Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Ancak, 1942 yılında çıkarılan “Varlık Vergisi” kentteki özellikle Yahudiler’in güç koşullar altında yaşa­ma sürecini başlattı. Ardından İsrail Devleti’nin kurulması ve giderek Yahudilerin de göç almasıyla tarihi sosyal coğrafya değişime uğradı. Tarih boyunca devam eden birliktelikler 20. yüzyılla birlikte sona ermiş oldu. Sf. 90

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 90) kitabından birebir alınmıştır.

  • 19 Eylül 1900 tarihinde Donna adlı bir Yahudi kızı, Kaymakamlığa başvurarak, Müslüman olmak is­tediğini belirtmişti. Kaymakamlık, Donna’nın isteğini Kadı’ya iletmiş, Kadı da isteği kabul etmişti. Bunun üzerine, Kadılık, Musevi toplumu li­deri Hacı Hahambaşı’na çağrıda bulunmuştu. Kent meclisinde Hahamba­şı, Donna’yı bir kenara çekerek uzun telkinlerde bulunmuş, ancak, Donna’nın kararlı olması nedeniyle kararı onaylamak zorunda kalmıştı. Ta­nıklar önünde Donna Müslüman olmuş ve Emine adını almıştır.  Sf. 75 

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 75) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yunan işgali sırasında Türk-Yahudi yakınlığı daha da belirgin hale gelmişti. Yunan birlikleri kendilerine tam destek vermedikleri gerekçesiy­le Yahudileri daima eleştirmektedir. Türklerle Yahudiler arasında o denli güven vardı ki, zaman zaman müftüler vekâlet vermeleri gerektiğinde “Rabin”lere geçici olarak vekâlet verebiliyorlardı. Hatta kent yöneticile­ri, Tire’nin Yunanlılarca işgal edildiği yıllar içinde her türlü bilgiyi Yahudilerden alabiliyorlardı. Sf. 74

    Bu konuda ki ilginç bir örnek de Menahem Duenyas’tır. Menahim, Çakırcalı Mehmet Efe’nin en önemli danışmanlarından biriydi. Mehmet Efe, en güç kararları daima Menahim’e danıştıktan sonra vermekteydi. Çoğu kez önemli kent içi buluşmalar Menahim’in evinde olurdu. Çakıcının endişe­siz girdiği “Yatak”larından biriydi Menahim’in evi. Daha çok Mehmet Efe, bu dostuna “Kel Hayım” diye seslenirdi. Çakırcalı, Menahim aracı­lığıyla Yahudi yoksullara da önemli yardımlarda bulunmaktaydı. Yine Menahim’in katkısıyladır ki, birçok yoksul Rumlar bu şemsiye altına alınmaktaydı. Çakıcı vurulduktan sonra yakılan türkülerde, azınlıkların “Çakıcı Mehmet vuruldu, yetim kaldık” ifadeleri bu duyguları ifade edi­yordu. Sf. 74

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 74) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudi grupların eğlencelerde ve de dinlenme saatlerinde elle­rinden düşürmedikleri “Boyoz”, “Tuzlu Bakla” ve “Kavrulmuş karpuz çe­kirdeği” Türklerin de ilgi gösterdikleri yiyeceklerdi. Hatta bir Yahudi içe­ceği olan “Sübiye” daha sonraları Türklerin de vazgeçemediği bir içecek olup çıkacaktı. Sofra kültüründen yine bize kalan “Pandispanya”, “Sakız Macunu” ve “Piyaz”ı da anımsamak gerekir. Diğer bir kültürel miras da “Karambol”du. Bu oyun Tire’de geniş bir alan bulmuş, özellikle halk ta­rafından çok benimsenmiştir. Sf. 73

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak, Rumların kenti terk etmelerinden sonra ekonominin kontrolü tamamen Yahudi iş adamlarına geçmiştir. Özellikle bu yeni süreç tüccar sınıfının giderek canlandığını ve sayısal artış gösterdiğini açıklamaktadır. Kent merkez çarşı hâkimiyeti genel olarak Yahudi iş adamlarının kontrolüne geçmekle kalmamış, ticari yaşam canlılık kazanmıştır. Cumhuriyet Dönemi, Yahudiler’in ekonomik ve sosyal yaşamında, önceki dönemlere göre oldukça farklı bir görüntü vermektedir. Sf. 62, 63 

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 62, 63) kitabından birebir alınmıştır.

  •  İlginçtir ki, 1908 yılındaki meclis idare heyetinde, gerek nüfusça gerek ekonomiye hâkimiyetlerine karşın kent yönetiminde Rum kesiminden temsilci yoktur. Buna karşın Yahudi cemaatinden Çelebon Beje’nin seçil­mesi anlamlıdır.

     II. Meşrutiyet’ten itibaren Belediye Meclislerinde, Haim Beja Robeno, Haim Beja Sebatay, Bohor Danon ve Şmail Barsimento’nun görev aldığı­nı görüyoruz.

    İlginç bir konu da Belediye örgüt yapısı içinde Yahudi nüfusunun önemli bir konum ve güvenilirlik elde ettiği örneğidir. Kentin İtfaiye Teş­kilatı Yahudilerden oluşmaktaydı. Örneğin, 1930-40’lı yıllardaki “Tu­lumbacılar” 9 kişilik bir ekipti. Bu ekip bir başkan ve sekiz tulumbacıdan oluşuyordu. Sf. 113

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 113) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tanzimat’ın getirdiği ticari haklar ki bunların başında ekonomik yaptırımlar ve zorunluluklar gelmektedir, dengeleri değiştirmiştir. Kara gümrüklerinin kaldırılmasıyla ekonominin Rumların lehine çalışması ve nüfusun ticari ayrıcalıklar elde etmesinin yanında, geniş kapsamlı bir organizasyonun da öncüsü olmuştur. “Tanzimat-ı Hayriye”nin ilanıyla kara gümrüklerinin kaldırılması ve vergi alınmaması esası dış ticaret girişimlerinin önünü açmakla kalmamış, mahkemelerin fiyat tespitleri Rum tüccarların cesaretini arttırmıştır. Bu dönemden itibaren başlayan ticari atılımlar Rumların dış dünyaya açılmasını kolaylaştırmıştır.

    Ancak, daha önce de değindiğimiz üzere, Rumların 1922’de kentten ayrılmalarından sonra, Yahudiler’in yaşam standartlarının kısmen değiştiğini söyleyebiliriz.

    Özellikle iş alanlarının doldurulmasında ve yeni ticari koşullara uyumda Yahudi çalışkanlığının önemli rol oynadığını belirtmek gerek. Tirelilerin deyim haline gelen söyleminde; “Yahudi işi, iş Yahudi’yi bulur” bir gerçeklik payı da yok değildir. Sf. 55 

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tire çerçileri, Rum Ermeni ve Yahudi olarak görünmekteyse de asıl ağırlık Yahudi çerçilerde toplanmaktaydı. Tire tarihinin ekonomik lokomotifini oluşturan Yahudi iş adamları önce çıraklık örneği mesleğin kurallarını ve ahlakını “Çerçilik” aşamasıyla kazanmışlardır. Bu nedenle çerçiler üzerinde durulması gereken ciddi bir kesimi oluşturmaktadırlar. Çerçiler, geleceğin Yahudi tüccarlarının pişmesini, ticareti öğrenmesini sağlamakla kalmamış, ticaret ahlakını da çevreleriyle paylaşmışlardır. Sf. 53

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • Avram Galante, 1904 Tire ziyaretinde, kentte 360 aile bulunduğunu ve yaklaşık olarak bunun 1.600 nüfusu karşıladığını belirtirken, özellikle da­ha sonra 1914-1918 arasında Filistin’e önemli göç olduğu ve Tire’den 200 ailenin ayrıldığını eklemektedir. 1927 yılı resmi rakamını ise 1.063 olarak vermektedir. Yine Galante’nin Tireli Yahudilerin ifadelerine daya­narak kentteki Yahudi nüfusu, Selanik, Bursa ve İstanbul Yahudileri ya­kından izlemekte ve kendileri için fevkalade öneme sahip Tire’yi daima besleme düşüncesiyle göç vermektedirler. Bu “Küçük Safed” Yahudi dün­yasının gözbebeği gibi yakın koruma altındadır. Hatta Fransa Kralı 14.Lui’nin görevlendirdiği Paul Lukas, Tire’deki Yahudi nüfusunun azal­dığını özellikle krala da aktarmıştır. Sf. 47

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.

  • Diğer bir bilgi de Yahudi bir din adamının naklidir. Havra’da görevli İlya Sağman’ın, Yahudiler’in kentteki ilk mezarlıklarında bulup okudukları bir kitabedir. Alayparkı ile Askerlik Şubesi arasında yol yapım çalışmaları sırasında ele geçen kitabenin 700 yıl önceye ait olduğunun tespitidir. Havra müezzini İlya Sağman’ın bu nakli 1953 yılma aittir. Nakle göre mezar taşı 1200’lü yıllara uzanmaktadır. Zira İlya Sağman 1955 yılında İsrail’e göç etmiştir. Bu nakil bilgisi Tire Yahudilerinin anonim bilgilere göre 13.yy. sonlarında Tire’de bulunduklarını göstermektedir. Sf. 41

    Daha önceki dönem bilgileri içinde yer alan İbni Batuta ziyareti 14. yy’in ilk yarısında Küçük Menderes Havzasında Yahudi varlığına işaret etmektedir. Örneğin, İbni Batuta’nın 1333’de başkent Birgi’de Aydınoğlu Mehmet Bey’i ziyaretlerinde, Beylik lideri hekiminin bir Yahudi olması, gezginin tepkisini çekmiş, hekime gösterilen saygıyı İbni Batuta kabullenememiştir. Hatta Tire’de önemli bir aile kökü oluşturan “Hekimoğulları”nın bu aile köküne uzandıkları akla gelmektedir. Sf. 41

    Diğer taraftan, Avram Galante, fetihten sonra İstanbul’un yapılanma­sında, Fatih’in Tire Yahudilerini İstanbul’a yerleştirdiğini kaydetmekte­dir. Sf. 41

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • Diğer taraftan Şeyh Bedreddin olayları sürecinde bölgedeki Yahudi varlığından söz edilmesi belgelerle uyuşmaktadır. Osmanlı tarihçilerin­den Murat Bey; “Tarih-i Ebül Faruk” adlı kitabında, ayaklanmacıların “Cami, kilise ve sinagoglara” dokunmadıklarından söz etmektedir. Bu ve diğer kaynaklarda ifade edilen “Sinagog” varlığı bölgede önemli Yahudi nüfusunun bulunduğunu göstermektedir. Diğer taraftan Bedreddin olayla­rının Manisa ayağındaki lideri Torlak Kemal’in Yahudi olduğu konusun­daki görüşlere, Muhyi Çelebi, Lütfi Paşa, Cevdet Paşa ve İsmail Hakkı Uzunçarşılı destek vermektedirler. Zira Osmanlı vakanüvisleri 1400 yı­lından itibaren baş gösteren ayaklanmalarda Yahudiler’in de desteğe ka­tıldıklarını ve propagandalarda göründüklerinden söz etmektedirler. Ti­re’deki kırsal kesimde oluşan Yahudi köyünün “Cühudlu” adıyla yer al­masına karşın coğrafi konumu ne yazık ki tam olarak belirlenememiştir. Ancak köyün Hisarlık Köyü ile birlikte anılması, “Hisar”lı bir yerleşim yakınında olduğu izlenimi vermektedir. Bu da büyük olasılıkla Balım Sul­tan çevresinde yada Kaplan Köyü yakınlarında olabileceğini göstermek­tedir. “Cühud” Tire ağzında yaygın olarak “Çıfıt” olarak telaffuz edil­mektedir. Hatta Gümüşlük (Muğla) ve Seferihisar (İzmir) bölgeli “Çıfıt Adası” varlıkları ayrı bir değerlendirme başlığı da açmaktadırlar. Sf. 40

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudiler, Beylikler Döneminden, İsrail Devleti’nin kuruluşuna değin, Osmanlı toprakları üzerinde huzurlu bir yaşam sürmüşlerdir. Tarihsel sü­reçte Fatih ile başlayan koruma şemsiyesi hanedan zincirinde aralıksız de­vam etmiştir. İstanbul’daki Hahambaşılık Kaymakamlığı daima saygı görmüş ve kimi istekler doğrudan Sultan’a iletilebilmiştir. Öyle ki, Theodore Herzl, II. Abdülhamit’ten Yahudiler için özerk nitelikli bir İsra­il yerleşimine izin vermesini istemesine karşın, Sultan’ın Yahudi gazete­ciyi saygı ile dinlemesi tarihsel hoşgörülerin en kayda değeridir. Başka bir ülkede, ülke yöneticisinden toprak parçası istemek olası mıdır? Sf. 19

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kan İftirası” denen bir suçlamanın yaygınlık kazanması, Yahudi toplumuna karşı bir dikkat un­suru oluşturmuştu. Yahudiler’in “Hamursuz” bayramlarında hamura insan kanı karıştırdıkları yolundaki inanç, Yahudi katliamlarına değin uzanmış­tı. Bu iddia tarih boyunca Hristiyan -Yahudi dünyasını karşı karşıya ge­tirmiş ve tarihe “Kan İftiraları” adıyla tehlikeli bir malzeme oluşturmuş­tu. Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi Tire’de de çocukları korkut­mak amacıyla sıkça kullanılan ve gelenekselleşen bir ifade bu olaya dö­nüktür. Çocukların Yahudi evlerine girmemeleri konusunda kullanılan “İğneli Beşik” uyarısı bunlardan biriydi. “Kan İftiraları”nın bir ara 19.yy’da yoğunluk kazanması üzerine, Sultan Abdülmecit 1841 yılında bir buyruldu yayınlayarak, kuşkuları gidermeye çalışmakla kalmamış tebaası arasındaki huzuru korumaya özen göstermişti. Sf.17

      Çeyrek asır sonra benzer iddia ve suçlamaların yoğunlaşması üzerine Sultan Abdülaziz 1866 yılında tekrar buyruldu yayınlamak zorunluluğunu duymuştu. Kısa süre içinde ard arda gönderilen buyruldular, bu tür iftiraların geçersiz olduğunu vurgulayarak Yahudiler’in rahat bir nefes almasını sağlamıştı Ve üstelik devlet, tarihsel suçlamanın geçersizliğini ilan etmekle kalmamış ve bu aklanmaya resmiyet kazandırmıştı. Bu şekilde de Yahudilere devlet güvenliği sağlanmış oluyordu. Böylece tüm dünyada ilk kez, “Kan iftirası” adlı tarihsel bir suçlamayı devlet olarak reddeden Osmanlı, Yahudilere derin bir nefes aldırmaktaydı… Sf. 18

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 17, 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hatta bu göç hareketleri 20.yy’a değin devam et­miştir. Özellikle, İzmir’in Beni İsrail, Sansino ve Hahambaşı mahalleleri ile Bayındır ve Ödemiş Yahudi mahallelerinin Tire kaynaklı göçlerden ol­dukça beslendikleri nüfus kütük kayıtlarından anlaşılmaktadır. Sf. 15

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.

  • Öyle ki, 1531’de dahi İzmir’de Yahudi yerleşimi yoktur. Oysa Tire, 14, 15 ve 16.yy’larda bölgenin en gelişmiş kentidir. Kentin, İzmir’ den önce bölge­nin en hareketli liman kenti olan Kuşadası’nın ulaşım yolu üzerinde bulu­nuşu ve kervanların Tire’den geçmesi gelişimde etken olmuştur. Öyle ki, belgelerde Gediz’den Kuşadası’na yönelen kervanlardaki deve sayısının 800-1.000 arasında değişmesi canlılığın göstergesidir. Hatta Kervansa­rayların konaklama gereksinimini karşılayamaması nedeniyle hayvan ba­rınaklarının (Dam) yapımlarının arttığı görülmektedir. Fatih döneminde kent, 26 mahalle ve 1.194 haneye sahiptir. Özellikle Fatih, iskân politika­larında Tire’yi oldukça fazla kullanmıştır. Öyle ki, İstanbul’da açılan ilk Yahudi mabetlerinden biri de “Tire Sinagogu” dur. “Önemsiz bir kent” midir ki İstanbul, Bayburt ve Üsküp iskânlarında Tire temel zeminlerden başlıcasını oluşturmaktadır. Yahudi iskân politikasının alt yapısını kavra­yabilmek için Tire’nin iyi tanınması gerekmektedir. Kent, 14.yy’ dan iti­baren; Urgancılar, Ketenciler, İpekçiler, Tarakçılar, Takkeciler ve Doku­macılar gibi endüstriyel nitelikli mahallelere sahiptir. Bunlar Cumhuri­yet’e değin mahalle adı olarak yaşamışlardır. Ketenci ve İpekçiler adı ise mahalle olarak varlığını hala sürdürmektedir. Kaynaklar, kentin Osmanlı ekonomisinde 19 ürün pazarına hâkim olduğunu göstermektedir. Ayrıca, dış ticaret alanında önemli etkinliğe sahiptir. Özellikle, urgan, pamuk ip­liği ve dokuma endüstrisindeki bu hakimiyeti salnamelerde de ifadesini bulmuş görünmektedir. Canlı bir ekonomik merkez oluşu nedeniyle 16.yy’ın sonlarında kentte 28 kervansaray, 20 hamam bulunmaktadır. Ve merkezdeki 1.013 vakıf dükkan sayısı açısından Anadolu’da 4. kenttir. Oysa, İzmir’de 1531’deki dükkan sayısı 50’dir.  Sf. 12

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

  • Daha açık bir ifadeyle 1531 tarihinde henüz İzmir’e göç yoktur ve hatta çevresinde dahi İber Yahudileri yerleşimi bulunmamakta­dır. Oysa göçler öncesi Tire, ekonomik ve sosyal organizasyonunu ta­mamlamış bir kenttir. İç ve dış ticarette önemli bir etkinliğe sahiptir. Sf. 11

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • Buradaki (Tire’deki) hane sayısı 1531 tarihinde 88’dir.

    Fatih döneminde Tire Yahudilerinin İstanbul’a taşınmasıyla boşalan Yahudi yerleşimi, İspanya ve Portekiz göçleriyle yeniden doldurulmuştur. İspanya ve Portekiz göçlerinin temel nedenini anlayabilmek, daha açık bir söylemle İber dışlanmasının gerekçesini tarihsel bir belge ile açıklamak daha gerçekçi olacaktır.

    Yahudi göçlerinin genel akış ve bilgilerine geçmeden önce, bu tarihsel dışlamanın önemli belgesi olan “Kovulma Fermanı”na değinmek gerekmektedir.

    1492 yılında İspanya’dan sınır dışı edilen Yahudilere ait “Kovulma Fermanı” Kral Fernando ve Kraliçe İzabella tarafından imzalanmıştı. Sf. 9

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • Galante’nin çalışmalarında ortaya çıkan gerçek­ler, hem belgelerin onayı hem de anonim bilgilerin ciddiyetini ortaya koy­muştur. Galante, Tire’nin Yahudi Tarihi’ndeki önemine değinirken kenti, “Küçük Safet” olarak nitelendirildiğini de eklemektedir ki, bu da fevkala­de önemlidir. Sf. 8

    Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudiler, mabetlerinde sâdece Tevrat kıraati dinlemek üzere değil, ticari işlerini müzâkere ve pratik hâl çareleri hakkındaki fikirlerini teati etmek için de toplanıyorlardı. Bütün havralar, gayet geniş federatif bir teşkilat hâlinde birbirlerine bağlıydılar. Sf. 499

    Alıntı; Yahudilik ve Dönmeler – Yesevizâde Alparslan Yasa, (Özyılmaz Matbaası – Sf. 499) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Fransız matematikçi, fizikçi ve politikacı Lazare Nicolas Marguerite, Kont Carnot;)

    “Yahudi soğuk ve hesapçı enerjik ve esnek, sebatkâr ve sabırlı, basiretli ve dakiktir. O bütün bu vasıfları, duka sarrafı ve kaçakçı olan ecdadından tevarüs etti (miras aldı). Ticaretle, bankacılıkla iştigal ettiği zaman ecdadından gelen asırlık terbiyesinden istifade etmektedir. Bu terbiye boş gururun aksine, onu daha zeki kılmamış, sâdece, bazı işlere karşı daha kabiliyetli hâle getirmiştir.” Sf. 489, 490

    Alıntı; Yahudilik ve Dönmeler – Yesevizâde Alparslan Yasa, (Özyılmaz Matbaası – Sf. 489, 490) kitabından birebir alınmıştır.