Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Kültür, bir toplumun yaşayış tarzının bütünüdür. Sf. 48

    Alıntı: Doğu’da Değişim ve Yapısal Sorunlar (Göçebe Alikân Aşireti) – İsmail Beşikçi, (2. Baskı – Sf. 48) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilimsel çalışma her şeyden önce, doğru soru sormakla başlar. Doğru soru sormanın vazgeçilmez özelliği ise; kuşkuculuktur. İşte yuvarlak sözler söylemek doğru soru sormayı engelleyen çok önemli bir hastalık olarak beliriyor.

    Alıntı: Doğu’da Değişim ve Yapısal Sorunlar (Göçebe Alikân Aşireti) – İsmail Beşikçi, (2. Baskı – Sf. 4) kitabından birebir alınmıştır.

  •       
    İLLERKürtçe %Okur – Yazar %İLLERKürtçeOkur – Yazar %
    Adıyaman14,413,4Elâzığ33,820
    Bingöl66,717,2Kars18,622,2
    Bitlis63,710,9Malatya6125
    Ağrı60,312,2Mardin10,4
    Erzurum14,118,8Muş50,217,8
    Diyarbakır65,99,4Siirt71,28,9
    Tunceli22,222,5Van51,110,3
    Urfa8,8   

    1960 yılı nüfus sayımlarının sonuçları. Elâzığ ve Tunceli 1955 sayımı.

    Alıntı: Doğu Mitinglerinin Analizi – İsmail Beşikçi, (Sf. 104) kitabından birebir alınmıştır

  • Ağalık düzeninin yerleşmesini sağlayan faktörler;

    2- Nüfusun yerleşme biçimi; İnsanlar küçük guruplar (köy – mezra) hâlinde yerleşince, ağanın hâkimiyeti kolay oluyor ve sosyal aktivite düşük oluyor.

    6-Yol, ulaştırma ve haberleşme araçları; Yolsuzluk, iletişimsizlik ağanın gücünü perçinlemektedir. Sf. 38, 39

    Alıntı: Doğu Mitinglerinin Analizi – İsmail Beşikçi, (Sf. 38, 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ağalığın hâkim olduğu köylerde Kahvehane gelişmediği için, Ağanın odasının haberlerin yayılması bakımından büyük önemi vardır. Sf. 34

    Alıntı: Doğu Mitinglerinin Analizi – İsmail Beşikçi, (Sf. 34) kitabından birebir alınmıştır

  • Yıl 1967, Doğu derken güneydoğu da dâhil:

    Türkiye yüzölçümünün % 22,53 ü doğuda. Nüfus % 4 ve 4 milyon.

    Türkiye’de yoğunluk; 40 kişi/ km2 Doğuda; 23 kişi.

    Şehirleşme; Türkiye; % 28,3 Doğuda; 17,2 

    Türkiye’de banka şubesi; 17.870. Doğuda; 1981 adet % 9,04

    Türkiye’de mevduat toplamı; 15.201.841 TL Doğuda; % 3,2 486.458 TL

    Türkiye’deki traktör sayısı; 50.884 adet. Doğuda; %3,3 yani; 1679 adet

    Türkiye’deki okur – yazar nüfusun ; % 63,5 i. Doğuda; % 24,3 oranında.

    Bu bilgiler Türk Ticaret Odasından alınmıştır. Sf. 20, 23 

    Alıntı: Doğu Mitinglerinin Analizi – İsmail Beşikçi, (Sf. 20 ile 23 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Haziran 1341 (1926) tarihinde İçtima: 115, Celse: 2, Refet Bey

    Türkiye, İngiltere, Irak Antlaşması

    Hariciye Vekili Doktor Tevfik Rüştü Bey (İzmir); “Arkadaşlar; Türkiye ile Irak’a taalluk eden (ilgili olan) muahedenamenin (antlaşmanın) lütfen müstacelen (acilen) ve şimdi müzakeresini (görüşülmesini) istirham ederim.

    “Haricîye Vekili Tevfik Rüştü Beyefendi tarafından İngiltere Sefiri Sör ŞarI Lîntzey Cenaplarına ve Irak Murahhası (özel temsilcisi) Nuri Sayit Paşa’ya Yazılan Müttehidül meal (müşterek anlamı olan) Mektupların Tercümesidir;

    Bu muahedenin (antlaşmanın) mevkii meriyete (yürürlüğe) va’zını (girmesini) takip eden on iki ay içinde Türkiye Hükümeti mezkûr (zikredilen) maddede mevzubahis (söz konusu) olan aidattaki hissesini (aylıktaki payını) sermayeye tahvil etmek (dönüştürmek) arzusunda bulunduğu takdirde Irak Hükümetini arzusundan haberdar edecek ve mezkûr (zikredilen) hükümet ihbarı vakii (ortay çıkan ihbarı) takip eden otuz gün zarfında (içerisinde) bu maddenin tamamii ifası zımnında (tamamını yerine getirilmesi anlamında) Türkiye Hükümetine beş yüz bin İngiliz lirası tesviye edecektir (hesabı kapatacaktır)…” 

    Kâzım Karabekir Paşa (İstanbul); “Hükümetler ve milletler için muvaffakiyet (başarı), harici siyasetleri ile dâhili siyasetleri arasında ahenk (uyum) ve irtibatı (bağlantıyı) temin (sağlamak) ile mümkündür. Musul’un bugünkü vaziyetinde duyduğumuz teessürleri (derin üzüntüleri) bu kürsüden ifade etmekten başka maalesef bizim için yapılacak bir şey kalmamıştır.Sf. 164,165

    Haricîye Vekili Tevfik Rüştü Bey  (İzmir); “…hudut üzerinde bize bin kilometre murabbaı (kilometre kare) miktarında lehimize tashihat (düzeltme) ilavesini teklif ettiler, esas davamızın böyle bir veyahut iki bin kilometrelik arazi davası olmadığını söyleyerek bu teklif olunan araziden de sarfı nazarla (dikkate almayarak) bütün Musul Vilâyetinden müstakil Irak Devleti lehine feragati (vaz geçmeyi) prensiplerimize daha uygun bulduk. Ta Lozan’dan beri muallak (boşlukta) duran bu meselenin muhtelif zamanlarda had vaziyete (üst seviyeye) girmek istidadını (eğilimini) göstermesiyle sükûn ve huzur içinde muallakiyetini idamenin (boşlukta olmasını devam ettirmenin) temin edilemeyeceği tecrübe ile tahakkuk etmiştir (gerçekleşmiştir)...   Büyük Britanya imparatorluğuyla münasebetimizi normal bir hale getirmek için yegâne (tek) muallak (boşlukta) kalan bu arazi meselesinde fedakârlıklara katlandık.”

    Musul’un Verildiği Ankara Anlaşmasının Tam Metni İçtimanın Sonunda Var.

    Anlaşmanın imza kısmında silik kalmışız:

    Bu bapta (kısımda) bir muahede (antlaşma) akdine (imzalanmasına) karar vermişler ve berveçhizir (yukarıda belirtildiği gibi) murahhaslarını (özel temsilcilerini) tayin etmişlerdir. Şöyle ki:

    Türkiye Cumhuriyeti Reisi Hazretleri: İzmir Mebusu ve Türkiye Cumhuriyeti Hariciye Vekili Doktor Tevfik Rüştü Beyefendi Hazretleri

    Haşmetlû Büyük Britanya ve İrlanda Kraliyeti Müttehidesi (Birleşik Krallığı),         Maverayı Ebhar (Denizler Ötesi)  Britanya Arazisi Kralı ve Hindistan İmparatoru Hazretleri:

    Haşmetlû Britanya Kralı Hazretlerinin Türkiye Cumhuriyeti nezdinde fevkalade (olağanüstü) sefir (elçi) ve murahhası (özel delegesi)  Asaletlû Sör Ronald Şarl Lindzey. K. S. M. J. B. S. V.D. Hazretleri.

    Haşmetlû Irak Kralı: Irak Müdafaai Milliye Vekil Vekili Miralay Nur Sait S. M. J.    D. S. V Hazretleri.

    Müşarünileyhim (yukarıda belirtilen kişilerin) yolunda (uygun) ve muntazam (düzenli) bulunan salâhiyetnamelerini (yetki belgelerini) tebliğ ettikten sonra ahkâmı atiyeyi (aşağıdaki hükümleri) kararlaştırmışlardı.” 

    (Karabekir’in cılız ifadesinden başka hiç bir muhalefet yok.) Sf. 166

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 56 (1.06.1926 / 10.06.1926) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 4, İçtima; 115, Celse: 1, – Sf. 164 ile 166 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •     17 Ocak 1343 (1927) tarihinde İçtima: 25, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    On sekiz Yaşından Küçüklere Sinema Yasağı Teklifi;

    (On sekiz yaşından küçüklere sinemaya gitme yasağı getirmek istiyorlar, mebuslar, 18 yaşından küçüklere evlenme izini veriyorsunuz da sinemayı niye yasaklıyorsunuz deyince teklif encümene gitti.) Sf. 330   

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 58 (1.12.1926 / 31.01.1927) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 4, İçtima; 25, Celse: 1, – Sf. 330) kitabından birebir alınmıştır.

  •     27 Kasım 1341 (1926) tarihinde İçtima: 10, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    “İstanbul Mebusu Refet Paşanın istifanamesi vardır. Okunacaktır. (Kabul, geç kalmış sesleri)

    Süleyman Sırrı Bey (Bozok); “Biran evvel okunsun ki tekrar caymasın.”

                  “Büyük Millet Meclisi Riyasetine

    Muhtacı tedavi ve istirahatım (tedaviye ve dinlenmeye ihtiyacım var). Meclisteki vazifeden affımı istirham ve arzı tazimat ederim.

                                                                                  İstanbul Refet”

    İbrahim Süreyya Bey (Kocaeli); “Terakkiperver Fırkanın aflâsı (öğretmeni).”  Sf.126

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 57 (1.11.1926 / 9.11.1926) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 4, İçtima; 10, Celse: 1, – Sf. 20 ile 130 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •     3 Kasım 1341 (1926) tarihinde İçtima: 2, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    İzmir Suikastı Nedeni İle Ankara İstiklal Mahkemesi Fezlekesi;

    “Gittikçe inkişaf eden (gelişen) tahkikat safahatından (araştırma sürecinden) anlaşıldığına göre hadisei cinaiye (cinayet olayı) yalnız birkaç kişinin eseri tertip (düzen) ve tasmimi (kararı) olmayıp Terakkiperver Fırka rüesa (reisleri) ve mensubini (mensupları) tarafından durudiraz (uzun uzadıya) düşünülmüş ve gayet itina (özen) ile vücuda getirilmiş bir programın mahsulü (ürünü) ve binaenaleyh (bundan dolayı) Meclisi Millî Azasından (üyelerinden) bulunan mezkûr (zikredilen, belirtilmiş olan) fırka rüesa ve mensubînin (parti reis ve üyelerinin) faili aslî sıfatı (asıl yapanları sıfatı) ile işbu meselede alâkadar (ilgili) bulundukları sureti kafiyede (kesin biçimde)  ve sarihada (açıklıkla) tahakkuk etmiş (gerçekleşmiş) olduğundan zirde esamisi (aşağıda isimleri) muharrer zevatın (yazılı kişilerin) Teşkilâtı Esasiye Kanunu’nun (anayasanın) 17’nci maddesindeki sarahati mutlakaya (mutlak açıklığa) tevfikan (dayanarak) maznunen (zanlı olarak) tahtı tevkife (tutuklanmış) alınmış oldukları ve Mahkemenin mahalli cürüm (suç yeri) olmak itibariyle İzmir’de içtimâ ederek (toplanarak) vazifei kanuniyenin ifasına (yasal görevini yerine getirmeye) mübaşeret etmiş olduğunu (görevine başlamış olduğunu) arz eyler, ona göre muamelei kanuniyesinin ifa buyurulması hususunu (yasal işlemlerin yapılması konusunu) istirham eylerim.”

            Ankara İstiklâl Mahkemesi Müddeiumumisi Necip Ali

    “Kâzım Karabekir Paşa, Ali Fuat Paşa, Refet Paşa, Cafer Tayyar Paşa, Sabit Bey, Halet Bey, Halis Turgut Bey, Feridun Fikri Bey (Dersim), İhsan Bey, (Ergani), Muhtar (Bay (Trabzon), Şükrü Bey (İzmit) Münir Hüsrev Bey (Erzurum), Rahmi Bey (Trabzon), Cazım Bey (Erzurum), Besim Bey (Mersin), Kâmil Bey,  (Afyonkarahisar), Faik Bey (Ordu), Abidin Bey (Saruhan),  Rauf Bey (İstanbul), Zeki Bey (Gümüşhane), Bekir Sami Bey, (Tokat), Arif Bey (Eskişehir), Mustafa Bey (İzmit), Necati Bey, (Bursa), Osman Nuri Bey (Bursa), Rüştü Paşa (Erzurum), İsmail Canbulat Bey (İstanbul), 

    İkinci Fezleke; 

                “Türkiye Büyük Millet Meclisi Riyaseti Celile’sine

    Taklibi Hükümet maksadile (hükümet değişikliği amacıyla) Reisicumhur Hazretlerine suikast yapmak için uzun müzakerat (görüşmeler) ve tertibattan (düzenlemelerden) sonra İzmir’de meş’um (kötü, lânetli, şen’i) emellerini tatbik etmek üzere iken cürmü meşhut (suçüstü) halinde derdest edilen (yakalanan) erba’bı ceraim (suçlular) ile müçtemian (birlikte) hareket ettikleri bilmuhakeme (mahkeme sonunda) sabit olan esamisi (isimleri) zirde muharrer (aşağıda yazılı) Büyük Millet Meclisline mensup olan azanın mülga (kaldırılmış, yürürlükte olmayan) kanunu cezanın (ceza kanununun) 55’nci maddesi delaletiyle 57’nci maddesine tevfikan (dayanarak) haklarında Mahkemece idam kararı lâik olduğu ve kararı mezkûrun (söz konusu kararın) Meclisi Âlinin 18 Mayıs 1926 Tarihinde mün’akit (toplanılan) 102’nci İçtimaının (toplantısının) birinci celsesinde (oturumunda) verdiği salahiyete tevfikan (yetkiye dayanarak)  13 Temmuz 1926 Tarihinde İnfaz edildiği arz olunur, efendim. 17 Teşrinievvel 1926 Ankara                     

                                                          İstiklâl Mahkemesi Müddeiumumisi Necip Ali”   

    Eskişehir Mebusu Arif Bey, İzmit Mebusu Şükrü Bey, Sivas Mebusu Halis Turgut Bey,   İstanbul Mebusu İsmail Canbulat Bey, Saruhan Mebusu Abidin Bey, Erzurum Mebusu Rüştü Paşa.”

    Tunalı Hilmi Bey (Zonguldak); ” ..  Ben yerlerinde olsa idim idamı tercih ederdim. Yani terakkiperverler namı altında yaşamış olanlar Gazi’nin huzuruna çıkmak için bilmem bu ölümü tercih edebilirler mi?” 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 56 (01.11.1926 / 09.11.1926) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 4, İçtima; 2, Celse: 1, – Sf. 1 ile 20 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •     1 Kasım 1341 (1926) tarihinde İçtima: 1, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    İzmir Suikastı Sonrası Bir Konuşma. Açılış Nutku; 1.11.1926

    Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerini Nutku İftitahileri (açılış nutku); “.. Bu teşebbüsatın (girişimin) son tezahürü (görüntüsü) olarak meydana çıkan, suikast hâdisesi (Haziran. 1926 İzmir Suikastı olayı), naçiz (zavallı) şahsımıza taallûku (denk gelmesi)  itibariyle değil, fakat Türk Milletinin merdane (mert) evsafına (kişiliğine) yaraşmayan ve Millet Vekâleti (milletvekilliği) gibi yüksek bir mertelbei itibarı (onurlu mevkiyi) vasıtai tecavüz kılmağı (saldırı aracı olarak) düşünecek kadar tereddi eden (alçalan) irticaî (gerici) bir zihniyet göstermek itibariyle mucibi teessür (üzüntü sebebi) olmuştur.” 

    Refik Bey (Konya) “O sefiller, Türk Milletinden değildir. Büyük Dâhi...”

    Tunalı Hilmi Bey (Zonguldak); “Onları Türklük değil, cehennem bile kabul etmez. (Lanet olsun sesleri).

    Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri (Devamla); “…Takriri Sükûn (susturma kararları) Kanununun, Milletin hayatı için asıl olan huzur ve emniyetin, ıslahat ve inkilâbatın (devrimlerin) müdafaa (savunma) ve teyidi (tekrarı) gibi esasâtı hayatiye (hayati esaslar), iktiza ettirirse (gerektirirse) münasip (uygun) bir müddet (süre) daha idamei mer’iyeti (yürürlüğünün devamı), Büyük Millet Meclisince derpiş (göz önüne alınmaya) ve mütalâa edilmeye (değerlendirilmeye) şayandır (gereklidir).”

    (Musul meselesine çok az ve alakasız değiniyor, Kürt isyanı ile ilgili bir şey yok.)         

    2. Celse: Refet Bey

    Reis Seçimi Yapıldı Tekrar Kazım Paşa Seçildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 57 (1.11.1926 / 09.11.1926) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 4, İçtima; 1, Celse: 1, – Sf. 1 ile 7 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •     29 Mayıs 1341 (1926) tarihinde İçtima: 109, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Bazı Vilayetler Ortadan Kaldırıldı: Üsküdar, Beyoğlu, Çatalca, Gelibolu, Genç, Ergani, Ardahan, Siverek, Kozan, Muş, Dersim.

    Dersim’in Esbabı Mûcibesi; Dersim Vilâyeti; Bu vilâyet küçük, ümrandan (gelişmeden) mahrum, imârata (imar etmeye) az kabiliyetli, maarifsiz (öğretimsiz) halkı iptidai hayatta (ilkel yaşamda), dağlık, yolsuz, ücra bir yerdir. İki yüz bin liralık masarifine (harcamalara) mukabil (karşılık) yüz bin lira varidatı (geliri) vardır, İşbu erbabı metali (doğuş yeri) tabiatın kahrına uğramış olan bu yerin biçare halkına medeni bir hayat vermek, medeniyetin maddi ve ruhi huzuzatından (yararlarından) o zavallıları da mehmaemken (olabildiğince) müstefit etmek (yararlandırmak) lâzım gelir. Bu da Dersim’i etrafındaki vilâyetlerin himayei ıslahkârına (ıslahatçı himayelerine, yenilikçi yardımlarına) tevdi etmekle (vermekle) bir dereceye kadar mümkün olabilir. Bunun fevaidi (faydaları, yararları) şu suretlerde mütalâa olunabilir (düşünülebilir).

    1.Dersim unvanı kadimden (eskiden) beri hatırhıraş (hatırsız) olagelmiştir. Çünkü devletimizin her gaileli (sorunlu) zamanında orası dâhili şürişe (iç karışıklığa) boğulmuş ve vatanın nice dilâver evlâdı ölüp gitmiştir. Böyle olduğu halde ona bir de vilâyet gibi yüksek kıymette bir suratın izafesiyle (verilmesiyle) tesiri müessifini (kötülüğünün etkisini) arttırmakta elbette mahzur vardır. Bu fikre mebni (bu fikre dayanarak), Dersim vilâyeti unvanının ortadan kalkması iltizam olunur (gereği sunulur).

    2. Bugün otuz bin liradan ibaret varidatı hususiyesiyle (özel gelirleri ile) Dersim kendi kendini bir veçhile (bir şekilde) idare edemez. Ona hakiki evlât gibi rahmü şefkatle bakacak kudretli bir vasiye (koruyucuya) ihtiyaç vardır. Bu vasi de civarındaki vilâyetlerden biri olabilir. Fakat Dersimin yanındaki vilâyetler de bu işi başlı başına deruhte (üstlenecek) ve ifa edecek (yerine getirecek) bir halde değildir. Şimalindeki (kuzeyindeki) Erzincan vilâyeti Dersim’i takımıyla yüklenemez. Kaldı ki o mıntıkanın (bölgenin) teşekkülâtı tahliyesi (kurumlarının dışarıya çıkışı) de buna manidir (engeldir). Tetkikatımızda (incelememizde) yalnız Nazimiye kazasının arazice Erzincan’a raptına (bağlanmasına) imkân görülebilmiştir. Ve Dersim’in bu kazadan gayri bütün aksamı da Elâziz’e kabili tevhiddir (birleştirilmesi mümkündür). Mamafih (böylece) Erzincan ile Elâziz‘in varidatı hususiyeleri (özel gelirleri) cem’an yekûn (toplam) iki yüz bin liradan ibaret olmasıyla bu vilâyetler o kadar kudretli addolunmazsa (sayılmasa) da Dersim’e üvey evlât nazariyle bakmak gibi bir kayıtsızlık da bulunmayarak onu da bu vatanın aziz bir parçası ve ora halkını da saikai cehaletle (cehalete sevk olmuş) medeniyetten mahrum kalmış biçare kardeşler addederek rahimane (merhametle) ve şefikâne (şefkatle) himaye ve sahabet ettikleri (koruyup sahiplik yaptıkları) halde Dersim’e her halde faydalı olabilir.

    3. Dersim’in ıslâhı hususunda (iyileştirilmesi konusunda) civardaki vilâyetlerden hâsıl olacak (elde edilecek) fayda bu kadarla kalmaz. Dersim, aynı zamanda haşarı bir çocuk gibi uygunsuz hallerde bulunduğu vakit kendisini terbiye edecek müessir (etkili) ve kuvvetli (güçlü) nigehbalara da (koruyucu bekçilere de) muhtaçtır. Bugünkü haline göre Dersimin üzerinde yalnız bir vilâyetin yani Dersim vilâyetinin kuvveti hâkim bulunmaktadır. Hâlbuki Dersim’i parçalayıp iki Vilâyete taksim edersek hini iktizada (gerektiğinde) Dersim’in üzerinde heyeti umumiyesi itibariyle (tamamı ile) iki vilâyetin kuvveti hâkim ve âmil olacak (egemen ve yapıcı olacak) demektir ki bu da başkaca faydandır. Hülâsa (kısaca) Dersim vilâyetinin, sureti mâruzada (sunulduğu gibi) taksimi (bölünmesi) suretiyle ilgası (ortadan kaldırılması) muvafık (uygun) görülmüştür. Türkiye Büyük Millet Meclisi 17. 5. 1926 Dâhiliye Encümeni Adet: 103 1/950″ 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 55 (1.05.1926 / 31.05.1926) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 4, İçtima; 109, Celse: 1, – Sf. 624) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •     29 Mayıs 1341 (1926) tarihinde İçtima: 109, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Ermenilerin Öldürdüğü Devlet Adamlarına, Ermenilerden Geriye Kalan Malların Verilmesi;

    Ermeni Suikast Komiteleri Tarafından Şehit Edilen Ricalin (devlet büyüklerinin) Aile ve Evlatlarına Emlak ve Arazi veya Nakden (nakit olarak) Tazminat İtası (verilmesi) Hakkında Başvekâletten Gelen Kanun Lâyihasıyla Denizli Mebusu Haydar Rüştü Beyin Teklifi Kanunisi ve Kavanini Malîye ve Muvazenei Malîye (Bütçe) Encümenleri Mazbataları;

    (Ermenilerin öldürdüğü devlet adamlarının ailelerine, ülkeyi terk eden Ermenilerin mallarının verilmesi kararlaştırıldı.)

    “Riyaseti Celile’ye;

    Madde 1. Ermeniler tarafından siyasî maksatlarla şehit edilen Türk rüesayı siyasiyesinin (siyasi reislerin) zevce (eş) yahut çocuklarına Ermeni emval ve emlâki metrukesinden (terk edilmiş mallarından) bir mesken (ev) temlik olunur (mülk verilir).

    Madde 2. İşbu meskenin kıymet ve mahiyeti şehit edilen zevatın en müreffeh zamanındaki hal ve şanı nazarı itibara alınarak takdir olunur.

    Talât Paşa; Zevcesi Hayriye Hanım, ismi tespit edilemeyen hemşiresi Hanım.  

    Cemal Paşa; Zevcesi Seniha Hanım, kerimesi (kız kardeşi) (Kâmuran Hazım Hanım, mahdumu (oğlu) Ahmet Behçet Necdet Bey. 

    Cemal Azmi Bey; Zevcesi Müzeyyen Hanım, mahdumu Yüzbaşı Kemal Efeme! Bey

    Bahaettin Şakir Bey;  Zevcesi Cenan Hanım, mahdumu Alp ve Celâsin Bey.

    Cemal Paşanın Yaveri Süreyya Bey;  Validesi Hüseyin’e, hemşireleri Melâhat ve Müteehhile Hatice Hanımlar, biraderleri Mustafa, Nurettin, Rüçhan Beyler.        

    Cemal Paşanın Yaveri Nusret Bey; Zevcesi Perihan Elmas Hanım, hemşiresi Nebiye Hanım, biraderi Doktor Nihat Bey. 

    Sait Halim Paşa; Mahdumları Prens Halim ve Prens Ömer Beyler (Ömer Bey Mısır’dadır)      

    Tehcir Meselesinden Dolayı Kürt Mustafa’nın Riyaset Ettiği Divanıharp Kararıyla İdam Edilenler;

    Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey Refikası Hayriye Hanım, mahdumları Nasuhi, Ekrem, Mazlum, Tarık Beyler, hemşireleri Faika ve İrfan Hanımlar, biraderi Zonguldak’ta mukim mütekait Cevdet Bey. 

    Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey; Pederi Kereste Gümrüğü Müdürü Arif Bey, validesi Nafia Hanım, kerimeleri Mazhar ve Müşerref Hanımlar, mahdumu Adnan Bey.       

    Muhakemesinin hini cereyanında firar ve intihar eden Doktor Reşit Bey; Refikası Mazlume Hanım, mahdumları (çocukları) Şinasi, Cezmi, Cehdi Beyler, kerimeleri Fikret, ismet, Müteehhile Nimet Hanımlar.” 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 55 (1.05.1926 / 31.05.1926) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 4, İçtima; 109, Celse: 1, – Sf. 624) kitabından birebir alınmıştır.

  •  29 Mayıs 1341 (1926) tarihinde İçtima: 109, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Ordunun Rütbeleri;

    Madde 2. Ordu zabitanının (subaylarının) rütbeleri atide (aşağıda) gösterilmiştir; Müşir (Mareşal), Birinci Ferik (Orgeneral ve Korgeneral), Ferik (Tümgeneral), Mirliva (Tuğgeneral), Miralay (Albay), Kaymakam (Yarbay), Binbaşı, Yüzbaşı, Birinci mülâzım (Üsteğmen), Mülazım (Teğmen), Zabit vekili (Yedek Subay). Sf. 582- 583

    Hava – Cıva; Bir orman ürünü olarak hava cıva var. Sf. 594

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 55 (1.05.1926 / 31.05.1926) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 4, İçtima; 109, Celse: 1, – Sf. 624) kitabından birebir alınmıştır.

  •     20 Mayıs 1341 (1926) tarihinde İçtima: 105, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

                                   “Riyaseti Celile’ye;

    Ankara Şehremaneti (belediyesi) Heyeti Fenniye (Fen Heyeti) Müdürü Beyin istifasını müteakip (istifasından sonra) şehremaneti heyeti fenniyesinde memur bilumum (bütün) mühendis ve kondüktörler (kontrol elemanları) birden istifa eylemişlerdir. Merkezi Hükümetin imar hususunda pek büyük faaliyete muhtaç olduğumuz bir zamanda Şehremanetinin Heyeti Fenniye’den kâmilen (tamamen) mahrum olması, şehrin kendi varidatından (gelirlerinden) maada (fazla) kanunu mahsusla (özel kanunla) bu sene için ikraz olunan (borç verilen) iki milyon liranın dahi hesapsız ve projesiz keyfemayeşa (keyfe göre) sarfiyatını mucip olacaktır (icap ettirecektir). Keyfiyet (durum) haizi ehemmiyettir (öneme sahiptir). Dâhiliye Vekili Beyin şifahen (sözlü olarak) izahat (açıklama)  vermesini ve Meclisi tenvir eylemesini (aydınlatmasını) rica ederim.

                                                         Trabzon Ahmet Muhtar”

    Dâhiliye Vekili Cemil Bey (Tekirdağ); Şehremini (belediye başkanı, Ankara ve İstanbul Belediye başkanlarına verilen unvan) bu işleri ifa (yapmak) için istihdam ettiği (çalıştırdığı, işe yerleştirdiği) memurlardan heyeti fennîyeye mensup mühendis beylerden bir kaçı Şehremini tarafından işe sevk ve fazla tazyik edildiklerinden (baskı yapıldığından) dolayı istifa etmişlerdir. Sevk ettiğinden fazla tazyik ettiğinden dolayı mühendis beylerden bir kaçı istifa etmişlerdir. Sahibi sual (soru sahibi) beyefendinin buyurdukları gibi bütün heyeti fenniye ve kondüktörler istifa etmiş değildir. Bugün altı mühendis ve mimar vazife başında çalışmaktadırlar…” 

    Muhtar Bey (Trabzon); “Arkadaşlar; Şehremanetindeki (belediyedeki) heyeti fenniye müdürünü her hangi bir sebeple, sebebini burada izah edemeyeceğim, istifasını müteakip (istifasından sonra) Şehremini Beyefendi, Heyeti Fennîyenin idaresini tedvir (yürütmek, döndürmek) için idare memurlarından birisini Heyeti Fenniye müdürü tayin etmiştir. Şimdi nazarı insafınıza arz ederim. Yirminci asırda böyle milyonlarca liralık bir bütçesi olan Ankara Şehremaneti Heyeti Fenniye Müdüriyetini bir idare memuruna tevdi etmiştir (vermiştir). Sf.319 İşittiğime göre Haydar Bey badema (sonradan) ben Türk mühendislerini kullanmayacağım. Bunlar serkeş oluyor ve emrimi bilâkaydüşart (kayıtsız şartsız) icra etmiyorlar (yapmıyorlar), diyor. Buna delil ve ispat da yeniden mühendis diye getirdiği adamlardan birisi Cemil Beydir. Birisi de Hırant Efendi’dir. İkisi de mühendis değil. Kondüktör bile değildir. Ankara Şehremanetinin yaptırdığı kireç fabrikasında yapılan kireçlerin muzır (zararlı) olduğu bugün tahakkuk etmiştir (ortaya çıkmıştır). Şartnamelere bu kireçten kullanılmayacaktır diye maddeler konuluyor. Bu kireç sönmüyor. Binaya girdikten aylarca sonra sönmeye başlıyor. Kireç sönerken kabarır, şişer; onun için binanın duvarlarını da şişiriyor. İşte Emanet (şehremaneti, belediye) bu şekilde kireç yapmıştır. Nazarı insafınıza arz ediyorum, işi uzatmayalım. Şehremanetinin bütün mühendisleri kovması yeni değildir. Şehremini Haydar Beyefendi, şehremini olalı beş heyeti fenniye müdürü değiştirmiştir, 18 tane mühendis çıkarmıştır.” Sf. 320

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 55 (1.05.1926 / 31.05.1926) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 4, İçtima; 105, Celse: 1, – Sf. 319 ile 351 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 18 Mayıs 1341 (1926) tarihinde İçtima: 102, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Ankara ve Şark İstiklâl Mahkemeleri müddetlerinin (görev sürelerinin) altı ay daha temdidi (uzatılması) ve idam kararlarının tenfizi (infaz edilmesi, uygulanması) salâhiyetinin (yetkisinin) de kemâfissâbık (eskiden olduğu gibi) Mahâkimi mezkûreye itası (söz konusu mahkemeye verilmesi) hakkında Başvekâlet tezkeresi:

                       “Büyük Millet Meclisi Riyasetine;

      Kanunu mahsus mucibince (Özel kanunu gereğince) altı ay için intihap edilen (seçilen) ve müddetleri (görev süreleri) iki defa temdit edilmiş (uzatılmış) olan Ankara, Diyarbekir İstiklâl Mahkemelerinin 7 Eylül 1926 tarihinde hitam (son) bulacak olan müddetlerinin (görev sürelerinin) altı ay daha temdidi (uzatılması) ve Meclisi Âli’nin tatili zamanında idam kararlarının tenfizi salâhiyetinin (uygulanması yetkisinin) de kemâfissâbık (eskiden olduğu gibi)  mehâkim mezkûreye itası (söz konusu mahkemeye verilmesi) hakkında karar istihsaline (karar üretilmesine) delâlet buyurulmasını rica ederim efendim.

                                                          Başvekil İsmet”

    (Hiç bir tartışma olmaksızın kabul edildi.)  Sf. 243, 244  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 55 (1.05.1926 / 31.05.1926) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 4, İçtima; 102, Celse: 1, – Sf. 243 ile 265 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  17 Nisan 1341 (1926) tarihinde İçtima: 87, Celse:1, İsmet Bey

    2. Celse Hafidir (Gizlidir):

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ IV – (Sf. 570) kitabından birebir alınmıştır.

    Milli Savunma Bakanlığı İçin Ek Ödenek Talebi Görüşülüyor:

    Recep Bey (Müdafaai Milliye Vekili) (Kütahya); Muhterem (sayın) arkadaşlar, son günlerin vaziyeti (durumu) Hükümetlerce tetkik edildiği (araştırıldığı) sırada bu vaziyetin (durumun) bir mukabili fiilisi (fiili bir karşılığı) ve mukadderatı milliyenin (milli geleceğimizin) icabında (gerektiğinde) silâhla müdafaası icap edebilir. Bu mülâhaza (anlayış) ile umumî (genel) bir seferberlik (savaşa hazırlanma hâli) veya kısmî bir seferberliğe lüzum kalmaksızın ve bu toplanışın mümkün olduğu kadar piyasalarda ve Devletin dâhilî ve haricî vaziyeti maliye (mali durumu) ve iktisadiye (ekonomik durumu)  ve ticarîyesini (ticari durumunu) sarsmasını intaç etmeyecek (neticelendirmeyecek) surette (şekilde), manevra (askeri manevra, savaş taklidi yaparak eğitim yapmak) namı altında ve içinde bulunduğumuz vaziyetin tehlikeli addettirdiği mıntıkada (Kürt Bölgesinde), askerî harekâtın ittihazı (yapılması) tedbiri bir zaruret (zorunluluk)addedilmiştir.” 

    Hariciye Vekili Dr. Tevfik Rüştü Bey; “…Tam Musul rnüzakerâtı (görüşmeleri) başlayacağı sırada aldığımız malûmat (bilgiler), gazetelerde gördüğünüz veçhile (gibi), iptida da (başlangıçta da) Mussolini’nin seyahati, sonra İtalya’da bir manevra olacağı, sonra Yunanistan’da bir manevra yapılacağı ve İngiltere’de de bir manevra yapılacağıdır. Meselenin mahiyetini (içeriğini) teşhisten mukaddem (teşhisten sonra) gaflete düşmek istemeyen Hükümeti Cumhuriyet için derhal tevessülü (yönelinmesi) lâzım gelen tedbir, bizzat karşı taraftan dikte edilmiş bulunuyordu. Komşularımızda büyük mikyasta (çapta) manevra olunca sizin de manevraya iştirakiniz (katılmanız) gayet tabiî olur. (TBMM GCZ IV – Sf. 570)  

    3. Celse Alenidir: İsmet Bey

    Askeriyeye 4 Milyon 607 Bin Lira İlave Tahsisat Verildi.    

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 54 (1.04.1926 / 28.04.1926) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 4, İçtima; 87, Celse: 2 Hafidir: (TBMM GCZ IV – Sf. 570) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Nisan 1341 (1926) tarihinde İçtima: 84, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    İktisadî Müesseselerde Mecburî Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun;

    Madde 1. Türk tabiiyetindeki (Türkiye yurttaşlığındaki) her nevi şirket ve müesseseler, Türkiye dâhilindeki her nevi muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmaya mecburdurlar.”   Sf. 98

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 54 (1.04.1926 / 28.04.1926) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 4, İçtima; 84, Celse: 1, – Sf. 85 ile 108 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  1 Nisan 1341 (1926) tarihinde İçtima: 81, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Zafer Bayramı Kanunu:

    Madde 1. İstiklâl muharebatında (savaşında) zaferi katiyi (kesin zaferi) temin eden 30 Ağustos Başkumandan Muharebesi günü Cumhuriyet ordu ve donanmasının Zafer Bayramıdır.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 54 (1.04.1926 / 28.04.1926) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 4, İçtima; 81, Celse: 1, – Sf. 1 ile 15 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 24 Mart 1341 (1926) tarihinde İçtima: 76, Celse:1, Reis Kâzım Paşa

    Petrol Kanunu;

    Madde 1. Arazii menlûke (nakledilebilir arazi) ve mevkufei sahiha (gerçek vakıflar) dâhil olmak üzere Türkiye hududu dâhilindeki bilcümle (bütün)  arazide bitüm (asfalt) ve petrol ve müştakkah tabiiyesi (doğal türevleri, doğal parçaları) madenlerinin taharri (aranması) ve işletilmesi hakkı Maadin Kanunu ahkâmına (hükümlerine) tabi olmak kaydıyla (şartıyla) hükümete verilmiştir,  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 53 (1.03.1926 / 31.03.1926) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 4, İçtima; 76, Celse: 1, – Sf. 320 ile 337 arası) kitabından birebir alınmıştır.