Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Osmanlı münevveri ve yüksek bürokratının “Türk” sözünü bilse de telaffuz etmeye değer bulmadığını da görüyoruz. Ali’nin “Vilayet-i Rum” dediğinde Türk illerini, “Rumi” dediğinde, muhtemelen Türkleri, “Rumzade” ile Türk delikanlılarını ve “Rumiye” ile de Türk kadınlarını kastettiğini anlıyoruz. Bu Rumileri sevmediği anlamına gelmemektedir; tam tersine, Kahire’de yakışıklı birisi varsa, he is Rumi or the son of Rumi, ya Türk ya da Türkzade’dir, demek istediğini biliyoruz.

    Gelibolulu’nun bir önemli çalışması da, “Nüshat üs-Selatin” başlıklıdır ve Profesör Tietze’nin bunu da, aynı şekilde, yayımlamış olduğunu hoşnutlukla saptamış bulunuyoruz. “Sultanlara Nasihat” diyebileceğimiz bu çalışma.

    Ali: cühela idaresi

    Her vilayette kâmil isterler,

    Rum mülkünde cahil isterler,

    Zulüm ile sim u ser alub verici

    Sikke-suret erazil isterler. Sf. 121

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 121) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cengiz işgalinin getirdiği yoksulluk, dinsel mistik halk isyanlarını getiriyor. Yunus, Mevlana bu zamana denk geliyor. Sf. 105

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 105) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sabatay Sevi’den önce Deli İbrahim dönemini ve Dördüncü Murat despo­tizmini görüyoruz; Dördüncü Murat’ı, kan dökmede, bizim tarihlerimizde, reformatör sayılan Köprülü Ailesi tiranlığı ile mukayese edebiliriz. Tarihimizin belki de hiçbir döneminde bu karanlık yüzyılda olduğu kadar, keyfi olarak, kelle uçurulmamıştır; Murat mı Köprülüler mi öndedir, bunun için ayrı etüt­leri bekliyoruz. Sf. 96

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 96) kitabından birebir alınmıştır.

  • Araplar, tüccar bir kavimdir. Sf. 93

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çöküş varsa övgüler ölçüsüzdür, bunun tersi de anlamlıdır, övgüler ölçüsüz ise, çöküş var demektir. Sf. 95

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 95) kitabından birebir alınmıştır.

  • İbn Haldun, büyük tarih çalışmasının kapsamına, El-İbar, pek çok kavmi almakla birlikte Türkleri incelemeye değer bulmamıştır. Mukaddime’de ise, Türklerin lehine değil aleyhine pek çok cümleyle karşılaşıyoruz ve okuyoruz, iln n’ont pas honte d’etre esclave, önermesi hem Türkler hakkındadır ve hem Mukaddime‘de yer almaktadır, “esir olmaktan utanmazlar” anlamındadır, İbn Haldun’a göre Türkler, esir olunca yükseldiklerine inanan, acceder a un rang Eleve bir kavim’dir; çünkü kölelik, Türklere zenginlik ve yüksek mevki kapıları açmaktadır. Sf. 79

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 79) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1591 yılı, Hicri millenium’a denk düşüyordu ki, kıyamet beklentisinin çok yükselmiş olduğunu anlıyoruz, iki uzun ve maliyeti çok yüksek savaşın enflasyonu körüklemiş olması doğaldır. Bunlar bir yana; 1592 yılında, İstanbul, çok büyük bir veba salgını yaşamıştı, yüksek oranda ölüm­ler, yıkım ve yoksulluk, her zaman ahlaksızlığı da beraberinde taşımaktadır; bu ve hemen izleyen dönemde “ahlak” kitaplarının yazılması, yüksek bir ah­laksızlığın varlığına işaret etmektedir. Sf. 123

    Gelibolulu da sufist idi. Bazen kendisini Halveti tarikatından gösterse de tarikatlar arasında gezdiği anlaşılıyor; Doktor Fleischer, Melami- Bayrami tarikatın­da karar kılmaktadır. Öte yandan, tarikatların bu dönemde yeniden yayıldığına işaret etmiştim; kıyamet düşüncesi ve yoksulluk, sufîzm için, büyük bir kuluçka fabrikası işlevini üstlenmişti. Sf. 123

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hem Bulgar ve hem de Irak tarihi, bizim boğduğumuz Mithat Paşa’yı asimile etme eğilimindeler. Mithat, bugünkü Bulgaristan ve Irak’ta valilik yapmış ve gittiği her yere yeni­lik götürmüştü, bizim bütün yenilikleri, 19 Mayıs 1919 ile başlayan tarihi­miz, hepsini minimize etme eğilimindedir; hâlbuki pek çok ülkede yenilikçi­leri çoğaltmak ve benimsemek kuraldır. Bizde hâlâ tek tanrılı panteon var, doğru tarih yazımını çok tanrılığa geçiş ve dolayısıyla günah sayıyoruz. Sf. 68

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mehmet Ali (1) reformlarının zenginleri gelinceye kadar erkekler sadece erkeklere âşık oluyorlardı. Sf. 68

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2005); Mısır’da reformlar yapan Kavalalı Mehmet Ali Paşa

  • Gibbons, Osmanlı Devletinin, tümüyle yeni bir halk, an entirely new people, tarafından kurulduğunu ileri sürmekte­dir. Daha net olarak da Osmanlı’yı Türk saymanın, calling the Osmanlı Turks, bir tarih hatası, historical error, olduğu düşüncesindedir. Sf. 54

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 54) kitabından birebir alınmıştır.

  • Osmanlı soyunun kendilerini Türk olarak çağırdıklarını gösteren kaynaklardan da yoksunuz. Sf. 44

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır.

  • Resmi tarihlerde kanlı diktatoryalara “reform” demek usuldendir. Sf. 38

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 38) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her “karşı tarih” arayışında, öncesinde ve sonrasında isyan var. Sf. 36

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 36) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlkokullardaki yurttaşlık ve üniversitelerdeki tarih dersleri de hutbe okumaktır; bu nedenle cami ve üniversite, resmi tarihi kurumsallaştırma mekanizmalarıdır, bir ve aynı idiler, Arap dünyasında “üniversite” hâlâ ‘cami” sözcüğünden gelmektedir, ayrıştılar ve şimdilerde tekrar birleşmelerine tanıklık ediyoruz. Şart değil, ancak Cuma camilerinde nümayişleri, aslında ve Arabide “cami”. Cuma mescidi demektir, “cem” ile ilgilidir, “nümayiş” de numune ile bağlantılıdır, birer “numune-i isyan” sayabiliriz. Öyleyse ve bu arada, her hutbe değişimi için gösteriyi bir isyan girişimi olarak ele alabiliyoruz; çünkü meşruiyet tartışmaya açılmış olmaktadır, isyan, var olan meşruiyet kavramına karşı çıkmaktır. Başarısı, yeni bir meşruiyet kurmayı gerektirmektedir.

    Resmi “tarih”, din ile bilim arasındadır.

    Her üçü de, din ile bilim ve bunların arasında tarih, insan aklında huzur aramaktadır.

    Hukuki ve politik planda meşruiyeti tartışmalı olan bir devlette, resmi tarih, dine çok yaklaşmaktadır. Sf. 33

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.

  • İsrael’in kurucularından Ben Gurion’un Türkler ile Yahudileri “Tamamlayan Kavimler” olarak tarif ettiğini okuyoruz. Sf. 19

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Resmi tarih din’dir. Üniversite kürsülerinde ve cami minberlerinde okunuyor ve okutuluyor, hutbedir. Sf. 15

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.

  • Düzen, artık ancak sürüleştirebilirse ve o ölçüde ayakta kalabileceğini anlamıştır. Sf.10

    Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • Marx, din’i, tersine çevrili bir dünyanın, “popüler biçimde mantığı” olarak anlatıyor. Din’e maddi dünyanın vulgar mantığı gözüyle de bakmak mümkün; “din, kendisini henüz bulamamış veya yeniden kaybetmiş insanın kendi bilinci ve kendisine saygısıdır.” Diyor. Sf. 283, 284

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 283, 284) kitabından not alınmıştır.

  • Mehmet Roma tarihini iyi biliyor; Roma tarihinde karadan gemi taşımanın örnekleri var. Sf. 271

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 271) kitabından not alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU (2005); İstanbul savunmasında, Bizans tarafında, Süleyman Çelebinin oğlu veya torunu olan Prens Orhan ve kendisine bağlı askerleri var.

    Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 267) kitabından not alınmıştır.