Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “man” veya “men”, “ar” veya “er” türünden, Yahudilerin ve özellikle eşkanazilerin isim yapmada sık sık kullandıkları bir ektir; bir anlamı “yapan” oluyor ve Bezmen böylece tam bir Yahudi sözcük olmaktadır. Sf. 93

    Diasporada isim ve soy isim yapmak için, bir İbranî isminden mümkünse tek heceli bir sözcükten hareket etmek bir kural olarak karşımıza çıkıyor. … “Tal” İbranîlerde erkek çocuklara verilen bir isimdir ve aynı zamanda şebnem demek oluyor; bundan bir isim türetmek mümkündür “Talat” uygundur.

    “or” İbranicede bir isimdir ve ışık anlamındadır; dolaysısıyla “or” dan Orhan ismi yapılabilmektedir.

    “oz” İbranicede kuvvet anlamını vermekte bizde; özer, özgür. Sf. 94

    Renan – Renana Yahudi adları, “sevinç” demek. Sf. 95

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 93 ile 95 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer bana, yazma amaçlarım sorulursa, verebileceğim cevapların başında “doğru” yu yazmanın kendi hâlinde de doğru olduğu, düşüncesini sayabiliyorum; bu çıkarsız bir tutumdur.

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 92) kitabından birebir alınmıştır.

  • Diasporada yaşayanların iki ismi olmaktadır; birisine “gentile” isim deniyor, Musevî olmayan anlamındadır ve bir de İbranî isim olması zorunludur. Sf. 90

    Osmanlı’da tutsak alınan Hristiyan çocuklarına da baba adı olarak “Abdullah” yazılıyordu, mezar taşına da. Fatih’in annesinin babasının adı da Abdullah olarak yazıyordu, demek tutsak bir cariyenin oğludur.

    Bu, Osmanlının ilk dönemlerinde Yeniçerilerin tümünün baba adlarının Abdullah oluşu bana hep acı vermiştir. (1)

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 90) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2003): Abdullah, Allah’ın herhangi bir kulu anlamını taşıyor. memleketleri kısmına da Horasan yazılıyor.

  • Türklerde din değiştirmelerin hep politik gerekçelere dayandığını ve bu nedenle Türklerin hiçbir zaman bir dinin bağnaz taraftarı olmadıklarını da biliyoruz.

    Orhan adı da pagan Tatarlardan alınıyor.

    Orhan’a gelince Müslümanlığını çok yüzeysel saymak zorunluluğu var. Bir kez Bursa’yı alınca, çevredeki Roma topraklarında, ne kadar Yahudi oturuyorsa bunları Bursa’ya çağırdığı bilinmektedir; o kadar öyle ki, gelen Yahudilere mevcut Sinagog yetmeyince yenisinin inşasına da izin vermiştir. .. Çocuklarının isimlerine gelince bir Halil olabilir ve Soleman olduğu kesindir; bu her iki isim de net İbranî adlarıdır, … Murat’a gelince, bu adın, Arapça bir kökten üretilmiş olmasına karşın, Arap ve Türk ismi olmadığı da tartışmasızdır. Ermeni İsim Sözlükleri de Arapça “istemek” kökünden geldiğini belirtiyorlar; ancak, Murat Ermenilerin tarihsel ve milli bir ismidir. Sf. 88

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 88) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2003): Hazar Türk Devleti’nin yöneticilerinin Musevi olduklarını biliyoruz. Selçuk Bey bu devletin komutanlarından ve Musevi olduğu yazılıyor, çocuklarının ismi de İbranice, Ataman Bey de Selçuklunun komutanlarından, isimler çok ilginç, Atamanlar yani Osmanlılar da Musa dinini seçmiş olanlardan olabilir.

  • “İs ten polin” “kente doğru mu” anlamında bir söz.

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 86) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ağzımızın “g” hariç, arka seslerden “u” sesini de sevmediğini görüyoruz. .. Belki de dilin azalan çabalar yasasına göre çalıştığı önermesi, açıklamalarda yardımcı olur.

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 83) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kaşgarlı;  “Boğaz harflerinden olan خ ھ ؏ harfleri dahi yoktur. Türk ağzı “h” harfini çıkarmayı sevmemektedir.” Gerçekten de Muhammet – Mehmet – Memet transformasyonu olmakla birlikte özensiz konuşmada hep “me’met” diyoruz ve bunu A’met veya bunu ka’ve örneklerinde de tekrarlıyoruz.

    Aslında bu “h” sesi birçok ağız için sorun yaratmaktadır; dilbilimciler İran halkının bu harfi söyleyememesinin Hint – Avrupa dil ailesinde belli ayrılmalara yol açtığını kaydediyor.  Sf. 77 Kürtlerde de zaman zaman “h” düşüşüne tanıklık ediyoruz. Sf. 78

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 77, 78) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kurucu kabile söğüt çevresine geldiğinde pagan olduğu tezi de ilk defa ileri sürülmüyor. Sf. 73 İlk akla gelen de kurucusunun adının “Ataman” veya “Atman” olabileceğidir. Sf. 74     

    Osmanlı devletinin kuruluşuna kadar Türklerde bir tek Osman adına rastlanmamaktadır. Bunun dışında ise iki “Otman” adını görüyoruz; ayrıca “Orhan” bugün hâlâ Kürt köylerinde Urhan olarak söylenmektedir ve Arapların da Osman’a Utman dediklerini biliyoruz. Sf. 75

    Otman adının Moğollara ait olduğu bilgisine ulaşmış oluyoruz; Ertogrul’un bir diğer oğlunun adı da Saru Batu veya Sarı batı, Moğollardan gelmektedir.

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 73 ile 75 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1916 yılında Oxford Üniversitesi yayınevi tarafından çıkartıldığında deprem etkisi yaratan Gibbons, Osmanlı’nın pek çok zaman ileri sürüldüğü üzere bir Türk kabile tarafından değil birçok dinden ve kavmin karışmasıyla oluşan yeni bir millet tarafından kurulduğunu ileri sürüyordu. Sf. 73

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2003): Osmanlı’nın kalıcı ve başarılı idaresi kuruluşundaki bu heterojen yapısının kendisine verdiği dinamizmden kaynaklandığını düşünüyorum.

  • Osman’ın dedesinin adının Süleyman veya Soliman olduğu rivayet edilmektedir. Babasının adı ise Er Togrul’dur; “togrul” yırtcı kuştur, çağro, balaban, tonga, togan veya doğan, hep ana hep aynı yırtıcı kuşun çeşitleridir. Kardeşlerine gelince; Tundar var, kendisi öldürüyor, Gündüz, dönüyor, bir diğerine, Neşri “Sarı Yatı” diyor, ancak tartışmalıdır bir çalışmanın yazarı Prof. Sümer “Sarı Batu” olduğundan kuşku duymamaktadır.

    Öyleyse böyle bir isimler haritasında Osmanlı Hanedanının kurucusunun adının “Osman” olması isim – bilim çerçevesinde imkânsızdır. Sf. 71

    Hanedanın kurucusunun adının “Osman” olmadığını ilk kez ben söylemiyorum; yeni ve eski pek çok kaynakta “Osman” olmadığı kaydediliyordu. .. Batı kaynakları ve dilinde “Ottoman” denildiğini de biliyoruz… Batılıların “Osman’ı” Ottoman’a çevirmeleri için fonetik bir zorunluluk bulunmamakta idi.

    … bu döneme kadar Türk prensleri arasında “Osman” adının hemen hemen hiç kullanılmadığını göstermektedir.

    Ayrıca Osmanlı öncesi ve sonrası Türk dinastilerinde (sülalelerinde, hanedanlarında), Yıldırım’ın oğulları Soleyman, Musa, İsa örnektir, bu, Osman dışında Bekir, Ömer ve Ali türü halife isimlerine de rastlamıyoruz. Öyleyse Osman adına da rastlamamamız gerekiyordu. Sf. 72

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.

  • Goethe; “Bir dil bilen hiç dil bilmez.”

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rus Albay Averyanov’un 1900 Tiflis baskılı çok değerli incelemesi.  19. Yy Türko – Rus ve İrano – Rus savaşlarında Kürtlerin davranışını ve politikasını ele alıyor, … bu savaşlarda Türkiyeli ve İranlı Kürtler, hep Rusya kuvvetlerinin yanında savaşıyorlardı.

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1999 yılı Başbakan Ecevit, Schröder’e mektup yazıyor; “.. Türkiye kendisine bir açık üyelik perspektifi verildiği, .. bir yol haritası verildiği taktirde reform süreci hızlanacaktır.” Diyor.

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.

  • 19 Aralık 1997’de Beyaz Saray’da Clinton ile yapılan anlaşmaya göre;        

    “Olağanüstü hâl kaldırılacak, boşaltılan köylere yeniden yerleşim, ifade özgürlüğünün genişletilmesi, işkence suçunun cezalandırılması, siyasi partiler üstündeki baskı ve kapatma tehdidinin son bulması, İnsan hakları savunucusu kişi ve kuruluşlara bakı yapılmaması, cezaevlerindeki politikacı ve gazetecilerin serbest bırakılması, ABD’den alınacak silahlar için angajman kurallarının belirlenerek kullanımının bu kurallara uygunluğunun denetlenmesi.” Sf. 49

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2003): Bu anlaşmayı sadece Yeni Şafak Gazetesi yayınladı. Mesut Yılmaz bunların hiç birini yapmadı.

  • İç savaşlar elit savaşlarıdır; elitler öldürülürler, bu başlı başına bir bellek silinmesidir. İç savaşlar, aynı zamanda, adi savaşlardan çok daha fazla korku genaratörüdürler; korku da aklın çalışmasını durdurduğu için bellek silinmesini hızlandırmaktadır.

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 39, 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • İşçi partisinin sosyalist milletvekilleri, … Demirel’in emperyalizme bağımlı Anti-Kemalist hükümetini çalışamaz hâle getiriyordu; İktidar, çâreyi iç savaşta bulmuştur.

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 36) kitabından birebir alınmıştır.

  • Görüntüye tapınma bir tükeniştir. Bir sığlık ve bir birikimsizliktir; bunu, yeniden Ortaçağ’a ve köylülüğe dönüş olarak da anlayabiliriz. Sf. 216

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 16) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hayvansal canlılıklarını sürdürebilmeye yeten bir ücret. Sf. 23

    Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Bilim adamı ve aydın, düşünme işlemini kavramlar ile geliştiren yaratıktır…

    Mistik ya da sûfi sembollere, aydın ya da bilim adamı kavramlara eğilimlidir.

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • Put, yönetmek ve satmak için gerekmektedir. Bütün putların sigara kâğıdı kadar sığ oldukları..

     Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.