Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Bir yangın çıktığı zaman Sadrazamla Yeniçeri Ağasının yangın mahalline gitmesi kanundu; her hangi bir Sadrazam’ın sadareti esnasında fazla yangın olursa bu hâl Paşa’nın uğursuzluğuna hamlolunarak (ona yorumlanarak) azledildiği gibi Sadrazamdan memnun olmayan Yeniçeri Ağalarının onu azlettirmek için yangın ihdas etmeleri gibi ahlaksızca halleri de görülmüştü. Sf. 83

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 83) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Ocak 1362 yılında kuruldu. Sf. 145

    I. Murat Ahi olduğu için Ahi Börk’ü olan Beyaz Börk’ü Yeniçeriye de giydirmişti. Sf. 148

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devşirmelerin, babasının adı yerine Abdullah yazılıp, bu suretle Abdullah Oğlu olduğu, yani devşirme ve esirden gelme Hristiyan olduğu gösterilmiştir. Mesela Mehmet Nasuh ismi Mehmet bin Nasuh demektir keza Şaban Gemlik veya Ahmet Mihaliç isimleri de Şaban’ın Gemlik’ten ve Ahmet’in de Mihaliç’ten devşirildiğini göstermektedir.

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2005); Abdullah, Allah’ın bir kulu demek.

  • Devşirme 18. Asrın sonunda kalktı. Sf. 68

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • Acemilerin Padişah tarafından Yeniçeri Ocağına verilmesine Kapu Fermanı olmak denirdi. Kapulanmak oradan geliyor. Sf. 61

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.

  • Acemi Oğlanların içinde kötürüm, hastalık ve deli olanların bir miktar para ile tekaüt edilmeleri İkinci Beyazıt zamanında kanun olmuştu. Sf. 42

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1582’de 3. Murat oğlunun sünnet düğününde hünerlerini gösterenler Yeniçeri olmak isteyince, Padişah da Ocağa alınmalarını emrediyor. Ferhat Paşa buna alenen karşı çıkıyor, başarılı olamayınca da;

    “Padişahım benim bunun alınmasına rızam yoktur, Ocağın bozulması benim zamanımda vaki olmasın.” Diyerek hizmetten affını rica etmiş. Sf. 39 

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeniçeriler, kışlalarda bekâr yaşarlardı. Sonra bu kural bozuldu.

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2005); Yavuz zamanında Yeniçeriye evlenme izini verilince bunların Kuloğlu denilen çocuklarını da himaye etmek gerekti.

  • Gelen oğlan sürüsü yoklanıp içlerinde kanuna muhalif oğlan bulunursa o sürüyü umumen (tamamını, tamamen) Tophaneye veya Cebehaneye verip Acemi Oğlan yapmazlardı.

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

  • Üç yaşına kadar olan çocuğa; Şirhor yani meme emen çocuk denirdi, üç yaşından sekiz yaşına kadar olan çocuğa; beççe yani yavru, sekizden on iki yaşına kadar olana gûlamçe (küçük çocuk), ve bulûğa ermiş olana da gûlâm denirdi. Sf. 10

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kanuni’nin fermanı; “El-i yüzü billah, Urus (Rus), Acem, Çingane ve Türk reayasının evlatlarıyla vesair mahlûkun evlatlarından, Harputlu, Diyarbekirli ve Malatyalı olmaya.”  Sf. 20 

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 20) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karaman’dan Erzurum’a kadar olan mahallerin Hristiyanları, Türk, Gürcü ve Kürt taifeleri ile mahlût olduğundan (karıştıklarından) dolayı buradan da oğlan devşirilmez veya pek dikkatli olunurdu. Sf. 20

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 20) kitabından birebir alınmıştır.

  • Trabzon Hıristiyanlarından Acemi Oğlanı celp edilmesi bir aralık Fatih’in burayı zaptından sonra devam etmiş ve sonra bunların şerirlikleri dolayısıyla oradan oğlan devşirilmesi kaldırılmıştı. Yavuz Sultan Selim Trabzon Valisi iken Trabzon halkının kendisine gösterdikleri sadakat üzerine Hükümdar olduktan sonra bunlardan tekrar devşirme alınmasını emreylemişti. Vezir-i Azam Pir Mehmet Paşa bunların şerirliklerinden bahis ile oradan oğlan yazılmasının kanunen doğru olamayacağını söylemiş ise de sözünde ısrar eden Yavuz,  itirazından dolayı Pir Paşa’ya kızmış ve hatta “Kanunu bana sen mi öğretirsin?” diyerek elindeki yay ile zavallı Paşa’nın başını yarmış ve dediğini yaptırmıştır, daha sonra bunların arasına Lazlar da katılarak Ocakların intizamı bozulduğundan 16. Asrın sonlarından itibaren (III. Mehmet döneminden itibaren) o taraflardan oğlan devşirilmesi yasaklanmıştır. Sf.19 

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Lüzum ve ihtiyaca göre üç – beş senede ve bazen daha uzun bir zamanda, Hıristiyanlardan sekiz, on ile on sekiz nihâyet yirmi yaş arasındaki çocukların sıhhatli ve kuvvetlilerinden Acemi Oğlanları alınmaya başlandı. Sf. 14

    Her Kadılıkta yani Kaza’da tellallar vasıtasıyla köylere kadar yapılan ilanlar mucibince Hıristiyan çocukları başta Papazları olarak babaları ve vaftiz defterleri toplanma mahallerine gelirlerdi. Devşirme memurları bu çocukları alırken, Kadılar, Sipahiler veya vekilleri ve köy kethüdaları da hazır bulunurlar ve bir suiistimal olmamasına dikkat ederlerdi. Çocuklar içinde evli olanları varsa ilişilmezdi, çünkü bu evlenmeler nüfusu arttırırdı.  Sf.16

    Kanun mucibince (gereğince) Hristiyan çocuklarının en asilleri intihap olunurdu (seçilirdi); Papaz oğulları da alınırdı, iki çocuğu olanın biri ve birkaç çocuğu olanın müsait olan en sıhhatlisi ve güzeli seçilirdi; bir oğlu olanın çocuğu alınmayarak babasının hizmetine terk olunurdu. Uzun boylu ve tenasübü endam (Yapısı orantılı olan) olanlar Saray için seçilirdi. Sf. 17

    Yahudiler ticaretle meşgul olduklarından onlardan devşirme alınmazdı. Sf. 17

    Ana ve babası ölmüş olan bir çocuğun terbiyesi noksan ve açgözlü olacağından devşirmeye girmesine müsaade edilmezdi. Köy Kethüdası oğlu, köy halkının rezillerindendir diye alınmazdı, sığırtmaç ve çoban oğullarıyla genç sığırtmaç ve çobanlar, kel, fodul, köse ve doğuştan sünnetli olanların da alınmamaları kanundu. ..

    Türkçe bilen oğlan, Hıristiyan iken evlenmiş oğlan, sanat sahibi oğlan, İstanbul’a gelip vilayetine gitmemiş ve bu surette yırtılmış olan oğlan, uzun ve kısa boylu olan oğlanların Ocağa alınmamaları kanundu. Sf. 18

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 14 ile 18 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu yeni kanunla baştanbaşa gayrimüslim olan Rumeli halkı tedrici surette müslümanlaştırılacak, aynı surette Müslüman olan bu bir kısım askerle Türk Ordusu kuvvetlenecekti. Sf. 13

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • Pençik: Beşte bir demek Pençik. 1363’te her beş çocuktan birini acemi ocağa alma işlemi. Sf. 9

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayınları, Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yaya kısmı; Acemiler (Mahreç; kaynak), Yeniçeriler, Cebeciler, Topçular, Top Arabacılar.

    Süvariler; Sipahi, Silahtar, Baş Ulûfeciler, Sağ Garipler, Sol Garipler.

    Eyalet Askerleri; Tımar veya Toprak Süvari, Azap (Hafif Piyade), Akıncı (Hafif Süvari). (Yaya Yörük, Müsellem, Tatar, Cerehor veya Serehor.) Sf. 2, 3

    Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayınları, Sf. 2, 3) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yüksek Adalet Divanı, Bayar, Menderes, Zorlu ve Polatkan’ı oybirliğiyle idama mahkûm etmişti.

    Refik Koraltan, Rüşdü Erdelhun, Baha Akşit, Bahadır Dülger, Zekâi Erataman, Agâh Erozan, Emin Kalafat, Osman Kavrakoğlu, İbrahim Kirazoğlu, Nusret Kirişoğlu ve Ahmet Hamdi Sancar hakkında oy çokluğuyla ölüm cezası verilmişti.

    15 idam kararı çıkmıştı.

    Tesadüf mü: 1926’da Atatürk’e yapılması planlanan suikastın İzmir’deki dava sonucunda da 15 idam karan çıkmıştı! Onların 14’ü asılmış biri intihar etmişti…

    Yassıada’da 15 idam karan çıkmış; karar 14’ünün yüzüne okunmuş, biri ise intihar ettiği için salonda bulunamamıştı!.. Sf. 546

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 546) kitabından birebir alınmıştır.

  • Refik Koraltan 30 Aralık 1959 tarihli günlüğüne bakın ne yazmıştı:

    “Fatin Rüşdü Zorlu’nun zorlayarak kurmak istediği hırsızlık şebekesinin korkunç manevrası devam ediyor. Adnan (Menderes [S. Y.]) bilmeyerek bu hırsızlık şebekesinin kurucusu oluyor.”

    Koraltan, 9 Ocak 1960 tarihli günlüğünde ise iddiasına tanık gösteriyordu:

    “Bugün Meclis Riyaset makamına Mükerrem Sarol geldi. Umumi hasbıhal sırasında çok dikkate değer sözler söyledi: “Fatin Rüşdü Zorlu artık hiçbir devirde görülmemiş bir hırsızlık şebekesi kurdu.”

    Döviz Komisyonu başlı başına bir âlemdir. Başta Maliye vekili olduğu halde Başvekil Yardımcısı Fatin Rüşdü Zorlu, Ticaret Vekili Yırcalı ve hempaları öyle bir atılış atıldılar ki bütün Türkiye günlerce bu dedikoduyla çalkalandı durdu.” Sf. 543

    1958 yılındaki % 210 oranındaki büyük devalüasyondan sonra, yolsuzluk yapıldığı iddiası ortaya atılmıştı.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 543) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Örtülü ödeneği kendi kişisel ihtiyaçları ve amaçları için kullandığı iddia ediliyordu. Bu nedenle örtülü ödeneğe “Adnaniye” deniyordu. Sf. 534

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 534) kitabından birebir alınmıştır.