Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 17 Kanunuevvel (Aralık) 1337 (1921) tarihinde İçtima: 129. Celse:2, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Hıyaneti Vataniye Mücrimlerinden (suçlularından) Bir Kısmının Aflarına Dair Kanun;  

    Madde 1- Hıyaneti Vataniye cürümlerinden (suçlarından) dolayı İstiklâl Mahkemeleriyle, mehâkimi nizamiye (normal, nizami mahkemeler) ve Divanı Harpler tarafından idama mahkûm edilen eşhasın (şahısların, kişilerin) cezaları müebbet küreğe ve müebbet kürek cezaları onbeş sene muvakkat (geçici) küreğe tahvil (dönüştürülmüş) ve maadası (geriye kalanı) affedilmişlerdir. İşbu ef’alden (fiillerden) maznun (zanlı) bulunanlar dahi evrakına nazaran (belgelerine bakılarak) bu aftan istifade edeceklerdir (yararlanacaklardır). Ancak eczayı vatandan (vatanın cüzünden, bölümlerinden) bir kısmını tefrik (ayırmak) veya ecnebi bir devlete ilhakına (katılmasına) çalışanlar ve casusluk edenler ve halen memaliki ecnebiye (yabancı ülke) ve bilâdı meşgulede (işgal edilmiş yerlerde) bulunanlarla ihtilas (zimmetine para geçiren) ve rüşvet ahz eyleyerek (rüşvet alarak) devletin kuvveyi maddiye ve maneviyesini tenkis etmiş (azaltmış) olanlar işbu aftan müstesnadır (ayrı tutulmuşlardır)

    Dr. Abidin Bey (Lazistan); “- ..bu güne kadar yapılana ıslah edilmiş nazarıyla bakalım ve onları bir af’u mahsus (özel af) olarak tamamı tamamına affedelim. (alkışlar) Bakınız; gerçi bendeniz esasen daima suriş (kargaşa, anarşi) çıkaran ve en sonra belasını buldukça bulan bir memleketin evladıyım. (Bravo sesleri) Sonra silsilem (sülalem) hiçbir vakit de kasaba yüzü görmemiştir; Daima dağî (dağlı), onun için, doktor da oldum, fakat yine bende de bir parça vardır.” (handeler) (alkışlar)

    Süleyman Sırrı Bey (Yozgat); “-Şecaat (kahramanlık) arz ediyorsunuz!” (1) Sf. 132  

    Kanunun 4 maddesi bu kanunu BMM Reisi, vs. icra eder diyordu. Hüseyin Avni Bey’in takriri ve itirazı ile TBMM icra eder şekline döndü. Af Kanunu kabul edildi. Sf. 136

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 15 (3.12.1921 / 5.01.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 129, Celse: 2, – Sf. 132 ile 136 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Merdi Kıpti (Çingene’nin merdi), şecaat arz ederken (kahramanlığından bahsederken) sirkatini (suçunu) söylermiş sözünü hatırlattı.

  • 14 Kanunuevvel (Aralık) 1337 (1921) tarihinde Hafi İçtima: 128. Celse:1 Hafidir (gizlidir): İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Ordunun Durumu Hakkında İstizaha (gensoruya) Devam; Gizli İçtima

    (Aşağıdaki notlar TBMM GCZ II – Sf. 488 ile 491 arasından alınmıştır)

    Mustafa Durak Bey (Erzurum): “-Efendiler Afyon Harbini unutmayınız. O harpten önce yine hükümet adına bu yüce kürsüden Fevzi Paşa Hazretleri: Ordumuz demir gibi duruyor, biz bekliyoruz, eyvah niçin gelmiyorlar, biz hazırız, kafalarını parçalayacağız, diyordu… Biraz sonra da; Efendiler vaktimiz kalmadı, kaçınız, burada ancak sekiz gün durabileceğiz, dedi. .. Efendiler… elde mevcut hesaplara göre bir ceket, bir pantolon, bir kaput, bir çift potin, olmak üzere bir asker takımını 225 kuruşa alıyorlar. Bizim aşağı-yukarı 150 bin mevcudumuz olsun, .. 150 bin takım elbise 900.000 lira eder. Hâlbuki biz efendiler elli milyon lira vermişiz, asker hala çıplaktır. Yazıktır, günahtır, artık bu milletin verecek ne malı nede canı vardır.”…          

    Bir Mebus: “-Memleketin zenginleri de vardır.”

    Mustafa Durak (Erzurum); “-Zenginleri de yoktur. .. İstanbul’a kaçıyorlar yavaş yavaş. Orada askerlik de yoktur. … efendiler size gayet gizli bir gerçek ifşa edeceğim (açıklayacağım): Bizi ne kadar uyutuyorlar efendiler! Bize silah, cephane lâzım mıdır? ..İlkbaharda İtalyan Hükümetinden 40.000 tüfek ve bin mitralyöz (makineli tüfek) ve yeteri kadar fişenk (mermi) alınmıştır. Şimdilik parasız, belki sonra parası verilecektir. Bunlar Pula limanından trene konulmuş ve Triyeste’ye kadar gelmiştir… İtalya’daki temsilcimiz Cami Bey tarafından bir vapur hazırlanmış ve vapura da bir milyon küsur mark verilmiş cephane vapura konulmuş. O sırada Söke ile Kuşadası arasında bir Yunan uçağı düşmüştü. Bu uçağı almak için memurlarımız uğraştılar, alamadılar. O zaman güney cephesinde bulunan Refet Paşa İtalyanlara bir ültimatom verdi ve dedi ki: “Bu uçağı bize vermezseniz, ben bunu savaş sebebi kabul ederim.” Ve İtalyanlar vapurdaki silah ve cephaneyi boşaltıyorlar. Biz köylüden bir tüfenk almak için adam asmaya kadar yürüdük fakat oradan gelen 40.000 tüfenk, top, vs. bir ültimatom keyfine gitti ve bundan kimsenin haberi de yoktur. Bizi uyutuyorlar. …. Ordudaki yolsuzlukların kontrolü size aittir. (Mustafa Kemal’e diyor). Hükûmet üyeleri bunu son derece de dikkate alsın, memlekette de askeri baskısını kessin, herkes görevini yapsın. .. Dünyada, Kürrei arzda (dünyada) böyle millet yoktur, bu millettir ki bizim zulmümüze tahammül ediyor (dayanıyor).” 

    Fevzi Paşa savunma yapıyor, Mebusları korkutucu tablo çiziyor.

    Hüseyin Avni; “-Paşa’m bu da morfin olmasın?” 

    Fevzi Paşa (Başbakan ve Savunma Bakanı) “-.. bugün taarruz (saldırı) harbi için cephanemiz ikmal olmamıştır (tamamlanmamıştır). (On yıllık cephanemiz var demişti. Çok önemli şeyler söylüyor;) Her gün ortalama on’u silahlı 106 neferimiz firar etmiştir. (Ordu için gelen 15 bin Selanik fanilasının askere verilmeyip subaylar tarafından satıldığı dedikodusunu soruyorlar. Sf. 496) ..inkılap yapanlar daima müvesvis (vesveseli) oluyorlar ve her gün memlekette ihtilal çıkarıyorlar. .. zanneder misiniz ki elimizdeki toplar, tüfekler hep Rusya’dan gelmiştir. Hayır! Kısmi küllisi bizimdir. Muharebe yapan (savaşan) toplar Osmanlı toplarıdır.

    Hüseyin Avni; “-Bundan sonra bütün gelecek muhaberattan (haberleşmelerden), müzakerattan (görüşmelerden) haberdar etsinler.” (TBMM GCZ II – Sf. 508)

    (Meclis Hükümeti sıkıştırıyor. İcrai sorumluluğu eline alıyor. Heyetler oluşturuyor, çok sayıda takrirler var. Komutanlar köşeye sıkışmış vaziyette.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 15 (3.12.1921 / 5.01.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, Hafi İçtima; 128, Celse: 1 Hafidir, – (TBMM GCZ II – Sf. 488 ile 508 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 13 Kanunuevvel (Aralık) 1337 (1921) tarihinde Hafi İçtima: 127. Celse:2 Hafidir, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Ordunun Durumu Hakkında İstizaha (gensoruya) Devam; Gizli Celse

    Yunus Nadi Bey (İzmir); “-(Eskişehir -Afyon yenilgisinden önceki durumdan söz ediyor;)  .. Ordumuzun en kuvvetli bulunduğu hakkında teminat almış duruyorduk. .. düşman taarruz etmese çok yazık olur gibi endişede bulunan bir takım salahiyettar kumandanlar vardı ..”

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis) (Şeyh Sait İsyanında idam edildi); “-… idaremizin şekli yine eski şekil, yine eski idare, eski tahakkümdür (baskıdır, hükmetmedir). Bizde idare dendi mi mutlaka hatıra şiddet, tahakküm (baskıyla hükmetme) gelir. Zannederiz ki idareyi temin etmek için şiddet lâzımdır. Tahakkümle (hükmetmeyle, baskıyla), şiddetle temin edilen idarenin sonu yoktur. Efendiler, yalnız, Kürtler iyi idare edilmiyor. Kürtlerin başlarında istibdat vardır.” (TBMM GCZII – Sf. 477, 478)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 15 (3.12.1921 / 5.01.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, Hafi (gizli) İçtima; 127, Celse: 2 Hafidir (Gizlidir) ,(TBMM GCZII – Sf. 477-478)) kitabından birebir alınmıştır.

  • 13 Kanunuevvel (Aralık) 1337 (1921) tarihinde Hafi İçtima: 127. Celse:1 Hafidir (Gizlidir), İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    (Aşağıdaki Notlar TBMM Gizli Celse Zabıtları (GCZ II – Sf.469) kitabından birebir alınmıştır.)

    Ordumuzun Durumu Görüşülüyor:

    Mazhar Bey (Aydın); (Bekir Sami Bey İngiltere’de gittiği her yerde Rusya aleyhinde sözler söylemiş. İngilizler bunları Ruslara söyleyince ilişkilerimiz bozuldu. Yoksa ki bu bozukluk Fransa ile yaptığımız itilafnâmeden (anlaşmadan) kaynaklanıyormuş diyor ve devam ediyor;) “.. bu Bekir Sami Bey’in yaptığı fenalıktır. Zaman zaman hududa kadar gelen paralar geri dönmüştür. .. Bekir Sami Bey ..orada Lloyd George ve Lord Curzon la iki buçuk saat kadar devam eden hafi mülakatta (gizli görüşmede) bulunmuştur. O müzakerat (görüşmeler) esnasında; siz Yunanlıların yerine bizi tutarsanız, biz silahlarımızı Şark’a tevcih ederiz (doğuya yani Rusya’ya yönlendiririz) demiştir. Resmi şekilde cereyan etmeyen bu sözü İngilizlerin kâtipleri tarafından Bekir Sami Bey’in malûmatı (bilgisi) olmaksızın tamamen not edilmiş ve kâtip tarafından ilan edilmiştir.” Sf. 469

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 15 (3.12.1921 / 5.01.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, Hafi İçtima; 127, Celse: 1 Hafidir, – (GCZ II – Sf.469) kitabından birebir alınmıştır.

  • 12 Kanunuevvel (Aralık) 1337 (1921) tarihinde İçtima: 126. Celse:1’in sonu ve 2. Celse Hafidir (Gizlidir), İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    1. Celsenin sonu ve 2. Celse Hafidir (Gizlidir)

    (Aşağıdaki notlar; TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II – Sf. 464-465 sayfalardan alınmıştır;)

    (Tutanaklarda Reis ve kâtip belirsiz, bu zabıtlar çok fazla sansürlenmiş. Lazistan Mebusu Ziya Hurşit Bey’in kâtip olarak görev yaptığı celseler daha fazla sansür edilmiş.)

    Ordunun Durumu Hakkında İstizah (Soru Önergesi); Gizli Celse 2:

    (Heyeti Vekile Reisi ve Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Fevzi Paşa, muhalefeti sindirmek için karanlık bir tablo çiziyor, birlik ve beraberlik öneriyor. Rusya bize gönderdiği silahları, biz Fransızlarla anlaşma yaptık diye Batum’da tutuyor diyor.) Sf. 456, 457

    Şeref Bey (Edirne); “-.. Harici siyasetimiz dürüst olmalı. .. Fransa ile bir anlaşma yaptık ve Rusya düşündü, yaptığımız mukavelede (sözleşmede) bittabi şimendifer imtiyazı (tabii ki demiryolu işletmesi ayrıcalığı), maden imtiyazı (maden kullanma ayrıcalığı), mektep imtiyazı gibi para getirecek işleri vermeye başladık. Rusya bizden uzaklaştı… “

    (Konya Mebusu Vehbi Efendi Almanya ve İtalya’ya giden paralara ne oldu? Diyor.) 

    Osman Bey (Lazistan); “-.. bendeniz bir buçuk sene evvel silah sevk ederken, Ferit Paşa’nın sukutu ile (görevden alınmasıyla) İstanbul’da Tevfik Paşa kabinesinin iktidara gelmesi üzerine, Ruslar kuşkulanmışlardı. İstanbul ile Anadolu uzlaşıyor diye korktular. Emrime vermiş oldukları 34 vagon mermi ve topları bir bahane ile Tuvaliye’den aldılar başka bir tarafa sevk ettiler. .. Halbuki bütün konşimentolar benim namıma idi.  .. biz bir vakitler bilmeyerek hepimiz komünist olduk, sonra bundan ürkerek o kadar anti komünist olduk ki komünistler bundan korkmaya başladı. Rusya’ya karşı iyi münasebetler lâzımdır, halkımız Bolşevikliği istemez bundan korkmamak lazım.”

    Hüseyin Avni; “-Cephedeki nefer çıplaktır!” Sf. 462

    Salih Efendi (Erzurum); “- … yevmiye (günde, günlük) 30-40-50 nefer firar ediyor. Hatta Ankara’da gözümün önünde geziyorlar.200 küsur bin Mehmet vardır cephede. Halkın itimadını (güvenini) meclis, ayaklarıyla çiğnemiştir. … Ankara Kumandanının manası nedir? Merkez Kumandanı, Mevki Kumandanı bilmem ne kumandanı diye Ankara’da gözümün önünde bin tane kumandan var. … Demek ki sistem bozuktur. 70 bin askerimiz var 50 bini firar etmiş. Efendiler, memleket 80 milyon ordu bütçesi veriyor. Öyle olduğu halde neferi cephede açtır. Hiçbir millette böyle bir şey yoktur. Beş milyon ahali iki milyon vergi veremezken, biz bu kadar (80 milyon) vergi alıyoruz milletten. Demek ki sistem bozuktur. …Evet, bu millet bütün geleneğinden, tarihinden vazgeçti, bize güvendi. Biz de İmparatorluktan farklı bir şey yapmadık. Köylere giderseniz, yine o aşar, yine o rüsum, yine o köhne iş.” (GCZ. Sf. 464, 465)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 15 (3.12.1921 / 5.01.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 126, Celse: 1sonu ve Celse 2 Hafidir: (TBMM Gizli Celse Zabıtları II – Sf. 464-465  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 12 Kanunuevvel (Aralık) 1337 (1921) tarihinde İçtima: 126. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Hıyaneti Vataniye Kanun’u Gereği Verilen Cezaların Affı Hakkında Kanun Teklifi.

    (Uzun tartışmalar oluyor. Hüseyin Avni Bey, İstiklâl Mahkemeleri kararları Meclis’e gelseydi %80’i red olunurdu. Diyor.)

    Adana Anavatana İltihak Etti. Sf.115

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 15 (3.12.1921 / 5.01.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 126, Celse: 1, – Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.

  • 10 Kanunuevvel (Aralık) 1337 (1921) tarihinde İçtima: 125. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Hıyaneti Vataniye (vatan hainliği) Suçlularına Af Kanunu Görüşmeleri;

    (İstiklâl Mahkemelerinin hüküm verdiği Hıyaneti Vataniye Kanunu gereği ceza almış olanlara af çıkartmak istiyorlar.)

    Salih Efendi (Erzurum); “-… hadisei isyaniyede 30.000 adam dolaşıyor .. bunlardan iki bin adam idam edildi. Birkaç bin tane müebbet kürek cezası ile mahkûm edildi.” Sf. 94

    Çok uzun süre tartışıldı bir karara varılamadı. Sf. 107

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 15 (3.12.1921 / 5.01.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 125, Celse: 1, – Sf. 94 ile 107 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Kanunuevvel (Aralık) 1337 (1921) tarihinde İçtima: 124. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    2.Celse Hafidir (Gizlidir):

    (Aşağıdaki notlar; TBMM Gizli Celse Zabıtları (GCZ II – Sf. 447, 451 Sayfalardan alınmıştır)

    Eskişehir’deki Tren ve Vagonlar, Fahişeler Mevzusu; Gizli Celse.

    Mehmet Salih Bey (Erzurum); “-Eskişehir’in boşaltılmasına 13 Temmuz 1921’de başlanmış 19 Temmuz 1921’de sona ermiştir. Yani 7 gün yani 168 saat devam etmiştir. Resmi evrakla sabittir ki Eskişehir’de 13 lokomotif, 550 adet açık-kapalı vagon… mevcut idi…. Ankara’ya iki yüz, Polatlı’ya 130 km mesafede olan Eskişehir’de her şey terk edilmiş ve yalnız iki vagon Rum fahişesi Ankara’ya nakledilebilmiştir. Bunu kimse inkâr edemez, bir suçüstüdür!” 

    (Nafıa Vekili Rauf (Orbay Paşa) Bey; Eskişehir’de 3 lokomotif, 50-60 vagon terk edildi. Recep isminde bir adam Yunan tarafına geçiyor ve bu vagonları tahrip ediyor diyor. Takrir sahibi Salih Efendi konuşuyor.)

    Salih Efendi (Erzurum); “-Ordu Kumandanı, Vekil, hatta birkaç Mebus da asmak icap ederdi ki şu memlekette adalet teessüs etsin. (senden başlamalı sesleri) Benden başlayınız. Sf. 447  ..Şu Recep’i de size arz edeyim. ..birinci defa kerhaneci, ikinci defa dolandırıcı, üçüncü defa hırsız, dördüncü defa şuna buna böyle yapan, oğlan ve erkek getiren bir teres ki (Bir mebus; Efendi Hazretleri bir parça nezahet!) bundan iki ay önce 65 kalem eşya çaldı, azledildi sonra işe geri alındı. .. İki vagon orospu getirildi. Ben utanıyorum. .. Eskişehir kadınları İstasyona geldi, hüngür hüngür ağladılar, rica ettiler, sızlandılar, bunlar reddedildi. Bililtizam (düzenli olarak) iki tane muntazam vagonla Rum orospusu getirildi. Yenişehirli Mehmet Efendi adında bir adam, 15 bin liralık malım var yarısını hükümete bağışlayayım beni de götürün diyor, trene almıyorlar. … bunda bir hınzırlık mevcut. ..bu bir cürümdür.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 15 (3.12.1921 / 5.01.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 124, Celse: 2 Hafidir. TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II – Sf. 447-451) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Kanunuevvel (Aralık) 1337 (1921) tarihinde İçtima: 124. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Heyeti Vekile Kanunu Hakkında Görüşmeleri; (Hükümetin görev ve yetkileri ile ilgili kanun)

    Hüseyin Avni; “-Mustafa Kemal Paşa Heyeti Vekile Kanunu’nun görüşüldüğü sırada heyeti umumiyesi (kanunun tamamı) görüşülürken maddeleri açıklamıştı. Reis Bey, beş buçuk saat Heyeti Umumiye’de (Meclis Genel Kurulunda) maddelerden bahis açıldı, tefsir edildi ve tefsir ayrıca şerh edildi (yorumlama ayrıca açıklandı). Yanlış mana verildi. O zaman madde hakkında müzakeratın cereyanını (madde üzerindeki görüşmelerin yapıldığını) ihtar etmediniz. Şimdi buna riayet etmenizin (uymanızın) sebebini anlayamadım.”

    Reis; “-Kürsüden indiğim zaman mebus sıfatıyla cevap vereceğim.”

    Hüseyin Avni; “-Cevap veremezsiniz!” Sf. 79

    Af kanunu teklifi encümene geri gitti.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 15 (3.12.1921 / 5.01.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 124, Celse: 1, – Sf. 79) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Kanunuevvel (Aralık) 1337 (1921) tarihinde İçtima: 124. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Hıyaneti Vataniye Cezalarına Af Teklifi;

    (Canik; Nafiz, Karahisarısahip; Mehmet Şükrü, Erzurum; Hüseyin Avni, Bursa; Şeyh Servet, Bitlis; Mehmet Vehbi, Niğde; Mustafa Hilmi, Kastamonu; Besim, Genç; Fikri Faik Beyler verdikleri bir takrirle 2. derecede Hıyaneti vataniye suçlularını af edelim diyorlar.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 15 (3.12.1921 / 5.01.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 124, Celse: 1, – Sf.  ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 6 Kanunuevvel (Aralık)  1337 (1921) tarihinde İçtima: 123, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Beyefendi

    Hıyaneti Vataniye Kanunu Hakkında

    Hüseyin Avni; “-… Hıyaneti Vataniye Kanunu’nun da artık lağvını (ortadan kaldırılmasını) istirham ediyorum. .. Bu kanunun yapılması Meclis’in meşruiyetini (haklılığını) tanıtmak için idi. Şimdi BMM’nin meşruiyetini tanımadık hiçbir yer yoktur.”  Sf. 47

    2.Celse Hafidir (Gizlidir): Hiçbir not yok. Sadece Kemal Paşa’nın bir gizli celse talep ettiğini biliyoruz.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 15 (3.12.1921 / 5.01.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 123, Celse: 1, 2. Celse Hafidi. – Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.

  • 6 Kanunuevvel (Aralık)  1337 (1921) tarihinde İçtima: 123, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Halka Kötü Muamele Eden Memurlar Hakkında Takrir Var;

                “-Riyaseti Celile’ye;

      ..Halkı köle bilen memurlar bu milletin memurları değildir. Vatandaşa kötü davrananların derhal azil ve teşhir edileceklerinin (görevden alınıp teşhir edileceklerinin).. vilâyet memurlarına tamim buyurulmasını .. temenni ederim.       

                      Hasan Basri Karesi.” Sf. 42

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 15 (3.12.1921 / 5.01.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 123, Celse: 1, – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • 5 Kanunuevvel (Aralık)  1337 (1921) tarihinde İçtima: 122, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Beyefendi

    Heyeti Vekile Kanunu;

    (Hüseyin Avni Bey gündem dışı söz alarak, Heyeti Vekile Kanunu’nun red edildiğinin gazetelerde yazdığını söylüyor. Oysa Hükümetin yetkilerini belirleyen bu kanun halen Özel Komisyonunda diyor.)  Sf.15

    Fransızlara Verilen Söz Gereği, Adana Civarına Genel Af İlan Edildi;

    (Fransa ile yapılan 20 Teşrinievvel (Eylül) 1337 (1921) tarihli anlaşma gereği Adana Yöresine genel af getirildi.) 

    2.Celse. İkinci Reis Dr. Adnan Beyefendi

    İlkokul Vergisinin Kaldırılmasına Dair Takrir

    Şevki Bey (İçel); “-.. On haneye inhisar eden (dayanan) bir köyden bin beş yüz lira tekâlif (vergi) tahsiline kalkışılırsa o köyden 1.500 lirayı almak için ne yapmalı?” 

    Vehbi Efendi (Konya); “-Köyü satmalı!”

    Şevki Bey; “-Evet köyü satmak lâzım geliyor. Yani bu dereceye kadar ileri varılıyor.”

    Besim Atalay Bey (Kütahya); “-..Her köy, mektebinin ve mualliminin (öğretmeninin) masrafını verecektir.”  Sf. 29 

    Maarif Vekili Vehbi Bey (Karesi); “-Tedrisatı İptidaiye (ilköğretim) Kanunu esasında bir kanun değil kararnamedir. Bir kanun hazırlığımız var. Muallimlik (öğretmenlik) mesleği maalesef en aşağı derecede kalmıştır ve layık olduğu mevkii muhteremi (saygın yeri) hiçbir zaman alamamıştır.” Sf.32

    (Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 15 (3.12.1921 / 5.01.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 122, Celse: 1, – Sf. 15 ile 32 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 3 Kanunuevvel (Aralık)  1337 (1921) tarihinde İçtima: 121, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Beyefendi

    Memur Harcırahı, Memur tayinleri

    Hüseyin Avni; “- .. ..Şimdi böyle emrivakiler (oldu-bittiler) üzerine, ölüler üzerine ağar gibi arkadan söylüyorsunuz. .. Bazı kumandanlarla geçinilmez diye valiler arasında tayinler ve tebdiller oluyor. .. Meselâ Erzurum Valisi Kars Kağızman’dan böyle geldi. ..” Sf. 10 

    2. Celse Hafidir (Gizlidir):  (Bu gizli celse hakkında hiçbir bilgi ve doküman yok.       

    3.Celse. İkinci Reis Dr. Adnan Beyefendi Sf. 12

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 15 (3.12.1921 / 5.01.1922) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 121, Celse: 1, 3, 2 Celse Hafidir – Sf. 3 ile 12 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 3 Kanunuevvel (Aralık) 1337 (1921) tarihinde İçtima: 121. Celse:1, İkinci Reis Dr. Adnan Beyefendi

    Heyeti Vekile Kanunu Görüşmelerine Devam;

    Reis, Selahattin Bey’in takririni oyluyor ve Lâyiha (kanun tasarısı) encümene geri gidiyor.

    Mustafa Kemal Paşa ve Arkadaşlarının Encümeni Mahsusa’nın (Özel Encümenin) Kanunu Esasi Encümeni İle Birleşmesini İsteyen Takrirleri;

    (Bu takrir ile Heyeti Vekîle’nin görev ve yetkilerini kanunlaştıran Encümeni Mahsusa’nın Kanunu Esasî Encümeni ile birleşmesini istediler.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 15 (3.12.1921 / 5.01.1922) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 121, Celse: 1, – Sf. 3 ile 12 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları; Sivas; Ahmet Hamdi, Gelibolu; Celal Nuri, Dersim; Ramiz, Siirt; Halil Hulki, Siirt; Necmettin, Van; Hasan Sıddık, Malatya; Lütfi, Antep; Kılınç Ali, Van; Hakkı, Elazığ; Feyzi, Bitlis; Yusuf Ziya, Lazistan; Osman, Bolu; Nuri, Bursa; Şeyh Servet, Siirt; Salih, Yozgat; Süleyman Sırrı. Bu mebuslar Türkiye’nin Meşruti idaresinin yıkılmasına katkı koydular.

  • 3 Kanunuevvel (Aralık) 1337 (1921) tarihinde İçtima: 121. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Zaptı Sabık Hulasasına İtirazlar Görüşülüyor, Yani Geçmiş Tutanak Özetlerine İtirazlar Görüşülüyor:

    Selahattin Bey (Mersin); “- (Geçen celsede konuşmama zaman kalmadı diyor ve bir takrir veriyor;)
    Riyaset-i Celile’ye
    … 1.Kânunuevvel (Aralık)1337 perşembe günkü celsede encümenimize hakkı müdafaa (komisyonumuza savunma hakkı) verilmemiştir. ..Riyaset (başkanlık), encümenin mazbata istirdat (komisyonun tasarıyı geri çekme) yolundaki müesses (kurulu) ve mukabil (karşı) hukukunu dahi dinlemeyerek istihsali araya (oy toplamaya) geçmiştir. Encümeniniz aklının erdiği kadar… sâlim ve doğru götürmekten çekinmemiştir.
    (Ya encümenin savunma hakkını yada lâyihanın encümene iadesi haklarından birini verin diyor.)


    Hüseyin Avni; (Mustafa Kemal Paşa’nın daha önceki celselerden birinde Hüseyin Avni Bey’e yönelik hakaret içeren ifadesine cevaben; ) “.. .. şahsıma taalluk eden (şahsımı ilgilendiren) ve şerefimle gayri mütenasip (şerefimle uygun olmayan) bir söz sarf edilmiştir. Onu tashih etmek (düzeltmek) isterim. … bizi kulağımızdan tutup atmış değillerdir. ..bizi tutup atmadılar. Biz kulağımızı vermedik. Tatili müzakerat (görüşmelere son) kararı verdik. .. bir nokta daha var. ..Kanunu Esasî’nin (1876 Anayasasının) Meclisi Âli’ce tebdil ve tağyir edilmeyen (değiştirilmeyen ve ortadan kaldırılmayan) nukatının (noktaların) kâmekân meriyülicra (halen yürürlükte) olması dolayısı ile orada sarf edilen paçavra kelimesini kendi nefsimce red ediyorum.” Sf. 3

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 15 (3.12.1921 / 5.01.1922) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 121, Celse: 1, – Sf. 3 ile 12 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Aralık 1921 (1337) tarihinde İçtima: 120. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Heyeti Vekile’nin Vazife ve Mesuliyetine Dair Kanun; Hükümetin Görev ve Sorumluluğuna Ait Kanun;

    Madde 1- Esbabı Mûcibesi (Gerekçesi);

    Ahvali hâzırada (mevcut durumda) millet, hukuk ve hâkimiyeti asliyesini (asli egemenliğini) bizatihi istimale (bizzat kullanmaya) mecburiyet ve ıstırar (zarar) görmüş ve hukuku âliyei saltanat ve hilafeti (yüce saltanat ve hilâfet hukuku), intihap ettiği (seçtiği) BMM’nin şahsiyeti maneviyesinde (manevi kişiliğinde) istimale (kullanmaya) karar vermiş olduğundan muaddel (değiştirilmiş) 7 Maddede makamı mezkure mufavvaz (söz konusu makama yapılmış) olan hukuk ve vezâif (hak ve görevler) halen Meclisi Milliye ait olarak tayin ve irae olunur (belirlenir ve gösterilir). Bu meyanda (bunun yanında) devairi Hükümetin (hükümet işlerinin) muamelatına (muamelelerine, yazışmalarına) ve kavaninin (kanunların) suveri icraiyesine (yapılması biçimine) müteallik (yönelik) nizamnamelerin tanzimi (yönetmeliklerin düzenlenmesi) ve kavanini mahsusasına tevfikan (özel kanununa dayanarak) rütbe ve nişan ve menasıp (makamların) tevcihi ve itası (yönlendirilmesi ve verilmesi) hususlarında Meclisi Âli’nin tetkikatla iştigaline (araştırmakla meşgul olmasına) vaz’ı hazırla (mevcut durumda) maddeten imkân görülmediğinden bu hususta Heyeti Vekile’ye (hükümete, vekiller topluluğuna) salahiyet itası (yetki verilmesi) ve Meclis namına (adına) Makamı Riyasetin tasdiki ile iktifa olunması (meclis reisinsin onayı ile yetinilmesi) ve tevcih-i mesuliyet (sorumluluğun yönlendirilmesi) ve teşrii maslahat (yasa yapma işleri) noktai nazarından münasip (açısından uygun) mütalaa (düşünülmüş) ve ancak Meclisi Ali’nin fevkalade olarak tevcihat hakkı (olağanüstü yönlendirme hakkı) ayıca kayıt ve ityan edilmiştir (şart olarak getirilmiştir). İcabı hale göre muvakkaten mütareke (duruma göre geçici ateşkes) akdi hususunda (imzalanması konusunda)  Hükümete mezuniyet itası (izin verilmesi) ve maahaza (bununla beraber) Meclis-i Âli’ce tasdik ettirilmesi lüzumunu (Meclise onaylattırılması) kabul ve seferberlik ilanı ve her nevi tekâlifin (verginin) tarh ve tevzi ve ilgası (konulması, düzenlenmesi ve kaldırılması), idarei örfiye (sıkıyönetim) ilanı ve bir nevi kan vergisinden ibaret olan (…) askeriyenin celp ve terhisi hususatının (askere elma ve teskere verme konularının) dahi meclisi millinin kararına iktiranı (dayandırılması) lâzımei maslahattan (gerekli görevlerden) ad ve derç olunmuştur (adlandırılmış ve yazılmıştır)

    Madde 2- Esbabı mûcibesi (gerekçesi) birinci maddede mezkûrdur (zikredilmiştir).

    Madde 3-  İdam hükümlerinin Meclisi Millice tetkik ve bir karara raptı, (araştırılıp bir karara bağlanması) Meclis vazifesini tavik edeceğinden (oyalayacağından) derecatı mehâkimden (üst mahkemelerden) usulen geçerek (usulüne uygun geçerek) kesbi katiyet eden ahkâmın (kesinlik kazanmış kararların) Heyeti Vekile’nin mesuliyeti dâhilinde (hükümetin sorumluluğu dahilinde) ve Reisi Meclisin tasdiki (meclis başkanının onayı) ile icrası (uygulanması) kâfi görülmüştür.  

    Madde 4-  İdare-i Örfiye (Sıkıyönetim, Meclisin hakkıdır ama olağanüstü durumlarda Hükûmet de sıkıyönetim ilan edebilir. Ancak 48 saat içinde bu kararı Meclis onayına sunulacak. Buralara Divan-ı harp ve İstiklâl Mahkemeleri de gönderilecek.)

    Madde 5- (Meclisin yürütme hakkını kullanan Hükûmet, kararlarını Meclis Reisi’nin tasdikine (onayına) götürecek, iki gün içinde imzalanmazsa kararları uygulayacak.) 

    Madde 6(Heyeti Vekile (hükümet) kararlarında doğrudan doğruya Meclis’e karşı sorumludur.) 

    Madde 7- (BMM’nin Riyaseti (Meclis Başkanlığı), Meclis-i Millinin doğal reisi ve Heyet-i İcraiyenin zımni (dolaylı) murakıbı, denetleyicisidir.) 

    Madde 8- (BMM Reisi’nin yokluğunda ikinci Reis devrededir.)

    Heyeti Vekile Kanunu’nun Maddeleri Görüşülüyor;

    Madde 1- Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun (1921 Anayasasının) yedinci maddesindeki hukuk ve vezaiften (hak ve görevlerden) başka olarak, ahkâmı kanuniyenin muhafaza (kanun hükümlerin korunması) ve icrası (yerine getirilmesi) bilumum kavaninin tefsiri (bütün kanunların açıklanması), istikraz (borçlanma) ve imtiyaz (ayrıcalık) mukavelelerinin tasdiki (antlaşmalarının onaylanması), fevkalade rütbe (olağanüstü rütbe), nişan ve menasıp (makamlar) tevcihi (verilmesi), Heyeti vekile teşkili (bakanlar kurulu oluşturulması), münferiden (tek tek) veya müçtemian (topluca) ıskatı (ortadan kaldırılması) ve tayini (belirlenmesi), mesuliyeti (sorumluluğu), kuvayı berriye (kara kuvvetleri) ve bahriyenin (deniz kuvvetlerinin) kumandası, umumi veya hususi seferberlik (genel ve özel asker toplama) ilanı, hükümetçe akdolunacak (yapılacak) mütarekenin tasdiki (ateşkesin onaylanması), müracaatı kanuniyenin (kanuna başvurmanın) tahfif veya af veya tecili (hafifletilmesi, af edilmesi veya ileriye atılması), affı umuminin (genel affın) ilanı, esnanı askeriyenin celp ve terhisi (askerlerin silâh altına alınması veya terhis edilmeleri), her nevi tekâlifin (verginin) tarh veya tevzii (miktar belirlenmesi veya dağıtılması) veya ilgası (ortadan kaldırılması), idarei örfiye (sıkıyönetim) ilanı, meclisin mebde (başlangıç) ve zamanı inikadının (toplanma süresinin) tayin (belirlenmesi) ve tebdili (değiştirilmesi) ve indellüzûm feshi (gerektiğinde fesh edilmesi) dahi BMM’nin doğrudan doğruya cümlei vazaifindendir (görevlerindendir) .

    (Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var.) 

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 120, Celse: 1, – Sf. 440) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 1 Aralık 1921 (1337) tarihinde İçtima: 120. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Heyeti Vekile Kanunu Görüşülüyor:

    Gazi Mustafa Kemal Paşa (Ankara); (Hazırlanmış olan tasarıya şiddetle muhalefet ediyor. Çok uzun bir konuşma. Beş saatlik bir nutuk. Mazbata Muharriri Selahattin Bey hükümet üyelerinin gelip bu görüşmeleri izlemediğini söylüyor. Mustafa Kemal ise bu kanun beni çok alakadar ediyor diyor. Hükümete bu kadar yetki verilmesinden ciddi rahatsız. Kimse alınmasın kırılmasın deyip Selahattin Bey’e saldırıyor.) “-.. kanunun 1 maddesi üç noktai nazardan (üç bakış açısından) Teşkilatı Esasiye’mizin (anayasamızın) mevaddı asliyesini (esas maddelerini) ve ruhunu tahrip eden bir maddedir…. bu maddeyi vaz etmek (koymak), bunun vazifesini tahdit etmek (görevini sınırlamak), bunun kuvvet ve kudretini temsil etmektir. .. bu encümene heyeti celileniz (yüce heyetiniz) böyle bir vazife vermemiştir. .. Millet bizi buraya gönderdi fakat ilaahirilömür (ömür boyu) biz burada ve bu milletin iradesini ve hâkimiyetini malı mevrus (mal mirasçısı gibi) gibi temsil etmek için toplanmış değiliz ve sizi toplamak ve dağıtmak kudretini hiç kimse haiz değildir. … Efendiler, insanlar kuvvet istimaline (kullanmaya) ve bahusus başkalarının kuvvetini istimale (kullanmaya) fıtraten (yaratılış olarak) mütemayil (meyilli) oldukça bu kaideyi çok kıskanç olarak muhafaza etmekte (korumakta) musır (ısrarcı) olmalıydınız. ….  Padişahlar işte bu noktaya istinaden (dayanarak) milletimizin meclislerini tahkir ede ede (horlayarak, aşağılayarak) kovmuşlardır. … dokuzuncu maddede Reis’in salahiyeti (Meclis Başkanının yetkisi) ifade olunmuştur. “Meclis namına vazı imza eder (imza koyar). Heyeti Vekile (hükümet) mukarreratını tasdik eder (kararlarını onaylar).”  .. Reis ister tasdik etsin, isterse etmesin heyeti vekile derhal mukarreratını yapar. Efendiler bu madde ile emin olunuz ki bindiğiniz dalı baltalamaktasınız. … Bir heyeti vekile ki iradei milliyenin mümessili (temsilcisi) olacaktır, ispat edeceğim, onun eline salahiyet (yetki) verdiğiniz zaman o istediğini yapacaktır ve haberiniz olmayacaktır. Sorarım size; “Heyeti Vekile sizin buradan dağıtılmanıza karar verirse ne yapacaksınız?”

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “Güleriz!”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “-Gülemezsiniz. İstanbul Meclisi Mebusan’ına giden zatı âliniz o zaman da güleriz demediniz ama o zaman bunu yapamadınız. Kulaklarınızdan tutup kapıdan dışarı atmışlardı.”

    Hüseyin Avni Bey; “-Yapanlar saray kumandanları idi. Hâlbuki bizi tutanlar milli kuvvet ve milli kumandanlardır. Binaenaleyh (bundan dolayı) kimse atamaz!”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “.. eğer bu maddeyi koymaktan maksat Reis’e karşı bir vesvese (şüphe) beslemek ise, bu katiyen varid (söz konusu) olamaz. Böyle bir vesvese hâsıl olduğu gün imha edilmeye (ortadan kaldırılmaya) mahkûm olmalıdır, yoksa felakettir.”

    Hüseyin Avni Bey; “-İmha etmeye kudretimiz olmadığını beyan etmekle beraber, itimadımız da(güvenimiz de) vardır.”

    Mustafa Kemal Paşa; “-Hele yalnız senin yoktur. Sf;426 (birbirlerini iyi tanıyorlar) ondan sonraki maddenin yalnız son cümlesi zaittir (gereksizdir). “Reis’in reyi ancak istişâri (danışma gibi) olur.” Bu zaittir (gereksizdir). Bu, makamı riyasetimize (meclis başkanlığı makamına) intihap edeceğiniz (seçeceğiniz) zatın şeref ve haysiyeti zatiyesini (kişisel onurunu), tenkisten (azaltmaktan) başka bir faydayı temin edemez. Bundan sonraki maddeye bakacak olursak, efendiler, bu madde TBMM reisini posta müvezzii (dağıtıcısı) mevkiine indirmek demektir. (hâşâ sesleri) “Reis gerek Meclis’in gerek Heyeti Vekile’nin (hükümetin) kararlarını makamatı aidesine (ilgili makamına) tebliğ (bildirmek) ile mükelleftir (görevlidir).” diyor. ” .. Hakikatten bizim aradığımız kanun değildir. (Paşa, kanunun esbabı mucibesini (gerekçesini) eleştirmeye başlıyor. Encümenin de bir karara varamadığı, saltanat ve hilafetle ilgili ilk altı madde için bunları neden muallâkta (boşlukta) bıraktılar diyor.) Efendiler mevcudiyetiniz muallâk (boşlukta) ve müphem (belirsiz) midir? (hayır, sadaları) Hâşâ! Şeklinizin kanuniyeti ve meşruiyeti (haklılığı) muzlim midir (karanlık mıdır)? Bunu söylemek için cesaret lâzımdır efendiler. . bunu nasıl söyler, nasıl söyler bir arkadaş?”

    Selahattin Bey; “-Bunu söylemekle müftehirim (iftihar ediyorum) ve sebebini arz ederim.”

    Hüseyin Avni Bey; “-Keza (böylece).”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “-İftiharınızın mahiyetini (içeriğini) tarih ve zaman gösterecektir. Sf;426Efendiler, bizim hükümetimiz demokratik bir hükümet değildir, sosyalist bir hükümet değildir ve hakikaten kitaplarda mevcut olan Hükümetin mahiyeti ilmiyesi itibariyle hiç birine benzemeyen bir hükümettir. .. ilmi, içtimai noktasından bizim hükümetimizi ifade etmek lâzım gelirse; “halk hükümeti” deriz! …Bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı heyeti milliyece mücahedeyi (savaşmayı) caiz (uygun) gören bir mesleki (ideolojiyi) takip eden insanlarız. .. Biz bize benziyoruz, Efendiler! (alkışlar) .. Her şey eskisi gibi devam edecektir,.. bundan istifadeyi katiyen düşünmesinler. .. garip tesadüfler, fena tesadüfler düşmanlarımızı aynı nokta üzerinde münakaşata (tartışmalara) sevk etmiştir. (Damat Ferit Paşanın evindeki bir toplantıda Ankara Hükümeti nasıl işliyor diye meraklandıklarını anlatıyor.)     

    Hüseyin Avni; “-Ankara hükümetini dünya tanımıştır.”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “- (Selahattin Bey’e yükleniyor.)  ..mazbata muharriri beyefendi, bu eserin, bir takım hissiyatın tahtı tesirinde (bir takım duyguların etkisi altında) yapılmış olduğunu beyan buyurdular. .. vaz’ı kanun (kanun koyucu) olanlar bir takım evsafı mümtazeye (seçkin özelliklere) malik olmak mecburiyetindedirler. .. hissiyata ibtina edilen (duygulara bina ettirilen, dayandırılan) bu eserin Meclisi Alinizce nazarı dikkate (göz önüne) alınmaması ve mevzuu bahis (söz konusu) olmaması lâzım gelse yeri vardır. (Selahattin Beyi Panislâmcılık (İslam birlikçiliği ideolojisi), pantürkistlikle (Türk birlikçiliği ideolojisi) suçluyor ve iyice yükleniyor.) … Efendiler; … büyük hayaller peşinde koşan yapamayacağımız şeyleri yapar gibi görünen sahtekâr insanlardan değiliz. Efendiler büyük ve hayali şeyleri yapmadan yapmış gibi görünmek yüzünden, bütün dünyanın husumetini (düşmanlığını), garazını, kinini bu memleketin ve bu milletin üzerine celp ettik (çektik, yönlendirdik). Biz Panislamizm yapmadık, belki; yapıyoruz, yapacağız dedik. Düşmanlar da bir an evvel öldürelim dediler. Panturanizm yapmadık, yaparız yapıyoruz dedik ve yine öldürelim dediler. Bütün cihana havf (korku) ve telaş veren mefhum (kavram) bundan ibarettir. .. Haddi tabiiye (doğal sınırlarımıza), haddi meşruya (yasal sınırlarımıza) rücu edelim (geri dönelim), haddimizi bilelim. (Saltanat ve hilafetin haklarını sonraya bırakalım diyen Selahattin Bey’e iyice kızıyor.) ..milletiniz hiç kimsenin muvaffakiyetine lüzum görmeden, muvafakat etmeyenlere (uygun görmeyenlere) karşı isyan ederek hakimiyeti milliyesini almış ve öylece istimal etmekte (kullanmakta) bulunmuştur. (şiddetli alkışlar) .. millet hakimiyetini almıştır ve isyan ederek almıştır. . Bu hâkimiyeti tekrar geri alabilmek için, istimal edilmiş (kullanılmış) olan vesaiti (araçları) kullanmak lâzımdır. (alkışlar) (Paşa tekrar, kimse alınmasın, kırılmasın deyip saldırıya geçti.) “..Kanunu Esasî (Esas Kanun, 1876 yılında kabul edilen Türkiye’nin ilk anayasası.)  denilen bu kitabın iadei mer’iyetine (yürürlüğünü geri getirmeye) doğru bir hatve (adım) atılmış oluyor. Bittabi atılan bu hatve aynı zamanda Teşkilâtı Esasiye Kanunumuzun iptalini müstelzimdir (gerektirir). (Paşa, Kanunu Esasî kitabını göstererek tarihini anlatıyor.) Sultan Mahmud’u Sani (İkinci Mahmut) memleketin idaresini ıslah etmek mazharı terakkiyat etmek (geliştirmek) için teşebbüslerde (girişimlerde) bulunmak istedi. Fakat vuku bulan teşebbüsatı (girişimleri) Avrupa’yı taklit etmek oldu… Avrupa kanunlarını almak, Avrupa nizamlarını almak ve Avrupa’nın elbisesini giymek gibi bir takım teşebbüsatı islahiyelerde (iyileştirme girişimlerinde) bulundu. Fakat bu, hakiki bir netice vermedi, veremezdi. Çünkü Islahat için mukallitliğe (taklitçiliğe) tevessül edilmişti (girişilmişti, el atılmıştı). .. bu noktada rüfekayı kiramdan (kerem sahibi arkadaşlardan) Hüseyin Avni Bey biraderimize bir cevap vermek isterim. .. buyurmuşlardı ki; “..cihan hükümetlerinden birine benzemeyiz.” ..bu bir hatadır. .. Meselâ kıyafete bakınız; Avrupa kıyafetini aldık. ..evet; Avrupa’dan elbise alındı. Faraza bakınız altında pantolon üstünde cepken… üstünde ceket altında şalvar. Bir türlü bu hazım edilemedi (sindirilemedi)… Deli Petro dahi taklit ile milletini ıslah etmek istedi. … Hâlbuki bir Rus’un Alman olması mümkün olamadığından, hem kendi benliğini kayıp etmiş ve hem de olmak istediği şeyi olamamış ve ortaya böyle müşevveş (karmakarışık) bir mahlûkiyetten (yaratıklardan) başka bir şey çıkmamıştır. Sf.433… Bir Paşa’nın tahtı riyasetinde (başkanlığı altında) (Bu Mithat Paşa olmalı.) üçü Hıristiyan olmak üzere on altı memur, on ulema ve iki askerden mürekkep bir heyet Babıâli’de toplandı ve bu kitabı yazdı. … Bu kitap düşmanlarımızı muvakkaten (geçici olarak) memnun etmek gayesini gözetmiş bir kitaptır. (Paşa bir anekdot anlatıyor.) .. Filibeli Halil isminde bir zat varmış, sormuş bu heyete ki; bu kitabı ne için yapıyorsunuz? Ve bu kitaptaki hukuka istinaden gelecek olan mebuslar ne yapacaklar? Niçin onları topluyorsunuz? Vükeladan (Vekillerden) hazır olan birisi demiş ki; Biz Padişaha meram anlatamıyoruz, .. Milletvekilleri gelsin belki onlar anlatırlar. Halil Efendi cevaben; Siz ki bu kadar mizacı hümayuna (padişahın huyuna) vakıfsınız, böyle olduğu halde ona meram (derdinizi) anlatamıyorsunuz, hariçten bu gelen çıtaklar mı meram anlatacaklar. .. .. Bu zat bu kitaba istinaden gelecek millet vekillerinin hiçbir kıymeti bulunmayacağını .. yazıldığı gün ifade etmiştir. ..  Ben, 31 Mart vakasında İstanbul’a giden Harekât Ordusunun yanında ve belki başında bulunanlardan biriyim. .. bir çok kanlar akıttık bir çok insanlar astık; illa dedik ki bu kitabı tatbik edeceksiniz. Sf. 434 .. (Paşa Anayasayı kastederek) Bu kitap paçavradır efendiler! (alkışlar) ..Cenabı Hak, gönderdiği kitaba riayetkâr kılmaya mecbur tuttuğu insanların esasen kalp ve vicdanlarına ki ihtiyacatı hakikiyelerini (gerçek ihtiyaçlarını) tamamen bilir. Binaenaleyh gönderdiği kitap, tamamen o ihtiyacata mutabık ahkâmı ihtiva eden (o ihtiyaca uyan hükümleri içeren) kitaptır. (1) (alkışlar) .. Taklit ile tebdil ile (taklit etmekle, değişiklik yapmakla) kanun olmaz, kanun, kanunu hakiki olmak lâzımdır, kanunu tabii olmak lâzımdır. Yani kanunu İlahi olmak lâzımdır. (alkışlar) Teşkilâtı Esasiye böyle bir kanunu hakikidir. Çünkü milletin vicdanından, kanaatinden çıkmıştır. .. Hiçbir ferdiniz bu kara kitabın (176 Kanunuesasi’nin), bu harabenin, baykuş mesnedi olabilecek bu nesnenin iadei mer’iyeti taraftarlığını (yürürlüğünü geri getirme taraftarı olmayı) vicdanında bulamaz. (Bravo sesleri, medit (sürekli) alkışlar) (Kuvvetler ayrılığı ve meşrutiyet ile ilgili olarak Selahattin Bey’in sözlerini tenkit ediyor.) Ve hakikatte, efendiler tabiatta, efendiler âlemde taksimi kuvva (kuvvetler ayrılığı) yoktur. ..mateessüf bendenizce eski devirlerde lâzım gelen kitaplarda bu tefriki kuvva (kuvvetler ayrılığı) vardır. Bu tefriki kuvvanın (kuvvetler ayrılığını) validi (doğuranı, ortaya çıkartanı) olan bir nazariyei meşrutiyet (meşrutiyet görüşü, padişah ve meclisin birlikte idare etme görüşü) vardır. Efendiler ben şimdi size ispat edeceğim ki meşrutiyet (padişahın yönetim yetkilerini seçilmiş parlamento ile paylaşması, günümüzde İngiltere’deki sistem); gayritabiî (doğal olmayan), gayrikanunî ve gayrimeşrudur (yasal olmayan ve haklı olmayandır). … Hükûmet için şartı esas (esas şart), şartı evvel 8önde gelen şart) yalnız ve yalnız meşverettir (danışma) (sürekli alkışlar) (Paşa, Meşrutiyetin önünü kesmeye çalışıyor. Oldukça başarılı, en önemli kuvvet icradır diyor, siyasete askeri yorum getiriyor.) … Dünyada hakikati tarihiye, hakikati keremiye (cömertlik, iyilik) olarak söylüyorum hakikati ilmiye (gerçek ilim) olmak üzere söylüyorum. Tatbik eden (uygulayan), icra eden, karar verenden daha kuvvetlidir.   ..ben eminim ki arkadaşlar; cihanda mevcut olan tarzı hükümetlerden (hükümet biçimlerinden, siyasi rejimlerden) bir hatve (adım) daha ileriye çıkmak bu beşeriyet (insanlık) için nasip olursa, emin olunuz ki bulacakları şekil TBMM Hükümetinin şekli olacaktır. (alışlar).. Roma’da, Atina’da, Isparta’da Kartaca’da mevcut olmuş olan meclisi umumiye hakikat halde bizim yaptığımız şeyleri yapıyordu. … Jean Jacques Rousseau’yu okuyorum… Anladım ki bu adam hakikaten mecnundur (delidir) ve hali cinnette (cinnet hâlinde iken) bu eseri yazmıştır. Nihayet çok ve çok istinat ettiğimiz bu nazariye böyle bir dimağın (beyinin) mahsulüdür (ürünüdür). Sf. 440  En güzel şey mevcut bulunan usuldür….”

    (Şiddetli alkışlarla bitiyor. Reis kimseyi konuşturmamak için kifayeti müzakere (görüşmeler yeterlidir) takriri var diyor. Mazbata Muharriri Selahattin Bey’e zorlukla söz hakkı tanıyor.)

    Selahattin Bey; (Beş saatlik güzel bir nutuk dinledik diyor ve efendilik yaparak şahsı ile ilgili saldırılara değinmiyor.) “- ..şahsi kısımlarını şimdilik bertaraf ediyorum. Encümen bu hususta ilmi olarak cevap vermek mecburiyetindedir. .. Bu mesele sekiz aydır encümende duruyor, sekiz gün daha bu mesele için encümenin son sözünü dinlemek lütfunu diriğ buyurmayınız (esirgemeyiniz) Bundan tenevvür edecek (aydınlanacak) heyeti umumiyei millettir (milletin tamamıdır) Tekrar arz ve rica ediyorum encümen son sözünü söylemeli. Hakikat hususunda, efkârı muhalife (karşıt görüşler, muhalif fikirler) ve mütekabile yekdiğeri (karşı fikirlerle) ile anlaşmadan meseleyi örtmek doğru değildir.”

    (Pazartesi izahat vereceğim diyor, muvafık (uygun), muvafık sesleri çıkıyor ama Kılıç Ali karşı çıkıyor, Hüseyin Avni Bey kanun reddedilmesin diye Encümen geri çekiyor diye bağırıp duruyor ama Reis duymuyor. Reis alelacele oylamaya sunuyor ama oturum yeter sayısı yok sonraya kalıyor.) Sf. 440  

      Hüseyin Avni; “-Kanunu Esasî (burada mevcut anayasayı kastediyor) paçavra oldu, onun encümeni (komisyonu) yoktur.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 120, Celse: 1, – Sf. 421 ile 440 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): (Mustafa Kemal Paşa, Kur’an varken anayasaya gerek yok diyor. Tabii ki buna inanmıyor. Bu bir taktik, Meclis’in demokratlarını softalarla karşı karşıya getirmek, hocaları kullanarak Anayasayı rafa kaldırtmak için bu taktiği yapıyor.

  • 1 Aralık 1921 (1337) tarihinde İçtima: 120. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Malta’dan Gelen Muş Mebusu İlyas Sami Bey’in Takdimi yapıldı.

    Sinema Makinesi Alımı İçin Takrir:

    (Karesi Mebusu Hasan Basri Bey Hükümete defalarca bir sinema makinesi alıp Yunan zulmünü çekin dedim dinlemediler diyor.) Sf. 421

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 120, Celse: 1, – Sf. 421) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 29 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 119. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Heyeti Vekile Kanunu Görüşmeleri

    Rauf Ziya Bey (Bitlis); “-..Osmanlı tahtı saltanatını bir hırsı piri ile bugün işgal eden; … ihânet değil efendiler, bilakaydüşart (kayıtsız şartsız) hıyanet işleyen o haris (aşırı hırslı) ihtiyarın (yani Vahdettin’in) bugün milletle alakası, hesap ve kitabı kalmamıştır. .. bugün onun hukukundan bahsetmek pek zaittir (gereksiz, yersizdir). .. Yalnız makamı hilafete karşı kalbimde pek derin bir aşk ve alaka mevuttur (aşk ve ilgi vadetmişimdir) Sf. 397 .. onun şerefli bekçisi biz olacağız. O (hilafet) bizimdir. .. Efendiler eşkâli idaremiz (idari şeklimiz) cihanın eşkâli idaresine uymuyor. Cihana uymak, ilme mantıka uymak bir ihtiyaçtır. Bugün uymazsak yarın uyacağız. .. taklidin bir lüzum olduğuna kaniim (inanıyorum).” Sf. 403     

    2.Celse. İkinci Reis vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Selahattin Bey (Mersin); (Kibar bir insan, her konuşmasına eleştirilerinizi bekliyoruz diyerek başlıyor. Muhalif.) “- ..biz 1300 sene evvel dünyada müsavat (eşitlik) akidesini (inancını) ilan edenlerin evlatlarıyız .. Meclisi Âli bir ihtilal meclisi değildir.”   Sf. 414

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 119, Celse: 1, – Sf. 397 ile 414 arası) kitabından birebir alınmıştır.