Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Elbette ki Papa II. John Paul ne mafya ailesindendi ne de bir P-2 üyesiydi. Ancak buna rağmen Gelli’nin gizli mason topluluğunun Vatikan içinde barınmasına göz yumdu ve Kilise’nin mafyayla olan bağlantısına son vermedi. Tam aksine bu bağlantıları daha da sağlamlaştırdı, Sf. 226

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf. 226) kitabından birebir alınmıştır.

  • Polonya aynı zamanda güçlü devletlerin ve terörist gurupların cephaneliği haline geldi, örneğin Filistin Kuruluş örgütü neredeyse bütün silahlarını Polonyadan satın alıyor

    Ama Mafya için Polonya’da yapılacak en kârlı iş çöp işidir. Burada dünyanın başka hiçbir yerine dökülmesine izin verilmeyen çöpler istenildiği şekilde dökülebilir ya da bazı maddeler gömülebilir. Örneğin tıbbi atıklar, kimyasal fabrikaların zehirli atıkları, inşaat alanlarındaki zararlı maddeler ve nükleer güç fabrikalarının atıkları gibi. Çöp işiyle uğraşmak, son zamanlarda Avrupa’da ve Amerika’da Sicilya Mafyasının en gözde faaliyeti haline geldi. Sf. 223, 224

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf. 223, 224) kitabından birebir alınmıştır.

  • Papa D. John Paul’ün 1978’de papalık tahtına oturuşundan beri Sicilya Mafyası Polonya’da cirit atıyor…

    Hap bağımlılığı ve uyuşturucu dağıtımının hemen hemen hiç olmadığı Polonya, 2002 yılında uyuşturucu ticaretinin en gözde yerlerinden biri haline geldi. Her yıl on beş tondan fazla eroin Türkiye’deki limandan babalar (Türk uyuşturucu dağıtıcıları) tarafından Sicilya Mafyasının üyelerine verilerek oradan Polonya’ya getiriliyor. Sf. 223

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf. 223) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2002 yılında Fr. John Geoghan Boston’da papazlık yaparken 130 çocuğa cinsel tacizde bulunmaktan on yıl hapse mahkûm edildi. Geoghan’ı görevden almak yerine onu başka yerlere atayarak aynı suçu orada da işlemesine göz yuman Kardinal Bernard Law, medyanın büyük tepkisiyle karşılaştı. Sf. 216

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf. 216) kitabından birebir alınmıştır.

  • Calvi’nin Mason Locaları (P-2)  ve mafya ile olan bağlantıları gün gibi ortada… Calvi’nin 10 milyar dolar olarak tahmin ettiği Vatikan’ın, bankasında yatan para, Kilise’nin diğer bankalardaki serveti yanında ancak devede kulak kalırdı.

    17 Haziran 1982’de Roberto Calvi’nin cansız bedeni Londra’da Karakeşiş Köprüsü’nün altındaki bir ağacın dalına asılmış olarak bulundu. Sf. 191, 192

    Calvi’nin öldürüldüğü yer akıllarda soru işaretleri bıraktı. İtalya’da mason loncalarına üye olan çoğu kişi siyah elbiseler giyer ve birbirlerine “keşiş” diye hitap ederlerdi. “Kara Keşişler” – fratelli neri – İtalyan masonlarına verilen takma bir addı. Üstelik Calvi’nin üzerinden çıkan tuğlalar da Mason geleneğinde hainlere uygulanan bir yöntemdi. Mason yemininde, hainlerin akan bir suyun üzerinde ipte sallandırılması yer alıyordu.

    Sicilya Mafyasının eroin trafiğinden sorumlu olan Francesco DiCarlo bu cinayeti kendisinin işlediğini, çünkü Corleone ailesinden böyle bir emir aldığını itiraf etti. Sf. 192

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf. 191, 192) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gelli, Soğuk Savaş boyunca komünizmin yayılmaması, için Avrupa’da çeşitli bağlantılar sağlayan ve CIA tarafında yönetilen “Gladio Operasyonu’nun başkanıydı. 1972’de Gelli, Dışişleri Bakanı eski NATO Kuvvetleri Başkomutanı Alexander Haig ile arkadaşlık kurduğunda Gladio Operasyonu dünya çapında 15 binden fazla faaliyet içine girerek mantar gibi çoğalmıştı. Gizli Servis kaynaklarına göre Haig, komünizmin önlenmesi için Geli’nin operasyonlarına milyonların akıtılmasını çok doğru buluyordu.

    Gelli İtalya’da capcanlı bir faşist yönetim hayalini gerçekleştirmek için mason hareketlerini yeni bir düzene soktu. Gariptir ki lideri Benito Mussolini “devlet içinde devlet” yarattığı gerekçesiyle hür masonluğu yasaklamıştı. Ancak demokrat İtalyan hükümeti masonlara hareket serbestisi tanıyınca, mason locaları mantar gibi bitmeye başladı.

    Gelli de sonunda Kasım 1963’te bu localardan birine katıldı. Çok hızlı bir şekilde üçüncü derece üyeliğe yükseldi. Bu derece ona locayı yönetme hakkını veriyordu. Sf. 130

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ustachi’nin katliam bilançosu tüyler ürperticiydi. 1941 ve 1945 yılları arasında 500 binden fazla Ortodoks Sırp, 80 bin Yahudi ve 30 bin Çingene, Bağımsız Hırvatistan Devleti’nde katledilmişti. Bu vahşet yirminci yüzyılın kayıtlara geçen en büyük katliamıydı.

    Vatikan’da birkaç kişi Hırvatistan’da uygulanan bu politikanın hiçbir sonuç getirmeyeceğine inanıyordu. Sf. 81, 82

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf. 81, 82) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başpiskopos Stepinac da Vatikan’a düzenli aralıklarla rapor gönderiyordu. 8 Mayıs 1944 tarihli resmi bir belgede başpiskopos o güne dek, “244 bin Ortodoks Sırp’ın” zorla “Tanrı’nın Kilisesi’nin bünyesine girmeyi kabul ettiğini papaya büyük bir sevinçle bildiriyordu. Sf. 79

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf. 79) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çok iyi eğitim almış Katolikler de bu işin içindeydi, örneğin Herzogovina, Siroki Brijig’deki Franciscan Koleji’ne atanan ünlü hukuk öğretmeni Peter Brzica bunlardan biriydi. 29 Ağustos 1942 gecesi Jesenovie’deki toplama kampında yeni gelen mahkûmlara yer açmak için toplu katliam yapılması emredildi. Peter Brzica ve arkadaşları aralarında bir yarışma düzenlediler. Belirlenen zaman diliminde en fazla kurbanı katleden yarışmayı kazanacaktı. Brzica elindeki kasap bıçağıyla bir yandan kurbanlarının kafasını kesiyor bir yandan da elindeki bileyiciyle bıçağını keskinleştiriyordu. Böylece Brzica bin 360 mahkûmun kafasını keserek arkadaşlarını katliam yarışında geride bıraktı. Bu çabalarından dolayı kendisine “Boğaz Kesenler Kralı” unvanı ve bir de altın saat verdiler. ..

    Yapılan bu hunharca kıyımlar Kilise için yeni bir gelir kapısı oldu. Ortodoks Kiliseleri, manastırlar ve evler yağmalanıyor ve değerli bulunan her şey Franciscan Kilise ve manastırlarına daha sonra da Vatikan’a gönderiliyordu. Sf. 77

    Bazı Hırvat kasaba ve köylerince Katolik olmak için ödenen ücret 180 dinardı. Fr. Ivan Mikan Jasevak köyünde topluca Ortodoksluktan Katolikliğe geçme töreninde 80 bin dinar topladı. Sf. 77

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yapılan zulmün bir başka türü olarak, Ustachi askerleri baltalarla parçalamadan önce 331 Sırp’ı kendi mezarlarını kazmaya zorlamıştı. Bir Ortodoks papazına, oğlu gözlerinin önünde parçalanırken, ölüm duası yapması emredilmiş; ardından papaza akıllara durgunluk veren bir işkence yapılmıştı. Askerler papazın sakalı yüzünden ve saçlarını da kafa derisinden soyup, gözlerini oyarak onu o şekilde canlı bırakmışlardı.

    Ustachi askerleri, sözde kahramanlıklarının sarhoşluğuyla işkence ettikleri ve öldürdükleri kurbanlarıyla fotoğraf makinesine poz verdiler. Daha sonra ele geçirilen, ama dehşet verici olduğu için çoğaltılmayan fotoğraflarda askerler Sırpların başını baltalarla kesiyor, testereyle boyunlarını koparıyor ve uzun çubuklara taktıkları kesik başları Zagreb sokaklarında dolaştırıyorlardı. Sf. 76

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bütün toplu taşıma araçlarının üzerinde ve parkların girişinde, “Sırplar, Yahudiler, Çingeneler ve köpekler giremez!” yazısı yer alıyordu.

    Ancak bu tür uygulamalar Yeni Hırvatistan rüyasının gerçekleşmesi için yeterli değildi. “İstenmeyenler” in hepsinin toplu bir şekilde katledilmesine karar verildi. Hint-Avrupa kökeninden gelmeyen ya da Roma Katolik Kilisesi’nin üyesi olmayan herkes “istenmeyenler” listesindeydi. 2 Haziran 1941’de Adalet Bakanı Milovan Zanitch’in yaptığı açıklamada: “Bu devlet, bu ülke sadece ve sadece Hırvatlara aittir. Bu ülkeyi tamamen bize ait kılabilmek için biz Hırvatların, Ortodoks Sırpların hepsini temizlemek te dâhil yapamayacağı hiçbir şey yok. Topraklarımıza 300 yıl önce gelen herkes ortadan kaldırılmalı. Niyetimizi gizlemiyoruz….” Sf. 73, 74

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf. 73, 74) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1935 yılına dek Vatikan’ın sahip olduğu topraklının genişliği 40 milyon metre kareye ulaştı. Papa, Nogara gibi yetenekli yöneticilerinin sayesinde İtalya’da devletten sonra en geniş toprakların sahibi olmuştu. Sf. 43

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • II. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle birlikte Vatikan tekstil, çelik, maden, maden ürünleri, gübre, bitki, tarım ürünleri, kereste, seramik, demiryolu, kereste fabrikaları, pasta ürünleri, telefon ve telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren şirketlerin hisselerinin büyük çoğunluğunu ele geçirdi. Buna benzer varlıkların listesi yetmiş sayfalık bir ana hesap defterini dolduruyordu. Bu şirketlerin birkaçı bomba, tank hatta gebelik önleyici ürünleri üretmesi gibi, Katolik öğretileriyle uyuşmayan özelliklere sahipti. Sf. 42

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Mussolini’nin) Doğup büyüdüğü Milano’da ayrık dişler kötü kalpliliğin simgesiydi. Sf. 33

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.

  • Birlikte yaşadığı Dona Rachele ile Kilise’de evlendi. Yortu günlerine ve dini törenlere katılmaya başladı. Çocuklarını vaftiz ettirdi ve Tanrı’dan korkan bir ebeveyn olarak “şeytana ve tüm şeytani işlere karşı olacağına” yemin etti. Dindarlığını başka yollarla da göstermek için çocuk yapmayan çiftlere vergi zorunluluğu getirdi, zinayı şiddetle yasakladı, frengiye yakalananları cezalandırdı. Ayrıca mayo ve mini etek giymeyi sert bir dille kınadı ve tüm İtalyan halkından Amerika’dan bulaşan “zenci dansını” yapmamalarını istedi.” Sf. 30

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf. 30) kitabından birebir alınmıştır.

  • 16 Ekim 1922’de Mussolini 40 bin yandaşıyla birlikte Roma sokaklarında yürüdü. 100 binden fazla vatandaş faşizme olan desteklerini göstermek için sokakları doldurdu. İtalya’nın kral vekili olan eski Kral Emmanuel, bu manzara karşısında o kadar korkmuştu ki faşistlere hemen yeni bir hükümet kurma sözü verdi. Bir gece sonra Mussolini içişleriyle ilgili tüm bakanlıkları ele geçirdi. Dışişleri, sömürgeler, kurum ve kuruluşlar, silahlı kuvvetler ve kamu hizmetleriyle ilgili bütün bakanlıklar Mussolini’nin kontrolündeydi artık. Birkaç ay içerisinde endüstriyel üretimin çarpıcı bir şekilde artması sayesinde ekonomik koşullar düzeldi ve enflasyon düştü. Grevler ve iş bırakma eylemleri son buldu. Komünistler sessizliğe gömüldü. Parlamentonun devrik üyeleri makamlarından dışarı atıldı. Her şey rayına oturmuştu artık. “Katoliklik,” diyordu yeni diktatör, “mükemmel bir ruhani ve ahlaki güç. Şu andan itibaren İtalyan Devleti’yle Vatikan arasındaki ilişkilerin dostane olacağına inanıyorum.”

    Mussolini, Kilise‘ye olan dostane duygularını göstermek için İtalya’da farmasonluğu yasakladı, neredeyse iflasın eşiğine gelen Kilise kurumlarına yardım etmek için devlet gelirlerinin bir kısmını Kiliseye ayırdı ve Katolik ruhban sınıfını vergiden muaf tuttu. Sf. 28, 29

    1925’te Mussolini aklındaki “Faşist Devlet” fikrini iyiden iyiye şekillendirmişti. “Her şey devlete tabii olacak; hiçbir şey devlete karşı ya da devletin dışında olmayacak.” Mussolini, hayalindeki faşist devleti İtalya’daki hayatın her alanına etki edebilecek bir güç olarak görüyor, ahlaki, politik ve ekonomik durumu kontrol altına almayı umuyordu. Faşizmi, “ulusal platformda organize edilmiş, çok güçlü, otoriter ve demokratik” olarak tanımlıyordu. Sf. 29

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf. 28, 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mussolini, Kilise’ye bağlı dindar bir adam değildi. Dindar olması şöyle dursun, 1910 yılında Tanrı Yoktur adlı kışkırtıcı bir kitapçık yayınlamış ve Kardinalin Metresi adında bir de roman yazmıştı. Bu da yetmiyormuş gibi geleneksel Katolik değerlerini aşağılamak için eski bir Marksist olan Dona Rachele ile evlenmeden birlikte yaşamaya başlamış ve bu ilişkiden birkaç çocuğu olmuştu. Mussolini çocuklarını vaftiz ettirmek de istememişti. Dini törenlerden hep kaçınmıştı. Üstelik 136 metresi olduğunu söyleyerek bununla övünüyordu.”

    Gariptir ki Mussolini’nin Kiliseyle ilgili fikirlerinde birden bir yumuşama oldu. Katolizmi kullanarak politik konumunu daha da sağlamlaştırabileceğinin farkına varmıştı. Faşist lider 1920 yılında, “Bence İtalyan kimliğini dünyaya anlatmanın en etkili yolu en büyük milli gücümüz olan Katolikliği ön plana çıkarmaktır.” şeklinde bir ifade kullandı. Sf. 27

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • Konstantin’in Milano Fermanını 312’de ilan etmesinden Luther’in 1517’deki bildirisini yayınlamasına dek geçen 1200 yıllık sürede papalar yeryüzündeki en kudretli kişiler olmuştu. Sf.19

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf.19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Etrafında hizmetçilerin pervane gibi döndüğü şaşaalı bir ortamda yaşayan Roma piskoposları doğal olarak kendilerini bu atmosfere kaptırdı ve sonunda inanılmaz derecede buyurucu bir kimlik kazandılar. Sf. 13

    Alıntı; Vatikan Sırları (Para, Cinayet ve Mafya Üçgeninde) – Paul L. Williams, Ç: Handan Eğlence, (Güncel Yayıncılık, 2. Baskı Eylül 2004 – Sf.13) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başbakan İsmet İnönü 1963 yılında Bakanlar kurulunda Kıbrıs bunalımı rahatsızlığını açık bir şekilde dile getirmişti. Ordular yönetmiş, savaşlar kazanmış, Cumhuriyetin kurulmasında rol almış olan İsmet Paşa bu konuda çaresiz kaldığını belirtiyor. “Daha bağımsız ve şahsiyetli dış politika izlenmesini istiyorsunuz. Herkes aynı şeyden bahsediyor. Nasıl yapacağım ben bunu? Karar vereceğim ve işi teknisyenlerime havale edeceğim. Onlar da çalışma yapacaklar, teklifler hazırlayacaklar, Yapabilirler mi bunu? Hepsinin etrafında uzman denilen yabancı dolu gibi, iğfal etmeye çalışıyorlar, muvaffak olamazlarsa işi sürüncemede bıraktırmaya çalışıyorlar O da olmazsa karşı tedbir alıyorlar. Bir görev veriyorum. Neticesi bana gelmeden Washington’un haberi oluyor. Sonucu memurumdan önce sefirimden öğreniyorum. 

    Böyledir bu işler; Peygamber edası ile size dünyaları vaat ederler, İmzayı attınız mı ertesi gün gelmişlerdir. Personeli gelmiştir. Üsleri gelmiştir. Ondan sonra sökebilirsen sök, gitmezler.

    Ancak bu meselenin üzerine vakit geçirmeden eğilmek lâzım. Yoksa bağımsız dış politika güdemeyiz. Fakat zannetmeyiniz ki kolay bir iştir. Savuşturulan iki üç badire bunun yanında çok kolay kalır. Teşebbüs ettiğimiz zaman başımıza neler geleceğini kestiremem. ” diyordu. Sf. 144, 145

    Alıntı; Analiz (Bir MİT Mensubunun Anıları) – Mehmet Eymür, (Elif Yayınevi, 7. Baskı Şubat 2007, Sf. 114, 145) kitabından birebir alınmıştır.