Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 20 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 141, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Mustafa Kemal Paşa’nın Bir Tezkeresi: Halifeye Bağlılık Bildirmek İçin İstanbul’a Gidecek Heyetin Seçimi.

      “Heyet-i Umumiyeye;

    Heyet-i Celile’ce (yüce heyetiniz tarafından) Makam-ı Muallayı Hilâfete intihap buyurulan (yüce hilafet makamına seçilen) Halife-i Müslimin (Müslümanların halifesi) Abdülmecit Hazretlerinin TBMM nâmına emanet-i mübârekeyi (kutsal emaneti) teslim etmek ve arz-ı tebrikât eylemek (tebriklerimizi sunmak) üzere Meclis’ten bir heyetin önümüzdeki cuma günü Dersaadet’te (saadet kapısında, İstanbul’da) bulunmak veçhile… 19.11.1338

                                                         TBMM Reisi Gâzi Mustafa Kemal ”  Sf.12  

    Selahattin Bey (Mersin); “-Ne ayıp sözdür, kim yazmış onu? ..Efendi’si yok mu? .. bu memleketin her ferd-i müteneffisi (her etkili kişisi) efendidir.” 

    (Bu tezkerede Divan-ı Riyasetten bir reis vekili de gitsin ifadesi var, mebuslar bu heyetin tamamını Meclis seçer diyorlar ve Halifeye Efendi denilmemiş olmasını kabullenmiyorlar.) Sf.14

    Gâzi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri; “-..Bu kullandığımız efendi kelimesi, bu Rum kelimesidir. Rum unvanı ile halifenin şerefi yükseltilmek isteniliyor. .. ona hazret denilir.” 

    Selahattin Bey; “-Hazrettir fakat mevcut olan teamüle (uygulamaya) hürmet ve onu idâme etmek (yaşatmak) lâzımdır.” 

    Gâzi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri; “-Onlar dalkavukça elkaptır (lakaplardır).

    Selahattin Bey; “-Kimin dalkavukluk ettiğini görüyoruz!  Ağzımızı açtırmayın! O sözü geri almalarını teklif ediyorum!  Kimdir dalkavuk olan efendiler? Ben herkese hürmet ettim.”

    Osman Bey (Kayseri); “-Üç senedir kimlerin dalkavukluk ettiği Meclis’te taayyün etmiştir!”

    Reis Hüseyin Avni Beyefendi; ” Paşa Hazretleri bu sözden kimseyi kasıt buyurmadığınızı lütfen beyan buyurunuz!”

    Gâzi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri; “-Evet bir kimseyi kastetmiyorum; dalkavuk olanları kastettim.”

    Hakkı Hâmi Bey; “-Paşa Hazretleri burada dalkavuk yoktur! İade ediyorum!”

    (Müthiş! Paşaya dalkavukluğu iade etti.) (Gürültüler)

    (Konu gargaraya gelip kapandı.) Sf.15 

    Halifeye Biat (bağlılık bildirmek) İçin İstanbul’a Gidecek 15 Kişilik Heyeti Meclis Seçti.

    Reis Vekili Müfit Efendi de gidiyor. Sf.17

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 141, Celse: 1, – Sf. 12 ile 17 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 20 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 141, Celse:1, 2. Celse Gizli. Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    İkinci Gurup Mebuslarının Dr. Adnan Bey’den Şikâyette Bulundukları Bir Takrir Var. (Adnan Bey kendisini savunuyor ve bilerek yapmadım diyor.) Sf. 9  

    2. Celse Hafidir (Gizlidir):

    Refet Paşa’nın İstanbul’daki Tuhaf İşleri Gizli Celse  

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ III – (Sf. 1094,1119 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    (Mebuslar soru önergesi vermiş. Konu Refet Paşa’ya verilen yetkiler. Ona İstanbul’da her türlü konuda karar verme yetkisi verilmiş. Neredeyse yasaları rafa kaldıracak kadar yetki verilmiş. Yapacak, edecek, sonuçta sadece Ankara Hükümeti’ne bilgi verecek. Rauf Bey’in anlattığı budur. Çok hararetli tartışmalar, ayak oyunları oluyor. Meclis konuyu 21 Kasımda ancak görüşebiliyor.)

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); (Soru önergesi sahibi.) “-..Genel uygulamamızda bilhassa (hassaten, özellikle) önemli işlerimizde, kanundan çok kişilerin yaptırıcı ve etkili olduğu görüldü… Refet Paşa’ya BMM Hükûmet Mümessilliği (temsilciliği) verilmiş değil, BMM Olağanüstü Mümessilliği verilmiştir. İşte Refet Paşa’nın basına verilmiş ve altında imzası olan bildirisi “TBMM İstanbul Fevkalade (olağanüstü) Mümessili Refet” .. evet Gümrük Resmi (vergisi) hakkındaki kanunu tadil etmiş (değiştirmiş) ve tarifede pek çok indirim yapmış. …efendiler yetişir bu şans oyunu. Milletler şans ile idare edilmez, kurallarla idare edilir. (bravo sesleri) .. Efendiler, zamanı değil, bugün böyle geçsin, yarın şöyle geçsin diye çürük esaslarla gidersek, dünyanın güvenini sağlamakta zorluk çekeriz.”

    Ziya Hurşit Bey (Lazistan); “-Milletin egemenliğini Yüce Meclis’te şekillendiriyoruz, bundan başka kimseyi tanımıyoruz. Saltanat Makamı’nı bile tanımıyoruz. Yani en hür hükümetler arasında bulunuyoruz. Yüce Meclis’in kararlarını en güzel bir biçimde koruyamayan İcra Vekilleri Heyetini (bakanlar kurulunu) hâlâ başımızda gezdirecek miyiz? Beni kuşkulandıran bir sorun daha var; Refet Paşa yazdığı şeylerde çeşitli imzalar kullanıyor. … Bazı emrinin altını şöyle imza etmiştir; “TBMM Başkumandanlık Mümessili.” Başkumandanlık Mümessili diye bir makam var mıdır? Refet Paşa kendisi mi kullanıyor, yoksa Bakanlar Kurulu mu vermiştir? Eğer Bakanlar Kurulu vermişse, Efendiler, iyi biliniz ki dünyanın en müthiş istibdat (baskı) saltanatını kuruyoruz. Buna kesinlikle emin olunuz !” 

    Bu konudaki görüşmeler 22 Kasım’a kaldı.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 141, Celse: 1,- Sf. 9) Celse 2 Gizlidir: (TBMM GCZ III – Sf. 1094, 1119 arası) kitaplarından birebir alınmıştır.

  • 20 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 141, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Halife Seçilmesi Konusu Tartışılıyor

    (İzmit Mebusu Sırrı Bey Geçen celsede bir takrir (önerge) verdim okumadınız diyor ve biz Meclis olarak Halife esirdir onu kurtaracağız dedik şimdi yine İstanbul’da Halifemiz var bu doğru değil diyor. İçel Mebusu Sami Bey halifenin seçiminin isim okunarak yapılması için ben takrir verdim okunmadı dolayısı ile bu seçim nizamnameye yani iç tüzüğe uygun değildir diyor.) 

    Reis; Makam-ı Riyaset her şeyden münezzehtir (nezihtir, temizdir).

    Selahattin Bey; “-Makam-ı Riyaset her şeyden münezzeh değildir, tashih buyurunuz (düzeltiniz).” 

    Reis; “-Makam mâsundur (dokunulmazdır) Efendim.”

    Selahattin Bey; “-Hah şimdi oldu!”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 141, Celse: 1, – Sf. 9 ile 17 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •    18 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 140, Celse: 4 Gizlidir. Birinci Reisvekili Dr. Adnan Beyefendi.

    Vahdettin’in Yurt Dışına Çıkışı Gizli Celse

    Yeni Halifenin Seçilmesi

    Refet Paşa General Harrington’un 7.11.1338 (1922) Tarihli Beyannamesini Göndermiş. Başbakan Rauf Paşa Onu Okuyor; 

    İcra Vekilleri Reisi Rauf Bey; (Beyannameyi okuyor; ) “-  …Zât-ı Şahane vaziyet-.i hâzıra neticesinde (mevcut durum sonucunda) hürriyet ve hayatını tehlikede gördüğünden bütün İslamların halifesi sıfatıyla (haşa sesleri) İngiliz himayesini ve aynı zamanda İstanbul’dan başka bir yere naklini talep etmiştir. (Cehenneme sadaları) (padişahın)arzusu bu sabah ifa olunmuştur (yerine getirilmiştir). Türkiye’deki İngiliz kuvvetlerinin Başkumandanı General Sir Charles Harrington Zât-ı Şahaneyi almaya giderek bir İngiliz sefinesine (gemisine) kadar kendisine refakat (eşlik) etmiş ve Zât-ı Şahane vapurda Bahr-i Sefit Filosu kumandanı Amiral sir Dobrock tarafından istikbal edilmiştir (karşılanmıştır) İngiltere Fevkâlâde Komiser Vekili Sir Nevil Handerson, Zat-ı Şahaneyi sefinede ziyâret ederek, Kral 5. Jorj’a bildirilmek üzere arzularını sormuştur. Beraber gidenler şunlardır; Serkarini Ömer Yaver Paşa, Hademe Kumandanı Kaymakam Zeki Bey, Esbapçıbaşı (giysici başı) Küçük İbrahim Bey, Berberbaşı Mahmut Bey, Seccadeci başı İbrahim Bey, Musahibisanisi (padişahın özel işlerini yapan, onunla sohbet eden ikinci dereceden kişi) Mazhar Ağa, Musahibisalis (üçüncü musahip) Hayrettin Ağa, Sertabip (başhekim) Reşat Paşa, Vahidüddinin oğlu Ertuğrul Efendi …”  Sf. 562

    (Mustafa Kemal Paşa bir fetvayı meclisin onayına sunuyor kabul ediliyor. Reis Dr. Adnan Bey yeni bir Halife seçelim diyor. Selahattin Bey ve Kayseri Mebusu Osman Bey ve on beş İmzalı bir takrir var, bunu okuyup müzakere edip sonra Halife seçelim diyor. Reis oldubittiye getiriyor.)  

    Sami Bey (İçel); “-Vazifeni suiistimal ettin Reis Bey!”

    Hakkı Hâmi Bey; “-Nizamnâmeye (Meclis İç Tüzüğüne) tecavüz ettiniz!”

    Halife Seçimi Yapıldı; 163 Kişinin 148’İ Abdülmecit Efendiye Oy Verdi ve Halife Seçti.  Sf. 565

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 140, Celse: 1, – Sf. 562 ile 565 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  18 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 140, Celse:1, Birinci Reisvekili Dr. Adnan Beyefendi.  

    Ağahan’ın Hilafet Hakkındaki Beyanatı Tartışma Yaratıyor.

    Refet Paşa’nın İstanbul’da Gümrük Vergilerini İndirdiğine Dair Haber Tartışılıyor. 

    2. Celse Hafidir: Yeni Halife Seçimi Gizli Celse

    Aşağıdaki Notlar TBMM GCZ III – (Sf.1043,1067 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Hüseyin Rauf Bey (Bakanlar Kurulu Başkanı); “-Resmen açıklıyoruz ki Zatı Şahane (Şahane insan, padişah), hazır durum sonucunda, hürriyet ve hayatını tehlikede gördüğünden bütün İslamların halifesi sıfatıyla İngiliz himayesini ve aynı zamanda İstanbul’dan başka bir yere naklini talep etmiştir.”

    (Mustafa Kemal konuşmasında Meclis için iki kere Türkiye Milletinin, iki kere de Türkiye Halkının Meclisi ifadesini kullanmış.) 

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); (Halifeliğin gereğinden bahsediyor.); “-… Âlemi İslam’da müthiş teşevvüş (karışıklık) vardır.”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “-… İslam’da teşevvüş varmış veya olacakmış. Bu sözlerin hepsi yalandır, kim söylemişse yalan söylüyor.”

    Yusuf Ziya Bey; “-Paşa Hazretleri ben yalan söylemem.”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “-Sen yalan söyleyebilirsin, müsaitsin!”

    Yusuf Ziya Bey; “-Kesinlikle söylemem ve bunu kabul etmem Paşa’m!”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “-Ben bir defa size yalan söyledin demiyorum! Size bunu söyleyenler yalan söylemiştir diyorum. Sen kendin üzerine aldın.”

    (Konya Mebusu ve Şer’iye Vekili (Dini İşler Bakanı) bir fetva ile Vahdettin’i hal’ ediyor (Görevden alıyorlar, tahttan indiriyorlar). Malatya Mebusu Lütfi Bey diyor ki, biz bütün İslam âlemine halife esirdir onun için sözleri geçersizdir, hükmü yoktur dedik. Şimdi, İstanbul düşman işgalinden kurtulmadığına göre oraya konulacak halife bizim düşüncelerimizin yanlışlığını göstermez mi? Ayrıca muhalif gurup Halife Ankara’ya gelip Meclis huzurunda yemin ederek işe başlasın diyor. Ancak Gazi iktidarını bölüşmek, Ankara’ya kuma getirmek istemiyor. Hüseyin Avni ve Ali Şükrü’nün sesleri çıkmıyor. Hüseyin Avni Meclis Başkan Vekili olduğu için konuşmalarda yok.) 

    Konu yeteri kadar tartışılmadan Abdülmecit yeni Halife seçiliyor ve celse kapatılıyor.

    İsmail Şükrü Efendi (Karahisarı Sahip); “-Mesele önemlidir, görüşmelere nasıl son verilir?” 

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “-Sus artık Hoca Efendi!” (Hoca bir daha ağzını açmıyor.)

    Abdülmecit Halife Seçiliyor

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 140, Celse: 2 Hafidir: (TBMM GCZ III – Sf.1043,1067 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 11 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 136, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    (Hüseyin Avni Bey’in Mecliste İlk idaresi) 

    2. Celse Hafidir: Bilgi Yok. 

    13 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 137, Celse:1Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    2. Celse. Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    15 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 138, Celse:1 Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi.

    2. Celse: Birinci Reisvekili Hüseyin Avni Beyefendi.

    İkinci Reis Vekilliğine Müfit Efendi seçiliyor.

    Mecliste Sigara İçilmesi Yasaklanıyor.

    (Hüseyin Avni Bey bir mebusun teklifi üzerine salonda sigara içilmesini yasakladı. Sf. 514-515 1996)

    16 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 139, Celse:1 İkinci Reis Vekilliğine Müfit Efendi

    Nevâhi Kanunu Görüşmeleri 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 132, Celse: 1, – Sf. 514 ile 515 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 9 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 135. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Said-İ Nursî Meclis Localarında    

                “Riyaset-i Celile’ye;

    Vilâyat-ı Şarkiye ulemayı benâmından (Doğu Vilayetlerinin ünlü ilim adamlarından) olup, Anadolu gazilerini ve Meclis-i Âli’yi ziyaret etmek üzere İstanbul’dan buraya gelerek samiin (dinleyici) locasında bulunan Bediüzzaman Molla Said Efendi Hazretlerine beyan-ı hoşamedi edilmesini (hoş geldin denilmesini) teklif eyleriz. 

    Bitlis; Arif, Bitlis; Derviş, Muş; Kâsım, Siirt; Salih, Bitlis; Resul, Ergani; Hakkı.” 

    Rasih Efendi (Antalya); “-Kürsüye Teşriflerini ve dua etmelerini kendilerinden ricâ ederiz.

    (Saidi Nursi kürsüye çıkıp gazileri tebrik eden kısa bir konuşma yapmış.) Sf. 439 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 135, Celse: 1, – Sf. 439) kitabından birebir alınmıştır.

  •   8 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 134, Celse:1, Reisisani Mehmet Vehbi Efendi .

    Şimendifer Ücretleri ve İşletilmesi İle İlgili Görüşmeler.

    9 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 135, Celse:2 Reisisani Musa Kâzım Efendi  

    Hüseyin Avni Bey Birinci Reis Vekili Seçili

    Hüseyin Avni Bey 199 Oyun 192’sini Alarak Birinci Reis Vekili Seçildi. (Yedi kişi çekimser kaldı.)

    Hüseyin Avni Bey; “-.. umum (bütün) kanaatler muhterem. Biz bu gayeye gitmek için bazı rüfeka (arkadaşlar) ile guruplar tesis ederek çalışmaktayız. Bugün bu makamın icabı (gereği), tabii mensubu olduğum guruptan beni istifaya mecbur etmiştir. (Bravo sadaları, alkışlar) Cenab-ı Haktan birşey isterim; o da, milletin mukadderatında son sözümü söylerken Allah beni bitaraflıktan (tarafsızlıktan) ayırmasın.”  Sf. 438, 439

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 134, Celse: 1, – Sf. 438, 439) kitabından birebir alınmıştır.

  •    6 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 133, Celse:1, Reisisani Mehmet Vehbi Efendi

    Kayseri Mebusu Vehbi Bey Maarif Vekâletinden İstifa Etti.  Sf.399 

    2. ve 3. Celseler Hafidir (Gizlidir):

    Trakya’nın Teslim Alınması Konusunda Gizli Celse

    Aşağıdaki Notlar TBMM GCZ III – (Sf.1009-1010 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Reis: “-Görüşmelere başlıyoruz buyurunuz Rauf Beyefendi.”

    Hüseyin Rauf (Bakanlar Kurulu Başkanı) (Sivas): “-Efendim 4.11.1922’de geç vakit Trakya’yı Hükümet’iniz ve Başkumandan adına teslim almakla görevlendirilen Refet Paşa arkadaşımızdan şu telgrafı aldım.”

    Selahattin Bey (Mersin): “-Başkumandanlık adına teslim almak ne demektir.?” 

    Hüseyin Rauf Bey: “-İzin veriniz, telaş etmeyiniz.”

    Selahattin Bey (Mersin): “-Kişi adına mı teslim alınıyor? Yoksa Hükûmet adına mı? Soruyorum?”

    Hüseyin Rauf Bey: “-İşlem gayet doğrudur……”

    Salih Efendi (Erzurum): “-Altı yüz yıldır doğru gider bu mesele!”

    Ziya Hurşit (Lazistan) (İzmir Suikastı davasında idam edildi) ” -Bu nerede görülmüştür? General Foş adına, bilmem ne adına teslim alma! Teslim alma Hükûmet adına olur, Başkumandan adına ne demektir? Ankara’da bir İmparatorluk mu kuracağız? Kesinlikle reddederiz, Başkumandan kimseyi temsil edemez! Orduların başında bulunur ve sizin başkanlığınızın altındaki Bakanlar Kurulu’nun emri altındadır.”

    4. Celse Alenidir: Hâriciye Vekâleti Vekilliğine; Rauf Bey, Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Encümenine Dr. Tevfik Rüştü,  seçildi. 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 133, Celse: 2 ve 3 Hafidir: (TBMM GCZ III – Sf.1009-1010 arası) (Celse 1: Sf. 399) kitaplarından birebir alınmıştır.

  • 3 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 132, Celse:1, Reisisâni Dr. Adnan Beyefendi

    Sulh Heyeti Tahsisat (Lozan Barış Konferansı Heyetinin Ödenek) Konusu Halledildi. Sf. 334 

    2. Celse: Birinci Reis Vekili Dr. Adnan Beyefendi

    Sulh Heyeti Hakkında Hükmet Tezkeresi:

                “TBMM Riyaset-i Celile’sine;

    ..Sulh Komisyonuna izam kılınacak (gönderilecek) Heyet-i Murahhasa (delege heyeti) Riyasetine (başkanlığına) ..Hâriciye Vekili Ferik İsmet Paşa Hazretleri, murahhaslıklarına da (delegeliklerine de) Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekili (sağlık ve Sosyal yardım bakanı) Dr. Rıza Nur ve İktisat Vekili Sabıkı Trabzon Mebusu Hasan Hüsnü Beyefendi intihap (seçildi) ve Adana Mebusu Zeki Bey, Saruhan Mebusu Celal, Diyarbakır Mebusu Zülfi, Burdur Mebusu Veli Bey, … Hüseyin Rauf”  Sf.334-335 

    (Murahhaslar oylanırken bazı mebuslar Cuma namazından sonraya bırakalım diyor, Hüseyin Avni Bey vazife her şeyden mukaddestir diyor. Sf. 327 Rıza Nur’a 189 oydan 122 kabul 54 red 13 çekimser, Hasan Bey’e 188 oydan 152 kabul. Rıza Nur’a itirazlar var.)   

    Ziya Hurşit; “-…Meclisin 70 mebusunun reddettiği bir adam bu meclisin murahhası (delegesi) olarak gidemez. Katiyen gidemez.”

    İsmet Paşa’nın Lozan Delegesinin Seçimi İle İlgili Beyanatı;

    Hariciye Vekili İsmet Bey (Edirne); “-. Misak-ı Milli (16 Mart 1920 günü İstanbul’daki Meclisi Mebusan tarafından kabul edilmiş ve Musul ve Kerkük’ü ayrıca Batum’u Batı Trakya ve oniki adayı da içine alan memleketin kurtarılması için yapılmış bir yemin metni) ile münâkit (akdedilmiş, kabul edilmiş) muahedat (anlaşma) dairesinde hukukumuzu müdafaa edeceğiz. 

    (Malatya Mebusu Diyab Ağa Kürt, Türk hepimiz biriz ve kardeşiz diyor ve alkışlanıyor. Sf. 349 Erzurum Mebusu Süleyman Necati Bey de Kürt meselesi hakkında konuşuyor. Benim annem Kürt’tür beni annemden nasıl ayırırsınız, bu yabancı oyunlara kanmayalım diyor.) Sf. 349-350

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis) (Çok alkış alan bir konuşma yapıyor. 1925’te Şeyh Sait İsyancıları ile birlikte idam edildi) ; -.. Şark Vilâyetlerimizi Musul, Kerkük ve Süleymaniye’den ayırmak onları felç etmektir. Hem felç etmektir hem de Şark Vilâyetlerinin huzurunu ve sükûnetini selp etmektir (ortadan kaldırmaktır). Bendeniz Kürt oğlu Kürt’üm. Binaenaleyh bir Kürt mebusu olmam sıfatıyla sizi temin ederim ki Kürtler hiç birşey istemiyorlar. Yalnız büyük ağabeyleri olan Türklerin saadet ve selâmetini istiyorlar. (alkışlar) Biz Kürtler vaktiyle Avrupa’nın Sevr paçavrası ile verdiği bütün hakları, hukukları ayaklarımızın altında çiğnedik ve bütün manasıyla bize hak vermek isteyenlere iade ettik. Nasıl ki Elcezire (Osmaniye) cephesinde çarpıştık. (alkışlar) … nasıl ki Türklerle beraber kanımızı döktük, onlardan ayrılmadık ve ayrılmak istemedik ve istemiyoruz. (alkışlar)  Sf. 353  

      (Rıza Nur’a red oyu verenlerin bazıları; Hüseyin Avni, Mehmet Şükrü, Ziya Hurşit, Hafız Mehmet, Lazistan’dan Osman, Hakkı Hâmi, Lazistan Necati, Yusuf Ziya, Diyab Ağa, Ömer Lütfü Amasya, vs… Sf.379

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 132, Celse: 1, – Sf. 334 ile 379 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 131. Celse:2 ve 3 Hafi, 4. Celse alenidir., Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    2. ve 3. Celseler Hafidir (Gizlidir):

    Sulh Konferansına Giden Murahhasların Tahsisatları (Ödenekleri) Hakkındaki Takririn Görüşülmesi;

    Gizli Celse;

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GGCZ III – (Sf. 986, 994 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Selahattin Bey (Mersin); “-Efendim! Giden murahhaslar (delegeler) kimin murahhaslarıdır? Kimin namına (adına) gidiyorlar ve kim gönderiyor?” 

    Hüseyin Rauf Bey (İcra Vekilleri Reisi, Başbakan) (Sivas); “-TBMM’nin ve onun Heyeti Vekilesi’nin… Hükümetiniz namına gidiyor!”

    Selahattin Bey; “- .. bu kadar büyük sorumluluğu alan bir vazifeye Meclis-i Ali’nin itimadına mazhar olmaksızın (güvenine sahip olmaksızın) Hükûmet nasıl murahhas tayin eder ve nasıl mesuliyeti (sorumluluğu) üzerine alır?” 

    Hüseyin Rauf Bey; “-Heyet-i Vekile o kuvveti ancak Meclis-i Âli’nizden almıştır.”

    Selahattin Bey; “-Biz onu vermedik.”

    Hakkı Hami Bey (Sinop); “-İrade-i Milliye Beyefendiler; Heyet-i Celile’nizce mutlak ve mutlak karara iktiran (ulaşmış) şeydir.  Yoksa herhangi bir zatın imzası irade-i milliyedir demek efendiler, bu, eski saltanatın devamından başka birşey değildir. … Yıktığınız şeyin şekli, şekli diğere inkılâbından (diğer bir şekle dönüşmesinden) başka birşey değildir. (Alkış)  ..   Efendiler! İrade-i Milliyenin en beliğ (açık) bir misali ilk defa Meclis-i Âli’niz tarafından bu memlekette neşredilen ilk beyannamedir. .. Onda diyor ki; “TBMM emriyle Reis Mustafa Kemal Paşa’dır.”  İşte efendiler İrade-i Milliye (milli irade) bu idi. Fakat bundan sonra ne gibi itiraza uğramıştır bilmiyoruz. Böyle bir daha tecelli edememiştir (görüntü vermemiştir). Rauf Bey bir şeyler geveleyince, başka pislikleri de ortaya koyuyorlar. …. Hükûmet Gazetesini görmediniz mi efendim! Müşirlik, feriklik, zabitlik .. rica ederim bunlar Meclis-i Ali’den geçmiş midir? Heyeti Vekile (bakanlar kurulu) kendiliğinden herhangi bir zata müşirlik (mareşallik) tevdi edemez (veremez) ve Meclis Reisi de Meclis’e arz etmeksizin onu mucibince irade ettim (gereğince emrettim) mahiyetinde birşey yapamaz. Yaparsa, bence, eski saltanatı idâme olur (meydana gelir).   Efendiler! İrade-i milliye demek bu demektir. Bunun haricinde yapılan muamele (işlem), tekrar tekrar arz ediyorum, dünkü yıktığınız tahtın öteden beri devamından başka birşey değildir. 

    (Başbakan Rauf Bey çok sıkışıyor.) 

    Ziya Hurşit Bey (Lazistan); “-Biz buna razıyız. Bundan sonra böyle olmayacağına söz veriniz.”

    Hüseyin Rauf Bey; “-Birşey söyleyemem.” 

    Ziya Hurşit; “-Zapta (tutanağa) geçiyor.”

    Hüseyin Avni; “-Efendiler! Emniyetsizlik (güvensizlik) en büyük vazifeşinaslıktır (göreve düşkünlüktür). Hiç kimseye emniyet edemem.”  

    (Muhalefet: Selahattin Bey, Hakkı Hami Bey ve Hüseyin Avni Beyler, Sonuç alamıyorlar.)

    (TBMM GGCZ III – Sf. 986, 994 arası)   

    4. Celse: Reisisani Musa Kâzım Efendi.

    Murahhasların Tahsisat (Lozan Delegelerinin Ödenek) Konusu Görüşüldü. Sf. 328

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 131, Celse: 2 ve 3 hafidir: (TBMM GGCZ III – Sf. 986, 994 arası) (Celse 4 Alenidir – Sf.328) kitaplarından birebir alınmıştır.

  • 1 Teşrinisani (Kasım) 1338 (1922) tarihinde İçtima: 130. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Rıza Nur’un Saltanatın İlgası İle İlgili Takririnin (kanun teklifinin) Altıncı Maddesi Genişletiliyor;

                “TBMM Riyâset-i Celile’sine;

    30. Teşrinievvel (Ekim) 1338 tarihli takririn altıncı maddesinin berveçhiati (aşağıdaki gibi) tadilini (değiştirilmesini) teklif eyleriz.

    Madde 6- Hilafet, Türklere, Hanedan-ı Âli Osman’a aittir. Türkiye Devleti Makam-ı Hilâfetin istinatgâhıdır (Hilafet makamının dayanağıdır). Halifeliğe TBMM tarafından, bu Hânedânın ilmen ve ahlâken eslah ve erşed olanı intihâb olunur(iyi, elverişli ve reşit olanı, dinin kurallarına uyan ve yerliliğini ispatlamış olan seçilir). TBMM Hükümeti hakk-ı meşrû (yasal hakkı) olan makam-ı Hiâfeti (Hilafet makamını) esir bulunduğu ecnebiler elinden kurtarır.” Sf. 304  

    Saltanatın İlgası (kaldırılması) İle İlgili Kanun Hakkında Bir Tadil Takriri (değişiklik teklifi) de Hüseyin Avni Bey ve Arkadaşları Tarafından Verildi.  

    “Riyâset-i Celile’ye Yüce Meclis başkanlığına); Esbab-ı mûcibesi (gerekçesi) şifahen (sözlü olarak) arz edilecek olan mevadd-ı âtiyenin (aşağıdaki maddenin) kabulünü Teklif ederiz;

      1- Teşkilâtı Esasiye Kanunu’yla (1921 Anayasasıyla) Türkiye Halkı, hukuk-u hâkimiyet ve hükümrânisi (egemenlik ve hükümranlık hukuku) mümessil-i hakikisi (gerçek temsilcisi) olan TBMM’nin şahsiyet-i mâneviyesinde (manevi kişiliğinde), gayr-ı kabil-i terk ve ferâğ olmak (terk edilmemek ve vaz geçilmemek) üzere temsil ve bilfiil istimâle (temsil edilme ve bizzat kullanılmaya) ve irade-i milliyeye (milli iradeye) istinat etmeyen (dayanmayan) hiçbir kuvvet ve heyeti tanımamaya karar verdiği cihetle (bakımından), Misâk-ı Milli hudutları dâhilinde TBMM hükümetinden başka şekli hükümet tanımaz.  16 Mart 1336 1920 (Meclisi Mebusan’ın kapandığı gün) tarihinden itibaren, hâkimiyet-i şahsiyeye (kişisel egemenliğe) müstenit olan (dayanan) İstanbul’daki şekli Hükümeti (hükümet şeklini) tarihe müntakil addetmiştir. (tarihe naklolmuş kabul etmiştir.) 

      2- Hilâfet, Türkiye Devletine ve Hânedan-ı Âli Osman’a (Osmanlı ailesinden gelenlere) ait olup, Halifeliğe TBMM tarafından bilahare evlâdiyet usulüyle intikâl etmek üzere (babadan oğula geçmek üzere), bu Hânedânın ilmen ve ahlâken erşed ve aslah olanı (dinin kurallarına uyan ve yeterliliğini ispatlamış olanı) nisab-ı müzakerenin (görüşme yeter sayısının) sülüsan-ı ekseriyet-i ârâsıyla (üçte birinin çoğunluğu ile) intihâb olunur (seçilir). Makam-ı Hilâfetin istinatgâhı (dayanağı) ancak Türkiye Devletidir.  (İmzalar) Hüseyin Avni, Selahattin, Hakkı Hâmi, Süleyman Necati (Erzurum), Nâdir (Isparta), Vasıf (Sivas), Sıtkı (Malatya), Hüseyin (Erzincan), Besim (Kastamonu), Sırrı (Siverek), Hacı Gâlip (Malatya), Bahri (Yozgat), Yusuf Ziya (Mersin), Mehmet Şükrü, Mustafa (Dersim), Sırrı (Ergani), Şükrü (Canik), Atıf (Bayezit), Sırrı (İzmit), Sıddık (Çorum), İsmail (Erzurum), Ömer Lütfü (Karahisarısahip), Osman (Lazistan), Sf.305 

    Rıza Nur’un Saltanatın İlgası İle İlgili Takririnin Altıncı Maddesi Genişletiliyor;

    (Hüseyin Avni takririmi izah edeyim derken Reis kürsüsüne Mustafa Kemal Paşa geçti;) 

    Reis Gâzi Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “- ..Türk milletinin cedd-i âlâsı (yüce atası) olan Türk nâmındaki (adındaki) insan, ikinci ebülbeşer (insanoğlunun ikinci atası olan) Nuh Aleyhisselâmın oğlu Yafes’in oğlu olan zattır. .. Mazhar-ı Nübüvvet ve Risâlet olan (Peygamberliği açık olan) Fahr-i âlem efendimiz bu kütle-i Arap içinde Mekke’de dünyaya gelmiş bir vücûd-u mübarek (kutsal bir vücut) idi.  Ey Arkadaşlar! Tanrı birdir, büyüktür …. Cenabı Peygamber, hatem-ül enbiya (son nebi) olmuştur ve kitabı, kitab-ı ekmeldir (tamamlanmıştır). Son peygamberimiz olan Muhammet Mustafa sallallahu aleyhi vesellem 1394 sene evvel Rumi Nisan içinde, Rebiyülevvel ayının 12. pazartesi gecesi sabaha doğru, tanyeri doğdu, gün doğmadan ..  bugün o gündür. İnşallah bu hayırlı tesadüftür. .. Yüzü nûranî, sözü ruhani, reşid ve rüyette bi bedel (görüşte eşsiz), sözünde sadık ve hâkim ve mürüvvetçe (insanlık, iyilik yardımseverlik olarak) saire fâik (herkesten üstün) olan Muhammet Mustafa, evvelâ bu evsaf-ı mahsusa (özel vasıflar) ve mütemeyyizesiyle (sivrilmesi ile) kabilesi içinde Muhammed-ül emin oldu. Zât-ı Risâletpenâhî, yarıgârı olan Hazret-i Ebubekir’den şahsen çok hoşlanırdı. .. Hakikaten emr-i hilâfet, milel-i İslamiyece (halifelik, İslam milletlerince) en büyük bir maslahattır (iştir). Çünkü efendiler Hilafet-i Nebeviye (peygamber halifeliği) ehl-i İslam (İslam halkları) arasında râbıta (bağ) olan bir emânettir ve ehl-i İslâm’ın kelime-i vahide üzere içtimalarını (tek kelime ile toplanmalarını) temin eden bir emânettir. (Devamla, İslam devleti genişledikçe halifelik işlevi yetersiz kaldı. Hazret-i Ömer’in bir koyun çalınsa korkarım ki benden sorulur konusunu da anlatıyor. Ve adeta hutbe okuyor: ) .. Evet Hazret-i Ömer Radiyallahûanh (Allah ondan razı olsun) artık Hilafet unvanı altında tarz-ı emânetin (bu halifelik emanetinin) bir devlet idaresine nakâfi (yetersiz) olduğunu .. bütün mânâyı şamiliyle (kapsadığı bütün anlamı ile) idrak eylemişti. .. Ömer, emânet, devlet ve millet işini meşverete (danışmaya) havale etti. .. (Hazret-i Osman acze düştü. Onun etrafını sardılar eşinin önünde şehit ettiler diyor. Devam ediyor..)  Hazret-i Ali kerremullahü veçhehu (Allah yüzünü ak etsin) makam-ı hilafete getirildi. Muaviye Hazret-i Ali (kerremullahü veçhehu) nun hilafetini tanımıyor ve bilakis onu hun-u Osman (Osman’ın kanlısı olmakla) ile itham ediyordu (suçluyordu). .. Merkez-i faaliyeti Irak’ta bulunan Hilâfet-i Abbasiye’nin (Abbasi halifelerinin) mevcudiyetine rağmen Endülüs’te dahi halife-i Resulüllah ve emirül müminin (Resulün halifesi ve Müslümanların emiri) unvanlarıyla asırlarca saltanat sürmüş hükümdarlar mevcuttu. .. Makam-ı Hilâfet mahfuz (saklanmış, korunmuş) olarak onun yanına hâkimiyet (egemenlik) ve saltanat-ı milliye makamı ki Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Elbette yan yana durur.  (Osmanlının sonlarına doğru geliyor.) ..  bu tekmeyi vurdurmak için bir hâin, bişuur (şuursuz), biidrâk (idraksiz) bir hain lâzımdı. .. O kim olabilirdi? .. Türkiye Devleti’nin istiklâline hâtime (nihayet, son) veren, Türkiye halkının hayatını, nâmusunu, şerefini imha eden Türkiye’nin idam kararını ayağa kalkarak bütün endâmıyla (vücuduyla) kabul etmek istidadında (yeteneğinde) kim olabilirdi? (Vahidettin, Vahidettin sedaları) .. Maatteessüf (üzülerek söyleyeyim ki) bu milletin hükümdar diye sultan diye, padişah diye Halife diye, başında bulundurduğu Vahideddin. (Allah kahretsin sadaları) .. Hilâfet makamının asırlarca müddet, saltanat makamıyla yan yana fakat ayrı ayrı bulunduğunu gördük. Bugün dahi saltanat ve Hilâfetin yan yana bulunabilmesi en tabii halattandır (durumlardandır). .. bikudret (kudretsiz, güçsüz) veya mülteci (yabancı ülkeye sığınmış) bir şahıs-ı aciz değil, istinatgâhı (dayanağı) Türkiye Devleti olan bir şahsı âli (yüce kişi) oturacaktır.”

    Rıza Nur’un Saltanatın İlgası İle İlgili Takririnin Altıncı Maddesi Genişletiliyor;

    (Hüseyin Avni takririmi izah edeyim derken Reis kürsüsüne Mustafa Kemal Paşa geçti.  Ve nutuk vermeye devam ediyor)

    Reis Gâzi Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-Bundan sonra makam-ı Hilâfeti dahi (hilafet makamı bile) Türkiye Devleti için ve bütün âlem-i İslam için ne kadar feyz-i bâr (ilim yükü) olacağını da istikbal bütün vuzuhuyla (açıklığıyla) gösterecektir.”

    (Paşa, bu iki üç takriri bir an evvel karara bağlayın diye konuşmasını bitiriyor. Ve takrirleri müzâkereye açmadan Hüseyin Avni Bey’in takririni encümene gönderelim diyor. Ziya Hurşit bir kişinin kararıyla olmaz bunu görüşelim diyor. Hüseyin Avni’nin bir takriri daha var bunları üçünü de Kanunu Esasi Encümenine gönderelim diyor. Gürültüler çıkınca celseye ara veriliyor.)

    2. Celse: Birinci Reis Vekili Dr. Adnan Beyefendi

    Saltanatın İlgası Yani Kaldırılması Müzâkeresine Devam Ediliyor:

    Muhalefet dinlenilmeden Saltanat Kaldıran Kanun’un Maddeleri Kabul Edildi, Şimdi Tamamı Oya Sunulacak:

    (Reis Dr. Adnan Bey de “usul yoktur” diyor ve usul hakkında konuşmak isteyenlere söz hakkı vermiyor. Ve alelacele Encümenden gelen mazbatayı okuyor.) 

                “Riyaset-i Celile’ye;

      Türk Milleti saray ve Babıali’nin hıyanetini gördüğü zaman Teşkilat-ı Esasiye Kanun’u (1921 Anayasa’sını) ısdar ederek (ortaya getirerek) onun birinci maddesiyle hakimiyet-i Padişahiyi Padişah egemenliğini) alıp bizzat millete .. vermiştir. Sf.313  ..o zamandan beri Osmanlı İmparatorluğu tarihe intikâl edip (nakil olup) … yerine asıl halk kütlesinin ve köylünün hukukunu himaye saadetini tekeffül eden (korunması ve mutluluğunun kefili olan) bir halk Hükümeti idaresi tesis ve vaz’ edilmiştir (kurulmuş ve açıklanmıştır).” (Her iki takriri birleştirip bir bütün hâline getirdik diyor.)  Reis; (Kırşehir) Müfit, Mazbata Muharriri; Yunus Nâdi, Kâtip; (Biga) Hamit, Ragıp (Kütahya), Adliye Encümeni (Isparta) Tahsin, (Diyarbekir) Hamdi, Adliye Encümeni Mehmet Şükrü, Ali (İçel), Celal Nuri (Gelibolu), Refik (Konya), Sabit (Kayseri), Ali Süruri (Karahisarı şarki), Nusret Efendi (Erzurum), Sf.314  

    (Mustafa Kemal, Tayin-i Esami (isim okunarak oylama yapılmasını) istiyorlar,  diyor. Buna gerek yoktu, ben herkesin bu kanunu kabul edeceğine inanıyorum diyor.) 

    Hüseyin Avni; “-.. Biz koyun sürüsü değiliz. Bizi çobanların taksimatı gibi memleketimizi taksim ettirmeye, iradelerle (buyruklarla) insanları öteye beriye sürüklemeye, bunlara nihâyet verdik. Harbi de bu dimağ (bilinç) yapacak, sulhu de bu dimağ (bilinç) yapacak, ipi de bu dimağ çekecektir. (Bravo sadaları)” 

    (Saltanatı ilga eden yani ortadan kaldıran kanun kabul edildi. Ziya Hurşit muhalifim diye bağırdığı halde söz hakkı verilmedi. Rauf Bey o gece ve yarının bayram ilan edilmesini söylüyor.) Sf.316

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 130, Celse: 1, – Sf. 304 ile 316 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 130. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    İzmir’in Yağması Hakkında Müzakereler (görüşmeler);

    Hacı Âtıf Efendi; “-İzmir’den güvenilir bir adamdan mektup aldım onu okuyacağım; “Burada emvâl-i metrûke (terk edilmiş mallar) öteki berikinin elinde suiistimal halinde bozuluyor. Millet milyonlarla lira kaybediyor. Defterdarın şunun bunun adamları milyoner oluyor. ..Ecânip (ecnebiler – yabancılar) bizim bu hâlimize gülüyor. .. emvâl-i metrûke (şehri terk eden Rum ve Ermenilerin malları) olan konaklar, möbleler kapanın elinde kalıyor.” Sf.301    

    Mehmet Şükrü; “-Hükümetin kulakları çınlasın.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 130, Celse: 1, – Sf. 301) kitabından birebir alınmıştır.

  • 30 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 129. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Hâriciye Vekili İsmet Paşa Cepheden Döndü Meclis’e Tazimlerini (saygılarını) Sundu.

    Kâzım Karabekir Paşa da Cepheden Döndü Meclis’e Heyecanlı Bir Konuşma Yaptı. Sf. 254  

    3. Celse. Reis Mustafa Kemal Paşa

    Saltanat Meselesi Müzâkereleri (görüşmeleri);

    Reis Gâzi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri; “- ..Sadrazam Tevfik Paşa oğlunu bendenize göndererek âtideki (gelecekteki, aşağıdaki) telgrafnâmeyi verdi. (Tevfik Paşa’nın telgrafnâmesinde Lozan’a hem İstanbul hem de Ankara delegelerinin gitmesini istiyor. Paşa ona verdiği cevaptan bahsediyor;) “..Konferansta Türkiye Devleti yalnız ve ancak TBMM Hükümeti tarafından temsil olunur.”

    (29 Ekim 1922’de Tevfik Paşa tekrar bir mektup yollamış.)

                “Ankara BMM Riyaset-i Celile’sine;

    Konferansa Babıâli (İstanbul’daki Osmanlı devleti hükümeti) de BMM’de dâvet olundu. Babıâli’nin âdem-i icabeti (katılmaması) devletin altı asırı mütecâviz (altı yüzyılı aşkın) zamandan beri müesses ve mahfuz (kurulmuş ve korunmuş) olan bütün âlemi İslam’ın alakadar (ilgili) olduğu hususiyet-i tarihiyesini (özel tarihini) mahkûm-u indiras etmek (ortadan kaldırmak, eserini yok etmek), BMM’nin âdem-i icabeti ise (katılmaması ise) cihanın müştak ve muntazır (dünyanın istekli ve hazır) olduğu sulhu âkim bırakmaktır (barışı sonuçsuz bırakmaktır). Bu mühim mesuliyeti (önemli sorumluluğu) bittabi ne Babıâli ne BMM kabul ve tahammül eder (dayanabilir).(Aramızda bir ihtilâf yoktur, size yardımlarımız oldu, ikilik olmasın diye sizin iki temsilci göndermenizi kabul ediyoruz diyor.) 

    Hüseyin Avni; ” … TBMM halkı, mazideki sisteme isyan etmiştir. Kendileri Sevr Akitnâmesini imza ederken Halife’nin hukukunun ne olduğunu okuyaydı, keşke bacağı kırılsaydı da o halife de lütfen ayağa kalkmasaydı.”

    Rasih Efendi; “-Herkesten evvel kalkmıştır. …”

    Hüseyin Avni; “- ..Efendiler madem ki sulh benimle kaim (kalıcı) zât-ı âlilerinin işi ne? (Bravo sesleri) .. İstanbul’da matbuat (basın) hizmet etmiştir. Diğerleri fedakârlık etmişlerdir. .. Hilâfet perdesi altında saltanat cinayetlerine kadar kapı açmak, memleketi zirüzeber (alt üst) edecek bir hâle getirecek gayrimeşru sıfatlar takınmalarına, BMM hiçbir zaman meydan vermeyeceklerdir. .. Bizim başta yeminimiz vardır; Makam-ı Hilâfetin müdafii de (savunucusu da) biziz, muhafızı (koruyucusu) da biziz. .. Bu mektuba cevap verilmemesi icap ederdi.”

    Mustafa Kemal Paşa; “-…kâğıda cevap vermemişimdir. Delâlet eden adama bunu deyiniz dedim.”

    Hüseyin Avni; “- ..teşekkür ederim. Paşa Hazretleri bunu demeseydiniz daha iyi olurdu o bile tenezzül (aşağı inmektir), Paşa Hazretleri .. Avrupalılar sulh yapacak ise, her gün Papaz Freu ile Padişah ile sulh etsin. .. Kıymeti varsa yapsın.  . Bu millet hiç kimsenin boyunduruğu altına girmeyecektir ve hiçbir kimse sokamaz.” Sf. 273, 276       

    Mazhar Müfit; “- .. buna verilecek cevap şu olurdu; Babıâli Sadrazamı, telgrafını gördüm kahkahalarla güldüm. Mühr-ü müeyyitimi (sağlam mührümü) basarım, seni mahkeme kapısına asarım. (handeler, kahkahalar) Sf. 280 

    Kâzım Karabekir Paşa; “- .. bugün TBMM kati emriyle ve ilk fırsatta İstiklâl Mahkemesi ile bu adamlara lâzım olan muameleyi (işlemi) yapmalıdır.” (1) Sf. 280

    (Selahattin Bey daha soğukkanlı, Ali Fuat Paşa bu son düşmanları da bugün halledelim diyor.)   

    Rıza Nur ve 78 Arkadaşının Hazırladığı Saltanatı Kaldıran Takriri (kanun teklifi);

                “BMM Riyasetine,

    … eski Osmanlı İmparatorluğu münhedim (yıkılmış) olup yerine yeni ve milli bir Türkiye Devleti, yine o zamandan beri Padişah merfu (hükümsüz bırakılmış) olup yerine BMM kâim olmuştur (yerine geçmiştir).

    1- Osmanlı İmparatorluğu otokrasi ile beraber münkariz olmuştur (çökmüştür).

    2- Türkiye Devleti nâmıyla genç, dinç, Milli Halk Hükümeti esasları üzerine müesses (kurulu) BMM Hükümeti teşekkül etmiştir (oluşmuştur).

    3- Yeni Türkiye Hükümeti munkariz (çökmüş) Osmanlı İmparatorluğu yerine kaim olup onun… 

    4- Teşkilâtıesasiye Kanunuyla (1921 Anayasasıyla) hukuk-u hükümrani-i (egemenlik hakkı) milletin nefsine verildiğinden, İstanbul’daki Padişahlık madum (yok olmuş) ve tarihe müntekildir (tarihe intikal etmiştir).

    5- İstanbul ve civârı da .. BMM memurlarına tevdi edilmiştir (verilmiştir).

    6- Türkiye Hükümeti hakk-ı meşruu olan (meşru hakkı olan) Makam-ı Hilâfeti esir bulunduğu ecnebilerin elinden kurtaracaktır.

    Dr. Rıza Nur, Beyazıt; Atıf, Diyarbekir; Ali Şükrü, Menteşe; Mehmet Tevfik Rüştü, Kılıç Ali, Ali Fethi, Muş; Ahmet Hamdi, Menteşe; Ethem, Bolu; Hilmi, İsmail Suphi, Diyab Ağa, Saruhan; Avni, Antep; Yasin, Zamir, İstanbul; Numan, Bolu; Şükrü, Abdülkadir Kemali, Siirt; Necmettin, Çorum; Haşim, Besim, Ali Saip, Ergani; Mehmet Emin, Afyon; Mustafa Hüsnü, Siverek; Mehmet Lütfü, Genç; Şeyh Fikri, Muş; İlyas Sami, Menteşe; A. Sadettin, Ankara; Şemsettin, …   ” 

    (Bu kanuna imza koyanların tam listesi TBMM Gizli Celse Zabıtları Cilt III – Sf.298’de mevcut.)

    Bu imzaların sonunda Mustafa Kemal Paşa da var.

    (Reis Mustafa Kemal Paşa konuyu Saltanatın ilgasına (kaldırılmasına) çekti. Çok sayıda takrir var bunların anlamı Tevfik Paşa ve İstanbul Heyeti hakkında işlem yapılmasını istemeleri diyor. Oylamaya sunup kabul edildi diyor.) 

    Selahattin Bey; “-Muamele-i kanuniye tatbikine (yasal işlemin uygulanmasına) dair bir şey yoktur, kabul edilmemiştir.” 

    Reis; “-Sen etmemişsin, içinde edenler vardır!” (gürültüler) 

    Ziya Hurşit; “Paşa Hazretleri, zannederim takrir olmazsa reye konulacak ta ortada birşey yoktur !”

    (Reis Kemal Paşa; Hüseyin Avni’nin bir takriri var, Rıza Nur ve arkadaşlarının takririnin bir kanun mahiyetinde olmasından dolayı Layiha encümenine girmesi gerekir diyor. Hüseyin Avni Bey Rıza Nur’un takriri eksiktir, diyor.) 

    Rıza Nur; “-Noksanı ne imiş?”

    Hüseyin Avni; “-..hepinizden fazla hürriyet taraftarı olduğumu bir defa daha tekrar ediyorum. Hâkimiyet-i milliyenin nasıl kullanılacağını tespit etmeden böyle bir takriri kabul etmek olmaz. .. onu Kanun-i Esasi’de (1876 Anayasasında) tespit etmeden mâhiyetini, mânâsını (içeriğini, anlamını) bugün yaptığımız fikri anlatmakta müşkülat (zorluk) çekmemek için Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’na (1921 Anayasasına) esas ve zeyl (ek) olmak üzere ikmâli (tamamlanması) taraftarıyım.”  

    Rıza Nur; “-..acilen ve katiyen bu işi bitirmek lâzımdır. Efendiler, otokrat hükümet kaldırılmıştır. .. Bir şahıs keyfemayeşa (keyfince) bu millet üzerine hükmedemeyecektir. .. bunu tayin-i esami ile (isim okuyarak) kabul ediniz ki bugün millet efradı kendi selâmeti, saadeti için oraya gönderdikleri Mebusların ne fikirde olduklarını görsün. (bravo sadaları). (müzakere kâfi sadaları)

    Hacı Mustafa Efendi (Ankara); “-Usul-ü münakaşaya dair söyleyeceğim.”     

    Reis Mustafa Kemal Paşa (Ankara) “-Hacet (gereği) kalmamıştır, müzakere kâfi (görüşmeler yeterli) görülmüştür.” 

    Hacı Mustafa Efendi (Ankara); “-Her halde bir iki kelime söylemek lâzımdır. (hacet yok sedaları) Ne var? Neden korkuyorsunuz? İki kelime söyleyince ne olur?”

    Hakkı Hâmi Bey; “-Usulü müzakere hakkında söyleyeceğim.”

    Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Hangi usul efendim? Usul konusunda ne söyleyeceksiniz? Hangi usul karşılığı arıyorsunuz? Yoktur usul! Oturunuz! Usul dersi mi vereceksiniz?”  Sf.290-296 

    Osman Bey (Lazistan); “-Herkesin bir kanaati var. Ne var yani? Ne oluyor? Ne gürültü yapıyorsunuz?”

    Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Osman Bey! Güya siz gürültüyü tevkif etmekT-(tutuklama, tutmak) istiyorsunuz, hâlbuki siz gürültü yapıyorsunuz.”

    İsmail Şükrü Bey (Karahisarısahip); “-Cebren rey olmaz!”

    Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Canın isterse verirsin!”

    Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Arkadaşlar! Bir takrir vardır; reye iştirak etmeyenlerden kıst-el yevm (yevmiye kesilmesi cezası) icrası teklif ediliyor.”  (kabul sesleri)

    Ziya Hurşit; “-Bunun hakkında söz isterim Paşam.”

    Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Kabul edilmiştir.”

    Ziya Hurşit; “-Usul yoktur buyuruyorsunuz!”

    Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Usul yoktur efendim!”

    Karar Yeter Sayısı Olmadığından Muhaliflerin Verdiği Takrirler Kabul Olunmadı. Sf. 297

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 – (18.10.1922 / 18.11.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 129, Celse: 1, – Sf. 254 ile 297 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): İstiklâl Mahkemesi, 1926’da Kâzım Paşa’ya da muamele yaptı, Paşa idamdan zor kurtuldu.

  • 28 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 128, Celse:1, Reisisâni Dr. Adnan Beyefendi

    Hükümetin İstiklâl Madalyası Verilmesi İle İlgili Kanun Teklifi;

    (Selahattin ve Hüseyin Avni Bey madalya verilecek kişileri daha iyi araştıralım diyorlar.) Sf. 217

    İngiltere, Fransa ve İtalya Tarafından Lozan’a Çağırılıyoruz.

    Nevâhi Kanunu;

    Belediye Reisi Seçimi İle İlgili Bir Kanun Teklifi;

    “Madde 1- Belediye azaları reislerini kendi aralarından rey-i hâfi (gizli oy) ile ve ekseriyetle intihap (salt çoğunlukla) olunurlar. ..” Sf. 244

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 128, Celse: 1, – Sf. 217 ile 244 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •   26 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 127. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Nevâhi Kanunu’nun 110. Maddesi Tekrar Encümene Gitti.

    2. Celse: Reisisani Musa Kâzım Efendi.

    Hâriciye Vekili İntihabı (Seçimi) İçin Oy Verme İşlemi Başladı.

    Nevâhi Kanunu’na Devam: (Kanunun 111, 112, 113, 114 maddeleri kabul edildi. 115 madde Nahiye Müdürünün görevden alınması ile ilgili, tartışma çıkıyor.)

    Ziya Hurşit Bey; “-.. demokrat memleketlerde en ziyâde ehemmiyet (önem) verilen intihâb (seçim) meselesidir. Halk idareyi intihap eder, memnun olmazsa bir dahaki seçimlere kadar bekler, iyisini intihap eder. İntihap edilerek (seçilerek) gelmiş bir adamın memur biri tarafından vazifeden alınması yanlıştır.” Sf. 208

    26 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 127. Celse:1 Reisisani Musa Kâzım Efendi.

    Hâriciye Vekâletine 174 Oyun 155’ini Alan İsmet Paşa Hâriciye Vekili Seçildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 127, Celse: 1, – Sf. 208 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •   25 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 126. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    (Son 2-3 içtimadan beri Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekâleti (Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı) Bütçesi görüşmeleri nedeni ile Rıza Nur’un uzun konuşmaları var. )

    Hâriciye Vekili Yusuf Kemal Bey Sağlık Durumunu Öne Sürerek İstifa Etti.

    (Yusuf Kemal Bey, Lozan’a İsmet’i göndermek için Mustafa Kemal’den aldığı emir üzerine istifa etti. Meclisten tepki var reddediniz sedaları var. Onun yerine Rıza Nur bakacak.) Sf. 185

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 126, Celse: 1, – Sf. 185) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •    23 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 124. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Sıhhiye Vekâleti Bütçesi

    (Sıhhiye Vekili Rıza Nur ırkçı bir yaklaşımla;  ben tabibin halis Türk olanını getirteceğim diyor.) 

    2. Celse: Reisisani Musa Kâzım Efendi.

    Sıhhiye Vekâleti Bütçesi Görüşülüyor.

    24 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 125. Celse:1 Reisisani Musa Kâzım Efendi.

    Olağanüstü Mahkemeler Kanunu Tekrar Encümene Gitti. Sf.166

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 124, Celse: 1, – Sf. 166) kitabından birebir alınmıştır.

  •  21 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 123, Celse:1, Reisisani Mehmet Vehbi Efendi .

    Sıhhiye Vekâleti Bütçesi

    (Şiddetli tartışmalar, küfürleşmeler var.) 

    Hüseyin Avni; “-.. burada tokat vuruldu, hazmedildi. Fena söz söylendi hazmedildi. .. edep terbiye ve necedâtı ihlâl etmek isteyenler dışarı giderler. .  Vicdanına hâkim olamayan, lisanına hâkim olamayan Mebus olamaz.”   Sf. 86

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 123, Celse: 1, – Sf. 63 ile 86 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  21 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 123, Celse:1, Reisisani Mehmet Vehbi Efendi .

    Aydın Mebusu Câmi Bey Mebusluktan Mustafi Yani İstifa Etmiş Addedildi: (Bir buçuk yıldan beri Roma’da, silah ve cephane alımı için bulunan Cami Bey, çağırılmasına rağmen gelmiyor. Divan-ı Riyaset, Cami’nin ıskâtını (mebusluktan düşürmeyi) teklif ediyor. Kabul ediliyor. Mazhar Müfit aldığı paraların hesabını versin diyor. Hakkı Hâmi ve Hüseyin Avni Beyler bu konu incelensin diyorlar reis ıskat ederek yanlış bir şey yaptığını fark ediyor bu sefer müstafi (istif etmiş) addediliyor.) Sf. 63

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 (18.10.1922 / 18.11.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 123, Celse: 1, – Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.