Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 6 Mayıs 1338 (1922) tarihinde İçtima: 40. Celse:12 Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Başkumandanlık Kanununun Temdidi Oylanıyor;

    BAKKAL’IN YORUMU (1996) Oylamaya katılanlar; 203 kişi, 177 kabul, 11 red, 15 çekimser oy var. Mehmet Şükrü Bey oylamaya da katılmadı, Ali Şükrü Bey de çekimser oy kullandı. Bu kanuna red oyu verenler; Süleyman Bey (Canik), Hulusi (Karahisarısahip), Dursun Bey (Çorum), M. Lütfü (Siverek), Hüseyin Avni Beyefendi (Erzurum), Selahattin Bey (Mersin), İsmail Bey (Erzurum), Hasan Basri Bey (Karesi), Vasıf Bey (Kara Vasıf, Sivas), Ömer Lütfü (Karahisarısahip), Ziya Hurşit Beyler.   Çekimserlerden bazıları; Ali Şükrü Bey, Mehmet Akif (Ersoy)  gibi. Evet diyen bazı Mebuslar; Besim Atalay Bey, Vehbi (Karesi), Tahsin (Aydın)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 40, Celse: 1, – Sf. 529, 530) kitabından birebir alınmıştır.

  •   6 Mayıs 1338 (1922) tarihinde İçtima: 40. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    1.Celse Hafidir:

    Başkumandanlık Kanununun Süresinin Üç Ay Temdidi Hakkında Kanunun Görüşülmesi;

    Aşağıdaki notlar TBMM GCZ III (Sf. 334-353 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Mustafa Kemal Paşa; “-Bizim Meclisimiz dünyanın en demokrat bir Meclisi’dir. Şükrü Efendi (Mehmet Şükrü Bey) bilsin ki, millet onun gibi düşünmüyor. Şükrü Efendi’nin dediği gibi komedya oynatmıyoruz. Efendiler, Başkomutanlığın gereğini ve gereksizliğini Şükrü Efendi ve arkadaşlarının takdirine ihtiyaç yoktur. Şükrü Efendi ile arkadaşları Ordunun yalnız inhilaline (çökmesine) yardım eden kuvvetlerdir.”

    Mehmet Şükrü Bey; “-Estağfurullah Paşa’m! Estağfurullah!”

    Hüseyin Avni Bey; “-Cephe arkadaşlarından kimler var Paşa’m.?”

    Mustafa Kemal Paşa; “-Efendiler, ben kanun yayınlamadım.. Başkumandanlık emir verir ve ben emir vermişimdir. .. .Hüseyin Avni Bey kanun aleyhinde söz söylerken birçok mütelâşi (telaşlı) sözler söylemiştir. .. Meclis-i Âli’ye hitaben diyorum ki, bu hareket tarzı ile Meclis’i siz rezil edeceksiniz.” 

    Hüseyin Avni Bey; “-Öyle bir sözüm yoktur yanlıştır.”

    Mustafa Kemal Paşa; “-… fertler vardır efendiler ve bunları da sözlerle inkâr etmenin imkanı yoktur.”

    Hüseyin Avni Bey; “-Müsaade buyurunuz efendim.”

    Mustafa Kemal Paşa; “-Dur efendim! Ne zır zır ediyorsunuz?”

    Hüseyin Avni Bey; “Zır zır kelimesini kabul etmem!”

    Mustafa Kemal Paşa; “-Zır zır yapıyorsun ya!”

    Hüseyin Avni Bey; “-İstirham ediyorum Paşa’m, sözünüzü geri alınız!”

    Mustafa Kemal Paşa; “-Mahalle kahvesi midir burası?”

    Hüseyin Avni Bey; “-Milletin Kâbe’sidir.”

    Mustafa Kemal Bey; “-Öyle ise riâyet ve hürmet ediniz Kâbe’ye!”

    Hüseyin Avni Bey; “-Ben hürmetkârım!”

    Mustafa Kemal Paşa; “-Efendiler, bugün milleti yaşatacak olan yalnız harptir. Başka çare yoktur. ..ancak ondan sonra milleti insanca yaşatmak mümkün olacaktır. (çok doğru sesleri) … Kanunun ülkede angaryayı yasakladığını söylüyorlar. Doğrudur efendiler. Fakat tehlike, ihtiyaç bize her şeyi meşru (haklı) göstermektedir.

      (Paşa, çok sinirli, Erzurum Mebusu Salih Efendi’yi de “sus” diye azarlıyor. Başkomutanlık kanunu henüz oylanmamış, Mustafa Kemal çok kızgın ve üzgün. Hüseyin Avni Bey korkmuş olmalı.  Bu arada Yunanistan saldırıya geçmiş şeklinde yalan haber ve yazılar geliyor Meclis’e) (TBMM GCZ III – Sf. 337)

      Mustafa Kemal Paşa; “-…Ordu kumandansızdır…. Binaenaleyh bırakamam ve bırakmayacağım.”

    (Başkumandanlığı bırakmam diyor, kanunun süresi 5 Mayıs’ta yani bir gün önce dolmuş olmasına rağmen.)

    (Bolu mebusu Hoca Sadullah Efendi Mustafa Kemal’i destekleyen dini bir konuşma yapıyor.)

      …. Salih Efendi (Erzurum); “-… Paşa Hazretleri emir buyurdular ki (1) Anadolu’da ben eser-i himmetimle yalnız bu işi ben yaptım. Öyle ise bizi neye karıştırdınız.? .. Yalnız bu işi ben yaptım. Öyle ise bizim ne kıymetimiz kalmıştır?” (TBMM GCZ III – Sf. 334-353)         

      Hüseyin Avni Bey; “-…. Paşa Hazretlerinin fedakârlıklarının derecesini bilmeyen kimse yoktur. … Paşa da daima şunu kalben bilir ki o geldiğinde sinemize girdi. Fakat sinemize girdiği zaman hançeri ile değil gülleri ile kabul ettik. Paşa’yı bu şekilde kabul ederiz. … Paşa’ya her ne söylersem buradan ve mertçe açık bir dille haykırırım... bir gün için tenezzül edip (alçalıp) böyle makamlarına giderek, gerçek dışı bir biçimde Paşa’nın kulağına söylemeyi asla kabul edemem. Bu ayıptır ve zillettir. (bravo sadaları) ..Yine söylüyorum; yasama yetkimize Paşa hürmetkâr olmaya mecburdur. .. Paşa Hazretlerinin buyurdukları gibi, biz Cengiz, Petro, Napolyon gibi efsaneleri içimizden çıkarmak istemiyoruz. …Böyle olağanüstü yetkileri kullanırsa pek doğru olmaz Çünkü o da insandır. Paşayı size ben prezante ettim (ben teklif ettim)” 

     ….. Mehmet Şükrü Bey; “-Şimdiye kadarki söz konusu işlerden uzun uzadıya bahsetmeyeceğim. Paşa Hazretleri, “

    Mustafa Kemal Paşa; “-Bahsedecen de ne olacak?”

    Mehmet Şükrü; “-Böyle asabiyetle (sinirlilikle)

    Mustafa Kemal Paşa; “-Asabiyet falan yok! Haydi haydi!”

    Mehmet Şükrü Bey; “-Asabiyetle karşıladılar, hâlbuki benim amacım, açık celsede yapılmasını söylemem, aleyhinde bir güvensizlik değil.”

    Mustafa Kemal Paşa; “-Aleyhinde kelimesine tenezzül etmem. Aleyhimde bulunursan ne olacak?”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 40, Celse: 1 Hafidir, (TBMM GCZ III Sf. 334-353 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Hitap şeklinden öyle anlaşılıyor ki, Salih Efendi de çok korkmuş.

  •      4 Mayıs 1338 (1922) tarihinde İçtima: 39. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    2. ve 3. Celseler Hafidir (Gizlidir)

    Başkumandanlık Kanunu’nun Süresinin Uzatılması Hakkındaki Görüşmeler.

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “- .. Aleni (açık) bir kanunun gizli görüşülmesinin anlamını arkadaşlarımdan sorarım. Bir Başkumandanlık Kanunu var, bir takım yetkiler veriyoruz. Bu yetkiler hakkında, aleyhinde idare-i kelam etmek (eleştirel konuşmak) yasak mıdır? Hayır. Binaenaleyh (bundan dolayıdır ki) bu idare-i kelam bir milletin isbat-ı rüştüne (geliştiğini ispat etmeye) delâlet eder. Millet de bilsin ki batağa giderken de hesap soracaklar. .. Rica ederim böyle panoramalardan vaz geçin. Her şey açık ve serbest olmalıdır. Ve gayet serbest idare-i kelâm edilmelidir. (eleştirilebilmelidir) Bu gibi işler böyle kapalı celselerde görüşülmez.”

    Ali Şükrü Bey (Trabzon); “-.. O kanuna bugün, bu şekilde ihtiyaç olmadığına kaniim (kandım, inanıyorum). (hiç lüzum yok sesleri) Meclis’in böyle bir devirde hukuk-u teşriiyesini (yasama hakkını) hatta icraiyesini (yürütmesini), küçük bir parça bile olsa gasp (zorla alma) ve tahdit edecek (sınırlayacak) bir kanuna bugün gerek yoktur. Fakat o gün lâzım idi. Nitekim biliyoruz ki Tekâlif-i Milliye (1) gibi bu Meclis’in hakkına taallûk eden (Meclisin hakkıyla ilgili olan) kanunlar Başkumandanlık imzasıyla yapılmıştır.”

     …  Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “-Bizde mukaddes şahıslar yok, lehinde de aleyhinde de söyleriz.”

    .. Salih Efendi (Erzurum); “-Fransızlar bir barış yaptılar. Hâlbuki bugün Fransız Genelkurmay’ı ta Pozantı’dan itibaren demiryolu hattını işletiyor.  Yani bu dehşetli bir inceliktir. Fransız Genel Kurmayı Adana’da hattı işletiyor. Bunu hükümet bizden gizliyor.

    (Başkumandanlık Kanununun süresinin üç ay daha uzatılması, komisyonda görüşülmeden,  usulsüz olarak kabul edildi.)

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “-Ben kişisel mücâhade (gayret) ve mücadelemi kimseye vermem. Başka arkadaşlarımız da insan gücünün üstünde güçler tasarlayarak ve hayal ederek yetkilerini (gürültüler) … Efendiler Tekâlif-i Milliye (1) diye Büyük Millet Meclisi’nin yetkilerini istimal edecek (kullanacak) bir şahsı dünyada görmek istemem. .. Bu benim hakk-ı insaniyetim (insani hakkım), bu benim mebusluk şerefim. .. Namusum üzerine milletin Vekâletini deruhte ettim (üzerime aldım). Hakk-ı teşriiyemi (yasama hakkımı) elimde tutacağım. Onun hukukunu başımın üzerinde tutmak için tırnaklarım varken başkalarına verip de heder ettirmeyeceğim. Hangi millet size yetki veriyor ki hakkınızı kendiniz istimâl etmeyin (kullanmayın) başkalarına verin diye? Kim söyledi? Kim sizi böyle vekil etti? Böyle mebus tanımam!  Millet, hakkını istimal (kullanmamız) için yetki verdi, yoksa gereksiz yere başkasına devretmek için vermedi. .. Teşri hakkının (yasama hakkının) ne demek olduğunu ilan için, insanlık binlerce, yüz binlerce sene böyle miskin adamların elinde inleye inleye denizler kadar kan döktü. Siz zorla kafese, peçelere girmek istiyorsunuz. Siz milleti rezil edeceksiniz. (iki satır zabıttan Reis Paşanın gördüğü lüzum üzerine çıkartıldı.) … Herkes düşüncesini burada benim gibi söylesin. . Ben kendi kanaatimi söylüyorum. Hangi zorunluluktur ki Büyük Millet Meclisi yasama ve yürütme yetkisinin önemli bir kısmını böyle selmettüsselam (rastgele), bir kısım alıp da kim olursa olsun bir başkasına versin. Ben akıl, dirayet, mekinet (onur) açılarından BMM üzerinde bir güç göremem….. Tekâlif-i Milliye gözümüzün önünde bir hakikat gibi parlıyor. Demek ki insanların suiistimal edebileceği yetki ve güç verilebiliyor. …efendiler, hakkınızı kıskanınız. Efendiler, seçmenlerimizin vermiş oldukları hakkı kullanma çarelerini bulalım. .. yetkimi, yasama görevimi ben kendim burada namus bildim. Bunun için ebediyyen haykıracağım.Avrupa, dünya milletlere saygı gösteriyor, kişilere değil efendiler. Kişilerden beklediğimiz saygı kalıcı olmaz. Milletlerin seçimine saygı duyalım. .. Milli güç olursa harbi de o yapar efendiler. Yoksa kişiler, kurunu ulaya (geçmiş zamanlara) ait bir takım zihniyetler, onlar ölmüştür! .. Bunları yeniden icat etmeyiniz. Yeniden halkı zincirlere sarmayınız efendiler. Yüzde kırk tekâlif-i milliye alınırken içimiz sızlıyordu, fakat ne yapalım verdik diyordunuz. İşte bugün vermeyiniz.”

    .. .Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); (1927’de İzmir Suikastı davasında idam edildi) “-… Meclis yasama ve yürütme yetkilerini Başkumandan Paşa Hazretlerine vermiştir. Paşa Hazretleri’nin yayımladığı bir beyanname veya bir kanunla Tekâlif-i Harbiye, Tekâlif-i Milliye (1) çıkmış ve halkı zarara uğrattığı ve ne kadar suiistimal (görevi kötüye kullanma, yolsuzluk) yapıldığı hepimizin gözlerimizin önündedir.”

    .. Selahattin Bey (Mersin); (Albay Çolak Selahattin) “-… Ben meseleyi kişisel olmaktan uzak tutarım.. Fakat bunun bir kişi meselesi olduğunu gördükçe üzülürüm…. kanun angaryayı (zorla çalıştırmayı) yasaklar. Angarya yaptırıyorsunuz, doğru mudur? Mahkeme (İstiklâl Mahkemesi) oluşturulur, gider herhangi bir yerde karar verir. İcrâ-î kaza eder (Yürütmenin yetkisini kullanır). Bu, doğru mudur? Hakk-ı kazâyı (karar verme hakkını) kim vermiştir?

    (Lazistan Mebusu Dr. Abidin Bey, arkadaşları ile bir araştırma komisyonunda görev yapmış, anlatıyor; ordu ihtiyacının ve besleyebileceğinin üzerinde  vatandaşlardan hayvan topluyor, bunların çoğu ölüyor diyor.)

    Ali Şükrü Bey (Trabzon); (Ali Şükrü meseleyi kavrayamamış olabilir.) “-Başkumandan Paşa Hazretleri bu yetkileri bizzat kullanmıyor. Ve bu yetkiler yasama yetkileridir… Ben bunu size verdim desin, bitsin.”       

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “-Bu verilir mi, alınır mı?”   

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); (Mükemmel bir çıkış yapıyor, ders veriyor, tarihe not düşüyor) “-.. Paşa, kuvvet Başkumandanlık Kanunu’nda değildir. Milletin azim ve imanında, süngüsündedir. Kuvvet milletin rüştünü (büyüdüğünü, geliştiğini) ispat etmesindedir.”

    … Reis; “-Soru mu?”

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “-Evet efendim sorudur. Sizi Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) yaptık, sizi Vekil (bakan) yaptık, Orduların başına koyduk, siz düşmana cevap vereceksiniz… Başkumandanlığın kanunu ile ise vay halimize. Böyle anlaşılıyor ise arz ederim ki; o kuvvet değildir. .. Burada reşit bir millet görmek istiyorum.” 

    (Başkumandanlık kanununun, yasama yetkisi veren 2. maddesinin iptali ile ilgili önerge verenler; Selahattin (Mersin), Hüseyin Avni, Ziya Hurşit, Hulusi (Karahisarısahip), Mustafa (Dersim), Lütfi (Siverek), Kara Vasıf (Sivas), Mehmet Şükrü, vs.)  

    Hüseyin Avni Beyefendi; “-Efendiler, düşman muhtelif savletleri neticesinde Sakarya önüne kadar gelmişti. Tabii ki bu, Erkân-ı Harbiye’nin bir manevrası neticesi olmuştur. ..  Artık ahval-i fevkalâdeye (olağanüstü şartlara) lüzûm ve ihtiyaç kalmamıştır. Başkumandan Paşa Hazretleri Meclis’te hazır olsaydı kendilerinden burada açıktan soracaktım; acaba BMM’nin kendilerine vâki olan bu tevcihinin (yaptığı bu yönlendirmenin yani başkumandanlığın) artık devamına lüzûm var mıdır?   .. Başkumandanlığa gerek tekâlif (vergi alma) ve gerekse hakk-ı kaza (yasama kararı hakkı) hususunda verilen salâhiyetin (yetkinin) ve bu gibi hukukun istimâlinin  (bu gibi hukukun kullanılmasının) nâbemahal (yersiz, gereksiz) olduğuna ve artık mevsiminin geçtiğine kaniim.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 39, Celse: 1,2 ve 3. Celseler hafidir – Sf. ? ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var. Başkumandanlık emri ile halktan Tekâlifi Milliye alındı ama iade edilmedi.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Hüseyin Avni Beyefendi bu celsede de olağanüstü, insanüstü bir mücadele verdi. Reis kötü bir idare sergiledi. Müzakereyi kâfi gördü, oylamaya geçilecek iken, Hüseyin Avni ve arkadaşları hemen, ad okunarak oylama yapılması için on beş imzalı bir takrir verdiler. Meclis’te ekseriyet olmadığı anlaşılınca bu kanunun oylaması sonraya kaldı.

  • 1 Mayıs 1338 (1922) tarihinde İçtima: 37, Celse:1, Reisisâni Rauf Beyefendi

    Selahattin Bey’in Hazırladığı Müecceliyet-i Askeriye Vergisi Kanunu: (Askerliği tecil edilmiş olanlardan vergi alınması hakkında kanun. Çok iyi hazırlanmış bir kanun, kabul edildi.)  Sf.453, 472  

    2 Mayıs 1338 (1922) tarihinde İçtima: 387, Celse:1, Reisisâni Rauf Beyefendi

    Müecceliyet-i Askeriye Kanunu Kabul Edildi. (Askerliği tecil edilmiş olanlardan vergi alınması hakkında kanun.) 

    2.Celse. Reisisani Rauf Beyefendi.

    Müdafa-i Milliye Vekâleti’ne 20 Milyon Avans Talebi Görüşülüyor.

    Salih Efendi;  “-… Efendiler Meclis’i küçük görenler, küçük adamlardır.” Sf. 504

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 37, Celse: 1, – Sf. 453 ile 504 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Nisan 1338 (1922) tarihinde İçtima: 36, Celse:1, Reisisâni Rauf Beyefendi

    Şeriye Vekili Hakkında İstizah (gensoru): Sf. 432  

    (Edirne Mebusu Şeref Bey’in bazı soruları var, Şer’iye Vekili Bursa Mebusu Mustafa Fehmi Efendinin iki gün önceki 27 Nisan 1338 tarihli istifası okunuyor. Sf. 439

    Ramazan Ayının Birinci Günü: Konuşma sırası söz konusu olunca Hüseyin Avni, Salih Efendi’den sonra konuşmaya razı oluyor ramazan için tatil isteniyor ama:

    Hüseyin Avni; “-Vazife her şeyden mübarektir.”

    2.Celse. Reisisani Rauf Beyefendi

    İktisat Vekâleti Seçimi  

    Hüseyin Avni; (Reis’in vekiller için aday göstermesinin doğru olmadığını vurguluyor.) “-O kanunun ilgasına (kaldırılmasına) razı olmayanlar, vâsiye (kendilerini yönetecek kimseye) muhtaçsa kendilerine vâsi tutsunlar. BMM kendisi içinden vekilini intihap eder (seçer), namzet irâesine (aday gösterilmesine) lüzûm yoktur. Artık Meclis bu kanunu yırtmıştır. .. Paşa Hazretleri de Encümende bu hususu kabul buyurmuştur. Rica ederim BMM akil ve reşittir, vekilini intihâpta (seçmekte) hür ve serbesttir.”

    (Mustafa Kemal Paşa üç namzet gösteriyor, Hasan (Saka) Bey (Trabzon), Celal (Bayar) Bey, Mustafa Bey (Kozan). Oylamada Celal Bey 25, Hasan Bey 57, çekimser 84, Bazı vekiller bu bakanlığı kaldırıp Genel Müdürlük yapalım diyorlar. Sf. 442 Hüseyin Avni Bey bir takrir vererek namzet usulünü (Meclis Başkanının aday göstermesi usulünü) kaldıralım diyor, reis bu takriri oylamıyor, lâyiha encümenine gönderiyor. Selahattin Bey de bu takriri destekliyor.) Sf. 445

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 36, Celse: 1, – Sf. 432 ile 445 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •    27 Nisan 1338 (1922) tarihinde İçtima: 35, Celse:2 Hafidir, Reisisâni Rauf Beyefendi

    Vazifei mahsusa için Ukrayna’ya gidecek heyet âzâsından Sinop Mebusu Rıza Nur Beyin istifasının istirdadı (geri alınması) hakkında, (Hay, hay sadaları, istifasını kabul etmiyoruz sadaları)

    3. Celse. Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Sırrı Bey İktisat Vekâletinden İstifa Ediyor

    (Op. Emin Bey; Vekil Iskat edilir (düşürülür), istifa zabta geçemez diyor.)         

    İkinci Gurup: Meclis’te artık bir muhalefet gurubu var. Bu son oylama tarafları belli etti. İkinci Gurup denilen bu muhalifler şunlardır;

    1- Muhittin Bey (Elâziz), 2- Cemal Paşa (Isparta), 3- Bahri Bey (Yozgat), 4- M. Vasfi Bey (Karahisarı şarki), 5- Ziya Hurşit Bey (Lazistan), 6- Şevket Bey (Beyazıt), 7- Mustafa Bey (Gümüşhane), 8- Tevfik Bey (Van), 9- Yasin Bey (Oltu), 10- Süleyman Sırrı Bey (Yozgat), 11 – Asım Bey (Erzurum), 12- Tufan Bey (Hakkâri), 13- İsmail Bey (Erzurum), 14- Yusuf Ziya (Mersin), 15- Hacı Şükrü (Diyarbakır), 16- Hulusi (Karahisarı sahip), 17- Halil İbrahim (Antalya), 18- Ali Vefa (Antalya), 19- Râmiz (Dersim), 20- İsmail Remzi (Isparta), 21- Hakkı (Van), 22- Halil İbrahim (İzmit), 23- Rıza (Yozgat), 24- Süleyman Sûdi (Bayazit), 25- Yahya Galip (Kırşehir), 26- Mahmut (Ergani), 27- Şükrü (Bolu), 28- Osman Fevzi (Erzincan), 29- Haşim (Çorum), 30- Cemil (Kütahya), 31- Şeyh Hacı Fevzi (Erzurum), 32 – Hacı Fevzi (Elaziz), 33- Dr. Asim (Amasya), 34- Mithat (Mardin), 35- Ziyaeddin (Sivas), 36- Vehbi (Karesi), 37- Sâbit (Kayseri), 38- Cevdet (Kırşehir), 39- Abdülhak Tevfik (Dersim), 40- Hüsnü (Bitlis), 41- Dr. Abidin (Lazistan), 42 – Ömer Lütfü (Amasya), 43- Hacı Mustafa Efendi (Ankara), 44- Hacı Atıf Efendi (Ankara), 45- Emin Bey (Erzincan), 46- Nüzhet (Ergani), 47- Hüseyin Avni Beyefendi, 48- Dursun (Çorum), 49- Ahmet (Yozgat), 50- Rüştü (Maraş), 51- Bekir Sıtkı (Siverek), 52- Derviş (Mardin), 53- Salih Efendi (Erzurum), 54- M. Nadir (Isparta), 55- Ali Haydar (Genç), 56- Nusret Efendi (Erzurum), 57- Ali Vasıf (Genç), 58- Şevki (İçel), 59- Dr. Suat (Kastamonu), 60- Besim Atalay (Kütahya), 61- İzzet (Tokat), 62- Ali (Amasya), 63- Osman (Kayseri), 64- Rıfat, 65- Ahmet Hilmi (Kayseri), 66- Tevfik Fikri (Genç), 67- Mehmet Şükrü (Gümüşhane), 68- Celal (Genç), 69- Şeyh Fikri Efendi (Genç), 70- Mehmet Şükrü Beyefendi, 71- Mustafa (Karahisarı şarki), 72- Vehbi (Bitlis), 73- Abdullah Ef. (Bolu) , 74- Şeyh Servet Ef. (Bursa) , 75- Mustafa Kemal (Ertuğrul) , 76- Sadettin (Menteşe), 77- Hacı Ahmet Hamdi Efendi (Muş), 78- Abdullah Efendi (İzmit), 79- M. Lütfü (Siverek), 80- Latif Bey,  81- Ali Şükrü Bey, 82- Selahattin Bey.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 35, Celse: 1, Celse 2 Hafidir) Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  •    27 Nisan 1338 (1922) tarihinde İçtima: 35, Celse:1, Reisisâni Rauf Beyefendi

    Selahattin Bey zabıtlar vatandaşa ulaşsın diyor, Rauf Bey verilen yerleri söylüyor, kıtalara bile gönderiyormuş. Günde 1250 adet basılıyor diyor.

    Hüseyin Avni Bey; “-Efendiler TBMM mefkûrevî inkılâp (fikrî devrim) yapıyor diyoruz. .. Milleti yaptığı kanunlardan haberdar etmemişse mefkûrevî inkılap nerede kalır? Ben matbaa yok diye böyle bir mazereti BMM şerefiyle katiyen mütenasip (uygun, orantılı) bulmam efendiler. … Matbaa yaratılmalıdır. .. Divan-ı Riyâset kabahat etmiş. Kendi sözümüz kendi cebimizde mi kalacak?Sf. 420, 421

    İktisat Vekili İzmit Mebusu Sırrı Bey İstizah (gensoru) Oylamasında Düştü: (Sırrı Bey hakkındaki istizah iddiaları çürük gibi, oylama yapılıyor 78 e 78 çıkıyor. Hüseyin Avni ve Ali Şükrü Beyler onu destekleyen konuşmalar yapıyorlar. Tekrar oylama yapılıyor bu sefer 85 güven, 89 güvensizlik oyu çıkıyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 35, Celse: 1, – Sf. 420 ile 421 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •   25 Nisan 1338 (1922) tarihinde İçtima: 34, Celse:2, Reisisâni Rauf Beyefendi

    2. Celse Hafidir

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ III kitabından birebir alınmıştır.

    Özel Görevle Ukrayna’ya Gidecek Heyete Ödenek; Vazifei Mahsusa (özel görev) İle Ukrayna’ya Gidecek Heyetin Masarifi Zaruriyesine (Zorunlu Harcamalarına) Karşılık Olmak Üzere 1338 (1922) Senesi Hariciye Vekâleti Bütçesine Mevzu Tahsisat Kanunu’na Müzeyyel (Ekli) Kanun Lâyihası (teklifi)

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum) “-Efendim, ben para kaygısında değilim. Heyeti Vekile’nin (hükümetin) bu hususta salâhiyettar (yetkili) olacağına dair muhterem hocam Yusuf Kemal Beyin (Hâriciye Vekilinin) gösterdiği delil hakkında maruzatta (açıklamada) bulunacağım. Zannediyorum ki; Heyeti Vekile (hükümet, bakanlar kurulu) ile bizim bildiğimiz Meclisi Vükelâ (meclisin bakanları) başka başka şeylerdir. Heyeti Vekile denilen heyet, kendi kendilerini nevama (devamlı) zavallı Babıâli (İstanbul hükümetleri) taklidinden çıkamamak ve Büyük Millet Meclisinin gayesini ve hikmeti teşekkülünü (kuruluş sebebini) takdir edememek yüzünden kendilerine bir şekil ile bir padişah yaptılar, bir sadrazam yaptılar.

    Hariciye Vekilli Bey .. buyursunlar ki; giden heyete takdir ettiğiniz para az gelir. Bizim paranın kıymeti orada şu kadardır ve şu kadar sarf olunur tarzında idarei kelâm etmeli. İmanım da vardır ki amali (emelleri) de böyledir, gayesi de böyledir. O da bizim gibi düşünür. Fakat ihatasız (desteksiz) bir takım arkadaşların arasına düşmekle sürüklenmiştir. (Ooo sesleri) Efendiler, bizim Heyeti Vekile kabine değildir. Büyük Millet Meclisi, affınıza mağruren (affınıza sığınarak)  söylüyorum. (Gürültüler)

    Rıza Nur Bey (Sinop) “Kendileri çok ihatalıdırlar (dayanıklıdırlar) orada otursunlar. Öyle bir hakareti kabul etmiyorum, kendilerine iade ediyorum.”

    Hüseyin Avni Bey (Devamla) “Hakaret değildir o.”

    Rıza Nur Bey (Sinop) “Eğer Meclisi Âli bizi oraya lâyık görmüyorsa şimdi istifa ediyorum. Böyle hakaretâmiz (hakaret içeren) sözler söylememelisiniz.”

    Hüseyin Avni Bey (Devamla) “Eğer öyle telâkki buyuruyorsanız (algılıyorsanız) geri alıyorum. İhatadan maksadım, oraya gittiniz ve Babıâli yaptınız, beyefendiler.”

    Rıza Nur Bey (Sinop) “Yani, hiç bir şey anlamıyoruz, ne demektir?”

    Hüseyin Avni Bey (Devamla) “İkaz ediyoruz.”

    Rıza Nur Bey (Sinop) “İkaza ihtiyacımız yok. Biz Meclis’in arzu ve amalini (emellerini) tamamıyla anlıyoruz. Biz de bu Meclisin içerisinde değil miyiz?. Biz de anlayabiliriz. Bir şey bilmezsek mebusluktan da istifa ederim.”

    Hüseyin Avni Bey (Devamla) “Hayır efendim. Ben sizi müstakil vekil (bağımsız bakan) yaptım. Ben de hakkımı iddia ediyorum.”

    Reis “Efendim, Hüseyin Avni Bey sarahaten (açıklıkla) ifade etmiştir. Sözlerinde hiç bir veçhile Heyeti Vekile’ye taarruz yoktur.”

    Hüseyin Avni Bey (Devamla) — Ben haddimi bilirim. Ben intihap ettiğim (seçtiğim) vekilime, benim amalim (emellerim) şudur diyorum, benim arzum budur, milletin gayesi de şudur diyorum. İhatayı bunun için söylüyorum. Kime taarruz edeceğim; taarruz benim ne haddim. Vekiller yalnız benim vekilim değil ki. Vekiller Heyeti Celile’nizin vekilidir. Size taarruz demek, Heyeti Celile’ye taarruz demektir.

    Vazifei mahsusa için Ukrayna’ya gidecek heyete dâhil Sinop Mebusu Rıza Nur Beyin heyet azalığından istifası.

    3.Celse. Reisisani Rauf Beyefendi.

    Ukrayna’ya Gidecek Heyetin Tahsisatı Hakkında Görüşme. 

    4. Celse. Reisisani Rauf Beyefendi.

    İktisat Vekâletinden İstizah (soru önergesi).

    (Karahisarısahip Mebusu İsmail Şükrü Bey’in istizâhı uzun uzun görüşülüyor bir türlü oylama yapılamıyor. )

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 34, Celse: 1, 3 ve 4 (2. Celse Hafidir – TBMM GCZ III – Sf. ?) ) kitabından birebir alınmıştır.

  •    22 Nisan 1338 (1922) tarihinde İçtima: 32, Celse:1, Reisisâni Rauf Beyefendi

    Arazi Vergisinin Beş Yıllığını Peşin Verenlerin, Vergi Artışlarından Muafiyeti Hakkında Kanun; (Bu kanun teklifi ittifakla reddedildi.)

    Mâliye Vekili Hasan Bey İstifa Ediyor:

    Hasan Bey (Maliye Vekili)(Trabzon); “- .. Efendim, Vekilinizin (bakanınızın, kendisini kastediyor) tarz-ı içtihâdı (görüşü) ile Heyet-i Celileniz (yüce heyetiniz) arasında bu meselelerde ihtilaf (uyuşmazlık) hâsıl olmuştur. .. Vekâletin diğer bir arkadaşa tevdiini (verilmesini) rica ediyorum.” 

    Hüseyin Avni; “- .. Heyet-i Celile değil Hasan Bey’in, Allahtan başka kimsenin tesiri altında değildir. (Bravo sadaları, alkışlar) … Gidenlere uğurlar olsun! (Bravo sesleri, alkışlar) İstifanın sebebi bu değildir, istifaya başka bir sebep vardır. (Gürültüler)

    2. ve 3. Celseler Hafidir (Gizlidir):

    Düveli Mutelifeye (İtilaf Devletlerine) verilecek cevabi nota hakkında.

    4. Celse Alenidir. Reisisani Rauf Beyefendi.

    Mütareke (Ateşkes) Notasına Cevap;   

    (Hâriciye Vekili Yusuf Kemal Bey hazırladığı notada Anadolu’nun tamamen tahliyesi (boşaltılması) şartı ile barış yaparız diyor. 21.04.1338. Hüseyin Avni Bey Hükümeti itilaf devletlerine boyun eğmemeye teşvik ediyor, çok insani ve yiğitçe bir konuşma yapıyor. Ali Şükrü Bey ise, ben misak-ı milliyi bile yeterli görmüyorum, ben Osmanlı sancağını unutamadım, unutmayacağım diyor. Ne yapalım bununla yetineceğiz diyor. Sf. 352)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 32, (2. ve 3. Celseler Hafidir) Celse: 1 ve 4 – Sf. 335 ile 352 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  24 Nisan 1338 (1922) tarihinde İçtima: 33. Celse:2, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Hüseyin Avni Bey’in Devlet Daireleri Kadrolarını Encümenlerin Yani Komisyonların Tayin Etmesine Dair Takriri (Yasa Tasarısı) Görüşülüyor

    Hüseyin Avni Beyefendi (Erzurum); “- .. terakkiyi (gelişmeyi) kılık kıyafette arayarak müterakki (gelişmiş) milletlere ancak bu şekilde benzemek istediler. Fakat hünerlerine, ilimlerine, marifetlerine katiyen benzeyemezlerdi. Kravat taktık yapamadık. .. Kalbim yanarak arz edeceğim; henüz kablettarih (tarih öncesi) devrini yaşıyoruz. O devrin âsârını (eserlerini), taş ve tunç baltalarından tanıyoruz. Bu millete daha taş ve tuncu tanıttıramadık. … Hâlâ arabasının tekerleği on altı köşeli efendi! .. Demirsiz kullanıyor. … Kendi işini kendi memuriyetini, milletin kendisine bırakmak için çalışıyoruz. .. Sistem bozuktur. Böyle hiçbir Vekil (Bakan) bir iş yapamaz. Ben diyorum teşkilâtı basitleştirelim. Ben, tarihin hatasına itiraz ediyorum.  … Ey ihmâl edilmiş milletim! .. Kendi kendini idare edeceksin diyenler yalan söylüyor! Kov onları! .. Bu asırda çıra yakıyoruz, bezir bulamıyoruz. .. Millet iktisadiyatla yaşar, hayat iktisadiyata merbuttur (ekonomiye bağlıdır) . … Millet sefâlet içerisinde olduğu halde .. Haşmetlû orduları yaşatıyor. Bütün cihanla uğraşıyor.   Ey azametli millet! Sen böyle mi olacaktın? .. Efendiler millette fikir inkılâbı (devrimi) uyandıralım. Aksi takdirde yine yarın müstebit (baskıcı, faşist) bir sultanın esiri olursunuz.  .. Benim maksadım sultan değildir, sultanlar bir heyuladır (tasarlanmış varlık). Onun etrafını saracak yaldızlı, üniformalı eşhâs (şahıslar) haşarattır (parazittir).    Bazı arkadaşlarımız acaba zamanı mıdır, değil midir diyorlar. Evet, her zaman zamanıdır. Acaba zamanı mıdır değil midir diyerek, düşünerek, oyalanmışız, bu hâle gelmişiz ve bu felâkete düşmüşüz.   .. Millet öyle bir hâle gelmeli ki, istikbâlde (gelecekte) her hangi zalim bir kuvvet, her hangi hain bir kudret tekrar başına musallat olmasın.” Sf.378

      Cavit Bey (Miralay) (Kars); “-… İstanbul’dan bir Miralay arkadaşımız geliyor, Ordu’da yer yok. Nereye koyacağız? Fırkalarda yer yok. Haydi, filan hat kumandanlığı yapalım, oraya tayin edelim. .. Bir kanun yapınız hepimizi tekaüde (emekliye) sevk ediniz.   Artvin’den gelen bir mebus arkadaşımız oradaki hükümet Ruslar zamanında 4-5 memurla idare ediliyordu, şimdi 32 memur oldu diyor.”  

    (Ali Şükrü Hüseyin Avni’nin bu takririni hemen onaylayalım diyor. Sf. 386

    Hasan Fehmi Bey Maliye Vekili oldu.

    Hüseyin Avni’nin Kadro Encümeni İle İlgili Takririne Devam edilecek. Sf.388

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 33, Celse: 1, – Sf. 378 ile 386 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 24 Nisan 1338 (1922) tarihinde İçtima: 33. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Maliye Vekili Seçimi

    (Mustafa Kemal Paşa üç aday gösteriyor, Çorum Mebusu İsmet ve Saruhan Mebusu Reşat Beyler bu görevi istemiyorlar, geriye Gümüşhane Mebusu Hasan Fehmi Bey kalıyor. Hüseyin Avni Bey aday dinlemeyelim, Meclis istediğini seçsin diyor.)

    Hüseyin Avni Bey; “-Bu tayin olur, Zabıt Ceridelerinde ben TBMM’nin tarihinde böyle oyuncaklar görmek istemem …. Meclis çocuk oyuncağı değildir!”

    (Şubeler aday göstersin seçelim diyor ve kabul ettiriyor.) Sf. 378

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 33, Celse: 1, – Sf. 378) kitabından birebir alınmıştır.

  •    12 Nisan 1338 (1922) tarihinde Hafi İçtima: 25, Bütün Celseler Hafidir (gizlidir): 1

      Aşağıdaki notlar TBMM GCZ III (Sf. 219-240) kitabından birebir alınmıştır

      Cemil Bey (Kütahya); “-Müskirat (alkollü içeceklerin yasaklanması) Kanunu’nun tatbikinden (uygulanmasından) sonra 80 ila 150 kuruşa satılan içki, 400-700 kuruşa kadar satıldı ve içildi ve bundan yine çoğunluğu Pontus’çu, Yunan’cı ve gayrimüslimler yararlandı. Biz bunun imalini (üretimini) yasaklayacağımıza tüketimini yasaklayıp kilosundan 2 ila 2,5 lira vergi alırdık. 7-8 milyon lira gelir getirmez miydi?”

    Besim Atalay Bey (Kütahya); “- … Enver Paşa seferberliğinde (Birinci Dünya Savaşından söz ediyor) halkı soydu, namusunu da bitirdi. Fakat hiç olmazsa halkın cebine beş-on banknot (kâğıt para) sokuldu. Fakat biz bugün onları da emdik, o zamandan sağ kalan gençleri erittik. …”

    Yahya Gâlip Bey (Kırşehir); “-..Tekâlif-i Milliye’ye (1) Meclisiniz karar vermemiştir. (Başkumandan vermiştir sadaları) .. Efendiler tüccardan 40 paralık mal aldınız 40 kuruş zam etti. … Bizim teşrii (yasama) hakkımız keenlemyekûndür (yoktur) hiçbir vakit bunu icra ettiğimizi bilmiyorum. …” 

    Ali Şükrü Bey (Trabzon); “-Tekâlif-i Milliye (1) tatbikatı (uygulaması) rica ederim, caiz midir (doğru mudur)? Bir kadının donunun alınması, kaşıkla yağ alınması.. sorarım size efendiler, rica ederim, bu tarzda muamele (işlem) yapılırsa bu halktan gömleğini sonra nasıl isteyebilirsiniz.” 

    İsmail Suphi Bey (Burdur); “-Lenin üç yıl sonra diyor ki; biz Bolşevizm’i üç sebepten dolayı uygulayamadık. Birincisi her şeyi yaparız demekliğimiz, ikincisi bilgisizlik, üçüncüsü suiistimaldir (yolsuzluktur.)“… (2)

    Mazhar Müfit (Kansu) Bey (Kırşehir); “- .. Var mıdır efendiler, Tekâlifi Milliye emrinde bir köyün evine girip bir kalıp sabun almak?…. Poyraz Köyünden bir kadın ağlayarak anlatıyor. Kadının ayağındaki donunu alıyorlar ve kadın ağlayarak işte donum yok dedi. Kırk harami bir çıplağı soyamaz.”

     …Mazhar Müfit Bey (Kırşehir); “-.. Ayağınız sürçtü mü Kayseri’ye gidemezsiniz, gidemeyiz.  ..keserler bizi, bunu iyi biliniz (doğru sesleri) .. Köylü eğleniyor bizimle bugün. Diyor ki; Köylü Milletin efendisidir diyorsunuz, biz böyle şeylere kanar mıyız? “Ulan” diyor bana, “biz efendi isek jandarma gelip arabamı sopa ile almaz.” (TBMM GCZ III Sf. 240)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, Hafi İçtima; 25, Celseler Hafi (TBMM GCZ III Sf. 219-240 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var. Başkumandanlık emri ile halktan Tekâlifi Milliye alındı ama iade edilmedi.

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (1996): İsmail Suphi Bey sosyalist ve bilgili bir kişi.

  • 18 Nisan 1338 (1922) tarihinde İçtima: 30. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Mütareke (Ateşkes) Teklifleri Görüşmesi

    Başkumandan Gâzi Mustafa Kemal Paşa Beyanatı (Ankara); “- … İtilâf devletlerinin birinci notalarında Paris içtimasının Asya’yı suğranın (küçük Asya yani Anadolu’nun) tahliye ettirilmesi (boşaltılması) maksadı-ı esasisini istiğraf (esas amacını hedef alarak) ve ikinci notalarında da pek sârih (açık) ve kat’i (kesin) lisanlarla Asya’yı Suğranın Yunanlılar tarafından muslihâne (barışçıl) bir tarzda tahliyesini (boşaltılmasını) temin etmek niyetinde olduklarını beyan ediyorlardı. … Son noktada tahliyenin tâlik olduğu görülmektedir (boşaltılmanın ertelendiği görülmektedir).”  (sürekli ve şiddetli alkışlarla bitiyor.)  Sf. 296 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 30, Celse: 1, – Sf. 276) kitabından birebir alınmıştır.

  •  17 Nisan  1338 (1922) tarihinde İçtima: 29. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Malatya Sultansuyu Çiftliğinin Özelleştirilmesi Hakkında Hükümetin Hazırladığı Kanun Teklifi Görüşmeleri.

    (Bu çiftliğin civardaki köylülere satılması hakkındaki bu kanun, bakan hazır olmadığı için ertelendi.) Sf. 236   

    Para Cezalarının Tezyidi (arttırılması) Hakkındaki Kanun Teklifi Kabul Edildi. Sf. 253      

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 29, Celse: 1, – Sf. 236 ile 253 arası) kitabından birebir alınmıştır.

      

  •  20 Nisan 1338 (1922) tarihinde İçtima: 31. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    2.CELSE. Reisisâni Hasan Fehmi Efendi

    Malatya Sultansuyu Çiftliğinin Satılması Hakkındaki Takrir (Kanun Teklifi)

    (Malatya Mebusu Lütfü Bey anlatıyor; 1286 (1876) da Akçadağ’da meydana gelen isyanı bastırmak için Sultansuyu’na bir askeri birlik gelmiş. Halk askerden korkarak evini, arazisini bırakıp kaçmış. Bu yüz bin dönüm arazi ve 51 köydür. Askerin kumandanı Rahmi Bey, korkmayın gelin demiş ama çoğu gelmemiş. Rahmi Bey araziyi imar ediyor. Sonra onun yerine gelenler araziyi rençperlere veriyor. Meşrutiyete kadar bu çiftliğin geliri askeriyeye, sonra maliyeye devredildi, devlet çiftliği oldu. Hiçbir zaman hükümet rençperlik edemez, bu arazinin satılması zaruridir, tabiidir diyor. Maliye bu çiftliğin satışından 1,5 milyon bekliyor, Malatya Mebusu Fevzi bey belki 4 milyon eder diyor. 5.500 dönümlük tay deposu satılmayıp askeriyeye bırakılacak.)

    Tasarı Encümene gidiyor. Sf. 334

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 31, Celse: 1, – Sf. 334) kitabından birebir alınmıştır.

  •    16 Nisan 1338 (1922) tarihinde İçtima: 28. Celse:1, Reisisâni Vekili Hasan Fehmi Beyefendi.

    1.Celse Hitamı hafidir. (Hiçbir bilgi yok.)  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 28, Celse: 1, – Sf.  ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  15 Nisan 1338 (1922) tarihinde İçtima: 27. Celse:1, Reisisâni Vekili Hasan Fehmi Beyefendi.

    Bolu Mebusu Yusuf İzzet Paşa Vefat Etmiş.  Sf.144

    2.Celse. Reisisâni Hasan Fehmi Efendi.

    İstihlâk (tüketim) Vergisi Görüşmeleri; Sabun, pirinç, çay, çuval vs. için vergi. Encümene gitti. 

    3.Celse. Reisisâni Hasan Fehmi Efendi.

    Sigara ve Kibrit Tekeli Hakkındaki Görüşmeler: Maliye Vekili; sigara kâğıdı İstanbul’daki Rumlar tarafından imâl ediliyor. Kibriti henüz Türkiye’de imal edecek fabrika yoktur. Kibrit tekelini aracıları ortadan kaldırmak için istiyorum diyor. Bu inhisar yani tekel reddediliyor. Sf.170

    Sigara Kâğıdı, Kibrit ve Kav İçin Yeni Tüketim Vergisi Kanunu Kabul Edildi. Sf.176

    4. Celse. Reisisâni Hasan Fehmi Efendi.

    Merakib-i Bahriyeden (deniz taşımacılığından) Alınan Rüsum Kanunu; Vergi alınması kabul ediliyor. Sf. 184

    Zabıta-i Saydiye Nizamnamesinde Tâdilat: Avcı zabıtası Yönetmeliği değişti. Sf.188

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 27, Celse: 1, 2, 3, 4, – Sf. 144 ile 188 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •   11 Nisan  1338 (1922) tarihinde İçtima: 24. Celse:3 Hafidir, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Aşağıdaki notlar (TBMM GCZ III – Sf. 206, 213) kitabından birebir alınmıştır.

    Ali Şükrü Bey (Trabzon); “-Efendiler bu arkadaşın (Maliye Vekili Hasan Saka Bey kastediliyor) yüzünden memlekete bir yıl içerisinde girmesi ihtimali olan 60 milyon lira Yunanlılara verilmiştir. Samsun’da bulunan iki Amerikalı şirketin tütün satın almak için başvurdukları halde yazışmalarının İngilizce olmasına bu hükümet razı olmadığı için, yazışmalarının sansüre tabi olmasına izin verdikleri halde izin verilmediği için, 60 milyon liralık bir tütün satılıp ta parası memlekete giremedikten başka, o para düşmanlarımızın kesesine girmiştir. Gitmiş, Kavala’dan (Yunanistan) almışlardır.”

     … Osman Bey (Kayseri); “-… Nitekim İngiltere bize silah satıyor.”

    … Hüseyin Avni Bey; “-Köylü kadınların vergiden, aşardan, arazi vergisinden başka fazla olarak bir şey vermeye, hatta onu da vermeye zamanı yoktur. Böyle olduğu halde birde tekâlif (1) suretiyle öküzünü, arabasını aldılar. Ey hocalar size manevi cesaret adına hitap ediyorum! Dinleyiniz! Burada bir Müskirat (alkollü içeceklerin) Kanunu yapıldı. Fakat akşamları her gün rakı içiyorlar. … Efendiler meydanda bir gerçek vardır. Eskiden rakı içenler gene içiyorlar, zavallı köylü üzüm yetiştiriyor eskiden 50 kuruşa satarken bugün 10 kuruşa satıyor.”

    Süleyman Sırrı Bey (Yozgat); “-Rakıyı içenler Men’i Müskirat Kanunu’nu yapanlardır.”

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “-Üzümün kıyyesi (bir ölçü birimi) 50 kuruş iken 10 kuruşa inmiştir ve artık herkes bağ yetiştirmekten sarfınazar (vazgeçme)  etmiştir. Memleketin içerisinde yine sefih insanlar Yunanlılar aracılığı ile gelen rakıları içmekte ve memleketten para serbestçe gitmektedir.” (TBMM GCZ III – Sf. 213)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 24, Celse: 3 hafidir (Gizlidir): (TBMM GCZ III – Sf. 206-213) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var. Başkumandanlık emri ile halktan Tekâlifi Milliye alındı ama iade edilmedi.

  •   11 Nisan  1338 (1922) tarihinde İçtima: 24. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    2. Celse. Reisisani Rauf Beyefendi.

    Süleyman Sırrı Bey bir takrir veriyor, Salı günleri sadece Nevâhi Kanununu görüşelim diyor, kabul ediliyor. Sf. 136 

    3.Celse Hafidir (gizlidir):

    Tekâlif-İ Milliye Yolsuzlukları ve Mâli Durum Hakkında Görüşmeler;

    Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ III – (Sf. 206-213 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    (Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var.)  

    Mustafa Kemal Bey (Ertuğrul); “-Kastamonu ormanları yıllık 12-15 milyon arasında gelir verir. Kastamonu ormanlarını satmalı değil, hükümet işletir. Maalesef (üzülerek söylüyorum ki) bir kere olsun bu ormanlardan yararlanma yolu düşünülmemiştir. Çünkü hükümette bu zihniyet yok. Köylünün tepesine binmek, köylüyü soymak, parasını soymak ve olmadığı takdirde her ne olursa olsun köylü, fedakârlık edeceğim dedi diye ve bu vaziyette memleketi kurtarmak!”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 24, Celse: 1,2 Sf. ? – (TBMM GCZ III – Sf. 206-213 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 10 Nisan  1338 (1922) tarihinde İçtima: 23. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Askeri Yargıtay Kanunu Görüşmeleri;

    Hüseyin Avni Bey; “- … Toptan, tüfekten, kırmaktan yetişmiş bir adam hâkim olamaz, imkânı yoktur. Mevcut Mahkeme-i Temyiz (Yargıtay) her ikisine de bakar.. İki tane mütehassıs (uzman) kişi verirsin olur biter. Bir hâkim kumandan olamayacağı gibi, hiçbir kumandan da hâkim olamaz. İhtisas (uzmanlık) devrinde yaşıyoruz.” 

    Salih Efendi ve Malatya Mebusu Lütfü Bey de karşı çıkıyor.  Sf. 89 

    Hüseyin Avni; “-Askere ayrı, diğerine ayrı mahkemeler teşkil edilecek (oluşturacak) olursak, yakında demirciler ve kömürcülere de mahsus (hususi, özel) birer mahkeme teşkil edilmek lâzım gelir.”

    (Selahattin Bey, şimdilik şartlar müsait değil diyor, Adliye vekili Refik Şevket Bey bu kanunu savunuyor ve Hüseyin Avni ona adeta ders veriyor.)

    Hüseyin Avni Bey; “-.. Bu mütâlâatınıza (görüşlerinize) karşı bütün mahkemelerinizi kapatmanız lâzım gelir.   .. İhtisası (uzmanlığı) inkâr ettiğiniz gün memlekette adalet yoktur.” Sf. 99       

    (Kanunun ikinci maddesi çok tuhaf hatta saçma. Askeri Mahkemenin Reis ve üyelerini Milli Savunma bakanı belirler, irade-i milliyeden geçer diyor.) 

    Hüseyin Avni Bey; ” Nedir bu irade-i milliye, TBMM Reisi midir?”

    Refik Şevket Bey (Adliye Vekili); “Evet!”

    Hüseyin Avni; “-BMM Riyâseti’nden geçmesine, irade-i milliye diyorsunuz, değil mi?” 

    Refik Şevket Bey (Adliye Vekili); “-Evet!”

    Hüseyin Avni; “-.. Ekseriyetin iradesine taallûk etmeyen (dayanmayan) iradeler, irade-i milliye değil, irade-i şahsiyedir! ” (bravo, Bravo) (1)

    Haşim Bey (Çorum); “- Riyâsete, kanunla o salahiyet verilmiştir.”

    … Kadri Bey (Siird); “- Canım, Haşim Bey, zaten ısmarlamadır ne olacak?”        

     Hüseyin Avni Bey; “-Bu mesele halledilinceye kadar ben Meclisi terk ediyorum!”  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 19 (6.04.1922 / 6.05.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 23, Celse: 1, – Sf. 89 ile 105 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Müthiş bir hukuk mücadelesi, Hüseyin Avni Bey çok bilgili ve cesur bir insan.