Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  •  13 Mart 1338 (1922) tarihinde İçtima: 7. Celse:2, Reisisâni Vekili Hasan Fehmi Beyefendi.

    Dâhiliye Vekâleti Bütçesi Görüşmeleri;

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “-.. İdare denilen şey bizde henüz mânâsı anlaşılmayan bir şeydir. İdarenin iyiliği – fenalığı eşhasın (kişilerin) şahsına göre ölçülür. Filan iyi idare etti, filan kötü idare etti diyoruz. Çünkü idarenin kendisine mahsus bir şekli, bir sistemi yoktur. Mesuliyet denilen kelime bizde mevhumdur (belirsizdir). .. Efendiler korkuyoruz ki bir Koçgiri Vakası, bir Konya vakası daha ihdas edilsin (ortaya çıkartılsın, yaratılsın).”

    Ziya Hurşit Bey; “-Bravo Yusuf Ziya Bey!” 

    Yusuf Ziya Bey (Devamla) (Şeyh Sait İsyanı’nda idam edildi); “- .. Doğuya gizli gizli bir heyet gönderiliyor neden? Efendiler Dâhiliye Vekiline bağırıyorum. İlk defa Kürtlük nâmına (Kürtler adına) istiklâl (bağımsızlık) fikrini fısıldayan Haydar Bey’dir. (Van Mebusu Haydar Bey) Bunu iddia ediyorum. (Yaşa Sesleri) .. Ben milliyetçi değilim. .. Ben yalnız İslâm’ım. … Bu heyet gönderilecek olursa pek feci bir âkibet (sonuç) tevlit edeceğini (doğuracağını) şimdiden söylersem, zannederim ki vazife-i vataniyemi (vatani görevimi, vazife-i diniyemi (dini görevimi) ifa etmiş (yerine getirmiş) olurum.” (Bravo sesleri) (1)  

    Mehmet Şükrü Bey; “-.. Paşa Hazretleri (Mustafa Kemal Paşa) kıraat buyurdukları büyük nutukta, memlekette kanunu hâkim kılmak isteriz ve bu bizim umdemizdedir (ilkemizdir), demişlerdi. Bu söz vaktiyle Talat Paşa tarafından söylenmiş bir sözdür.   .. kanun nerededir? … Bu memleketin çâre-i ıslahı (iyileştirilmesinin çaresi) bu memleketin kurtulmasının en büyük sâiki (sevk edeni, yönlendireni) memlekette kanunu hâkim kılmakla olur.    .. Kırşehir’de Haşim Bey isminde Askeri Hastaneler Sertabibi istediği binayı bizzat işgal ediyor. İçine doktorlarını koyuyor, istediği bir zabite (subaya) icar ediyor (kiralıyor).Ankara’nın bağları kâfi, niçin Kırşehir’e gidiyorsunuz? (Ankara’da, Çankaya bağlarını zapt etme işleri mi var?) Efendiler bunun içinde evinden atılmış bir polis, teessüründen hasta olmuş ölmüş bir adam dahi vardır.   .. Gaye, memlekette herkesin, ırzından, nâmusundan, meskeninden emin olmasıdır. İstiklâl bununla kâimdir (kalıcı olacaktır).   .. O Dâhiliye Vekil-i Muhterem’i ki bu kürsüden, siz bana zahir (yardımcı) oldukça ben bu gibi kuvvetlerin, böyle nüfûzların (nüfuz kullananların) önüne geçeceğim ve muvaffak (başarılı) olacağım demişti. Efendim maalesef olamamıştır ve olamayacaktır. (olamayacaktır sesleri)  .. Memleketin onda sekizi gittiği halde hâlâ eski teşkilatla bu memleketi idare etmek istiyoruz.” Sf.193 

    Ali Şükrü Bey; “- … Memlekette iki Hükümetin mevcudiyeti (varlığı), birisi hükümet-i askeriye nâmı altında diğeri hükümet-i mülkiye (sivil hükümet) nâmı (adı) altındadır.    … Trabzon’da bir zabit, arkadaşlarımızdan Mebus Celal Bey’in evine girmiştir. Hatta revolver (özel bir tabanca) çekmek sûretiyle. . .. O kadar gariptir ki, bunun halktan da yapılan şikâyet evrakı (şikayet belgesi) üzerine yapılan derkenardan (kenarına yazılmış nottan), ‘bu zabit yeni gelmiştir, buranın içtimaiyatına (sosyal hayatına) vâkıf değildir’ yazılı.” 

    Ziya Hurşit Bey (Lazistan); “-Bu tezkereyi yazan Fırka Kumandanının uhdesine (emrine), mükâfaten (ödül olarak) Vali Vekâleti de verilmiştir.” 

    Ali Şükrü Bey; “-Benim şahıslarla işim yoktur. .. Bendenizin istediğim nokta bu zihniyetin köküdür, esasıdır, temelidir, bunu yıkmak lâzım gelir.    … Jandarma, polis, cemiyet-i umumiye dışı (toplumun genelinin dışında) bir takım teşkilata lüzum yoktur, bunların tevhidi (birleştirilmesi) lâzımdır. .. Memurin-i askeriye (askeri bürokrasi) hükümet-i mülkiyenin (sivil bürokrasinin) yalnız bazı icraatına müdahale etmiyor, belki memleketin her türlü umuruna (işlerine) müdahale ediyor.   .. Asker vazifesinin haricinde (görevinin dışında) asayiş-i dâhili vazifesiyle (iç güvenlik göreviyle) işgal edilmemelidir.”

    3. Celse Hafidir: Bu gizli celse konusunda hiçbir zabıt yok.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 18 (1.03.1922 / 1.04.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima;7, Celse: 1,2 Celse 3 Hafidir. Sf. 193) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Mustafa Kemal Paşa, Kürtlerden bir heyet seçti, çok önemli bir görev vereceğim dedi, Yusuf Ziya Bey, bu heyete koyduğunuz Haydar Bey vasıtası ile Kürdistan’ı karıştırırsınız diyor.

  •    7 Mart 1338 (1922) tarihinde İçtima: 4, Celse:1, Reisisâni Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Nevâhi Kanunu Görüşülüyor Yani Medeni Kanun Görüşmeleri:

    Madde 43 – Seçimde hile yapanlara uygulanacak cezalarla ilgili olan bu madde, tartışmasız kabul edildi.

    Madde 44- Seçimlere tehdit, hile karıştırılması ile ilgili madde encümene geri gitti.

    Madde 45- Rey pusulalarının çalınması ile ilgili madde encümene gitti.

    Madde 46- Seçim cezaları hakkında ve 46, 47, 48, 49 Maddeler de encümene gitti. Sf. 86

    Madde 50- İlk seçim ile ilgili madde kabul edildi.

    Madde 51- İlk seçim ile ilgili, bu madde tayyedildi yani çıkartıldı. Sf. 89

    Madde 52 Nahiyenin vezaifi (görevi) hakkındaki madde görüşülüyor: 

    Hüseyin Avni Bey; “-Asırlar geçmiştir hâlâ bu millete hela yaptırmak öğretilememiştir. Bunun için bu maddenin ön tarafına umumi ve hususi helâlar inşası cümlesi ilave edilmelidir.”

    (Operatör Emin Bey Bir Meclis-i Ali Sıhhi Talimnamesi yapalım buna Nevâhi’de de Köyde de buna uyulsun diyor. Encümen 4. maddeyi geri alıyor.) Sf. 96

    2.Celse: Reisisâni Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Başkumandan’ın Görevlendirdiği Mebuslarla İlgili Konu;

    Selahattin Bey (Mersin); “-Efendiler dün Meclis’in haysiyetine taarruz edilmiştir (saldırılmıştır). (hayır, hayır sesleri)

    Ali Bey (Karahisarı Sahip); “-Selahattin Bey artık çok oluyorsun.”

    (Bol gürültü ile mevzuyu kapattılar, hakk-ı kelâm yani söz söyleme hakkı yok.) Sf. 99 

    Nevâhi Kanununa Devam; Madde 52 görüşüldü. Sf. 107

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 18 (1.03.1922 / 1.04.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 4, Celse: 1, – Sf. 86 ile 107 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  13 Mart 1338 (1922) tarihinde İçtima: 7. Celse:1, Reisisâni Vekili Hasan Fehmi Beyefendi.

    Maarif Vekili Vehbi Bey’in Kendi Vekilini Meclise Danışmadan Tayin Etmesi Konusu

    Hüseyin Avni; “-…Efendiler, Meclis’in şerefine, salahiyetine ufak dokunanlara karşı büyük husumetim de olabilir.  .. Büyük hasımımdır Efendiler; Babam da olsa yine böyledir.” (Vehbi Bey’in Vekil olmadan önce bu konularda Meclis’te yaptığı konuşmalardan örnekler veriyor. Hüseyin Avni çok kararlı)

    Maarif Vekili Vehbi Bey (Karesi); “-Hakka hürmet ederim ve istifa ederim. .. Lânet olsun sandalye meraklılarına.”

    (Reis gündemi değiştirmek istiyor, Hüseyin Avni ve Mehmet Şükrü Beyler yükleniyorlar, Reis ısrar edince Hüseyin Avni salonu terk ediyor.) Sf.188

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 18 (1.03.1922 / 1.04.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima;7, Celse: 1, – Sf. 188) kitabından birebir alınmıştır.

  •    11 Mart 1338 (1922) tarihinde İçtima: 6. Celse:1, Reisisâni Vekili Hasan Fehmi Beyefendi.

    Murakabe (Denetleme) Heyeti Seçimi: Sivas; Mehmet Vasıf Bey 145, Erzurum; Hüseyin Avni Bey 118, Kayseri; Rifat Bey 115, Elaziz; Naci Bey 107, Mersin; Selahattin Bey 95, Trabzon; Ali Şükrü Bey 94, Isparta; Cemal Paşa 91 oy alarak yedi kişi seçildiler. Sf.145

    İzmir Mebusu Tahsin Bey Malta’dan geldi. Sf. 146  

    2.Celse: Reisisâni Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Malta’dan Gelen Çürüksulu Mahmut Paşa’ya Hoşâmedi (karşılama).       

    Seferberlik Zammı ve Makam Zammı Kanunları Kabul Edildi.

    Zabitlerin (subayların) Maaşatına Zam Yapıldı

    Emirber ve Seyis Neferleri Hakkındaki Kanun Görüşülüyor: Bu kanuna göre her zabite, imama, hesap memuruna bir emirber verilir. Ailelerini, yanında getirmeyenlere bir emirber verilir. Sf. 148

    Hüseyin Avni; “-Efendiler şunu rica ederim, tashih edelim ki neferler hizmetçi değildir.” 

    Mehmet Şükrü; “-Tatbikatta (uygulamada) böyle değildir. Hatta tavuk bile güderler.”

    Kanunun 7 maddesinde süfli işlerde ve hususi işlerde kullanılamaz diyor. Bu şekilde kanun kabul edildi. Sf. 178

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 18 (1.03.1922 / 1.04.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima;6, Celse: 1, – Sf. 145 ile 178 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 9 Mart 1338 (1922) tarihinde İçtima: 5. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Burdur Mebusu İsmail Suphi Soysallı Rusya Seyahati Hakkında Beyanat Veriyor: (İleriki bir celsede size bilgi vereyim diyor kabul ediliyor.) Sf;120

    2.Celse:.

    Meclis Çalışmaları Hakkında Görüşme:

    (Selahattin Bey, Yusuf Ziya Bey takrir veriyor, Hüseyin Avni ve Mehmet Şükrü Beyler konuşuyorlar, Meclis gündeminin belirlenmesi ile ilgili bir heyet oluşturalım, zabıtları halka ulaştıralım bizim ne yaptığımızı vatandaş bilsin diyorlar.) Sf.134

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarı Sahip); “-..Azanın (Mebus’un) söylemiş olduğu sözler bütün bütün başka bir maksadın, bütün bütün hilâfı (tersi, karşıtı) olarak gazetelere geçiyor.” 

    Selahattin Bey; “- Hatta büsbütün tahrif ediliyor (saptırılıyor, değiştiriliyor).”

    Mehmet Şükrü; “-Bu milletin terbiye-i siyasiyesi nokta-i nazarından (siyasi eğitimi açısından) çok mühimdir. Bu matbaa bu iş için yeter. Ben bir matbaacı olarak söylüyorum.” Sf.136         

    (Selahattin Bey’in takriri kabul edildi.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 18 (1.03.1922 / 1.04.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima;5, Celse: 1, – Sf. 120 ile 136 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 9 Mart 1338 (1922) tarihinde İçtima: 5. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Kürt Mebuslar Sıkıntılı:

    Şevket Bey (Bayazit); “-Reis Bey müsaade buyurun şahsıma tecâvüz vâki olmuştur, Meclis-i Ali’ye arz edeceğim (yüce Meclis’e sunacağım). …Burada herkes içtihat (düşünce) ve kanaatinde serbesttir. Bu mülahazaya binaen (anlayışa dayanarak) sabahleyin efendi ile beraber Meclis’e geldik. Koridorda gezerken mesele Kürdistan’a gönderilen Heyet-i Tenviriye’ye (aydınlatma heyetine) intikâl etti. Herkes kanaatine göre söz söyledi. ..(gürültüler)”

    (Opr. Emin Bey genel kurulda olmamış bir olay, özel bir meseledir diyor.)  

    Şevket Bey; “-Müsaade buyurun efendi. Rica ederim. Beni öldürünüz, ancak buradan indiriniz, yoksa söyleyeceğim. Hiç çare yok.”

    (Hüseyin Avni Bey burada bu konu konuşulacak, söylenecektir diyor. Bazı mebuslar Divan-ı Riyasete müracaat etsin diyorlar.)

    Şevket Bey; “-Efendiler; Ben Divân-ı Riyâset filan tanımam. Meclis-i Âliye arz edeceğim. … Namusuma tecavüz ediliyor, nasıl ve ne için söylemeyeceğim? Hakk-ı kelâmım (konuşma hakkım) yoksa bırakalım, çıkalım, memlekete gidelim. (şiddetli gürültüler.) .. Bizim namusumuz yok mudur? Öyle ise aşağıya inelim.”

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “-İn aşağıya, bizim hakkımız yoktur, in Şevket Bey. Söylemeyiniz.”

    (Bu Sırada Riyasete Rauf Bey Geçiyor Şevket Bey’e buyurunuz Diyor.)

    Şevket Bey; (İnciniyor) “-Efendiler bu hakaretten dolayı halimi arz ederken Meclis-i Âli’ye karşı çirkin manzara arz ettiğimden dolayı, kendimi bedbaht addederim. (Gürültüler) İşte söylemiyorum. Eğer biz bu memleketin evlâdı değilsek bizi çıkarın!” (1)

    Reis; “-… hepimiz bu memleketi en aziz evlatlarıyız, en muhterem evlatlarıyız.” Sf.114

    Hemen başka bir konunun görüşülmesine geçildi.

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 18 (1.03.1922 / 1.04.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima;5, Celse: 1, – Sf. 112 ile 114 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Doğu Beyazıt Mebusu Şevket Bey’e kim ne söylemiş anlaşılamadı, konuşturulmadıklarına göre bir Kürtlük meselesi var.

  •    6 Mart 1338 (1922) tarihinde İçtima: 3, Celse:1, Reisisâni Rauf Beyefendi

    Başkumandan Görevlendirme Yapıyor,  Kürtleri Aydınlatacak Bir Heyet Gönderiliyor.

    “BMM Riyaset-i Celile’sine;

    Siirt Mebusu Halil Hulkî Efendi, Van Mebusu Haydar Bey, Muş Mebusu Rıza Bey, Diyarbekir Mebusu Zülfi Bey, Siverek Mebusu Abdülgani Bey, Bitlis Mebusu Sadullah Bey, Muş Mebusu İlyas Sami Bey, bâlâda muharrer esâmi (aşağıda isimleri yazılı) zevat (kişiler) vezaif-i mühimme-i vataniyeye (önemli vatani göreve) memur edilmişlerdir.  Arz-ı malumat eylerim (bilgilerinize sunarım) efendim.

                                                            BMM Reisi ve Başkumandan Mustafa Kemal”

    (Bu görevlendirmeye karşı çıkanlar oluyor ama Reis Rauf Bey örtbas ediyor.)

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “-..Efendiler burada isimleri okunan arkadaşları mühim telâkki ettiğim vazife için göndermişim.”

    Reis; “-Efendiler Başkumandanlığın teşkiline (oluşturulmasına) dair yapılan kanununda verdiğiniz salahiyete binaen (yetkiye dayanarak) Başkumandan Paşa gönderiyor ve Meclis-i Ali’ye malumatı (Yüce Meclis’e bilgi) veriyor.”

    Selahattin Bey (Mersin); “-Meclis’in söz söylemek hakkı yok mu? O halde hâkimiyet kimdedir?”

    REİS; “-Kanunu siz tanzim ettiniz (düzenlediniz), verdiniz.”

    (Rauf Bey tam bir istibdat (baskı) uyguluyor.)  Sf. 75

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 18 (01.03.1921 / 01.04.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 3, Celse: 1, – Sf. 75) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Mart 1338 (1922) tarihinde İçtima: 1. Celse:1, Reis Mustafa Kemal Paşa Hazretleri      

    2.Celse: Reis Vekilleri, kâtipler ve İdare Memurlarının Seçimi;

    Rauf Bey 191 oyla Reisisani seçildi.

    Hasan Fehmi ve Musa Kâzım Efendiler de Reis vekilleri oldular. 

    Tunalı Hilmi Bir Takrir Verdi:

    “BMM Riyasetine; Gazi Reis Paşa Hazretlerinin köylülerimizin ululuklarına müteallik (ilişkin) sözlerinin ajansla derakap neşrini (hemen yayımlanmasını) teklif ederim.

                                                                 Bolu Tunalı Hilmi ” 

    Hüseyin Avni Bey; “-Ajanslar istedikleri havadisi alır ve verirler. Reis’in ifadesi Meclisin efkârından (fikirlerinden) doğmadığı için bir mânâ ifade etmez.” Sf. 23     

    Mehmet Şükrü Bey de buna karşı çıkınca reddedildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 18 (1.03.1922 / 1.04.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima;1, Celse: 1, – Sf. 1 ile 23 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Mart 1338 (1922) tarihinde İçtima: 1. Celse:1, Reis Mustafa Kemal Paşa Hazretleri    

    Reis Mustafa Kemal Paşa Hazretleri; “- … Jandarma teşkilâtı mühim (önemli) kıtaat (kıtalar, askeri birlikler) ilâvesiyle takviye edilmiş ve müteaddit (adetlerce, birçok) jandarma mektepleri (okulları) açılmıştır.   .. Türkiye’nin sahibi ve efendisi kimdir? (Köylüler sadaları)  Bunun cevabını derhal birlikte verelim; Türkiye’nin sahib-i hakikisi ve efendisi (gerçek sahibi ve efendisi), hakiki müstahsil (gerçek üretici) olan köylüdür. (Şiddetli ve sürekli alkışlar.) O halde herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak (hakkı olan) ve elyâk (layık) olan köylüdür. (Sürekli Alkışlar) .. bunca fedakârlık ve ihsanlarına karşı, nankörlük, küstahlık, gaddarlıkla uşak menzilesine (seviyesine) indirmek istediğimiz bu sahib-i aslinin (memleketin asıl sahibinin) huzurunda bugün kemâl-i hicap (tam bir utanma duygusu) ve ihtiramla (hürmetle) vaz’ı hakikimizi (gerçek pozisyonumuzu) alalım. (Şiddetli Alkışlar) ” 

    Tunalı Hilmi Bey (Bolu); ” -Yaşa Ulu ruhlu Paşa’m yaşa!”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa (Devamla); “-… Tanzimat’ın açtığı serbest ticaret devri Avrupa rekabetine karşı kendisini müdafaa etmeyen (savunmayan) iktisadiyatımızı (ekonomimizi) bir de iktisadi kapitülasyon zinciriyle bağladı. … Siyaset-i iktisâdiyemizin (ekonomik siyasetimizin) mühim gayelerinden biri de menafi-i umumiyeyi (genel menfaatimizi) doğrudan doğruya alâkadar edecek (ilgilendirecek) müessesât (kurumlar) ve fenniyemizin (tekniğimizin) müsaadesi nispetinde (izin verdiği oranda) devletleştirmektir. … Sanayiin her sûrette himâyesi (korunması), nazar-ı ehemmiyette (önemle göz önünde) tutulacaktır.    .. Umur-u nafıada (bayındırlık işlerinde), ecnebi (yabancı) sermayesi ve icabına göre ecnebi mütehassıslarından (uzmanlarından) azami derecede (en fazla derecede) istifâde etmek (yararlanmak) memleketimizin menfaat ve mâmuriyetini (imar edilmesini) .. temin nokta-i nazarından zaruridir (elde etme görüşü açısından zorunludur).   .. Kadınlarımızın da aynı derece-i tahsilden (öğretim derecesinden) geçerek yetişmelerine atf-ı ehemmiyet olunacaktır (önem verilecektir). (Bravo sadaları ve alkışlar)   .. Minberlerden (camilerde imamların hutbe okudukları yerlerden) halkın anlayabileceği lisanla ruh ve dimağa (akla) hitap olunmakla ehlî İslâm’ın (Müslümanların) vücudu canlanır, dimağı saflanır (beyni saflaşır) imanı kuvvetlenir, kalbi cesâret bulur. (alkışlar)    … Tam ve hakiki istiklâlimizi (bağımsızlığımızı) açık ve samimi en evvel teslim ederek bize yed-i muahedenetini (yardım elini) uzatan Rus Şûralar Cumhuriyeti ile revabıt-ı uhuvvetkâranemizin (birlik bağlantımızın) tahkimi (güçlendirilmesi), siyaset-i hâriciyemizin (dış siyasetimizin) esasıdır. (sürekli, şiddetli alkışlar.) (Çok doğru, yaşasın dostlarımız sadaları) (Cannes Konferansı İle İlgili İzahat Veriyor:)  .. İşsizliğin tevlid ettiği (doğurduğu) buhran (kriz) sebebiyle, İngiltere açık pazarlar temini mecburiyetindedir. Bunun için İngiltere’nin derhal düşündüğü Almanya ve Rusya sahalarıdır. (Askeri durum hakkında bilgi veriyor.)  .. Yunan Prensleriyle Generalleri bilhassa ırza tecâvüz ettirmekten zevk almaktadır. ‘Ölmez bu vatan farz-ı muhal ölse de hatta.   Çekmez kürrenin sırtı o tabut-u cesimi (o büyük tabutu). (Yaşa sadaları, sürekli alkışlar)” Sf. 2, 16

    Aralof’tan Gelen Tebrik Telgrafı Konuşuluyor;

    Tebrik telgrafı sürekli alkışlar arasında okundu Sf. 17 

    1 Marttan Milli Bayram Günü diye bahsediliyor. Sf. 18 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 18 (1.03.1922 / 1.04.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima;1, Celse: 1, – Sf. 2 ile 18 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •    28 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 167. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    2. İçtima Senesinin Sonu İcmâl; 

    167 İçtima, 359 Celse. 271 Aleni, 69 Celse Hafi, 19 Celse Hem Aleni Hem Hafi Celsedir.

    542 Layihâ ve Kanun Teklifinin 94’ü Kanunlaştı. 65’i Reddedildi, 30’u Heyet-İ Vekile’ye Gitti.

    106 Layiha Mecliste, 208’i Encümenlerde Bekliyor. 

    Geçen Dönem Mecliste 350 Mebus Vardı. 4 Kişi Müstafi Sayılınca Seçimle Yerlerine 9 Kişi Geldi. 8 Kişi Vefat Etti. 3. Seneye 347 Kişi İle Başlandı.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 17 (18.02.1922 / 28.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 167, Celse: 1, – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  •  28 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 167. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    1337 (1921) Bütçesi Görüşüldü.

    1338 (1922) Bütçesi Avans Kanunu Hakkında Görüşmeler

    Ali Şükrü Bey; “- .. Şu Meclis; memurinin maaşatından (memurların maaşlarından) tenkisat (kısıntı) yapmak için sarf ettiği zamanın nısfını (yarısını) vazife-i murakabesine (denetleme görevine) hasredip (ayırıp) hakkıyla ifa etmiş (yapmış) olsa, bunun yüz mislini tasarruf ederdi. (Bravo sadaları)

    Maliye Vekili Hasan Bey (Trabzon); “-.. Muvazene-i Umumiye’nin (genel bütçenin) masarif kısmının % 90’ı memur maaşıdır.” Sf. 178

    Hüseyin Avni Bey; “- Efendiler bizde memur hastalığı vardır. .. şimdi hastalık nerede? Bir işe on memur istihdâmındadır (işe yerleştirilmesindedir). (Bravo sesleri) .. Meslekte ıslahat yapacak adamları iş başına getirmedikçe bu memleket katiyen iflah olmaz. .. ben onlara münevver (aydın) demem, teşebbüs-ü şahsisi (kişisel gayreti) ile geçinen adama münevver (aydın) adam derim. .. Memurlarımızı daha müreffeh geçindirebilmek için az olarak istihdam etmeli.”  Sf.180

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 17 (18.02.1922 / 28.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 167, Celse: 1, – Sf. 178 ile 180 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •   26 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 166. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Meclis Zabıtlarının Tahrif Edildiği (konuşulanların değiştirildiği) Hakkında Gündem Dışı Konuşmalar:  

    Salih Efendi (Erzurum); “-Reis Bey, zabıtlar tahrif edilmiştir (anlamı değiştirilmiştir, bozulmuştur). Ben ispat edeceğim.”

    Hüseyin Avni Bey; “-Meclisin şerefine taallûk eden (Meclisin şerefini ilgilendiren) bir meseleden bahsediliyor. Bu mühim bir meseledir. “

    Salih Efendi; “- .. Bunu bir Meclis meselesi yapınız. Ben ispat edeceğim. Zabıt Kâtipleri vazifelerini yapıyorlar fakat sonra tahrif olunuyor.”

    (Kimseden çıt çıkmıyor. Bu konu da örtbas oluyor.)  Sf.145

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 17 (18.02.1922 / 28.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 166, Celse: 1, – Sf. 145) kitabından birebir alınmıştır.

        

  •          25 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 165. Celse:2 Devamı Sonu: Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    2.Celsenin Mabadı Hafidir (Sonu Gizlidir); Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi.

    Isparta – Burdur Yolsuzlukları Hakkında Görüşmelere Devam;

    Aşağıdaki Notlar: (TBMM GCZ II – Sf. 880 ile 894 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Refet Paşa; (Konya İsyanını tenkile (bastırmaya) gittim, Demirci Efe’yi çağırdım gelmedi diyor. Ve devam ediyor;) “-Demirci, halkı adamakıllı korkutmuş tedhiş etmişti (şiddete maruz bırakmıştı, terörize etmişti). Demirci’nin evine girdiğim zaman eşya nâmına bir şey kalmamıştı. Kasası vardı, açmayalım dedim, Isparta Mutasarrıfına bir emir verdim, bir encümen  (komisyon)  kurulup kasayı açtılar, kasadan çıkan parayı, 1.800 lira 510 kuruş eksiği ile bana getirdiler.  Demirci’nin tekrar dağa çıkmaması için eşya ve parasını ona parça parça yolladım. O parayı zaman zaman kıtaatımın ihtiyacı için de kullandım ama tekrar yerine koydum. Nâdir Efendi’nin arabası ile taşınan paraların değeri toplam 25 bin lira kadardır.”  (TBMM GCZ II – Sf. 880)

    Hakkı Hami Bey (Sinop); “-Efendiler bendeniz düşman İzmir’i işgal ettiği zaman… Aydın’da bulunuyordum. Kemâl-i teessüf ve teessürle (tam bir üzüntü ve etki altında kalarak) söylemeye mecburum ki Aydın’ın ileri gelen ağniyası (zenginleri) memlekette bir sûriş (karışıklık) çıkıp ta servetimiz elden çıkmasın diye Rumlarla irtibat (bağlantı) kurmuşlardır. .. Umum Aydın ahalisini kast etmiyorum.”

    Hüseyin Avni Bey; “-Onları (Demirci Efe gibileri) cürümlerinden dolayı kanun asar,  fakat millet onların üzerine heykel diker. Kadirşinaslık budur. … bu küçük ruhlu adamlar yükseklere çıkınca başları döndü. Maalesef çapulculuk yapmaya başladılar, kendilerini lekelediler. ..elimizde vesika olmadan Refet Paşa’yı suçlayamayız. … birbirimize leke ve çamur atmakta en büyük namussuzluktur. (Bravo sesleri ve alkışlar)” Sf. 884-885

    (Refet Paşa, İsmet ve Mustafa Kemal’in askeri beceriksizliklerinden bahsettiği için onu yemek istiyorlar, Hüseyin Avni Bey de ona sahip çıkıyor. Hükümet bu konuyu araştırıyor sonucunu bekleyelim diyorlar bu öneri kabul ediliyor.) (TBMM GCZ II – Sf.894)

    3.Celse Alenidir. Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    4.Celse Alenidir. Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi  

    1337 (1921) Bütçesi Görüşüldü, Geçmiş yılın bütçesi)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 17 (18.02.1922 / 28.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 165, Celse: 1, 3 ve 4 Celseler aleni, 2 ve 5 Celseler Gizlidir: (TBMM GCZ II – Sf. 880-894 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 25 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 165. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Koçgiri’ye Yardım Takriri Görüşülüyor

                “BMM Riyaset-i Celile’sine;

    Koçgiri hadisesi münasebetiyle muhtelif menâtıkta (çeşitli yerlerde) iki bine yakın mebâni (binalar) harap olmuş ve bu harap binalarla hâdisenin cereyan ettiği mahallerde birçok halk emval (mallar) ve eşyasız ve yiyeceksiz kalmıştır. …. 1- Maruz-u şefaat (yardıma ihtiyacı) olan bu zavallıların hiç olmazsa yardımla altı ay idame-i hayat edilmelerini (hayatlarını sürdürebilmeleri için) teminen (sağlamak için) kendilerine… şimdilik 25 bin lira tahsisi (ayrılması)…. Koçgiri tahkik (araştırma) ve Dersim Tetkik (inceleme) Heyeti Nâmına (adına)

                                                                          Bolu Mebusu Yusuf İzzet”  Sf.129 

    (Encümen bu yardım miktarını 40 bine çıkartıyor.)

    Hakkı Hâmi Bey (Sinop); “-.. Harekât esnasında zâhireleri (yiyecekleri) de alınmış, hayvanları da yağma edilmiştir.”

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 17 (18.02.1922 / 28.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 165, Celse: 1, – Sf. 129) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •   23 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 164. Celse:2 Hafidir, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    2.Celse Hafidir (Gizlidir): Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi.

    Aşağıdaki notlar; TBMM GCZ II – (860 ile 872 arasında) kitabından birebir alınmıştır.  

    Eski Konya Valisi Van Mebusu Haydar Bey 1. Şube mazbatasında Suçsuz Bulundu: (Mustafa Kemal’in suç isnatları vardı.) (TBMM GCZ II – Sf. 860)

    İsmet Paşa’nın Dayısı Dr. Refet Bey İle Refet Paşa’nın Yolsuzluğu Görüşülüyor;

    Mustafa Efendi (Tokat); “-Geçen sene Isparta’da iki bin liralık bir hırsızlık meselesi oldu. Bazı başıbozuklar dediler ki mebuslar hırsızlık etti. Bu benim izzet-i nefsime ağır gitti, buna dair takrir (soru önergesi) verdim, takririm kayboldu. O takriri bağırmak sureti ile meydana çıkarttık.    .. Isparta mutasarrıf-ı sabıkı (eski mutasarrıfı) elyevm (hâlen) Maraş Mutasarrıfı: Isparta reji (devletin tütün tekeli idaresi) ambarından, yetmiş bin batman tütün almış bu da Rumların imiş. O tütünü bazılarına satmış, paralarını ceplerine atmışlar. Bu tütünleri satan kim? İsmet Paşa Hazretlerinin dayısı Dr. Refet Bey. .. Sonra Dr. bir müddet burada (Ankara’da) kaldı, Heyet-i Vekile (hükümet) dediler ki bu adam doktordur hem de mutasarrıftır. Biz bunu bir yere tayin edeceğiz. Heyet-i Vekile’den bazıları dediler ki, bu adamın zamanında hırsızlığı var, hazineden çalınmış tütün meselesi var. Bu ne olacaktır? Sonra tahkikatını (araştırmasını) yaparız derler. Tahkikat yapılıyor .. “

    Hacı Şükrü Bey (Diyarbakır); “-Dâhiliye Vekili evrak-ı tahkikiye (araştırma belgeleri) mevcut iken o adamı nasıl tayin ediyor?”

    Mustafa Bey (Tokat); “-Ona evliyalar karışır, bilmem.” (alkışlar)

    … İbrahim Bey (Karesi); “-Efendiler takrir bendenizindir. .. Isparta reji ambarlarında zürraa (çiftçilere, ziraatçılara) ait kırk bin kilo tütün derambar edilmiş (depoya konulmuş) ve bununda hazineye ait öşrü de (aşar vergisi de) içinde iken, koyun meselesiyle alakadar olanlar reji ambarlarını kırarlar. Bu kırk bin kilo tütünü kırk veya elli beş kuruşa ahaliye satarlar. Bunun hakkında Dâhiliye Vekâleti Sabri Bey isminde bir müfettiş gönderdi ve bundan dolayı da Mutasarrıf azledilmişti. Sonra yeniden işe alıp Maraş’a Mutasarrıf gönderdiler.” (TBMM GCZ II – Sf.863)

    Hüseyin Hüsnü Efendi (Isparta); “- .. Beyefendinin dediği doğrudur. Bu Avanos Nahiyesinin Reji ambarında mevcut .. tütün var. Bu tütünleri birkaç kişi, Isparta’nın mevcut mutasarrıfı dâhil, hariçten de memur var. Mutasarrıf dâhil olduğu halde reji ambarının kapısını kırarlar. Kırk kuruşa Antalya’da talip bulunduğu halde oraya ihâle etmezler. .. kırk bin kilo tütünden 12 bin kilo satıldı. Gerisi yok. Hırsızlar Kâşaneler (malikâneler) yapmışlar. Dâhiliye Vekâletine 1 Kânunusanide (Ocak ayında) bir takrir verdim. Hâlâ ahkâmı icra olunmuyor (gereği yerine getirilmiyor), nedendir bilmiyorum.   ..İkincisi; Isparta’da Müdafa-i Hukuk Cemiyetini biz kurduk geldik. Demirci Efe’nin tenkili (cezalandırılması) esnasında üç bin lira bir, yedi bin lira bir .. kâğıt paralar. Bunlar güyâ Efe’ye verildi. Senet alınmadı diyerekten söylenmiş ve bu paralar kâmilen (tamamen) yağma edilmiştir. .. Hakikaten edepsiz adamdır bunlar. (yaşasın Müftü Efendi sesleri)”

    Nadir Bey (Isparta); ” Efendiler! Koyun meselesi zaten ortaya çıkacak .. Mutasarrıf Hafız İbrahim Bey ve daha bazıları ittifak ederler (birleşirler), bu tütünü gidelim alalım derler. Reji Müdürü Bahri Bey’e müracaat ederler, o muhalefet eder. Bunu almaktaki maksat güyâ Demir Alayının (Demirci Mehmet Efenin Alayının) masarif-i zaruriyesini (zorunlu harcamalarını) bu tütün bedelinden tesviye edecekler (giderecekler). Nâhiye Müdürüne de bu meseleyi teklif ederler o da muvafakat etmez. Sonra Mutasarrıf (İsmet Paşa’nın Dayısı Dr. Refet ) Reji Müdürünü kovar. Hafız İbrahim Bey ve Mutasarrıf emrederler. Bunun üzerine ambarları kırarlar. Her ambarı o arada müteferrik suretle (parçalar hâlinde) satarlar. .. Bunun bedelinin ne olduğu belli değil. Meselâ Rejinin defterinde 45 bin kilo ise, Hafız Bey’in gösterdiği defterde 12 bin kilodur. .. Buraya geldiğimde meseleyi Dâhiliye’ye (İçişleri bakanlığına) ve Reji Müdüriyet-i Umumiyesi’ne (Tekel Genel Müdürlüğü’ne) haber verdim. Oradan gelen evraklar beni teyid etti (doğruladı). .. .Maliye Vekilini de gördüm; bilmüzayede (ihalesiz) satıldı bunu arayın dedim. Şimdiye kadar aramadılar. ..  Efe’nin (Demircili Mehmet Efe’nin) tenkili (ortadan kaldırılması) zamanında Isparta’ya vardığımda dinlediğim şudur; Efe’yi tenkil için Refet (Bele) Paşa Hazretleri Isparta’ya gelmişler, tenkil eylemişler. Efe’nin Isparta’da evi var, eşyası vardır. Orayı açmışlar, bu arada Efe’nin eşyasının kısmen yağma edildiğini işittim. Hatta ahaliden gasp edilmiş (zorla alınmış) otuz kırk tulum yağ da varmış. Belki otuz kırk bin kilo yağ eder. Ziyan edilmiş. . mevcut altınları ve banknotları  (gürültüler, miktarını söyle sesleri..) miktarını bilmiyorum, yalnız duyduğumu söylüyorum. Esasen Efe’nin evinde ne olmaz?  O zamanın bir hükümdarı (Refet Paşayı kastediyor) bunları yağma etmişler.”     

    Salih Efendi (Erzurum); “-Nadir Bey bunları senin araban götürmüş.”       

    Nadir Bey (Isparta); “-Benim arabam götürdü. Efe’nin evinde ne kadar para bulunmuş ise (Ne kadar sesleri) Benim tahminime göre altın veya banknot yüz bin liradan aşağı olmamak lâzım gelir. Bunu nereden söylüyorsunuz derseniz, diyebilirim ki, bugün Efe’nin kuvvei tenkiliye (ortadan kaldıran kuvvetlerin) kumandanı olmak üzere Isparta ve Antalya civarında bilinen kişilerden aldığı nakit yani altın veya banknotun miktarı bellidir.. Benim arabama yüklenen para nereye gitti ise gitti.. (nereye sesleri) Refet Paşa götürdü. Nereye götürdüğünü bilmiyorum.

    (Selahattin Bey, İsmet Paşa’yı aklayan bir konuşma yapıyor, Ziya Hurşit ve İhsan Beyler Hükûmet bu işi açıklasın diyorlar.) (TBMM GCZ II – Sf. 866)

    3.Celse Hafidir: Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi.

    Karadeniz Sahilinden Giren Mısır ve Mısır Unu İçin İthalat Resminin Alınmaması Hakkındaki Kanun Görüşüldü. (TBMM GCZ II – Sf. 872)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 17 (18.02.1922 / 28.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 164, Celse: 2 Hafidir (Gizlidir): (TBMM GCZ II – Sf. 866 ile 872 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 23 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 164. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Mebusların Müteahhitlik Yapmamaları Hakkında Kanun Teklifi Görüşmeleri: Karesi Mebusu Abdülgafur Efendinin 18.2.1338 Tarihli Takriri. Aynı yönde başka takrirlerde var. Sf. 114

    Süleyman Sırrı Bey (Yozgat); “-…. Malûmuâliniz (bildiğiniz gibi), Vilâyet Meclis-i Umumi âzâları (üyeleri) müteahhit ve mültezim (vergi toplayan müteahhit) olamazlar. .. şu sırada bir nakliyat-ı askeriye meselesi çıkmıştır. Beş deveye bir askerin askerliği tecil olunuyor. Hariçten müşteri buluyorlar, bin lira parasını alıyorlar ve o adamın nâmına vesika (adına belge) alıyorlar. .. geçen sene bendeniz Ankara’da bir bostancının bağını, bahçesini satarak müteahhide para verdiğine muttali oldum (şahit oldum). … İstanbul’un vagon vagon şeker satan mebuslarına rahmet okutturmayalım. (Bravo sadaları)” 

    (Takrir sahibi Abdülgafur Efendi konuşmasında; Açık eksiltmelerde karşıda bir mebus müteahhit olunca adamlar korkusundan eksiltme yapamıyorlar. Para ödemelerinde de mebus müteahhitlere öncelik veriliyor ve dedikodu oluyor diyor. Adliye Vekili Refik Şevket Bey bu kanunun kabul edilmesinden yana değil.)

    Ali Şükrü Bey (Trabzon); (Trabzonlu; Mebusların müteahhitlik yapmalarına mani olmayalım sıkı kontrol edelim diyor ve;) “- .. o zaman kendi nâmına (adına) değil, başka birisini tevkil (vekil) ederek bu işi yapacak. .. Arkadaşlarımızın hepisi memlekete merbuttur (bağlıdır) ve memlekete midesiyle merbut (bağlı) değildir.”

    Lütfü Bey (Malatya); “-Dört yüz bin liraya ihtilâs edenler (zimmetine para geçirenler, para çalanlar) burada içimizdedir. .. Tahkik ediliyor (araştırılıyor).

    (Ali Şükrü Bey yasaklama çözüm değil diyor. Kontrolümüzü iyi yapalım diyor.) Sf.116      

    Süleyman Sırrı Bey; “-Ticaret için aylarca Meclis’e uğramayanlar var.” 

    Mebusların Müteahhitlik Yapmamaları hakkındaki Takrir kabul ediliyor. Sf. 119

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 17 (18.02.1922 / 28.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 164, Celse: 1, – Sf. 114 ile 119 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •     21 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 163. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    1338 Bütçesi görüşülüyor tartışmalar var.

    2.Celse Hafidir. Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi

    1338 Senesine Ait Bazı Tekâlifin (vergilerin) Bir Taksitte Tahsiline Dair Kanun Kabul edildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 17 (18.02.1922 / 28.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 163, Celse: 1, Celse 2 Hafidir: (TBMM GCZ II – Sf. 851) kitaplarından birebir alınmıştır.

  •  20 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 162. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    2.Celse. Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi.

    (Hamdullah Suphi Bey bir gensorudan sonra Bakanlıktan istifa etmişti. Daha sonra Canik Mebusu Nafiz Bey Hamdullah Suphi’nin Bakanlığı döneminin araştırılmasını isteyen bir takrir vermişti. Şube, Hamdullah Suphi dönemini aklayan bir karar verdi. Kendisi de savunma yaptı, bazı kişilere sataştı.) Sf. 72, 78

    4.Celse Hafidir. Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    Müdafa-i Milliye Vekâleti Acilen Beş Milyon Avans İstiyor.

    Aşağıdaki Notlar TBMM GCZ II – (Sf. 831 ile 838 arasında) kitabından birebir alınmıştır.

      Hüseyin Avni Bey; (Maliye Vekili ordunun ihtiyacını karşılamak için arazi vergisini iki yıllık peşin alalım teklifi yapıyor. Ve Hüseyin Avni Bey tarihe geçecek konuşmalarından birini daha yapıyor;) “- … mirasyedi çocuklar gibi şunu da yiyelim, bunu da alayım. … Efendiler gayemizden uzaklaşıyoruz, ağlayarak söylüyorum; … ben bu Heyet-i Vekil’e ile bu kumandanlara baştan nihayete kadar, adem-i itimadımı (İtimatsızlığımı, güvensizliğimi) şimdiden beyan ediyorum. Çünki bu kürsüden defaatle iğfal ettiler (defalarca aldattılar).”

    Opr. Emin Bey (Bursa); “-Daha iyi yapabilirseniz siz geçiniz.”

    Hüseyin Avni; “-Efendi, Hüseyin’de o ihtisas yok, seni vicdanımla temin ederim ki öyle bir şey hatırımda yok. Hüseyin bir vatan fedaisidir, takdim ederim!”

    Opr. Emin Bey; “-Ne yapalım, ne çâre var?” 

    Hüseyin Avni; “-Çâre vardır. .. İhtiras zillettir (aşırı hırs alçalmaktır), ben muhteris değilim.    .. bundan bir ay evvel de taarruz (ordunun saldırısı) hazırlığı görülüyordu, şu encümen odasında; Müdafa-i Milliye Vekili Paşa Hazretleri ve Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Paşa Hazretleri buyurdular, bir ay sonra ikmâl ediyorum, taarruz edeceğiz, inanmıyorum, yapamayacaktı onları. Efendi, beş milyon diyor. Namusumuzdan başka her şeyimizi satarız on milyonu veririz. … bana bunu şu surette ihsas ettirmeli (hissettirmeli); Efendi, altmış milyon veriniz, ama dört ay sonra düşmanı atacağız derlese, ki inanmam, çünkü karşımda İngiltere var.  (ve yapacağız sadaları) .. Paydos yaparız, idareye paydos yaparız, idareyi halkın eline veririz, bunu yıkarız, askeri hükümeti yıkarız. … kuvveti cepheye veririz. .. Efendi gelecek sene açlık ta var. Hükümetin mânâsı bu mu idi? Hakikat karşısında ağlayın, titreyin efendiler! Bunun âtisi (geleceği) vahimdir efendiler. Memleket hallaç pamuğu gibi atılıyor. Ben hakikati görüyorum, ben kör değilim efendiler!”

      Hacı Ahmet Efendi (Muş); “-Vicdanınızdan doğan bu sözleri takdis ederiz. (Ne çare var buna sesleri)

      Hüseyin Avni; “-Çâresini söylüyorum, ben burada on defa söyledim.    .. Debdebe, dârât (şan), harbiye nezâretleri ve saireleri, hepsi buraya aynen geldi. .. İstikrâzın (borçlanmaların) kapıları kapalı, memlekette para yok. Bu hesapları bildiğimiz halde adam kayırdık, akın akın insanlar getirdik. .. Memur kitleleri arz eden başka bir şey değil, bunları kaldır at, hizmet etmiyorlar efendiler. Başından kaldır at, halkın idaresini kendi eline ver, idare etsin, maaş alacağınıza ordunuzu takviye edin. (pek doğru sadaları)   .. irade (emir) ve tahakküm-ü askeriye (askeri baskı) ile ve bin türlü işkencelerle, ahaliye istibdat (baskı) yapmak suretiyle nefret ettirmek …. Bunun arkası kanlıdır.  … mefluç (felç olmuş) bir halde iki yüz elli bin askerimiz vardır. Şark Cephesinde 25 bin asker besliyoruz.  Bu mânâsızdır. … İlk başladığımız zaman ne kadar samimi ve sağlam esaslardan yürüyorduk, bugün ne olduk efendiler! (saltanat sesleri) Çok saltanatlar tesis ettik efendiler. Çingeneler bile bizimle bazı hususatta (konularda) istihza (alay) ediyorlar.Efendiler Fevzi Paşa el’an (halen) mektepten çıkmış bir mülâzım (teğmen) hayatı yaşıyor. İşte Osmanlı kumandanı böyle olur. Yalnız şunu söyleyebiliriz ki maiyetindekiler (emrinde çalışanlar) kendisinden bin kere iyi yaşıyor.  Bu suretle çok para gidiyor. .. Her şeyi asker ruhu ile görüşürseniz sonunuzu ben vahim bulurum.    … Yunan ileri çıkmış bir kuştur, o ileri sürülmüş bir uçtur. Aldanmayalım.”  (TBMM GCZ II – Sf. 831-834)

    Vasıf Bey (Sivas); “- … ya taarruz edeceğiz ya da iflâs.” 

    Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Fevzi Paşa konuşmasında, Yunanın içinde isyanlar çıktı diyor. (TBMM GCZ II – Sf. 838)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 17 (18.02.1922 / 28.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 162, Celse: 1, – Sf. 71 ile 78 arası) Celse 4 Hafidir: TBMM GCZ II – Sf. 831 ile 838 arasında) kitabından birebir alınmıştır.

  •    20 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 162. Celse:1, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    Rusya Mümessil-i Siyasisi (Siyasi Temsilcisi) Mösyo Aralof’un Mektubu Okunuyor:

                “TBMM Reisi Paşa Hazretleri;

    TBMM’ine hitaben yazılmış olan mektubumu huzurunuza takdim ve bu mektubu TBMM’nin bilumum azasının nazar-ı ıttılaına (bütün üyelerinin bilgisine) arz eylemiş…. Ankara 7 Şubat 1922 Rus Sosyalist Şûralar Cumhuriyeti Hükümeti Türkiye Mümessil-i Siyasisi Aralof.  TBMM’nin pek muhterem âzâsı (üyeleri); sizleri bütün Rusya Merkez İcra Komitesi nâmına (adına) ve İşçi Köylü Sovyet Rusya’sı tarafından dostlar ve kardeşler sıfatıyla selamlamaya memur edildim.”  Sf. 55 

    Hüseyin Avni; “-Efendiler Rus milletini yakînen tanırım. Şarklılık ruhu bu milletin ruhunda mevcuttur. Bizimle mizaç, ahlâk, etvar (tavırlar) ve hareket itibarıyla tevemdirler (benzerdirler). (Çok doğru sesleri) .. Ruslar menafi-i siyasiyesinden (siyasi menfaatlerinden de) de fedakârlık ederek bizim mukaddesatımıza (kutsallarımıza) hürmet ettiler.   .. Mukaddesatın en büyüğü ferdin hukukuna hürmettir. Efendiler, Ruslar, ferde hak bahşetmek, yüksek sınıfların tahakkümünden (baskısından), esaretinden halkı kurtarmak istiyorlar. … (alkışlar)” Sf.57

    Salih Efendi (Erzurum); “-Arkadaşlar selamını karşıladığımız Aralof Yoldaş’a bizler kemal-i samimiyetle şükranlarımızı arz ediyoruz. .. Üç yüz seneden beri birbirimizin ceddini, babasını, cibilliyetini mertçe boğazladığımız halde Rus Milleti namusludur. Nâzik ve mert bir millettir, çünkü mükerreren (defalarca) memleketlerimizi işgal ettikleri vakit ırza, dine suret-i katiyede (kesinlikle) tecavüzde bulunmamışlardır.” Sf. 57 

    Hamdullah Suphi Bey de Rusya’yı ve sistemini övüyor. Sf.58

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 17 (18.02.1922 / 28.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 162, Celse: 1, – Sf. 55 ile 58 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 18 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 161. Celse:3, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.

    3.CELSE Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi.

    Karesi Mebusu Hasan Basri Bey’in Verdiği Mebusların Avukatlık Yapmamaları Hakkındaki Kanun;

    Hüseyin Avni Bey; “- .. Esasen dâva vekâleti (avukatlık) için vaktimiz yoktur. .. Hususi işler de takip edemeyiz. Hatta taahhüt (müteahhitlik) de cidden bir meseledir. .. gayet nezih (temiz) olarak çalışalım.”  

    Takrir büyük bir ekseriyetle kabul edildi. Sf. 41

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 17 (18.02.1922 / 28.02.1922) (TBMM Matbaası 1958 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 161, Celse: 3, – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.