Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Kolesterol güçlü bir beyin antioksidanıdır. Beyni serbest radikallerin yıkıcı etkilerinden korur. Östrojen ve androjen gibi steroid hormonların ve D vitamininin de öncü maddesidir. D vitamini yağda çözünen çok önemli bir antioksidandır ve vücudu, yaşamı tehdit eden birçok hastalığa neden olabilecek enfeksiyon kaynaklarından koruyan güçlü bir antienflamatuvardır. D vitamini aslında gerçek bir vitamin değildir ve vücutta daha çok bir steroid ya da hormon işlevi görür. D vitamininin doğrudan kolesterolden üretildiği göz önünde bulundurulduğunda Parkinson, Alzheimer ya da MS gibi nörodejeneratif hastalıkları olan bireylerin D vitamini seviyelerinin düşük olması da kesinlikle sürpriz değildir. Biz yaşlandıkça vücudumuzdaki kolesterol düzeyi genellikle artar ve bu iyi bir şeydir. Zira vücuttaki serbest radikal üretimi de yaşlanmayla birlikte artmaktadır. Kolesterol bu serbest radikallere karşı bir çeşit savunma duvarı oluşturmaktadır. Sf. 105

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 105) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilim, hasta beyinlerdeki yağ ve kolesterol seviyelerinin son derece yetersiz olduğunu ve yaşlılarda total kolesterol seviyelerinin düşük olmasının, ömrün kısalmasıyla ilişkili olduğunu çok kısa süre önce keşfetti. Vücut kütlesinin sadece yüzde ikisi beyinden oluşmaktadır ancak vücuttaki total kolesterolün yüzde yirmi beşi de beyinde bulunur. Yani beynin ağırlığının beşte biri kolesterolden oluşur!

    Kolesterol hücre zarının oluşumuna katılır, hücre zarını geçirgen hale getirerek hücresel “seçici geçirgenliğin” korunmasını sağlar ve hücrenin içinde ve dışında farklı kimyasal tepkimelerin gerçekleşmesine olanak tanır. Beyinde yeni sinapsların oluşmasının, hücre zarlarını birbirine tutturarak sinyallerin iletilmesini kolaylaştıran kolesterole bağlı olduğundan bahsetmiştik. Kolesterol, nöronlar arasındaki bilgi geçişlerini hızlandıran miyelin kılıfların da temel bileşenlerindendir. Bilgi aktarımı yapamayan bir nöron işe yaramaz ve atık olarak ayrılır. Bu atıkların oluşumu da beyin hastalıklarının en ayırt edici belirtilerindendir. Özetle kolesterol, beyinde iletişimin sağlanmasını ve beynin işlevlerini yerine getirmesini kolaylaştırıcı bir role sahiptir. Sf. 104, 105

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 104, 105) kitabından birebir alınmıştır.

  • Öte yandan margarinlerde ve işlenmiş gıdalarda bulunan sentetik trans yağların zehirli, tekli doymamış yağlarınsa -avokado, zeytin ve ceviz gibi besinlerde bulunan yağlar- sağlıklı olduğunu artık biliyoruz. Soğuk deniz balıklarında (somon vb.) ve bazı bitkilerde (keten tohumu yağı gibi) bulunan çoklu doymamış omega-3 yağ asitlerinin de “iyi” olduğunu öğrendik. Peki, kırmızı et, yumurta sarısı, peynir ve tereyağı gibi besinlerde doğal olarak bulunan doymuş yağlar nasıldır? Sf. 102

    Doymuş yağlar kalp kasının en sevdiği besin maddesidir ve kemikler de kalsiyumu etkin bir biçimde ayrıştırabilmek için doymuş yağlara ihtiyaç duyar. Doymuş yağlar sayesinde karaciğeriniz yağlarını temizler ve sizi alkolde ve ilaçlarda bulunan bileşenler gibi toksinlerin etkilerinden korur. Bağışıklık sisteminizdeki akyuvarlar mikropları tanıyıp yok etme ve tümörlerle mücadele etme yeteneklerinin büyük bir kısmını tereyağı ve Hindistan cevizi yağında bulunan doymuş yağlara borçludur. Hatta endokrin sisteminiz de aralarında insülinin de bulunduğu bazı hormonların üretimi için doymuş yağ asitlerine ihtiyaç duyar. Doymuş yağlar beyninize tokluk mesajını ileterek doyduğunuzda sofradan kalkmanızı sağlar. Sf. 103

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 103) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yağ, insan beslenmesinin temel taşlarından biridir. İnsan beyninin yüzde 70’inden fazla bir kısmı yağdan oluşur. Sf. 101

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 101) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karbonhidrat yerine yağ tüketilmesi, Tip-2 şeker hastalığının tedavisinde sıkça başvurulan bir yöntem haline gelmeye başlamıştır. Sf. 101

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 101) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsülin, glikozun hücrelere iletilip karaciğer ve kaslarda glikojen olarak depolanmasını sağlar. Karaciğer ve kaslarda glikojene yer kalmadığındaysa şeker yağa dönüştürülerek vücutta depolanır. Sf. 101

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 101) kitabından birebir alınmıştır.

  • Parkinson hastalığı da düşük kolesterol seviyeleriyle doğrudan ilişkilidir. Hollandalı araştırmacıların 2006’da American Journal of Epidemiology’de (Amerikan Epidemiyoloji Bülteni) yayınlanan raporunda; “yüksek kolesterol seviyelerinin Parkinson riskinin azalmasıyla ilişkili olduğu doz-etki ilişkisiyle kanıtlanmıştır.” 2008 yılında Movement Disorders (Hareket Bozuklukları) bülteninde yayınlanan bir araştırma, LDL (sözde kötü kolesterol) düzeyleri düşük olan bireylerde Parkinson görülme riskinin yüzde 350 oranında arttığını göstermektedir! Sf. 88

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 88) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsan metabolizmasının tercih ettiği yakıt karbonhidrat değil yağdır ve bu, insanlığın başından beri böyle olmuştur. Geçtiğimiz iki milyon yıl boyunca yağ açısından zengin bir diyetle beslendik ve karbonhidratlar hayatımıza bundan sadece on bin yıl önce yerleşik tarımla birlikte girdi. Biz hâlâ avcı ve toplayıcı atalarımızın genomuna sahibiz. Sf.84

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 84) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Hiçbir diyet sizi vücudunuzdaki yağların hepsinden kurtaramaz çünkü beyin tamamen yağdan oluşur. Beyninizden kurtulduğunuzda belki iyi görünürsünüz ama bunun dışında yapabileceğiniz tek şey, bir sonraki seçimlerde aday olmaktır.” George Bernard Shaw Sf. 81

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 81) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer bir simit, çörek, donut ya da kruvasan yedikten sonra kendinizi daha mutlu ve huzurlu hissediyorsanız hayal görmüyorsunuz ve yalnız değilsiniz. Glutenin midede çözülerek kan-beyin bariyerini aşabilen bir polipeptit karışımına dönüştüğünü 1970’lerin sonundan beri biliyoruz. Bu polipeptitler beyine girdikten sonra morfin reseptörlerine bağlanarak algısal bir sarhoşluk yaratırlar. Afyon içeren uyuşturucu maddeler de keyif verici ve bağımlık yaratan etkiyi göstermek için aynı reseptöre bağlanmaktadır. Bu etkiyi keşfeden Doktor Christine Zioudrou. Sf. 72

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.

  • Atalarımızın buğday yetiştirmeyi ve öğütmeyi öğrendiği günden bugüne aynı gluten çeşidini yiyerek gelmedik. Bugün yediğimiz tahıllar ile beslenme sistemimize on bin yıl önce giren tahıllar arasında çok az benzerlik var. Sf. 71

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doktor Hadjivassiliou’nun on yılı aşkın bir süre boyunca yürüttüğü çalışmalar, glüten hassasiyeti olan hastalar glutensiz diyet uyguladıklarında baş ağrısı şikâyetlerinin tamamen ortadan kalktığını göstermektedir. Sf. 68

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu nedenle bana multipl skleroz tanısıyla başvuran hastalarımdan gluten hassasiyeti testi yaptırmalarını isterim. Beyinlerindeki değişimlerin sebebi multipl skleroz değil, sadece gluten hassasiyeti olan birçok hastayla karşılaştım ve ne mutlu onlara ki glutensiz beslenme, durumlarının düzelmesi için yeterli oldu. Sf. 67

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 67) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gluten hassasiyeti özellikle glutenin, gliadin adlı bileşeninin antikor seviyelerindeki yükselmeden kaynaklanır. Bu antikor ve protein birleştiğinde (bir anti-gliadin antikoru oluşur) özel bir tip bağışıklık sistemi hücresinin içindeki belirli genler aktif hale gelir. Bu genler aktif hale geldiğinde enflamatuvar sitokin kimyasalları bir araya gelip beyine saldırabilirler. Sitokinler azılı birer beyin düşmanıdır ve özellikle de bu saldırılar uzun sürdüğünde beyindeki dokuları tahrip ederek onu hastalıklara ve işlev bozukluklarına karşı savunmasınız hale getirirler.

    Anti-gliadin antikorları beyinde mevcut olan ve gluten içeren yiyeceklerde bulunan gliadin proteini gibi görünen herhangi bir proteinle birleşebilir. Bunlar aslında beyinde bulunan bazı özel proteinlerdir ancak anti-gliadin antikorlarının bu farkı ayırt etmeleri mümkün değildir. Uzun yıllardır bilinen bu durum da yine enflamatuvar sitokinlerin oluşmasına neden olur.

    Bu bilgiler göz önünde bulundurulduğunda Alzheimer, Parkinson, multipl skleroz ve hatta otizm vakalarında yüksek sitokin seviyeleri görülmesi hiç de şaşırtıcı olmayacaktır. (Araştırmalar, ALS hastalığı tanısı konan bazı hastaların aslında sadece gluten hassasiyetinin olduğunu ve gluteni hayatlarından çıkardıklarında bu belirtilerin ortadan kaybolduğunu ortaya koymaktadır.) Gluten hassasiyeti ve beyin alanında dünyanın en saygın araştırmacılarından biri olan ve Sheffield’da bulunan Royal Hallamshire Hastanesi’nde görev yapan Profesör Marios Hadjivassiliou, 1996 yılında Lancet’ta yayınlanan makalesinde şöyle demiştir: “Elimizdeki veriler gluten hassasiyetinin, nedeni bilinmeyen nörolojik hastalıkları olan kişilerde yaygın olarak görüldüğünü göstermektedir. Bunun altında yatan nedenlerin araştırılması faydalı olabilir.” Sf. 60, 61

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 60, 61) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir birleşik protein olan gluten, krakerlerin, pastane ürünlerinin ve pizza hamuru gibi hamur işlerinin yapılabilmesi için unu bir arada tutan bir yapıştırıcı görevi görür. Sf. 57

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • Beyin ayakta kalabilmek için kolesterole ihtiyaç duyar. Kolesterol, nöronların işlevselliğini devam ettirebilmesi için hayati değer taşır ve beyin için çok önemli bir besin maddesidir. Sf. 48

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 48) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, en yüksek kolesterol değerlerine sahip olan kişilerin bilişsel testlerde düşük kolesterol değerlerine sahip olan kişilerden daha başarılı oldukları görülmüştür. Bu da kolesterolün beyni koruyan faktörlerden biri olduğunu kanıtlamaktadır. Sf. 41

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlerleyen bölümlerde kolesterolün, beyin sağlığının ve işlevselliğinin korunmasında ne kadar önemli bir rol oynadığını göreceksiniz. Yüksek kolesterolün beyin hastalıklarına yakalanma riskini azalttığını ve ömrü uzattığını ortaya koyan çalışmaların sayısı her geçen gün artıyor ve besinlerden alınan yağların da (burada trans yağlardan değil, iyi yağlardan bahsediyoruz) sağlıklı bir yaşamın ve işlevsel bir beynin anahtarı olduğu kanıtlandı. Sf. 40

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şeker hastası olmasalar da hayatları boyunca kronik yüksek kan şekeri değerlerine sahip olmak,

    Hayatları boyunca fazla miktarda karbonhidrat tüketmiş olmak,

    Kolesterolü asgari seviyeye indiren, yağsız bir beslenme programı uygulamak,

    Buğday, çavdar ve arpada bulunan gluten isimli proteine karşı, teşhis edilmemiş bir intoleransın (hassasiyetin) söz konusu olması. Sf.38

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 38) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsülin direncinin Alzheimer hastalarının beyninde görülen meşum plakların oluşumunu harekete geçirdiğini yeni öğrendik. Tuhaf bir proteinin birikmesiyle oluşan bu plaklar, beyne saldırarak normal beyin hücrelerinin yerini alıyor. Düşük insülin seviyeleriyle beyin hastalıklarının ilişkilendirilmesi sonucunda da bilim insanları “Tip-3 diyabet”ten bahsetmeye başladılar. Obez bireylerin beyin fonksiyonlarıyla ilgili sorun yaşama riskinin diğer bireylere oranla çok daha yüksek olması ve şeker hastalarında Alzheimer hastalığının sağlıklı bireylere oranla iki kat daha fazla görülmesi de bu konuda çok şey anlatıyor. Sf. 36

    Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 36) kitabından birebir alınmıştır.