bir zat uhdesinde içtima edemez.

    Madde 23: (Resmî Gazete 22.2.1927 – Sayı 565; Tefsir No: 111) Büyük Millet Meclisi âzâsından birine Hükümet tarafından tevdi edilen muayyen veya muvakkat bir iş, Hükümet memuriyetinden addolunamaz. 

    Madde 24: Türkiye Büyük Millet Meclisi Heyeti Umumiyesi her Teşrinisani iptidasında bir sene için kendisine bir Reis ve üç Reisvekili intihap eder.

    Madde 25: İntihap devresinin hitamından evvel Meclis adedi mürettebinin ekseriyeti mutlakası ile intihabat tecdit olunursa (seçim yenilenirse) yeni içtima eden Meclisin intihap devresi ilk Teşrinisaniden başlar.

    Teşrinisaniden evvel vâkı olan içtima, fevkalade bir içtima addolunur.

    Madde 26: (Özgün hali) Büyük Millet Meclisi ahkâmı şeriyenin tenfizi, kavaninin vazı, tadili, tefsiri, fesih ve ilgası, Devletlerle mukavele, muahede ve sulh akdi, harb ilânı, muvazenei umumiyei maliye ve Devletin umum hesabı katî kanunlarının tetkik ve tasdiki, meskûkât darbı, inhisar ve malî taahhüdü mutazammın mukavelât ve imtiyazâtın tasdik ve feshi, umumi ve hususi af ilânı, cezaların tahfif veya tahvili, tahkikat ve mücazatı kanuniyenin tecili, mahkemelerden sâdır olup katiyet kesbetmiş olan idam hükümlerinin infazı gibi vezaifi bizzat kendi ifa eder. 

    Madde 26: (Değişik : 10/4/1928 – 1222 S. Kanun/md. 1) Büyük Millet Meclisi kavaninin vazı tadili, tefsiri, fesih ve ilgası, devletlerle mukavele, muahede ve sulh akdi, harb ilânı, muvazenei umumiyei maliye ve Devletin umum hesabı katî kanunlarının tetkik ve tasdiki, meskûkât darbı, inhisar ve malî taahhüdü mutazammın mukavelât ve imtiyazâtın tasdik ve feshi, umumi ve hususi af ilânı, cezaların tahfif ve tahvili, tahkikat ve mücazatı kanuniyenin tecili, mahkemelerden sâdır olup katiyet kesbetmiş olan idam hükümlerinin infazı gibi vezaifi bizzat kendi ifa eder.

    Madde 27: Bir mebusun vatana hıyanet ve mebusluğu zamanında irtikâp töhmetlerinden biriyle müttehim olduğuna (itham edildiğine) Türkiye Büyük Millet Meclisi Heyeti Umumiyesi âzâyı mevcudesinin sülüsan ekseriyeti ârası (meclisin mevcut üyelerinin üçte birinin oyu) ile karar verilir veyahut on ikinci maddede münderiç ceraimden biriyle mahkûm olur ve mahkûmiyeti kaziyei muhkeme halini alırsa mebusluk sıfatı zâil olur.

    Madde 28: İstifa, esbabı meşrua dolayısıyla mahcuriyet, bilâ mezuniyet ve mazeret iki ay Meclise âdemi devam veyahut memuriyet kabulü hallerinde mebusluk sâkıt olur.

    Madde 29: Yukardaki maddeler mucibince mebusluk sıfatı zâil veya sâkıt olan veyahut vefat eden mebusun yerine bir diğeri intihap olunur.

    Madde 30: Büyük Millet Meclisi kendi zabıtasını Reisi marifetiyle tanzim ve idare eder.

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 1) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • İkinci Fasıl: Vazifei Teşriiye

    Madde 9: Türkiye Büyük Millet Meclisi, kanunu mahsusuna tevfikan Millet tarafından müntahap mebuslardan müteşekkildir (seçilmiş milletvekillerinden oluşmuştur).

    Madde 10: (Özgün hali) On sekiz yaşını ikmal eden her erkek Türk Mebusan intihabına iştirak etmek hakkını haizdir.  (Değişik : 5/12/1934 – 2599 S. Kanun/md. 1) Yirmi iki yaşını bitiren kadın, erkek her Türk mebus seçmek hakkını haizdir. 

    Madde 11: (Özgün hali) Otuz yaşını ikmal eden her erkek Türk, mebus intihap edilmek salâhiyetini haizdir.  (Değişik : 5/12/1934 – 2599 S. Kanun/md. 1) Otuz yaşını bitiren kadın, erkek her Türk mebus seçilebilir.  

    Madde 12: Ecnebi hizmeti resmiyesinde bulunanlar, mücazatı terhibiye veya sirkat, sahtekârlık, dolandırıcılık, emniyeti suiistimal, hileli iflâs cürümlerinden biriyle mahkûm olanlar, mahcurlar, tâbiiyeti ecnebiye iddiasında bulunanlar, hukuku medeniyeden ıskat edilmiş (vatandaşlıktan çıkartılmış) olanlar, Türkçe okuyup yazmak bilmiyenler mebus intihap olunamazlar.

    Madde 13: Büyük Millet Meclisinin intihabı dört senede bir kere icra olunur.

    Müddeti biten mebusların tekrar intihap edilmeleri caizdir.

    Sabık Meclis lâhik Meclisin içtimaına kadar devam eder.

    Yeni intihabatın icrasına imkân görülmediği takdirde içtima devresinin bir sene temdidi (uzatılması) caizdir.

    Her mebus yalnız kendini intihap eden dairenin değil, umum Milletin vekilidir. 

    Madde 14: Büyük Millet Meclisi her sene Teşrinisani iptidasında davetsiz toplanır.

    Meclis azasının memleket dâhilinde devir, tetkik ve murakabe vazifelerinin ihzarı ve teneffüs ve istirahatleri için senede altı aydan fazla tatili faaliyet edemez.

    Madde 15: Kanun teklif etmek hakkı Meclis azasına ve İcra Vekilleri Heyetine aittir.

    Madde 16:(Özgün hali) Mebuslar Meclise iltihak ettiklerinde şu şekilde tahlif olunurlar: (Vatan ve Milletin saadet ve selâmetine ve milletin bilâ kaydı şart hâkimiyetine mugayir bir gaye takip etmeyeceğime ve Cumhuriyet esaslarına sadakatten ayrılmıyacağıma “vallahi”). 

    Madde 16: (Değişik: 10/4/1928 – 1222 S. Kanun/md. 1) Mebuslar Meclise iltihak ettiklerinde şu şekilde tahlif olunurlar:  “Vatan ve milletin saadet ve selâmetine ve milletin bilâ kayduşart hâkimiyetine mugayir (milletin kayıtsız şartsız egemenliğine aykırı) bir gaye takip etmeyeceğime ve cumhuriyet esaslarına sadakatten ayrılmıyacağıma namusum üzerine söz veririm.”

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 3) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Birinci Fasıl: Ahkâmı Esasiye (Esas Hükümler) 

    Madde 1: Türkiye Devleti bir cumhuriyettir.   

    Madde 2: (Özgün hali) Türkiye Devletinin dini, Din-i İslâmdır; resmî dili Türkçedir; makarrı (merkezi) Ankara şehridir.  (İlk Değişiklik: 10/4/1928 – 1222 S. Kanun/md. 1) Türkiye Devletinin resmî dili Türkçedir; makarrı Ankara şehridir.  (Son Değişiklik: 5/2/1937 – 3115 S. Kanun/md. 1) Türkiye Devleti, Cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, lâik ve inkılâpçıdır. Resmî dili Türkçedir. Makarrı Ankara şehridir.   

    Madde 3: Hâkimiyet bilâ kaydı şart Milletindir (egemenlik kayıtsız şartsız milletindir)

    Madde4: Türkiye Büyük Millet Meclisi milletin yegâne ve hakikî mümessili olup Millet namına hakkı hâkimiyeti istimal eder (egemenlik hakkını kullanır)

    Madde 5: Teşri salâhiyeti (yasama yetkisi) ve icra (yürütme) kudreti Büyük Millet Meclisinde tecelli ve temerküz eder (ortaya çıkar ve toplanır). 

    Madde 6:  Meclis, teşri salâhiyetini (yasama yetkisini) bizzat istimal eder (kullanır). 

    Madde 7: Meclis, icra salâhiyetini, kendi tarafından müntahap (seçilmiş) Reisicumhur ve onun tâyin edeceği bir İcra Vekilleri Heyeti (hükümet) marifetiyle istimal eder (kullanır). 

    Meclis, Hükümeti her vakit murakabe (denetler) ve iskât edebilir (değiştirebilir). 

    Madde 8: Hakkı kaza (yargılama hakkı), Millet namına, usulü ve kanunu dairesinde müstakil mahakim (bağımsız hâkimler) tarafından istimal olunur (kullanılır).  

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1924 Anayasa’sı) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 1) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • İdare; Yönetim

    Madde 15.- Kaza, yalnız idari ve inzıbati cüz’ü olup mânevi şahsiyeti haiz değildir. İdaresi Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından mansup ve valinin emri altında bir kaymakama mevdudur.
    NAHİYE
    Madde 16.- Nahiye, hususi hayatında muhtariyeti haiz bir mânevi şahsiyettir.
    Madde 17.- Nahiyenin bir şûrası, bir idare heyeti ve bir de müdürü vardır.
    Madde 18.- Nahiye şûrası, nahiye halkınca doğrudan doğruya müntahap âzadan terekküp eder.
    Madde 19.- İdare heyeti ve nahiye müdürü, nahiye şûrası tarafından intihap olunur.
    Madde 20.- Nahiye şûrası ve idare heyeti kazaî, iktisadi ve malî salâhiyeti haiz olup bunların derecatı kavanini mahsusa ile tâyin olunur.
    Madde 21.- Nahiye bir veya birkaç köyden mürekkep olduğu gibi bir kasaba da bir nahiyedir.
    UMUMİ MÜFETTİŞLİK
    Madde 22.- Vilâyetler, iktisadi ve içtimai münasebetleri itibariyle birleştirilerek, umumi müfettişlik kıtaları vücuda getirilir.
    Madde 23.- Umumi Müfettişlik mıntakalarının umumi surette asayişinin temini ve umum devair muamelâtının teftişi, Umumi Müfettişlik mıntakasındaki vilâyetlerin müşterek işlerinde ahengin tanzimi vazifesi umumi müfettişlere mevdudur. Umumi müfettişler Devletin umumi vazaifiyle mahallî idarelere ait vezaif ve mukarreratı daimî surette murakaba ederler.

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1921) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 3) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • İdare;
    Madde 10.- (Özgün hali) Türkiye coğrafi vaziyet ve iktisadi münasebet noktai nazaran vilâyetlere; vilâyetler kazalara münkasem olup kazalar da nahiyelerden terekküp eder.

    Madde 10.- (Değişik : 29.10.1339 (1923) – 364 S. Kanun) Türkiye Reisicumhuru, Türkiye Büyük Millet Meclisi Heyeti Umumiyesi tarafından ve kendi âzası meyanından bir intihap devresi için intihap olunur. Vazifei Riyaset yeni Reisicumhurun intihabına kadar devam eder. Tekrar intihap olunmak caizdir.
    Vilayet
    Madde 11.- (Özgün hali) Vilâyet, mahallî umurda mânevi şahsiyeti ve muhtariyeti haizdir. Harici ve dahili siyaset, şer’i, adlî ve askerî umur, beynelmilel iktisadî münasebat ve hükümetin umumi tekâlifi ve menafii birden ziyade vilâyata şâmil hususat müstesna olmak üzere Büyük Millet Meclisince vazedilecek kavanin mucibınce Evkaf, Medaris, Maarif, Sıhhiye, İktisat, Ziraat, Nafıa ve Muaveneti İçtimaiye işlerinin tanzim ve idaresi vilâyet şûralarının salâhiyeti dâhilindedir.
    Madde 11.- (Değişik : 29.10.1339 (1923) – 364 S. Kanun) Türkiye Reisicumhuru Devletin Reisidir. Bu sıfatla lüzum gördükçe Meclise ve Heyeti Vekile’ye riyaset eder.
    Madde 12.- (Özgün hali) Vilâyet şûraları vilâyetler halkınca müntahap âzadan mürekkeptir. Vilâyet şûralarının içtima devresi iki senedir. İçtima müddeti senede iki aydır.
    Madde 12.- (Değişik : 29.10.1339 (1923) – 364 S. Kanun) Başvekil Reisicumhur tarafından ve Meclis âzası meyanından intihap olunur. Diğer vekiller Başvekil tarafından gene Meclis âzası arasından intihap olunduktan sonra heyeti umumiyesi Reisicumhur tarafından Meclisin tasvibine arzolunur. Meclis hali içtimada değil ise keyfiyeti tasvip Meclisin içtimaına talik olunur.
    Madde 13.- Vilâyet şûrası, azâsı meyanında icrâ âmiri olacak bir reis ile muhtelif şuabatı idareye memur azadan teşekkül etmek üzere bir idare heyeti intihap eder. İcra salahiyetti daimi olan bu heyete aittir.
    Madde 14.- Vilâyete Büyük Millet Meclisinin vekili ve mümessili olmak üzere vali bulunur. Vali, Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından tâyin olunup vazifesi devletin umumi ve müşterek vazaifini rüyet etmektir. Vali yalnız devletin umumi vazaifiyle mahallî vazaif arasında tearuz vukuunda müdahale eder.

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1921) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 3) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Ahkâmı Esasiye; Esas Hükümler

    Madde 1.- (Özgün hali) Hâkimiyet bilâkaydü şart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir (dayalıdır).

    Madde 1.- (Değişik : 29.10.1339 (1923) – 364 S. Kanun) Hâkimiyet, bilâ kaydü şart Milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekli Hükümeti, Cumhuriyettir.

    Madde 2.- (Özgün hali) İcra kudreti ve teşri salâhiyeti milletin yegâne ve hakikî mümessili olan Büyük Millet Meclisinde tecelli ve temerküz eder.

    Madde 2.- (Değişik : 29.10.1339 (1923) – 364 S. Kanun) Türkiye Devletinin dini, Dini İslâmdır. Resmi lisanı Türkçedir.

    Madde 3.- Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur ve hükümeti “Büyük Millet Meclisi Hükümeti” unvanını taşır.

    Madde 4.- (Özgün hali) Büyük Millet Meclisi vilâyetler halkınca müntahap âzadan mürekkeptir (seçilmiş üyelerden oluşur).

    Madde 4.- (Değişik : 29.10.1339 (1923) – 364 S. Kanun) Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur. Meclis, Hükümetin inkısam ettiği şuabatı idareyi İcra Vekilleri vasıtasıyla idare eder.

    Madde 5.- Büyük Millet Meclisinin intihabı (seçimi) iki senede bir kere icra olunur. İntihap olunan âzanın âzalık müddeti iki seneden ibaret olup fakat tekrar intihap olunmak caizdir (uygundur). Sabık heyet lâhik heyetin içtimaına kadar vazifeye devam eder. Yeni intihabat icrasına imkân görülmediği takdirde içtima devresinin yalnız bir sene temdidi caizdir. Büyük Millet Meclisi âzasının her biri kendini intihap eden vilâyetin ayrıca vekili olmayıp umum (bütün) milletin vekilidir.

    Madde 6.- Büyük Millet Meclisinin heyeti umumiyesi teşrinisani iptidasında (Kasım ayı başında) davetsiz içtima eder.

    Madde 7.- Ahkâmı şer’iyenin tenfizi (yasa hükümlerinin yürütülmesi), umum kavaninin vazı, tadili, feshi ve muahede ve sulh akti ve vatan müdafaası ilânı gibi hukuku esasiye Büyük Millet Meclisine aittir. Kavanin ve nizamat tanziminde muamelâtı nâsa erfak ve ihtiyacatı zamana evfak ahkâmı Fıkhiye ve hukukiye ile âdap ve muamelât esas ittihaz kılınır. Heyeti Vekilenin vazife ve mesuliyeti kanunu mahsus ile tâyin edilir.

    Madde 8.- Büyük Millet Meclisi Hükümetinin inkisam eylediği devairi kanunu mahsus mucibince intihapkerdesi olan vekiller vasıtasiyle idare eder. Meclisi icraî hususat için vekillere veche tâyin ve ladelhace bunları tebdil eyler.

    Madde 9.- Büyük Millet Meclisi Heyeti Umumiyesi tarafından intihap olunan reis bir intihap devresi zarfında Büyük Millet Meclisi Reisidir. Bu sıfatla Meclis namına imza vazına ve Heyeti Vekile mukarreratını tasdika salâhiyettardır. İcra Vekilleri Heyeti içlerinden birini kendilerine reis intihap ederler. Ancak Büyük Millet Meclisi Reisi Vekiller Heyetinin de reisi tabiisidir.

    Alıntı; Teşkilâtı Esasiye Kanunu (1921) – TBMM 1. Devre, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 1) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye

    1869–1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir heyet tarafından bölüm bölüm hazırlanarak kabul edilen, İslam dünyasının ilk ve en önemli medeni kanunu. Bir giriş ile 16 bölümden oluşmuştur ve 1851 madde içerir.

    AHMET CEVDET PAŞA (1822 – 1895)

    Osmanlı devlet adamı, tarihçi ve hukukçu. 12 ciltlik bir Osmanlı tarihi yazmış, Mecelle’nin hazırlanmasında önemli rol oynamıştır.

    İlköğrenimini Lofça’da yaptı. 1839′da İstanbul’a gelerek Fatih’teki Paşaoğlu Medresesi’ne girdi. Burada öğrenimim sürdürürken bir yandan da tarih, coğrafya, astronomi, matematik gibi alanlarda özel ders aldı ve Fransızca öğrendi. Medreseyi 1844′te bitirdikten sonra Premedi (bugün Arnavutluk’ta) kazası kadılığına atandı. 1845′te “İstanbul rüusu” alarak müderris oldu. 1846′da Sadrazam Mustafa Reşid Paşa’nın yanında görevlendirildi. Bu tarihten, paşanın vefat ettiği 1858′e değin hukuksal konularda danışmanlık yaptı. 1849′da, olağanüstü görevle Bükreş’te bulunan Fuad Efendi’nin (Paşa) yanına gönderildi. 1850′de Meclis-i Maarif üyeliğiyle birlikte Darülmuallimin müdürlüğüne atandı. 1851′de yeni kurulan Encümen-i Daniş üyeliğine getirildi. Bu kurul tarafından, Osmanlı Devleti’nin 1774′ten sonraki tarihini yazmakla görevlendirildi. 1855′te vakanüvisliğe atandı. 1856′da Galata kadısı oldu. 1857′de “Mekke” payesi aldı.

    Fransızca, Farsça öğrenmiş, bunun yanı sıra matematik, felsefe, kozmografya ve tabii ilimler üzerinde de çalışmış olup, dönemin ünlü bir hukukçusudur. Kadılık, Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Reisliği yapmıştır. “Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye” isimli hukuk metnini oluşturanların başında gelmiştir. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Reisliği, bakanlığa çevrilince ilk adalet bakanı olmuştur. Beş kez adalet bakanlığı, üç kez eğitim, iki kez evkaf, bir kez dâhiliye, ticaret ve ziraat bakanlıklarında bulunmuştur. “Tarih-i Cevdet”, en önemli eseridir.

    Alıntı; Mecelle 1868 – 1876 – Ahmet Cevdet Paşa, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 13) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Mecelle’nin 100 Maddesi; (Dil içi çevirme kısmen yapılmıştır)

    41. Örf ile tayin nass ile tayin gibidir.  

    42. Vücudda bir şeye tabi olan, hükümde dahi ona tabi olur.    

    43. Tabi olan şeye ayrıca hüküm verilmez.    

    44. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin zarûriyyatından olan şeye dahi malik olur.

    45. Asıl sakıt oldukta, fer’i dahi sakıt olur.     

    46. Asıl sabit olmadığı halde fer’in sabit olduğu vardır.     

    47. Mâni ve muktezi tearuz edince mâni takdim olunur.     

    48. Sakıt olan şey avdet etmez.   

    49. Bir şey bâtıl oldukta anın zımnındaki şey de batıl olur.     

    50. Aslın ibkâsı (veya îfası) kabil olmadığı hâlde bedeli îfâ olunur.    

    51. Bizzat tecviz olunmayan şey, bittebâ tecviz olunabilir.     

    52. İbtidaen tecviz olunamayan şey bakâen tecviz olunabilir.    

    53. Teberru’ ancak kabz ile tamam olur.     

    54. Raiyye, yani teb’a üzerine tasarruf maslahata menuttur.     

    55. Velâyet-i hâssa velâyet-i amme’den akvâdır.     

    56. Kelamda asl olan mana-yı hakikidir.   

    57. Manayı hakiki, müteazzir olduğunda mecaza gidilir.     

    58. Kelamın i’mali, ihmalinden evlâdır.    

    59. Bir kelamın i’mali mümkün olmazsa ihmal olunur.    

    60. Mütecezzî olmayan bir şeyin bazısını zikretmek, küllünü zikir gibidir.  

    61.Mutlak ıtlakı üzere cari olur. Eğer nassen yahut delaleten takyid delili bulunmazsa.    

    62. Hazırdaki vasıf lağv, gaibdeki vasıf, muteberdir.    

    63. Sual cevabda iade olunmuş addolunur.   

    64. Sâkite bir söz isnad olunmaz. Lakin maraz-ı hacette sükût beyandır.   

    65. Bir şeyin umuru batınada delili, o şeyin makamına kaim olur.     

    66. Mükâtebe, muhâtebe gibidir.     

    67. Dilsizin işaret-i ma’hudesi, lisan ile beyan gibidir.    

    68. Tercümanın kavli her hususta kabul olunur.    

    69. Tasrih mukabilinde delalete itibar yoktur.    

    70. Mevrid-i nassda ictihada mesağ yoktur.     

    71. Ala hilafil kıyas sabit olan şey saire makîsun aleyh olamaz.    

    72. İctihad ile diğer ictihad nakz olunmaz.    

    73. Hatası zahir olan zanna itibar yoktur.     

    74. Senede müstenid olan ihtimal ile hüccet yoktur.    

    75. Tevehhüme itibar yoktur.    

    76. Burhan ile sabit olan şey, ayanen sabit gibidir.    

    77. Beyyine müddeî için ve yemin münkir üzerinedir.     

    78. Beyyine,  hilafı zahiri isbat için, yemin aslı ibkâ içindir.     

    79. Beyyine, hüccet-i müteaddiye ve ikrar, hüccet-i kâsıradır.    

    80. Kişi ikrarı ile muaheze olunur.   

    81. Tenakuz ile hüccet kalmaz. Lakin mütenakızın aleyhine olan hükme halel gelmez.     

    82. Her kim ki kendi tarafından tamam olan şeyi nakz etmeğe sa’y ederse sa’yi                      merduttur.

    83. Şartın sübutu indinde ona muallak olan şeyin sübutu lazım olur.    

    84. Bi kaderi’l-imkân şarta riayet olunmak lazım gelir.     

    85. Vaadler sureti taliki iktısa ile lazım olur.     

    86. Bir şeyin nef’i zamanı mukabelesindedir.    

    87. Ücret ile zaman müctemî olmaz.   

    88. Cevaz-ı şer’i, zamana münafî olur.   

    89. Mazarrat menfaat mukabelesindedir.     

    90. Külfet ni’mete ve ni’met külfete göredir.    

    91. Bir fiilin hükmü failine muzaf kılınır ve mücbir olmadıkça amirine muzaf kılınmaz.

    92. Mübaşir, yani bizzat fail ile mütesebbib müctemî oldukta hüküm, faile muzaf kılınır.    

    93. Mübaşir, müteammid olmasa da zâmin olur.   

    94. Mütesebbib müteammid olmadıkça zâmin olmaz.     

    95. Hayvanatın kendiliğinden olarak cinayet ve mazarratı hederdir.     

    96. Gayrın mülkünde tasarrufla emretmek bâtıldır.    

    97. Bir kimsenin mülkünde onun izni olmaksızın ahar bir kimsenin tasarruf etmesi caiz değildir.    

    98. Bilâ-sebeb-i meşru’ birinin malını bir kimsenin ahz eylemesi caiz olmaz.    

    99. Bir şeyde sebeb-i temellükün tebeddülü o şeyin tebeddülü makamına kâimdir.

    100. Kim ki; bir şeyi vaktinden evvel isti’cal (acele) eyler ise mahrumiyetle muateb olur.

    Alıntı; Mecelle 1868 – 1876 – Ahmet Cevdet Paşa, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 11) internet sayfasından birebir alınmıştır.

       

  • Mecelle’nin 100 Maddesi; (Dil içi çevirme kısmen yapılmıştır.)

    1. İlm-i fıkh, mesâil-i şer’iyye-i ameliyeyi bilmektir.     

    2. Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir.   

    3. Ukutta itibar mekasıd ve meaniyedir; elfaz ve mebaniye değildir.   

    4. Şekk ile yakin zail olmaz.   

    5. Bir şeyin bulunduğu hal üzere kalması asıldır.  

    6. Kadim, kıdemi üzerine terk olunur.   

    7. Zarar kadim olmaz.  

    8. Beraet-i zimmet asıldır.   

    9. Sıfat-ı arızada asl olan âdemdir.   

    10. Bir zamanda sabit olan şeyin -hilafına delil olmadıkça- bekasıyla hükmolunur.

    11. Beka, ibtidâdan esheldir.  

    12. Bir emr-i hâdisin akreb-i evkatına izafeti asıldır.    

    13. Zarar ve mukabele bi’z-zarar yoktur.  

    14. Zarar izale olunur.   

    15. Zarar kendi misli ile izale olunamaz.   

    16. Zarar-ı âmmı def’ için, zarar-ı hâs ihtiyar olunur.  

    17. Zarar-ı eşed, zarar-ı ehaf ile izale olunur.  

    18. İki fesat tearuz ettiğinde ehaffı irtikab ile a’zamının çaresine bakılır.   

    19. Ehven-i şerreyn ihtiyar olunur. (Ehven-i şer seçilir. Kötünün iyisi seçilir.)

    20. Def-i mefâsid, celb-i menâfiden evlâdır. (fesatı kovalamak, menfaati getirmekten         iyidir.)   

    21. Zarar, bi kaderi’l-imkân def olunur.   

    22. Meşakkat teysiri celb eder.   

    23. Bir iş dıyk oldukta, müttesa’ olur.   

    24. Zaruretler, memnu olan şeyleri mübah kılar. (ihtiyaçlar yasakları mübah kılar)

    25. Zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunurlar. (ihtiyaçlar kendi ölçülerine göre        değerlendirilir.)  

    26. Bir özür için caiz olan şey, o özrün zevali ile batıl olur.  

    27. Mani zayi olunca memnu avdet eder. (Engel ortadan kalkınca yasak geri döner)   

    28. Hacet umûmî olsun, husûsî olsun, zaruret menzilesine tenzil olunur.    

    29. Iztırar gayrın hakkını iptal etmez.    

    30. Alınması memnu olan şeyin, verilmesi dahi memnu olur.   

    31. İşlenmesi memnu olan şeyin istenmesi dahi memnu olur.    

    32. Adet muhakkemdir.    

    33. Nâsın istimali bir hüccettir ki, anınla amel vacip olur. 

    34. Adeten mümteni olan şey, hakikaten mümteni gibidir.  

    35. Ezmanın tegayyürü ile ahkâmın tegayyürü inkâr olunamaz. 

    36. Âdetin delaletiyle mana-yı hakikî terk olunur.

    37. Âdet ancak, muttarit yahut galip oldukta muteber olur.  

    38. İtibar gaalib-i şayia olup nadire değildir.     

    39. Örfen maruf olan şey, şart kılınmış gibidir.  

    40. Beynettüccar maruf olan şey, aralarında meşrut gibidir. 

    Alıntı; Mecelle 1868 – 1876 – Ahmet Cevdet Paşa, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 8) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • 13-Usûlsüz vüsûl (ulaşma, erişme) olmaz  (lâ vusûle illâ bi’l-usûl)  Yani bir işi yapabilmek, neticeye ulaşabilmek, ancak o iş için asıl teşkil eden vâsıtaları bilip kullanmakla olur. Usûle metod da denir.  Her işin bir usûlü vardır.  Meselâ, bir akdi kurmak için gereken bir takım şartlar vardır.  Bunları yerine getirmeden o akdi kurmak ve neticelerine kavuşmak mümkün değildir.  Meselâ, evlenebilmek için nikâh şarttır.  Nikâh için de bu işe elverişli taraflar olmalıdır, taraflar ayrı cinsten olmalıdır, çok yakın akraba olmamalıdır.  İki şâhid huzurunda evlenmek hususunda birbirine uygun beyanda bulunulmalıdır.  Bunlar olmadan nikâh geçerli olmaz.  Yine meselâ, belli bir ilmi öğrenmek, ancak o ilmi elde etmeğe yarayan vâsıtaları kullanmakla olur.  İşte bu sebeple İslâm hukukunu öğrenmek için önce usûl-i fıkh denilen ilmi öğrenmek gerekir.  

    14 – Eşyada aslolan ibahedir  (el-aslü fi’l-eşyai’l-ibahe) hakkında yasaklandığına dair hüküm bulunmayan herşey serbesttir, kullanılabilir.  Dolayısıyla bir kimseye misafir gittiği yerde ikram edilen şeyleri helal olup olmadığını düşünmeden ve araştırmadan yemesi caizdir.  Acaba bu et besmeleyle mi kesilmiştir? Ev sahibi bunu helalinden mi kazanmıştır? Gasp mı etmiştir? Şeklinde düşünmesi doğru değildir.  Ancak bunu açıkça biliyorsa yemez.  Herkesin elinde bulunan şeyi, yasak yoldan ele geçtiği bilinmedikçe onun mülkü saymak lazımdır.  İşte bu hüküm sebebiyledir ki, tütün ve kahve gibi evvelce İslâm dünyasında bilinmeyen şeyler ortaya çıktığında hukukçular bunların mübah olduğunu söylemişlerdir.

    15 –  Muhallil (helal olanlar) ile muharrim (haramlar) içtima (toplanınca) edince muharrim galebe eder  (izâ ictemea’l-muhallilü mea’l-muharrimi ğalebe’l-muharrim)   Bir meselede hem helal, hem de haram olduğuna dair emâre varsa, bir başka deyişle bir şey bir bakımdan helal, diğer bir bakımdan haram ise haram yönü ağır basar.  Meselâ, talimli bir av köpeğinin getirdiği et helal olmasına rağmen, bu köpeğin yanında bir de talimsiz köpek görülse, avı bunun tutmuş olması ihtimaline binaen o av helal sayılmaz.  Bir beldede Müslümanlar ile dinsizler karışık ise, dinsizlerin sayısı çok ise, burada kesilen hayvanı Müslümanın kestiği bilinmedikçe yenilmesi caiz olmaz.

    Alıntı; Mecelle 1868 – 1876 – Ahmet Cevdet Paşa, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 8) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • 7-  Sonradan verilen icâzet, başlangıçta verilen vekâlet gibidir  (inne’l-icâzete’l-lâhikati ke’l-vekâleti’s-sâbıka) Bir kimse bir başkası nam ve hesabına bir akid yapsa, sonradan o kimse bunu işitip icâzet verse (kabul etse), sanki başlangıçta onu vekil etmiş sayılır.  Buna fuzûlî denir. Günümüzde buna vekâletsiz iş görme adı verilmektedir.  Aynı şekilde bir kimse vekâleti yokken, hatta haberi bile olmadan bir başkasını evlendirse, nikâhını yapsa, sonradan o kimse bu nikâhı işittiği zaman karşı çıkmayıp kabul etse nikâh geçerlidir.  Bu madde, Mecelle’nin 56.  maddesine benzemektedir. 

    8 – Sui emsal misal olmaz  (lâ misâle bi-sui’l-emsâl)  Yani bir kimsenin hukuka aykırı hareketi, başkalarına da örnek ve o işi yapmak hususunda izin teşkil etmez. Meselâ, park edilmesi yasak olan bir yere bazı arabalar park etmiş olsa, bu, başka arabaların da oraya park edebilecekleri ma’nâsına gelmez.

    9 – Bir şeyin hepsi ele geçmezse, tamamı da terkedilmez  (mâ lâ yüdrek külluhu, lâ yütrek külluhu)

    Hukukun bir takım emirlerini, bilerek veya bilmeyerek terk etmek, yerine getirmemek, başka emirlerini de terk etmeyi gerektirmez. Meselâ, namaz kılmayan bir kimsenin tuttuğu oruç geçerlidir, “nasıl olsa namaz kılmıyor, oruç da tutmasın” denmez.  Fakat akidler böyle değildir.  Bir akdin in’ikad şartlarını yerine getirip diğer meselâ sıhhat, şekil şartlarını yerine getirmemek o akdi fâsid yapar, bozar.  

    10 – Bir işi terk etmek ancak niyet ile olur  (lâ terke illâ bi’n-niyyât)  Nitekim ticaret niyetiyle alınan malların zekâtı verilir.  Ticareti terk ettiği andan itibaren bunlar artık zekâta tâbi olmaktan çıkarlar.  Ticarete başlamak fiil ile olur, sadece niyet ile olmaz.  Ancak ticareti terk etmek niyet ile olur.  Bunun gibi seferde mukim olmaya niyet eden kimse derhal mukim hale gelir.  Dinden çıkmaya niyet eden de böyledir.  Ancak bir işi terk etmek ancak bir başka işin yapılmasıyla oluyorsa, bu takdirde yalnız niyet yetmez.  Meselâ, namazdan çıkmak yalnız niyet ile olmaz, namazı bozacak bir işin yapılması gerekir.  Orucu bozmak, seferî olmak da böyledir

    11- Bir işin karşılığı, aynı cinsten olur.  (el-cezâu min cinsi’l-amel)  Meselâ, kısasa kısas prensibi buna misaldir. Yani kasten adam öldürmenin karşılığı idamdır.  Halk arasında “iyilik yapan iyilik, kötülük yapan kötülük bulur” derler. 

    12- İki zıt şeyin aynı anda bir araya gelmesi mümkün değildir (Cem’uz-zıddeyni muhal)  Meselâ, iman ile imansızlığın aynı anda bir insanda bulunması mümkün değildir.  Dolayısıyla bir insan hem Müslüman, hem de gayrımüslim olarak kabul edilemez.  Yine bir kişi aynı akidde hem alıcı, hem de satıcı olamaz.  Bunun gibi bir kişi aynı da’vâda hem da’vâcı, hem de da’vâlı olamaz. 

    Alıntı; Mecelle 1868 – 1876 – Ahmet Cevdet Paşa, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 4) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • 1-  Hüküm işin başlangıcına izâfe olunur  (yüdâfü’l-hükmü hasbe’l-evâhir) Yani bir işin hükmü, o işin başından itibaren geçerlidir.  Dolayısıyla ölümünden geriye doğru bir sene içinde ölüm hastalığı denilen durumdaki bir kimsenin yaptığı malî tasarruflar vasiyet hükmünde olup borçlu değilse mal varlığının üçte birinden yerine getirilir  

    2-  Hüküm zâhire (açık olana, görünür olana) göre verilir  (el-hükmü li’z-zevâhir)  mahkemede hâkim da’vâcının haklı olduğunu bilse bile delillere göre hükmeder, bilgisine göre değil. Eğer delil yoksa da’vâyı reddedecektir 

    3-  Hüküm neticeye göre verilir  (el-ibretü li’l-havâtîm) Bir işin, bir sözün ne ma’nâya geldiği ancak sonunda, yani o iş veya söz tamamlanınca anlaşılır 

    4-  Rızâya ilm, hürmeti nefy eder  (tenfi’l-hürmetü’r-rızâ li’l-ilmi)   Dolayısıyla bir kimse dostunun haberi olmaksızın bahçesine girip meyvelerinden yediği takdirde dostunun memnun olacağını bilir veya çok zannederse yemesinde mahzur yoktur.  Misafirlikte de herkes önüne konulan şeyi yer, başkasına veremeyeceği gibi evine de götüremez, çünki ibâhe edilmiştir.  Ancak ev sahibinin buna râzı olduğu bilinirse artık mahzuru olmaz  

    5- Şart-ı vâkıf, nass-ı şâri’ gibidir  (en-nass’ul-vâkıf ke-nassı’ş-şâri’) Yani vakıf yapanın koyduğu şarta, kitab ve sünnet hükmü gibi uyulması gerekir.  Tabiî bunun için şartın meşru, yani naslara uygun olması aranır. Bu prensibi Hanefîler kabul eder 

    6-  Kesret-i ilel ile tercih vâki’ olmaz  (lâ yeka’u’t-tercihü bi- kesreti’l-ilel)  Sebeplerin çokluğu o işin önemli olduğunu göstermez, yapılması hususunda da bir öncelik tanımaz.  Tercihe esas olan sebeplerin çokluğu değil, kuvvetidir.  Bir başka deyişle kemmiyete değil, keyfiyete bakılır.  Bir meselede birden çok delilin olması hükmü etkilemez.  Bazen birkaç hadîs söz konusu olduğu halde o iş müstehab kabul edilebildiği gibi, tek bir hadîsin işaret ettiği işe farz da denilebilir.  Halîfe seçiminde halkın çoğunun değil, muayyen meziyetleri taşıyan birkaç kişinin tercihi önem taşır.  Bu kâideyi Hanefîler kabul ederken, Şâfi’îler etmezler.

    Alıntı; Mecelle 1868 – 1876 – Ahmet Cevdet Paşa, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 3) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Mecelle’nin İlk 99 Hükmünden Bazıları;

    Beraat-ı zimmet asıldır. Borçlu olmamak asıldır. Borç ileri süren, ispatla mükelleftir.

    Def’-i mefasid celb-i menafiden evladır. Zararın defi, faydanın davetinden evladır.

    Ezmanın tağayyürü ile ahkâm tağayyür eder. Zaman değişince hükümler de değişir.

    Ukudda itibar makasıt ve maaniyedir, elfaz ve mebaniye değildir. Sözleşmenin amaç ve anlamı göz önüne alınır, söz ve yazılışı değil.

    Şekk ile yakin zail olmaz. Kuşku, kesin bilgiyi gidermez.

    Kadim kıdemi üzere terk olunur. Eskiden varolanın (yeni bir etken ortaya çıkmamışsa) aynen devam ettiği varsayılır.

    İçtihat ile içtihat nakzolunmaz. İçtihat içtihatla bozulmaz.

    Zarar-ı ammı def için zarar-ı hass ihtiyar olunur. Özel zarar, genel zarara tercih edilir.

    Alması memnu olan şeyin vermesi dahi memnu olur. Alması hukuka aykırı olanın vermesi de hukuka aykırıdır.

    Beynel tüccar maruf olan şey beynlerinde meşrut gibidir. Ticari örf ve adetler ticari sözleşmelerin şartı gibidir.

    Kelamın i’mali ihmalinden evladır. Söze bir anlam vermek, yok saymaktan iyidir.

    Beyyine hüccet-i müteaddiye ve ikrar hüccet-i kasıradır. Kanıt herkesi, ikrar ise sadece ikrar edeni bağlar.

    Alıntı; Mecelle 1868 – 1876 – Ahmet Cevdet Paşa, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 1) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • 7 Zilhicce 1293 Tarihli Kanûn-U Esâsî’nin 102’nci Maddesi İle 2 Recep 1332 Tarihli 7’nci Ve 43’üncü Mevaddı Muaddelesini Muaddil Kanun; 26 Rebiülevvel 1333 – 29 Kânunusâni 1330 (1914) (Dil içi çevirme yapılmadı) 

    Madde 7 – Meclisi Umuminin miadında açılıp kapatılması, gerek vaktinden evvel gerek sureti fevkalâdede içtimaa daveti temdidi müddeti, üç ayı tecavüz ve tekerrür etmemek üzere tecili ve senei içtimaiyesi zarfında müddetini ikmal eylemek üzere Meclisin muayyen bir zaman için tadili, otuz beşinci madde mucibince Heyeti Mebusanın ledeliktiza feshi, alelumum muahedat akti hukuku mukaddesi Padişahîdendir…

    Madde 43 – Meclisi Umuminin iki heyeti beher sene teşrinisanî iptidasında ve tecil vuku bulmuş ise müddeti teciliyenin inkızasında bilâ dâvetin içtima ve ba iradei seniye küşat edilir. Müddeti içtima dört aydır ve bu müddetin hitamında…

    Madde 102 – Muvazene kanununun hükmü bir seneye mahsustur. O senenin haricinde hükmü cari olamaz ve bu hüküm tecil ve tatil ile ihlâl edilemez. Ancak, Meclisi Mebusan muvazeneyi kararlaştırmaksızın fesholunduğu halde… Meclisi Âyan ve Mebusan’ca kabul olunan işbu lâyıha veçhile Kanunu Esasinin tadilini irade eyledim.

    Alıntı; Kanunu Esasi – Meclisi Mebusan, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 29) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • 7 Zilhicce 1293 Tarihli Kanûn-u Esâsî’nin 102’nci Maddesi İle 2 Recep 1332 Tarihli 7’nci ee 43’üncü Mevaddı Muaddelesini Muaddil Kanun; 2 Recep 1332 (1916) – 15 Mayıs 1330 (1914) (Dil içi çevirme yapılmadı)

    7’nci Maddenin Fıkrai Muaddelesi  “… Otuzbeşinci madde mucibinde Heyeti Mebusanın ledeliktiza feshi ve müddeti teciliye ve tatiliyenin mecmuu müddeti içtimaiyel seneviyenin nısfını tecavüz etmemek ve o senei içtimaiye zarfında müddetini ikmal eylemek üzere tecil ve tatili hukuku mukaddesei Padişahidendir.” 

    35’inci Maddei Muaddele  “Vükelâ ile Heyeti Mebusan arasında ihtilâf olunan maddelerden birinin kabulünde Vükelâ tarafından ısrar olunup da Mebusan canibinden ekseriyeti arâ ile ve mükerreren red edildiği halde Vükelânın tebdili veyahut müceddeden ve dört ay zarfında intihap ve içtima olunmak üzere Heyeti Mebusan’ın feshi hukuku Padişahi cümlesindendir. Fakat Heyeti cedidei Mebusan evvelki heyetin reyinde sebat ve ısrar ederse Meclisi Mebusan’ın rey ve kararının kabulü mecburi olacaktır.”  43’üncü Maddei Muaddele  “Meclisi Umuminin iki heyeti beher sene teşrinisanî ibtidasında ve tecil vuku bulmuş ise müddeti teciliyenin inkizasında bilâ davetin içtima eder ve ba iradei seniye küşad edilir. Müddeti içtima altı aydır ve bu müddetin hitamında Meclis yine ba iradei seniye kapanır. Bu Heyetlerden biri diğerinin bulunmadığı zamanlarda münakit olamaz. Meclisi Mebusan fesh edildiği halde dört ay sonra içtima edecek olan heyeti cedidenin içtimaı bir içtimaı fevkalâde hükmünde olup müddeti iki aydır ve kabili temdit olup tecile tabi değildir ve altmış dokuzuncu maddede muharrer olan dört seneden ibaret müddeti memuriyeti teşrinisani ibtidasında başlar.” Kanunu Esasinin yetmiş üçüncü maddesi mülgadır. Meclisi Mebusan ve Âyanda kabul olunan işbu layihanın kanuniyetini ve ona göre Kanunu Esasiye ilâvesini irade eyledim.

    Alıntı; Kanunu Esasi – Meclisi Mebusan, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 28) internet sayfasından birebir alınmıştır.

  • Mevaddı Muaddele; (Tadil Edilmiş Yani Değiştirilmiş Maddeler)

    Madde 120 – Kanunu mahsusuna tebaiyet şartı ile Osmanlılar hakkı içtimaa mâliktir. Devleti Osmaniyenin temamiyeti mülkiyesini ihlâl ve şekli meşrutiyet ve hükûmeti tagyir ve Kanunu Esasî ahkâmı hilâfına hareket ve anasırı Osmaniyeyi siyaseten tefrik etmek maksatlarından birine hadim veya ahlâk ve adabı umumiyeye mugayır cemiyetler teşkili memnu olduğu gibi alelıtlâk hafi cemiyetler teşkili de memnudur.

    Madde 121 – Heyeti Âyan müzakeratı alenidir, fakat bir maddei mühimmeden dolayı müzakerat hafi tutulmak Vükelâ canibinden veya Heyeti Âyan azasından beş zat tarafından teklif olundukta heyetin içtima ettiği mahal azanın maadasından tahliye edilerek teklifi red veya kabul için ekseriyeti âraya müracaat olunur.

    Alıntı; Kanunu Esasi – Meclisi Mebusan, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 28) internet sayfasından birebir alınmıştır.