Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Selanikli Kenan Rifaî’yle de akrabalık olabilir, çünkü Mesut Yılmaz’ın kuzeni (Yahudi işadamı Sami Ofer’in ortağı) Mehmet Kutman, 24 Temmuz 2004 tarihinde CNN Türk’te katıldığı programda, babasının Karadenizli, annesinin ise Selanik kökenli olduğunu söyledi.

    Şişli Terakki mezunu Berna (Müren) Yılmaz’ın anne tarafı da Selanikli’ydi… Sf. 150

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 150) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alyans okulları Siyonizm’e karşıydı. Amacı, Yahudileri, bulun­dukları ülkenin “iyi insan” ve “iyi vatandaşı” yapmaktı. Sf. 114

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Nur” Tevrat’ta da var. Keza, “Hür ve Kabul Edilmiş Masonların, 1987’de İsrail’de kurdukları localarının adı da “Nur”; ama benim aradığım “nur” değil, “ışık”!.. Sf. 108  

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 108) kitabından birebir alınmıştır.

  • Örneğin, Süleymancılık olarak bilinen dinî cemaatin kurucusu Silistreli Süleyman Hilmi Tunahan, neden kızına, Türkçe’de bulunmayan İbranice “Yaratılış” anlamına gelen “Beria” ismini koymuştu?

    “Işıkçılar” olarak bilinen dinî cemaatin kurucusu Hüseyin Hilmi Işık, neden “Işık” soyadını aldı?

    Nurcuların öğrenci pansiyonlarına neden “Işık Evleri” adı veriliyor?

    Önceki sayfalarda okuduk, Yahudi Kabalasından etkilenerek, harflere esrarengiz anlamlar yükleyen Hurufîlere “ışık” denmesinin, bunlarla bir ilgisi var mı?

    İslâmî tarikatların, partilerin, dergâhların bu ışık / ampul merakı nereden geliyor?

    Tasavvufi tarikatlar üzerinde uzun yıllar uğraş vermiş Abdülbaki Gölpınarlı diyor ki: “Işık, ehlisünnet inancına uymayan, bâtıni inançları benimsemiş bulunan, Şia’ya temayül eden dervişlere, bilhassa Bektaşîlere, Alevilere, Hurufîlere verilen addır.”  Sf.107

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 107) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Evet, Ben Selanikliyim” kitabını yazan Ilgaz Zorlu;

    “Eminim ki Bediüzzaman Said-i Nursî yaşasaydı ondan öğreneceğim çok şey olurdu.” Diyor. Sf. 100

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.

  • Öte yandan. “Bediüzzaman Sempozyumu”na neden Yahudi din adamları daha çok ilgi gösteriyor, merak ediyorum…

    “Dindar, fakat Anti-Siyonist bir Yahudi’yim” diyen Central Connecticut Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Norton Merzinsky sunduğu tebliğde, Risalelerin diğer kitaplardan ayrılan üç özelliği olduğunu belirtiyor.

    Barışa sık sık atıfta bulunması; kendisi gibi düşünmemeye anlayış ve Müslüman – Yahudi ilişkilerine bakışta tek bir tarafı haklı çıkarır bir tutum sergilememesi! Said-i Nursi’nin Yahudilerin de hak ve hukukunun bulunduğunu yazması; Kudüs ve çevresinin Yahudiler için kutsal olduğundan bahsetmesi Yahudi profesörü çok şaşırtmıştı.

    Bir diğer Yahudi Profesör Yehezkel Landau’nun 2004’teki konferansta sunduğu tebliğin konusu, “Yahudi geleneği ve Said-i Nursi”ydi. Sf. 99

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

  • Örneğin, Yahudi doktrininin öğretildiği gelenekçi okullardaki öğretmenlere “soferim” (yazıcılar) denilmektedir. Bu okullarda Yazılı Tora ve Sözlü (vahiy edilmiş ama yazılmamış) Tora vardır. Soferimlerin görevi, vahiy edilenleri açıklamak ve bunun toplum ile birey tarafından öğrenilmesini sağlamaktır.

    Nurcu cemaat içinde, Said-i Nursî’nin Risale-i Nur Külliyatını aslından (yani Latin harfleriyle basılmamış haliyle), okuyan, açıklayan, topluma ve bireye öğretenlere de “yazıcılar” denilmektedir! Sf. 98

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bedirhanlar siyasetle hep ilgili oldular. En faalleri Emin Ali Bey’di. “Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti” ile “Kürt Neşr-i Maarif Cemiyeti” kurucularından olan Bedirhan Bey’in oğlu Emin Ali Bey, “Kürdistan Teali Cemiyeti”nin ikinci başkanlığını ve “Kürt Teşkilat-ı İçtimaiye Cemiyeti”nin başkanlığını yaptı. Birinci Dünya Savaşı sonrasında “Cizre Beyliğini kurmak için İngilizlerle ve Yunanlılarla işbirliği yaptı.

    Emin Ali Bey’in oğlu Süreyya Bedirhan, 1908-1909 yıllan arasında Kürdistan gazetesini çıkardı. İttihat ve Terakki Cemiyetiyle yıldızı hiç barışmadı;

    Emin Ali Bey’in oğlu Kâmuran Bedirhan da babasının “izinden” yürüdü. Karanlık ilişkileri hayli dikkat çekiciydi:

    Kod adı “Yolcu”ydu. MOSSAD’dan aylık 50.000 Filistin lirası alıyordu. Sf. 89

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 89) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu partinin genel başkanı Erbakan’ın yakın arkadaşı Üzeyir Garih, masondu.

    Üstelik o dönemde Erbakan’ın nikâh şahitliğini yapan, İTÜ öğretim üyesi Prof. Bedri Karafakioğlu da masondu.

    Her ikisi de sıradan mason değildi; en üst mertebeye çıkmışlardı, 33. dereceden masondular! Sf. 89

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 89) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu duayı okuyan kimse dört semavî kitabı okumuş gibi sayılıyordu. Her harfi için kendine cennette iki ev ile iki zevce verileceğine; ayrıca insan ve cinlerden olan bütün müminlerinki kadar sevap kazanacağına, asla cehenneme gidilmeyeceğine inanılıyor.

    Cebrail, Hz. Peygamber’den duayı kâfirlere öğretmemesini, sadece mümin ve takva sahibi kişilere talim etmesini istemişti.

    Kefenlere yazılmış “Cevşen-i Kebir” özellikle Şiî dünyasında oldukça rağbet görüyor.

    “Cevşen-i Kebir” Türkiye’deki bazı Sünnî Müslümanlar arasında da ilgiyle karşılanıyor.

    7. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumunun 3 Ekim 2004’teki açılışının Cevşen duasıyla yapılması enteresandır. Üstelik duayı, sempozyumda Vatikan’ın İstanbul temsilcisi George Marovich okudu.

    Bu yazdıklarım, Üzeyir Garih’in neden Cevşen duası taşıdığını anlamamıza yardımcı oldu mu? Sf.79

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 79) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1826’da Şam’da vefat eden Halid Bağdadî’nin, kendi döneminde atadığı altmış yedi halifeden otuz üçünün Kürt olduğu belirtiliyor. Sf. 71

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • Üzeyir Garih’in babası Ezra Garih, ölene kadar, şeyhi Küçük Hüseyin Efendi’nin sohbetlerini hiç kaçırmadı.

    Diş hekimi Ezra Garih Küçük Hüseyin Efendi’ye o kadar bağlandı ki, sahibi olduğu yedi katlı apartmanın bir katını şeyhine tahsis etti.

    Genç yaşında Haham’lık eğitimi aldı.

    1951’de İstanbul Teknik Üniversitesine girdi, öğretim üyesi kadrosunda bulunan asistan Necmettin Erbakan’la arkadaş oldu. Sf. 69

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 69) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir yanda Şeyh Hüseyin Efendi’nin kabri, bir yanda “Beni şeyhimin yanına defnedin” diyebilecek kadar ona bağlı Mareşal Fevzi Çakmak’ın kabri! Tam ortada ise Üzeyir Garih! Öyle bir tarikat şeyhi ki, bir “Müslüman mareşal” de, bir “Musevî işadamı” da onun müridi !.. Acaba hangisi gerçek? Ya da yalan olan hangisi? Şahsen ben, çıkamadım işin içinden! Sf. 64

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.

  • İşte geldik, Küçük Hüseyin Efendi’yi tüm Türkiye’ye tanıtan olaya:

    Türkiye’nin önde gelen Yahudi işadamlarından Üzeyir Garih, 25 Ağustos 2001 tarihinde, Yahudilerin kutsal günü şabatta (cumartesi günü) ziyaret ettiği Küçük Hüseyin Efendi’nin mezarı başında on bir bıçak darbesiyle öldürüldü!

    Tüm Türkiye aynı sorunun yanıtını merak etti: Yahudi bir işadamının Yahudilerin kutsal gününde bir Nakşibendî şeyhinin mezarının başında ne işi vardı?

    Sonra ortaya çıktı ki, Üzeyir Garih her Şabbat günü Şeyh Küçük Hüseyin Efendi’nin mezarına gidiyordu. Sf. 64

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.

  • Özbekler Tekkesi binası günümüzde, “Münir Ertegün Tarih Araştırma Vakfı”nı barındırıyor. Vakfın açılışını 1994 yılında kim yaptı dersiniz?

    ABD’nin en tanınmış Yahudi politikacılarından, eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger!

    Eski bakan, Özbekler Tekkesi’nin hemen bitişiğindeki Sabetayist / Karakaşî’lerin mezarlığı Bülbülderesi Mezarlığı’nı da ziyaret etmiş miydi acaba?

    Henry Kissinger’ı hangi güç Türkiye’ye davet edip, tekke açılışına getirmişti? Sf. 48, 49

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 48, 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • 11 Ekim 1951’de ilim Yayma Cemiyeti kuruldu. Görünürdeki amaç manevî değerleri gençlere öğretmekti; ama asıl niyet komünizmle mücadeleydi.

    Bir yanda Said-i Nursî’nin avukatı Seniyüddin Başak, diğer yanda Emekli Kurmay Albay Vehbi Bilimer liderliğinde İlim Yayma Cemiyeti hızla örgütlendi. Sonraki sayfalarda ayrıntılarıyla göreceğiz ki, en büyük destek masonlardan gelmişti; yönetimde masonlar vardı.

    Evet, düğmeye basılmıştı:

    İlim Yayma Cemiyeti’nin kuruluşundan altı gün sonra, Millî Eğitim Bakanlığı, İstanbul Samatya’da ilk imam-hatip okulunu açtı.

    11 Kasım 1966 tarih ve 6/7285 sayıyla Ankara Valiliği, “Manevî Cihazlanma Derneği Cemiyeti”nin kamu yararına çalışan dernek statüsüyle kuruluşuna izin verdi.

    Başkanı dönemin İstanbul valisi Prof. Fahrettin Kerim Gökay’dı. Ne tesadüf, Vali Gökay aynı zamanda İlim Yayma Cemiyeti’nin de kurucusuydu.

    Fahrettin Kerim Gökay’ın üniversitede asistanı Sabetayist Mazhar Osman Usman ise Aydınlar Ocağı kurucusuydu.

    “Kendilerinden olmayanlar”ı ne cemiyetlerine ne de üniversite kürsülerine asistan alıyorlardı! Sf. 47

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2006); Bu dernekler Gladio’nun önerisi üzerine kuruldu. Komünizmle mücadele için insanımızı gerici yaptılar.

  • Arusî şeyhi Ömer Fevzi Mardin 1949 yılında, Evangelist’lerin İsviçre’deki bu ünlü şatosuna konuk oldu. Yaklaşık iki ay kaldı. Sürenin bu kadar uzun olması, şatoda bir toplantı değil, “kurs” olduğunun göstergesi değil midir?

    Buradaki toplantıda-kursta, Şeyh Ömer Fevzi Mardin, “İslamiyet ve Ehl-i Kitap Ailesi” konulu bir konuşma yaptı. Sf. 46

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 46) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fotoğraflara bakınca, doğrusu biraz şaşırdım; Harun Hoca, öyle bildik şeyhlere benzemiyordu! Eşiyle birlikte kiraz ağacının altında çekilmiş fotoğrafında fötr şapkalıydı, eşinin ise saçları açıktı.

    Zaten eşi Anna, müritlerinin bildiği isimle “Handan Anne”, hiç Müslüman olmamış, hep Yahudi inancını korumuştu!

    Harun Hoca, yani Aaron Kandiyoti’nin yaşam öyküsü giderek daha ilginç hale geliyordu.    

    Aaron Kandiyoti, 1931 yılında Çanakkale’nin Lâpseki ilçesinde doğdu.

    Ona, Hz. Musa’nın ağabeyinin adını koydular; Aaron 

    Ailesi Kandiyotiler, 1492’de İspanya’dan Osmanlı’ya sığınmak zorunda kalan Sefarad Yahudilerindendi. Sf. 32

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sabetay Sevi, bir tek Türkiye tarihinde yoktur!

    Sabetay Sevi hareketine soğuk bakan “Ortodoks” Yahudiler olduğunu da belirtmeliyim. Onlara göre, Sabetay Sevi Mesih değil, meczuptu.

    Bu nedenle, Sabetay Sevi’nin manik-depresif olup olmadığı bile araştırma konusu olmuştur.  Sf. 29

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • İslam düşünürü el-Birunî de (973-1051) bu etkiyi kabul etmişti: “İslam medeniyeti Yunan medeniyetinin bir devamıdır.” Sf. 24

    Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.