Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 2 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 131. Celse:2 ve 3 Hafi, 4. Celse alenidir., Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    2. ve 3. Celseler Hafidir (Gizlidir):

    Sulh Konferansına Giden Murahhasların Tahsisatları (Ödenekleri) Hakkındaki Takririn Görüşülmesi;

    Gizli Celse;

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GGCZ III – (Sf. 986, 994 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Selahattin Bey (Mersin); “-Efendim! Giden murahhaslar (delegeler) kimin murahhaslarıdır? Kimin namına (adına) gidiyorlar ve kim gönderiyor?” 

    Hüseyin Rauf Bey (İcra Vekilleri Reisi, Başbakan) (Sivas); “-TBMM’nin ve onun Heyeti Vekilesi’nin… Hükümetiniz namına gidiyor!”

    Selahattin Bey; “- .. bu kadar büyük sorumluluğu alan bir vazifeye Meclis-i Ali’nin itimadına mazhar olmaksızın (güvenine sahip olmaksızın) Hükûmet nasıl murahhas tayin eder ve nasıl mesuliyeti (sorumluluğu) üzerine alır?” 

    Hüseyin Rauf Bey; “-Heyet-i Vekile o kuvveti ancak Meclis-i Âli’nizden almıştır.”

    Selahattin Bey; “-Biz onu vermedik.”

    Hakkı Hami Bey (Sinop); “-İrade-i Milliye Beyefendiler; Heyet-i Celile’nizce mutlak ve mutlak karara iktiran (ulaşmış) şeydir.  Yoksa herhangi bir zatın imzası irade-i milliyedir demek efendiler, bu, eski saltanatın devamından başka birşey değildir. … Yıktığınız şeyin şekli, şekli diğere inkılâbından (diğer bir şekle dönüşmesinden) başka birşey değildir. (Alkış)  ..   Efendiler! İrade-i Milliyenin en beliğ (açık) bir misali ilk defa Meclis-i Âli’niz tarafından bu memlekette neşredilen ilk beyannamedir. .. Onda diyor ki; “TBMM emriyle Reis Mustafa Kemal Paşa’dır.”  İşte efendiler İrade-i Milliye (milli irade) bu idi. Fakat bundan sonra ne gibi itiraza uğramıştır bilmiyoruz. Böyle bir daha tecelli edememiştir (görüntü vermemiştir). Rauf Bey bir şeyler geveleyince, başka pislikleri de ortaya koyuyorlar. …. Hükûmet Gazetesini görmediniz mi efendim! Müşirlik, feriklik, zabitlik .. rica ederim bunlar Meclis-i Ali’den geçmiş midir? Heyeti Vekile (bakanlar kurulu) kendiliğinden herhangi bir zata müşirlik (mareşallik) tevdi edemez (veremez) ve Meclis Reisi de Meclis’e arz etmeksizin onu mucibince irade ettim (gereğince emrettim) mahiyetinde birşey yapamaz. Yaparsa, bence, eski saltanatı idâme olur (meydana gelir).   Efendiler! İrade-i milliye demek bu demektir. Bunun haricinde yapılan muamele (işlem), tekrar tekrar arz ediyorum, dünkü yıktığınız tahtın öteden beri devamından başka birşey değildir. 

    (Başbakan Rauf Bey çok sıkışıyor.) 

    Ziya Hurşit Bey (Lazistan); “-Biz buna razıyız. Bundan sonra böyle olmayacağına söz veriniz.”

    Hüseyin Rauf Bey; “-Birşey söyleyemem.” 

    Ziya Hurşit; “-Zapta (tutanağa) geçiyor.”

    Hüseyin Avni; “-Efendiler! Emniyetsizlik (güvensizlik) en büyük vazifeşinaslıktır (göreve düşkünlüktür). Hiç kimseye emniyet edemem.”  

    (Muhalefet: Selahattin Bey, Hakkı Hami Bey ve Hüseyin Avni Beyler, Sonuç alamıyorlar.)

    (TBMM GGCZ III – Sf. 986, 994 arası)   

    4. Celse: Reisisani Musa Kâzım Efendi.

    Murahhasların Tahsisat (Lozan Delegelerinin Ödenek) Konusu Görüşüldü. Sf. 328

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 131, Celse: 2 ve 3 hafidir: (TBMM GGCZ III – Sf. 986, 994 arası) (Celse 4 Alenidir – Sf.328) kitaplarından birebir alınmıştır.

  • 1 Teşrinisani (Kasım) 1338 (1922) tarihinde İçtima: 130. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Rıza Nur’un Saltanatın İlgası İle İlgili Takririnin (kanun teklifinin) Altıncı Maddesi Genişletiliyor;

                “TBMM Riyâset-i Celile’sine;

    30. Teşrinievvel (Ekim) 1338 tarihli takririn altıncı maddesinin berveçhiati (aşağıdaki gibi) tadilini (değiştirilmesini) teklif eyleriz.

    Madde 6- Hilafet, Türklere, Hanedan-ı Âli Osman’a aittir. Türkiye Devleti Makam-ı Hilâfetin istinatgâhıdır (Hilafet makamının dayanağıdır). Halifeliğe TBMM tarafından, bu Hânedânın ilmen ve ahlâken eslah ve erşed olanı intihâb olunur(iyi, elverişli ve reşit olanı, dinin kurallarına uyan ve yerliliğini ispatlamış olan seçilir). TBMM Hükümeti hakk-ı meşrû (yasal hakkı) olan makam-ı Hiâfeti (Hilafet makamını) esir bulunduğu ecnebiler elinden kurtarır.” Sf. 304  

    Saltanatın İlgası (kaldırılması) İle İlgili Kanun Hakkında Bir Tadil Takriri (değişiklik teklifi) de Hüseyin Avni Bey ve Arkadaşları Tarafından Verildi.  

    “Riyâset-i Celile’ye Yüce Meclis başkanlığına); Esbab-ı mûcibesi (gerekçesi) şifahen (sözlü olarak) arz edilecek olan mevadd-ı âtiyenin (aşağıdaki maddenin) kabulünü Teklif ederiz;

      1- Teşkilâtı Esasiye Kanunu’yla (1921 Anayasasıyla) Türkiye Halkı, hukuk-u hâkimiyet ve hükümrânisi (egemenlik ve hükümranlık hukuku) mümessil-i hakikisi (gerçek temsilcisi) olan TBMM’nin şahsiyet-i mâneviyesinde (manevi kişiliğinde), gayr-ı kabil-i terk ve ferâğ olmak (terk edilmemek ve vaz geçilmemek) üzere temsil ve bilfiil istimâle (temsil edilme ve bizzat kullanılmaya) ve irade-i milliyeye (milli iradeye) istinat etmeyen (dayanmayan) hiçbir kuvvet ve heyeti tanımamaya karar verdiği cihetle (bakımından), Misâk-ı Milli hudutları dâhilinde TBMM hükümetinden başka şekli hükümet tanımaz.  16 Mart 1336 1920 (Meclisi Mebusan’ın kapandığı gün) tarihinden itibaren, hâkimiyet-i şahsiyeye (kişisel egemenliğe) müstenit olan (dayanan) İstanbul’daki şekli Hükümeti (hükümet şeklini) tarihe müntakil addetmiştir. (tarihe naklolmuş kabul etmiştir.) 

      2- Hilâfet, Türkiye Devletine ve Hânedan-ı Âli Osman’a (Osmanlı ailesinden gelenlere) ait olup, Halifeliğe TBMM tarafından bilahare evlâdiyet usulüyle intikâl etmek üzere (babadan oğula geçmek üzere), bu Hânedânın ilmen ve ahlâken erşed ve aslah olanı (dinin kurallarına uyan ve yeterliliğini ispatlamış olanı) nisab-ı müzakerenin (görüşme yeter sayısının) sülüsan-ı ekseriyet-i ârâsıyla (üçte birinin çoğunluğu ile) intihâb olunur (seçilir). Makam-ı Hilâfetin istinatgâhı (dayanağı) ancak Türkiye Devletidir.  (İmzalar) Hüseyin Avni, Selahattin, Hakkı Hâmi, Süleyman Necati (Erzurum), Nâdir (Isparta), Vasıf (Sivas), Sıtkı (Malatya), Hüseyin (Erzincan), Besim (Kastamonu), Sırrı (Siverek), Hacı Gâlip (Malatya), Bahri (Yozgat), Yusuf Ziya (Mersin), Mehmet Şükrü, Mustafa (Dersim), Sırrı (Ergani), Şükrü (Canik), Atıf (Bayezit), Sırrı (İzmit), Sıddık (Çorum), İsmail (Erzurum), Ömer Lütfü (Karahisarısahip), Osman (Lazistan), Sf.305 

    Rıza Nur’un Saltanatın İlgası İle İlgili Takririnin Altıncı Maddesi Genişletiliyor;

    (Hüseyin Avni takririmi izah edeyim derken Reis kürsüsüne Mustafa Kemal Paşa geçti;) 

    Reis Gâzi Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “- ..Türk milletinin cedd-i âlâsı (yüce atası) olan Türk nâmındaki (adındaki) insan, ikinci ebülbeşer (insanoğlunun ikinci atası olan) Nuh Aleyhisselâmın oğlu Yafes’in oğlu olan zattır. .. Mazhar-ı Nübüvvet ve Risâlet olan (Peygamberliği açık olan) Fahr-i âlem efendimiz bu kütle-i Arap içinde Mekke’de dünyaya gelmiş bir vücûd-u mübarek (kutsal bir vücut) idi.  Ey Arkadaşlar! Tanrı birdir, büyüktür …. Cenabı Peygamber, hatem-ül enbiya (son nebi) olmuştur ve kitabı, kitab-ı ekmeldir (tamamlanmıştır). Son peygamberimiz olan Muhammet Mustafa sallallahu aleyhi vesellem 1394 sene evvel Rumi Nisan içinde, Rebiyülevvel ayının 12. pazartesi gecesi sabaha doğru, tanyeri doğdu, gün doğmadan ..  bugün o gündür. İnşallah bu hayırlı tesadüftür. .. Yüzü nûranî, sözü ruhani, reşid ve rüyette bi bedel (görüşte eşsiz), sözünde sadık ve hâkim ve mürüvvetçe (insanlık, iyilik yardımseverlik olarak) saire fâik (herkesten üstün) olan Muhammet Mustafa, evvelâ bu evsaf-ı mahsusa (özel vasıflar) ve mütemeyyizesiyle (sivrilmesi ile) kabilesi içinde Muhammed-ül emin oldu. Zât-ı Risâletpenâhî, yarıgârı olan Hazret-i Ebubekir’den şahsen çok hoşlanırdı. .. Hakikaten emr-i hilâfet, milel-i İslamiyece (halifelik, İslam milletlerince) en büyük bir maslahattır (iştir). Çünkü efendiler Hilafet-i Nebeviye (peygamber halifeliği) ehl-i İslam (İslam halkları) arasında râbıta (bağ) olan bir emânettir ve ehl-i İslâm’ın kelime-i vahide üzere içtimalarını (tek kelime ile toplanmalarını) temin eden bir emânettir. (Devamla, İslam devleti genişledikçe halifelik işlevi yetersiz kaldı. Hazret-i Ömer’in bir koyun çalınsa korkarım ki benden sorulur konusunu da anlatıyor. Ve adeta hutbe okuyor: ) .. Evet Hazret-i Ömer Radiyallahûanh (Allah ondan razı olsun) artık Hilafet unvanı altında tarz-ı emânetin (bu halifelik emanetinin) bir devlet idaresine nakâfi (yetersiz) olduğunu .. bütün mânâyı şamiliyle (kapsadığı bütün anlamı ile) idrak eylemişti. .. Ömer, emânet, devlet ve millet işini meşverete (danışmaya) havale etti. .. (Hazret-i Osman acze düştü. Onun etrafını sardılar eşinin önünde şehit ettiler diyor. Devam ediyor..)  Hazret-i Ali kerremullahü veçhehu (Allah yüzünü ak etsin) makam-ı hilafete getirildi. Muaviye Hazret-i Ali (kerremullahü veçhehu) nun hilafetini tanımıyor ve bilakis onu hun-u Osman (Osman’ın kanlısı olmakla) ile itham ediyordu (suçluyordu). .. Merkez-i faaliyeti Irak’ta bulunan Hilâfet-i Abbasiye’nin (Abbasi halifelerinin) mevcudiyetine rağmen Endülüs’te dahi halife-i Resulüllah ve emirül müminin (Resulün halifesi ve Müslümanların emiri) unvanlarıyla asırlarca saltanat sürmüş hükümdarlar mevcuttu. .. Makam-ı Hilâfet mahfuz (saklanmış, korunmuş) olarak onun yanına hâkimiyet (egemenlik) ve saltanat-ı milliye makamı ki Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Elbette yan yana durur.  (Osmanlının sonlarına doğru geliyor.) ..  bu tekmeyi vurdurmak için bir hâin, bişuur (şuursuz), biidrâk (idraksiz) bir hain lâzımdı. .. O kim olabilirdi? .. Türkiye Devleti’nin istiklâline hâtime (nihayet, son) veren, Türkiye halkının hayatını, nâmusunu, şerefini imha eden Türkiye’nin idam kararını ayağa kalkarak bütün endâmıyla (vücuduyla) kabul etmek istidadında (yeteneğinde) kim olabilirdi? (Vahidettin, Vahidettin sedaları) .. Maatteessüf (üzülerek söyleyeyim ki) bu milletin hükümdar diye sultan diye, padişah diye Halife diye, başında bulundurduğu Vahideddin. (Allah kahretsin sadaları) .. Hilâfet makamının asırlarca müddet, saltanat makamıyla yan yana fakat ayrı ayrı bulunduğunu gördük. Bugün dahi saltanat ve Hilâfetin yan yana bulunabilmesi en tabii halattandır (durumlardandır). .. bikudret (kudretsiz, güçsüz) veya mülteci (yabancı ülkeye sığınmış) bir şahıs-ı aciz değil, istinatgâhı (dayanağı) Türkiye Devleti olan bir şahsı âli (yüce kişi) oturacaktır.”

    Rıza Nur’un Saltanatın İlgası İle İlgili Takririnin Altıncı Maddesi Genişletiliyor;

    (Hüseyin Avni takririmi izah edeyim derken Reis kürsüsüne Mustafa Kemal Paşa geçti.  Ve nutuk vermeye devam ediyor)

    Reis Gâzi Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-Bundan sonra makam-ı Hilâfeti dahi (hilafet makamı bile) Türkiye Devleti için ve bütün âlem-i İslam için ne kadar feyz-i bâr (ilim yükü) olacağını da istikbal bütün vuzuhuyla (açıklığıyla) gösterecektir.”

    (Paşa, bu iki üç takriri bir an evvel karara bağlayın diye konuşmasını bitiriyor. Ve takrirleri müzâkereye açmadan Hüseyin Avni Bey’in takririni encümene gönderelim diyor. Ziya Hurşit bir kişinin kararıyla olmaz bunu görüşelim diyor. Hüseyin Avni’nin bir takriri daha var bunları üçünü de Kanunu Esasi Encümenine gönderelim diyor. Gürültüler çıkınca celseye ara veriliyor.)

    2. Celse: Birinci Reis Vekili Dr. Adnan Beyefendi

    Saltanatın İlgası Yani Kaldırılması Müzâkeresine Devam Ediliyor:

    Muhalefet dinlenilmeden Saltanat Kaldıran Kanun’un Maddeleri Kabul Edildi, Şimdi Tamamı Oya Sunulacak:

    (Reis Dr. Adnan Bey de “usul yoktur” diyor ve usul hakkında konuşmak isteyenlere söz hakkı vermiyor. Ve alelacele Encümenden gelen mazbatayı okuyor.) 

                “Riyaset-i Celile’ye;

      Türk Milleti saray ve Babıali’nin hıyanetini gördüğü zaman Teşkilat-ı Esasiye Kanun’u (1921 Anayasa’sını) ısdar ederek (ortaya getirerek) onun birinci maddesiyle hakimiyet-i Padişahiyi Padişah egemenliğini) alıp bizzat millete .. vermiştir. Sf.313  ..o zamandan beri Osmanlı İmparatorluğu tarihe intikâl edip (nakil olup) … yerine asıl halk kütlesinin ve köylünün hukukunu himaye saadetini tekeffül eden (korunması ve mutluluğunun kefili olan) bir halk Hükümeti idaresi tesis ve vaz’ edilmiştir (kurulmuş ve açıklanmıştır).” (Her iki takriri birleştirip bir bütün hâline getirdik diyor.)  Reis; (Kırşehir) Müfit, Mazbata Muharriri; Yunus Nâdi, Kâtip; (Biga) Hamit, Ragıp (Kütahya), Adliye Encümeni (Isparta) Tahsin, (Diyarbekir) Hamdi, Adliye Encümeni Mehmet Şükrü, Ali (İçel), Celal Nuri (Gelibolu), Refik (Konya), Sabit (Kayseri), Ali Süruri (Karahisarı şarki), Nusret Efendi (Erzurum), Sf.314  

    (Mustafa Kemal, Tayin-i Esami (isim okunarak oylama yapılmasını) istiyorlar,  diyor. Buna gerek yoktu, ben herkesin bu kanunu kabul edeceğine inanıyorum diyor.) 

    Hüseyin Avni; “-.. Biz koyun sürüsü değiliz. Bizi çobanların taksimatı gibi memleketimizi taksim ettirmeye, iradelerle (buyruklarla) insanları öteye beriye sürüklemeye, bunlara nihâyet verdik. Harbi de bu dimağ (bilinç) yapacak, sulhu de bu dimağ (bilinç) yapacak, ipi de bu dimağ çekecektir. (Bravo sadaları)” 

    (Saltanatı ilga eden yani ortadan kaldıran kanun kabul edildi. Ziya Hurşit muhalifim diye bağırdığı halde söz hakkı verilmedi. Rauf Bey o gece ve yarının bayram ilan edilmesini söylüyor.) Sf.316

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 130, Celse: 1, – Sf. 304 ile 316 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 130. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    İzmir’in Yağması Hakkında Müzakereler (görüşmeler);

    Hacı Âtıf Efendi; “-İzmir’den güvenilir bir adamdan mektup aldım onu okuyacağım; “Burada emvâl-i metrûke (terk edilmiş mallar) öteki berikinin elinde suiistimal halinde bozuluyor. Millet milyonlarla lira kaybediyor. Defterdarın şunun bunun adamları milyoner oluyor. ..Ecânip (ecnebiler – yabancılar) bizim bu hâlimize gülüyor. .. emvâl-i metrûke (şehri terk eden Rum ve Ermenilerin malları) olan konaklar, möbleler kapanın elinde kalıyor.” Sf.301    

    Mehmet Şükrü; “-Hükümetin kulakları çınlasın.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 130, Celse: 1, – Sf. 301) kitabından birebir alınmıştır.

  • 30 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 129. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Hâriciye Vekili İsmet Paşa Cepheden Döndü Meclis’e Tazimlerini (saygılarını) Sundu.

    Kâzım Karabekir Paşa da Cepheden Döndü Meclis’e Heyecanlı Bir Konuşma Yaptı. Sf. 254  

    3. Celse. Reis Mustafa Kemal Paşa

    Saltanat Meselesi Müzâkereleri (görüşmeleri);

    Reis Gâzi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri; “- ..Sadrazam Tevfik Paşa oğlunu bendenize göndererek âtideki (gelecekteki, aşağıdaki) telgrafnâmeyi verdi. (Tevfik Paşa’nın telgrafnâmesinde Lozan’a hem İstanbul hem de Ankara delegelerinin gitmesini istiyor. Paşa ona verdiği cevaptan bahsediyor;) “..Konferansta Türkiye Devleti yalnız ve ancak TBMM Hükümeti tarafından temsil olunur.”

    (29 Ekim 1922’de Tevfik Paşa tekrar bir mektup yollamış.)

                “Ankara BMM Riyaset-i Celile’sine;

    Konferansa Babıâli (İstanbul’daki Osmanlı devleti hükümeti) de BMM’de dâvet olundu. Babıâli’nin âdem-i icabeti (katılmaması) devletin altı asırı mütecâviz (altı yüzyılı aşkın) zamandan beri müesses ve mahfuz (kurulmuş ve korunmuş) olan bütün âlemi İslam’ın alakadar (ilgili) olduğu hususiyet-i tarihiyesini (özel tarihini) mahkûm-u indiras etmek (ortadan kaldırmak, eserini yok etmek), BMM’nin âdem-i icabeti ise (katılmaması ise) cihanın müştak ve muntazır (dünyanın istekli ve hazır) olduğu sulhu âkim bırakmaktır (barışı sonuçsuz bırakmaktır). Bu mühim mesuliyeti (önemli sorumluluğu) bittabi ne Babıâli ne BMM kabul ve tahammül eder (dayanabilir).(Aramızda bir ihtilâf yoktur, size yardımlarımız oldu, ikilik olmasın diye sizin iki temsilci göndermenizi kabul ediyoruz diyor.) 

    Hüseyin Avni; ” … TBMM halkı, mazideki sisteme isyan etmiştir. Kendileri Sevr Akitnâmesini imza ederken Halife’nin hukukunun ne olduğunu okuyaydı, keşke bacağı kırılsaydı da o halife de lütfen ayağa kalkmasaydı.”

    Rasih Efendi; “-Herkesten evvel kalkmıştır. …”

    Hüseyin Avni; “- ..Efendiler madem ki sulh benimle kaim (kalıcı) zât-ı âlilerinin işi ne? (Bravo sesleri) .. İstanbul’da matbuat (basın) hizmet etmiştir. Diğerleri fedakârlık etmişlerdir. .. Hilâfet perdesi altında saltanat cinayetlerine kadar kapı açmak, memleketi zirüzeber (alt üst) edecek bir hâle getirecek gayrimeşru sıfatlar takınmalarına, BMM hiçbir zaman meydan vermeyeceklerdir. .. Bizim başta yeminimiz vardır; Makam-ı Hilâfetin müdafii de (savunucusu da) biziz, muhafızı (koruyucusu) da biziz. .. Bu mektuba cevap verilmemesi icap ederdi.”

    Mustafa Kemal Paşa; “-…kâğıda cevap vermemişimdir. Delâlet eden adama bunu deyiniz dedim.”

    Hüseyin Avni; “- ..teşekkür ederim. Paşa Hazretleri bunu demeseydiniz daha iyi olurdu o bile tenezzül (aşağı inmektir), Paşa Hazretleri .. Avrupalılar sulh yapacak ise, her gün Papaz Freu ile Padişah ile sulh etsin. .. Kıymeti varsa yapsın.  . Bu millet hiç kimsenin boyunduruğu altına girmeyecektir ve hiçbir kimse sokamaz.” Sf. 273, 276       

    Mazhar Müfit; “- .. buna verilecek cevap şu olurdu; Babıâli Sadrazamı, telgrafını gördüm kahkahalarla güldüm. Mühr-ü müeyyitimi (sağlam mührümü) basarım, seni mahkeme kapısına asarım. (handeler, kahkahalar) Sf. 280 

    Kâzım Karabekir Paşa; “- .. bugün TBMM kati emriyle ve ilk fırsatta İstiklâl Mahkemesi ile bu adamlara lâzım olan muameleyi (işlemi) yapmalıdır.” (1) Sf. 280

    (Selahattin Bey daha soğukkanlı, Ali Fuat Paşa bu son düşmanları da bugün halledelim diyor.)   

    Rıza Nur ve 78 Arkadaşının Hazırladığı Saltanatı Kaldıran Takriri (kanun teklifi);

                “BMM Riyasetine,

    … eski Osmanlı İmparatorluğu münhedim (yıkılmış) olup yerine yeni ve milli bir Türkiye Devleti, yine o zamandan beri Padişah merfu (hükümsüz bırakılmış) olup yerine BMM kâim olmuştur (yerine geçmiştir).

    1- Osmanlı İmparatorluğu otokrasi ile beraber münkariz olmuştur (çökmüştür).

    2- Türkiye Devleti nâmıyla genç, dinç, Milli Halk Hükümeti esasları üzerine müesses (kurulu) BMM Hükümeti teşekkül etmiştir (oluşmuştur).

    3- Yeni Türkiye Hükümeti munkariz (çökmüş) Osmanlı İmparatorluğu yerine kaim olup onun… 

    4- Teşkilâtıesasiye Kanunuyla (1921 Anayasasıyla) hukuk-u hükümrani-i (egemenlik hakkı) milletin nefsine verildiğinden, İstanbul’daki Padişahlık madum (yok olmuş) ve tarihe müntekildir (tarihe intikal etmiştir).

    5- İstanbul ve civârı da .. BMM memurlarına tevdi edilmiştir (verilmiştir).

    6- Türkiye Hükümeti hakk-ı meşruu olan (meşru hakkı olan) Makam-ı Hilâfeti esir bulunduğu ecnebilerin elinden kurtaracaktır.

    Dr. Rıza Nur, Beyazıt; Atıf, Diyarbekir; Ali Şükrü, Menteşe; Mehmet Tevfik Rüştü, Kılıç Ali, Ali Fethi, Muş; Ahmet Hamdi, Menteşe; Ethem, Bolu; Hilmi, İsmail Suphi, Diyab Ağa, Saruhan; Avni, Antep; Yasin, Zamir, İstanbul; Numan, Bolu; Şükrü, Abdülkadir Kemali, Siirt; Necmettin, Çorum; Haşim, Besim, Ali Saip, Ergani; Mehmet Emin, Afyon; Mustafa Hüsnü, Siverek; Mehmet Lütfü, Genç; Şeyh Fikri, Muş; İlyas Sami, Menteşe; A. Sadettin, Ankara; Şemsettin, …   ” 

    (Bu kanuna imza koyanların tam listesi TBMM Gizli Celse Zabıtları Cilt III – Sf.298’de mevcut.)

    Bu imzaların sonunda Mustafa Kemal Paşa da var.

    (Reis Mustafa Kemal Paşa konuyu Saltanatın ilgasına (kaldırılmasına) çekti. Çok sayıda takrir var bunların anlamı Tevfik Paşa ve İstanbul Heyeti hakkında işlem yapılmasını istemeleri diyor. Oylamaya sunup kabul edildi diyor.) 

    Selahattin Bey; “-Muamele-i kanuniye tatbikine (yasal işlemin uygulanmasına) dair bir şey yoktur, kabul edilmemiştir.” 

    Reis; “-Sen etmemişsin, içinde edenler vardır!” (gürültüler) 

    Ziya Hurşit; “Paşa Hazretleri, zannederim takrir olmazsa reye konulacak ta ortada birşey yoktur !”

    (Reis Kemal Paşa; Hüseyin Avni’nin bir takriri var, Rıza Nur ve arkadaşlarının takririnin bir kanun mahiyetinde olmasından dolayı Layiha encümenine girmesi gerekir diyor. Hüseyin Avni Bey Rıza Nur’un takriri eksiktir, diyor.) 

    Rıza Nur; “-Noksanı ne imiş?”

    Hüseyin Avni; “-..hepinizden fazla hürriyet taraftarı olduğumu bir defa daha tekrar ediyorum. Hâkimiyet-i milliyenin nasıl kullanılacağını tespit etmeden böyle bir takriri kabul etmek olmaz. .. onu Kanun-i Esasi’de (1876 Anayasasında) tespit etmeden mâhiyetini, mânâsını (içeriğini, anlamını) bugün yaptığımız fikri anlatmakta müşkülat (zorluk) çekmemek için Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’na (1921 Anayasasına) esas ve zeyl (ek) olmak üzere ikmâli (tamamlanması) taraftarıyım.”  

    Rıza Nur; “-..acilen ve katiyen bu işi bitirmek lâzımdır. Efendiler, otokrat hükümet kaldırılmıştır. .. Bir şahıs keyfemayeşa (keyfince) bu millet üzerine hükmedemeyecektir. .. bunu tayin-i esami ile (isim okuyarak) kabul ediniz ki bugün millet efradı kendi selâmeti, saadeti için oraya gönderdikleri Mebusların ne fikirde olduklarını görsün. (bravo sadaları). (müzakere kâfi sadaları)

    Hacı Mustafa Efendi (Ankara); “-Usul-ü münakaşaya dair söyleyeceğim.”     

    Reis Mustafa Kemal Paşa (Ankara) “-Hacet (gereği) kalmamıştır, müzakere kâfi (görüşmeler yeterli) görülmüştür.” 

    Hacı Mustafa Efendi (Ankara); “-Her halde bir iki kelime söylemek lâzımdır. (hacet yok sedaları) Ne var? Neden korkuyorsunuz? İki kelime söyleyince ne olur?”

    Hakkı Hâmi Bey; “-Usulü müzakere hakkında söyleyeceğim.”

    Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Hangi usul efendim? Usul konusunda ne söyleyeceksiniz? Hangi usul karşılığı arıyorsunuz? Yoktur usul! Oturunuz! Usul dersi mi vereceksiniz?”  Sf.290-296 

    Osman Bey (Lazistan); “-Herkesin bir kanaati var. Ne var yani? Ne oluyor? Ne gürültü yapıyorsunuz?”

    Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Osman Bey! Güya siz gürültüyü tevkif etmekT-(tutuklama, tutmak) istiyorsunuz, hâlbuki siz gürültü yapıyorsunuz.”

    İsmail Şükrü Bey (Karahisarısahip); “-Cebren rey olmaz!”

    Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Canın isterse verirsin!”

    Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Arkadaşlar! Bir takrir vardır; reye iştirak etmeyenlerden kıst-el yevm (yevmiye kesilmesi cezası) icrası teklif ediliyor.”  (kabul sesleri)

    Ziya Hurşit; “-Bunun hakkında söz isterim Paşam.”

    Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Kabul edilmiştir.”

    Ziya Hurşit; “-Usul yoktur buyuruyorsunuz!”

    Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Usul yoktur efendim!”

    Karar Yeter Sayısı Olmadığından Muhaliflerin Verdiği Takrirler Kabul Olunmadı. Sf. 297

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 – (18.10.1922 / 18.11.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 129, Celse: 1, – Sf. 254 ile 297 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): İstiklâl Mahkemesi, 1926’da Kâzım Paşa’ya da muamele yaptı, Paşa idamdan zor kurtuldu.

  • 28 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 128, Celse:1, Reisisâni Dr. Adnan Beyefendi

    Hükümetin İstiklâl Madalyası Verilmesi İle İlgili Kanun Teklifi;

    (Selahattin ve Hüseyin Avni Bey madalya verilecek kişileri daha iyi araştıralım diyorlar.) Sf. 217

    İngiltere, Fransa ve İtalya Tarafından Lozan’a Çağırılıyoruz.

    Nevâhi Kanunu;

    Belediye Reisi Seçimi İle İlgili Bir Kanun Teklifi;

    “Madde 1- Belediye azaları reislerini kendi aralarından rey-i hâfi (gizli oy) ile ve ekseriyetle intihap (salt çoğunlukla) olunurlar. ..” Sf. 244

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 128, Celse: 1, – Sf. 217 ile 244 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •   26 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 127. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Nevâhi Kanunu’nun 110. Maddesi Tekrar Encümene Gitti.

    2. Celse: Reisisani Musa Kâzım Efendi.

    Hâriciye Vekili İntihabı (Seçimi) İçin Oy Verme İşlemi Başladı.

    Nevâhi Kanunu’na Devam: (Kanunun 111, 112, 113, 114 maddeleri kabul edildi. 115 madde Nahiye Müdürünün görevden alınması ile ilgili, tartışma çıkıyor.)

    Ziya Hurşit Bey; “-.. demokrat memleketlerde en ziyâde ehemmiyet (önem) verilen intihâb (seçim) meselesidir. Halk idareyi intihap eder, memnun olmazsa bir dahaki seçimlere kadar bekler, iyisini intihap eder. İntihap edilerek (seçilerek) gelmiş bir adamın memur biri tarafından vazifeden alınması yanlıştır.” Sf. 208

    26 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 127. Celse:1 Reisisani Musa Kâzım Efendi.

    Hâriciye Vekâletine 174 Oyun 155’ini Alan İsmet Paşa Hâriciye Vekili Seçildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 127, Celse: 1, – Sf. 208 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •   25 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 126. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    (Son 2-3 içtimadan beri Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekâleti (Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı) Bütçesi görüşmeleri nedeni ile Rıza Nur’un uzun konuşmaları var. )

    Hâriciye Vekili Yusuf Kemal Bey Sağlık Durumunu Öne Sürerek İstifa Etti.

    (Yusuf Kemal Bey, Lozan’a İsmet’i göndermek için Mustafa Kemal’den aldığı emir üzerine istifa etti. Meclisten tepki var reddediniz sedaları var. Onun yerine Rıza Nur bakacak.) Sf. 185

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 126, Celse: 1, – Sf. 185) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •    23 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 124. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Sıhhiye Vekâleti Bütçesi

    (Sıhhiye Vekili Rıza Nur ırkçı bir yaklaşımla;  ben tabibin halis Türk olanını getirteceğim diyor.) 

    2. Celse: Reisisani Musa Kâzım Efendi.

    Sıhhiye Vekâleti Bütçesi Görüşülüyor.

    24 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 125. Celse:1 Reisisani Musa Kâzım Efendi.

    Olağanüstü Mahkemeler Kanunu Tekrar Encümene Gitti. Sf.166

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 124, Celse: 1, – Sf. 166) kitabından birebir alınmıştır.

  •  21 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 123, Celse:1, Reisisani Mehmet Vehbi Efendi .

    Sıhhiye Vekâleti Bütçesi

    (Şiddetli tartışmalar, küfürleşmeler var.) 

    Hüseyin Avni; “-.. burada tokat vuruldu, hazmedildi. Fena söz söylendi hazmedildi. .. edep terbiye ve necedâtı ihlâl etmek isteyenler dışarı giderler. .  Vicdanına hâkim olamayan, lisanına hâkim olamayan Mebus olamaz.”   Sf. 86

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 123, Celse: 1, – Sf. 63 ile 86 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  21 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 123, Celse:1, Reisisani Mehmet Vehbi Efendi .

    Aydın Mebusu Câmi Bey Mebusluktan Mustafi Yani İstifa Etmiş Addedildi: (Bir buçuk yıldan beri Roma’da, silah ve cephane alımı için bulunan Cami Bey, çağırılmasına rağmen gelmiyor. Divan-ı Riyaset, Cami’nin ıskâtını (mebusluktan düşürmeyi) teklif ediyor. Kabul ediliyor. Mazhar Müfit aldığı paraların hesabını versin diyor. Hakkı Hâmi ve Hüseyin Avni Beyler bu konu incelensin diyorlar reis ıskat ederek yanlış bir şey yaptığını fark ediyor bu sefer müstafi (istif etmiş) addediliyor.) Sf. 63

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 123, Celse: 1, – Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •   19 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 122. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Meclisin Nakli Hakkında Takrir (Kanun Teklifi): (Abdülkadir Kemâli ve 114 arkadaşının imzaladığı takrir göre Ankara çok pahalı olduğu iskân (konut) ve geçim için çok zor olduğundan Meclis’in İzmir, Bursa, Konya’dan birine naklini istiyorlar. İstanbul’u düşünmüyorlar çünkü Anadolu unutulur diyorlar. Takririn görüşülmesi sonraya bırakılıyor.) Sf. 28, 31

    Nevâhi Kanunu; 108 ve 109 maddeler kabul edildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 122, Celse: 1, – Sf. 28 ile 31 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 18 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 121, Celse:1, Reisisâni Dr. Adnan Beyefendi

    Girit ve Midilli’de Kıtâl (Katliam) Başlamış  

    Celal Nuri Bey (Gelibolu); “-..Efendiler! Girit’te, Midilli’de kıtâl (toplu katliâm) başlamış. .. Böyle mühim bir unsuru bugün doğratıyoruz ve bu da bugün Erkân-ı Harbiye-i Umumiye’nin (Genelkurmay’ın) Bülteninde mevcuttur. ..”

    (Bir kısım Rumları rehin tutarak bu adalardaki Müslümanları getirtebilirdik, ben bunu hükümet üyelerine de söyledim pratik bulmadıkları için kaldı diyor.) Sf. 20, 21

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 121, Celse: 1, – Sf. 20, 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • 18 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 121, Celse:1, Reisisâni Dr. Adnan Beyefendi

    4. Celse: Birinci Reis Vekili Dr. Adnan Beyefendi

    Hakkâri Mebusu Mazhar Müfit Bey’in Mudanya Mütarekenâmenin Tehdit İle İmzalatıldığı Konusunda Bir Soru Önergesi;

                “Riyaset-i Celile’ye

    Lloyd George ahiren (sonradan) Mençısterde irad ettiği (verdiği) nutukta, Mudanya Mütâreke-i Askeriyesinin (askeri ateşkesinin) bir tehdit altında imza edildiğinden bahsediyor. Hâriciye vekili bunu izah etsin.. 18 Teşrinievvel (Ekim) 1338 (1922) Hakkâri Mebusu Mazhar Müfit “

    (Hâriciye Vekili bu takrire cevap veriyor; Lloyd George bu sözü söylüyor ama bunu iç siyasetlerine yönelik söylüyor diyor. Hatta Harrington da bu şekilde bir beyanat veriyor o da iç siyasete yönelik diyor. Bu değerlendirme ne kadar doğru? İki farklı kişinin bunu yapması çok zor bir ihtimal.) 

    İtilaf Devletlerinin (Birinci Dünya Savaşında bizi yenen ülkelerin) Bir Notası Hakkında Topçu İhsan Bey’in bir Takriri (önergesi) Müzakere ediliyor;

    İhsan Bey (Cebelibereket); “-.. Harrington nâmındaki (adındaki)  bir İngiliz generalinin bizi akvâm-ı iptidaiyeden (ilkel kavimlerden) farz (kabul) ve tahmin ederek, bizim tehdit karşısında, üç buçuk İngiliz askeri muvacehesinde harekâtımızı tahdit ettiğimize (karşısında askeri harekatımızı sınırladığımıza) dair olan beyanatı, Lloyd George’un, Chamberlayn’ın Mançesterde .. tafrafuruşâne (tafralanarak – yukarıdan atıp tutarak) beyanatı… bir takım deni (soysuz, alçak) ve cânilerin affı için mutavassıtı müşterek (aracı olarak ortak) bir nota ile umur-u dâhiliyemize (iç işlerimize) müdahaleye kadar ileri varıyorlar. .. Onlar .. Yıldız Sarayında oturan köhne adama müracaat etsinler. (Bravo sesleri ve alkışlar)  .. kendini satmış olan Yıldız Hükümdarına gitsinler.” 

    Yusuf Ziya Bey de Takrir Veriyor. 

                “Riyâset-i Celile’ye

    Hâriciye Vekil’i teklifin (ateşkes teklifinin) müdahale mâhiyetinde (içeriğinde) olduğunu itiraf ederken nasıl olup ta .. bu notayı almış ve kabul etmiş bulunuyor. 

                                                         Bitlis Mebusu Yusuf Ziya” 

    Hâriciye Vekili, biz de istediğiniz cevabı yazıyoruz diyor. Sf. 19

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 121, Celse: 1, – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 18 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 121, Celse: 3 Hafidir: Reisisâni Dr. Adnan Beyefendi

    Lozan Heyet-i Murahhasası (Delege Heyeti) Seçilmesi Hakkında; Gizli Celse 

    Hüseyin Avni Bey(Erzurum); (Ekonomik bozukluklardan bahsediyor ve); “-Memlekette misafirlikten başka bir sıfatımız yoktur. Lozan’a gideceğiz ‘Allah yardım eder inşallah, yapılacak şeyleri elimizden geldiği kadar yaparız’ demekle olmaz, kuvvetli bulunmalıyız. İnşallah demekle olmaz.

    (Lozan’a gidecek murahhaslar konusunu başka güne bırakıyorlar ama konu Mecliste görüşülmeden Hâkimiyet-i Milliye Gazetesinde murahhasların adı çıkıyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 121, Celse: 1, – Sf.  ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  16 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 120. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Burdur Mebusu Ali Ulvî Bey Vefat Etti. Sf.433  

    İcra Vekilleri Heyetinin Kararı İle Dört Tertip Asker Terhis Ediliyor. 

    3. Celse Hafidir (gizlidir):

    Başkumandan’ın Meclis’in Haberi Olmadan Orduyu Terhis Emri Vermesi Tartışılıyor: Gizli Celse

    Aşağıdaki notlar: TBMM GCZ III – (Sf. 964, 965 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    (Başbakan Rauf Bey, Başkomutan ve hükümet bunu istiyor diye askerlerin terhisini gündeme getiriyor. Bu da Meclis’in görevine tecavüz sayılıyor, Hüseyin Avni Bey buna karşı çıkıyor.)

    Hüseyin Avni Bey: “-Zannetmeyiniz ki biz Yunanlılarla savaşmak için buraya geldik, zannetmeyelim ki İngiliz tecavüzü dolayısıyla buraya geldik. Hayır efendiler… Biz geçmişten gelen esaret altında inlerken, onun karşısında tuğyan ettik (ayaklandık), isyan ettik… Milleti hiç kimsenin emrine, keyfine âlet etmemek için azim ve ahdettik (sözleştik) ve bu uğurda kafamızı koyarak çalışmaya durduk ve biz, İngilizlerden korkmayız, Yunandan korkmayız, yalnız içerideki emrüfermanlardan (diktatörlerden) korkarız. Beni yıkan kişisel emrüfermanlardır, beni fakir düşüren, sanatsız bırakan bu kişisel emir ve fermanlardır. Eğer ben kendi fikrime göre hâkim olsaydım, ne dört tane ne seksen tane Paşa beni kör yaşatır, üzerimde zevk-ü sefa etmezdi. Efendiler işte biz buna isyan ettik. Her ne kadar akıllı olursa olsun biz on tane Vekil arkadaşımıza, seksen tane Paşamıza oyumuzu, irademizi teslim edip satamayız. Milli gayret budur.” Sf. 435  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 23 (13.09.1922 / 16.10.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 120, Celse: 1, – Sf. 433 ile 435 arası) (Celse 3 hafidir: (TBMM GCZ III – Sf. 964, 965 arası) kitaplarından birebir alınmıştır.

  • 14 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 119, Celse:1, Reisisâni Dr. Adnan Beyefendi

    Ermeni Tehciri Nedeni İle İdam Edilen Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey’in Ailesine Maaş Bağlanması Hakkındaki Kanun Kabul Edildi. Sf.405

    Meclis Tehciri Takdis Ediyor;

    Madde 1Şehid-i milli (milli şehit) Boğazlayan Kaymakamı esbâkı (eski kaymakamı) Kemal Bey’in zevcesi (eşi) Hatice Hanım’la Kerimeleri (kızları) Müzehher ve Müşerref hanımlara ve mahdumu (oğlu) Adnan Bey’e Hidemat-ı Vataniye (vatana hizmet) tertibinden beşer yüz kuruş itibâriyle (olacak şekilde) şehrî (aylık) 2 bin kuruş maaş tahsis edilmiştir.”  Sf.428

    1908 İttihat ve Terakki İhtilâlinin Liderlerinden Atıf Bey Malta’da Vefat etmiş Onun da Ailesine Maaş Bağlandı.

    (Bu kanun okunurken Hüseyin Avni Bey Protesto kabilinden bağırıyor.)

    Hüseyin Avni; “-Yaşasın ittihatçılar! ” (handeler!) Sf. 408

    Yahya Kaptan’ın (1) Ailesine de Maaş Bağlanması Hükümet Tarafından Teklif Ediliyor. Sf.408

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 23 (13.09.1922 / 16.10.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 119, Celse: 1, – Sf. 405 ile 408 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2022): Eş zamanlarda yaşamış olan Yahya kaptan ve Yahya Kâhya farklı kişilerdir.

    YAHYA KAPTAN (1891 – 9 Ocak 1920): Makedonya’nın Köprülü kasabasında 1891 yılında doğdu. İttihat ve Terakki’nin ünlü silahşoru Yakup Cemil ile Irak Cephesi’nden dönerken tanışan Yahya Kaptan, onun idealizminden, coşkusundan, diriliğinden oldukça etkilendi. 1916 yılında hep Yakup Cemil ile İstanbul’da yeni bir kabine kurmak için yaz aylarında başlattıkları baskın başarısız oldu. Yahya Kaptan, eski İttihatçıların kurduğu gizli bir örgüt olan Karakol Cemiyeti’nin Menzil grubuna katıldı. Daha sonra Kemal Paşa’nın Sivas Kongresindeki tüm birliklerin tek çatı altında birleşmesi kararına uyarak kendi askerî kuvvetleriyle birlikte Kuvayı Milliye’ye geçti. Bunun üzerine çok mutlu olan Atatürk, Yahya Kaptan’ı onurlandırdı ve onu halka tanıttı. O dönemde, bu olay Kuvâyı Milliye için büyük bir kazanım oldu. Bu sırada durumdan memnun olmayan İttihatçılar kendi saflarındaki bu çözülmenin önüne geçmek için İstanbul’daki dönemin gazetelerinde, “Kuvâyı Milliye’de böyle bir eşkıyanın var olmasının yanlış olduğu; bu durumun Kuvâyı Milliye için bir kara leke olduğu” gibi karalayıcı yazılar çıkardı. Bu haberlerden bir süre sonra da Yahya Kaptan, İttihatçılar tarafından ele geçirildi ve ensesinden yediği kurşunla 8 Ocak 1920’de öldürüldü. 

    YAHYA KÂHYA: Trabzonludur. Trabzon kayıkçılar kethüdası yani kâhyasıdır. Denizle olan bağı nedeniyle hem Yahya Kaptan hem de Yahya Kâhya olarak bilinmektedir, bunun içindir ki Yahya Kaptan ile karıştırılmaktadır. İttihat ve Terakki yanlısı olan Yahya Kâhya, Enver Paşa taraftarlığıyla bilinirdi. İttihat ve Terakki yönetimine karşı olmasıyla tanınan ve Komünist Parti taraftarı Mustafa Suphi’nin ölümünden de sorumlu olduğu söylenmektedir. Yahya Kâhya Çetesi Trabzon’da konuşlanmış ve yaklaşık 3.000 silahlı milisten oluşmaktadır. Enver Paşa’nın Anadolu’ya geçme girişimlerinde baş aktör Yahya Kâhya ve çetesidir. Yahya Kâhya düzenli orduya katılmak istememiştir. Yahya Kâhya Mustafa Suphi hadisesi nedeniyle Karabekir’in emriyle 1921’de tutuklanıp, Sivas’ta yargılanır ve beraat eder. Daha sonra Yahya Kâhya ‘Sanki ben bu işi tek başıma mı yaptım, çok üstüme varırlarsa her şeyi açıklarım’ demeye başlar… Yahya Kâhya bir yıl kadar sonra 3 Temmuz 1922’de faili meçhul bir cinayete kurban gider. Cinayeti Topal Osman’ın işlediği şayiası yayılır. Zira olay yerinde iki sabıkalı adamı görüldüğünden bu iş Osman Ağa’ya nispet edilmiştir. Laz Topal Osman ile Karadeniz’de Rumlara karşı çok katliamlar yapmış birisidir.

  •  16 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 120. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Rauf Bey’in Erkân-I Harbiye-i Umumiye Riyaseti’ne Vekil Olması Hakkında Bir Teklif Ver.

     (Rauf Bey İcra Vekilleri reisliği dışında başka bir Vekâlete Müdafa-i Milliye Vekiline de vekillik ediyor buna karşı çıkıyorlar.)  

    Hüseyin Avni; “-Yalnız bunu merhum Talat Paşa yapardı. Nefsinde beş altı Nezareti (bakanlığı) cem ederdi (toplardı).” Sf.425 

    Rauf Bey geri adım attı. 

    Mebuslara Zam Meselesi, Nisab-ı Müzakere Kanunu’nun 7 Maddesi Tadil Edilerek Halledildi. (Maaş zammını Meclis İç Tüzüğünün 7 Maddesine iliştirmişler.)

    Kanun kabul edildi. Sf.432

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 23 (13.09.1922 / 16.10.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 120, Celse: 1, – Sf. 425 ile 432 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 14 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 119, Celse:1, Reisisâni Dr. Adnan Beyefendi

    2. Celse Hafidir: (Bilgi Yok) 

    3. Celse: Birinci Reis Vekili Dr. Adnan Beyefendi

    Mebus Maaşına Zam Takriri:

    Dr. Mustafa (Kozan); “-Her Meclis kendi tahsisâtı (ödenekleri) hakkında kendisi kanun yapmaz ve kendisi karar vermez. Binaenaleyh bu kendi şahsımız için müzakere açıp ona karar veremeyiz. ..Fakat fi mabat (arkamızdan) gelecek olan meclisler için yapabiliriz. .. (gürültüler) Kanun görüşülüyor. Sf. 400

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 23 (13.09.1922 / 16.10.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 119, Celse: 1, – Sf. 400) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •    12 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 118, Celse:1, Reisisani Mehmet Vehbi Efendi .

    (Hüseyin Avni Bey Dâhiliye Vekili Nevâhi Kanununun haftada iki gün görüşülmesi için takrir verdi diyor. Bundan önce Şuralar Kanununun çıkması gerekir onu hazırlasınlar diyor.) Sf.365   

    2. Celse: Reisisani Mehmet Vehbi Efendi

    Ziynet Eşyalarının Men‘i Hakkında Kanun;

    Dr. Abidin Bey (Lazistan); “-Bu kanun müzakere edildiği zaman ben de cûş ve huruşa geldim (coştum ve coşkuya geldim) ve kravatımı çıkartıp yırttım ondan beri de kravat takmadım .. ama şimdi görüyorum ki yasaklar kaçakçılığı ve karaborsayı getiriyor. Memlekete her şeyin duhulü (girişi) serbest olsun Hatta Men’i Müskirat (alkollü içeceklerin yakalandığı kanun) Kanunu da kalksın.”  Sf.386

    Kanun Tasarısı Encümene Gitti.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 23 (13.09.1922 / 16.10.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 118, Celse: 1, – Sf. 365 ile 386 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  11 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 117, Celse:1, Reisisani Mehmet Vehbi Efendi .

    Mudanya Ateşkes Antlaşması Görüşmeleri:

    Hariciye Vekili Yusuf Kemal Bey; “-Mudanya Konferansına Türkiye adına İsmet Paşa katılmıştır ve Mustafa Kemal Paşa’ya telgrafla bildirdiğine nazaran (göre); Mudanya Mütareke-i Askeriyesi (Askeri ateşkesi) 11 Teşrinisani (Ekim) 1338’de (1922’de) sabah saat 6’da imza edilmiştir. Yunan Murahhası (delegesi) itiraz etti ama İngiliz Generali Harrington Yunan hükümetinin cevabı menfi (olumsuz) (olsa da bu mütarekenâmenin (ateşkes antlaşmasının) müttefiklerce (anlaşma yapanlarca) tatbik edileceğini (uygulanabileceğini) bana bildirdi. General Harrington gördükleri hüsn-ü teshilattan (güzel kolaylaştırmalardan) dolayı İngiliz Hükümeti nâmına (adına) Hükümete ve Başkumandan Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne teşekkürâtını (teşekkürlerini) ifade etmiştir. Kendilerine Türkiye Orduları Başkumandanı Mustafa Kemal Paşa nâmına (adına) teşekkür ettik. …  Yunan Ordusu 15 gün zarfında Meriç Nehri’nin batısına çekilecektir.” Sf. 350 

    Reis bu konuda kimseye söz hakkı vermiyor ve başka bir konuya geçiyor ve oradan bir mebus İsmet’e teşekkür için söz hakkı isteyince ona söz hakkı tanıyor ve ortalık karışıyor.

    Ziya Hurşit Bey; “-Reis Bey ne hakkında söz aldı? Şimdi neye dair söylüyor? ” 

    Gâzi Mustafa Kemal Paşa;” Sen ne karışıyorsun? Niçin hatibin sözünü kesiyorsun? Ne bozuyorsun? Otur yerine!” 

    Ziya Hurşit; “-Ben mi ne karışıyorum? Bir Mebus olmak sıfatıyla söz söylemeye hakkım vardır.”  Sf. 353 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 23 (13.09.1922 / 16.10.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 117, Celse: 1, – Sf. 350 ile 353 arası) kitabından birebir alınmıştır.