Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 26 Mart 1339 (1923) tarihinde İçtima: 11, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Bu celse ile ilgili not alınmamış

    28 Mart 1339 (1923) tarihinde İçtima; 12 Celse 2, Musa Kâzım Efendi

    Tedrisat-ı İptidâiye (İlköğretim) Kanununun 15. Maddesini Lâğveden (kaldıran) Kanun;

    (Encümenden gelen tasarı halkın ilköğretime katkısını kaldırıyor, hükümet ise köylünün eğitim vergisini azaltıp şehirlininkisini ise arttırmak isteğinde, Hüseyin Avni de bu görüşte. Tekrar encümene gitti.) 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 28 (1.03.1923 / 8.04.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 4, İçtima; 11, İçtima: 12 Celse: 2, – Sf. 223) kitabından birebir alınmıştır.

  • 22 Mart 1339 (1923) tarihinde İçtima: 9, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Nevâhi Kanunu.  

    Askeri Borçların Tasfiyesi Hakkında Kanun Müzakeresi;

    (1335 yani 1919 sonundan itibaren askeriyenin vatandaştan aldığı borçların ödenmesi için 1339 (1923) bütçesine 1,5 milyon lira ödenek konulması hakkında Hükümetin teklifi encümene gitti.) Sf. 137

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 28 (1.03.1923 / 8.04.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 4, İçtima; 9, Celse: 1, – Sf. 137) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 21 Mart 1339 (1923) tarihinde İçtima: 8, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Elcezire İstiklâl Mahkemesi Urfa’ya Ulaşmış.

    Müdafa-İ Milliye Vekâleti Hürriyet-İ Şahsiye Kanunu Hakkında Tefsir İstiyor: Savunma Bakanlığı Kişi Hürriyeti Kanunu Hakkında Açıklama İstiyor.

    (Kâzım Paşa bu kanun harp hâlindeki ordu için de geçerli midir diye Meclisten izahat (açıklama) istiyor. Rauf Bey de bu kanundan rahatsız olduğunu beyân ediyor. Ve büyük bir tartışma başlıyor.) 

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “-..Heyet-i Vekile (hükümet) bu kanunun hin-i tanziminde (düzenlenmesinin başlangıcında) bilfiil muhalefet (sürekli muhalefet) ettikleri gibi, Kanun neşir (yayın) ve ilan edildikten sonra onu lağvedecek, iskât edecek bir tâdilnâme (ortadan kaldıracak bir değiştirme yazısı) tanzim edip (düzenleyip) gönderdiler.  .. Hürriyet-i Şahsiyeyi (kişisel hürriyeti) lâlettâyin (rastgele) kumandanların eline vererek ve halkı onların emrine tâbi kılarak o mukaddes perde arkasında zulüm ve işkenceli ahvâle (durumlara) meydan verecektir. Buna meydan vermemek ise bizim vazifemizdir. … Hürriyete sahip olan Heyet-i Vekîle (hükümet) de yarın bizim gibi mahkûmlar arasına girerler. (bravo sesleri)”

    Rauf Bey (Heyet-İ Vekîle Reisi) (Sivas); “-Hüseyin Avni Bey’in mahkûmiyetine diyecek yok .. Hüseyin Avni Bey arkadaşımızın dediği gibi, kendileri de mahkûm değildir. Dünyanın en serbest insanıdır, hür insanıdır. ..” Sf.94, 95  

    (Adliye Vekili Kayseri Mebusu Rıfat Bey bu kanun orduyu zor durumda bırakmaz diyor.) Sf. 97       

    Ali Şükrü Bey (Trabzon); (Bu kanun orduyu rahatsız etmez. Eskiden vatandaş Adapazarı’ndan Ankara’ya gelemiyordu, bırakmıyorlardı, şimdi geliyor. Casus meselesine gelince, Hükümetin polisi ne güne yarıyor diyor.) “-.. Hükûmet bu memurları kullanmayıp ta, beş on casusun memlekete girmesini men’ (engellemek) için on milyon halkın serbestiyetini men edelim (halkın özgürlüğünü yasaklayalım). Bu doğru değildir.”

    (Bu kanun ordunun durumunu takyit etmez (sınırlamaz)şeklinde karar alındı.) Sf. 100

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 28 (1.03.1923 / 8.04.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 4, İçtima; 8, Celse: 1, – Sf. 94 ile 100 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 8 Mart 1339 (1923) tarihinde İçtima: 7. Celse:1, İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    Meclisin 4. Senesi Dolayısı İle Tebrik Telgrafları Var.

    (Afganistan Sefiri, Rus sefiri (elçisi) Araloff, Kafkas Şuralar Cumhuriyeti Türkiye Mümessili Zeynelof’tan telgraf var. Araloff’un telgrafı antiemperyalizm kokuyor, samimi ve içten.. Çok alkış alıyor.)  Sf. 46

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 28 (1.03.1923 / 8.04.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 4, İçtima; 7, Celse: 1, – Sf. 46) kitabından birebir alınmıştır.

  • 6 Mart 1339 (1923) tarihinde Hafi İçtima: 6, Celseler Hafidir, Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Lozan Müzakeresi: 

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ IV – (Sf.165-181 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Mustafa Durak Bey (Erzurum); “-…Biz İnönü zaferini bin kişi ile yapmıştık, bunlarda derme çatma bir takım çetelerden ibarettir. … dört bin kişi ile zafere nâil olmak (ulaşmak)… İkinci İnönü zaferini yaptığımız zaman, zannıma göre on altı bin kişi ile yapmıştır.  Zannedersem on altı bin kişinin içinden hemen üç bin kişi kadar muntazam asker mevcut değildi.   Musul gayet mühim bir meseledir. .. Çünkü orada bir Kürdistan teşekkül etmiştir. Kürdistan ahvali, gayet nazik ve gayet fena ve gayet mühimdir… burada birbirimizi aldatmayalım. (Burada 1913 Bitlis Kürt İsyanından bahsediyor.) Efendiler 1329’da (1913).. Kürdistan’ın ufak bir yerinde bir isyan meydana geldi … Ben de o zaman oralı idim… Selim idam edilirken birşey söylemişti, pek acıdır. Ne çare memleketimizin derdidir, söyleyeceğim. Bunu bendenize söyledi ve bir arkadaşım da orada idi. Demişti ki; “Ey Türkler! Beni idam edeceksiniz; ediniz. Fakat memleketimizdeki idareden utanmıyor musunuz?” Bu kadar yerleri verdiniz ne kadar yerleri şuna buna hibe ettiniz, o vakit ki idareyi hepiniz bilirsiniz. Bunda bizim de bir kusurumuz vardır diye söylemiyorsunuz…  … Bitlisliler demiştir ki efendiler; bir Bitlis’i bize veriniz, bir de başımıza siz kontrol koyunuz, biz sizden ziyade iyi idare edemezsek o vakit başımıza vurunuz! … Meselâ Selim’e bu sözü söyleten idaresizlikti.    Efendiler dertlerimi söyleyeceğim, çünkü tarih hiç olmazsa beni cezalandırmasın, tarih bana lânet etmesin.” 

    Yusuf Ziya (Bitlis); (Musul’un öneminden bahsediyor) “-.. Sesimi tarih dinliyor. Arkadaşlar ben kürdüm. Fakat Türkiye’nin şerefini, Türkiye’nin terakkisini (gelişmesini), temenni eden Kürtlerdenim. (Alkışlar)  Esbabı (sebebi) ise lisanım, bana şeref veren lisanım okur-yazar olmaklığımdır. Bu ise kendi kavmim olan Kürtlerin değil Türklerindir. Bunun için Türklerin teâlisini (kalkınmasını) isterim. Türklerin şereflenmesini isterim. … Türklerle Kürt teşrik-i mesai ederek (ortaklaşa çalışarak) yaşamazlarsa, ikisi içinde âkibet (sonuç, gelecek) yoktur. .. benim gibi Türkleşmiş olanlar buraya çekilecek, fakat Kürtler birbirini boğacak, azim bir cidâl (büyük bir kavga, vuruşma) başlayacak.”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa  Hazretleri (Ankara); “- .. Lüzumu (yeteri) kadar tenkit yapılmış olduğu kanaatindeyim. Herhalde çok müzakerat (görüşmeler) ve münakaşattan (tartışmalardan) iyi bir netice çıkmayacaktır. Müzakerenin kifayetini arz ettiğim takririmin kabulünü teklif eylerim. … Heyet-i Murahhasamız makûl ve akıl ve feraset dâhilinde hareket ettiğinden dolayı, müzakereyi kat’ etmediğinden (görüşmeleri kesmediğinden) dolayı ve memleketi harbe sürüklemediğinden dolayı mı Heyet-i Murahhasayı tenkit edeceğiz? Böyle mi memleketi idare edeceğiz Ali Beyefendi?”

    Ali Şükrü Bey (Trabzon); “-Söyleyeceğim.”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri; “-Bir haftadır söylüyorsunuz, memleketi zarardide (zarar gören) ediyorsunuz. (Gürültüler)”

    Ali Şükrü Bey; “Kimseyi ithama hakkınız yoktur!”

    Hakkı Hâmi Bey; “-İstirham ederiz. Meclis’te emniyet yoksa söyleyiniz; Meclis’te emniyet yok mudur?”

    Ali Rıza Bey (Kars); “-Bütün Meclis Paşa’nın müdafiidir (savunucusudur). Size ne oluyor?”

    Reis Ali Fuat Paşa; “-Meclis her vakit emniyeti muhafaza eder.”

    Ali Şükrü Bey; “-Emniyet-i şahsiye (kişisel güvenlik) mefkut mudur (tutuklu mudur)?” .

    Ziya Hurşit (Lazistan); “-Sonuna kadar söyleyeceğiz, katiyen kimse sözümüzü kesemez. Usul hakkında söz istiyorum.”  

    Reis; “-Usul hakkında söz yoktur.”

    Ziya Hurşit Bey; “-Yalnız Paşa Hazretleri, herkes söylediği sözün vatana hizmet olup olmadığını kendisi bilir. Hiç kimseden ders almaya ihtiyacı yoktur.”            

    Haydar Bey (Van); (Musul’da Valilik yapmış uzman bir kişi.) “- … Müstemlikâtında (sömürüsü altında) yüz milyonlarca Müslüman bulunan İngiltere, İslam ittihadından (birlikteliğinden) korkmaktadır. … Efendiler zaferimiz İngiltere’yi sarstı, … fakat meyus (umutsuz) etmedi. İngilizler yine entrikasını tatbike (oyunlarını uygulamaya) devam etti. Musul Vilâyetinin on yedi kazası vardır. On altısı Kürt ve Türk’tür, yalnız bir kazada Arap, Süryani, Geldaniler vardır.  Musul’da mamur olan altı bin köy vardır. Ahalisi Türk ve Kürt’tür. Altı yüzü Geldani ve Nasturî’dir.”

    Konuşmak isteyen çok sayıda insan varken Reis oylama yaparak görüşmeleri bitiriyor.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 28 (1.03.1923 / 8.04.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 4, İçtima Hafidir; 6, Celseler hafidir: (TBMM GCZ IV – Sf.165-181 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 5 Mart 1339 (1923) tarihinde İçtima: 4, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Lozan Müzakereleri. Musul Meselesi 

    Aşağıdaki notlar (TBMM GCZ IV – Sf.115-138 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Sırrı Bey (İzmit); “- .. Bizim istediğimiz Musul ve mülhakâtı (bağlı yerler), baştanbaşa, akalli kalili (azınlığın azı) Türk ve kısmı âzâmı (büyük kısmı) Kürt ile meskûndur (yerleşiktir). Bu nokta-i nazardan (bakış açısından) davamız meşrudur (yasaldır) ve bu itibarla mademki Arap ekseriyetiyle meskûn olan kıtanın haricinde kalıyor. Hiçbir tefsire girişmeksizin diyeceğim ki; Musul mülhakatıyla (kendisine bağlı yerlerle) beraber Türkiye’nin eczay-ı mütemmimesindendir (tamamlayıcı parçasıdır). Bunun hilâfına hareket Misak-ı Milliyi iptal manasına tazammum eder (iptal anlamını içinde bulundurur).

    .. Emin Bey (Ergani); “-Musul’u satıyorlar. Bu memleketleri daima satıyorlar, daima gidiyor!” (Bu satıyorlar lafı Rauf Bey’e çok dokunuyor.) 

    Hüseyin Rauf Bey (İcra Vekilleri Reisi) (Sivas); “-Reis Paşa bana söz veriniz veya vazifeden affedersiniz.” (Başbakan Rauf Bey, Meclis Reisi Ali Fuat Paşa’ya söylüyor.) 

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “-Ben izah edeyim, Paşa, ben izah edeyim. Kat’iyen sözünü geri almıyor. Mesail-i milliye (milli görev) namına (adına) satıyorlar.”

    Hamdullah Suphi Bey; “-Bu sözü söyleyen, namus ne olduğunu bilmeyen esafildir (sefildir)erazildir (rezildir).”

    Yusuf Ziya Bey (Devamla); “-Esafil sensin, erazil sensin, namussuz sensin, alçak.  Ben namusluyum, namussuz onlardır.” (Celse tatil ediliyor.) 

    Sırrı Bey (İzmit); “-…Musul’un, Misak-ı Millî’deki ibareye nazaran (belirtildiğine göre), bu mıntıka sakinlerinin ekseriyet-i mutlakası (çoğunluğu) Kürt olan bir kıta bulunması hasebiyle (sebebiyle) mutlaka bizimle beraber yaşaması lâzım geldiğini ispat edici, burada pek çok söz söylendi.  Yarın orada şeklen kukla mesâbesinde (düzeyinde) vücuda getirdikleri hayal kabilinden bir şekli hükümet meydana gelecektir. Bu kıtanın maddeten İngiltere’ye bir menba-i varidat (gelir kaynağı) olabilmesini şimdiden müstefit (yararlı) göreceğim. Fakat İngilizler bu kıtayı yalnız bir menba-ı vâridat (gelir kaynağı) olarak istifade emeli ile ellerinde bulundurmak istemiyorlar. İslam memleketlerinin ortasında ikinci bir ihtilaf menbaı (ihtilaf kaynağı) ihdas etmek (yaratmak) istiyorlar. Orada güya evsaf-ı milliyeyi haiz (milli sıfatlara sahip) bir Kürt Hükümeti teşkil ettiğini (oluştuğunu) gösterir göstermez, yarın komşumuz bulunan İran’ın taht-ı idaresi altında bulunan Kürtlerin buraya iltihakları (katılmaları) için burada teşvikatta (teşviklerde) bulunacaklardır. Onu itmam ettikten (tamamladıktan) sonra ve belki ondan evvel bizimle beraber çalışan ve bizimle beraber şimdi bu uğurda evlatlarını feda eden Kürtlerin dâhi oraya iltihakına (katılmalarına) çalışacaklardır. Şimdiki terbiye dâhilinde 8eğitmin içinde) yetişen batına (nesilden) şüphem yoktur. Fakat İngiliz tesiri altında yetişecek batın-ı cedidin (genç neslin) ne fikre malik (sahip) olacağını şimdiden nasıl anlayacağız? İşte orada hem bizi zaafa düşürecek, hem İran’ı zaafa düşürecek ve sonra orada kukladan ibaret bir hükümet vücuda gelecek.   Zaten İngiliz’in gayesi de hiçbir yerde kuvvetli bir İslam Hükümeti bulunmamasına matuftur (yöneliktir). İşte bu gaye İngilizlerin milyonlarca lira sarfını istilzam eder (gerektiren) bir maksattır ve buna biz teshil etmiş (usulca halletmiş) olacağız. Sıra arazi meselesinde adalara gelmiştir. Musul’dan gayri arazi meselesini kabul ettim demekle, bu adaları dahi muhasımlarımıza (düşmanlarımıza, karşıtlarımıza) terk etmiş oluyorlar. .. Sevr Ahitnamesinde dahi bize iade edildiği sarahaten mezkûr (açıklıkla belirtilmiş) olan Meis Adasının dahi (bile) İtalyanlara verildiği mesturdur (örtülüdür). … bu kere İtalyanlara verildiği mukayyettir (kaydedilmiştir) … Adalar Anadolu’nun cüz’üdür (parçasıdır).  Son on iki adanın İtalyanlara verilmesi garip bir şekilde olmuştur Efendiler; bilirsiniz ki, on iki ada daha evvel Anadolu muharebesini müteakip yine Lozan’da yapılan ahitname mucibince (anlaşma gereğince) bize iade olunacaktı. Biz Trablusgarp’tan el çektiğimiz dakikada bu adalar ahden (sözleşme gereği) bize iade olunacaktı ve şimdiye kadar bu ahitnameyi feshedecek, nakzedecek (ortadan kaldıracak, hükmünü değiştirecek) bir ahitname de yapılmamıştır. Ondan dolayıdır ki İtalya Adaları el’an ilhak etmemiştir (halen kendine katmamıştır). Çünkü ahidde (anlaşmada) Adalar bizimdir.  Trablusgarp üzerinde hâkimiyetimizden feragat (fedakârlık) etmemize mukabil (karşılık), mukabeleten (karşılık olarak) Adaları peşkeş çekmek bilmem hangi mantıkın icabıdır ve hangi şurut (şartlar) bunu bize yaptırmıştır? Bu, hakikaten, insanların yaptıkları ahitnameler içerisinde garip olarak, istisnai olarak gösterilecek bir kayıttır ve müzakeresiz bir surette, mecbur olmaksızın diğer milletlere verilmiştir.   Dahası var efendim. Sevr Ahitnamesinde Çanakkale Boğazına yakın olan iki ada bize verilmişti. Burada da veriliyor. Fakat farkı nedir?  Sevr Ahitnamesinde bu iki ada için muhtariyet (özerklik) isteniyordu… Fakat bugün zaferimizin neticesi olarak bize verildiği beyan olunan bu iki ada için, bize muhtariyet teklif ediyorlar ve kabul de ediliyor bu.  .. Bize verilen Ahitnamenin 16. maddesinde sarahaten şöyle bir fırka vardır; “Bu arazi ve cezireler (parçalar) üzerinde ilhak (katılma) ve istiklâl (bağımsızlık) veya herhangi bir şekl-i idare hakkında istihdaf edilen (hedeflenen) ve edilecek (hedeflenecek) olan bütün mukarreratı (kararları) kabul ve tasdik eder (onaylar).”  .. O halde şayet zikri (bahsedilmesi) unutulmuş bir kaya parçası varsa o da bizim aleyhimize tefsir edilmiş (açıklanmış) olacak ve biz onu şimdiden kabul edeceğiz. .. Heyeti Vekilemiz dahi (hükümetimiz bile) telakki bil (böyle algılayarak) kabul etmiştir.      Bu arazi ve cezireler (Cezir; Kök) üzerinde ilhak ve istiklâl, herhangi bir şekl-i idare hakkında ittihaz edilmiş (sayılmış, tutulmuş) ve edilecek kararları tasdik edecektir diyor. Bu nedir? Bizden ayrılan memleketlerdir. O halde bizden ayrılan memleketlerimiz için hasımlarımız her ne karar ittihaz etmiş (almış) ise onu, kabul etmiş ise, onu kabul etmiş olacağız. Meselâ yarın diyecek ki; ben Irak’ı ilhak ettim, faraza ben Suriye’yi ilhak ettim, İngiltere; Mısır benim himayemdedir. Cenubi Kürdistan bir hükümet, denildiği zaman, biz münakaşasına bile girmeye bakmaksızın, derhal onu bu muahede (antlaşma) ile şimdiden tasdik etmiş (kabul etmiş) oluyoruz ve Misak-ı Milli ahkâmını şununla biz de ikmâl etmiş oluyoruz ve biz bizden ayrılan Garp memâlikinin (batı memleketlerimizin) mukadderatını (geleceğini, kaderini) kendi ahalisinin reyine (oy’una) terk etmiş idik.   Şimdi bahşiş olarak verilen memleketlerden birisi de Kıbrıs Adasıdır.  (Ha, Bravo sesleri)  Bu ada verilirken, vatanın selâmeti nâmına kurban edilirken, hiç olmazsa sekene-i İslamiyesin (oradaki Müslümanların, sâkinlerin) hukukunu temin edecek bir madde konulmak yok mu idi?  .. Yine bu memleketin selâmeti nâmına bir kayıt vardı ki unutulmuş. O da bu Adanın üçüncü bir devlete hibe, irâe veya hiçbir sûrette verilemeyeceği hakkında bir kayıt konulmalı idi.  Tetkik sırası şimdi 25. Maddeye gelmiştir; aynen okuyacağız; “Türkiye Hükümeti veya Türkiye memureyni (memurları) tarafından Türk arazisi dışında işbu muahedeye vazıülimza  (anlaşmaya imza koymuş) Hükümetin hakimiyeti altında veya himayesinde kain arazide bulunan teb’a (o ülkenin arazisinde bulunan eski vatandaşlar).. üzerinde kuvvet ve hakk-ı kaza (yasama hakkı) istimal edilmeyecektir (kullanılamayacaktır).” diyor.  Bundan sonra üzüntü verici gayet mühim bir madde vardır. (25 Maddenin ikinci şıkkından söz ediyor.) “Türkiye’den nez’ edilen (ayrılan) arazi ahalisi üzerinde siyasi, adli ve idari hususatta herhangi bir sebebe dayalı olursa olsun hiçbir kuvvet ve hakk-ı kaza (yasama hakkı) istimal edilmeyecektir (kullanılamayacaktır).”  Efendiler, bu madde ile Halifenin ve Hilafetin âlem-i İslam üzerindeki rabıtasını (bağını) kesmek istiyorlar.  Allah beni böyle bir ahitnameye muvafakat etmekten (anlaşmayı kabul etmekten) esirgesin (Âmin sesleri)” 

    (Sırrı Bey seçimlere bir ay var, erken seçime gidelim, halka da biz bu anlaşmayı imzalayamayız, siz yeni bir seçim yapın. O meclis de bu seçimi yapsın, diyor.)

    Ali Şükrü Bey (Trabzon); (Mondros Ateşkes Antlaşmasının o zamanın şartlarında çok başarılı olduğunu söylüyor. O zaman İtilaf Devletlerinin Almanya ve Bulgaristan ile yaptıkları ateşkes antlaşmalarının çok daha ağır olduğunu söylüyor.)  “-O azim muzafferiyetin akabinde (büyük zaferin sonunda) bizi böyle bir vaziyete düşüren efendiler, diplomasimizin gayri vakıfane (bilgisizce) idaresi, idare edilmemesi ve murahhaslarımızın (delegelerimizin) katiyen vaziyeti layıkıyla takdir edip kavrayamaması ve müzakeratı (görüşmeleri) idare edememesidir. .. Görüyorum ki bu mesail (işler, meseleler) içinde en pürüzlü addedilen mesail halledilmiştir. Boğazlar meselesi ve tahdidat-ı askeriye (asker sınırlaması) meseleleri. Sebebi; çünkü Heyeti Murahhasanın reisi bihakkın (hakiki) bir askerdir.” 

    Rıza Nur (Sinop); “- … Heyet-i Celile beni intihap etti. Siz intihap ettiniz (seçtiniz).” (Hâşâ sesleri, intihap etmedik sesleri)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 28 (1.03.1923 / 8.04.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 4, İçtima Hafidir ; 5, Celseler Hafi: (TBMM GCZ IV – Sf.115-138 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •     4 Mart 1339 (1923) tarihinde İçtima Hafidir (gizlidir): 4, Celseler gizlidir,  Reisisani Ali Fuat Paşa  

    Lozan Müzakerelerine Devam:  Gizli İçtima

    Aşağıdaki notlar (TBMM GCZ IV – Sf.78-99 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Oniki Ada ve Musul meselesi görüşülüyor

    İsmet Paşa (Hâriciye Vekili); “-Efendim! Limni, Midilli, Sakız, Sisam gibi adaların Yunan tasarrufundan hariç olarak, gayri askeri (askerden arındırılmış) ve muhtar (özerk) olmalarını iddia ettik.  Esasen bizim mevzuu bahis (söz konusu) ettiğimiz zemin bu idi. Fakat nihayet bunların gayri askeri olmalarına iktifaya (yetinmeye) mecbur kaldık. Bu adaları istihsal etmek (almak) için ne Meclis-i Âli’nin kararı ve ne de milletin arzusu ve ne de bana verilmiş bir talimat vardı. Bunu orada görür görmez gayri askeri tedabirini (askerden arındırılması önlemini) bir faidei munzama olarak istihsal ettim (yararlı bir ekleme olarak ürettim).” (Bu konuşma, on iki ada hakkında önemli bir belge!)

    Hüseyin Rauf Bey (İcra Vekilleri Reisi); “-… Musul deyince ekseriyet-i kâhiresi (büyük çoğunluğu) Türk ve Kürt denen hatta aslen bir olan ve bir millet olmamak için hiçbir sebep mevcut olmayan ve bu iki ırkla meskûn olan mıntıkayı murat ediyorum (bölgeyi kastediyorum).  Bu mıntıka mutlak ve mutlak Türkiye halkını teşkil eylemeli (oluşturmalı) ve hududa dâhil olmalı…  bunun siyaseten almak imkânı olmadığına heyeti murahhasamız (delegelerimiz) kâni (ikna) olmuştur. .. eğer bir sene zarfında (içinde) İngilizlerle baş başa anlaşamazsak Cemiyet-i Akvama (Birleşmiş Milletlere) havale etmek şekli kabul edilmiştir.”

    Hacı Hamdi Bey (Muş); “-Lahey mahkemesine müracaat etsek daha iyi değil mi?” (dalga geçiyor!)

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “-Her şeyden önce şunu arz ediyorum ki Meclis-i Ali’de, milletin aleyhine, harbin bir gün devamını arzu eden bir tek kimse yoktur.  Fakat sulh değil de, Sevr Ahitnâmesi de bir sulh idi, bunu da istemeyiz.  Hiçbir zaman harpçi ve zaaf düşünen insanlardan değilim. Efendiler! Karşımızda yegâne düşman İngiliz’dir… İngiliz dostluğuna inananlar aldanırlar, memlekete bilmeyerek hıyânet ederler. Bizim Heyet-i Murahhasamızın (delegelerimizin) ağzından Cemiyet-i Akvam (milletler cemiyeti. Birleşmiş milletlerin ilk hâli) kelimesini işitir işitmez hayret ettim!  Efendi, Cemiyeti Akvam, İngiliz şurasından başka birşey değildir. Eğer aczimiz varsa (çaresizliğimiz varsa) derhal veririz, kendi kendimizi aldatmayız, efendiler! Musul bir sene hâl-i intizarda (bekleme halinde) bulunacak. Bu ne demektir efendiler? Bu milletle istihzadır (alay etmektir)İngilizlerden Mısır’ı aldınız, Kıbrıs’ı aldınız mı efendiler?  Gayesi, orada bir Kürt Hükümeti teşkil edip, senin memleketini parçalayıp neticede bir Ermenistan teşkil etmek değil midir? Kürdistan! Size söylüyorum; Kürdistan Hükümeti yapamaz, Kürdün lisanı yoktur, yazısı yoktur, kürdün harfi yoktur.  Yarın oralara Ermeniler hâkim olacaktır, Ermeni harsı (kültürü) hâkim olacaktır. Yarın orada Ermeniler hükümet kuracaklardır! (Bravo sesleri, şiddetli alkışlar)

    Hüseyin Avni Bey (Devam Ediyor); “-…  Dirzor’da Süleymaniye’de cephe tuttuğumuz zaman Kürt’ün münevverânları (aydınları) bize geleceklerdir, acizleri (çaresiz olanları), orada İngiliz’in boyunduruğuna geçecektir. Biçareleri orada körü körüne öldürtemezsiniz. İngilizlerin câzip parası onun cehline (bilgisizliğine) hâkim olacaktır. Efendiler, eğer veriyorsanız Millete deyiniz ki, müddet-i muvakkate (geçici bir süre için) için bunu İngilizlere verdik. Harb devam etsin, memlekette itimatsızlık devam etsin. Bir sene sonra Cemiyet-i Akvam’a, vermezse harp edeceğiz diyerek aldatmayınız.  Bir asker kafasının bunu selametle düşünmesini istemem, bahusus akıllara hayret verici zaferlerine şahit olduğunuz İsmet Paşa, Türk kumandanı, bizi ikna edemez. …   bu gün senin ordu zinde, senin ordu muzafferken senin elinde çünkü her şey varken sulh oluyorum diye yarım sulh ile güya İngilizlerle Fransızların arasına giriliyor. Bu, diplomasi tariki (diplomasi yolu) değildir.   Bugün sulha talip olmak için Heyet-i Vekil’e (hükümet) bizden İngilizlere tâviz alıyor. Taviz verilmek lâzım gelirse Meclis kararıyla sulh için verilir. .. Bu milleti aldatamam! Musul’u satmıştır diye bu kürsüden bağıracağım. İğfal (aldatıyorlar) ediyorlar, derim. … fakat verirken bedâva vermeyiniz…  Fakat biz sulhü pek ucuz yapıyoruz. Sulh yapmıyoruz, yarım sulh ile memleketi Bolşevikliğe sürüklüyoruz. … efendiler bende bir Türk’üm, öyle Misak-ı Milli’yi çizerken Türk – Kürt düşünmemiştik.  Kendi hayatımız nasıl birbirimizin taht-ı tekeffülünde (kefaleti altında) ise, bizimle yaşaması lâzım gelen insanların aynı hakka, aynı salahiyete mâlik olduklarını ve onlar (Kürtleri kast ediyor) yaşamazsa bizim de yaşama hakkımız yoktur. .. Bundan zerre inhirâf etmek (sapmak) memleket için söz verip arkasını getirmemek demektir. Bundan inhirâf edemeyiz (sapamayız). Onlarla o muhitte beraber yaşayacağız. … İstanbul’a taarruz Yunanlıların haddi değildir, İngilizlerin taarruzuna hiçbir zaman ihtimâl göremiyorum. .. Başkumandan Paşa’ya söylüyorum ki; Paşa Ordunun başına otur, başka işin yoktur. Başkumandanlık vazifeni ifâ et yerine getir) ve hudutlara bayrağını rekzet (dik); Bayrağını süngünü gırtlağına daya!  … Hayır, efendiler hayır! Noksan sulh ile yanlış zihniyetle yapılacak harekât hüsranla neticelenir. Avrupa’da bir cereyan var, Türkiye’de BMM de iki parti vardır. Bir parti Mustafa Kemal’in yanında, onun dalkavuğu imiş, yeni intihabda (seçimde) onlar mebus olabilecekmiş. Mebusluktan ümitsiz olanlar, onlar, harbin devamını istiyorlarmış.   Efendiler, dünyada bu düşünceli bir alçak tasavvur edemem .. Efendiler bu meclisin kutsiyeti vardır. Onun kutsiyetini biz bilmezsek bile 100 sene 500 sene sonra gelen insanlar her birimizin nâmına âbide dikeceklerdir.  Şerefli adamlar, öldükten sonra mazharı takdir olmuşlardır.” 

    (Trabzon Mebusu Hafız Mehmet Bey, biz bu işleri bilmeyiz Hükümete inanalım diyor.)

    Selahattin Bey;  “-Buraya inanmamaya geldik, inanmaya değil.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 28 (1.03.1923 / 8.04.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 4, İçtima Hafidir; 4, Celseler hafidir: (TBMM GCZ IV – Sf.78-99 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 3 Mart 1339 (1923) tarihinde Hafi İçtima: 3, Celseler hafidir,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Lozan Müzakereleri. Milli Hudutlar Meselesi

    Gizli İçtima 

    Aşağıdaki notlar TBMM GCZ IV – (Sf. 34, 42 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Hüseyin Avni Bey; “-Lozan’da görüşülen konuların projesine karşılık Heyet-i Vekile (Bakanlar Kurulu)  bir proje hazırlamış. Bu proje konunun uzmanları tarafından okunsun, araştırılsın ve Meclis huzuruna bu şekilde gelsin. Uzun uzadıya görüşelim. … ani ya harp veya sulh diye bir şeyde kalırsak ladelhace (ihtiyaç hâlinde) harp diyebileceğiz.  .. Bugün nedir? Bu tazyik altında neden sıkışıyorsunuz efendiler? Harp filan yoktur!” 

     .. Yunus Nâdi Bey (İzmir); “-Hâl-i harp avdet eder (savaş hali geri gelir).”

    Hüseyin Avni Bey; “-Hal-i harp (savaş durumu) yoktur efendiler!”

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarı sahip); “-Harp umacı oldu! ..  Harp umacı gibi önümüze atılmasın. İcap ederse harp edeceğiz. Ne için harp ettiniz? Ne için 300 bin kişilik kan döktünüz? Bütün memleketi harap ettiniz! Bu kayıtları kabul edecek olduktan sonra böyle bir sulhun ne mânâsı vardır? (Bravo, alkış sadaları) .. evvelemirde (her şeyden önce) Heyeti Vükelanın mukabil (hükümetin karşı) projesi elimize verilmedi, onun üzerine imâl-i fikir etmeliyiz (fikir üretmeliyiz).  Ondan sonra fasıl fasıl müşavirleri, murahhasları (danışmanları, delegeleri) dinledikten sonra beyan-ı mütalaa etmeliyiz (görüş bildirmeliyiz).” (TBMM GCZ IV -Sf. 34, 35)

    (Mali ve Ticari konularda Ankara’nın murahhası (delegesi) Trabzon Mebusu Hasan Bey konuşuyor.)

    Hasan Bey; “-Alelumum düyun mesailinde (genel borçlar meselesinde) nokta-i nazar (bakış açımız) ve davamız şudur; Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu’nun mâbâdı (arkası) değildir. Temâdisi (devamı) değildir.”

    Selahattin Bey (Mersin);  “-Ya nedir?” 

    Hasan Bey;  “-İnkisam etmiş (arkası kesilmiş) bir imparatorluğun haleflerinden birisidir.” 

    Selahattin Bey (Mersin);  “-Babamızı neye inkâr ediyorsunuz?” (TBMM GCZ IV -Sf. 42 arası)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 28 (1.03.1923 / 8.04.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 4, İçtima Hafidir; 3, Celseler Hafidir – (TBMM GCZ IV -Sf. 34, 42 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •      2 Mart 1339 (1923) tarihinde İçtima: 2, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    2. Celse. Reisisâni Ali Fuat Paşa Hazretleri.

    Meclis Kâtipleri İntihâbı Yapıldı.

    2. Celsenin Mabadı Hafidir (sonu gizlidir):

    Lozan Müzakereleri;

    Aşağıdaki notlar TBMM GCZ – IV – (Sf. 4, 26 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    2 Mart 1922 Lozan’ın fasıl fasıl müzakeresi. Mebuslara yanlış tercüme verilmiş, karşıt devletlerin projesi verilmiş onun üzerinde görüşüyorlar. 

    Hüseyin Avni Bey; “-Hükümetin tertip ettiği projeyi tanımıyoruz. Hükümetin mukâbil teklifi (karşı önerisi) yok mudur?”

    Lozan Murahhası Rıza Nur Bey (Sinop); (Açıklamalar yapıyor. Lozan’da azınlıkların askere alınmaması için ısrar ediyorlar. Biz direniyoruz diyor.  Müttefikler, ecnebilerin mahkemelerinde yabancı hâkim bulundurmakta ısrar ediyorlar, ama Rıza Nur direttim diyor. Sonunda beş yıllığına Adli Kapitülasyona razı olduk diyor. Yabancı adli müşavirlerin şikâyet dinleme ve adalet bakanına şikâyet etme yetkileri var, karar verme yetkileri yok. Rıza Nur adli kapitülasyonun gereğini şöyle anlatıyor.) “- ..  memleketimizde böyle bir garanti bulunmaz ise, bir ecnebi bulunmaz. Bulunmazsa ticaretle iktisat yapamazsınız. Siz ecnebi sermayesine muhtaçsınız ..  Bunlar diyorlar ki bizim tebaamızı tatmin etmemiz (vatandaşlarımızı tatmin etmemiz) lâzım. Başka türlü adliyemize emniyetleri yok imiş. Bu hukuk müşavirleri (danışmanları) ecnebi suçlulara kefalet de edebilecekler (yabancı suçlular için kefil de olabilecekler). Ve şikâyetlerini takip de edecekler.” (Rıza Nur anlatmaya devam ediyor, Yüzellilikler meselesi) 

    Rıza Nur Devamla; “-Biz ısrar ettik ki bazı hainler vardır, bu davaya ihanet etmiştir. Silah kullanmıştır. Bunları istisna edemeyiz (ayrı tutamayız), bunları affedemeyiz dedik. 150 kişi olmak üzere bunun istisnasını bu adamların mallarını da alakadar göstereceğiz (bu 150’liklerin mallarını da alacağız).” (Rıza Nur, Lozan’da genel af görüşmelerini anlatırken 150’liklerden bahsediyor. Daha ortada 150’lik meselesi bile yok.)

    Ethem Fehmi Bey (Menteşe); “-Kişiler için liste verildi mi?” 

    Rıza Nur Bey; “-Hayır efendim, onlar bize dediler ki isimlerini veriniz. Biz zaten isimlerini biliyorduk. Doğrusu ona ait cevabı makamı versin.”

    Selahattin Bey (Mersin); “-İrade-i milliye ile olacak.”

    Neşet Bey (Kangırı); “-Müsaade buyurun, yüz elli kişi muayyendir (belli sayıdır), yarın öbür gün hıyanet-i vataniye cürmünü irtikâp eden (vatan hainliği suçunu işleyen) 149 olursa bir kişiyi nereden ilave edeceksiniz?” (Neşet Bey, vurdu gol oldu!)

    Rıza Nur; “-Efendim biz âzâmî (en fazla) olarak 150 dedik.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 28 (1.03.1923 / 8.04.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 4, İçtima hafidir 1, Celseler hafidir: (TBMM GCZ – IV – Sf. 4, 26 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Mart 1339 (1923) tarihinde İçtima: 1, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa

    Birinci Reis Vekili İntihâbını 272 reyin 148’ini Alan Hüseyin Avni Bey kazandı.

    Lozan, Misakı Milli ve Musul Görüşmeleri:   

    Hüseyin Avni; (Birinci Reis Vekili seçildiği için teşekkür konuşması yaptı.) “-…Misâk-ı Milli Türk ve Kürt milletinin imanıdır. .. Efendiler; Misâk-ı Milli milletin imanıdır. BMM onu taşır, ondan zerre kadar inhirâf edemez (ayrılamaz, şaşmaz). (Sürekli ve şiddetli alkışlar) 

    Mehmet Şükrü; “-Edenler mu’teziledir.” (1)

      3. Celse:

    İkinci Reis Vekili İntihâbını 253 azadan 165’inin Reyini Alan Musa Kâzım Efendi Kazandı. Sf.23   

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 28 (1.03.1923 / 8.04.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 4, İçtima; 1, Celse: 1, – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Mu’tezile, genellikle İslam Tarihinde aklı ön plana almasının yanında fikir ve düşünce hürriyetine önem veren bir fırka olarak tanınmakta idi. Bu husus ilk ortaya çıkışı itibariyle doğru ise de daha sonraları tam tersi bir icraatın içine girmiştir ki, bu da zaten Mu’tezile’nin sonunu hazırlayan sebeplerin başında gelmektedir.  Mu’tezilenin Müslümanların % 93 gibi ezici bir üstünlüğünü elinde bulunduran Ehli Sünnet inancına aykırı birçok görüşleri bulunmaktadır. Mutezile kulların fiillerinin yaratıcısının Allah değil, kulun bizzat kendisi olduğunu savunur. Bu görüşün bir sonucu olarak Mutezile kaderi de inkâr etmektedir. Mutezileye göre Hz. Peygamber’in şefaati söz konusu değildir. Yani şefaat inkâr edilir. Ehli Sünnet’e göre şefaat haktır. Mutezile’ye göre taklidi imanın bir değeri yok iken, Ehli Sünnet’e göre böyle bir iman geçerlidir. Mutezile, Allah’ın ne dünyada ne de ahrette görülemeyeceğini iddia eder. Ancak Ehli Sünnet’e göre müminler Allah’ı, dünyada değil ama ahirette göreceklerdir. Mutezile, Miraç olayını ve evliyanın kerametlerini de inkâr eder. Mutezile kabir hayatını kabul etmez iken Ehli Sünnet kabul eder. Aynı şekilde ahiretle ilgili olan olan sırat ve mizan da Mu’tezile tarafından reddedilir. Sonuç olarak şunu ifade edebiliriz. Mutezile, aklı esas alıp, aklına uymayan ayetleri tevil etmesi ve Hz. Peygamber’in hadislerini de reddetmesi ile İslam’ın büyük caddesinden pek çok yönü ile ayrılmıştır.

  • 1 Mart 1339 (1923) tarihinde İçtima: 1. Celse:1, İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    Mustafa Kemal Paşa’nın BMM’nin 1. Devre 4. Senesi Münasebetiyle (dolayısıyla) Verdiği Nutuk

    Mustafa Kemal Paşa Hazretleri (Ankara); “-Memlekette 48 tane eşkıya vardı bunlar 8’e düştü. Sf;1 Turuk-u umumiyemiz (merkeze bağlı yollarımız, devlet yollarımız) 8.100 kilometreye turuk-u hususiyemiz (özel yollarımız, yani tali yollar) ise 16.000 kilometreye baliğ oldu (ulaştı). Sf. 10… Meclisimizin bu sene zarfında vuku bulan içtimaları 201’dir. Bu içtimalar 377 aleni ve 102 hâfi olmak üzere 479 celseyi ihtiva etmektedir (içermektedir).    Sene zarfında Meclis’e cem’an (toplam olarak) 419 lâyiha (tasarı) ve teklif-i kanuni (kanun teklifi) takdim edilmiştir.  Tezkere ve takrir suretiyle gelip de katiyet kesbeden (kesinlik arz eden) miktarı 17 olduğundan gelen lâyiha ve tekliflerin yekûnu 436’ya bâliğ olur (ulaşır). Bunu ikinci seneden üçüncü seneye devreden 314 kıtadan ibaret olan levayih (lâyihalar, teklifler) ve tekâlifi (vergileri) de ilave edersek .. Meclis’e mal olan miktarın yekûnu 750 olur.    İşbu 750 lâyiha ve tekliften sene zarfında (yılı içinde) 113’ü kanun ve 9’u tefsir olarak kabul edilmiş 24’ü de reddedilmiştir. Seneye 539 teklif ve lâyiha (yasa tasarısı) devredilmiştir.    Üçüncü içtima senesine 347 âzâ ile başlamıştık. Bir sene zarfında üç arkadaşımızın ziyaı (Yok olması, ölmesi) ile müteellim olduk (elem duyduk, üzüldük). .. yine bu sene zarfında intihâp suretiyle (yıl içinde seçilerek) bir arkadaşımız Meclise iştirak etmiştir. Rüfekây-ı kirâmdan (kerem sahibi arkadaşlardan) 7 zât diğer suretlerle infikak ve aramızdan gaybubet etmiştir (aramızdan ayrılmıştır ve kaybedilmiştir).  Şu halde dördüncü seneye 341 âzâ ile ibtidâr ediyoruz (üye ile başlıyoruz). Sf. 15 Bugün mâziden kuvvetliyiz. Bu rüçhanı (üstünlüğü) yapan nedir? … Bu düstûrlardan birisi Misâk-ı Milli (1) ikincisi Hâkimiyeti bilâkaydüşart elinde tutan Teşkilâtıesasiye Kanunu’dur (1921 Anayasası’dır).Sf.16

    Paşa’nın konuşması Sf.18 de bitiyor.  

    Her yıl 1 Mart’ta Meclis 2. Başkanları yani reisi sânîlerin (ikinci reislerin) ve reis vekillerinin seçimi var.  Ancak Reis seçimi her devrenin başında oluyor.  

    Reisisani İntihâbını (seçimini) 270 azanın 183 kabul reyini alan Ali Fuat Paşa Seçildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 28 (1.03.1923 / 8.04.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 4, İçtima; 1, Celse: 1, – Sf. 1 ile 18 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 27 Şubat 1339 (1923) tarihinde Hafi İçtima: 200, Celseler Gizlidir  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Lozan Hakkında Görüşmeler Gizli İçtima:

    Aşağıdaki notlar: TBMM GCZ III – (Sf.1304-1324 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum): “- .. Efendiler bu milletin geleceğini ariz ve amik (yatayda ve düşeyde) düşünecek merci (yetkililer), hazırlık anlamında orada,  esas itibariyle buradadır. Paşa’yı (İsmet Paşa’yı) ben dinledim, siz de dinlediniz. Sizden soruyorum ne dinlediniz? (hiç sesleri) . Efendiler bir teklifim vardır. Gerek Heyet-i Vekile (Bakanlar Kurulu)  ve gerekse Büyük Millet Meclisi,  Misakı Millî’den (milli sözleşme, 1920’nin 16 Martında İstanbul’daki Meclis-i Mebusan tarafından kabul edilen ve Türk ve Kürtlerin yaşadığı yerleri vatan kabul eden bir metin.) zerre kadar feda ederse, namus gereği ve milliyetçilik gereği çekilip gitmeli.. (Bravo sadaları, şiddetli alkışlar.) Biz harbe atıldığımız zaman burada daha güçsüz idik. Bugün elimizde Ordumuz bulunduktan sonra, öyle kandırılmış bir duruma düşmek istemem.”. (bravo sadaları)

      … Opr. Emin Bey (Bursa); “-… Musul’u verdiğimiz gün hudut Erzurum’dur.” 

      Hüseyin Avni Bey: “-Yalnız İsmet Paşa Hazretleri’nden ricam şudur: Askeri sahada fikirlerini saygıyla dinlerim. İktisadi (ekonomik) savunmalarını dinlemem, mali fikirlerini dinlemem, adli işlerde Adliye Bakanı çıkmalı, Mali işlerde Maliye Bakanı çıkmalı, hem danışmanlarıyla bizi inandıracak ve bir karar alabilecek şekilde çıkmalıdır. Bugün bu kadar yeter, gitsinler hazırlansınlar, gelsinler eğer bundan fazla hazırlanamıyorlarsa yerlerini hazırlanacak adamlara bırakmalıdırlar.” (Bravo sadaları, alkışlar.)

    ….. Sırrı Bey (İzmit): “-… Milletin yıllardan beri etrafında dönüp dolaştığı ve âleme ilan edilen Misak-ı Milli çiğnendi, hebâ oldu, iptal edildi, battal edildi… Hiçbir noktası temin olunamadı (elde edilemedi)... Ümit ederim ki Heyet-i Vekile (Bakanlar kurulu)  ve Heyet-i Murahhasa (Lozan delege heyeti) bizden güvenoyu istesinler.”

    .. Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-… Musul’u vermemekte ısrar edersek savaşa girer iş. Binaenaleyh (bundan dolayıdır ki) Musul Meselesini bir seneye kadar hal etmek üzere tâlik edip (erteleyip) barışa geçmek ve savaşı kabul etmemek mümkün müdür, kabil midir, faydalı mıdır? Bu muhakemeyi suhuletle (ılımlılıkla) yapabiliriz. .. Ben de diyorum ki Sırrı Bey Misak-ı Milli’nin ne olduğunu anlamamıştır. Musul meselesinin hallini, savaşa girmemek için bir yıl sonraya bırakmak demek onu göz ardı etmek demek değildir. Belki bunun elde edilmesi için daha güçlü olabileceğimiz bir zamana bırakmaktır. Bugün barış yaparız, bir ay sonra iki ay sonra Musul sorununu hal etmek için ayağa kalkarız. Fakat bugün Musul meselesini halletmek istediğimiz zaman bu mesele karşısında yalnız İngilizler değil, Fransa, İtalya Japon ve bütün dünyanın düşmanları vardır…. Ordumuzu yürüteceğiz, bugün alacağız dersek bu mümkündür. Musul’u gayet kolaylıkla alabiliriz. Fakat Musul’u aldıktan sonra savaşın hemen son bulacağına kani olamayız.”

    … Sırrı Bey (İzmit): “-Paşa Hazretleri ben Misak-ı Milli’yi yazanlardanım!”

    .. Mustafa Kemal Paşa: “-Keşke yazmasa idiniz. Başımıza çok belâ koydun.” 

    Haşim Bey (Çorum): “-Paşa Hazretleri bütün arkadaşlarımızı tektir ediyorsunuz (azarlıyorsunuz), Tektir, tevbih (azarlamak) ile iş olmaz.

    Bu notlar: (TBMM GCZ III – Sf.1304-1324 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    28 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 201, Celse 1, 2 Musa Kâzım Efendi

    Birinci dönem,  Üçüncü senenin son celsesi Sf. 550

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima Hafidir: 200, 201 Celse: 1, (TBMM GCZ III – Sf.1304-1324 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 21 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 196, Celse: 2 Hafidir,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    İsmet Paşa Lozan Konferansı Hakkında Bilgi Veriyor

    Gizli Celse   

    İsmet Paşa (Dışişleri Bakanı) (Edirne): “- … İtalyan işgali altındaki oniki ada işi vardı… Müttefikler (İngiltere, Fransa, İtalya, vb.) arazi meselesinde Adalar, Suriye hududu ve Musul meselesini yekpare (tek parça, bütün) bir mesele olarak bize tasdik ettirmek (onaylatmak) istediler. Fakat biz bütün gücümüzü birisi üzerine, bir mesele üzerine toplamak için diğer meselelere temas etmeksizin Musul meselesi üzerine teksif ettik. (yoğunlaştırdık) … müttefikler tebaalarının (vatandaşlarının) zararlarını telafi için onarım bedeli olarak otuz milyon lira altın istediler. Sonunda bunu on milyon lira olarak talep ettiler ve bu parayı 1338 (1923) yılı içinde ödeyeceğiz. … dört milyon altın para olarak Yunanlılardan biz istedik. Onlar… tehcir ettirilmiş olan Hıristiyanların emlak ve arazisi olmak üzere .. külliyetli (çok fazla) para istediler. .. Sonuna kadar anlaşmazlık halinde kaldığımız konu Adli Sistemdedir… Onlara önce hâkim dediler (mahkemede hâkim bulunduralım dediler). Sonra hâkim görevini yapacak müşavir dediler. .. fakat hakim görevi veriyorlar. Meclis’te bulunuyor, mahkemede bulunuyorlar... … Mali kapitülasyonlar (ayrıcalıklar) görüşmeleri uygun bir biçimde ilerledi. Onlar esas itibariyle çok şeyden vazgeçtiler. Genellikle mali kapitülasyonlardan vaz geçtikleri kabul edilebilir.

    Bu notlar TBMM GCZ III – (Sf. 1292,1294 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    22 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 197, Celse: 1 Musa Kâzım Efendi

    Adana’da çıkan bir gazetede Cenap Şahabettin ve Süleyman Nazif’in BMM aleyhinde yazılar yazdıklarını ve vatan haini olduklarını yazıyor. 2.Gurup mebusları böyle saçma sapan hainlik suçlamasını lanetliyorlar. Sf. 400, 444  

    198 ve 199 Nolu İçtimalarda not yok.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 196, 197, 198, 199 Celse: 2 Hafidir: (TBMM GCZ III – Sf.1292-1294 arası) (197. İçtima 1. Celse 1: Sf. 400-444 arası) kitaplarından birebir alınmıştır.

  • 10 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 190, Celse: 2,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Abdülkadir Kemali Bey’in Ceza Kanununun 203 Maddesinde Değişiklik Yapan, Hürriyet-i Şahsiye Kanunu Teklifinin İlk İki Maddesi Değiştirilmiş Diğer Sekiz Maddenin Görüşülmesine Devam Ediliyor;

    Ali Fethi Bey (Dâhiliye Vekili); (Fethi Bey Hükûmet adına kanunun tümüne karşı çıkıyor.) “-Heyet-i umumiyesi (kanunun tamamı) reye konulacaktır. Onun için söylüyorum. Binaenaleyh bu kanunu kabul ederseniz idare makinesindeki intizam muhtel olacaktır (düzen bozulacaktır) ve hükümetsizlik başlayacaktır.”

    Hakkı Hâmi Bey; “- .. Yıkılacak! Eğer hürriyet-i şahsiyenin (kişisel hakların) aleyhtarı bir idare ise yıkılsın! (yıkılsın sesleri)” 

    … Ali Fethi Bey; “-.. hürriyet-i şahsiye (kişisel hürriyet) ancak muntazam (düzgün) ve mükemmel bir tarzda olabilir, anarşi hâlinde olmaz.” 

    Hüseyin Avni; “-Bizde anarşi mi var?”  Sf. 265  

    Kanunun Heyet-i Umumiyesi (tamamı) Oylandı ve 191. İçtimada kabul edildi.

    Bu kanunun oylamasında: kabul 95 red 16 ama karar yeter sayısı olmadığı için oylanması sonraya kaldı.

    Bir sonraki 191. içtimada tamamı kabul edildi.

    12 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 191, Celse: 1, Hüseyin Avni Beyefendi

    Abdülkadir Kemali Bey’in Ceza Kanununun 203 Maddesinde Değişiklik Yapan, Hürriyet-i Şahsiye Kanunu Teklifinin Tamamının Reye Sunulması; 58 Red oyuna karşılık 108 reyle Kabul Edildi. 0

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 190, 191 Celse: 1, – Sf. 265) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 189, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Abdülkadir Kemali Bey’in Ceza Kanununun 203 Maddesinde Değişiklik Yapan, Hürriyet-i Şahsiye (kişilik hakları) Kanunu Teklifi; Farklı teklifler vardı encümene gönderildi. Sf.233  

    2. Celse: Musa Kâzım Efendi

    Abdülkadir Kemali Bey’in Ceza Kanununun 203 Maddesinde Değişiklik Teklifi:

    Madde 1Nüfûz-u emniyeti suiistimal (güvenlik gücünü kötüye kullananlar) ile kanunen hakkında tevkif emri sadır olmayan (haklarında tutuklanma emri çıkmamış olan) kimseleri hapis ve tevkif ve idareten nefi’ (idari sürgün) ve… Seyahati haleldâr (seyahati engellemek)  veyahut mesâkini ihlal eyleyenler (evlerine zarar verenler) ve… hukuk-u tasarrufiyeyi masuniyeti (dokunulmazlık hakkını) iptal edenler… bir seneden üç seneye kadar hapis…” Sf.234

    Bu madde Kabul Edildi.

    2. Madde ise bu maddede belirtilen suçları işleyenler hakkında işlem yapmayan savcıların görevden alınacağına dair bir hüküm.

    Hüseyin Avni Bey; (1908 de ilan edilen Meşrutiyet hürriyeti halka intikal ettiremedi (yansıtamadı) diyor.) ” .. hürriyet, hâkimlerin, memurların ve mebuslarındır. .. Millet kabiliyeti nispetinde (yetenekleri oranında) hürriyetine sahip olur. .. Bugünkü gördüğümüz halkın hürriyetsizliği, kanunun noksanlığından ziyâde (çok) kanunun tatbik edilemeyişindendir. .. Bu kanun kabul edilirse köylünün efendiliği, halkın refahı işte o zaman meydana çıkar.” 

    (Ali Şükrü, Mehmet Şükrü ve Nazif Beyler bu kanunun lehinde konuşuyorlar. Bu arada 1.madde ile ilgili olarak, Hüseyin Avni, Mehmet Şükrü, A. Nazif, Hakkı Hâmi, Salih Efendi .. imzalı bir değişiklik takriri (önergesi) geldi;)  

    “Birinci maddedeki ceraim mürtekipleri (suçu işleyenler), her hangi rütbe ve memuriyette bulunursa bulunsun haklarında müddeiumumiler (savcılar) tarafından mehâkim-i umumiyeden (genel mahkemelerden) re’sen ikame ve takib-i dâva olunur (doğrudan dava açılır). ..Müddeiumumilerin emirlerini icra etmeyenler (uygulamayanlar) üç aydan üç yıla kadar hapis ve devlet hizmetinden men edilirler.” 

    Kabul edildi. 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 189, Celse: 1, – Sf. 233 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 188. Celse: 2, İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    Abdülkadir Kemali Bey’in Ceza Kanununun 203 maddesinde Değişiklik Yapan Hürriyet-i Şahsiye (kişilik hakları) Kanunu Teklifi;

    Görüşmelerde bir sonuca varılamıyor. Sf. 217 

    3. Celse Hafidir:

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 188, Celse: 1, – Sf. 217) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •    5 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 187, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Kürt Aşiretlerinin Lord Curzon’a Karşı İnfialleri (Büyük Güceniklikleri);

    (Rışvan Aşireti Reisi Zorkân, Merdis, Kavu, İzoli bir mektup ile Lordu kınıyorlar.) Sf.165 

    2. Celse Hafidir:

    İzmir İktisat Kongresi Hakkında Görüşmeler

    Ali Şükrü Bey; (Bu kongreler o işin uzmanları tarafından düzenlenir, böyle emirle olmaz diyor.) “-Bu şekilde bendenizin bildiği bir misal; .. İtalya Başvekili Mussolini’nin yapmak istediği bir iktisat kongresidir. Fakat onun mahiyeti (içeriği) adeta bir iktisadi bir Meclis-i Mebusan olduğundan gayet şiddetli bir hücumla karşılaşmıştır. .. Hükûmet parmağının girmesi katiyen doğru değildir. .. Böyle her meslek erbabından mürekkep (karışık) çorba şeklinde aşure gibi kongre olmaz.” Sf.177

    Konu tam aydınlanacak iken görüşmeler bitti. Sf. 182

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 187, Celse: 1, – Sf. 165 ile 182 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 183, Celse:4 ,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Baltalık Kanunu Hakkında Görüşme

    İktisat Vekili Mahmut Esat Bey; “-… Bugünkü Baltalık Kanunu memleketimizin ormanlarını mahvedebilecek bir kabiliyettedir. .. fakat yine Baltalık Kanunu’nu bugün tatbik ediyoruz, çünkü Meclisimizin kanunudur.”  Sf. 57  

    31 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 184, Celse:1 Hüseyin Avni Beyefendi   

    Lozan Hakkında Rauf Bey’in Beyanatı; (Rauf Paşa suyuna tirit, hamasi bir konuşma yaptı.) Sf.73

    1 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 185, Celse: 1 Hüseyin Avni Beyefendi   

    Nevâhi Kanunu Sf. 104,118 

    3 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 186, Celse: 1 Hüseyin Avni Beyefendi  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 183, 184, 185, 186 Celse: 1, – Sf. 57 ile 118 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 29 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 183, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa  

    26 Teşrinisani 1338 De Yeni Gün Gazetesinde Çıkan, Yunus Nâdi İmzalı, Yeni Bir Cidâl (Kavga, Savaş) Devri Adlı Yazı Hakkında Verilen Takrir:

    Hüseyin Avni Bey; “-.. Bir milletin matbuatının (basınının) hür olmaması o milletin reşit olmadığına delâlet eder (yetişkin olmadığını gösterir) ve tenkitten kaçan milletler daima ayıplarını setretmek (gizlemek) için çalışırlar.   .. Bu gazetede deniyor ki; “Cidâl (kavga, savaş) devri geliyor, bizde bu günkü inkılâbımızı kavramayanlar için hakk-ı hayat (yaşamak hakkı) yoktur.”  Beyefendiler; bu memlekette bu sözü söylemek için hiç kimsenin hakkı yok ve haddi değildir kanaatindeyim. .. İmhâ siyâseti tâkip etmek (yok etme siyaseti gütme) hakkını bize kim vermiştir?  ..Meselâ yazıyor ki; “TBMM her şeyi yapmak hakkını, salahiyetini (yetkisini) hâiz midir (sahip midir)?” Evet, BMM her şeyi yapar. “Her şeyi yapabileceklerini zannetmesinler. Onlar müvekkel (milletten vekâleten) aldıkları işleri gördükçe, bir zaman için Büyük Millet Meclisidirler. Fakat salahiyetlerinin, kudretlerinin membaını (yetkilerinin ve güçlerinin kaynağını) unutarak, tahakküm (hükmetme) devresine geçmek istedikleri zaman büyük millet salahiyetini (yetkisini) bilir.” Bu ihtâra (uyarıya) neden ihtiyaç gördünüz Beyefendi? Yoksa milleti teşvik mi ediyorsunuz? Bu makalenin niçin yazıldığının sebebini de söyleyeceğim. .. Şurasına nazar-ı dikkatinizi celbedeyim (dikkatinizi çekeyim); “Türk Milleti kendi istiklâlini konuşmaya .. ilh hâlâ böyle iken bu millette padişah ve sultan isteyen bulunabileceğini… isteyenler vardır. Bazı emâre ve alâmetler (ipuçları ve belirtiler) eksik değildir. Biz biliriz ki onlar kendi kanları içinde boğulacaktır.”  Beyefendi hangi mahkemenin kararıyla hükmediyorsunuz?  .. Eğer benim kanaatim bu milletin Padişahla refah bulacağı kanaatinde olsaydı o mücadeleyi ben yapardım. Ben yine ona kaniim ki Yunus Nadi Bey’den daha evvel bu davanın âlemdârı (bayrak tutanı) olarak çıkmışımdır. Biz inkılâbı fikirle yapacağız ki pâyidar (sonsuza kadar kalıcı) olabilsin. .. kanla değil fikirle inkılap yapacağız. ..  BMM isterse Padişahı da getirir.”

    Celal Nuri Bey (Gelibolu); “-Katiyen getiremez.” 

    Hüseyin Avni Bey; “-İsterse getirir, kudretinin hâd (sonu) ve payanı (sınırı) yoktur.”

    Ali Şükrü Bey; “-İsterlerse getiriler!” (gürültüler)

    Hüseyin Avni Bey; “- ..Celal Nuri Bey mütarekeyi müteakip (ateşkesten sonra), gazetesiyle padişahın soğancı başısı olduğu vakit yazılmıştır bunlar yahu?  Osmanlı saltanatı bâki (kalıcı) iken yazılmıştır. O vakit başka türlü yazılır mıydı?” 

    Mehmet Şükrü; “-Saltanat mevcut iken yazanlar şimdi yine yazarlar!”        

    Hüseyin Avni; “-Saltanata ilk evvel isyan eden benim arkadaşlar. Efendiler Harekât-ı Milliye başlamadan yedi ay evvel o saraya hücum ve isyan edenlerdenim. (Bravo sesleri) .. Eğer Yunus Nâdi Bey’in sözüyle bu memlekette bir bıçak kımıldayacak olursa, evvelâ beni vursun.” 

    Râsih Efendi (Antalya); “- .. BMM kürsüsünde Reisvekili bulunan Avni Bey BMM kürsüsünden padişahlık propagandasını yapıyordu.” 

    Hüseyin Avni Bey; ” Bendeniz bir köylünün oğluyum, ne padişah müdafaa ettim ne propaganda ettim. .. Her hakikati mugalâta (yanıltmaca) ile boğmak istiyorsanız sükût edelim… Ben tarihin seyyiatını padişaha ve onun etrafındaki yaldızlı üniformalı haşarata yüklemekteyim. (Bravo sesleri) ..bu Gazete harekâtıyla diyorum size, madde tayin ettim. Size hürmetsizlik yapmıştır.” 

    Hamdullah Suphi Bey; “- .. Hüseyin Avni Bey bir partinin başında görünen bir kimsedir.” (parti yok sesleri, gürültüler) 

    Ali Şükrü Bey; “-.. Hüseyin Avni Bey ..Riyasete intihâb edilmiş (seçilmiş) ve guruptan istifa etmiştir. Bu güne kadar Hüseyin Avni Bey’in guruba geldiğini de bilmiyorum, görmedim ve namusum hakkı için söylüyorum. …  ..fikir zincirlenemez. Bu yazıyı hukukçular incelesin suç unsuru var mı diye?” 

    Ragıp Bey (Kütahya); “-O halde zatıâliniz de gidiyorsunuz mahkemeye.”

    Ali Şükrü Bey; “-.mahkemeden değil, ölümden korksam buraya gelmezdim.”         

    Hüseyin Avni Bey; “-Bu mesele müddeiumumîye (savcıya) aittir…” 

    Mehmet Şükrü Bey; “-.. Bu mahkeme şekil itibariyle iki cürümü inha edebilir (atayabilir). BMM şahsiyet-i mâneviyesine (manevi kişiliğine) tecavüz etmek. İki; şekilden ibaret olan BMM şekline masur kalacaktır ibaresi.” Sf.53

    Bu Takrir Reddedildi; (Yani Yeni gün Gazetesinin yazdıklarının soruşturmaya gerek olmadığına karar verdiler.)  Sf. 55  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 183, Celse: 1, – Sf. 55 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 183, Celse: 3,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Bazı Subayların Terfii Hakkında Müdafa-İ Milliye Vekâletinin Verdiği Takrir Görüşülüyor:

    Hüseyin Avni Bey; “-Müdafa-i Milliye Vekili Paşa Hazretlerinden soruyorum; BMM Riyaset taburu diye böyle Meclis’in kadrosunda birşey yoktur. Ne de Devlet kadrosunda vardır. .. BMM muhafız taburu vardır. Yeni bir padişah yaratmayacak Meclis.” Sf. 42

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 183, Celse: 1, – Sf. 42 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.