Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Güya Şeyh Sait Dersim’e gidip Seyid Rızaya konuk olmuş, ancak ev sahiplerinin, yani Seyid Rıza tarafının yemek hazırlamak üzere hayvan kesmesine karşı çıkmış, onları kendi adamlarına kestirtmiş. Nedeni de “Alevilerin eliyle kesilmiş hayvan eti haramdır” düşüncesinde olmasıymış. Sf. 419

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 419) kitabından birebir alınmıştır.

  • Öte yandan, Dersimliler sadece Mustafa Kemal hareketine destek vermedikleri, yeni kurulan devlete sempati duymadıkları için değil, ondan önceki dönemlere ilişkin tutum ve davranışları nedeniyle de Ankara yönetiminin düşmanlığını kazanmışlardı. Türkiye Cumhuriyeti yönetimi için Dersim bir baş ağrısı, bir tehlikeydi. Neden?

    1.Dersimliler yüzyıllarca boyun eğmemiş, Osmanlı otoritesini kabul etmemişlerdi,

    2.Onlar, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlının Dersim’deki varlığına fiili olarak son vermiş, bağımsız bir Kürdistan’ın kurulması da dâhil, ulusal taleplerini açıkça dile getirmişlerdi. Bir kesimi Ruslarla uzlaşmaya varmış, hatta bazıları Rus Çar’ına başvurarak bir Kürt devletinin kurulması için yardım talebinde bulunmuşlardı,

    3.Dersim-Qoçgîrî yöresindeki Kürt önder ve aydınlar, Kürdistan Teali Cemiyeti başta olmak üzere faal halde bulunan Kürt örgütlerinde yer almış, onlarla ortaklaşa çalışmışlardı.

    4.Resmi propagandacıların iddialarının tersine Dersimliler Mustafa Kemal’e üzerinde durulmaya değer bir destek sunmamış, ona açıkça cephe almış, bağımsız bir Kürdistan dâhil, Kürt ulusal demokratik haklarına saygı gösterilmesini ısrarla istemişlerdi. Ankara hükümetinin olumsuz tutumu yüzünden herhangi bir uzlaşma sağlanamaması üzerine, 1921 yılında Dersim-Qoçgîrî birlikteliğiyle Qoçgîrî Ulusal Direnişi gerçekleştirilmişti.

    5.Dersimliler  Ermeni soykırımına katılmadıkları gibi, Ermenilere sahip çıkmış, binlercesini kurtarmışlardı ki Türk milliyetçileri için bu da affedilemez bir suç ya da günahtı. s. 418, 419

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 418, 419) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başbakanlık ve devlet başkanlığı da yapmış olan Celal Bayar, Qoçgîrî başkaldırısı ile ilgili olarak şöyle diyor:

    “… Dersimlilerin, Kürtlük hesabına en idealistleri Koçgiri’de toplandılar, teşkilat yaptılar. Sivil, asker bütün kuvvetleriyle oraya toplandılar. Orada mühim bir kuvvet teşekkül etti. Koçgiri’de isyan çıktı. (…) Koçgiri bence diğer isyanların hepsinden mühimdir. Yunanlılara karşı durmak için nasıl tedbir alıyor isek, orada da aynı şekilde teşkilat yaptık. Koçgiri’de bir ordu merkezi yapıldı. Onun başına da Nurettin Paşayı tayin ettiler. Koçgiri’de çok mühim muharebeler oldu. İki taraftan da çok telefat verildi. (…) Hadiseler üzerine Merkez Ordusu Kumandanlığına tayin edilen Nurettin Paşa duruma el koydu ve bölgede tam bir tenkil harekâtı başladı. İki taraf da büyük zayiat verdi.” Sf. 415, 416

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 415, 416) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu koşullarda başlayan Qoçgiri başkaldırısı, bilindiği gibi, Dersim’den beklenen ve önceden kararlaştırılan desteğin gelmemesi ve öteki bazı olumsuz koşullar nedeniyle başarıya ulaşamadı. Esasında Diyab Ağa, Meço Ağa, Kango Oğlu Ahmet Ramiz ve Binbaşı Haşan Hayri’nin Ankara ile uzlaşarak milletvekilliğini kabul etmeleri, Dersim’de tereddüt ve bölünmeye neden olmuş, daha önce kararlaştırılmış olan programın tam olarak uygulanması koşullarını ortadan kaldırmıştı.

    Hozat aşiretlerinin verdikleri sözde durmamalarında, adı geçen milletvekillerinin etkisi bulunduğu açıktır.

    Sonraki gelişmeler ise biliniyor. Qoçgîrî dâhil Dersimliler özellikle de Erzincan ve Qoçgîrî yöresinde silahlı eylemlerini arttırdılar. Buna karşılık devlet, bölgeye büyük askeri birlikler yolladı, çatışmalar çıktı. Sonunda devlet Kürt direnişçilerle başa çıkamayacağını anlayınca, sivil halkı hedef edinen bir katliama girişti.

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 414, 415 ) kitabından birebir alınmıştır.

  • Baytar Nuri’nin kaleminden aktaralım:

    “Programımız şu idi:

    İlk önce Dersim’de Kürdistan istiklali ilan edilecek, Hozat’ta Kürdistan bayrağı çekilecek, Kürt milli kuvveti Erzincan, Elaziz ve Malatya istikametlerinden Sivas’a doğru hareket ederek Ankara hükümetinden resmen Kürdistan istiklalinin tanınmasını isteyecekti. Türkler bu isteği kabul edeceklerdi, çünkü isteğimiz silah kuvvetiyle desteklenmiş olacaktı.

    Meço ve Diyab ağaların Dersim mebusu olarak tayin edildiklerini, Kürdistan’ın her tarafından Ankara’ya mümessiller geldiğini, Kürtlerin arzularına uygun kararlar verileceğini, hatta esasen Kürdistan isteğini kabulde hiç bir mahzur bulunmadığını, Elaziz valisi, Mustafa Kemal adına ilan ediyor ve bu ilanı bizzat Pertek ilçesi merkezine gelerek Dersimli Meço Ağaya bildiriyordu. Mutasarrıf, bu gibi vaatlerle Meço ağayı aldatmış, Pertek’ten Elaziz’e ve oradan da Ankara’ya götürüp Mustafa Kemal ile görüştürmüştü.

    Meço’nun bu hareketini gören Diyab Ağa dahi, Ankara’nın kendine gösterdiği mehlaat ve payeye kapılarak, Kürt milli harekâtına arkasını çevirmiş ve Mustafa Kemal’in tuzağına düşmüştü.” Sf. 415

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 414, 415 ) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şunu da belirtmek gerekir ki bütün bu çalışmaların 1. dereceden yönlendiricisi Qoçgîrîli Alîşer’dir. 20. Yüzyılda Kürdistan’ın yetiştirdiği en önde gelen Kürt aydınlarından biri olan büyük yurtsever Alîşer, şairliği, ideolojik politik etkinliği ve askeri komutanlık yetenekleri ile bu işin hep başındaydı ki Türk yöneticiler de bunu her keresinde vurgulamaktan geri kalmıyorlar.

    Vali Ali Kemali, onun, 1920lerde Dersim’de yürüttüğü çalışmalardan bahsederken şunları söylüyor:

    “Bu adam 1335 senesi kışı içinde Armudan köyünden Mığırdıç isminde bir Ermeni’yi İstanbul’a göndererek, Kürt Teali Cemiyeti Seyit Abdülkadir’den talimat getirtti. 336 (1920) senesi iptidasında da Refahiye’nin Şadıllı (Şadıyan) aşireti reisi Paşa Bey ve bunun on kadar yardakçısıyla Dersim’in Ovacık kazasına ve Hozat’a giderek ve ‘Hilafet Ordusu Müfettişi’ unvanını takınarak ileri gelenlerden başına topladığı kimselere hulasaten şu nutku söyledi:

    ‘Kürdistan’a muhtariyet verildiğinden aşiretlerin barışmaları lazımdır; derhal teşkilata başlanmalıdır; bütün aşiret reisleri ve elebaşılar namına Ankara’ya bir heyet göndererek Avrupa’nın Kürtlere hediye ettiği muhtariyeti, Ankara hükümetine tasdik ettirmek icap eder. Şayet Ankara hükümeti bu teklifi kabul etmezse, o hükümet aleyhine kıyam olunacağını bildirmeliyiz. Sf. 414

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 413, 414 ) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak, Qoçgîrî’de yurtsever harekete öncülük edenler, Dersim’in tamamının dayanışması ve aktif desteği olmadan başarıya ulaşamayacaklarının bilincindeydiler. Bu nedenle de Refahiye Kaymakamlığına vekâlet etmekte olan Haydar Bey’in kardeşi Alişan Bey Ovacık’a gelmiş, bazı aşiret reislerini de yanına aldıktan sonra Hozat’a geçmiş ve büyük bir toplantı düzenlemişti. Aşiret reisleri toplantıda Qoçgîrî’yi sonuna kadar destekleyeceklerine, ayaklanmaya katılacaklarına söz vermiş Alevi töresi gereği kızıl elma üzerine yemin etmişlerdi.

    Bu toplantı sırasında, Ankara Hükümetine sunulmak üzere aşağıdaki istemleri içeren bir muhtıra hazırlanarak Hozat Mutasarrıflığına verilmiş, en kısa sürede yanıtlanması istenmişti:

    “1. Kürdistan muhtariyet idaresine muvafakat eden İstanbul Saltanat Hükümetinin bu baptaki kararını Mustafa Kemal hükümetinin de resmen kabul edip etmeyeceğinin açıklanması.

    2.Kürdistan muhtariyet idaresi hakkında Mustafa Kemal hükümetinin görüş noktası ne olduğu hususunda Dersimlilere acele cevap verilmesi.

    3.Elaziz, Malatya, Sivas ve Erzincan mıntıkaları hapishanelerinde mevcut bütün Kürt mevkufların hemen serbest bırakılması.

    4.Kürt çoğunluğu bulunan mıntıkalardan Türk hükümeti idare memurlarının çekilmesi.

    5.Koçgiri mıntıkasına gönderildiği haber alınan askeri müfrezelerin derhal geri alınması (15 Kasım 1336 – Yani 1920 yılı).” Sf. 413, 414

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 413, 414 ) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak, Qoçgîrî’de yurtsever harekete öncülük edenler, Dersim’in tamamının dayanışması ve aktif desteği olmadan başarıya ulaşamayacaklarının bilincindeydiler. Bu nedenle de Refahiye Kaymakamlığına vekâlet etmekte olan Haydar Bey’in kardeşi Alişan Bey Ovacık’a gelmiş, bazı aşiret reislerini de yanına aldıktan sonra Hozat’a geçmiş ve büyük bir toplantı düzenlemişti. Aşiret reisleri toplantıda Qoçgîrî’yi sonuna kadar destekleyeceklerine, ayaklanmaya katılacaklarına söz vermiş Alevi töresi gereği kızıl elma üzerine yemin etmişlerdi. Sf. 413

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 413) kitabından birebir alınmıştır.

  • İranlıların zengini de fakiri de hepsi kınayı kullanmaktalar, ama Türkler kınayı çok az kullanırlar. Sf. 404

    Balkan Harbinin sürdüğü yıllarda ise Dersim giderek güçlendi ve Dersimliler eylem alanlarını Erzincan, Bayburt, Tercan ve Kuruçay’da bulunan askeri birliklerle karakolları kapsayacak şekilde genişlettiler. Sf. 408

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 408) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bazı Kürtler yılda iki kez oruç tutma, yani hiç et yememe geleneklerine sahiptirler. Ziyaret ettikleri kutsal yerler arasında, Ermeni manastırları da bulunmaktadır. Sünnilerin bile, Hıristiyan azizlere ve (onların) kutsadıkları yerlere saygı gösterdikleri çok açıktır. Örneğin, Trabzonlu Müslümanların çoğu, Kamm dedikleri Aziz Dimitrios’u ve Aziz Georgios’u hürmetle anarlar. Ermeni ve Rum manastırlarının birçoğunun Hıristiyan adlarının yanı sıra Müslüman adları da var: mesela Bayburt yakınındaki Aziz Oğanes Manastırı, Türkler tarafından “Hüseyin Feda” olarak adlandırılır. Sf. 404

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 403, 404) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dersim Kürtlerinin dini üzerine sağlıklı bir şey söylemek güçtür. Türkler onlara ‘Kızılbaş’ adını taksa da, bu isim bütün Şiiler, özellikle de İranlılar için de kullanılmaktadır. Dersim Kürtlerinin, Hazreti Resul’ün damadı olan Ali’yi Tanrı yerine koydukları biliniyor. Bunların, İran Kürtleri arasında çok yaygın olan Ali İlahi tarikatına mensup oldukları sanılmaktadır. Dersim Kürtlerinde yazılı kutsal bir kitap olmayıp, ruhani konularda birbirinden farklı görüşlere sahipler. Bazıları bir odaya toplanıp ağaçtan bir direğe tapmakta, bazıları ise doğan Güneşi, meşe ve dut ağaçlarını kutsal saymakta… Ayin sırasında kullandıkları ağaçtan çubuklar vardır.” Sf. 403, 404

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 403, 404) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kürtlerin bölgeye yerleştiği dönemi kesinlikle tespit etme olanağı yok. Tahminlere göre, bu dönem, Ermenistan’ın yıkıldığı zamana rastlar. Dersim’deki Kürtler, din ve dil bakımından diğer Kürtlerden farklıdırlar. Dil olarak Kurmancinin bir lehçesi olan Zazacayı konuşurlar. Bu, Kurmacinin bir lehçesi olsa da, bunlar, Kurmancice konuşanların, Zazaca konuşanları anlayamayacakları kadar birbirinden farklı lehçelerdir. Sf. 404

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 403, 404) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kısa bir süre önce buraya, Dersim Kürtlerinin, Sultan’ın himayesini kabul ettikleri haberi ulaştı. Bu olay, yalnızca Erzurum Eyaleti için değil, daha geniş bölgesel (bir) önem taşıyor. Her şeyden önce, Dersim’den ve orada yaşayan halktan söz edelim: Sf. 402

    Bu ülke çok az biliniyor. Avrupalı seyyahlardan ancak İngiltere’nin Erzurum Konsolosu Daniyel, geçen sene Kürdistan’ın bazı bölgelerini gezebildi. Eski zamanlarda, Ermenistan’a dâhil olduğu sanılan bu ülke hakkında çok az bilgiye sahibiz. Buranın, Ermenistan sınırları içerisinde yer aldığının kanıtları ise bazı yer adlarının bugüne kadar korunmuş olması ve vira-nelerin bulunuşudur.

    İki Ermeni manastırı şimdi de duruyor. O dönem bu ülkede yaşayanlardan geriye kalanlar, bugün halen Kürtler arasında yaşamakta olan birkaç bin Ermeni’dir. Onlar Kürtlere tam bağlılık göstermektedirler. Sf. 403

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 403, 404) kitabından birebir alınmıştır.

  • Örneğin, 1908 Harekâtına katılan Tuğgeneral Ziya Yergök, anılarında bu harekâtı anlatırken, söz konusu keyfî yakıp yıkmanın hangi ölçülere vardırıldığını ortaya koyan ilginç bilgiler veriyor.

    “…Tabur komutanı Kurmay Başkanıyla birlikte Karataş’ı yakmaya gittiler. Biraz sonra sağımızdaki sırtın arkasından dumanlar yükselmeye başladı…”  (…)

    “… Düşman, aşılması çok güç olan Balıkan Kalesini terk ederek çekilmiş, onların terk ettiği yerde bizim toplanmamız emredilmişti. Biz de elimizi kolumuzu sallayarak, önceki gittiğimiz yönün sağından, Hozat müfrezesine yakın olan Balıkan tepelerinin arkasına gittik…

    “Seyid Rıza’ya Taarruz

    Seyid Rıza Dersim’in en nüfuzlu, adeta hükümdarı sayılan bir kişisiydi. Ona iyi bir darbe vurmak, burnunu kırmak, devlete karşı isyan etmesinin bedelini ödetmek gerekiyordu. Seyid Rızaya verilecek ceza, ötekilerine de örnek olacaktı.” Sf. 401, 402

    “Fırkanın aldığı tedbirler ve yürüttüğü politikayla işin götürülemeyeceği anlaşılmıştı. Dersim’i baştanbaşa yakıp yıkmaktan, isyancı Kürtlerin aman dilemelerini beklemekten başka çare yoktu. Bu da mümkün değildi…”

    “… Balıkan Tepeleri doruklarında bir gece kaldıktan sonra yolumuz üzerindeki köyleri yakıp yıkarak Ovacık kışlasına döndük. Ormanlarda, mağaralarda bulduğumuz keçe, kilim, hurç, çökelek, yağ, peynir gibi maddelere el koyduk, keçi ve sığırları ganimet olarak aldık.” Sf. 402

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 402) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dimilî” sözcüğü, günümüzde Kuzey Kürdistan’da herhangi bir aşiretin adı değil, Kırmancca (Zazaca) konuşan Kürtlere verilen genel adlardan bir tanesidir. Ancak Irak Kürdistanı’nda “Dimilî” ismiyle bilinen ve Yezidilik inancına mensup olan bir Kürt aşireti var. Lehçesi Kurmanccadır. Dersim yöresinde ise Kırmancca (Zazaca) konuşan Kürtler kendilerine “Dimilî” demezler. Onlar, etnik kimlik adı olarak “Kırmanc” terimini kullanırlar. Sf. 399

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 399) kitabından birebir alınmıştır.

  • Diyelim ki Rum ve Süryaniler var mıydı? Tarihi veriler, bir zamanlar Kürtlerin bir bölümünün Hıristiyan olduklarını ortaya koyuyor. Acaba aynı dönemde, yani 16. Yüzyılda bu bölgede Hıristiyan Kürtler yaşıyorlar mıydı? Günümüzde, Dersim Kürtlerinin kimi geleneklerine bakıldığında, Hıristiyanlarla aralarında bir hayli benzerlikler olduğu rahatça görülür. 18. ve 19. Yüzyıllarda Dersimi gezen Hıristiyan gezginciler içerisinde Dersimlilerin en azından bir bölümünü Hıristiyan ya da ona çok yakın gösterenler var. Bu gezginciler, görüştükleri kişilerin isimlerini veriyor, onların ağzından bu konuyu güçlendirecek bilgiler aktarıyorlar. Şayet bu raporlarda verilen bilgiler doğruysa, söz konusu Yüzyıllarda Dersim’de Hıristiyan dinine mensup Kürtlerin yaşadıkları düşünülebilir. Bazı kaynaklarda yer alan bilgiler ve bölgede bugün hala da yaşamakta olan kimi geleneklere bakılırsa, o dönemde Dersim’de yaşayan Kürtlerin bir bölümünün Yezidi oldukları anlaşılmaktadır. Eğer böyle bir durum söz konusu idiyse, bunların da gayrimüslimler arasında sayıldıklarını kabul etmek gerekir. Diğer taraftan Müslümanlarca “Rafızi olarak adlandırılan Aleviler ya da Kızılbaşlar kayıt defterlerine nasıl kaydedildiler, yani Müslüman mı yoksa gayrimüslim mi; bunun da göz önünde tutulması gerekir. Sf. 393

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 393) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hıristiyanlar kilise tarafından kaydedildikleri için sayıları bellidir, biliniyor. Ancak yörenin, sayıca iki büyük halkından biri olan Kürtlerin durumu öyle değil. Kürtler, yüzyıllardan beri, yabancı olarak gördükleri devletlerle ilişkilerini en alt düzeyde tutmak, vergi vermemek ve askere gitmemek gibi nedenlerle resmi kayıtlara geçmekten sürekli kaçınan bir halktır. Kaçak yaşama, bir bakıma onlar için bir yaşam tarzı olageldi hep. Bu durumun, özellikle de sınır bölgelerinde son yıllara kadar devam ettiği ise yine bilinmeyen bir şey değil. Sf. 392, 393

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 392, 393) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dersim’in sınırlarını Kuzey’de Karasu ile güneyde Murat nehirlerine, doğuda, Gimgim ya da Varto ve Xunus (Hınıs)’a, batıda ise Sivas il sınırları içerisindeki Qoçgiri’ye kadar uzatıyorlar. Buna Büyük Dersim demek yanlış olmaz. Diğer bir kesim, Dersimi daha dar çerçeve ile sınırlar ve aşağı yukarı bugün resmiyette adı Tunceli olan ilden ibaret sayar. Ancak, şu bir gerçek ki bugünkü Tunceli ili sınırları, gerçek Dersim’e tekabül etmiyor. Dersim, her halükarda bu ilden daha büyük bir coğrafi alanı kapsamaktadır. Sf. 387

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 387) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yine Elazığ Valisi Ali Galip’in, Mustafa Kemal’in yolunu kessinler diye Dersimlilerle görüştüğünü ve uzlaştığını ortaya koyacak herhangi bir kanıt da yok.

    Şairliği, aydın kişiliği, politik faaliyetleri ve hatta askeri alandaki çabalarıyla 20. Yüzyıl Kürt Özgürlük mücadelesinin en önde gelen isimlerinden biri olan Alişer’in adının bu olaya karıştırılmasını ise tümüyle bir çamur atma olayı olarak değerlendirmek gerekir. Bunları söylerken okuyucunun, Mustafa Kemal’e pusu kurulmasını yanlış bulmak ya da karşı olmak düşüncesiyle hareket ettiğimi sanmasını istemem. Sf. 371

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 371) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türk ordu birlikleriyle Qoçgîrî bölgesi Alevi Kürtleri arasında beklenen yoğun çatışmalar başladı. Bu, Alevi Kürtlerin Mustafa Kemal yönetimine karşı gerçekleştirdiği ilk ulusal direnişti. M. Nuri Dersimi (Baytar Nuri) Kürdistan Tarihinde Dersim Tarihi adlı çalışmasında “Koçgiri Kürt İstiklal Savaşı” başlığı altında detaylı olarak bu olay üzerinde, duruyor.

    Aynı olay hakkında geniş bilgi verenlerden biri de Erzincan Valilerinden Ali Kemali’dir. Kemali, “Erzincan Tarihi” isimli kitabında, tıpkı Dr. M. Nuri Dersimi gibi hayli ayrıntılı bilgiler veriyor ve onun bir Kürt ayaklanması olduğunu kabul ediyor. Celal Bayar ise anılarında, Qoçgîrî başkaldırısını, Kürt devletini kurmaya yönelik bir hareket olarak değerlendiriyor ve onu, Kürt isyanlarının en önemlisi diye tanımlıyor.

    Kemalist yönetimin ancak bir katliamla bastırabildiği 1921 Qoçgîrî Kürt Ulusal başkaldırısından sonra da Alevi Kürtlerle Ankara yönetiminin ilişkilerinde temelde hiç bir düzelme görülmedi. Sf. 368

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 368) kitabından birebir alınmıştır.