Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • İbn Rustah’a (İbni Rüşd) göre, başkentte yerleşmiş olan Müslümanlar, “camileri, imamları, müezzinleri ve okulları” ile yaşıyorlardı. İbn Rustah ayrıca, bu dönemde, yalnızca kralların, önde gelen yöneticilerin ve yüksek sınıf mensuplarının Yahudi olduğuna da işaret ediyor. Judaizm, sıradan halkın arasında daha sonra yayılmıştı Halk kış mevsimini başkentte geçirir, ilkbahar ve yaz mevsimlerinde ise bozkıra çıkardı. Sf. 58

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 58) kitabından birebir alınmıştır.

  • Arap tarihçi İbrahim ibn Muhammed al İstakhri’ye göre, başkentte, 920’li yıllarda yaklaşık otuz tane cami vardı. Hazarya’da paganlar da yaşıyordu. Yine 920’lerde, Arap seyyah Ahmet İbn Fadlan’ın kayıtlarına göre, Hazaran, bir Müslüman olan ve Müslümanlarla ilgili dava ve anlaşmazlıklara bakan, ‘Haz’ tarafından yönetiliyordu. 943 yılında ise Müslümanların bu tür gereksinimleri, Ahmet ibn Kuya adlı bir vezir tarafından karşılanıyordu. Sf. 57

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çok sayıda Yahudi’nin yerleştiği Hazarya, çok geniş bir ülkeydi Çok güzel doğa manzaralarına sahip olan şehirleri, (özellikle de Atil, Tmutorokan ve Samandar) aynı zamanda birer ticaret merkeziydi.

    İmparatorluğun merkezi topraklarını, bugün Astrakhan, Kalmykia, Dağıstan, Rostov, Volgagrad, Ingushetia, Kabardino-Balkarsk, Kuzey Osetya ve Çeçenistan olarak bilinen bölgeler oluşturuyordu. Sf. 53

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • Diğer birçok Ural-Altay grubu halklarında da, etnik kökenlerinin hayvanlardan geldiğine dair benzer hikâyeler mevcuttur. Örneğin; Macarlar Arpad Hanedanının kurucusu olan Almos’u bir kartalın doğurduğuna inanırlardı. Sf. 45

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türki dillerde, “Bulgar” sözcüğü “karışık” anlamına gelir ve “karıştırmak” anlamına gelen ve yine Türki bir sözcük olan, bulgha sözcüğünden türemiştir. Bu nedenle, Bulgarlar, aslında birçok Hun ve Türki grubun birbirleriyle karışarak meydana getirdikleri, bir klanlar birliğidir. Sf. 41

    Bulgarlar, 630 yılında Don, Kuban ve Dinyeper nehirleri boyunca uzanan bağımsız bir devlet -Büyük Bulgaristan – kurdular, Kurdukları bu devletin başkenti, Taman Yarımadası üzerindeki Phanagoria idi. Sf. 42

    Kubrat Han 642 yılında öldü. Sekiz yıl sonra, Büyük Bulgaristan toprakları Hazarlar tarafından zapt edildi.

    Bulgarların bir kısmı, Balkanlar’a, Tuna (Danube) Havzası’na göç etmek zorunda bırakıldı, Bulgar Krallığının şekillenmesinde, bu göçün büyük rolü vardır. Bu Bulgarlar, 701 yılında ölünceye dek, Kubrat’ın üçüncü oğlu Asparuk tarafından yönetildiler. Sf. 42

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 41, 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • Altıncı yüzyıl boyunca, içlerinde Kırım’ın da bulunduğu Avrupa bozkırları, hâlâ daha Hunların egemenliği altındaydı. Kırım’ın Hun tebaasına bağlı krallarından biri olan Grod, Bizans İmparatoru I. Justinyen ile bir ittifak kurmaya uğraşıyordu. Bu amaçla, 528 yılında Hıristiyanlığı kabul etti ve birçok pagan putunu eriterek, gümüş ve altın-gümüş alaşımı sikkeler haline getirdi. Kırım Hunları, Grod’dan hoşnut değillerdi. Bu yüzden, Grod’u öldürerek yerine pagan olan kardeşi Mougel’i yeni kralları olarak tahta geçirdiler. Sf. 36

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 36) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tahminen 570 yılı dolaylarında, Hazarlar da Batı Göktürk İmparatorluğu’nun yönetimi altına girmişlerdi. Sf. 37

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türki halklar, soylarının Nuh Peygambere kadar dayandığına inanıyorlardı. En önemli Hazar krallarından biri olan Joseph, ünlü “Hasdai ibn Shaprut’a cevabında, Hazarların, Togarmah’ın on oğlundan yedincisi olan “Kozar”ın soyundan geldiğini belirtir. Ortaçağ Yahudileri, bu iddiayı kanıtlamaya çalışmışlardır. Örneğin, Joseph ben Gorion tarafından yazılan, onuncu yüzyıl Yahudi tarihi Sefer Yosippon, Togarmah’ın oğlu Kozar’ın, Bulgarlar, Peçenekler ve diğer Türk grupların atalarını temsil eden dokuz erkek kardeşi olduğunu anlatır. Sırasıyla, Tekvin 10:2 ve 10:3, Togarmah’ın soyunu birkaç kuşak geriye doğru izler. Sf. 29

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kimilerine göre Türkler, İranîler ve Moğolların karışımıydı.

    İbn-Said el Mağribi, Hazarları mavi gözlü, açık tenli ve kızıl saçlı olarak tarif etmiştir. Diğer birçok eski Türk boyunun da kızıl saçlı olduğu bilinmektedir. Çin ve Müslüman kaynakları, Yenisey Nehri’nin üst kıyıları boyunca uzanan Sayan Dağları’nın kuzeyinde yaşamış olan eski Kırgızları kızıl saçlı, mavi gözlü ve beyaz tenli olarak tanımlar.

    Buna ek olarak, 823-832 yılları arasında hüküm süren Uygur hükümdarının adının da Hosa t’e-le (Hazar Tekin) olduğunu belirtmekte yarar var. Bu liderlerin Hazarlar ile bir akrabalığı var mıydı? Senga’ya göre Ko-sa, Uygurlar ile değil, fakat T’ieh-le klanları ile bağlantısı olması muhtemel olan Ssu-chieh (Şikârı) klanının liderinin soyadı idi ve T’ieh-le klanları Hazarların atalarıydı. Ne olursa olsun, Qasar-Hazar bağlantısı şu an için kesin değildir; fakat ileride bu bağlantının ortaya çıkarılması olasılık dâhilindedir. Sf. 27

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hazarlar, ağırlıklı olarak Türk’tü. Yunanlı tarihçi Theophanes (725-818) kayıtlarında, Hazarları doğudan gelen Türkler olarak ifade eder. Türklerin soyunu anlatan efsaneler, Hazarları; Oğuz’lar, Avarlar, Sabirler ve Bulgarlar gibi diğer Türk boylarının kardeşi olarak adlandırır. Süryani efsaneleri de Hazarların “Khazarig” olarak adlandırılan atalarından, Bulgarların kardeşi olarak bahseder.

    Çin kayıtlarına dayandırılan bir Türk efsanesine göre, ilk Türkler geniş bir bataklığın kenarında yaşıyorlardı. Sf. 23

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • Göçebe topluluklar, bin yıl boyunca, Orta Asya ve Güney Rusya steplerinde yaşadılar. Günümüzde hala yaygın olan inancın aksine, bu insanlar bir kültüre ve uygar yaşam özelliklerine sahiplerdi. Sf. 21

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu kitabı, Hazar İmparatorluğundan herkesi haberdar etmek ve Yahudi kökenlerimizi yükseltecek olması umuduyla yayınlamaktan mutluluk duyuyorum. Sf. 17

    Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudi örflerinde evlenmeler ise sonsuza dek akitlerine dayanmaktay­dı. Havra’da adeta sözleşme yapılırdı. Evlenen çiftlerin birbirini terk et­mesi olanaksızdı. Sf. 133

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 133) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudiler, kendi yerleşim bölgelerine yakın Eski-Yeni Hamam’da ban­yo yaparlardı. Banyo sırasında “Boy Abdesti” almayı da unutmazlardı. Sf. 133

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 133) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evlere 8 gün süresince ekmek girmezdi. Bayram, Hz. Musa’nın Firavundan kaçışı sırasında, yiyeceği kalmadığı için sadece un ve suyla yaptığı hamursuz yiyeceklerin anısına izafe edilmekteydi. Bayramın sekizinci günü evlere “Mersin Dalı” atılarak bayram tamamlanıyordu. Sf. 131

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 131) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudi defin törenlerin de kimi ilginç uygulamalar görülebilmektedir. Gözlemler göstermektedir ki, ölümlerde defin gece vakti yapılmaktadır. Son dönemlerde gündüz definlerine de rastlanmışsa da genel ve gelenek­sel uygulamada defin gece yapılmaktadır. Oysa İslami geleneklerde ak­şam saatinden sonra defin yapılmamaktadır. Yahudiler’in ellerde meşaleler ve yüksek sesle okunan dualar eşliğinde grupça gece vakti de gömme örfü geliştirdikleri anlaşılmaktadır. Grup cenazeyi başlar üstünde taşımaz yere yakın taşırdı. Bunun nedeni cenaze taşınırken altından kim­senin geçmemesi içindi. Sf. 127

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 127) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kısaca “Alyans” olarak adlandırılan ve “Birleşme” anlamına gelen sözcük, Universal (Evrensel) ve “Israelite” ulusal kimlik genişliği ile Yahudi dünyasına beklenenden de hızlı girdi ve gelişti. Özellikle İzmir’de 1873 yılında açılan Alyans’ın sahip olduğu öğrenci sayısı 300 kişiden oluşurken, diğer bir kız Alyans okulu 250 öğrenciye sahipti. Alyans dışında, Sanayi Kız okulu 25, Sanayi Er­kek okulu 60, Tüccar okulu 60, Talmut Tore 440, Kız okulu 62 ve Yahu­di okulu 60 öğrencisiyle toplam 1357 kişiye ulaşan bir eğitim-öğretim ya­rışına girmekteydi. Sf. 115, 116

    Kuşkusuz Yahudi eğitimi ve öğretiminde en önemli okul Rüştiye idi. Sf. 117

    1908 yılında öğretmen kadrosunun aynı kaldığı ve öğrenci sayısının da I50’ye indiği görülmektedir Yahudi Okulu’nun 1932 yılına değin işlevini sürdürdüğünü görüyoruz.. Zira bu tarihte Cumhuriyet İlkokuluna öğrenci “Nakil”leri olmaktadır 1933 yılında da sözünü ettiğimiz gibi tüm okullar kapanmıştır. Sf. 117

    Alyans’ın belirgin etkisi kadınlara oldu. Alyans bu şekilde hem Yahu­di kadın ve kızlarına iş üretmekle kalmadı, modayı da kente soktu. Özel­likle Yahudi evlerinde gelişen “Dikiş Sektörü” önemli hamlesiyle kentin adeta rakipsiz terzilerini üretti. Sf. 118

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 115 ile 118 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Drahoma” adı verilen geleneksel “Başlık Parası” genç ge­lin adaylarının korkulu rüyası olmayı tarih boyu sürdürmüşe benzemekte­dir. Bir genç kız, evlenebilmek için eş olacak erkeğe, önceden belirlenen bu “Drahoma”yı vermek zorundadır. Bir genç kız için bu parayı bulmak ve biriktirmek yıllar almaktadır. Sf. 107

    “Drahoma”yı sağlayan kızlar ise, ileri yaşlarında evlenebilmektedir.

    Bu kez de Yahudi ailelerde gördüğümüz ve güçlü azınlık olarak yaşama düşüncesinden kaynaklanan “Çok çocuk edinme” sendromu yaşanmakta­dır. 30-40 yaşlarında yapılmış bu evliliklerde, artarda 7-8 çocuk doğur­ma zorunluluğu, vücudun onarımını da güçleştirmektedir. Bu nedenle ai­lelerde kadın adeta, “Doğurma zorunluğu”na teslim olduğundan, dinlen­me, eğlenme ve de diğer sosyal uğraşlardan uzaklaşma konumuna düş­mektedir. Sf. 107

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 107) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kentteki aileleri genel olarak ele aldığımızda yeni soyadı kabulüyle, geniş bir tablo ortaya çıkmaktadır:

    Akcan, Akdura, Akkuş, Akoğul, Andıç, Anak, Arı, Artan, Ateşalp, Ata­şe, Ayçiçek, Aygen, Azal, Azan, Bagalı, Bahalı, Bakış, Barıtoğlu, Bars,Barsan, Basmacı, Basmacıoğlu, Başaran, Batan, Beydemir, Bezek, Bile, Biter, Büberoğlu, Candan, Cen, Çerçi, Dağaç, Deyerli, Dinmez, Donduer, Ediş, Ediz, El büken, Erkasap, Erez, Erinç, Eriş, Erkal, Erkip, Erman, Esmersay, Etker, Geçgil, Gökaslan, Götür, Güdürü, Gülek, Gü- müç, Gümül Güncü, Gündoğan, Günek, Güneyli, Güngen, Güredik, Gü­re, Güreli, Gürevin, Güt, Güvenilir, Güvez, Güz, Güzenge, Halavrut, Ha­lıcı, Hamarat, Hamursuz, Haykur, Hekimoğlu, Hora, Hortum, Hovça, Huz, Hügül, Idacı, Igaç, Iğırcalı, ildin, Ildırar, Ildız, Ilgım, Ilıkçı, Ilıkım, Ilıman, Imga, Imırgı, Imrak, Inağ, Irdam, Irgaç, Irgav, Ircı, Irım, Istık, |şım, Işkırık, Izgış, İba, İbil, İçigen, İçingir, İçlek, İde, İdgü, İdikut, İdin, İdiz, İlbi, İldeş, İmren, İnam, İnanç, İgeç, İgüş, İğnek, İğsen, İğsiz, İke, İkseleyen, İksinük, İpek, İplikçi, İravul, İşgören, İşiyel, İşlek, Işkırık, Kan, Kanat, Kansu, Kanyas, Kapar, Karakoy, Karam, Kaya, Kaymaz, Kesener, Kirişoğlu, Konar, Korkan, Korkmaz, Kökenek, Köni, Köseli, Laçin, Limonoğlu, Mutlu, Mutluoğlu, Örgün, Sağol, Sağman, Sakızlı, Şamar, Sarıaltm, Sarısaban, Sevimli, Sevinir, Simar, Sincar, Simli, Sini, Söğütlü, Sütcüoğlu, Şarapçı, Şapkacı, Şeftali, Şemin, Talşik, Tatlıdil, Te­neke, Tenekeci, Tokyay, Tuzcular, Türel, Umudum, Unar, Uyanıker, Uyguner, Uzan, Uzar, Uzunçalar, Uzunçolak, Üstün, Yemişçiler, Yenidünya, Yeniköy, Yolcu ve Yüzügüler olarak yer almaktadır. Sf. 95, 96

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 95, 96) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1900 yılında İzmir’i ziyaret eden Paul Lindau, Yahudi mahallesinin diğer mahallelere göre daha bakımsız ve düzensiz olduğunu ileri sürmektedir. Türk ve Yahudi mahallelerine göre Rum ve Ermeni mahallelerinin daha göze batıcı olduklarını ifade ederken, özellikle Yahudi mahallesiyle ilgili gözlemlerine geniş bir yer ayırır; Sf. 90          

    “Yahudi Mahallesi ise en pis ve en huzursuz olanı. Yahudi Mahallesi daha önceki Avrupalı gezginlerin de tasvir ettikleri gibi, insanın iştahını kaçıran pis kokulu, iğrenç bir yer. Üstelik çok da kalabalık. Burada ilginç görüntüler çok; Erkekler sivri sakallı ve içi hayvan postu kaplı uzun kaftan giyiyorlar. Kadınlara gelince: En çirkin ve yaşlı olanı bile, göğsü çok açık elbiseler giyiyor. Kendilerine has bir de saç süsleri var. Bu bir nevi alın süsü olup, ön tarafı işlemeli, buna bir de başörtüsü ekli. Bu başörtüsü saç ayrımını ve başın arka kısmını örtüyor. Birçok Yahudi kadın, kulaklarının ardına karanfil takmayı da ihmal etmiyorlar. Küçük kirli çocuklar pek tatlı. Bebeğini emziren annelerinin etrafında oynuyorlar.

    İzmirli Yahudilerin arasında büyük fakirlik ve acı bir sefalet hüküm sürüyor. “Alliance İsraelite”nin gayretleriyle büyük başarılar elde edilmiş olmasına rağmen, şimdiye kadar genelde bir netice vermemiştir. Bu yıkık dökük evlerin pisliği, birbirine bitişik iç içe inşa edilmiş, gerçekten yıkılmaya yüz tutmuş bu kulübelerden dışarı vuran bu pis koku, gerçekten ürpertici!

    Bilgiye susamışlığın bu iğrenç sokaklardan sürüklediği herkes, şu fikre kapılacaktır. Burada ya bir yangın çıkarsa, ya da bir salgın hastalık baş gösterirse! Bu, dünyayı dehşete veren bir felaket olurdu.” Sf. 91

    Bu kokunun “Soğanı yakma” âdetinden kaynaklandığı ifade edilir. Oysa, Türk ailelerin dile getirdikleri ve bir deyim haline gelen “Yahudi karısı gibi her gün çamaşır yıkıyor” ifadesi bir temizlik göstergesiydi. Sf. 91

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 90, 91) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2006); Yazar, Tire Yahudileri, İzmir Yahudileri gibi değildi çok temizlerdi diyor.