Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Babası vali ve anne tarafından dedesi, belediye başkanıdır. ..1883 tarihinde Giresun’da dünyaya geliyor, İstanbul’da hukuk ve Paris’te siyasal bilimler okuyor.

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 117) kitabından birebir alınmıştır.   

          

  • Kemalizm, kendisini, Panturanizm’i ve Osmanlı Emperyal heveslerini tümüyle terk düşüncesine dayanarak forme etmektedir. Bu, Büyük Britanya emperyalizmi için, son derece câzip bir gelişmedir.

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 112, 113) kitabından birebir alınmıştır.    

        

  • Azeri araştırmacı Bagirov, Azeri arşivlerine dayanarak, Azerbaycan’da Sovyet düzeninin kurul­masından birkaç gün sonra, 4 Mayıs 1920 tarihinde, Kirov ve Orjonikidze’nin Lenin’e gönderdikleri raporda, “Türk askerleri ve subayları, Bakü’deki devrim yararına son derece etkin bir rol oynadılar”, diye yazıyorlardı. Kemalistler, yal­nızca Ön- Kafkasya’nın Bolşevizasyonuna katkıda bulunmadılar, aynı zamanda, Enverist güçlerin karşı hareketlerini önlemede son derece kararlı hareket ettiler.

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 117) kitabından birebir alınmıştır. 

            

  • … İleri sürdüğüm “Osmanoğlu Cumhuriyeti” nitelemesi bir ipucudur ve Osmanlı düzeni, sanıldığından daha çok bir Cumhuriyet niteliği taşıyordu.

    Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 110) kitabından birebir alınmıştır.  

     

  • Eskişehir’de yayımlanan Seyyare-i Yeni Dünya gazetesi, “Millî Kahramanımız Ethem Yoldaş” olarak adlandırdığı Ethem’in ve gerillalarının ilanlarının övgüsüyle dolu idi.

    İslâm Ansiklopedisi’nde, Ethem hakkında çok kısa bilgi veren Türkolog Rustow, Atina’dan 1923 yılında ayrılarak, çeşitli duraklardan sonra, Ürdün’e yerleştiğinde, 1935 yılında, birkaç kez, Mustafa Kemal’e karşı komplo nedeniyle tutuklandığını kaydediyor.

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 107) kitabından birebir alınmıştır.        

  • Kürt kökenli Cemal Kutay, yer yer anıları (Ethem’in anılarını) bükmüş olmasının dışında bir de yazılarını Kemalist çerçeveye uydurma konusunda aşırı gayretli olmakla ünlüdür. (1)

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 106) kitabından birebir alınmıştır.        

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2014): Egemen Bağış ve Cemal Kutay, Kürt başkaldırılarının ilkini yöneten Prens Bedirhan’ın torunlarıdır.

  • Bursa bölgesindeki ilk mukavemeti kuranlardan Bekir Sami, “Zeraho” Aşiretinden bir Çerkes’di (1) ve ilk dışişleri bakanlarından, Ankara kuvvetlerini Londra’da temsil eden adaşı Bekir Sami ise “Kunduh” idi. Millet Meclisi’nde öldürülen Deli Halit Paşa, İzmir Suikastı nedeniyle asılan “Hatko” İsmail Canbulat, yirmili yıllardaki komünist harekette önemli yerleri olan Hakkı Behiç, Şeyh Servet hep Çerkes idiler, bunlardan Canbulat, Kemal Paşa’nın, bakan olmak için yazdığı arzuhalde Paşa’nın birlikte bakan olmasını istediği çok yakın arkadaşıydı.

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 106) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2004): Çerkez kelimesi Türk Dil Kurumu’na göre doğru bir yazılış ama ‘Çerkes’ yazanlar da çok fazla. Tabii ki kitabın müellifi Yalçın Küçük’ün yazdığı şekille sunuyorum.

  • Kemal Paşanın kararnamesinde, silah ve cephanelerin rezistans (direniş) kuvvetlerine verilmesini önlemek de olmakla birlikte, (1)

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 105) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (2004) Vahdettin, silahsız, siyasi bir mukavemet mi düşünüyordu acaba? Silahlı bir mukavemetin iç savaşı ve veya bir dış tehdidi doğuracağını mı tahmin ediyordu? Şuralar ve Müdafai Hukuk Cemiyetleri ile (Almanya’daki gibi) Sevr’e kadar devleti toparlamayı mı bekliyordu?

  • Ayrıca, Enver’in, yenilgiyle, İstanbul’dan ayrılırken, Yarbay Hüsamettin’i çağırarak, “Ör­ütü resmen lağvediyor, ancak fiilen sürdürüyoruz” demesi ve bunun ötesinde, adını da, “Umum Âlem-i İslâm İhtilâl Teşkilâtı” olarak değiştirdiğini bildirmesi

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 103) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hüsamettin, Birinci Dünya Savaşı yenilgiyle biter bitmez, Teşkilât-ı Mahsusa’nın, en deneyimli elemanından Yenibahçeli Nail’i Batum’a, Filibeli Hilmi’yi Erzurum’a, Cafer’i Trabzon’a gönderdiklerini anlatmaktadır; daha sonra ilk ikisi İzmir Suikastı gerekçesiyle asılan bu üç kişi, doğudaki ordu komutanlarıyla görüşerek, Erzurum, Trabzon ve Kars delegelerinden bir kongre toplamakla görevlendiriliyorlardı. Hüsamettin’in verdiği bilgiye göre Ardahan’da toplanan bu kongreden sonra, Kars’ta Şûralar Hükümeti’nin müsaadesiyle ve şûra temsilcilerinin de katılımıyla Teşkilât-ı Mahsusa mensupları ile diğer İttihat ve Terakki militanlarının katıldığı bir kongre yapılmıştır. Sf. 99, 100

    Eşref ile kardeşi Hacı Sami, ilk kuşaktan geliyorlar ve göçmenin serüven ruhunu içeriyorlar; Hacı Sami, Enver’i İç Asya’da da yalnız bırakmıyor ve “yüz ellilikler” listesi ile yeni cumhuriyete girmesi yasaklanınca, bunu kabul etmeyerek, 1927 yılında girmeyi deniyor ve öldürülüyor. Serüvenci Eşref ise, 1937 yılında afla dönüşlerine izin verilinceye kadar, Çerkez Ethem’in yenilgisi üzerine çıktığı sürgünde kalıyor ve bundan sonra da bu ikinci ülkesinde, hep bir sürgün yaşamı sürdürüyor; Sf. 101

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 99 ile 101 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kurtuluş Savaşı’nın ilk yıllarında, Teşkilât-ı Mahsusa (1) ile Çerkezlere güvensizliğin ayni tarihli olması da var; bu bile, Teşkilât-ı Mahsusa ile Çerkez siyasî aktivitesini özdeşleştirmeyi telkin etmektedir. Ayrıca, teşkilâtın bili­nen üç başkanı olmuştur; bunlar, Süleyman Askeri, Eşref Kuşçubaşı ve Hüsamettin Ertürk idi. Bunlardan birincisi, işin başında ve Irak’ta öldü, üçüncüsü, teşkilâtın fiilen olmasa bile resmen lağvedildiği zamanda göreve getirildi ve bu nedenle Teşkilât-ı Mahsusa ile Kuşçubaşı’nı birlikte düşünmek zorunluluğu var. Sadece Eşref değil, kardeşleri Kuşçubaşılar da Teşkilât-ı Mahsusa’da çok etkin rol oynu­yorlar; Çerkez’dirler.

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.      

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2022): Teşkilatı Mahsusa, İttihat ve Terakki döneminde 17 kasım 1913’te Enver Paşa’ya bağlı olarak kurulmuş bir haber alma, propaganda, terör ve operasyon örgütüdür.

    BAKKAL’IN YORUMU (2022): Yunan’ın İzmir’e çıkması ile birlikte Anadolu’da Çerkezlerin yoğun oldukları kesimlerde, Düzce, Yozgat gibi yerlerde sürekli isyanlar çıkıyor, Anadolu’da çıkan isyanlar, Koçgiri’deki Kürt isyanı ve Konya’daki sosyalist hükümet kurmak için yapılan isyan hariç neredeyse tamamı Çerkez isyanıdır. Çerkez isyanlarını da çok kanlı ve başarılı bir şekilde bastırmak işi Çerkez Ethem’e düşmüştür. Ethem, Çerkez devletine değil bütün Türkiye’ye talipti ve diğer isyancılardan farklı olarak çok zengin bir aileye mensuptu.

  • Osmanlı yönetiminin göçüklerin coğrafî dağıtımında son derece politik davran­masına bir nokta daha eklenebilir; her coğrafî yerde hem kavim ve hem de aşiret olarak bir güç olmamalarına çok dikkat edilmiştir. Hiçbir yerleşim bölgesine damgalarını vuramıyorlar; hem Türkler ile hem de başka kavimlerle karıştırılıyorlar. Böylece bağımsız bir siyasal güç olmamaları için gerekli özen gösterilmiş olmaktadır.

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.    

        

  • Batılılar, helâ’yı bilmiyorlardı; dillerinde, istikrarlı bir helâ sözcüğünün bulunmaması ve za­man zaman, “wc”, water-closet, türünden son derece üstünkörü göstergelere başvurmaları, bu­nun kanıtıdır. Ayrıca, teknoloji tarihi, Fransa’da parfüm sanayiinin gelişmesini, helâ’yı bilme­yen Fransız asillerinin deodorant ihtiyacına bağlayan görüş, genellikle kabul görmektedir. Hamam türünden, a la turca helâ’nın, bir Doğu ve Osmanlı icadı olması mümkündür.

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 90) kitabından birebir alınmıştır.   

          

  • Sadece fetihler yoluyla değil, Türkler’in her vesile ile karışmak istemeleri ve başkalarının âdet ve way of life’nı almaya karşı en küçük direnme göstermemeleri, Türkler’e uygun görünen tutuculuk damgası ile kökten çelişmektedir. Tutucu olmamak bir yana, belki de “köksüz” denecek kadar açık olduklarını saptayabiliyoruz. Benim için acı bir saptamadır.

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 90) kitabından birebir alınmıştır.   

          

  • Kemal Paşa liderliğindeki yeni otorite, Ön Kafkasya’nın, Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan’ın sovyetizasyonu konusunda, Bolşeviklerle net iş birliğine girmiş ve aynı zamanda, şaşırtıcı bir diyalektik ile kendi içindeki, her türlü sol gücü tasfiye etmiştir. Bu, bir anlamda Anadolu rezistansından İngiliz karşıtlarının kırılması anlamına da gelmektedir.

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.   

          

  •  Bu seyahat başlamadan önce, Mustafa Kemal’in Suphi’ye bir mektupla, bir tür dâvet çıkardığını da biliyoruz.

    Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 84) kitabından birebir alınmıştır.   

          

  • Sovyet Dışişleri Komiseryası’nın 1920 yaz ayları geride kalırken, “Doğu Komünist Partileri”  içerisinde, daha hırslı, daha atak ve kendi ülkelerinde de komünizan düzenler kurmak isteyen liderlik kadroları, tasfiyeye başladıklarını kabul etmek zorunluluğu belirmektedir.

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 84) kitabından birebir alınmıştır.  

           

  • Bir insanı sihir ile öldürmek mümkündür, ancak kahvesine de yeterli ölçüde arsenik koymak şarttır.

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 82) kitabından birebir alınmıştır.  

           

  • İran Komünist Partisi’nin .. yönetici kadroları arasında İranlı yok denecek kadar azdır. İran Komünizmi, özellikle Azeri ve Ermeni kökenli ve arkasından da İran Kürtlerinin bir hareketi olarak gelişiyor.

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 80) kitabından birebir alınmıştır.    

        

  • Osmanlı Sultanı Selim’in, cenge tutuşmak üzere olduğu İran Şahı İsmail’e Farsça mektup yazması ve İsmail’in cevabını Türkçe göndermesi de tarihin büyük ironilerinden birisi olarak önümüzde durmaktadır.

     Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.