Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • İlk Homo Sapiens’in Doğu Afrika’da yaklaşık 150.000 yıl önce ortaya çıkışından beri beynin yapısı ve boyutu değişmemiş olsa da, tek tek insanların öğrenme kabiliyetleri ve tarihsel bellekleri, öğrendiğini paylaşmak, yani kültür aktarımı sayesinde yüzyıllar içinde güçlendi. Sf. 28

    Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanlar, Alzheimer hastalığının yol açtığı bellek kaybı ve yaşla ilintili bellek kaybı hakkında yazılar okuyor, bu iki bellek rahatsızlığı arasındaki farkı anlamaya çalışıyorlar, fakat genelde anlayamıyorlar; bir tanesinde bellek kaybı gittikçe ağırlaşır ve insanın hayatını felç eder, öbürü buna kıyasla iyi huylu bir bellek kaybıdır. Sf. XIV

    Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. XIV) kitabından birebir alınmıştır.

  • Moleküler biyolojide son zamanlarda kaydedilen gelişmeler, bu yeni senteze can verdi. Sonuçta yeni bir zihin bilimi doğdu; bu bilim dalı, yaşamın henüz çözemediğimiz büyük sırlarını incelemek için moleküler biyolojinin gücünden faydalanıyor.

    Bu yeni bilim beş ilkeye dayanır. Birincisi, zihin ve beyin ayrıştırılamaz. Beyin, büyük hesaplama gücüne sahip karmaşık bir biyolojik organdır; duyusal deneyimlerimizi inşa eder, düşüncelerimizi ve duygularımızı düzenler, eylemlerimizi denetler. Beyin sadece, koşmak ve atıştırmak gibi nispeten basit motor davranışlardan sorumlu değil; insana mahsus addettiğimiz düşünmek, konuşmak, sanat eseri yaratmak gibi karmaşık edimlerden de sorumlu. Bu bakış açısıyla zihin, beyin tarafından yürütülen bir dizi işlemdir, tıpkı yürümenin, bacaklar tarafından yürütülen bir dizi işlem olması gibi; ancak zihin çok daha girift bir süreçtir elbette.

    İkinci ilke şu: En basit reflekslerden, dilin, müziğin, sanatın en yaratıcı fiillerine varana kadar beyindeki her zihinsel işlev, beynin farklı bölgelerindeki uzmanlaşmış sinir devreleri tarafından gerçekleştirilir. Sf. XII

    Üçüncüsü, tüm bu sinir devreleri aynı temel sinyal birimlerinden, yani sinir hücrelerinden oluşur.

    Dördüncüsü, sinir devreleri, sinir hücreleri içinde ve sinir hücrelerinin arasında sinyal üretmek için özgül moleküllerden faydalanır.

    Son olarak, bu özgül sinyal molekülleri, milyonlarca yıllık evrim sürecinde korunmuştur, yani değişmeden kalmıştır. Sf. XII ve XIII

    Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. XII, XIII) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğal Seçilim sadece her canlının iyiliği için çalıştığından, bütün bedensel ve zihinsel yetenekler mükemmele doğru gelişecektir. Sf. 474

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 474) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu kitapta, türlerin kökeni ile ilgili fikirler ele alındığında veya benzer görüşler kabul edildiğinde, doğa biliminde büyük bir devrim olacağını bulanık bir biçimde görüyorum.

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 469) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bütün sınıfta, bazı yapılar aynı yönde oluşmuştur ve embriyo döneminde her tür birbirine çok benzer. Bu nedenle, değişimle türeme kuramının aynı sınıfın bütün üyelerini kapsadığından şüphem yok. Hayvanların, dört veya en fazla beş ve bitkilerin eşit veya daha az sayıda atadan geldiklerine inanıyorum.

    Benzetme beni bir adım daha ileri götürüyor, yani, bütün hayvan ve bitkilerin tek bir prototipten türemesine. Sf. 469

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 469) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cehaletimizi, ‘yaratılış planı’, ‘düzen birliği’, vs. ifadeleri altında gizlememiz ve bir olguyu tekrarlayarak açıklama yaptığımızı sanmamız çok kolay olacaktır. Çeşitli olguları açıklamak yerine, açıklanamayan zorluklara önem verecek bir tavır içerisine giren bir kişi, kuramımı kesinlikle ret edecektir. Sf. 467

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 467) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kullanmama, bazen doğal seçilimin yardımıyla, değişen alışkanlıklar ve yaşam koşulları altında yararsız hale gelen bir organı genellikle küçültme eğilimindedir ve bu bakış açısıyla güdük organları anlayabiliriz. Sf. 465

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 465) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğal Seçilim rekabetle hareket ettiğine göre, her ülkedeki canlıları, yakınında bulunanlarla olan ilişkilerini yetkinliğine göre uyarlar. Sf. 458

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 190) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğal seçilim, yalnızca, hafif, ardışık ve avantajlı değişimlerin biriktirilmesiyle işlem gördüğü için, büyük veya ani bir değişim üretemez; yalnızca kısa ve yavaş adımlarla ilerler. Sf. 458

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 458) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her tür, geometrik olarak, sayıca çok fazla büyüme eğiliminde olduğundan ve her türün değişmiş olan dölü, yapı ve alışkanlıklarda farklılık sahibi olarak daha da fazla çoğalmaya eğilimli olduğu ve doğa ekonomisinde daha çok ve geniş yerler elde edebildiği için, doğal seçilimde, her türün en değişken dölünü saklamak yönünde sürekli bir eğilim olacaktır. Böylece uzun bir değişim sürecinde, aynı türün çeşitlerine özgü küçük farklar, aynı cinsin türlerine özgü büyük farklara dönüşecektir. Yeni ve gelişmiş çeşitler, kaçınılmaz olarak, eski, daha az gelişmiş ve ara çeşit olanların yerine geçerek onları yok edecektir ve böylece, türler, daha fazla tanımlanabilir farklı varlıklar haline gelecektir. Büyük gruplara ait üstün türler, yeni ve üstün formlar doğurmaya eğilimli olacaktır; bu yüzden her grup daha çok büyüme ve karakter olarak da çok farklı olma yönünde eğilimli olacaktır. Sf. 457

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 457) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer doğada değişkenlik varsa ve güçlü bir etmen her zaman eylem yapmaya ve seçmeye hazırsa, çok karmaşık yaşam ilişkileri altında, bireylere bir şekilde yararlı olan değişimlerin, saklanacağı, biriktirileceği ve kalıtımsallaşacağından neden şüphe edelim? Eğer bir insan sabırla kendine yararlı olan değişimleri seçiyorsa, yaşayan ürünlerine değişen yaşam koşullarında yararlı olanları seçmekte doğa neden başarısız olsun? Sf. 456

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 456) kitabından birebir alınmıştır.

  • En canlı bireyler veya kendi yaşam koşullarıyla en iyi mücadele edenler genellikle en çok dölü üretir. Sf. 455

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 455) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu sınıflandırma, dilleri ele alarak açıklamaya değer olabilir. Eğer insanlığın tam bir soy ağacı elimizde olsaydı, insan ırklarının soya bağlı olan sıralanması, bugün dünyada konuşulan dillerin iyi bir sınıflandırmasını verirdi ve yok olmuş bütün diller, ara ve yavaş biçimde değişen diyalektler de dâhil edilseydi, bana göre, bu tek olası düzenleme olurdu. Sf. 414

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 414) kitabından birebir alınmıştır.

  • Böylece, diğer doğacılar gibi, bana da öyle geliyor ki, her tür kendi bölgesinde üremiş ve sonra göç etme gücü- nün ve eski ve yeni yaşam koşullarının müsaade ettiği ölçüde göç etmiştir seklindeki bakış açısı en uygunudur. Sf. 351, 352

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 351, 352) kitabından birebir alınmıştır.

  • Böylece doğacılar tarafından çok fazla tartışılan bir soruya geliyoruz; yani, türler, dünyanın bir mi, yoksa birçok noktasında mı yaratıldılar? Şüphesiz, aynı türlerin, bir noktadan, şimdi bulundukları tecrit edilmiş birçok bölgeye nasıl göç ettiklerini anlayabilmek çok zor. Sf. 350

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 350) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğal seçilim kuramı, her yeni çeşit ve sonunda her yeni türün, ortaya çıkarak, rekabete girdikleri üzerinde bir üstünlük elde etmesi ile yaşamlarını sürdürebilmeleri ve daha az avantajlı olan formların kaçınılmaz biçimde yok olması üzerine kurulmuştur. Sf. 321

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 321) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türlerin yok olması, hiçbir gerekçe olmadan gizemli bir karanlığa gömülmüştür. Bazı yazarlar, bireyin belli bir yaşam süresi olduğuna göre, türlerin de varoluş sürelerinin belirli olması gerektiğini düşünmüşlerdir. Sf. 319, 320

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 319, 320) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dünyadaki hiçbir hayvanın, farklı bir türün iyiliği için hareket etmediğine inanmama rağmen, yine de türler, diğerlerinin içgüdülerinden avantaj sağlamaya çalışır ve daha zayıf yapıda olanlardan avantaj sağlarlar. Sf. 222

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 222) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yapabilmek için deneyim gerektiren bir eylemimiz, bir hayvan tarafından deneyime bağlı olmadan sergilenince, özellikle de bu gençse ve bu, birçok birey tarafından da, neden yapıldığı bilinmeden, aynı biçimde ortaya konarsa buna içgüdü denir. Sf. 219

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 219) kitabından birebir alınmıştır.