Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Barzani’yi büyütmek, Türkiye Devletini küçültmektir. Sf. 337

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 337) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer kendilerine Kürt diyorlarsa, “bizim Türklerle ayrımız, gayrımız yoktur” dedirtmek bize düşer. Bu politikada önemli bir aşama kat edilmiştir. Dillerini ve türkülerini, yetmişli yıllarda biz yasaklamıştık. Bir mücadele yaptık ve bunlardan geri dönülmüştür, önemli sayıyorum.

    Bir: Şehit edebiyatı ile hiçbir yere gidemeyiz. Artık “kalan sağlar bizimdir” demek zorundayız, iki: Dağdakileri, Barzani ve Talabani’ye karşı konuşlandırmamız lazımdır. Sf. 336

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 336) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’de bir ara çok önemli bir söz vardı, “Kültler Türkiye’yi Bölecekler”; Kürt denince akla, bölücü geliyordu. Bu görüşe hiç katılmadım, Türkiye Kürtlerinin Türkiye’yi böleceklerine hiç inanmadım. Benim bu görüşüm çok nettir. Sf. 334

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 334) kitabından birebir alınmıştır.

  • Benim bir tespitim var, hapiscilik insanı ikiyüzlü yapar. Bunu önce Nâzım Hikmet’te teşhis ettik. Sonra kendimde arazını gördüm, kendimi tedavi etme­ye çalıştım Şimdi bu sendromu net bir biçimde Leyla’da görüyoruz. Ben mert bir Kürt Köylü kızı olarak biliyordum, şimdi “mert” tarafı gitmiş, ne kalmış pek göremiyorum.

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 332) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ahmak, her kesi ahmak görendir. Sf.

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 322) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu arada bir yanlışımı düzeltmenin zamanıdır, ben Fethullah Gülen’in kardeşinin adını, daha önceleri, “Mehdi” olarak yazmıştım. Şimdi devlet arşi­vinde bilgileri, bana, ulaştırdılar, teşekkür ediyorum ve düzeltiyorum, Fethullah Gülen’in kardeşinin adı Mesih’tir ve aynı soyadı kullanıyorlarsa “Mesih Gülen”, karşınızdadır. Sf. 322

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 322) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çuval geçirme ile Bürüksel deklarasyonu, Kemalist Cumhuriyet’in sonuna karar vermektedir. Sf. 316

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 316) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29-30 Ağus­tos 1958 tarihinde İsrael Başbakanı Ben-Gurion ile Türk Başbakanı Menderes Ankara’da buluştular.

    Büyük gizlilik içinde yapıldığı kesindir ve belki de 1967 tarihli Doktor Nachmani’nin bu çalışması olmasa, hiç bilemeyeceğiz. Görünüşte, Ben-Gurion’un uçağı arızalanıp mecburi iniş yapmıştı ve toplantıların dışarı sızmaması için, Türkiye’nin senyör diplomatları garson olmuşlar, yemek servisi yapmışlardı. Çok kapsamlı ikili bir antlaşma imzalandığını artık biliyoruz

    Fakat Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kaydı yoktur. Bu garson büyükel­çilerin hiçbirisi, aradan elli yıla yakın bu zaman geçmesine rağmen, hiç not düşmediler. İsrael’de, diplomatik belgeler elli yıllık gizliliğe tabidir ve bu as­keri sayıldığından elli yıl için klasifiye kabul edilmektedir.

    Bu Alyans’ı (1), Ben-Gurion’un çok istediği kaydediliyor; Ben-Gurion’un, Türkiye’de nüfusun hızlı artmasına çok önem verdiğini biliyoruz. Bu nüfus ile Yahudi aklını birleştirmeyi yüksek tutuyordu; Ben-Gurion, has Yahudi nüfus ile İsrail’in yaşamasına imkân olmadığına inanıyordu Vatandaşlık tanı­mını genişletmekten yanadır.

    İstihbarat alanında ve askeri bir alyans olduğu kesindir

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 312) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2022); Alyans, ittifak anlamına da geliyor, nikâh yüzüğü bilinen anlam. Burada ittifak kastediliyor.

  • Ankara’daki İsrael temsilciliğinden İsrail’de Dışişleri Bakanlığına giden 16 Eylül 1954 tarihli kripto;

    Türkiye’nin NATO’ya başvurusu önce çok büyük bir mukavemet ile karşılaşmıştı ve tam bu sırada, dünya ölçüsünde Türkiye’nin NATO’ya alınması yönünde bir basın kampanyası düzenlenmişti, bunun Dünya Yahudi Partisi tarafından düzenlendiği ortaya çıkmaktadır. Türk Hükümet ricali “kardeş” ya da “dost” bildikleri Eliyahu’dan rica etmişlerdir. Sf. 308, 309

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 308, 309) kitabından birebir alınmıştır.

  • Batıdaki Türkoloji ve şimdi ekleyebiliriz Kürdoloji departmanlarının hepsi Yahudilerin elindedir ve hiç cazip görünmemektedir.  Durum bu merkezdedir. Sf. 306

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 306) kitabından birebir alınmıştır.

  • İsrail Dışişleri Bakanlığının gizli belgelerinde .. “bütünleyen kavim” İsrail ve Türklerin bütünleyen kavimler olduğunu belirtiyor. Sf. 303

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 303) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eliyahu Sasson’un renkli yaşamını da buradan öğreniyoruz, Ankara’daki ilk İsrael elçisi idi ve zamanın Türk Başbakanı Menderes, “kardeşim” diyordu; Sf. 294

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 294) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal Paşa, düğünler, dernekler kuracağı, şereflendirece­ği Antalya’ya küsmüştü. Çünkü Milli Emniyet görevlileri Antalya’da dönen dedikoduları ona anlatmışlardı. Güya Mustafa Kemal Paşa, Antalya’nın üç gü­zel kızını, Cahit’i, Konya güzelini, bir de Afife’yi alıp götürecekmiş. Sf. 291

    Gazi bir an durdu;

    ‘Efendiler’ dedi ‘Bu kız olsa olsa ancak benim öz kızım olabilirdi.’ Dedi.” Sf. 293

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 291 ile 293 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gazi’nin kızlarının hiçbirini sevme­diğimi biliyorum. Öğrenci arkadaşlarını da sevmezlerdi; bu bir dönemdir.

    O zamanlar Cahit Üçok’un anıları yoktu, şimdi, rahatsızlığımızın neden­lerinden birisini bulmuş haldeyiz. Bir yerde şunları, yazıyordu: “Antalya’da he­nüz 14-15 yaşlarında bir kızken Gazi Mustafa Kemal Paşa ile sekiz saat ko­nuşmuş, onunla dans etmiş,., manevi evladı Afet Hanım’a arkadaşlık etmiştim. Hoş olmayan, dedikodular sonucunda, Antalya’da yaşamak benim için imkânsız hale gelmişti, bunları anılarımın ilk bölümünde anlatmıştım. Bunun üzerine İstanbul’a göçtük.’’ Bu kadar değil, nikâhlanmış olduğu erkekten de ayrılıyor; Gazi Hazretleri, programını yarıda keserek, Antalya’yı terk ediyor; Cahit Kız’a, artık Antalya dar gelmektedir. Sf. 288

    Paşa Hazretleri An­talya’ya teşrif ettiklerinde, Cahit’in nikâhı kıyılmış, bir tek düğün kalmıştı, bozuluyor; damadın, evlenmekten vazgeçtiği izlenimini ediniyoruz.

    Paşa Hazretleri Antalya’ya gelir gelmez, Cahit’in ailesinin hasta olduğunu anlıyoruz; muhtemelen fazla heyecandandır. Cahit, ‘’büyükannem, annem, babam çok ağır bir grip geçiriyorlardı, gidemezlerdi” yollu yazıyor; ailede grip olmayan tek insan, Cahit idi. Kızları Cahit’i, Paşa’ya tek başına, kuşkusuz damat ile gönderiyorlar. Yalnız, Büyük Kurtarıcı’ya kızlarını gönderirken, Baba Uçuk, “Cahit Kızım, sakın ikram edilirse şampanya içme, kekremsi bir elma suyu benzeri içkidir, ama insanı birdenbire çarpar” demekten geri kal­mıyor; bir korku var, herhalde heyecandan ileri geliyordu. Kolay olmadığını biliyoruz.

    Bu vaka sonucunda ayrıldığı damat, genç bir avukat, Gazi Hazretleri ile daha önce tanışıyor ve nişanlısını soran Büyük Kurtarıcıya “Selanikliler” de­yince, Paşa, hemen “dönmedir” kararlığını veriyor, bilmektedir. Sf. 289

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 289) kitabından birebir alınmıştır.

  • XIX. yüzyılda dünyanın her yerinde ve Türkiye’de Yahudilerin hep okumuş ve kültürlü, aynı zamanda hep zengin oldukları savı bir illüzyondur; kültürlüleri vardı ve zenginleri çoktu, fakat Türkiye’de cahilleri ve yoksulları yaygındı. Alyans Mektepleri, öncelikle bu cehaleti yok etmek ve Yahudilerin bulundukları devletin yönetim ve iktidarına girmelerini realize etmek amacıyla kuruluyordu. Mustafa Kemal Paşa tarafından asılan Maliye Nazırı Cavit, esas adı David idi, Ermeniler tarafından öldürülen Başbakan Talat ile Cumhuriyet’te cumhurbaşkanı olan Celal, Alyans’ın öğrencisi ve öğretmeni oldular. Başkaları da var. Sf. 287

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 287) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1875’te Alliance Israelite, İstanbul’da ve daha sonra Türkiye’nin diğer şehirlerinde mektep açmaya başladıkları vakit, Türkiye’nin Musevi cemaatlerinin şiddetle mukavemetine maruz kalmıştı. Hele Kudüs Hahamları Alyans aleyhine kaleme aldıkları bir aforoznameye dini bir renk vermişlerdi. Alyans, di­ni batırmağı istihdaf etmediğini ispat etmek için, açtığı mektepleri aynı za­manda ibadethane ittihaz etmişti. Sf. 286

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 286) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çanakkale’deki ünlü söz, “ölmek var dön­mek yok”, Esat Paşa tarafından telaffuz edilmiştir. Sf. 259

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 259) kitabından birebir alınmıştır.

  • Decadans Sendromu, çökme ve köksüzleşmedir. Sf. 242

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 242) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu kadar mı, idam edilenlerin bir bölümü yakınıydı ve bir bölümü ise çok yakındır. Albay Arif, “Ayıcı Arif” de derler, belki de ev halkından daha yakın­dı, görenler hep Mustafa Kemal ile kol kola hatırlıyorlar; hiç beklemiyordu, en son ana kadar en yakın arkadaşının bir şakası sayıyordu, çok neşeliydi, asıldı. Yakınlarını ölüme yollamak; sevgi fakültelerini söndürdüğünü düşünebilir miyiz, bundan son­ra yalnızca çocukları sevebildiğini biliyoruz.

    Yalnızca çocuk sevmek, ama sevebilmek olmamalıdır; sınırlandırılmış sevgi’yi, sevebilmek saymak zordur. Sf. 236

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 231) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ateş adeta avuç içinde büyütülmüştür. Sf. 231

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 231) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2005); İzmir Suikastı ve Şeyh Sait isyanı söndürülebilir miydi, önlenebilir miydi?