Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Tıpkı 1913 Babıâli Baskınından sonra ittihatçıların ve 1950’de “beyaz ihtilal” yapıp iktidara gelen Demokrat Partililerin yaptığını, 27 Mayıs 1960’ta “Milli Birlik Komitesi” gerçekleştirdi: Türk Silahlı Kuvvetlerinden 235’i general ve amiral olmak Üzere, 4.000 subay emekli edildi.

    1913’te subayların emeklilik maaşını İttihatçılara Almanlar vermişti. 1950’de DP’lilere ve 1960’ta MBK’cilere para ABD’den geldi! Sf. 523

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 523) kitabından birebir alınmıştır.

  • CHP’yi “siyasi sapık” diye itham eden Başbakan Menderes’e yanıt, Ulus gazetesi yazan Şinasi Nahit Berker’den gelmişti: “İyi ama muhterem efendim, herkes de cinsi sapık olacak değil ya!”

    Berker sekiz ay hapse mahkûm edildi. DP’yi eleştiren gazeteciler; Metin Toker, Ülkü Arman, Nihat Subaşı, Fethi Giray, Beyhan Cenkçi, Bedii Faik, Ali Ihsan Göğüş, Kurtul Altuğ, Cüneyt Arcayürek ve yetmiş dokuz yaşındaki Hüseyin Cahid Yalçın ardı ardına cezaevine konuldu.

    Osman Bölükbaşı’nı yine milletvekili seçti diye Kırşehir ilçe yapılıverdi! Hukukun üstünlüğünü savunan Yargıtay Başkam Bedri Köker, Cumhuriyet Başsavcısı Rifat Alabay, Yargıtay ikinci başkanlarından Haydar Yücekok, üye Kâmil Coşkunoğlu, üye Melahat Ruacan, üye Faik Uras, Üye İlhan Dizdaroğlu, “görülen lüzum üzerine” bir günde emekliye sevk edildi. Sf. 499, 500

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 490, 500) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yazan Hamdi Ciliv.

    İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelen isimlerinden, Milli Mücadele’ye katılmış, TBMM’nin ilk milletvekillerinden ve 1926 İzmir Suikastına adı karışıp yargılanan, ancak Atatürk tarafından kurtarılan Hamdi Baba’nın torunuydu.

    Hamdi Ciliv’in babası mübadeleyle gelen, Nikos Kazancakis’in yakın arkadaşı Efdal Ciliv’di.

    Hamdi Ciliv, 1950’li yıllarda Ankara’da DP’nin önde gelen teşkilatçı isimlerinden biriydi, ölmeden önce anılarını yazdı; “Ben öldükten sonra yayımlarsınız” diye ailesine bıraktı. Yazdığım gibi, kitaba “izin” çıkmadı…

    Hamdi Bey’in eşi Sara Ciliv kitaba göz atmama izin verdi.

    Hamdi Ciliv kitabında 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine geniş yer ayırmış. Yıllardır DP’lilerin kendi aralarında fısıldayarak konuştukları bir konuyu yazma cesareti göstermişti.

    Hamdi Ciliv, 1950’li yılların sonunda Celal Bayar ile Adnan Menderes’in aralarının artık iyice açıldığını belirtiyor ve her iki grubun da birbirlerini tasfiye etmek için çaba sarf ettiğini yazıyor.

    Ciliv’in örnek olaylar sıralayarak yazdığı bu iddiasına göre, Başbakan Menderes ile Edhem Menderes, TSK içindeki bazı subaylarla işbirliği yapıp Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ı devirmek istiyor! Sf. 516

    Hamdi Ciliv kitabında onlarca soruyu ortaya atıyor Adnan Menderes, askeri harekâtın başında Cemal Gürsel olduğunu duyunca neden rahatlıyor; Eskişehir’de gözaltındayken askerler neden kendisine selam duruyor; Ankara Harp Okulu’nda neden “şeref salonu” na alınıyor; “Ne zaman radyo konuşması yapacağım?” diyecek kadar kendini neden rahat hissediyor? Sf. 517

    Ama…

    Ciliv’e göre, İçişleri Bakanı Namık Gedik’in intiharı, askeri ihtilalin yönünü değiştirmişti. Namık Gedik 29 Mayıs 1960’ta intihar etmişti.

    DP’nin önde gelen isimlerinden Sıtkı Yırcalı 27 Mayısta gözaltına alınıp, 28 Mayısta serbest bırakılmıştı. Ancak Bakan Gedik’in intiharından sonra 30 Mayıs’ta tekrar gözaltına alınacaktı. Sf. 518

    Gürsel Paşa yemekte bulunanlara, Kara Kuvvetleri komutanlığı döneminde Edhem Menderes’le aralarının çok iyi olduğunu, hemen her akşam kendisine uğradığını, uzun uzun memleket işlerini görüştüklerini anlatıyor.

    Paşa, Milli Savunma Bakam Edhem Menderes’le o kadar samimi olmuştu ki, görevden ayrılacağı gün, 3 Mayıs 1960’ta kendisine mektup yazarak kamuoyunun taleplerini sıraladı.

    On üç maddelik istekler mektubunun ilk maddesi ilginçti: “Cumhurbaşkanı (Celal Bayar [S.Y.]) istifa etmelidir. Çünkü bütün fenalıkların bu zattan geldiği hakkında umumi bir kanaat vardır.”

    21 Mayıs 1960’ta Ankara’da hükümet aleyhine sessiz yürüyüş yapan Harp Okulu öğrencilerinin arasında kim vardı dersiniz: Milli Savunma Bakam Edhem Menderes!..

    Sahi Başbakan Menderes askerle işbirliği yapıp, Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne çıkacak, başbakanlığa da Edhem Menderes mi gelecekti? Ya da… Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes’i “azledip” yerine Fatin Rüşdü Zorlu’yu mu atayacaktı? Sevin Zorlu anlatıyor:

    “24 Mayıs günü babam Başbakan Menderes’in yanına çıkıyor. “Edhem Menderes ihanet içinde; beni hemen Milli Savunma bakanlığına, onu da Dışişleri bakanlığına atayınız. Bu işi yirmi dört saatte çözeyim, aksi takdirde askerler müdahale edecek” diyor. Babanım bu kadar emin olmasının nedeni Avrupa’daki bir ülke istihbaratından, askerlerin müdahale edeceği bilgisini alması.” Sf. 519

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 516 ile 519 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Son bir noktanın daha altını çizelim: Türkiye, SSCB ilişkileri için ABD’den izin istemiş ve bu iznin onaylanmasından sonra kuzey komşusuyla ticari ve kültürel ilişkiye girmişti! Yani, Amerika’nın onayıyla Sovyetler Birliğine yakınlaşmıştı!

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 499) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarihler 2 Ağustos 1958’i gösteriyordu. 1 dolar 2,80 liradan 9 liraya çıkarıldı! Devalüasyon oranı yüzde 221’di.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 493) kitabından birebir alınmıştır.

  • Edhem Menderes konusunda bir başka ilginç durum vardı: Başbakan Menderes’e çok bağlı olmasına, hatta zaman zaman kendisini ona siper etmesine karşın, ne parti içinden, ne de muhalefet tarafından hiç eleştiri konusu yapılmıyordu!

    Bir diğer özelliği ise Başbakan Menderes’e sesini yükselten tek bakan olmasıydı. Başbakan Menderes, Edhem Menderes’e niye bu derece yumuşaktı, hiçbir zaman anlaşılamadı!

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 490) kitabından birebir alınmıştır.

  • ABD’nin Ankara Büyükelçiliğinden Dışişleri Bakanlığı’na telgraf, Ankara.13 Kasım 1957.

    (Belge no: 6; Foreign Relations, 1955-57, Volume XXIV, s. 745, Kaynak: Department of State, Central Files, Çok Gizli)

    “Konu: Menderes’in Fatin Rüşdü Zorlu’nun Dışişleri bakanlığı için onay istemesi.

    Başbakana bu sabah seçimlerden sonra ilk kez, acil bir iş için birkaç dakikalığına görüşmeye gittiğimde, benimle sadece ikimiz arasında kalmasını arzu ettiği bir konuyu görüşmek istediğim söyledi. (Tüm görüşme boyunca baş başa kaldık.) Gelecek birkaç gün içinde yeni kabineyi kuracağını ifade etti.”

    Menderes, birçok vesileyle Fatin Rüşdü Zorlu’nun Dışişleri bakanına getirilmesinin ABD’nin hoşuna gitmeyeceğinin kendisine söylendiğini sözlerine ekledi.

    Zorlu’nun atanması hakkında ne düşündüğümü sordu. Doğal olarak hükümetime danışmadan konuştuğumu ve sözlerimin bu çerçevede anlaşılması gerektiğini söyledim.” Sf. 489

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 489) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eisenhower Doktrini olarak bilinen resmi siyasetini açıkladı. Buna göre ABD, ekonomik ve askeri yardım ve hatta ülkelerine askeri çıkarma yapılmasını isteyen Ortadoğu devletlerine bu yardımları karşılamaya hazır olduğunu bildirdi. Sf. 487

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 487) kitabından birebir alınmıştır.

  • Menderes teşekkür konuşmasında, “Aslanlar gibi insanlarsınız, siz isterseniz hilafeti bile geri getirirsiniz!..” dedi. Sf. 482

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 482) kitabından birebir alınmıştır.

  • 73 kilise, 8 ayazma (alt kısmı kilise üstü cami olan ibadethane), 1 havra, 2 manastır, 4.340 dükkân, 110 otel ve restoran, 27 eczane, 21 fabrika, 3 Rum gazetesi, 5 Rum kulübü, 2.600 ev, 52 Rum okulu ve 8 Ermeni okulu tahrip ya da yağma edilmişti. Balıklı Rum Kilisesi’nin papazı Hrisantos Mandas olaylar sırasında öldürülmüştü.

    Olaylar sırasında Yahudilere yönelik pek fazla saldırı olmamıştı; ağırlık Rum ev ve işyerlerine yönelikti. Sanki “bir güç” Rumlara ait yerlere “gamalı haç” çizmişti; İstanbul’un varoşlarından kent merkezine gelenler direk bu yerlere yönelmişti!..

    Ama sonuçta suçlu da bulunmuştu (!): poliste kaydı bulunan Aziz Nesin, Kemal Tahir, Hasan İzzettin Dinamo gibi kırk üç solcu hemen gözaltına alındı!.. Sf. 478

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 478) kitabından birebir alınmıştır.

  • Menderes’in dört yıllık hükümeti döneminde, kabinesi bir türlü istikrara kavuşamadı. DP’li bakanlar, Başbakan Menderes’in “diktatoryal” yönetimi nedeniyle sık sık istifa ettiler. Öyle ki, dört yıllık süreçte İçişleri bakanlığı beş, İşletmeler bakanlığı beş, Çalışma bakanlığı beş, Ulaştırma bakanlığı dört, Gümrük ve Tekel bakanlığı dört kez el değiştirmişti.

    Başbakan Menderes “sözünü dinleyecek” ve her dediğini “emir telakki edecek” bakanlara ihtiyaç duyuyordu.

    Bu nedenle bu son hükümet “akraba kabinesi”ydi!

    Adnan Menderes-Fatin Rüşdü Zorlu arasındaki akraba ilişkisini biliyoruz: her ikisi de Evliyazâdelerin damadıydı. Sf. 468

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 468) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu arada konu açılmışken belirteyim, 1947’den sonra İsrail’e göç eden Türkiyeli Yahudilerin bir bölümü DP hükümeti döneminde geri döndüler.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 455) kitabından birebir alınmıştır.

  • Keza ABD’yle ilişkileri geliştiren de CHP’ydi.

    “Türkiye küçük Amerika olacak” sözü, sanıldığı gibi Celal Bayar’ın değildi. CHP’li Nihat Erim, 19 Eylül 1949’daki İzmit konuşmasında söylemişti bu sözleri…

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 454) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hâlbuki okullarda din eğitimi verilmesini CHP 1948’de yürürlüğe soktu. İmam-hatip kurslarına izin veren, ilahiyat fakülteleri açan da CHP’ydi. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ait yasayı yürürlükten kaldıran da CHP hükümetiydi! (1)

    16 Ocak 1949’da hükümeti kurma görevi verilen Başbakan Şemseddin Günaltay, İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde İslamcı siyaseti benimsemesiyle tanınıyordu!

    Bu görüşte birinin CHP tarafından başbakanlığa getirilmesi tesadüf değildi.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 453) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2023); Bu iddia doğru değil, CHP yasayı ortadan kaldırmamış ama çıkarttığı bir yasa ile içini boşaltmış. Şöyle; 30 Kasım 1925 yılında çıkan 667 Sayılı Tekke ve Zaviyelerin kapatılmasına dair Kanun CHP döneminde, 1 Mart 1950 tarihli 5566/1 sayılı Kanun ile kadük oldu, o kanun şöyle; “Türbelerden Türk büyüklerine ait olanlarla büyük sanat değeri bulunanlar Kültür Bakanlığınca umuma açılabilir. Bunlara bakım için gerekli memur ve hizmetliler tayin edilir.” şeklindedir.

  • Türkiye Kore savaşının ödülünü aldı:

    18 Şubat 1952’de NATO’ya girdi!

    Türkiye NATO’ya girebilmek için İsmet Paşa “yöntemini” seçti. 26 Ekim 1951’de başlayan Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyelerine yönelik 167 kişilik “büyük tevfikât” günlerce gazete manşetlerinden düşmedi.

    “Türkiye’yi her an komünist yapacak çok tehlikeli kişiler” yakalanmıştı. Tehlike o kadar büyüktü ki (!) komünistleri ağır cezalara mahkûm etmek için hükümet, 3 Aralıkta “komünizmle mücadele yasası” olarak bilinen TCK’nin 141 ve 142 maddelerini daha da ağırlaştırdı… Sf. 453

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 453) kitabından birebir alınmıştır.

  • DP hükümeti, 15 general ve 150 albayı tasfiye ettiği tam da o günlerde -hem de TBMM’ye bile sorma ihtiyacı hissetmeden – Kore’ye asker gönderme kararı aldı!.. Sf. 452

    706 şehit, 2 111 yaralı, 219 tutsak ve 168 kayıpla Türkiye, Kore Savaşı’nda Birleşmiş Milletler gücünün en ağır kaybına uğrayan birliği oldu. Bu sayılar, Türk kuvvetlerinin Kore’deki mevcudunun yüzde 66’sını oluşturuyordu!

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 452) kitabından birebir alınmıştır.

  • Genelkurmay Başkanı Nuri Yamut Selanikliydi! İlginçtir, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en üst komuta kademesindeki paşaların doğum yerleri benzerdi: Mustafa Kemal Selanikli; Fevzi Çakmak Limni’li; Kâzım Orbay İzmirli; Salih Omurtak Selanikli; Abdurrahman Nafiz Gürman Bodrumlu ve Nuri Yamut Selanikli. Sf.450

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başbakan Adnan Menderes de, bir zaman sonra Eyüp Sultan sevgisi başlayacaktı. Seçim gezisi için gittiği Adana’da, “Eyüp Sultan Camii’ni ikinci bir Kâbe yapacağız” diyecek, caminin ve Eyüp Sultan’ın türbesinin restorasyonu için çaba sarf edecek, Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur aracılığıyla burada büyük iftar yemeği verecekti. Sf. 444

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 444) kitabından birebir alınmıştır.

  • Prof. Burhan Toprak’ın eşi 1911 doğumlu A. Muazzez Hanım 1939 yılında vefat etti. Nigâr Hanım ise M. Şefik Çakmak’la hayatını birleştirdi. Bu evliliğinden doğan Ahmet Çakmak İngiliz Noriko’yla evlendi. Fevzi Çakmak’ın torununun çocuklarının adı, Erika Leyla ve Lisa Ayla’dır. Çakmak sülalesinde ilginçtir çok fazla sayıda yabancı gelin ve damat vardır. Sf. 442

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 442) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alparslan Türkeş’in gazeteci Hulusi Turgut’a anlattıklarından öğreniyoruz: 1933’te babası Ahmed Hamdi Efendi, oğlu “Alparslan”ı elinden tutup Kuleli Askeri Lisesi’ne yazdırmak için okula müracaat ediyor. Ancak on beş yaşındaki Alparslan, İngiliz pasaportu taşıdığı, yani Türk vatandaşı sayılmadığı için okula kabul edilmiyor! Kıbrıslı eczacı Fevzi Bey’in arabuluculuğuyla İzmir Milletvekili Bellizade Sırrı Efendi’yi ziyaret ediyorlar. O da Mareşal Fevzi Çakmak’a rica ediyor ve böylece küçük Alparslan, Kuleli Askeri Lisesi’ne kaydediliyor! (Hulusi Turgut, Türkeş’in Anıları, Şahinlerin Dansı, 1995, s.15-16)

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 442) kitabından birebir alınmıştır.