Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 18 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 158, Celse:1, Reisisani Ali Fuat Paşa

    Firarların Cezalandırılan Ailelerinin Affı Hakkında Kanun Teklifi:

    Abdülkadir Kemali Bey; “-Kimse akrabasının suçundan dolayı cezalandırılamaz. Bu nasıl iştir? Kim yapmış?” 

    Hüseyin Avni Bey; “- .. Bunların affı değil, bu biçâre mazlum insanları sürüp nefyeden (sürgüne gönderen) canavar elleri kırmak BMM’nin bir vazifesidir. (bravo sadaları) .. ukubatta niyabet (cezalandırmada vekillik) gayrimeşru bir haldir. Hürriyet-i şahsiye (kişisel hürriyet) her şeyin fevkindedir (üstündedir).” 

    Lütfü Bey (Malatya); “-Diktatör eller yaptı!”

    Hüseyin Avni; “-Hayır! Evvelki engizisyon mezâliminden (zulümlerinden) bir parça.”  …

    Durak Bey (Erzurum); “-Hükûmet firarilerin ailelerini cezalandırmak hakkında bir kanun teklifi yapmıştı. Meclis onu reddetmişti. Meclis-i Âli bunun aleyhinde bir karar tesis ettiği halde, bunun hilafına (aksine) olarak hangi el ve hangi şahıstır ki hareket edebilir?”

    Nusret Efendi (Erzurum); “- İsmet Paşa, Kâzım Paşa!” 

    Hüseyin Avni Bey; “-Bu hükümet nâmına (adına) cinâyet ve vahşettir!”

    Hakkı Hâmi Bey (Sinop); “- ..bence dünyada en bedbaht millet; kanununa hürmet olunmayan, en mesut millet de kanununa itaat olunandır. Kanunun muta’ (geçerli) olmadığı bir memlekette hükümetten, hâkimiyet-i milliyeden bahsetmek kadar dünyada abes, gülünç birey tasavvur edemiyorum (hayal edemiyorum, düşünemiyorum). .. Bunu yapanları mesul (sorumlu) etmelidir.” 

    Yahya Galip Bey (Kırşehir); “- .. geçmiş onlar. Bunun şimdi sırası mı?”         

    Hüseyin Avni Bey; “-.. Osmanlı İmparatorluğu, aman efendim bu mesele geçmiştir diyerek yıkıldı!” 

    Necati Efendi (Lazistan); “-Bu aileleri sürgün edenleri hıyanet-i vataniye mucibince (gereğince) idam etmek lâzımdır.”

    Abdülkadir Kemâlî Bey (Kastamonu); “-.. ya bu tarz-ı idareyi kabul ve bunun icabâtı (gereği) üzerinde yürüyeceğiz veyahut ta şahsi idarelere milletin iradesini terk edecek namussuzlara bu Meclis’i terk edeceğiz. (alkışlar) .. şahsi kuvvetler karşısında artık eğilmekten bıktık. Kâfidir! .. Efendiler! Koçgiri Hadisesinde hapishaneye girdiğimiz vakit altmış yaşından yukarı bir ihtiyar ayaklarımıza kapanarak, oğlum yüzünden vusk (vasi olan ?? babası olduğu için) sıfatıyla yattığını söyledi. Dökülen gözyaşları, çıkan âhlar hep kanuna riayetsizliğimizdendir (uymayışımızdandır). Kanunlara riayetsizliğimiz de, kanun denilen şeyle idare etmenin, emirlerle idareden çok zor olmasından ileri geliyor. Kanun zordur, kanun bilgiye mütevakkıftır. Yalan söylemeyelim Efendiler; Memleketin her tarafında Millet Meclisinin kuvvetini şahıslarında gören şahsiyetler, kanunla değil emirle memleketi idare ediyorlar ve sürükleniyoruz Efendiler!  .. Faillerinin (suçluların) yine kavanin-i devlet dâhilinde (devletin kanunları çerçevesinde) tecziye edilmelerini (cezalandırılmalarını) talep ediyorum..”   Sf. 432-433  

    Necip Bey (Ertuğrul); “-Halk Hükümeti, halkçılık bunlar laf! Halkın vekilleri, halkın efradı hürmet görmez, vekillerinden mürekkep (oluşmuş) heyet hürmet görmez!”

    Ali Şükrü Bey; “- .. burada sulh müzakeresi (barış görüşmeleri) zamanında, yani bu sırada kirli çamaşırları ortaya atmak da doğru değildir. Mamafih (bununla birlikte) hiç kimsenin kirli çamaşırları ortaya atmaktan korkusu yoktur. Fakat herkes zamanını beklemektedir.”

    Tunalı Hilmi; “-Açık söyle daha iyi!”

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “-Sen açmak arzu ediyorsan açalım.”

    Lütfü Bey (Malatya); “-.. jandarma efradı (personeli) âdeta köyleri vergi-i şahsiyeye raptetmiştir (kişisel vergiye bağlamıştır). Suret-i hususiyede (özel olarak) vergi alıyorlar.”   

    Pozan Bey (Urfa); “-Haraç alıyorlar, ben de bizzat müşahede ettim (gördüm, şahit oldum). .. Karakol Kumandanları üç nefer, beş nefer alıp firari efrat (kişiler) aramaya köylere gidiyorlar. Köylüler kıyam ediyorlar (ayaklanıyorlar), aman diyorlar, o zaman jandarmalar şu halde ne vereceksiniz diyorlar. Bir pazarlık yapılıyor. Efrat (asker) getirmek yoktur. Alesseviye (seviyesine göre) o köy ahalisine istitaat-ı maliyesine (mali gücüne) göre birşey tensip ediliyor (münasip, uygun görülüyor) . Sonra her ay jandarmalar giderek bu parayı alıyor. Bu millet böyle soyuluyor…. Bunlar kisve-i hükümete (hükümet kıyafetine) bürünmüş bir kütle-i şekavettir (bir eşkıya kütlesidir)” 

    Müdafa-İ Milliye Vekili Kâzım Paşa (Karasi); “-.. Sakarya Muharebesi esnasında Başkumandanlığa verilen salahiyete binaen Başkumandanlık firarilerin ailelerini teb’id (sürgün) için emir vermişti.” 

    …. Hüseyin Avni; “-Vurun abalıya! Şahsın kuvvetinden istifade etmek için kendinizi saklayın. Paşa’nın üzerine atın!” (gürültüler)

    Abdülkadir Kemalî Bey; “-Meclis o salahiyeti kendisinde görmüyor, nasıl olurda başkasına verebilir.” 

    Müdafa-İ Milliye Vekili Kâzım Paşa (Karesi); “-Mamafih (öyle olmakla beraber) gerek Başkumandan Paşa Hazretleri tarafından verilen emirle olsun ve gerekse o zaman vekâletçe ittihaz edilmiş (alınmış) olsun bu muamele (işlem) vâkidir (olmuştur). Aileler tehcir edilmiştir (zorla göçürülmüştür). Bu muameleler yapılmıştır.” 

    Abdülkadir Kemali Bey; “İtiraf ediyor!”

    Müdafa-İ Milliye Vekili Kâzım Paşa (Karesi); “-Evet! İtiraf ediyorum, bu yapılmıştır… Sakarya Muharebesinden sonra ve ben Müdafa-i Miliye Vekâletine geldikten sonra böyle bir emir verilmemiştir.”

    Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); “-Zulümden menfaat (fayda) doğmaz!” 

    Salih Efendi (Erzurum); “-Kâzım Paşa, Sakarya Harbi esnasında Başkumandanın emri ile tehcir yaptığınızı söylüyorsunuz. Ama Canik Mebusu Hamdi Bey tarafından Başkumandan Paşa Hazretlerine bir ailenin teb’id (terbiye edildiği, yerinin değiştirildiği) edildiği yazılmış ve sorulmuş idi ve Başkumandan cevaben böyle bir tehcirden haberdar olmadığını, bunları kim teb’id ettiğini de sual etmiştir ki ifadelerinizle tezat teşkil ediyor (zıtlık oluşturuyor).

    …  İsmail Şükrü Efendi; “-.. Müdafa-i Milliye Vekili Paşa Hazretlerinin beyanatından anladığım, kanunsuzluğa Müdafa-i Milliye vekili bizzat teşebbüs etmesidir. Meclis’e geliyor ve diyor ki; ben böyle bir cinâyet (kötülük) yaptım.”  Sf.454

    İhsan Bey (Cebelibereket): “-.. Afyon Eskişehir Kütahya sükût edip de (düşman eline düşüp de) ordumuz Sakarya’ya doğru çekildiği zaman Heyet-i Âliye’niz kağnı arabasıyla meşgul, tedabir-i kati’ye (kesin tedbir) olmak üzere. (Kayseri’ye kaçmak için kağnı ayarlamalarını ima ediyor) (şiddetli patırtılar, gürültüler) Sus Ulan!” 

    Selahattin Bey; “-Hayasız!!  Edepsiz!!” 

    İhsan Bey; “-Evet hepiniz bir kağnı arabasıyla meşgul oldunuz.”         

    Selahattin Bey; “-Sizdiniz gidenler!” 

    Hakkı Hâmi Bey; “-Vaziyeti bu Meclis kurtardı, kaçanlar sizlerdiniz!” 

    Ragıp Bey (Amasya);”  Kayseri’ye ilk defa otuz muhafızla kaçan, sen idin!”  

    Osman Bey (Kayseri); “-Sakarya harbinde kaçan hükümettir.”

    Hüseyin Avni Bey; “-Sakarya harbini BMM yapmıştır.”

    Reis Ali Fuat Paşa Kürsüyü Terk Ediyor. Sf. 461

    20 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 159, Celse:1 Reisisani Ali Fuat Paşa 

    Sürgün Edilen Firari Aileler Hakkındaki Kanun Kabul Edildi. Bu Konunun Tahkiki İçin Beş Kişilik Heyet Seçilecek. 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 158 ve 159 Celse: 1, – Sf. 432 ile 461 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 21 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 160, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Nevâhi Kanununun 214, 215, 216 Maddeleri Görüşüldü;  Sf. 510

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 160, Celse: 1, – Sf. 510) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 16 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 157, Celse:1, Reisisani Ali Fuat Paşa 

    Rauf Bey’in Lozan Konferansı Hakkındaki Beyanatı;

    İcra Vekilleri Heyeti Reisi ve Hariciye Vekâleti Vekili Rauf Bey (Sivas); “-.. Lozan’da pek çok taleplerimiz kabul edilmemiştir...  Rusya, Ukrayna ve Gürcistan murahhasları (delegeleri) boğazların hemen hemen Harb-i Umumiden (Genel Harpten) evvelki vaziyete ircasını (geriye götürülmesini) talep etmişlerdir. (En doğrusu, yaşasın Ruslar) Sf.441

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 157, Celse: 1, – Sf. 441 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 13 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 155, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Halife Hazretlerine Biat İçin Yani Bağlılık Bildirmek İçin İstanbul’a Giden Heyet Adına Kırşehir Mebusu Müfit Bey’in Beyanatı Var: (Çok iyi karşılandık diyor, kutsal emanetlerin hepsini kontrol ettik tamamdı, Halife ile görüştük, seçim mazbatasını verdik diyor. Halife; eğer benim vücudum İslam âlemi için mazarrat teşkil edecekse (zarar oluşturacaksa) Allah beni bir dakika yaşatmasın diyor. Cuma selamlığından önce ben ve heyet arkadaşlarım tek tek Halifenin elini sıkarak biat ettik (bağlılığımızı bildirdik) diyor ve şiddetli alkışlar var. Eskiden beri namazı mahfilde kılan Halife bu sefer halkın arasına girdi ve orada kıldı diyor.)  

      Ali Fuat Paşa Reisisani Seçildi; Sf. 361    

    14 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 156, Celse:1, Reisisani Müfit Efendi.

    Nevâhi Kanunu Görüşmeleri. Sf. 400 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 155, Celse: 1, – Sf. 361 ile 400 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 11 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 154, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Reisisani (ikinci başkan) Seçimi:

    (Dr. Adnan Bey’in yerine Meclis İkinci Reisi Seçimi yapıldı; Ali Fuat Paşa 117 Kâzım Karabekir Paşa 64 oy aldılar. Ali Fuat Paşa Kâzım benim çocukluk ve okul arkadaşımdır onun bu oyu alması beni üzdü bu rey bana yeterli değil dedi. Kâzım Paşa ise benim üzerimde bir cephe komutanlığı var sulha kadar böyle bekleyeceğim deyip adaylıktan istifa etti. Seçim yeniden yapılacak.) Sf. 337

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 154, Celse: 1, – Sf. 337) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 9 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 153, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Milli Ticaret Birliği Kurulmuş.

    İstanbul’da Bazı İşadamlarının Kurduğu Şirketten Meclis’e Tebrik Telgrafı Göndermişler; Sf. 278

    Yunanlıların Batı Trakya’da Zulüm Yaptıklarına Dair Telgraf Var: (Meclis’te infial var, İsmet Paşa’ya haber verelim diyorlar.) Sf.301

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 153, Celse: 1, – Sf. 278 ile 301 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 152, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Kurtarılan Yerlerde Yolsuzluk İşlerine Adı Karışan Mebusların Ya Suçsuzluklarını İspatlamaları Veya Aklanmaları Hakkında Bir Takrir.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 152, Celse: 1, – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • 6 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 151, Celse:2, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    İstanbul Sosyalist Fırkası Edirne’nin Kurtuluşunu Kutlamak İçin Telgraf Göndermiş: (Okunması istenmiyor, Abdülkadir Kemali Bey Sosyalistlik Fırkası yoktur diyor.) Sf.212

    Kurtarılan Yerlere İstiklâl Mahkemesi Gönderilmesi; (İstiklâl Mahkemesi Kanununa bir madde daha ekleyerek kurtarılmış yerlerdeki diğer suçlara da baksın diyenler var madde encümene gitti.) 

    Dr. Adnan Bey sağlık durumunu öne sürerek Meclis Başkanvekilliğinden istifa etti. Sf.225

     İstanbul’a Üç Milyon Avans Konusu; (İstanbul’a karşı kinlenenler çok, emekli ve yetimlerin maaşları var yarım maaş verelim diyorlar. Mehmet Şükrü İstanbul aydınları haindir yarım maaş bile vermeyelim diyor.) 

    Yahya Galip Bey (Kırşehir); “-İstanbul ahalisinin ekseriyetini teşkil eden (çoğunluğunu oluşturan) memurdur. İstanbul ahalisi bu saatten sonra istirahatin ne demek olduğunu anlayacaktır. Merkezi hükümet hangi vilâyetin üzerinde temerküz ederse (yoğunlaşırsa) oranın ahalisini şimdiden tecziye edelim (cezalandıralım)    .. bir memlekette memurlara ne kadar ziyade ihtiyaç hasıl olursa o memleket ahalisi o kadar tembel olur.”  Sf. 237

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 151, Celse: 1, – Sf. 212 ile 237 arası) kitabından birebir alınmıştır.

      

  • 4 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 150, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Muvakkat ve Seyyar Mahkemeler Kurulması Hakkındaki Kanun Teklifi Encümen Tarafından İptal Edildi.

    Kurtarılmış Yerlere İstiklâl Mahkemesi Gönderilmesi Hakkındaki Kanun Teklifi;

    (Maraş Mebusu Hasip Bey İstiklâl Mahkemelerinin gideceği yerleri de hükümet değil Meclis belirlesin diyor. Kanun böyle, diyorlar Ali Şükrü Bey kanunu çiğneriz, ne lâzım gelir? Diyor. Rauf Bey istiklâl Mahkemesi kurulmasına pek taraftar değil ama Meclis isterse göndeririz diyor.)  Sf.189 

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “-..Bir millet fevkalâde mahkemelerle idare edilmez. Hükümetiyle, kavaniniyle (kanunlarıyla) idare edilir. Fevkaladelik (olağanüstülük) geçmiştir. (vardır sadaları) .. bu yolsuzlukların önünü almaya hükümet mecburdur ve mevcut kanunlarımız bu yolsuzlukların önün almaya kâfidir.”

    Ali Şükrü Bey; “- ..nasıl ki ordumuzu mükemmel bir makine haline getirdiniz ve işinizi gördünüz, adliyenizi de o hâle getirmelisiniz, mâliyenizi de o hâle getirmelisiniz. (bravo sadaları) Bendenizce atı alan Üsküdar’ı geçmiştir. Efendiler yapılan hırsızlık iki türlüdür; birisi, emval-i menkule (menkul yani nakledilebilen mallar) hırsızlığıdır ki, efendiler bunun geri gelmesi imkânı yoktur. Çünkü yerini bulmuştur. İkincisi geri kalan emval-i gayrimenkule (gayrimenkul mallar) hırsızlığıdır. Hiçbir kimse bir mülkü alıp bir yere götüremez. .. Oraya giden bir mahkeme veya heyet bu vazifeyi ifa eder (görevi yerine getirir) ve sekiz ay sonra dahi bunları geri alır.”

    Selahattin Bey; “-Mesele vakayı mahkemeye vermemektir, verememektir. .. Bunu yapan kimlerdir? Hangi ellerdir. Tabii memleketin idaresinde, inzibatında (güvenliğinde) alâkadar olan ellerdir. Dâhiliye ve Adliye vekilleri vazifelerini tam yapsınlar yeter. Başka bir şeye gerek yoktur.”  Sf.196

    Dr. Abidin Bey (Lazistan); “-Dâhiliye ve adliye vekilleri o hırsızları yakalayamıyorsa ben gider yakalarım. Yapamazsam beni asın!”

    İstiklâl Mahkemelerinin gönderilmesi teklifi kabul edildi. Sf. 204

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 150, Celse: 1, – Sf. 189 ile 204 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 149, Celse:1, Birinci Reisvekili Dr. Adnan Beyefendi.

    Kurtarılan Mahallere Muvakkat Mahkeme Teşkili Hakkında Kanun;

    (Mehmet Şükrü Bey hukukçuların görevlendirilmesi şartı ile İstiklâl Mahkemeleri gönderelim böyle muvakkat mahkemelere gerek yoktur diyor. Abdülkadir Kemali Bey’in bu konuda bir takriri var onu da dinleyelim diyor.)   

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 149, Celse: 1, – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 149, Celse:1, Birinci Reisvekili Dr. Adnan Beyefendi.  

    Seçim Kanunu Değişikliği Teklifi Var

    Erzurum Mebusu Necati, Selahattin ve Canik Mebusu Emin Beylerin Mebus Seçimleri Hakkında Kanun Teklifinin Görüşülmesi; (Teklif görüşülmeden Mustafa Kemal Paşa karşı çıkıyor.)

    Gâzi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri; “-  . teklif olunan lâyihayı kanuniye (kanun teklifi) doğrudan doğruya benim şahsımı vatandaşlık hukukumdan mahrum etmek nokta-i nazarına matuftur (mahrum etmek bakış açısına yöneliktir). .. maalesef mahalli tevellüdüm (doğum yerim) bugünkü hudutlar haricinde kalmış bulunuyor. .. Eğer düşmanlar tamamen maksatlarına muvaffak olmuş olsalardı; Allah muhafaza etsin vazül imza olan (bu kanun teklifini imzalamış olan) efendilerin dahi memleketleri hudut haricinde kalabilirdi. . Tahmin ediyorum ki ecnebi düşmanlar bana suikast etmek suretiyle de memleketimdeki hizmetimden beni tecride (soyutlamaya) çalışacaklardır..”

    Hüseyin Avni Bey; “-Her fikir muhterem ve mübecceldir (saygıdeğer ve yücedir). Herkes memleketin selâmet ve saadeti için arzu ettiğini teklif eder ve serbesttir. Esasen teklif-i kanuniler hemen katiyetle kabul edilmiş mahiyette olmadığından Paşa Hazretlerinin bu işten istisna (seçimin dışında) ve vatandaşlık hukukundan ıskat edecek (sakatlayacak) bir mânâ telâkki buyurmalarına (bir anlam algılamalarına) hayret ediyorum. .. Paşa’nın vatanı her yer ve herkesin kalbidir. Fakat Paşa Hazretleri de bu kalplere hürmet etmelidir ki rica ederim Türkiye’de artık Arnavut mebus, Arap mebus, bulunmayacaktır. (alkışlar) .. başkalarının bir menfaati için şahs-ı devletlerini (kendisini) ileri sürmesi menafi-i memleketle kâbil-i telif (memleket menfaati ile bağdaşık) göremiyoruz.” 

    Gâzi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri; “-Hüseyin Avni o madde gayet sârihtir (açıktır). Tefsire hâcet (açıklamaya gerek) yoktur.”

    Hüseyin Avni Bey; “-.. Mustafa Kemal Paşa Hazretleri kimseyle mukayese edilemez. Teklif-i kanuniler (kanun teklifleri) usul dairesince (kendi usulünce) encümene gider, Encümen kararını verir. Eğer Mustafa Kemal Paşa’yı Meclis fedâ ederse, o da fedâ edilsin! Söz Meclisindir… Kalbimizden çıkaracağımız gün atmakta tereddüt etmeyiz. Fakat siz milletin kalbinde her gün yaşayacaksınız. .. Arkadaşlarımızı hususi olarak dâvet edip fikirlerini sormalı idi. .. Paşa Hazretleri de bilirler ki o arkadaşlar en samimi insanlardır ve işe en evvel başlamış ve nihayetinde de milleti yaşatmak için en ziyade hizmet eden onlardır.  Paşa’m .. biz ..asırlardan beri Araplara haraç verdik. .. Arabistan’dan bizi nasıl kovduklarını kendiniz de gördünüz.     ..vatandaşlık şu veya bu memlekette oturmak esası üzerine değildir. Burada, kürsi-i millette yegâne söz sahibi Türk ve Kürt olacaktır. (her Türkiyeli sesleri)  Siz o seciyeyi (ırki yapıyı) taşıdıkça ve siz bu fikre sahip oldukça ebediyyen sizi serfiraz olarak başımızın üzerinde tutacağız. Ta ki bu gâyeden inhiraf (şaşmayın) etmeyiniz. (şiddetli alkışlar) İlminiz, fazlınız, istikametiniz sizi yaşatacaktır. Siz bundan inhiraf ettiğiniz zaman sizi atmak ta bizim için bir vazife olur. ” 

    Celal Nuri Bey (Gelibolu); “-Bunu neden hatıra getiriyorsunuz?”     

    Hüseyin Avni Bey; “-Ben riyakâr (ikiyüzlü) değilim! Olur, insandır, belki hata eder, riyakâr değilim. Samimi söylüyorum. (yaşa sesleri)”  

    Gâzi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri; “-Hüseyin Avni Bey biraderimizin söylediği sözlere bu madde (Seçim kanununun 14. maddesi.)  tercüman olmuyor.” 

    Şevket Bey (Beyazıt); “-Siz müstesnasınız (sıradışısınz) Paşa’m.”

    Gâzi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri; “-Benim müstesna olduğuma dair bir kanun yoktur ve müstesna olamam.”

    Necati Bey (Erzurum); “-(Takrir sahiplerinden. Konuşmasına Paşa’yı överek başlıyor ve) Ben böyle namussuz bir adam değilim. (Bravo sadaları) Efendiler bunu ancak namussuzlar yapar ve en çok bu milletle alakası olmayan menfaatperest, vicdanlarını, hayatlarını, namuslarını satmış olanlar yapar. (bravo sadaları)(alkışlar) .. Bundan sonra Türkiye hududu dâhilinde vatandaşlık tesis etmek mecburiyetindeyiz. .. Bu teklifin sâiki (sebebi) budur. .. Bunu başka türlü tevil (çeviren) ve telakki edenler (anlayanlar) varsa namussuzluğu onlar irtikâp etmişlerdir (yapmışlardır), yoksa ben değil. (Bravo sadaları)(alkışlar)”

    Emin Bey (Canik) (Takrir Sahiplerinden); “-.. Paşa Hazretlerinin isimleri o madde esnasında mevzubahis olmamış ve hatıra gelmemiştir. Paşa Hazretlerinin tarz-ı telâkkilerinden (anlama biçiminden) müteessir oldum (etkilendim)… Paşa ki bizi kurtaran ve bu milleti kurtaran bir şahsiyettir. Biz nankör olamayız ki, böyle bir telâkki (anlayış) sahibi olalım.”  

    Hüseyin Avni Bey; “- .. eğer Paşa Hazretleri bunun üzerine kendi telakkilerini tashih buyurdularsa (anlayışlarını düzelttilerse) mesele yoktur.”

    Teklif Anayasa Encümenine gitti. Sf.162

    Kanun Tasarısının 14. Maddesi; BMM azası intihâb olabilmek (seçilebilmek) için Türkiye’nin bugünkü hudutları dâhilindeki mahaller ahalisinden olmak meşruttur (şarttır) Veya daireyi intihâbiye dâhilinde (seçim bölgesi içerisinde) mütemekkin (oturuyor) olmak meşruttur (şarttır).   Ondan sonra muhaceretten gelenler Türk ve Kürtler, tarih-i iskânlarından (yerleştirilme tarihlerinden) beş sene mürûr etmişse (geçmişse) intihâb olunabilir (seçilebilir).”  Sf.159 

    (Paşa bu tasarının 14. Maddesini hedef alarak, mevcut seçim kanunu ile seçimlere girmek istiyor ve öyle oluyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 149, Celse: 1, – Sf.  ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •   30 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 148, Celse:2, Birinci Reisvekili Dr. Adnan Beyefendi.  

    Samsun’daki Tütün Yolsuzluğu hakkında Görüşmeler.  Sf.154

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 148, Celse: 1, – Sf. 154) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 29 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 147, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi (Kısa Bir süre sonra Riyasete Dr. Adnan Bey Geçti)

    Lozan Görüşmeleri; Başbakan ve Dışişleri Bakanı Vekili Rauf Bey Bilgi Veriyor: (Lozan’daki heyetle iletişim problemi var diyor. Bir Amerikalı, İngiliz basınını da kullanarak, yeni Türkiye hükümetinin Anadolu’daki gayrimüslimleri ve Türk olmayan unsurların yaşamasına müsaade etmeyecek diyor. Ve Konuşması Devam ediyor;)

    Hacı Şükrü Bey (Diyarbakır); “Böyle olacak!” (Müthiş bir öngörü ve garip bir tecelli; Kürt Hacı Şükrü 1926 Şeyh Sait isyanından sonra idam edecek!) 

    İcra Vekilleri Reisi ve Hariciye Vekâleti Vekili Rauf Bey (Başbakan); “-Mudanya mukavelesinden (ateşkes anlaşmasından) sonra hükümetimiz bir ay müddetle isteyenlerin serbestçe huduttan çıkıp gitmelerini tebliğ etti. Bunu da Türk milletinin müfrit (aşırı) bir milliyetçiliği olarak gösterdiler. .. her zaman Amerikan müessesatına (kurumlarına) muhafızlık (koruyuculuk) vazifesini, bizim, cepheden iktisat ettiğimiz (cepheden eksilttiğimiz) askerlerimiz yapmıştır. …Fransa’da da Fransız mekteplerinin kapatılacağına dair dedikodular var. .. Fransız nur-u maarifine muhtacız (Fransızların aydınlatan okullarına ihtiyacımız var). … Karaağaç’ı veririz demek Edirne’yi iktisaden imha etmek (ekonomik olarak yıkmak) demektir. .. Evimizin kapısını taşla ördürmeyeceğiz. (şiddetli alkışlar) Garbi Trakya’da rey-i âm (genelin, umumun reyi veya referandum) istiyoruz. .. kimi istiyorlarsa nasıl idare istiyorlarsa oradaki insanlar buna bilakaydüşart 8kayısız şartsız) karar vermeli. .. Musul Vilâyeti, Misak-ı Milli hudutlarımıza dâhildir. .. Hükümetimizin iktisadiyattaki şeraiti umumiyesi (genel ekonomi kuralı) serbestii ticaret (serbest piyasa) meselesidir.” Sf.118 

    2. ve 3. Celseler Hafidir (gizlidir):

    İzmir’in Yağma Edilmesi Görüşülüyor:

    Gizli Celse.

    Salâhattin Bey (Mersin) — Doğrusunu söyle.

    Hasan Fehmi Bey (Maliye Vekili) (Gümüşhane); “Efendim, İzmir yandı. Tam 20 bin haneye karip (yakın). Memlekette bir mesken buhranı başladı. Memlekete giren memuru da ordusu da, hatta gerilerde yanan Manisa, Salihli, Kasaba ahalisinden yer bulamayıp oraya gelen birtakım muhacirin ve mültecilerin de yani bilaistisna (istisnasız) herkes birer mesken bulmak mecburiyetinde idi.”

    Salih Efendi (Erzurum); “Affedersiniz bir yere topladığınız kasaları mühürlediniz mi?”

    Hasan Fehmi Bey (Maliye Vekili) (Gümüşhane); “Bu kasaların bir kısmı Osmanlı Bankasında, diğer bir kısmı da Kredi Liyone, düşmana ait Yunan resmî Bankası, Atina Bankası ve bir de Anadolu Bankası namıyla birisi resmî olmak üzere İzmir’de üç Yunan bankası vardı. Bunlar yandı. Fakat kasa dairesi duruyor. Fakat bunların içerisinde para olmayabilir. Fakat Osmanlı Bankasıyla Kredi Liuone’de herhalde mühim miktarda bir servetin olması memuldur (bekleniyor).”

    Salih Efendi (Erzurum); “… üç yüz milyon lira çalınmıştır. Bunu çalan kim, alan kim? Bana bir hisse varsa dinleyeyim, yoksa gideyim?  Efendim, bu kadar parayı kim çaldı? Dört tane muhacir mi? Bu kadar şey yağma edildi, bunları yapan kimdir?”

    Hasan Fehmi Bey (Devamla); “Salih Efendi, Erzurum’dan çıkarken Erzurum’u kim yağma etti?

    Salih Efendi (Erzurum); “Efendim, Erzurum’a Ruslar girdiği gün on para yağma edilmedi. Ordusu muntazam girdi. Kimsenin malı yağma edilmedi. Mamafih tehcir muamelesini de iyi bilirim ki ben…”

    İbrahim Bey (Mardin): “-Efendim işitiyoruz ki İzmir’in yağmasına birçok subay, Ordu Kumandanları katılmıştır! Bu oldu mu? Sonra 1. Ordu Kumandanı bütün paralar ve eşyayı almış, birçoklarını da dağıtmıştır. Bu gerçek midir? .. sonra birçok mebus arkadaşlarım mobilyasıyla beraber evlere girmiş ve şimdiye kadar o evlerde hak iddia ediyorlar. Bu da doğru mudur?

    Hasan Fehmi Bey (Devamla); “Efendim, sorduğunuz bir sual, Birinci Ordu Kumandanı Nurettin Paşa (Bursa doğumlu Sakallı Nurettin İbrahim Konyar Paşa) bütün nukuda (nakitlere; para, altın vs.) vazıyet etmiş (el koymuş). Bu şundan galat olsa gerektir. İleri harekât esnasında, düyunu umumiye mal sandıklarında, düşman idaresinde kalan yerlerde, her hangi bir yerde kasabayı istirdat ederken (ele geçirirken) müessesâtında (kuruluşlarında) mevcut bulunan parayı ordusunun ihtiyacı için almış makbuzunu vermiştir. Bunu almak usule muvafık (uygun) değildi, çünkü paraya ihtiyacı yoktu. Fakat kendi ihtiyacını, bunun muamelei mahsubiyesi (kendi ihtiyacını bu paradan düşmüştür) yapılmıştır.

    Hasan Fehmi Bey (Devamla); “Bendeniz Nurettin Paşanın kasaya bomba attırdığını bilmiyorum. Yalnız müessesattan (kurumlardan) alınan para vardır ki, makbuz mukabilinde (karşılığında) alınmıştır. Sonra biz bunun hesabını topladık, orduya verilecek tahsisattan mahsubunu icra ettik (orduya verilecek ödenekten düşümünü yaptık). Ben bir bomba ile kasa açıldığını bilmiyorum.

    Şükrü Bey (Bolu) — Makbuz verilen miktarı nedir, bu miktar malum mudur?

    Hasan Fehmi Bey (Devamla) — 118 bin lira idi.

    İbrahim Bey (Mardin); “Hasan Bey sualimin cevabı tamam olmadı. Mebuslar da böyle bir şey yaptı mı? Söylensin efendim. Tasrih edilsin (açıklansın) kimlerdir.”

    Hasan Fehmi Bey (Devamla) Fakat meselâ beş bin ev işgal edildi. Eğer içerisinde elli evin eşyası kaybolduysa, kimdir orada oturan? Diye civarında kalan evin eşyasını boşalttı diye tespit ve tahkik etmek suretiyle lâzım gelir.

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis) İzmir’de Hükümetin teessüsüne (oluşumuna) kadar zayiat ne derecede ve nelere aittir. Ordunun İzmir’e girdiği günden kaç gün sonra Hükümet teessüs etmiş ve teessüsünden sonra bazı yolsuzlukların olduğunu söylediniz. Bunlar nedir ve nelerdir?

    Hasan Fehmi Bey (Devamla); ”… Vali işgalden üç gün sonra gitti. Bunlarla da iş bitmez. Bütün zabıta memuriyetinin teessüs (kurulması) ve tekemmül etmesi (olgunlaştırılması) için tabii bir devre ve zaman geçti. Tabii bu zamanlarda zayi olan malın adedi bence muhakkak değildir ki nispetini tayin edeyim (oranını belirleyeyim).

      Ragıp Bey (Kütahya); “Muhterem arkadaşlarım, İzmir’de, hini istirdatta (geri alındığında) giren ordunun miktarı, bir kaç misli daha fazla olsaydı ve bütün İzmir ahalisi dahi iştirak etseydi, yağma iki ay devam etseydi, İzmir’deki emvali metrûke (terk edilen mallar) tükenmezdi. Bu emvali metrûkenin miktarını bundan tahmin edebilirsiniz. Yani 100 bin kişilik bir yağmacı kafilesi bir ay devam etseydi yine tüketemezdi.” …

    Ragıp Bey (Devamla); “Müsaade buyurun, çok büyük bir kısmını yangın tahrip etmiş, bitirmiştir. Mühim bir kısmı kalmıştır. Bir kısmı da ordunun girdiği günden bir gün sonra başlayarak dört, beş gün devam eden ve İzmir hamamlarından başlayarak dört beş gün devam eden ve İzmir hamamlarından başlayarak en zengin Yahudilerine varıncaya kadar iştirak edilen bir yağma kafilesi tarafından bitirilmiştir. Buna rağmen emvali metrûkeden (terk edilen mallardan) pek büyük bir yekûn İzmir’in mağazalarında, depolarında kalmıştır.; Hatırımda kaldığına nazaran (göre) beşinci veya altıncı günü ordunun vaz ettiği (emrettiği) şedit (şiddetli) usul ve aldığı vaziyet dolayısıyla yağma tamamen hitam (son) bulmuş bir şekil almıştır. Ancak bundan sonra hırsızlık başlamıştır. Meselenin şekli başkadır. Bu beş altı gün zarfında (içerisinde) vuku bulan yağmadan Mehmetçiklerin eline geçen miktarı ne olursa olsun… (Helâl olsun sadaları.) Benden tarafı yerden göğe kadar helâl olsun. Ancak bu yağma edilen miktarın celsei aleniyede söylenmesine lüzum görmediğim için arz ediyorum, zannediyorum ki, şu mukaddeme (söze giriş) ile meseleyi gayet ciddi müzakere esasına iktiran ettirebileceğim (yaklaştırabileceğim). Çünkü meşhudatıma (şahitliğime) müstenittir (dayalıdır), çünkü bunda hata etmiyorum. Ganaimin (ganimetlerin) çok büyük bir kısmı Yahudilerin eline geçmiştir. Bu yağma, edilen kısımdan çok büyük bir kısmı Yahudilerin eline geçmiştir. Bu da o zaman gayrı kabili içtinap (kaçınılması mümkün olmayan) bir mesele idi. Yağma Yahudilerin eline geçmesin diye bir tedbir almanın ve bir kuvvet sevk etmenin imkânı, dünyada, yok idi.  …   Yüz bin kişilik bir kafile, bir ay İzmir’i yağma etseydi, tüketemezdi. Fakat 8-10 memurun suiistimalâtı (yolsuzluğu, yetkilerini kötüye kullanması) bunu çok az bir zamanda heba etti.

    Hasan Fehmi Bey (Devamla); Yahya Galip Bey müsaade buyurun. Fakat rica ederim, ordu süngüsüyle bir gedik açtı ve yürüdü, ahali de arkasında yürüdü, memuru da arkasından yürüdü. Ne yapacaktı Maliye Vekili? Niçin beni muhakeme ediyorsunuz?

    Reşat Bey (Saruhan); Meclisi Âli’nize şimdi iltihak ettim (katıldım). ..  Emvali metrûkede (terk edilmiş mallarda) suiistimalât (yolsuzluk) vâsi (geniş) miktarda elan (hâlen) kemali şiddetle (olgun bir şiddetle) berdevamdır (devam ediyor). …  Hırsızlık alenîdir, suiistimalât alenîdir. Bunlar arz edemeyeceğim derecede çoktur.

    Mehmet Şükrü Bey: “-Nurettin Paşa kasaları bomba ile açtırmıştır ve paraları almış, ne kadar aldığı ne malum (ne bilinir) beyefendi? Tespit ettirdiniz mi? (Maliye Vekili Hasan Fehmi Bey’e soruyor.)

    Reşat Bey (Saruhan); (İzmir’den yeni gelmiş, yağma ve talan korkunç boyutlarda diyor. İzmir’in kurtuluşu bu mudur? Bu konuşmalar, kurtarıcı Hazerâtının (hazretlerinin) çapulcu, yağmacı olduğunu, kurmak veya yapmak için değil yıkmak için programlandıklarını gösteriyor.) “-Maliye Bakanı Beyefendiye orada tahsis edilmiş bir ev vardı. Bu ev Kâzım Paşa Hazretlerinin (Milli Savunma Bakanı Kâzım Dirik Paşa) yaveri Şerafettin Bey tarafından zorla işgal edilmiştir. .. Halk hayrette kalmıştır inanamıyorlar. Başkumandanlığa bağlı silahlı kıyafette bulunan çeteler hiçbir şey dinlemiyorlar.”

    (Bundan Sonrası TBMM e-Arşiv) Reşat Bey devam ediyor;) “Halk mütehayyir (hayretler içinde) kalmıştır, inanmıyorlar. Bu Hükümet nasıl hükümettir, ne idaresizliktir? Havsalaları (hayal güçleri) almıyor. Başkumandanlık maiyetinde (yanında, yakınında) silahlı kıyafetle bulunan çeteler hiç bir şey dinlemiyorlar,  ..   Bunlar her türlü kuyuttan azade imiş (şarta bağlı değillermiş). Bilhassa Göztepe tarafları, Göztepe zabıtası katiyen âcizdir (kesinlikle çâresizdir) Efendim, müteaddit (çok kere)  hasbıhallerimizde (görüşmelerimizde) o kadar ileri vardık ki, İçimizden Tahsin Beyefendiyi Vali Beyefendiye gönderdik ve açık olarak söyledik; siz mahcup oluyorsunuz, bu idaresizlik, bu gevşeklik âdeta rezalet derecesine varmıştır. Siz ya şiddet gösteriniz veyahut istifa ediniz, dedik. Gelen cevap da; İstifa ettim. Dâhiliye Vekâleti bu muamele üzerine ne yapmıştır. (Kabul etmemişler sesleri). Bunun yegâne (tek) çaresi – evvel ve ahir arz ettik (başında ve sonunda söyledik) oralara bir istiklâl mahkemesi gönderilmesi. Emin olunuz bir istiklâl mahkemesi daha yola çıkmaksızın, bir beyanname ile tekmil (bütün) bunların önünü alacaktır.

    Salâhattin Bey (Mersin) Evvelâ hükümet, sonra istiklâl mahkemesi gönderelim. Nazar boncuğu takılacak hükümete.

    Hasip Bey (Maraş) — Hükümet içinde suiistimalât yapan kimlerdir.  (TBMM e-arşiv sonu)

    Selahattin Bey: “-Maşallah, maşallah!”

    Kâzım Paşa (Müdafa-İ Milliye Vekili) (Karesi): “- .. Maliye Bakanı Beyefendinin Kordon’da işgal ettikleri binaya gerçekten annesini koymuş ve demiş ki  “Bu evi ben işgal edeceğim!” .. Kolordu Kumandanı bundan haberdar oluyor ve kapıya iki nöbetçi koymuş.. O da içeriden annesini almaya mecbur olmuştur.. Yani kendisi kimsenin haberi olmadan orayı işgal etmiş. (Demek ki işgal etmek için birilerinin haberinin olması lâzım. Yani izinsiz işgal etmiş.) Başkumandanlık Yaveri Salih (Bozok) Bey (Mustafa Kemalin yaveri) Oraya (Göztepe’ye) gitmiş ve Başkumandanlığın işgal edeceği yerleri sınırlandırmıştır.”

    (Salih Efendi İzmir’de Başkumandanlık karargâhına gerek yok diyor. Maliye Bakanı, ben o ev çok güzel diye misafirhane yapalım dedim Vali’ye diyor)

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ III – (Sf. 1140,1142 arası) Kitabından birebir alınmıştır.

    Salih Efendi (Erzurum); “Başkumandan karargâhı diyorsunuz. Öyle bir karargâhın İzmir’de mevcudiyetine ne sebep vardır? Yani orada böyle bir şey ihdasına (yapılmasına) sebebiyet veren hal nedir?

    Kâzım Paşa (Müdafaai Milliye Vekili) (Karesi); “Başkumandan Paşa Hazretleri oraya gittiği zaman karargâh olmak üzere boş emvali metruke (Rum ve Ermenilerin terk ettikleri mallar) binalarından bir kaç tane tefrik ettirerek (ayırtarak) içindeki eşyaları girip şu bu yağma etmemek için tahtı muhafazaya (koruma altına) aldırdıkları, yani karargâhın şeysi henüz orada değildir! Ve fakat oraya gittiği zaman hangi mıntıkada kalacağı taayyün etmemiştir (belirlenmemiştir).

    Salih Efendi (Erzurum); “Efendim, Erkânı Harbiye Reisi orada bulunduktan sonra Başkumandanlığın orada bulunmasına ne hacet?

    Şevki Bey (İçel); “Reis Bey, Allah aşkına otursunlar, rica ederim, dinleyelim.

    Kâzım Paşa (Müdafaai Milliye Vekili) (Karesi); Efendim; bir mevkii ciheti askeriye işgal etmek istediği zaman o, binaları Hükümetten ister. Hükümet de ya metruk (terk edilmiş) bina gösterir yahut iyi bir bina gösterir. Ciheti askeriye de orasını işgal eder. (TBMM GCZ III – Sf;1143)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 147, Celse: 1, – Sf. 118) Celse 2 ve 3 Hafidir: (TBMM GCZ III – Sf. 1140-1143 arası ve TBMM e-Arşivi) kitabından birebir alınmıştır.

  •   27 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 146, Celse:1, Birinci Reisvekili Dr. Adnan Beyefendi.

    3. Celse Hafidir: Birinci Reisvekili Hüseyin Avni Bey

    İstanbul’un Durumu ve Refet Paşa’nın Hareketleri Hakkında Bir Soru Önergesi;

    Gizli Celse.

    (Bu gizli Celsenin bilgileri TBMM e-Arşivinden alınmıştır)

    Erzincan Mebusu Hüseyin Bey ve Rüfekası (Arkadaşları) İle Bursa Mebusu Hacı Şükrü Beyin; İstanbul Ahvaline (durumuna) ve Refet Paşa’nın Harekâtına Dair İcra Vekilleri Heyeti (hükümet) Reisi İle Hariciye, Dâhiliye ve Maliye Vekillerinden İstizah Takriri (Soru Önergesi) Görüşülüyor;

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “.. Efendiler; işte… İşte Refet Paşanın matbuata (basına) olan ve imzaları altında bulunan tebligatı (açıklaması)... Müsaadenizle okuyayım. 12.11.1338

    “İstanbul’daki muhtelif dairelerin ve şuabatının (şubelerinin) İstanbul veya Ankara’daki mercileri taayyün ettiğinden (belirlendiğinden) bundan böyle her türlü evâmir (emirler) ve talimat için doğrudan doğruya işbu mercilere müracaat (yetkililere başvurmak) lâzımdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi İstanbul Fevkalâde Mümessili (olağanüstü temsilcisi) Refet “

    “Evet, Gümrük Resmi hakkındaki Kanunu tadil etmiş (değiştirmiş) ve tarifede pek fazla tenzilât (indirim) yapmıştır. Ne kadar gariptir ki, yaptığı tadilâtı, bilâkaydüşart (kayıtsız şartsız) yaptığı tadilâtın Hükümetçe de kabul edileceğini beyan ve ilân eylemiştir. Yine Meclisi Âli’nin hukuk ve salâhiyetinden (yetkisinden) bahsetmiş, onu unutmuş, o hususta gaflet etmiştir. O beyanatıyla şunları yazıyor, arz edeyim:

    “(Muhtekirler (karaborsacılar), gümrük tarifesinin tebeddülünden istifadeye (değiştirilmesinden yararlanmaya) kalkıştılar. Geçen gece hep bu mesele ile meşgul oldum. İstanbul’da bir aylık ihtiyaca kâfi un bulunduğunu anladım. Ancak hadisatı iktisadiye (ekonomik olaylar) irademiz vefkinde (üzerinde) kuvvetlerle cereyan etmekte olduğundan buna karşı tedabiri mânia ittihaz etmeyip (engelleyici önlem yapmaksızın), tedibin iktisadiye ile (terbiye edici ekonomik yöntemle) mukabeleye (karşılık vermeye) karar verdim. Kendi mesuliyetim sorumluluğum) altında olmak üzere şeker, un, margarin, pirinç gibi ihtiyacatı zaruriyenin (zorunlu ihtiyaç maddelerinin) gümrük tarifelerini tadil ettim (değiştirdim). Şimdiki tarife, Hükümeti Milliyettin teessüsünden (kurulmasından) evvel cari (geçerli) olan tarifeden dûndur (aşağıdadır). Eminim ki, Hükümetim Ankara’da tatbik edilen ve bundan beş defa fazla olan tarife üzerinde yaptığım bu tadilâtı kabul edecektir.)

    Ziya Hurşit Bey (Lazistan) “Acaba, bunları Heyeti Vekile dinliyor mu?”

    Hüseyin Rauf Bey (Heyeti Vekile Reisi) (Sivas) “Hiç merak buyurmayın not da alıyorum.

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “… Efendiler, yetişir bu talih oyunu. Milletler talih ile idare edilmez, milletler kaide ile (kurallarla) idare edilir. (Bravo sesleri) Eğer Refet Paşa atıldığı oyundan zarar etseydi, mağlup olsaydı bugün ne vaziyetle idarei lisan (idari laflar) edecekti? Efendiler herkese talih yar ve yaver olmaz. Milletin mukadderatını talihe terk ederseniz ve bunu imza ile geçecek olursanız yarın Hasan Paşa da bundan cesaret alır, aynı oyuna girişir. Bunun için berikinin talihsizliği sonra bir felâket getirir. Bunun içindir ki beşeriyetin (insanlığın) harekâtını takyit (sınırlandırmak) içindir ki, cihanda beşeriyet; kanun vazetmiştir. Eğer mütalaa (görüş)gelişi güzel terk edilirse, müsaadenizle arz edeceğim, ona anarşi denilir.

    Ziya Hurşit Bey (Lazistan) “..   Türkiye Büyük Millet Meclisinin kadrü kıymeti bu meseleden dolayı ne hale gelmiştir? Bir paşa kendi başına kanunları keyfemayeşa (keyfi gibi) ben böyle kanunları tadil edeceğim (değiştireceğim), işte tadil ediyorum ve kabul ettireceğim, işte tadil ettim derse bunu okuyacak olan cihan matbuatına (dünya basınına) biz ne yüzle çıkacağız? Yusuf Ziya Bey biraderimizin buyurdukları gibi, milli mesail (görevler, meseleler) bir şahsın boyunlarına ve omuzlarına verilmez, milli mesailde âmil (milletin işlerinde belirleyici) olan şey iradei milliyedir (milletin iradesidir). İradei Milliye ise Meclisi Âli’nizin çıkartacağı kanunlardır. Memleket onlarla idare olunur. Her tarafta, Yusuf Ziya Beyin pek güzel söylediği gibi, kanunları kendi kendine tadil etmek isteyen adamlar çıkarsa, memleketin her tarafında ihtilâller ve inkılâplara meydan verilmiş olur. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkumandanlık mümessili. (temsilcisi). Burada askerlik etmiş mütemayiz (sivrilmiş) kumandanlarımız vardır. Bana misal göstersinler ki Başkumandanlık mümessili diye bir yerde bir makam var mıdır? Başkumandanlık Hükümetin içine dâhil midir? Evet, Rusya imparatoru, Almanya imparatoru karargâhında bir mümessil bulundururdu. Fakat onlar Alman ve Rus İmparatorları idi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin Başkumandanlık tevcihine (verilmesine, yönlendirilmesine) dair kanunu, zannederim ki Rauf Beyefendi okumamışlardır. O kanunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, şahsiyetinde mündemiç (içeriğinde, içinde) olan Başkumandanlığını Mustafa Kemal Paşa’ya veriyordu. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkumandanlık unvanını Refet Paşa kendisi mi kullanıyor, yoksa Heyeti Vekile mi vermiştir? Eğer Heyeti Vekile vermiş ise Efendiler, pekâlâ biliniz ki dünyada en müthiş istibdat saltanatı kuruyoruz.”

    Hüseyin Rauf Bey (İcra Vekilleri Reisi) (Sivas) “…  Bize müsaade buyurursanız tekrar rica ediyorum, bu istizah yarın yine devam etmelidir.

      Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 146, Celse: 3 Hafidir, bu Celsenin Notları TBMM e-arşivinden alınmıştır., – Sf.  ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 27 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 146, Celse:1, Birinci Reisvekili Dr. Adnan Beyefendi.  

    İzmir Yağması ve Yangını:

    (Maliye Vekili Hasan Fehmi Bey İzmir’e giden heyette, Ege Denizine o zamanlar adalar denizi deniliyor. İzmir yangınında zarar 300 milyon altından fazladır diyor. İzmir’deki yolsuzluklarla ilgili çok sayıda memur gözaltına alınmış diyor.) Sf. 97, 104

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 146, Celse: 1, – Sf. 97 ile 100 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •   27 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 146, Celse:2, Birinci Reisvekili Dr. Adnan Beyefendi.  

    Halifenin Meclis’e Gönderdiği Teşekkür Telgrafı Ayakta ve Şiddetli Alkışlarla Dinlendi. Sf. 93  

    Bir Takrir Var; Selahattin Bey, Ali Şükrü, Süleyman Necati, Mehmet Şükrü, Yusuf Ziya, Vasıf, Ömer Lütfü, Lazistan Mebusu Osman, Hakkı Hâmi Bey Vs.  

                “Heyet-i Celile’ye;

    Yenigün Gazetesi’nin 26 Teşrinisani (Kasım) 1338 tarihli nüshasında; Yeni Bir Cidâl (mücadele) Devri Serlevhalı (başlıklı) Başmakalede; Meclis-i Âli’de bir cidâl (mücadele) devri açıldığına, “BMM’nin görmeye müvekkel (vekil) olduğu işleri gördükçe hakikatten BMM olduğuna ve fakat şahsiyeti ve kudretlerinin membaını (kaynağını) unutarak tahakküm (hükmetme, baskılama) devresine geçmek isterlerse mevcudiyetleri esasen bir şekilden ibaret olarak şekle maksur olmaya mahkûm (bir şekilden ibaret hale doğru küçülmeye mahkûm olmuş) olduğuna, bu işte hürriyet ve serbestî (özgürlük) olmadığını, milletin emrettiğine, BMM esasından bulunulsa bile serbesti-i fikr (fikir serbestliğinin) olmadığına, onların kanları içinde boğulacağına ve kafaları kesileceğine” dair, altı işaretli, satırlar görüldü.    .. Meclis-i Âlinin haysiyet ve şerefine ve kürsi-i milletin tahakküm ve istibdât ve tehdit (milletin kürsüsünün hükmetme ve baskı) altında olduğuna ve kimsenin fikrini söylemesine müsaade edilemeyeceğine …   Sulh müzakereleri esnasında yapılan bu neşriyatın … 27 Teşrinisani 1338″  Sf.95-96  

    Yunus Nadi Bir Takrir Vererek Bu Yazıda Kanuna Aykırı Birşey Yoktur Diyor. Sf. 96

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 146, Celse: 1, – Sf. 94 ile 96 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 25 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 145, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Yunan İşgalinden Kurtarılan Bölgelerde Yağma Başlamış;

    Kütahya Mebusu Râgıp Bey bir konuşma yapıyor, kendisine gelen mektubun bir kısmını okuyor. İşgalden kurtarılan bölgelerde malların nasıl yağma edildiğini, sivil ve asker bürokratların hatta mebusların bile işin içinde olduğunu söylüyor.

    Salih Efendi (Erzurum); “-Efendim, vaktimizi zayi etmeyelim (boşa harcamayalım). Her şey yağma edilmiş, mesele bitmiştir.” 

    Yahya Galip Bey; “-.. Mebuslar gitmişler bir takım entrikalar çevirmişler diyorlar. .. bu harbi her bir santimi bir adam telefiyle kazandık, öyle ötekinin, berikinin keyfine fedâ edemeyiz.” 

    Besim Atalay Bey; “-.. biz memleketi kurtardık fakat peşkeş yaptık. (bravo sadaları) .. Nasıl yârân ve ehibbaya (dostlara, sevilenlere) peşkeş çekildi, gidin görün! .. Aydın incirleri meselesi var.  ..Mühür altında bırakılan malların bir kısmı da gayrimesul (sorumsuz) ellerde, güya, bugün ihtiyacat-ı askeriye (ordunun ihtiyacı) var diyerek mühürleri kırıldı. Oradan birçok mallar alındı, aşırıldı arkadaşlar. Eğer biz bunu halkın eline terk etmiş olsaydık böyle olmayacaktı.”

    Dâhiliye Vekili Ali Fethi Bey; “-İstiklâl Mahkemesi gönderseydik böyle olmazdı.”

    Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); “-Bugün memleketin istihlas edilmiş (kurtarılmış) yerlerine kurtarılmış diyebilmek için insanın, vicdanen, ruhen, kalben ve göz itibariyle kör olmak lâzımdır.”

    Lütfü Bey ve Arkadaşları Halife’nin Meclis’e Gönderdiği Telgrafı Ayakta Dinleyelim diyorlar.

    (Tayin-i esami ile yani isim okunarak oylamaya konuluyor 84 kabul reyine karşılık 41 red oyuyla kabul ediliyor ama nisap (karar yeter sayısı) olmadığı için celse toplanamıyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 145, Celse: 1, – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • 23 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 144, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    (Heyet-i Vekile (hükümet) için bir istizah yani gensoru önergesi verildi. Gizli celsede görüşülmesi karara bağlanmış Rauf Bey bu karar aleni celsede açıklansın dedi ve hükümet güvenoyu aldı.) Sf.48

    Nevâhi Kanunu’nun Bütçe İle İlgili Dokuzuncu Faslı Görüşülüyor. Sf. 59

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 144, Celse: 1, – Sf. 48 ile 59 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 22 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 143, Celse: 2. Hafidir, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Hilâfet ve Refet Paşa Hakkında Müzakereler yani görüşmeler.

    Gizli Celse

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ III – (Sf. 1094,1119 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    ….  Neşet Bey (Kangırı)(Önerge Sahibi); “-… demiştim ki Refet Paşa İstanbul’da on iki şubeli bir Heyeti Vekilecik (hükümetcik) oluşturmuş ve kendisi de bunun başkanlığında hüküm sürmüştür. Rauf Bey dediler ki bu ordu teşkilatına ait bir şeydir. Fakat ordu örgütlenmelerinde İçişleri, Dışişleri kısmı yoktur. .”

    …. Yusuf Ziya Bey (Bitlis): “-Bütün dünyanın parlamentolarında parti, gurup vardır. fakat hiçbir zaman azınlıkların hukukunu boğmazlar.. “

      Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 143, Celse: 2 Hafidir: (TBMM GCZ III – Sf. 1094, 1119 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 21 Kasım 1338 (1922) tarihinde İçtima: 142, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Selahattin Bey (Mersin); Kaç Gün Önce Verdiğim ve Hilâfetin Ankara’ya Gelmesini İsteyen Takririm Neden Görüşülmüyor Diyor. Sf. 23

    3. Celse Hafidir: (Yusuf Ziya ve Ziya Hurşit Beyler Refet Paşa’nın İstanbul’daki anormal davranışlarını sorguluyorlar. Rauf Bey cevap veremedi. Bilgi yok.)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 25 (20.11.1922 / 21.12.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 142, Celse: 1, – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.