Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 29 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 183, Celse:1 Hafidir.,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Lozan Heyeti Ankara’ya Çağırılıyor.

    Bu gizli celse notları (TBMM e-arşivden) alınmıştır

    Lozan Konferansında Bulunan Hariciye Vekili İsmet Paşaya Gönderilen Anlaşma Esaslarını Muhtevi (içeren) Cevap Tartışılıyor;

    Hüseyin Rauf Bey (İcra Vekilleri Heyeti Reisi ve Hariciye Vekâleti Vekili) (Sivas); “… Düveli müttefikanın (Birinci Dünya Savaşında bize karşı savaşan müttefik devletlerin; Fransa, İngiltere vs.) karşımızda müttehit (birleşik) cephe halinde, abluka (kuşatma) vesaire gibi tazyikat (baskılama) yapmalarına mani olmak için, aralarındaki vahdet (birlik) ve salâbeti (dayanışmayı) kırmak üzere, ezcümle (özetle) Musul meselesinin hallini her türlü cebir ve tazyikten âzâde (zor ve baskıdan uzak) bir halde bulunduracak olan ahalinin ârâyı umumisine (referandumuna) terk ettiğimizi ve petrolleri işletmek hususunda müzakerata (görüşmelere) âmâde (hazır) olduğumuzu ilan etmek ve Amerika ile ayrıca muahede (anlaşma) akdine (imzalanmasına) tevessül etmek (yönelmek) muvafık (uygun) olur. Berveçhibâlâ (aşağıdaki) esasat (esaslar) dairesinde devamı müzakerata (görüşmelerin devamına) imkân görülmediği ve vereceğimiz proje asla rûyu kabul (kabul yüzü) görmediği halde (durumda), vazifenizin hitam olduğunu (sonuçlandığını) kaydederek Ankara’ya hareketiniz münasip (uygun) olur efendim.”

    (Hükümetin ve Lozan Heyetinin Musul meselesini ciddiyetle tutmadıkları belli. Bu mektup Meclis tarafından onaylanıyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 183, Celse: 1 Gizlidir: (TBMM e-arşiv) kaynağından birebir alınmıştır.

     

  • 28 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 182, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Lozan Görüşmeleri; Hükümet Lozan’daki Heyetin Geri Çağrılmasının Görüşülmesini İstiyor.

    Savunma Bakanı Kâzım Paşa Ordumuzun Durumu Çok İyidir Diyor.  

    Kâzım Paşa (Müdafaai Milliye Vekili) (Karesi); “Efendim, ordumuzun taarruzdan evvelki (Dumlupınar’dan önceki) kuvvet ve kudreti ne ise, bugün ondan geri değildir. Bilâkis ondan daha kuvvetli ve daha sağlamdır. Yunan’dan iğtinam eylemiş olduğumuz (ganimet olarak aldığımız) malzeme ile ordunun taarruzdan evvelki kuvvetini tezyit (çoğaltmış) ve takviye etmişizdir. Ateş kuvveti, silah kuvveti tenakus etmemiş (eksilmemiş), belki tezayüt etmiştir (fazlalaşmıştır)… Ordunun hareket kabiliyeti de aynı veçhile (şekilde) taarruzdan evvelkinden daha iyidir. Bunu kemali emniyetle (sağlam bir güvenle) arz ediyorum. Yani ordu kıymetten hiç bir şey kaybetmemiştir.”

    Salih Efendi (Erzurum); “Paşa Hazretleri, size teslim edilen bu Türk evlatları ilelebet, yüz sene daha bir harbi daimi yapsanız bu evlatlar sizin peşinizden gelecektir ve muvaffak olacağı da yüzde yüzdür. Fakat evlatlarımızı hidematı şakkada (keyfi işlerde) kullandınız, hidematı süfliyede (aşağılık hizmetlerde) kullandıktan sonra terhis ettiniz, süründürdünüz, çırılçıplak bıraktınız. Bunları bir daha nasıl istiyorsunuz ve nasıl isteyeceksiniz? .. Paşam buyurdunuz ki; çarık giyeceğiz, kuru ekmek yiyeceğiz, fakat bu işi halledeceğiz…. Fakat siz otomobillerde keyfinizde iken, diğeri çarığı da kaybetmiştir. Bu böyledir bunlar zapta geçsin.” ….

      Reis; “Müsaade ediniz efendiler, müzakere kâfi görüldü. Hükümetin teklifi reyi âlinize iktiran etti (yüce oylarınıza dayandırıldı). Şimdi Salâhattin Bey hakikaten bunun hayat, memat (ölüm) meselesi olduğu için tehirini (ertelenmesini) talep ediyor. Hükümet namına da Rauf Beyefendi dedi ki, tabii bu hususta takyit olamaz (sınırlama olamaz), en mühim bir mesele şimdi bu meselenin, yani heyeti umumiyenin vereceği karara Nizamnâmei dâhili (meclis iç tüzüğü) müsaittir. Eğer arzu buyurursanız bunun müzakeresini yârin yapalım. Reyi âlinize koyuyorum. Bu meselenin yarın da her şeye tercihan müzakere edilmesini kabul edenler lütfen el kaldırsın.. Kabul edilmiştir.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 182, Celse: 1, – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • 28 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 182, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    2. ve 3. Celseler Hafidir (Gizlidir) Reisi Sâni Ali Fuat Paşa Hazretleri

    Aşağıdaki notlar (TBMM e-Arşivden alınmıştır)

    Lozan Konferansının Müzakere Safahatı ve Vasıl Olunan Son Şekil Hakkında Heyeti Vekile Reisi Hüseyin Rauf Beyin İzahatı;

    Dr. Abidin Bey (Lazistan); “..Fransızlar, İngilizlerle uyuşacağımızdan korkuyorlar. Fransızların bize karşı ne orospuluk oynadıklarını rica ederim, Heyeti Âliye’niz ve heyetiniz takdir edersiniz. Fakat çok meyusum (üzgünüm), eğer ki bu Franklen Buyyon denilen dessas (desiseci, fesat) herife hakikaten Meclisi Âli-i milli de, Paşa olsun, Reisler olsun, kim olursa olsun, nüfuz imal edebilir (etki edebilir) fikrini soktularsa çok fena etmişlerdir.”

    Bir Mebus; “Kime?”

    Dr. Abidin Bey (Devamla); “Memlekete karşı… Efendiler, bugün reisler olsun, Mustafa Kemal Paşa olsun, hepsi nasıl ki o bir tek mebus ise ben de bir mebusum. Hiç bir vakit de onlar benim kanaatimi, vicdanımı, nüfuzumu (etkimi) satın alamazlar. Onlar benim üzerime nüfuz imal edemezler (beni nüfuzlarıyla etkileyemezler). ..   Paşa Hazretlerinden bilhassa istirham ederim, yazsınlar ve desinler ki ben Mecliste nüfuz imal edemem (nüfuzumu, kullanamam). Çünkü Mecliste ben de bir mebusum, başka bir salâhiyetim, hükmü nüfuzum (etki etme hükmüm) yoktur.”  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 182, Celse: 1, 2. ve 3. Celseler Hafidir: (TBMM e-Arşiv) kaynağından birebir alınmıştır.

  • 27 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 181, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Çorum Mebusu Haşim Bey’in, Lazistan Adının Rize Olarak Değiştirilmesi İçin Verdiği Takriri Görüşülüyor:

    (Bu yasa teklifinin verilmesinin sebebi, tehcir edilmiş Rumların ileride bir takım haklar talep etmesinin önüne geçmek. Buna bütün Karadeniz mebusları karşı çıkıyor.)

    Ali Şükrü Bey (Trabzon); “-Lazlar vardır. Lazistan vardır. Coğrafya okumadın mı?” (gürültüler)

    Bu takrir reddedildi. Sf. 7

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 181, Celse: 1, – Sf. 7) kitabından birebir alınmıştır.

  • 25 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 180, Celse:1 Hafidir,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Lozan Görüşmeleri Hakkında:

    Aşağıdaki notlar (TBMM GCZ III – Sf.1222ile 1226 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Başbakan Hüseyin Rauf Meclis’e bilgi veriyor: Versay Antlaşması ile Almanya Fransa’ya 10 Milyar civarında para ödeyecekmiş, ama ödeyemiyorlar. Fransa ısrarcı Başbakanları Puankare bu işin üzerine gidiyor. Ve Ruhr kömür havzasını Aralık 1922’de işgal ediyor. Almanya karşı koymuyor. Ama İngiltere ve Amerika Fransız Frangının değerini düşürecek bir para oyunu yaparak, Fransa’yı ekonomik açısından köşeye sıkıştırmış.)       

    Hüseyin Rauf Bey: “-.. Hükümetin başı olan kişi (Mussolini) Meclis’te Mebuslara nutuk verirken: “Ben sizden güvenoyu almaya gelmedim çünkü ihtiyacım yoktur!” diyecek kadar bir şekil ve biçimde Hükümetin başkanlığını almıştır.”

    .. Hüseyin Avni Bey (Erzurum): “-Sakın onlardan ders almayın ha!”         

    (Başbakan bilgi vermeye devam ediyor: İngiltere’de müthiş bir ekonomik kriz var, grevlerle ve komünist akımlarla boğuşuyorlar. Hem de düşmanımız kavidir diyor. Lozan’ı da anlatıyor ama bu konuda kimseye söz hakkı vermek istemiyorlar)

    Reis (Ali Fuat (Cebesoy) Paşa: “-Müzakere (görüşme) yoktur. Bununla ilgili söz söylemeye hak yoktur.” (gürültüler)

    .. Dursun Bey (Çorum): “-Meclis yoktur. Meclis kapatılmıştır.”

    Mustafa Bey (Dersim); “-Söz söylemek yoksa Meclis’te yoktur. Dağılalım öyle ise.”

    Başbakan Rauf Bey Meclis’te gizli konuşulan şeylerin hemen İngiliz basınında yayınlandığını söylüyor.

    … Hakkı Hami Bey (Sinop): “-Boğmak, bu sadayı susturmak, bence o kötülüğü yapanların (haber sızdıranların) hareketinden daha kötü olduğunu beyan ederim.”

    Ali Bey: “-Sizsiniz onların dostu.”

    Hakkı Hami Bey: “-Kimler olduğunu zaman ve olaylar ispatlar.”

    .. Rasih Efendi (Antalya): “-Pasaportlar cebinizde!”

    Mustafa Bey (Dersim): “-Hoca sözünü geri al! Pasaport yok koynumuzda!.”     

    Ali Şükrü Bey (Trabzon): “-.. Bunu söyleme, şunu söyleme demekle sanılmasın ki fikirler susturulur ve dirlik oluşur.. Herkes vatanseverlik gereği susar. Fakat vatanseverliğin de bir haddi vardır. .. biz susuyoruz, susmanın da bir haddi vardır.”  

    3. Celse. Ali Fuat Paşa 

    Elcezire Mıntıkasına İstiklâl Mahkemesi Heyeti Seçildi.

    Başkan; Karesi Mebusu Hacim Bey, Müddeiumumî Halil İbrahim Bey (Antalya), Aza; Erzurum’dan Hoca Nusret Efendi, Niğde Mebusu Hakkı Paşa. Sf. 512

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 180, Celse: 1, Celse 2 Hafidir: (TBMM GCZ III – Sf.1222ile 1226 arası) Celse 3: Sf.512) kitaplarından birebir alınmıştır.

  • 25 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 180, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa  

    Kürt Mebusların Lord Curzon’a Cevabı:

    Lord Gurzon Lozan Konferansı sırasında, Meclisteki Kürt Mebuslarının câhil olduklarını ve onları Kürt halkının değil de Kemal Paşa’nın seçtiğini söylemiş.

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “-Lozan Sulh Konferansında esnayı müzakeratta (görüşmeler sırasında) İngilizlerin baş murahhası (delegesi) Lord Curzon bizlere, evet Kürt arkadaşlarınıza tecavüz, taarruz, hakaret ediyor… ve buna mateessüf murahhaslarımız (üzülerek söylüyorum ki delegelerimiz) layığı veçhile (hak ettiği gibi) cevap verememişler. Müsaade-i âlinizle (yüce izinnizle) bu kürsüden Lord Curzon’a cevap vermek istiyorum. (Hepimiz iştirâk ediyoruz sesleri) Arkadaşlar Lord Curzon Kürdistan’dan gelen Mebusların Mustafa Kemal Paşa tarafından tayin edildiğini söylüyor… Kürt arkadaşlarınız için cahil ve Kürtleri temsil etmiyor diyor. .. Cehâletin mânâsı eğer İngiliz siyasetine uymamak ise, biz itiraf ederiz ki; Cahiliz!  (Bravo sesleri) Cehâlet, İngilizlerin senelerden beri ilkaat (zararlı sözlerle şaşırtmalarına) ve ifsadatına (fesatlıklarına) kapılmamak demekse biz itiraf ederiz ki; biz cahiliz. Arkadaşlar Mebuslar tayin değil intihâb eder (seçilirler). (hay hay sesleri) Bir millet mebuslarını kendi seçer….”

    Hacı Şükrü Efendi (Diyarbakır); “-Halt etmiş!”

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “- .. burada Millet Meclisi’nde Mustafa Kemal Paşa’nın tayin ettiği mebuslar, uşaklar yoktur. (bravo sesleri, alkışlar) .. burada büyük bir milletin vekilleri vardır. .. hâlâ bu milleti Mustafa Kemal Paşalarla tanıyorlarsa pek ziyâde aldanıyor. (bravo sesleri)”

    Dursun Bey (Çorum); “-Mevzu güzel, devam.”

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “-İşte Meclis’in açıldığı günlerde, Kürtler serbest sahada ve hiçbir (baskı) altında olmayarak bir intihaba (seçimlere) iştirâk ettiler (katıldılar). Eğer Kürtler ayrılık gayrılık gütseydiler bu intihaba iştirâk etmez, bu intihâba arkasını döner fikrini terviç (kendi fikirlerini gerçekleştirmek) için çalışırlardı.   .. Arkadaşlar İngilizler bütün milyonları ile altınlarıyla çalıştıkları halde Kürtler bu intihaba iştirak ettiler. Kürt vatandaşlar bütün kanaatlerini bir umde (ilke) etrafında toplandılar o umde, o gaye ise Türklerle tevhid-i mukadderât (kader birliği). Lord Curzon’a bağırıyoruz ki; Biz Kürdistan’ın hakiki vekilleriyiz. Senden ve senin siyasetinden Musul’u istiyoruz ve alacağız. (Bravo Sesleri, alkışlar) Petrol kuyularındaki İngiliz siyasetinin yanı başında kanlı kuyular hazırlayacak yine o Kürtlerdir. (bravo sesleri, alkışlar)”

    Mazhar Müfit Bey (Hakkâri); “-Ben de bir Kürt mebusuyum. Lord Curzon’un tahrikâtı (tahrikleri) karşısında Kürt mebusları sükût edemez. Söyliyeceğiz.   .. Acaba bu Lord Curzon denen zat Kürdistan’ın hükümdârı İdris-i Bitlisi’nin Yavuz Sultan Selim’e tav’an (isteyerek uyarak) mutavaat ettiğini (muti olduğunu, bağlandığını) bilmiyor mu? (alkışlar) Yine Lord Curzon Selahattin-i Eyyubi’nin Kürt olduğunu bilmiyor mu? Ve yine Kürdün Turaniyulasıl (turan kökenli) olduğunu ve Türklerin amcazadesi olduğunu (alkışlar) .. bu memleketin bütün felâketlerine iştirâk ettiğini bilmiyor mu? .. Bu Meclis-i Âli’nin teşekkülünden (kuruluşundan) çok evvel ben Bitlis’te bulunduğum zaman İngiltere’den mülhem olan (ilham alan) Ferit (lanetlisinin)ajanslarda Kürdistan’ı Ermenistan’a peşkeş çektiği zaman, Kürtler Kürdistan’da memleket için harekât-ı vatanperverâneye derhal başlamışlardı.   .. Basra’da bir şiir güftelenmiş;

      “Türkler Basra’dan gideli ben” 

      “Oğlu Şatt’a düşmüş garip bir ana gibiyim.” 

      “Ey Şatt yine onlar bize gelmezse.” 

      “Bizi onlara götür.”  “İmşi Basra”  diyor. Sf. 506, 508 

    Ben Kürt olmadığım halde muhterem Hakkâri ahalisinin eser-i teveccühü (layık görmesi sonucu) olarak mebus intihâb edilerek (seçilerek) İstanbul’a gönderilmiştim. Bu da Kürtlerin nazarında Kürt ve Türklerin bir olduğunu ayrı olmadığını gösterir. Kürtlerin Türklerden ayrılmak imkânı yoktur.” 

    Hüseyin Avni Bey; “-.. Lord Curzon cenapları sarf ettiği bu münasebetsiz sözle yalnız Kürtleri değil, .. Türkiye mebuslarına da dolayısıyla zımnen (üstü kapalı olarak) hakaret etmiştir.”

    Mehmet Salih Efendi; “- .. Hasmının sitemin anlamamak, hasma sitemdir.”  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 180, Celse: 1, – Sf. 505 ile 508 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 22 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 178, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Nevâhi Kanunu Görüşmeleri;

    Madde 162 Encümene gitti. Sf.458        

    2. Celse: Hüseyin Avni Beyefendi

    Elcezire Mıntıkasına (Kürt Bölgesine, Güneydoğu’ya) Sadece Asker Firarları Davasına Bakacak Olan İstiklâl Mahkemesi Gönderilmesi Kabul Edildi. Sf.459

    Nevâhi Kanunu Görüşülüyor. Sf. 467 

    24 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 179, Celse:1, Reisisani Ali Fuat Paşa  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 178, 179, Celse: 1, – Sf. 458 ile 467 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 20 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 177. Celse:1, İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    İcra Vekilleri Heyetinin Bir Tezkeresi İle Elcezire’ye İstiklâl Mahkemesi Gönderilmesini İstiyor:

    (Sadece asker firarları işine bakmak üzere merkezi Diyarbakır’da bulunan Elcezire mıntıkasına hükmeden Elazığ, Diyarbakır, Malatya, Bitlis, Urfa, Mardin, Siird, Siverek, Ergani, Genç, Muş, mıntıkası. 11.1.1339 tarihli bu takrir hayır hayır sesleri arasında okunuyor.)   

    Maliye Vekili Hasan Fehmi Bey; “-Elcezire cephesine bir İstiklâl Mahkemesi teşkili lüzûmu Cephe Kumandanlığının işarına atfen (işaret etmesine dayanılarak) Müdafa-i Milliye Vekâletinden teklif edilmiştir.”

    Lütfü Bey (Malatya); “-Hiç mevzubahis olamaz. (gürültüler) Katiyen red. Dâhilen İstiklâl Mahkemesinin teşkiline gerek yoktur, hırpalanmadık orası kaldı.  .. Dâhili kapitülasyonlara gerek yoktur.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 177, Celse: 1, – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  •    17 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 175, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Ceza Kanununun 203. Maddesine Ek Maddeler Konulması Hakkında Kanun Teklifi;

    (Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey Ceza Kanunu’na 10 maddelik bir zeyil (ek)  hazırlamış, 1.maddesine, Rütbe, mevkisi ne olursa olsun herhangi bir devlet memuru kişi hürriyetine ve Kanun-u Esasiye tecavüz edemez diyor. Sistemin diktatörlüğe kaymaması için tedbir olarak düşünülmüş bir kanun.)

    Hüseyin Avni; “-.. burada hangi kanunu yaparsanız yapınız Efendiler, kudret-i milliye, hakimiyet-i milliye fiilen sabit olmadıkça (milletin gücü, milletin egemenliği aktif olarak sabit olmadıkça) yine o şahıslar, yine o kanunların fevkine (üzerine) çıkacaklardır. .. Erzurum’da Albayrak Gazetesi muharriri (yazarı) hapsedildi. Sekiz ay süründü. ..Bugün o zat hakkında tâkibat yapan cihet-i askeriyeden (konuyu takip eden askeri kesimden) bir kaymakam (yarbay), Erzurum kudret-i adliyesine, heyet-i adliyesine itaat etmemekte bu yarbay adliyenin gücüne, adalete uymamakta) ve heyet-i adliye bununla başa çıkamamaktadır….  Asker kendisini başka bir millet gibi telakki eder (algılar). .. Memleketimizde hürriyet-i şahsiye, kanun hâkimiyeti matlup olan (talep edilen) derecede değildir. … bunlara sâik (sebep olan şey), on paralık iş gördükleri zaman, kırk kuruşluk tahakküm etmek (hükmetmek) istiyorlar. Hizmetlerinin mükâfatını pek acı almak istiyorlar. .. İşte ulvî (yüce) fikirlerle yetişmiş olan insanları başınıza getirmelisiniz.    .. İşte Efendiler çırpındığımın sebebi milleti hâkim kılmaktır. .. Milletin hukuk-u hakkı bizim nâmusumuzdur.” 

    Heyeti Vekile Reisi Rauf Bey; “-.. hiç şüphe yok ki Hüseyin Avni Beyefendinin buyurdukları bir gâyedir (amaçtır). Çok ûlvi (yüce) bir gayedir.” 

    Ali Şükrü Bey; “-… Geçen sene Trabzon’da bir siyasi cinâyet olmuştur (Yahya Kâhya cinayeti). .. faili bulundu mu?”

    Selahattin Bey; “-Siyasi cinâyettir!”

    Ali Şükrü Bey; “-Efendiler; işte, kanunun fevkine çıkıp halkın en tabii en iptidaî olan hakkını, hürriyetini iptal etmek kudretini kendisinde görenler tasfiye edilmedikçe bu şekil mütemâdiyen (sürekli) devam edip gidecektir.”

    Selahattin Ve Hüseyin Avni Beyler; “-Toz duman zamanıdır!”

    Ali Şükrü Bey; “-.. halk hürriyet ve serbestisine sahip olmazsa mutlaka müstebitlerin (baskı yapanların), mütegallibenin (zorbaların) esiri olacaktır. Efendiler, biz halka benliğini vermeliyiz, halk hür olduğunu bilmeli ki kendi kanaat-i vicdaniyesi (vicdani kanaati) dairesinde iş görsün.” 

    Refik Şevket Bey (Adliye Vekili) (Saruhan); (Albayrak gazetesi yazarı Mithat beyin hâlâ mahkûm olduğunu Mehmet Şükrü bey hatırlattı diyor ve:) “-… madde gayet sârihtir (açıktır). ..altı mahtan (aydan) üç maha kadar müracaat olunur (başvurulur).

    Hüseyin Avni Bey; “-Hava açık olursa. Bulutlu olursa, değil.”  Sf.393-394   

    Dursun Bey (Çorum); “-Efendiler, hükümet ve millet, heyet-i umumiyesi (tamamı) menafi-i mütekâbile (karşılıklı menfaat) esası üzerine müstenit (dayanmış) bir şirket demektir. Hükümetin kanunundan, adaletinden herkes seyyanen müstefit olmak (eşit olarak yararlanmak) ve herkese müsavi (eşit) surette tatbik edilmek (uygulanmak) bu mukavele (sözleşmenin) esasındandır. … Biz Lozan’da hârici inhisarları (tekelleri), hârici kapitülasyonları (ayrıcalıkları) yıkmak için olanca kuvvetimizle çalışırken, ondan daha müessir (tesirli, etkili) ve ondan daha muzır (zararlı) olan bu dâhili inhisarları, kapitülasyonları ref’ etmek (kaldırmak) için ne düşünüyoruz? (Açık söyle sesleri) …..     

    Hacı Mustafa Efendi (Ankara); “-…Bugün Ankara’da vallahi hürriyet-i mesâkin (mesken hürriyeti) yoktur. .. devr-i menfur (nefret edilen devir) .. Sultan Abdülhamid’in devri değil mi? .. Efendiler Allah bilir ki ve emin olun ki Ankara’nın bağlarında o menfur devirde bir salkım üzüm kopartılmadı! Şimdi ise Efendiler, mal sahibi bir salkım üzüm yiyemiyor. .. istibdâdın (baskı düzeninin) katmerlisini getirdik.”  

      Kanun Teklifi Encümene Gitti. Sf. 396, 404

    18 Ocak 1338 (1922) tarihinde İçtima: 176, Celse:2, Musa Kâzım Efendi

    Nevâhi Kanunu.  Sf. 420, 425  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 175, 176, Celse: 1, – Sf. 393 ile 425 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •    17 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 175, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    BMM Bütçesine Zamaim (Artışlar) İcrasına Dair Kanun

    “Madde1- BMM sene-i haliye (bu senenin) bütçesinin üçüncü harcırah ve yevmiye maddesine yirmi beş bin lira tahsisat-ı munzamına (ödenek eklenmesine) ita olunmuştur.”  Sf. 386

    Ali Şükrü; “-Ah her kanun bu kadar seri çıksa”

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 175, Celse: 1, – Sf.386) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •    15 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 174. Celse:1, İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    Zübeyde Hanım İzmir’de Vefat Etti.. Meclis On Dakika Tatil Edildi. Sf. 366     

    2. Celse: Musa Kâzım Efendi Hazretleri.

    Nevâhi Kanunu.  Sf. 369

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 174, Celse: 1, – Sf. 366 ile 369 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 10 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 171, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    İstanbul’daki Memurlara 3 Milyon Avans Verilmesi Hakkında Kanun;

    Müdafa-İ Milliye Vekili Kâzım Paşa (Karesi); “-..Ufak rütbeli zâbitanı (subayları) getirdik. .. Büyük rütbeli zabitanı istemedik. Dedik ki; gelmeyin. Anadolu ordusunun terakkisine (gelişmesine) set çekmemek için getirmedik.”  Sf. 280 

    11 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 172, Celse:1Ali Fuat Paşa Hazretleri.

    Bu içtimadan not alınmamıştır.

    13 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 173, Celse:1 Musa Kâzım Efendi  

    Bu içtimadan not alınmamıştır.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 171, 172, 173 Celse: 1, – Sf. 280 ile 317 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •    20 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 177. Celse:1, İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    Başvekil Rauf Bey Gizli Celse teklif ediyor.  

    2. ve 3. Celseler Hafidir (Gizlidir): İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi Hazretleri

    Musul Sorunu Tartışılıyor, Gizli Celse  

    Hüseyin Rauf Bey (Hükûmet Başkanı) (Sivas): “- … Bir kıtamız vardır ismi Musul’dur. Bunun maden ve toprağından çok Doğu Vilâyetlerimizin bakışı açısından çok önemli ve çok hayatidir. 

    (Başbakan Musul Petrollerinin öneminin farkında değil. Ayrıca doğu vilâyetleri mebusları İstiklâl Mahkemesi ve Hükümeti ağalara karşı tavır almaya zorluyorlardı. Aşiretleri yok edersek şark (doğu) düzelir diyorlar.) (TBMM GCZ III – Sf.1202-1206)

    (Aşağıdaki notlar: (TBMM e- Arşiv) kaynağından alınmıştır)

    Hükümet, Elcezire’ye (Yani Güney Doğuya, Kürt Bölgesine) Asker Firarileri İçin İstiklal Mahkemesi Gönderelim Diyor: (1)

    Feyzi Bey (Diyarbekir); “..  Cevat Paşa Hazretleri cidden orada asayişin tesisi hususunda (güvenliğin sağlanması konusunda) bizzat bütün mıntıkayı gezdi ve hatta birçok aşiret reislerini de celp etti (yanına çağırdı). Bunları ayrı, ayrı vazifei vataniyelerine (vatani görevlerine, askerliklerine) davet için her ne lazımsa, yani telkinat (telkinlerde) ve sairede bulundu. Mal hususunda para hususunda diğer hususta azamî muavenette (fazlaca yardımda), fedakârlıkta bulunuyorlar. Fakat maatteessüf vazifei vataniyeye (askerlik görevini yapmaya) öteden beri alışamadıklarından (2) buna bir çare bulunamadı ve bunu ben kendi nefsimde, kendi çiftliklerimde şey ettiğim halde imkân bulamadım. ..  Yok, müsaade buyurun en evvel kusur bizimdir. Bunu hepimiz itiraf ederiz. Eğer cehalet ananevi (geleneksel) bir şey… Yüzde kırkı geliyor, yüzde altmışı kaçıyor. Son zamanlarda gelenler de silâhlarını alıp gidiyorlar.   Lütfi Beyin dediği gibi isyan filan katiyen başka bir şey yoktur.

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis) (Çok ayrıntılı bir değerlendirme) “Bendeniz o muhitin mebusu sıfatıyla. Efendiler: İstiklâl Mahkemesinin lüzumuna kaniim (gereğine inanıyorum) ve İstiklâl Mahkemesine ihtiyaç vardır. (2) …  O havaliyi şöyle çerçeve halinde göz-önüne getirdiğiniz zaman yer yer birer aşiret ağası, birer müstebit (zorba), birer mütegallibe (zengin zorba, derebeyi) yaşadığını görürsünüz. Bu gayri kabili inkârdır (bunu inkâr etmek mümkün değildir). Yani o muhitten olmaklığım itibariyle itiraf ediyorum. Bu ağanın her birinin ayrı ayrı üç yüz, dört yüz, beş yüz, hatta iki bin kişilik kuvvei musallahası (silahlı kuvveti) vardır. Bir asker firarisi firar etti mi o ağaya iltica ediyor (sığınıyor). Ağa onun tüfengini de alıyor, yanında onu besliyor. Hükümet bunu biliyor, bütün memurini mülkiye (mülki amirler, sivil bürokrasi) biliyor. Fakat ağaya bunu ver, silâhını ver demiyor. Efendiler, İstiklâl Mahkemeleri’nin hükmünü ağaya ver demekle beraber, ağayı da tecziye etmekle (cezalandırmakla) beraber bu hükmü icra edebilecekse maalmemnuniye (gerçekleştirebilecekse memnuniyetle) buna taraftarız. Hükümetin hiç bir vakit hükmü (hakimiyeti) oraya girmemiştir. Hükümetin manası oraya girmemiştir. Ben bunu milletin bir vekili sıfatıyla Heyeti Celile’nizden (yüce heyetinizden) temenni ediyorum. Arkadaşlar zannetmeyiniz ki o millet haindirler. Hayır, arkadaşlar orada yaşayan o millet o insanlar cahildirler. Onları cahil bırakan ve cahil yaşatan yine bu hükümettir. Çünkü o ağaları besliyor o ağaların birçok tagallüp (galibiyetler, zorbalıklar) neticesinde o hâli (durumu) vücuda getiriyor ve ondan da bu gibi vakayi (olaylar) zuhur ediyor (ortaya çıkıyor). Bugün o havali halkına gidiniz sorunuz her hangi bir köylüyü konuşturursanız konuşturunuz hükümetten şikâyet etmiyor. Başındaki o ağadan şikâyet ediyor. Feryat ediyor, bağırıyor Hükümet o ağayı getirtiyor o ağayı ta yukarı başta oturtuyor. Onu gördüğü vakit köylü o ağaya itaat ediyor. Ne vakit ki o ağaya silâhlarını tevcih eder (silahlarını yönlendirir), işte o vakit o muhitte asker de kaçmaz. O muhitte adalet de temerküz eder (yoğunlaşır, toplanır) her şey olur.”

    Teklif Hükümet tarafından geri çekildi, incelenecek denildi.

    Bir sonraki içtimada (178. İçtima) kabul edildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 177, Celse: 2. ve 3. Hafidir (TBMM GCZ III – Sf.1202-1206) kitabı ve (TBMM e-arşiv) kaynaklarından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Asıl sebep: Musul’u İngiltere’ye vermeyi düşünüyorlar, bizde ve Güney Kürdistan’da çıkacak isyanlardan korkuyorlar. İstiklâl Mahkemeleri bir terör mahkemesi olarak düşünülüyor.

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (1996); Yusuf Ziya Bey 1925’de Şeyh Sait İsyanı sonrasında Şark istiklâl Mahkemesi kararı ile asıldı.

    BAKKAL’IN YORUMU (2014): Kürtlerin üretim biçimi hayvancılık veya topraksız işçilik. Kürt sabah hayvanlarını otlağa götürüp akşam gelirini elde ediyor, bütün aile fertleri ile bu işe ancak yetiyor, bu işi birkaç gün aksatırsa üretim araçları ölecek, askere nasıl gitsin? Veya ağanın toprağını boğaz tokluğuna ekip biçiyor, hemen hiçbir birikimi olmayan insanlar bunlar, askere giderse ailesini nasıl geçindirecek? Bir de firar ettikleri zaman ağa bunlara sahip çıkıyor, onları silahlı gücüne katıyor.

  •   8 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 170. Celse:1, İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    Af Kanununun Tefsiri (Açıklanması) Hakkındaki Görüşmeler:

    (Hüseyin Avni Bey Af Kanununun kapsamına İstiklâl Mahkemeleri kararlarının da alınması gerekir diyor:)

    Hüseyin Avni; “- … Bugün, ittihaz ettikleri mukarreratı (verdikleri kararları) tetkik ederseniz yüzde seksenini nakzedeceksiniz (bozacaksınız). .. Onlara büyük bir kudret verdik diye verdikleri hükmün affı Meclise bir hakaret teşkil eder mi? .. Böyle alelfevr (fevri bir şekilde) hapishaneleri doldurmakta zannederim ki, adaletten ziyâde biraz zulme doğru girmiş oluruz.” 

    Muhittin Baha Bey (Bursa); “-.. Bazı arkadaşların İstiklâl Mahkemelerinin teşekkülü mevzubahis olduğunda aleyhtar bulundular.” 

    Hüseyin Avni Bey; “-İftihar ederim!”

    Muhittin Baha Bey(Bursa); “-Eğer Hüseyin Avni Bey’in ..maazallah. Tabi olduğu zayıf fikirler bu Mecliste hâkim olsaydı İstiklâl Mahkemeleri teşekkül etmeyecek ve firarilerin önü alınmayacaktı.”

    Hüseyin Avni Bey; “-Harb-i Umumide İstiklâl Mahkemeleri yoktu. Bu millet vicdanı ile yürür.”  

    Muhittin Baha Bey (Bursa); “-Diyorum ki efendiler bu memleketi kurtarmak için adam astık.” Sf. 23 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 170, Celse: 1, – Sf. 23 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •   3 Kanunusani (Ocak) 1338 (1922) tarihinde İçtima: 167, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa

    Lozan’da Son Durum İle İlgili Başbakan Rauf Bey’in Beyanatı;

    (Rauf Bey; Konferansta sanki Lozan’daki heyetimizin yetkileri sınırlı imiş gibi bir hava estiriliyor. Bunun aslı yoktur. Hasan Bey’in yılbaşı tatili dolayısı ile Ankara’ya gelip dönmesi dedikodu sebebi olmuş bunun da aslı yoktur. Hasan Bey bazı noktaları bize bilgi vermiştir diyor. Eski Hâriciye Nâzırlarından Ermeni Noradonkiyan ekalliyetler (azınlıklar) komisyonuna Ermeni ekalliyeti adına konuşmuş. Bizim heyet komisyonu terk etmiş. Demişler ki İzlanda’dan bir heyet bu komisyona katılırsa biz de Ermenilerin katılmasını kabul ederiz. Devam ediyor: Sf.143, 144            

    İcra Vekilleri Heyeti Reisi Rauf Bey; “- … Musul’un ekseriyet-i kâhiresi (büyük çoğunluğu) yek (tek) emel, yek din, yek his, saadet ve felakette müşterek yegâne çare-i halasları (tek kurtuluşları) beraber yaşamakta olan Türkiye halkının en kahraman evlatları Türkler ve Kürtlerle meskûn bir vilâyetimizdir. (Doğru sesleri) … Musul’un idaresinin imkânı olmadığını belki şimalde bazı tashih-i hudut (hudut düzenlemesi) yapılacağını ileri sürmüşlerdir.” 

    Dr. Abidin Bey (Lazistan); “-Süngü alır! Süngü alır!”

    Rauf Bey (Devamla); “-Adli kapitülasyonlarda ısrar ediyorlar.Sf.149   

    Sırrı Bey (İzmit); “-.. Gürzon beyanatında; … Musul ve havalisinin ekseriyet-i ahalisi (halkının çoğunluğu) Kürt’tür diyor. Ona demek lâzımdır ki; zaten bizim de dâvamız Kürt olduğu için istiyoruz. Burası Kürt ve Türk vatanı olduğundan dolayı bize verilmesi lâzımdır demeli.

    2. Celse. Musa Kâzım Efendi Hazretleri.

    Lozan Görüşmelerine Devam;

    Hafız Mehmet Bey (Trabzon); “-.. bizim muhik (haklı) olan davamızı, yanlış müdafaa etmek yüzünden kaybetmek ihtimâlini görüyorum.”

    … Yusuf Ziya Bey(Bitlis); ” .. Mademki Musul havalisi Kürtlerle meskûndur (Musul Kürtlerin yerleşik olduğu yerdir), Kürdün mevcudiyet-i varlığı (Kürt’ün bütün varlığı), ekseriyet-i azimesi (büyük bir çoğunluğu) Türkiye’dedir ve Türkiye’de olacaktır.” (Yusuf Ziya Bey Şeyh Sait isyanından sonra 14.4.1925 de idam ediliyor.)

    Hacı Şükrü Bey (Diyarbekir); “-Elbet! Ona inanmayan varsa inansın!”

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “-Türkiye ile müttehit (birlikte) bir mukadderat (gelecek) tayin etmiştir. …”

    Selahattin Bey; “-Petrol! Petrol!”

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “-Efendiler. Lozan’daki Sulh Konferansı Heyeti yalnız Türklerin heyeti değil, yalnız Türkleri temsil etmiyor. Kürt’ü, Türk’ü temsil ediyor. (vatanı sesleri) .. Musul’un ayrılmasına müsaade etmek, emin olun Vilâyat-ı şarkiyenin istikbalini taht-ı tehlikeye (doğu vilâyetlerini tehlike altına) koymak demektir.”  Sf. 164,166  

    (Müzakereler devam edecek.)

    4 Kanunusani (Ocak) 1338 (1922) tarihinde İçtima: 168, Celse:1, Hüseyin Avni Beyefendi.

    Lozan Görüşmelerine Devam

     6 Kanunusani (Ocak) 1338 (1922) tarihinde İçtima: 169, Celse:1Ali Fuat Paşa Hazretleri. 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 167,168,169, Celse: 1, – Sf. 143 ile 166 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •   1 Kanunusani (Ocak) 1339 (1923) tarihinde İçtima: 166, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    2. ve 3. Celseler Hafidir: Notlar: (TBMM e-Arşivden alındı)

    Lozan Konferansı hakkında Ankara’ya avdet etmiş bulunan konferans- azasından Trabzon Mebusu Hasan Beyin izahatı.

    Hasan Bey (Trabzon); (Lozan Konferansı hakkında geniş bilgi verdi)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 166, Celse: 2 ve 3 Hafidir: TBMM e-Arşiv) kaynağından birebir alınmıştır.

     

  •   30 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 165, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa Hazretleri

    İktisat Vekili Mahmut Esat Bey, Kurtarılmış Yerler İle İlgili Bilgi Veriyor;

    İktisat Vekili Mahmut Esat Bey (İzmir); “-.. Biz diyoruz ki; Ecnebi sermayeler kanunlarımız mucibince (gereğince) ve memleketimizdeki yerli ahalinin sermayesinden daha ziyâde nail-i hak olmamak şartıyla (daha fazla hak sahibi olmamak şartıyla) her türlü teshilâtı (kolaylığı) görebilir.”  Sf.112   

    Gümrük Vergisine On Misline Yakın Zam Yapan Kanun Kabul Edildi.      

    (Mehmet Şükrü Bey karaborsa artar diye bu zamma karşı çıktı.)  Sf.130  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 165, Celse: 1, – Sf. 112 ile 130 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 28 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 164. Celse:1, İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    Nevâhi Kanunu; (223 Madde Görüşülürken itirazlar var;)

    Dr. Abidin Bey; “- .. Şu jandarmayı tekrar köylünün başın bela etmekte ne mânâ vardır?” 

    Salih Efendi (Erzurum); “- .. bunun tatbikine benim itimadım yoktur. Çünkü hükümet-i merkeziye bunu tatbik ederse kendisi zait (gereksiz) kalacaktır.”

    2. Celse: İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Nevâhi Kanununa Devam. Sf. 98   

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 164, Celse: 1, – Sf. 98 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 25 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 162. Celse:1, 2. Celse Hafidir İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi     Hazretleri

    Trakya Hıristiyanlarından Meclise Bir Telgraf:

    “Ankara BMM Riyaset-i Celile’sine;

    Biz Trakya Hıristiyanları asırlardan beri Türkiye’nin cenah-ı refet (yücelik tarafında) ve siyânetinde (korumasında) mesudâne (mesut bir şekilde) yaşıyoruz. Lozan Konferansında bir takım ecnebiler tarafından Türkiye’deki ekalliyetler (azınlıklar) hukuku nâmıyla idare-i kelâm edildiğini (idari sözler konuşulduğunu) haber aldık. O heyete namımıza (bizim adımıza) hakk-ı kelâm sahibi olarak yalnız İsmet Paşayı tanıyoruz. Bundan gayrı bizim hesabımıza serd edilecek (dile getirilecek) müddeiyatı keenlemyekûn addederiz (iddiaları yok kabul ederiz).  İpsala Havalisinde Hıristiyanlar Nâmına Kosti”  Sf.41

    3. Celse Hafidir:

    Başvekil Rauf Bey Lozan Konferansı Hakkında Açıklama Yapıyor:  

    Hüseyin Rauf Bey (Devamla)Düyunu Umumiye mesailinden (Uluslararası borçlar meselesinde)  1914’e kadar olan borçlarımızı hududu millîmiz haricinde kalacak olan memalike (memleketlere) tevziini (dağıtılmasını) kabul etmişlerdir. Biz ise 1918 senesine kadar tevziini talep ediyoruz (borçların 1918 senesine kadar olanının dağıtılmasını istiyoruz) . Bunu onlar kabul etmiyorlar

    Hüseyin Rauf Bey (Devamla) “Efendim ekalliyetler (azınlıklar) meselesinin hini müzakeresinde (görüşülmeye başlanmadan öncesinde), tali komisyonda, suitesadüf (kötü bir rastlantı), Rıza Nur Bey arkadaşımızla Venizelos’u karşı karşıya getirmiş ve Rıza Nur Bey kendisine has bir şekilde Venizelos’a taarruz etmiş ve gürültü büyümüş ve Reis, komisyonu tatile mecbur olmuş.  (TBMM GCZ III – Sf.1163)

    27 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 163. Celse:1, Reisisani Fuat Paşa Hazretleri.

    Bu içtimadan Not Alınmamıştır.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 162 ve 163, Celse: 1, – Sf. 41) Celse 2 Hafidir: (TBMM GCZ III – Sf.1163) kitaplarından birebir alınmıştır.

  •     23 Aralık 1338 (1922) tarihinde İçtima: 161, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa Hazretleri

    İstanbul Darülfünun Müderrisi Mişon Vantura Efendi, Filistin Musevi Devlet-i Mandasının Türkiye Devletine İtası Hakkında Çektiği Telgraf Okundu  

    (Bu başvuru Lozan’da İsmet Paşa’ya da gönderilmiş.)

                “Maruz-u Âcizânemizdir (âcizane arzumuzdur);

    Pek Muhterem Gâzi Paşa Hazretleri; …. şarkın mukadderâtının mevzuu bahis olduğu (Doğu’nun geleceğinin söz konusu olduğu) bu sırada, evvelce Filistin’de Türk hakimiyeti zamanında olduğu gibi Araplar ile Museviler arasında ahenk ve vifakı (uyumu) temin etmek üzere Filistin’deki mandanın (1) Türkiye Devletine itasını (verilmesini) teklif ve istirham ediyorlar. Şarkta esaslı ve pâyidar (kalıcı) bir sulhun istikrarına medar (vesile) olacak Türkiye Musevilerinin işbu maruzat ve teklifâtının (arzu ve tekliflerinin) …. (Beş asır önceki Türk hoşgörüsünden övgü ile bahsediyorlar.) 10 Teşrinisani (Kasım) 1338 (1922) Bahriye Tabip Mirlivalarından Merhum Fiş Paşa’nın Mahdumu Muharririnden (yazar olan oğlu) İzidor. Sabık Maliye Müfettişi Ferit.  Sabık İstanbul Mebusu ve darülfünun Müderrislerinden Mişon Vantura.”   Sf. 8

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 161, Celse: 1, – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Manda, Mandater: Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bazı az gelişmiş kabul edilen ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen yetkidir. Bu mandayı kabul eden devlete de mandater deniliyor.