Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 20 Ağustos 2003 tarihinde İslamcı günlük gazete Yeni Şafak’ta başlayan “Türkeş’in Gizli Dünyası” adlı yazı dizisinden bazı alıntılar yapmamız gerekiyor:

    (Küçük) Hüseyin Efendi’nin (Alparslan) Türkeş’in ailesiyle tanıştığı da ortaya çıktı.

    İddia Alparslan Türkeş’in ilk adının Hüseyin Feyzullah olduğudur.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 435) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halvetilik, Allah’a zikir yoluyla ulaşılacağına inanılan bir tarikattır. Buradaki zikirde ana ilke “zikrullah” yani Allah’ın adını anmaktır- Halvetiler yüz kez istiğfar ediyor, yüz kez de salavat getiriyorlar, sonra da esmayı seba (yedi ad) zikrine geçiyorlar. Ondan sonra mürit önce kafasını sağ omzuna (“la ilahe” diyerek) sonra sol omzuna doğru (“illallah” diyerek) kafasını sallayarak otuz üç kez kelimei tevhit zikri yaparak kendinden geçmeye yani trans olmaya başlıyor. Müridin en son ulaştığı nokta “sûfi marifet” tir.

    Kabalacılar ise aynen zikir gibi bir “ayin” yapıyorlar. Önce “üç baba” denen, üç İbrani harfini bilmek gerekiyor. Bunlar, “yod”, t “he” ve “vav” dır. Bu harflerin okunuşları dört yöne ve aşağıya, yukarıya olmak üzere altı adet permütasyon söylenerek zikir başlıyor. Daha sonra kabalada belirtilen hayatağacı ya da sefirot ağacı denen on adet kavramı temsil eden oldukça uzun söz ve hareketlerle trans durumuna geliniyor. Bu on kavram, Adam Kadmon’a, yani mükemmel insana ulaşma durumuna geçmek için yapılıyor. Bu duruma “şiur hohma”, yani akıl ve bilgelik ruhu deniyor.

     “Mesih” ile “Mehdi” özdeşti!..

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 439, 440) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dönmelerin mezarlıkları Kapancıların, Yakubilerin ve Karakaşların mezarlıkları olmak üzere üçe ayrılıyordu. Karakaş mezarlığındaki en gösterişli türbe tarikatın kurucusu olan Baruchiah Russo’nun, yani Osman Baha’nın türbesiydi. Yakubi mezarlığındaki en gösterişli türbe ise Sabetay Sevi’nin son eşi olan Ayşe’nin türbesiydi. Bu türbe XX. yüzyılın ilk çeyreğine kadar cemaatin kutsal ziyaret mekânlarından biriydi. Kapancı mezarlığında toprağa verilmiş kişilerden biri de 1800’lü yıllarda bu tarikatı kuran Derviş Efendi’ydi. Derviş Efendi büyük olasılıkla Sabetaycılarla yakın ilişkiler kurdukları bilinen Mevlevi tarikatındandı.” (John Freely, Kayıp Mesih, 2001, s, 270-271) Sf. 439, 440

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 439, 440) kitabından birebir alınmıştır.

  • Jak Kamhi, “Diyebiliriz ki, Mareşal Fevzi Çakmak Yahudilerin en büyük müdafiiydi” diyor. Sf. 435

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 435) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gazetecilerin “Sağda mısınız, solda mısınız?” sorusuna, “Demokrattır. Programımızı inceleyiniz. Yerimizi orada bulacaksınız” diye yanıt verdi. Adnan Menderes ise, “Belki iki parmak daha soldadır” diyecekti.

    Her taşın altında komünist arama dönemi başlamıştı. Ve “Moskovacılık” suçlamasına ilk muhatap olan parti DP oldu. Sf. 420

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 420) kitabından birebir alınmıştır.

  • Köprülüler döneminde binlerce insanın kellesi uçuruldu. Peki, doğrudan Osmanlı Devleti’ni hedef alan Mesih olduğunu iddia eden Sabetay Sevi’ye neden hoşgörüyle bakılmıştır?

    Üstelik Sabetay Sevi’ye yılda 150 akçe (altın sikke) maaş verilmiştir. Saraya “kapıcıbaşı” yapılmıştır. Yani, Saray kapsında görevli olanların amiri olmuştur. Saray kapısını korumakta, ayrıca takipçilerinin Divanı Hümayuna silahsız girmelerine kılavuzluk yapmaktadır.

    Sevi kendisine ayrılan köşke taşınmıştır, fakat sadece kuru ekmek, kuru üzüm, kuru erik yemektedir.

    Sultan sorar: “Mehmed Efendi, neden bir şey yemiyorsun?”

    Sevi, “Haşmetlim” der, “benim bu alışkanlığımın tarihi pek eskidir. Bu riyazeti terk etmem imkânsızdır.”

    IV. Mehmed bunun üzerine, “Sana teyzemi karı vereyim mi?” der.

    Sevi, “Haşmetlim, bendeniz evliyim, hanımım İzmir’dedir” der demez de Sera’yı getirmesi için adamlar gönderir.

    Sera da Sultan IV. Mehmed’in annesi Haseki Hatice Turhan Sultan’ın himayesinde dönmeliğe geçecektir. Artık adı Fatma Kadın’dır. Sevi, Hanım Sultan’ın cariyelerinden biriyle de evlenecek ve dönmeliğe duyulan itimadı güçlendirecektir. (Gershom Scholem, Sabetay Sevi, 2001, s. 340)

    Osmanlı Devleti’ni yıkmayı planlayan “Mesih” iddiasındaki Sabetay Sevi’ye bu hoşgörü nedendir?..

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 417) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kadızâdelilerin, Halvetiye tekkelerine saldırmalarıyla başlayan ayaklanmayı, Köprülü Mehmed Paşa yeniçeriler sayesinde hemen bastırıverdi.

    Köprülü kısa sürede emirlerini yerine getirmeyenleri görevlerinden aldı ve yerine kendi adamlarını yerleştirdi. Osmanlı iç piyasasını güvenilir hale getirmek için, halktan ve esnaftan haraç toplayanları yakalatıp hemen idam ettirdi. Köprülü’nün 5.000 ile 40.000 arasında insanı idam ettirdiği yazılmaktadır. (1) Sf. 417

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 417) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (2022); Bu rakamlar çok abartılı.

  • Padişah IV. Mehmed ve Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa döneminde Saray’da etkin olan isimlerden biri de, Moses ben Raffael Abrabanel’di; yani Hayatizade Mustafa Feyzi Efendi! Anımsayınız: Sabetay Sevi’nin Müslümanlığa dönmesine neden olan isimlerden biri de Hayatizade Mustafa Feyzi Efendi’ydi.

    Yazmıştım: Gershom Scholem Sabetay Sevi adlı kitabında, Hayatizâde’nin sultanın kız kardeşiyle evli olduğunu belirtiyordu.      

    Hayatizade Mustafa Feyzi Efendi’nin torunu Mehmed Emin Efendi, Osmanlı’da şeyhülislamlık yapan -bilinen- ilk Yahudi dönmesiydi!..          

    Şunu sormak istiyorum…

    İsimleri alt alta yazdığımızda şunu görüyoruz: Köprülü’nün sadrazamlığa atandığı dönemde Saray’da güçlü bir Yahudi lobisi vardı. Köprülü Fazıl Ahmed Paşanın sadrazamlığa getirilmesinde Yahudilerin ne derece katkısı ve rolü olmuştu? Osmanlı mutfağından haznedarlığa ve oradan da sadrazamlığa kadar hızlı yükselişini sürdüren Köprülü Mehmed Paşa’nın arkasında siyasal ve ticari bir gücün olmaması imkânsız. Sf. 416

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 416) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2005); Osmanlıda bilinen ilk Yahudi’den dönme şeyhülislam,  Moses ben Raffael Abrabanel’di; yani Hayatizade Mustafa Feyzi Efendi! Yahudiler Şeyhülislamlığı neden hedeflediler? İçeriden yıkmak için mi? Müslümanların bu geri kalmışlığı bu safsatalar içinde boğuşmaları bundan mıdır? Yeniçeri Ocağı ve Bektaşilik anlayışı gibi Osmanlının iki temel dayanağını da içinden yıkıp çürütenler Yahudiler mi?! Bütün yapıları önce işgal sonra ifsat ediyorlar.

  • Keza Sadrazam Sinan Paşa Eliezer Eskenderi’yi, Siyavuş Paşa Benveniste’yi ve Baltacı Mehmed Paşa Naftali ben Mansur’u hem hekim hem diplomat olarak kullandı.

    Köprülü Mehmed Paşa sadrazamlığı döneminde Yahudi Moiz ben Yuda Beberi’den çok yardım gördü. Örneğin, Köprülü Mehmed Paşa Rusya’ya karşı bir birlik oluşturma olanağını araştırmak üzere kendisini Stockholm’e gönderdi. Moiz ben Yuda Beberi öldükten sonra bu tür özel görevleri oğlu Yuda Beberi sürdürdü.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 415) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Osmanlı Sarayı ve siyaseti üzerinde etkili olan Musevilerden biri de Bayan Ester Kira’ydı. Ester Kira, Padişah Murad’ın (Yahudi asıllı Nurbanu Sultan’ın oğlu) gözdesi Venedik asıllı (Baffo ailesinin kızı), Hıristiyanlıktan dönme Safiye Sultan’ın yakın arkadaşı ve sırdaşı durumunda bulunuyor, sık sık Saray’a girip çıkıyordu.” …

    “Ester Kira servetini artırıp siyasal etkinlik kazanırken ülke, ekonomik kriz içinde bulunuyordu. Bu kriz sonucu para değer kaybediyor, sipahi maaşlarının satın alma gücü düşüyordu. Buna bir de Ester Kira’nın yakınlarına çıkar ve ayrıcalık sağlaması, bu yoldan servetini artırması eklenince sipahi ve yeniçerilerin aradığı sorumlu bulunuyordu. Ayaklanma sonucu mevkiini borçlu olduğu için Ester Kira’yı saklayan Sadaret Kaymakamı Halil Paşa’nın konağı basılıyor, Musevi kadın ve iki oğlu parçalanarak öldürülüyor, üçüncü oğlu ise Müslüman oluyordu.” (1)

    Yahudi asıllı Nurbanu Sultan kızı İsmihan Sultan kimle evlendi: Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa’yla! Öldüğünde 18 milyon miras bırakan Osmanlı’nın en ünlü sadrazamlarından Sokullu Mehmed Paşa’nın hem doktoru hem de siyasal danışmanı Yahudi Salomon ben Nathan Aşkenazi’ydi

    Yani…

    Ester Kira vahşice öldürüldü ama bu ne yeniçeri-Musevi-tefeci işbirliğini ne de Osmanlı yönetimindeki Yahudi etkisini azalttı. Yahudi tefecilerden gelen faiz gelirlerinin tadına alışan Yeniçeriler gerektiği zaman dostça, gerektiği zaman zorla bu ilişkileri sürdürdüler. Az para verip çok g

    elir sağlayamadıkları zaman Yahudi mahallelerini ateşe vermekten, Yahudi tefeciye faizini ödemeyen tüccarlara karşı “tetikçilik” yapmaktan da geri kalmadılar! Sf. 415

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 415) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2014); Murat Çulcu, Marjinal Tarih Tezleri, 2000, s. 130

  • Dr. Aras, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın ilk İçişleri bakanı Cami Baykurt ile Zekeriya-Sabiha Sertel çiftinin Tan gazetesindeki, bu politikalara karşı çıkan, Sovyetler Birliği’nin Türkiye topraklarında gözü olmadığını analiz eden makaleleri Ankara’da bazı çevrelerin tepkisini çekiyordu.

    Sonunda 4 Aralık 1945 sabahı İstanbul Beyazıt Meydanında toplanıp slogan atarak Babıâli’ye yürüyenler Tan gazetesini yerle bir ettiler!

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 404) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’de Varlık Vergisi konusunda fikir yürütenlerin hemen hepsi bir kitabı kaynak gösteriyor: Faik Ökte’nin, Varlık Vergisi Faciası.

    Varlık Vergisi’nin uygulayıcısı İstanbul Defterdarı Faik Ökte, “vicdan azabına dayanamamış” bu kitabı yazmıştı!

    Sahi öyle mi?

    Dönemin bürokratı Cahit Kayra’nın 38 Kuşağı (1) ) adlı kitabına göre, DP hükümetinin geldiğini gören Faik Ökte, “korktuğu bir akıbetten kurtulmak için” bu kitabı kaleme almıştı!Ayrıca Faik Ökte’nin en büyük hatası ve korkusu, Varlık Vergisi nedeniyle elden çıkarılan bir Ermeni vatandaşın evini satın almasıydı!

    Üstelik Faik Ökte bir Sabetayist’ti!

    “Faik Ökte, Yahudi kaynaklarda Yahudi olarak tasnif edilmektedir.” (2)

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 398) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2014); 2002, s.139

    BAKKAL’IN NOTU (2) (2014); Yalçın Küçük, Tekeliyet, 2003, s. 342 kitabından alıntı.

  • İsmet Paşa’nın kardeşi Rıza Temelli’nin adı, Varlık Vergisi mağdurlarının mallarını alanlar arasında geçti. Borçlarını ödeyemeyen İdrofil Pamuk Fabrikası’nı ve kömür nakliyatı için 300 tonluk bir gemi almıştı. (Emin Karakuş, İşte Ankara, 1977, s. 69) Sf. 395

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 395) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cumhuriyet’in ilanından itibaren Yahudi göçü:

    1923-1931 arası; 1.339 kişi,

    1932’den I940’a kadar 2.363 ve

    1940-1947 arası 3.606 kişidir.

    1948’de 4.362,

    1949’da ise 26.306 kişidir.

    1950’de bu rakam 2,49l’e ve I955’te 339’a kadar düşer.

    I956’da 1.710’a ve 1957’de 1.197’ye kadar çıkar.

    I960’ta 387’ye düşer ama 1961’de tekrar 1.829’a çıkar, inişli çıkışlı Yahudi göçü devam eder gider. Sf. 396

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 396) kitabından birebir alınmıştır.

  • 11 Kasım 1942’de TBMM’de pek de tartışılmadan kabul edilen Varlık Vergisi Kanunu’nun Almanya’daki Yahudi soykırımı dönemine rastlaması Türkiye’deki azınlıkların korkulu yıllar geçirmesine neden oldu. Sf. 392 ..

    Benzer uygulamalar Almanya, Fransa gibi savaşan diğer ülkelerde de uygulanıyordu. İngiltere’de gelirler yüzde 98’e kadar yükselen oranlarda vergilendirilmişti. Keza ABD de Victory Tax (Zafer Vergisi) alınmaya başlanmıştı. Savaşa girmeyen İsviçre bile beş yıllığına varlık vergisi alıyordu. Sf. 393 ..

    Müslümanlar takdir edilen matrahın yüzde 12,5’ini, gayrimüslimler yüzde 50’sini, Sabetayistler yüzde 25’ini ve yabancılar yüzde 12,5’ini ödeyecekti.

    Varlık Vergisi’nin büyük yanlışı borcunu ödeyemeyen 1.229 kişinin Aşkale gibi – kışın Eskişehir Sivrihisar- çalışma kamplarına gönderilmesiydi.

    Gidenlerin çoğu İstanbul’dandı.

    İzmir’deki sürgün sayısı sadece 88 kişiydi. … Sf. 395

    Bu konuda çeşitli “komplo teorileri” de mevcuttur. Milli Gazetenin köşe yazarı Afet Ilgaz, Varlık Vergisi’ni “Yahudi-dönme komplosu” olarak görmektedir. Yazar Ilgaz’a göre; “İsrail’in devlet olabilmesi için ‘bölgedeki Filistin nüfusunu geçecek’ rakamı tutturabilmek amacıyla” Varlık Vergisi “dönme gazetecilerin” oyunuyla yürürlüğe sokulmuş ve böylece Türkiye’den Yahudilerin İsrail’e göçü gerçekleştirilmişti. Zaten “Kanunu imzalayan bakanlardan üçü dönme, üçü de musondu”  (Milli Gazete, 23 Ağustos 2002)

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 392 ile 397 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başbakan Saraçoğlu 11 Temmuz 1942’de açıkladığı kabinesinde ticaret bakanlığını Behçet Uz’a verdi, Evliyazâdelerin uzaktan da olsa bir akrabalarının yıllar sonra hükümette yer almasına çok sevindiler.

    Burada bir parantez açayım: Saracoğlu-Uz İkilisi o tarihe kadar kimsenin cesaret edemediği bir karara imza atarak, fiyatları serbest bıraktılar! Doğal olarak savaş koşullarında fiyatlar alabildiğine yükseldi. Haberi önceden öğrenen İzmirli bazı tüccarlar o günlerde olağanüstü kazançlar elde etti. Altının değeri yükseldi, Türk lirası değer kaybetti. Bu enflasyonist ortam sekiz ay sonunda Behçet Uz’u bakanlığından etti.

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 391) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2019); Yıllar sonra, 1987-1993 yılları arasında TC Merkez Bankası Başkanı olan ve Şükrü’nün torunu olan Rüşdü Saracoğlu da dedesinin izinden yürüdü, büyük kur yolsuzluğu yaptığı çok iddia edildi.  

  • 8 Ağustos 1939’da 600 Yahudi mülteciyle Panama bandıralı Parita gemisi İzmir limanına geldi. Hükümet Yahudilerin karaya çıkmasına izin vermedi. Gemi bir hafta sonra limandan bir bilinmeze doğru yelken açtı.       

    12 Ağustos 1939’da Çekoslovakya Yahudilerini taşıyan iki geminin Finike limanına yolcu çıkarmasına izin verilmedi.     

    15 Aralık 1941’de 769 Rumen Yahudi’sini taşıyan Struma gemisinin İstanbul’a yolcu indirmesi yasaklandı. Ancak bazı yolcular şanslıydı. Bu yolcular, hamile olduğu ve kanama geçirdiği için gemiden alman Medea Salamowitz, Filistin’e giriş vizesi bulunan 5 kişi ve Segal ailesiydi. Karadeniz’e açılmaya zorlanan Struma gemisini 24 Şubatta kimliği belirsiz bir denizaltı torpilleyerek batırdı.        

    Başbakan Refik Saydam Meclis’te yaptığı konuşmada, “Türkiye başkaları tarafından arzu edilmeyen insanlar için vatan hizmeti göremez. Bizim tuttuğumuz yol budur. Kendilerini bu sebepten        İstanbul’da alıkoymadık” dedi….

    İstanbul Musevi Lisesi Müdürü David Markus, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye başvurup Alman uyruklu binlerce Yahudi hekim ve eczacının Türkiye’ye göç etmelerine izin verilmesini istedi. Teklif reddedildi.

    Bu arada, yoğun iç ve dış sorunlara kalbi dayanamayan Başbakan Refik Saydam 7 Temmuz 1942’de vefat etti. Yerine Şükrü Saraçoğlu getirildi. Sf. 390

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 390) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye Yahudileri, İsmet İnönü’nün kendilerine karşı hasmane duygular beslediğine, Atatürk’ün bu olumsuz hissiyatı frenlediğine inanıyorlardı. Sf. 389

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 389) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tek kızgın Dr. Aras değildi. Adolf Hitler de Türkiye’nin yeni dış politikasına öfke duyuyordu, 22 Ağustos 1939’da generalleriyle yaptığı bir toplantıda Türkiye yöneticilerine ateş püskürdü: “Türkiye’yi Kemal’in ölümünden sonra, budala ve aptallar yönetmektedir” (Doğan Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi, s.1487)

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 389) kitabından birebir alınmıştır.

  • CHP’liler de Cumhurbaşkanı İnönü’yü göklere çıkarıyordu. 26 Aralık 1938’de olağanüstü toplanan CHP kurultayı İsmet İnönü’yü “milli şef” ve “değişmez genel başkan” seçti! Sf. 387

    Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 387) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2014); Tek partili düzende Cumhurbaşkanı CHP’nin genel başkanıdır. Kemal Paşa Ebedi Şef’ti, İnönü de değişmez Milli Şef oldu. Genel Başkan değişmez genel başkan olunca, sürekli cumhurbaşkanı olacaktır. Yani yaşam boyu cumhurbaşkanlığı söz konusu, padişahlık gibi!