Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Hegel, bize, düşünce’nin çok güçlü ve silahtan da güçlü olduğunu öğretmişti. Marx, kütlesini vücut yapan düşüncenin hiçbir silahla alt edilemeyeceğini eklemiştir.

    Düşünemeyenlerden, …hepsinden tiksiniyorum, sürü’dürler, onlar bizim sürü olmadığımızı bilmiyorlar ve ne yazık biz onları sürü görüyoruz. Sf. 11

    Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şimdi bu Gur, oğlu ile A. Babacan’ı “bacanak” yapmış ve bir daha meşhur olmuştur. Bu akrabalık hayırlıdır, çünkü Hilmi’den olma, Güner’den doğma bu Babacan’ın zevcelerinin kızlık soyadının “yurter” olduğunu da, bu vesile ile öğreniyoruz; böylece, Babacan’a “baldız” ve Gür’e gelin kız Yurter’in, adının “didem” olduğu da ortaya çıkıyor ki, bu sözcüğün, Farsça “gördüm” sözcüğünden başkaca bir anlamını, bulamıyoruz. Ayrıca bu sözcük, “gördüm”, ile yakınlığı­mız, “Ali’yi gördüm, Ali’yi” nefesi sayesiyle kurulmaktadır. Fakat buradaki “Ali”, bildiğimiz “Ali” olmayıp Tanrıdır ve konumuz dışında kalmaktadır. Sf. 607

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 607) kitabından birebir alınmıştır.

  • “AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, dün Washington’da görüştüğü Musevi lobisinin temsilcisine Türk – İsrail ilişkilerini daha da geliştirecekleri sözünü verdi. Erdoğan dün ilk olarak ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüştü.

    Erdoğan ardından da kaldığı Monarch otelinde Musevi lobilerinin temsilcilerinden oluşan 15 kişilik bir heyet İle bir araya geldi. Samimi bir havada geçtiği gözlenen görüşmede, Musevi lobisinin temsilcileri ağırlıklı olarak Türk-İsrail ilişkilerini dile getirirken, Erdoğan da “Şu andaki Türk-İsrail ilişkilerini yeterli bulmuyorum. Biz bu ilişkilerin çok daha ileri gitmesini istiyoruz. Bizim iktidarımız döneminde çok daha ileri gittiğini göreceksiniz” dedi.” Sf. 600

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 600) kitabından birebir alınmıştır.

  • Artık biliyoruz, Karacaahmet’in içinde Bülbülderesi’nde sadece Sabatayistlerimiz yatmaktadır; Mesih Sabetay Sevi’nin bülbüller öterken, tekrar gelece­ğine inanılmaktadır. Sf. 590, 591

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 590, 591) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Eğer Yahudiler Yahudi olarak kalabilirlerse, eğer partizanlık nedeniyle aralarında bir ayrılık olmazsa, yani aralarındaki kardeşlik bağ­larını sürdürebilirlerse anti-Siyonizm yok olmaya mahkûm olacaktır. Ve merhum Theodor Herzl’in dileği olan Yahudilerin kendi toprakları olmasını istiyorsak, bu topraklar, Türkiye’dedir.” Sf. 498

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 495) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu, Cumhuriyet ile birlikte, bir Kemalist teorisyen olarak ortaya çıkan Moiz Kohen’dir. Daha sonra “Tekinalp” adıyla çalışan Kohen, Hamburg’da toplanan Dokuzuncu Siyonistler Kongresinde, Türkiye delegesi olarak konuşmuş ve Türkiye’yi, “Kenan Ülkesi”, başka bir deyişle de “Kutsal Toprak” ilan etmişti. Yahudilerin Yurt’u Osmanlı Türkiye’si başka yurt yok, diyordu. Göç, Filistin’den çok Türkiye’ye olmalıdır; bu çağrıyı yapıyordu. Sf. 495

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 495) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ben-Gurion da, Ermeni Tehciri tarihinde İstanbul’da idi, “toplantı” diyorum. Ben-Gurion müfrit bir Siyonist bilinmektedir; başbakan olduğu zaman, eski bir gizli örgütçüye yakışır bir biçimde, yine gizlice Türkiye’ye gelmişti Ben-Gurion’un, Türkiye tarihinin en önemli ikili anlaşmalarından birisini gerçekleştirdiğini, birinci kitabın dördüncü bölümüne ekte, göstermiştim. Hâlâ gizlidir. Burada Türkiye ile Israel arasında “tamamlayan kavimler” kavramı da icat edilmişti; şimdiye kadar üzerinde hiç durulmamış olmasına hep şaşırmak zorundayız. Sf. 488

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 488) kitabından birebir alınmıştır.

  • Liman Paşa Yahudi idi ve sahra karargâhında bile Yahudi şeriatına göre yemek hazırlıyordu, “koşer”  diyorlar. Liman Paşa’nın buraya gönderilmesinin amacı da Kutsal Toprakları korumak olarak formüle ediliyor ki not etmiş oluyorum. Sf.486

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 486) kitabından birebir alınmıştır.

  • Morgenthau’nun savaş sonrası Türk-Elen mübadelesine el atmış olduğunu da okuyoruz ki, gerçekten pek önemli ve açıklayıcı bul­mak durumundayız; böyle bir “mübadele”, Türk gelenekleri içine girmemek­tedir. Biz Türklerde hükümranlık dışına halk çıkarmak çok ender olmaktadır. Kaldı ki, özellikle Anadolu’nun içlerinde yüzyıllardan uzun bir zamandır yan­şayan Elenlerin, bu kanlı çatışma döneminde, herhangi bir düşmanca hare­ketine dair kayıtlardan da yoksun haldeyiz O halde, bu çok acı mübadelede Siyonist Morgenthau’nun inisiyatifi var mı; bu soruyu soruyoruz. Sf. 481

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 481) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarihteki en önemli faciaların birisinde, “1915 Ermeni Tehciri” diyebiliriz, H. Morgenthau, Liman von Sanders ve David Ben-Gurion, eski soyadı “Gruen”, İstanbul’da idiler. Üçü de Yahudi kavmindendiler, birincisi ve üçüncüsünün Siyonist olduklarında kuşkumuz yoktur ve Liman Paşa’nın Siyonizm’i ise tartışmalıdır; en azından elimde yeterli kaynak, henüz bulunmamaktadır. İlki, Amerika Birleşik Devletleri’nin, İstanbul Büyükelçisi idi, güçlüdür ve üçüncüsü, Siyonizm için İstanbul’a göçmeye, Türkçe öğrenmeye ve Türkiye’de tahsil ile Osmanlı Parlamentosu’na girmeye önem veriyordu,

    Siyonizm bakımından, kilit saydığı bir yerdir.  İkincisi, Osmanlı Ordularına komuta edenlerden birisi olup, son olarak, Filistin Ordusu’nun başına getirilmişti. Sf. 479

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 479) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kurtuluş Savaşından sonra Elenistan’a göçen Elenlerden birisinin anlatımında çok düşündürücü bir nokta buluyoruz. Acıklı olduğu kadar da düşündürücü görünüyor, aktarıyorum: “Sabahleyin 5.000 esir toplandık. Türk mahallelerinden geçiyorduk. Yahudilerinkinden de geçtik. Yahudiler bize Türklerden de kötü davrandı, Hiotika’daki Aziz Konstinos mevkiinde büyük bir kıyım başladı.” Peki neden, neden Müslümanlar arasında yaşa­yan Yahudiler, Hıristiyanlara, Müslüman Türklerden daha kötü davranıyor­lar ve bu, ayrıca, bir kural mı; çok ciddi bir sualle karşı karşıya geldiğimizi kabul etmek durumundayız. Sf. 476

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 476) kitabından birebir alınmıştır.

  • Samsun’da, An­talya’da, Zonguldak’ta, Kayseri’de ve diğer yerlerde, konaklarından, gayrimenkullerinden, geniş çiftliklerinden çıkartılarak, ağlaya ağlaya ülke dışına gönderilen çok zengin Elenlerin, “Rum” diyoruz, yerlerini, Sabetayistler aldı­lar. Çok büyük bölümünün hiçbir belgesi yoktu; o kadar öyle ki Sabetayistlerin bir bölümü, suiistimallere isyan ettiler.

    Sabetayist olmayan memurlar evlerinden çıkarıldılar ve Sabetayistler yerleştirildiler. Karadeniz sahil kentlerinde Şişli Terakki’ye emlak verebilmek için, bunu haksız bulan valiler görevlerinden atıldılar. Cahit Uçuk veya Üçok, Selanik’ten gelen anneannesinin aldığı uçsuz bucaksız portakal bahçelerini ve sayısız konakları, nerdeyse, sebil dağıttığını, saflıkla anlatmaktadır. Sf. 571

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 571) kitabından birebir alınmıştır.

  • Apo, Türkiye’yi çok seven ve Kemal Paşa’yı çok önemseyen bir Kürt ey­lemcisidir. Dökülen kanlar, bu gerçeği görmemizi engellememelidir. Sf. 455

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 455) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bana “iyi insan” denir. Temren (Hoca’nın eşi) de öyle söyler. Kadın-erkek ilişkisinin dışında evliliğe uygun değilim.

    Ben saat on bire kadar etrafımda hiç canlı istemiyorum. Çünkü yalnız olmam gerekiyor. Düşünce dünyamdan kopmak istemiyorum.

    Hiçbir kimseye benimle evlenmesini tavsiye etmiyorum Ama yine de üzerime pek düşüyorlar. Sf. 454

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 454) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bizde “Talat” adı yoktur, Arabi’de de olmadığım biliyoruz, orada “telat” var ki başka anlamda ve yapıdadır; buna mukabil bizde “Tal-i” ve “Talu” varlar, bu sonuncuyu da Tal-ü okuyabiliriz, Osmanlı’yı, “Osmanlu” söylüyoruz, muhte­melen ‘Selçuklu” taklididir. Kurtuluş mücadelesinden İbrahim Tali ve 12 Mart Diktatoryası başbakanlarından Naim Talu örneklerini hatırlıyoruz. Naim Talu, İbrani asıllı idi ve adı ünlü manken Naomi ile aynı yerdedir. Sf. 518

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 518) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir gün Bekaa’da Öcalan ile bir odada idik, yalnızdık. Konuşuyorduk, Apo aynı zamanda hep trt radyosunu dinler, kulağına yapıştırmıştı, birden, “Apo” dedim, “bir insanı öldürmek mi istiyorsun, Tanrı yap, Tanrılaştır.” Birden he­yecanlandı, “Hocam, işte bu, çok doğru” dedi, başladı, “bu PKK’liler işte beni böyle yapıyorlar, hocam, bunlar beni Allah yapıp öldürüyorlar” ekledi. PKK’ye çok ağır eleştiriler sıraladı, sonra rahatladı, çok hoşuna gitmişti, “Hocam, bu kimin sözü” diye sordu. “Benim” dedim. Beni hep önemsiyordu ama daha önemli bir adamın söylemiş olmasını istiyordu. Sf. 452

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 452) kitabından birebir alınmıştır.

  • Büyük Kurtarıcının üvey babasının “Se­lanik Gümrükler Başmüdürü Ragıp Bey” olduğunu, yeni öğreniyoruz. Bu çok yüksek bir kamu görevidir, ayrıca, Sadi Bozok’a inanacak olursak Ragıp Bey, “Morali Lord Abbas” olarak bilinen zengin birisinin oğlu idi.

    Şimdi, Büyük Kurtarıcı’nın  doğduğu ev tavsif edilen, Selanik’teki küçük konağın da Ragıp Beylere ait olduğu ve Mustafa Kemal’in buraya sekiz-dokuz yaşlarında geldiği iddiası ile tanışmış haldeyiz.. Makûl telakki etmemiz yerindedir; çünkü bu ev, küçük bir memur olan Ali Rıza Bey’den daha çok büyük bir müdür olan Ragıp Bey’e münasip düşmektedir.

    Mustafa Kemal’i askeri okula, Zübeyde Hanım’ın üvey oğlu ve o zaman bir subay olan, Süreyya Bey kayıt etti­riyor; Sf.642, 643

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 642, 643) kitabından birebir alınmıştır.

  • Büyükelçi Lütem, “terörü durduran doğrudan doğruya Ermenilerin ken­dileridir” demektedir. Bu ifadeyi, nasıl anlamamız gerektiği konusunda kuşku duyuyorum; çünkü bir yerde de, büyük devletlerin, bu eylemlere karşı çıktıklarını söyledikten sonra, “bunun üzerine, bu işi planlayıp finanse eden Amerika, Fransa ve Beyrut’taki Ermeni patronları durdu” demektedir. Herhalde hem açıklamakta ve hem de kapatmaktadır. Sf. 508

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 508) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cinsellik ve aşk, beyindedir.

    En iyi cinselliği en yaratıcı entelektüellerin yapacağına inanırım. Sf. 450

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her kes her an, ben olmasam ülkem batar, demelidir. Sf. 448

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 448) kitabından birebir alınmıştır.