Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Ankara-Dersim ilişkisini aktaran dönemin canlı tanıklarından Baytar Nuri, Mustafa Kemal’in başlangıçta Qoçgîrîli Alişan Bey ile kendisine milletvekilliği önerdiğini ama kendilerinin bunu kabul etmediklerini söylüyor. Mustafa Kemal’in, o sıralarda Milletvekilliği önerisinde bulunduğu kişiler arasında Sey Riza ile Qocan/Qocu (Türkçeleştirilmişi: Koç Uşağı) aşireti reisi ünlü idare Ivrayîm Axa da vardı. Ne var ki Dersim’de oldukça güçlü konuma sahip bulunan her iki lider de bu öneriyi reddettiler. Üstelik idare Ivrayîm Axa, “Ben Osmanlı çeşmesinden su içmem,” tarzında oldukça ilginç bir yanıtla yapmıştı bu işi. Bütün Dersim’in en etkili aşiretlerinden Kureşan ve Doğu Dersim aşiretleri de aynı şeklide Ankara ile herhangi bir şekilde uzlaşma eğilimi göstermemişlerdi. Dîyap Ağa ile Miçe Zeynî (Meço Ağa) gibi nispeten çok daha zayıf durumdaki kişilerle ilişkiye geçilmesi bu durumun açıklığa kavuşturulmasından sonradır. Sf. 368

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 368) kitabından birebir alınmıştır.

  • İkincisi, kimilerince modaya uyularak “Kurtuluş Savaşı” diye adlandırılan Türk-Yunan savaşı, iddia edilenin tersine, kitle desteği bakımından hayli zayıf bir savaştı. Bu savaş, asıl olarak düzenli Osmanlı ordusu tarafından yürütülmüştü. Günümüzde hala da ordu yöneticilerinin “Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatmak da bizim görevimiz,” demelerinin altında yatan gerçek budur.

    Üçüncüsü, bu savaşın, Aleviler tarafından Sünnilere oranla daha geniş oranda desteklendiğini ileri sürebilmek için haklı bir neden veya kanıt yok. Hilafeti ve Saltanatı kurtarmak amacıyla yapılan bir savaşa, Aleviler tarafından ne diye bu ölçüde destek verilsin ki? Sf. 367

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 367) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kaldı ki söz konusu olan Türkiye’dir ve 20. yüzyılda dünyanın başka hiç bir köşesinde, tarih bu topraklardaki kadar çarpıtılmadı; hiç bir yerde masa başında hazırlanmış senaryolar, buradaki kadar insanlara “tarih” diye aktarılmadı. Yine bu yüzyılda yaşamış hiç bir politik kişi hakkında, Mustafa Kemal üzerine söylendiği kadar çok övücü yalan söylenmedi. Sf. 364, 365

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 364, 365) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1937 yılında Şeyh Sait’in kardeşi Şeyh Abdullah, Dersim’e destek vermek üzere Suriye’den Türkiye’ye geçiş yaptı ve bir ihbar sonucu, 30’dan fazla arkadaşıyla birlikte Bismil’de katledildi. Buna karşın Malatyalı Doğan Dede, at sırtında köy köy dolaştı, Ankara yönetiminin propagandasını yaptı, Dersim’de yapılanları haklı göstermeye çalıştı. İşte size biri şeyh ya da Sünni bir din adamı ve bir Alevi Piri! Bir el öpmek gerekirse kiminkini öpersiniz? Sf. 363

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 363) kitabından birebir alınmıştır.

  • Böyle bir faciaya ilericilik denilebilir mi? Oysa yeni bir alfabeyi benimseyenler, gerektiği kadar uzun bir süre iki alfabeyi paralel uygulamayı deneselerdi, toplum bu tür ağır bir travma ile yüz yüze gelmezdi. Sf. 362

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 362) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ama Cem Vakfı gibileri için ise Mustafa Kemal baş tacıdır. Alevileri yok sayan, onların ibadet yerlerini kapatan, büyük bir kesiminin dillerini, kültürlerini yasaklayan ve kendilerine 1938 gibi bir insanlık trajedisini yaşatan bir politikacının fotoğrafını asmak ve o fotoğraf altında ibadet etmek, Alevilerin en çok çürümüş yanını ya da kanayan yarasını gösteren bir aynadır. Mustafa Kemal’in fotoğrafını asmakla Yavuz Sultan Selim’inkini asmak arasındaki fark nedir, mantıki bir yanıt verecek kimse var mı? Sf. 348

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 348) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarihte, bu topraklar için kullanılan ortak isim “Ön Asya” ya da “Küçük Asya’dır. Anadolu’ya dönüştürülen “Anatolia” ise Yunanca bir terimdir ve tarihte Yunanlılar tarafından Ege ve Marmara’nın sahillerini ya da bu sahillere yakın bölgeleri adlandırmak için kullanılmıştır. Sf. 346

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 346) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkler ise yüzyıllara yayılan katliam, sürgün ve asimilasyon çabalarına rağmen bunu başaramadılar. 20. Yüzyılın başlarından itibaren kabaran milliyetçi dalga, Türk yönetimlerini, kendilerinden olmayan halkları -ki Talat Paşa bunlara “Yabancı Halklar” diyor- tümden yok etmeyi denediler ama yine tam başaramadılar. Sf. 332

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 332) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alt-üst kimlik yerine ikame edilmesi gereken doğru terimler “ortak kimlik-ayrı kimlik” olmalıdır. “Ortak kimlik” konusundaki temel iki koşuldan biri, söz konusu kimliğin, onu kullanan kesimleri objektif olarak temsil edebilir durumda olmasıdır. Sf. 332

    Ortak kimlik sahibi olabilmenin ikinci koşulu ise bu kimliklerin taraflarca gönüllü olarak kabul edilmesidir. Böyle olduğu içindir ki İsveçliler, Norveçliler ve Danimarkalılar kendilerini İskandinavyalı; Bulgarlar, Romanyalılar ve Sırplar kendilerini Balkanlı; Kürtler, Araplar ve Süryaniler kendilerini Mezopotamyalı kimliği ile ifade ettiklerinde, herhangi bir sorun çıkmıyor. Sf. 332

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 320) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aleviliğin, Zerdüştiliğe benzeyen ya da onunla ortak olan yönlerinden biri de hayvanlara iyi davranma ve onları korumaya verilen önemdir. Sf. 327

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 327) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kürtçenin Kurmanci lehçesinde ateşin “ağır,” Kırmancca (Zazaca) lehçesinde ise “adır” olduğunu belirtmemiz gerekir. “Van” ise her iki lehçede de, ismin arkasına gelerek meslek ifade eden sözcükler türetmede kullanılan bir ektir. Sf. 320

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 320) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kürtler oldukça uzunca bir tarihi dönem, Zerdüşti olarak yaşadılar. Böyle olunca da, onları Zerdüşt öğretisinin en yakın mirasçılarından biri olarak kabul etmek yanlış olmaz. Sf. 318

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 318) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doç. Dr. Fikret Başkaya, durumu şu şekilde özetliyor:

    “Nüfusunun %3 ile %4 dışında Kürtçeden başka dil bilmediği dönemde, Kürtçenin kullanılması yasaklanmıştı. (Resmi olmayan durumlarda) Kürtlerin yaşadığı kent merkezlerinde bu yasağa uyulmasını sağlamak amacıyla memurlar görevlendiriliyordu. Köyünden sınırlı artık satmaya gelen Kürt köylüleri hiç Türkçe bilmedikleri için “kontrol memurları”na yakalanmaktan kurtulamıyorlardı. Erzincan Valisi Ali Kemali Bey’in yazdığına göre, her Kürtçe kelime için beş kuruş ceza kesiliyordu. Bir koyunun elli kuruşa satıldığı dönemde 1930’lu yıllarda beş kelimelik iki cümleyle meramını ifade etmek zorundaki bir kişi bir koyun değerinde ceza ödemek zorunda kalıyordu… Satış için çevirmene başvurma zorunluluğu nedeniyle satıştan elde edilen gelir, ceza olarak ödenip elden gidiliyordu.” Sf. 284

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 284) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şahsen çocukluk ve gençlik yıllarımda onlarca Ceme katılmış biriyim. Bu cemlerde kullanılan dilin de yine Kürtçe olduğunu benim gibi Dersim’de büyümüş herkes bilir. Buna karşın Türkçe dua hiç yok muydu? Vardı elbet. Örneğin, Türkçeye “Gülbenk” diye uyarlanmış olan, Kürtçesi ise “Gulvang” ya da “Gulbatıg” denilen dua çoğunlukla Türkçeydi. Sf. 281

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 281) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mitraizm, Hz. İsa’nın doğumundan önce, Kilikya’nın Roma tarafından alınmasıyla İmparatorluk toprakları üzerinde yayılmaya başlıyor. Unutmamak gerekir ki Mitra’da her şeyden önce ve her şeyden çok bir ışıktı, onu temsil ediyordu.

    Araştırmacı Taraporewala, Tanrı Mitra’yı tarif eder ve niteliklerini sıralarken şöyle yazar:

    “Mitra göksel ışıktı… Hem Zerdüşt Avesta’sında ve hem de Veda tarzında Hindu ilahilerinde Mitra’ya göksel ışığın tanrısı olarak yakarılırdı… Işık olarak o ayrıca (dişi hayvanlarda) çiftleşme isteği ve yaşamı temsil eder ve böylece “geniş otlakların tanrısı” diye adlandırılır ve o “verimlilik tanrısı”dır. Sf. 275, 276

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 275, 276) kitabından birebir alınmıştır.

  • O yazımda, Cemal Şener’i eleştirirken bir yerde şöyle demiştim:

    “Şener, Alevilerin Türklüklerini kanıtlamak isterken kimi alıntılara başvuruyor ve tek tek örneklerden hareketle genel sonuçlara varmaya çalışıyor.”

    Kaynaklarından biri yine M. van Bruinessen’in söz konusu yazısıdır. Bruinessen, Bingöl, Muş, Varto bölgesinde bulunan Lolan, Hormek ve Balaban aşiretlerinin Şeyh Sait hareketine destek vermediklerini, 1930’lardan bu yana da bu aşiretlerin önde gelenlerinden bazılarının kendilerini Türk saydıklarını yazıyor. Kuşkusuz söylenenler doğru. Doğru ama bunlar Şener’in Türklük tezine pek de yardımcı olabilecek şeyler değiller. O aşiretlerin Şeyh Sait hareketine destek vermemeleri Kürt olmayışlarından değil; Hamidiye Alaylarının yarattığı sorunlar, bunların da etkisiyle alevlenen aşiret çatışmaları ile Alevi-Sünni çelişkisiydi. Sf. 258, 259

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 258) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bizim bildiğimiz, Mustafa Kemal, Alevi Kürtlerle kurabildiği diyalogun kat kat fazlasını Sünni Kürtlerle kurdu ve onlardan büyük destek aldı! Sf. 245

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 245) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her iki yazarın da Aleviliğe çizdikleri çerçeve Türk ve İslam’dır; yani Kemalistlere ait bilinen çerçevenin dışına çıkmış değiller. Her ikisi bakımından da Mustafa Kemal Alevi dostudur. Dost olmaktan da öte, adeta tanrısıdır. O Alevileri, Aleviler de onu çok sevmiş ve desteklemişler. Ali Kaya, bu arada Mustafa Kemal’i Bektaşi göstermek için de hayli çaba harcıyor: “Mustafa Kemal’in doğal, toplumsal, düşünsel ve inançsal çevresi Bektaşi idi. Babası Ali Rıza Bey’in de Bektaşi olduğu söyleniyor.”

    “Mustafa Kemal’in soyunun düşünce yapısının Alevi Bektaşilere yakın olması nedeniyle Alevi Bektaşiler Kurtuluş Savaşı’nda ve Cumhuriyet devrimlerinde Mustafa Kemal’in destekleyicileri ve koruyucuları olmuşlardır.” Sf. 244, 245

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 244, 245) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ciddi kaynaklar: ‘Horasan bölgesinde Ali Partisinin (Şiası) bulunmadığını ve yeni bir partinin hükümeti devirme hazırlığı yaptığını yazarlar. Peki, Ali partisinin bulunmayıp, yepyeni bir partinin doğduğu; ya da türlü çeşitli siyasi akımların cirit attığı bu hareketin adını koyma zamanı gelmedi mi? Bu, Alevilik düşüncesinin örgütsel alana yansımasından başka nedir ki?

    Bulut bu noktada “Ebu Müslim, “mehdilik, hulul” gibi İslam’a aykırı inançları Mezopotamya’dan Horasan’a taşıyarak geliştirmiştir, diyor.

    Ebu Müslim’in “adalet, eşitlik ve özgürlük” vaat ederek geniş yığınları etrafına topladığı konusunda kuşku yok. Sf. 242, 243

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 242, 243) kitabından birebir alınmıştır.

  • Toplumsal mücadelede değişmez bir kural vardır. Eğer iktidardaki bir gücü hedef alarak işbaşından uzaklaştırmayı düşünüyorsanız, bu işi neden yapmak istediğinizi sizden yana olmasını istediğiniz çevrelere inandırıcı bir tarzda açıklamanız gerekir. Bu da yetmez, yerine neyi koymak istediğinizi de aynı netlikle ortaya koymalısınız. Bunu yapmadığınız zaman birilerinin sizi desteklemesi ve fedakârlığa katlanması için fazla bir neden kalmaz. Belli bir dönem iyi bir destek alsanız bile iyi bir sonuç alamazsınız. Sf. 242

    Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 242) kitabından birebir alınmıştır.