Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Kruşçov’un oğlu Yahudi kadını ile evliydi. Kuruşçev; “Yahudilerinin en iyi tahsil yapma, en yüksek mevkie geçme şansları vardır.”  diyor ve Karl Marx’ın da Yahudi olduğunu övgüyle hatırlatıyor. Gerçekten de, 1957 yılında Sovyetlerde 25.000 ilim adamı Yahudi idi. Rusya dışındaki Siyonist ve bir üst derece Yahudi Konseyi’nin Komünist Rusya aleyhindeki propagandalarının gayesi, orada genç ve daha alt düzeyde kalmış birkaç yüz bin Yahudi’ye İsrail’e göçmen olarak götürüp oraya yerleştirmek ve İsrail nüfusunu arttırmaktır. Aynı zamanda, bu göçle, Araplarla Sovyetler Birliğinin arasını açmaktır. Sovyetler Birliği (Komünist Rusya)’nın en önemli mevkii olan KGB  (Komünist Rusya’nın gizil polis teşkilatı) nın başkanı Yahudi’dir. Adı Yuri Andropov’dur.

    Ünlü romancı ve şair Boris Pasternak ve fizik bilgini Saharof, (aslı Suharof) ta Yahudi’dirler. Bunların eleştirilerine rağmen Komünist Rusya’da da Yahudilerin durumları ve mevkileri oradaki en az 60 milyon Türk’ten daha yüksek ve elverişlidir. Sf. 61

    Alıntı; Yahudilik ve Dönmeler – Yesevizâde Alparslan Yasa, (Özyılmaz Matbaası – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir kısmı Yahudi ve çoğu yüksek derecede mason olan Darwin, Auguste Comte, Louis Buchner, Ernest Haeckel, Karl Marx, Freud ve diğer maddeciler.  Sf. 45

    Alıntı; Yahudilik ve Dönmeler – Yesevizâde Alparslan Yasa, (Özyılmaz Matbaası – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2006); Bu bilim insanları Yahudi milletindenler ama Musevi dini ile bir bağları kalmamış çoğu ateist insanlar.

  • Kur’an-ı Kerim’de, Yahudilikle alâkalı veya Yahudilerin nüzul (inme) sebebi olduğu 500 civarında ayet tespit etmiştir. Sf. 28 

    Alıntı; Yahudilik ve Dönmeler – Yesevizâde Alparslan Yasa, (Özyılmaz Matbaası – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1922’de Sakallı Nureddin Paşa kumandasında Türk birlikleri İzmir’e yaklaşıyor, Yunan kuvvetleri ricat ediyor. Şehirde kargaşa var. Yahudi’nin biri balkonuna çıkmış avaz avaz “Yaşasin yaşasin!..” diye bağırıyor. Aşağıdan biri soruyor: “Mişon efendi kim yaşasın?..” Cevap veriyor: “Daha belli değil”…

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 428) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunu daha önce de görmüştük: Cemaleddin Afganî, İslam’ın şartlanın değiştirerek, Protestanlığın İngiltere’ye has yorumu olan Anglikanizm gibi bir “Müslüman Anglikanizm’i” oluşturmak istemiyor muydu? Sf. 428

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 428) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mesut Yılmaz’ın babaannesi “mühtedi”

    Neyse, bugün Türkiye’de soyları Kafkasya’ya, Kırım’a dayanan birçok Müslüman aile var. Kimsenin ailesi hakkında tereddütle­rin oluşmasını istemeyiz.

    Örneğin, eski başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın dedesi Vasapların Ahmed, Kırım’da on yıldan fazla bir süre fırıncılık yaptı. Ken­dinden on üç yaş küçük Sonya’yı yanına eş olarak alıp, Karade­niz’deki Çayeli’nin Çimil köyüne döndü. Sonya, Müslüman oldu, “Ayşe” adını aldı. Nüfus kütüğüne “mühtedi” diye şerh kondu. Sonya’nın Ermeni mi, Yahudi mi olduğu bilinmiyor. Sf. 420  

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 420) kitabından birebir alınmıştır.

  • Musevî mezhebini kabul eden Hazar Türkleri “Karay” ismini aldılar. Karayların en kesif kısmı Kırım Yarımadası’na yerleşmiş olan Türklerdi. Fakat onlardan başka bilhassa Dağıstan mıntıkasında, Volga ve Don nehirleri arasındaki Romanlar içerisinde de Musevilik büyük rağ­bet kazandı. (Hilmi Ziya Ülken, Türk Tefekkürü Tarihi, 2004, s. 76.)

    Karaylar, her yerleştikleri yerde Yahudi gibi karşılanırlardı. Ancak XVIII. yüzyıl sonlarında Kırım, Rusların eline geçince, Rabbanilerle (Yahudi mezhebi) Karaylar arasında kanun karşısında farklılıklar doğdu. 1795’te Kraliçe Katerina II, Yahudilere uygulanan çift vergiden Karayları muaf tutu. Ayrıca Karayların toprak edinmelerine izin ver­di. Kanun karşısında iki grup arasında eşitsizlik 1827’de daha da artı­rıldı ve Kırım Kalaylarıyla Kırım Tatarları gibi Çar 1. Nikolas’ın koy­duğu zorunlu askerlik kanunundan hariç tutulurken Yahudilere bu hak verilmedi. (Şatom, 1 Mayıs 1985.) Sf. 418

    Karay mezhebine mensup olan Türkler zamanla Kırım’dan da ayrıldılar. Karayların bir kısmı direkt olarak İstanbul’a giderken, diğer bir kısmı önce Romanya’ya, oradan Edirne’ye ve oradan da İstanbul’a gelip yerleştiler ve “Karaköy” (eskiden Karayköy’dü) semtine adlarını verdiler. Sf. 419

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 419) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bugün 4 milyar dolarlık bir servetleri olduğu iddia edilen Ülker ailesi kimdi? Önce ailenin büyüğünü kısaca tanıyalım:

    Adı, İslam’dı…

    XX. yüzyılın başında Kırım’dan Türkiye’ye göç etti. Kırklareli’nin Karamehmet köyünde Numanzadelerin kızı Şakire’yle ev­lendi. 1911 yılında oğlu Asım dünyaya geldi. İslam Efendi Kırklareli’nde fazla kalamadı; tekrar Kırım’a döndü. Dönüş nedeni bü­yük ihtimalle Balkan Savaşları olmalı. Sf. 417

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 417) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğruluk payı var. Ama bilgi eksik; “faizsiz bankacılığın” glo­bal bir yapı kazanmasında ABD faktörü vardı.

    Ve unutmayınız; faiz Hıristiyanlık ve Yahudilikte de yasaktır!

    Yahudilikte faiz yasağı olmakla birlikte, “Kardeşinden faiz al­mayacaksın” hükmüyle Hıristiyanlardan ve Müslümanlardan faiz alınabilmektedir.

    İddiaya göre Yahudiler, Hıristiyan ve Müslümanlardaki faiz ya­sağı nedeniyle dünya “faiz İmparatorluğunu ele geçirdi! Sf. 407

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 401) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2006); 1960-61 O zaman şehrimizde 14 tane fırın vardı, tamamı pide fırınıydı ve çoğunlukla patronları Ermeni’ydi, çalışanların da nerede ise tamamı Ermeni idi. Müslüman fırıncılara “bu iş Müslüman işi değil, çünkü ayaklarınızın altında sürekli un var” diyorlardı. İpek böcekçiliğinde de benzer şey vardı; koza içerisinde canlı tırtılın ölmesinin dinimize göre günah olduğunu hep vurgulanıyordu, “Ağaç başında devlet olmaz” sözü de insanımızın bahçecilikten uzak kalmalarında etkili olmuştu. Bu sözlerin Ermenler tarafından çıkartıldığı söyleniyordu.

  • Bu konuya girmeden önce bir soru yöneltmek istiyorum: Türkler tekstil işini, tüccarlığını kimden Öğrendi? Araştırılması gere­ken bir soru.

    Araştıracak kişilere bir ön bilgi vereyim; bu konuda dilimize yerleşmiş sözcüklerin çoğunun İbranice olması ilginç değil mi?

    Antariye (entari), astar (astar), atlas (atlas), basma (basma), batista (patiska), baul (bavul), bindallı (bindallı), bohça (bohça), camaşir (çamaşır), dulbent (tülbent), esnaf (esnaf), fiıstan (fis­tan), gerdan (gerdan), hirka (hırka), cepken (cepken), cube (cüp­pe), katife (kadife), koltuk (koltuk), kürk (kürk), kuşak (kuşak), mendü (mendü), oya (oya), pabuç (pabuç), peştamal (peştamal), şalvar (şalvar), secade (seccade), şerik (şerit), sırma (sırma), yaş­mak (yaşmak), yazma (yazma), yemeni (yemeni), yelek (yelek)… Sf. 401

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 401) kitabından birebir alınmıştır.

  • Said-i Nursî 23 Mart 1960’ta Urfa’da vefat etti. İsteği üzerine Halilürrahman Camii haziresine defnedildi. 27 Mayıs 1960 askerî müdahalesinden sonra, “Mezarı siyasî bir sembol haline getiriliyor” iddiasıyla, 12 Temmuzda mezarından çıkarıldı ve bilinmeyen bir yere götürüldü. Bugüne kadar bu bilinmeyen yerin Isparta olduğu söyleniyor ve yazılıyordu. Doğrusu şudur: Mezardan çıkartılan Said-i Nursî’nin tabutu Kıbrıs açıklarında denize atıldı! Sf. 395 

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 395) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak 23 Aralık 1930’da Asteğmen Kubilay’ın şehit edildiği isyanı teşvik suçundan oğlu Mehmed Ali Erbilî’yle birlikte gözaltı­na alındı. Bir ay sonra İstiklal Mahkemesi baba ile oğul hakkında idam cezası verdi. Yaşı altmış beşten büyük olduğu için Şeyh Esad Erbilî’nin cezası müebbet hapse çevrildi; oğlu Mehmed Ali Erbilî 28 kişiyle birlikte idam edildi.

    İdam edilen 29 kişinin arasında, Menemen’de bakkallık yapan Hayım oğlu Yosef de vardı. İsyancıların, şehit Asteğmen Kubi­lay’ın kesik başını yeşil bayrağın tepesine asmak için kullandığı ipi o satmıştı.

    Oğlunun idamından bir ay sonra 4 Mart 1931’de Şeyh Esad Er­bilî tedavi gördüğü Menemen Askerî Hastanesi’nde vefat etti.

    Kimine göre ise zehirlenerek öldürüldü…

    Menemen’deki isyanda Şeyh Esad Erbilî’nin iki müridi daha vardı. Ama bu, baba ile oğulun isyanı düzenledikleri anlamına gelmezdi herhalde. Yani, ortada somut delil yoktu. Duruşmalarda ortaya çıktı ki, İstanbul polisi şeyhin köşkünü hep gözaltında tut­muştu.

    Acaba mesele şu muydu?

    Şeyh Esad Erbilî Kürt’tü. İsyancı Kürt Şeyh Said’in yakın arka­daşıydı.

    İkisi de, Nakşibendî tarikatına mensuptu; Halidî ekolünden geliyorlardı.

    İttihatçı olduğu için bazı din adamları idam sehpasından alınırken; İttihatçı olan; tekkelerin, şeyhlerin reforma tabi tutulmaları gerektiğini söyleyen; çevresinde okumuş yazmışları toplayan Şeyh Esad Erbilî neden yok edilmişti?      

    Sanıyorum, Cumhuriyet, Halidî Nakşibendîliği’nin Kürt kolunu kesmek istemişti…

    Meydan, Halidî Nakşibendîliği’nin Türk koluna, “Beyaz Müslümanlara kalmıştı..

    Yani, mesele dinî değil ırkîydi. Sf. 394

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 394) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fransız İhtilalinin önderlerinden Jean-Paul Marat ne diyordu: “Halkı zincire vurmak için önce uyutmak gerekir.” Sf. 386

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 386) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1932 yılında yasaklanan Arapça ezan, DP hükümeti tarafından 17 Haziran 1950’de kaldırıldı. Sf. 383

    İran, ezana “Aliyyün Veliyullah” yani “Ali Allah’ın velisidir” ek­lemesini yaptı.

    Hele bir gidin Çin’de ezan sesi dinleyin, anlayana büyük ödül var! Sf. 384

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 383, 384) kitabından birebir alınmıştır.

  • Son postnişin: Mehmet Esat Düzgünman

    Aziz Mahmud Hüdayî Dergâhı’nın “son postnişini’’ Mustafa Esat Düzgünman’dı; 1953’ten 1979’a kadar dergâhın türbedarlığını yaptı.

    9 Şubat 1920’de İstanbul Üsküdar’da doğdu. Babası, aynı semtteki Azizmahmuthüdayî Camii’nin imamlığını yapan Sami Efendi’ydi. Sf. 374

    Niyazi Sayın gibi bir ney üstadına musiki âleminin kapısını ilk o açtı. Neyzen Niyazi Sayın da, Türkiye’ye Mercan Dede’yi kazandırdı! Sf. 375

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 374, 375) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aziz Mahmud Hüdayî, Halvetîlikle yola çıkmış, Bayramîliği benimsemiş ve “Halk içinde Hakla birlikte olmak” anlamına gelen “celvet”i esas alan “Celvetiye Tarikatı”ını kurmuştu. Sf. 370

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 370) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Biz sadece soyadından mı yola çıkarak Sayın Arınç’ın Sabetaycı bir aileden gelebileceğini söylüyoruz. Hayır! Bülent Arınç diyor ki, “Biz aslında Manisalı değiliz, baba tarafı Bergamalı, annem ise Alanyalı.”

    Bilgi notu: “Bergama (Pergame): milattan 130 yıl önce bu şe­hirde bir Yahudi cemaati vardı. Küçük Asya’daki diğer Yahudi cemaat­leri gibi Bergama da Kudüs’ün kutsal mabedine yardım gönderirdi. Alaiye: Roma devrinde Alaiye’de (şimdiki Alanya) bir Yahudi cemaati vardı ve Kıbrıs Yahudi cemaatiyle ilişkide bulunurdu. Küçük Asya’da Manisa da dâhil olmak üzere 46 Yahudi yerleşim yeri vardı. 1492’de İspanya’dan gelen Yahudilerin (Sefarad) büyük çoğunluğu bu merkezle­re yerleştirildi.” (Avram Galanti, Türkler ve Yahudiler.) Minik bir ör­nek daha: “Bergama’da 1819 yılında 30 Yahudi aile yaşıyordu. 1908 yı­lında Bergama’da 297’si kadın, 308’i erkek olmak üzere 605 Yahudi ya­şıyordu. 1927 yılında Yahudi nüfusu 852’ye yükseldi. 1905 tarihli Maarif Salnamesine göre, İzmir sancağına bağlı kazalar arasında sadece Tire ve Bergama’da birer Yahudi okulu bulunmakta idi. Bergama’daki 1868 yılında kurulmuştu.” (Siren Bora, İzmir Yahudileri Tarihi) Sf. 359

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 359) kitabından birebir alınmıştır.

  • AKP İstanbul İl Başkanı Dr. Alaattin Büyükkaya, bu gazetenin (Vakit Gazetesi) ifadesiyle yazarsak, “dönme”ydi. Yani Sabetayist’ti.

    AKP kurucusuydu.                       

    AKP İstanbul İl Başkanı Dr. Büyükkaya neden Sabetayist ol­makla itham edilmişti?

    Kendisi bu iddiaların nereden çıktığını şöyle yorumluyordu:

    “Ben Sabetayist değilim, bunu net olarak söylüyorum. Aile olarak aslen Konya-Karamanlıyız. Ailemiz Orhan Gazi zamanında Evlad-ı Fatihan olarak Selanik’e gönderilmiş. Annem ve babam orada doğup büyümüşler. Dedemler Selanik’te uçbeyi olarak görev yapmışlar. 1924’te tekrar geri dönmek zorunda kalmışlar. Müslüman-Türk ve muhafazakâr bir insanım.”  Sf. 355 

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 355) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kuyumculuk piyasası ABD’de İtalyanların kontrolündedir. Son birkaç yıl içinde Türk markaları yaptıkları ataklarla piyasada ciddi bir yer kazandılar. Altını yalnızca klasik tipte işlemeyip platin, pır­lanta gibi değerli taşlarla süslemeyi başardılar. Yine bilenler bilir ki, dünyada değerli taş ticareti halâ Anvers ve Rotterdam’daki bazı Yahudi ailelerin elindedir. Onlarla iyi geçinmeyen, onlardan “onay” almayan “müteşebbisler” dünya piyasalarında iş yapamaz. Sf. 354

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 354) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rıza Tevfîk, 11 Mart 1909’da İstanbul’da Genç Yahudiler Derneği’nde yaptığı konuşmada Siyonist olduğunu açıklamıştı. Daha sonra tepkiler üzerine, Siyonizm’den ayrı bir Yahudi devleti kurul­masını kastetmediğini söyledi. Rıza Tevfîk, Yahudi halkları için Siyonist’ti! Sf. 343

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 343) kitabından birebir alınmıştır.