Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 29 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 119. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Bolşeviklik

    Opr. Emin Bey; “-..dün birinci celsede Canik Mebusu Nazif Bey tarafından şahsıma bir hakaret vaki oldu. … Bana Bolşeviklik isnat etti.”

    Hüseyin Avni; “-Geçen sene hepiniz Bolşeviklik ile iftihar ediyordunuz. Şimdi ne oldu?”

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 119, Celse: 1, – Sf. 402) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 28 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 118. Celse:2, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Heyeti Vekile Kanununun Görüşülmesine Devam:

    Hüseyin Avni; “-.. Bugün millet, hayır ve şer bana aittir diyor. .. bir takım dalavereci adamların bin türlü yalanlarıyla iğfal edildim (aldatıldım), bu hale düştüm. … (Meclisin ilk günlerinden bahsederek:)  .. dendi ki; İcra için vekil (bakan) olacaktır. Fakat mensup olduğu encümenle (bakanlığının encümeni ile) istişare edecektir (danışacaktır). Çünkü Meclisi Âlinin murakabeye (denetlemeye) daima hakkı vardır. Vekil arkadaşlarımız buradan kalkar kalkmaz Babıâli taklidi olarak, bir heyeti vekile teşkil ettiler.  .. Biz burada padişah saltanatı görmüyoruz. Şimdi size söylüyorum ki; kağnı arabaları ile giden millet saltanat istemiyor.”

    Mustafa Bey (Gümüşhane); “-Ne istiyorsun?”

    Hüseyin Avni; “-Milletin refahını istiyorum. Onun şeklini de icabında tayin ederiz. .. Yalnız mukaddes (kutsal) tanıdığımız bir makamı hilafet vardır. Ve o makamı kurtarmak için burada yemin etmişiz. Bu adam bu makamın ehli değildir.” Sf. 372        

    Mahmut Esat Bey (İzmir); (Kuvvetler ayrılığı dolayısıyla Amerika’da yaşanan olumsuzlukları anlatıyor.) “-.. biz parlamentonun şiddetli murakabesine (denetlemesine) göre memleketimizi sabık (eski) Kanuni Esasi (1876 Anayasası) ile darbei hükümetten (hükümet darbesinden) kurtaramadık. … bilgi seviyesi çok yüksek olmayan bu memlekette Heyeti İcraiye istibdadı (Hükümetin baskısı), heyeti teşriiye istibdadından (meclisin baskısından) daha çok tehlikeler tevlit edebilir (doğurabilir). (şüphesiz sedaları)  Efendiler Heyeti Vekile (hükümet), en nihayet (sonuçta) millet istibdadı demektir. İngiltere’de uzun parlamento denilen parlamento bir takım istibdadı (baskıyı) yaptı. Fakat bütün tarihte parlamento istibdadı bundan ibarettir. Ve bütün ihtilaller hep Heyeti İcraiye’nin istibdadından (hükümetlerin baskısından) neşet etmiştir (ortaya çıkmıştır). .. bize lâyihanın teklif ettiği sistem şöyle böyle parlamento sistemidir. Bu aslını parti esasına göre tesis eden bir kudret demektir. Ve mehazını (kaynağını) İngiliz hukuku esasiyesinden (anayasasından) alıyor ve ekseriyet fırkasına (çoğunluk partisine) istinat ediyor (dayanıyor). .. Parlamento esasını kabul etmek için ya bir reisicumhur olması lâzımdır yahut ta icrayı temsil eden bir padişah bulunması iktiza eder (gerekir). … İngiltere bundan müştekidir, çünkü ekalliyete (azınlıkta) kalan partiler zayıf düşüyor. .. bu insanlardan, ekseriyet partisinin istibdadı yüzünden istifade etmek (yararlanmak) mümkün olmuyor.”

      Opr. Emin Bey (Bursa); “- … bu inkılaba birçok müşkülat (güçlükler) ile, biz, çok kan dökerek nail olduk. Sonra padişaha gel otur diyemeyiz. Gerçi ilk gün saltanat ve hilafeti kurtarmaya söz verdik ama İnkılâbı ancak inkılâp hal’ edebilir (indirebilir).” Sf. 385

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 118, Celse: 1, – Sf. 372 ile 385 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 28 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 118. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Operatör Emin Beyin Altın Ziynet Eşyası Olandan Vergi Alınsın Diye Bir Takriri Var Reddedildi. Sf.366

    2. Celse. İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Muafiyeti Askeriye (askerlik yapmama) Vergisi:

    (Operatör Emin Bey’in serveti beş bin liradan fazla olanlardan âledderecât (kademeli) vergi alınmasına dair takriri.)

    Opr. Emin Bey; “-.. bildiğim birkaç tüccar var. Her birinin kırk ellişer bin lira serveti var.”

    Musa Kâzım Efendi (Konya); “-Burada sınıf düşmanlığı yoktur.”

    Op. Emin Bey; “-  ..bütün gadriniz, bütün zulmünüz o çıplak, zavallı köylüye mi?” 

    (Encümen namına konuşan Süleyman Sırrı Bey, zenginler zaten tekâlifi milliye veriyorlar buna gerek görmedik, reddettik diyor.) Sf. 368

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 118, Celse: 1, – Sf. 355 ile 368 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 26 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 117. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Heyeti Vekile’nin Salahiyeti Vazifesine (yetki ve görevine) Dair Kanun;

    Müfit Efendi (Kırşehir); “-Selahattin Bey, bu hükümet şekli hangi ülkenin hükümet şekline benziyor ve diğer kurallar hangi ülkenin kurallarına benziyor?”

    Encümen Namına Selahattin Bey; “-… Efendi Hazretleri! Müslüman Hükümeti esasatına benziyor. Zatı âlileri sarıklıdırlar. Sormuş olduğu hükümet mevcut Müslüman hükümet. .. ne soruyorsunuz?”

    Müfit Efendi (Kırşehir); “-.. önce Meclis’in kendisine bir vazife kanunu yapması lâzım.”

    Hasan Hayri Bey (Dersim); “-.. Enver Paşa’yı Balkan Harbinden Harbi Umumiye kadar nasıl biliyordunuz? (İyi biliyorduk sesleri) Evet, iyi idi. . bütün umuru (devlet işlerini) onun eline verdik. Haddinden ziyade iş verdik. O da nihayet bu vatanı tepe takla döndürdü. De buyur! Bunu biz mi yaptık, Enver mi yaptı? Bunu biz yaptık onu ortaya biz attık, çünkü ona o salahiyeti biz verdik. Şimdi bu zatı muhteremi de Enver Paşa’nın akıbetine uğratmak istiyorsak bunu verelim.

    Gazi Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-Reisi Enver’in akıbetine uğratmak senin elinde değil, reisin elindedir. O salahiyeti Enver Paşa’nın eline sen mi verdin?”

    Hasan Hayri Bey (Dersim); “-Çünkü milleti idare edemedi.”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “-Beni onunla mukayese etmeyiniz.”

    Hasan Hayri Bey (Dersim); “-Yanlış Paşa Hazretleri!”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “-Yanlış değil, yanlış değil. Ben çok iyi anlarım.”

    Hasan Hayri Bey; “-Yok yok Paşam!”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa; “-Devam ediniz!”

    Şeref Bey (Edirne); “- .. ta 1255 tarihinden beri Tanzimat namıyla Garptan akan çirkin, mülevves (pislik) bir ruhun memleketimizde, dinimize, ruhumuza, itikadımıza uymayarak kurduğu esaslar çürüktür, berbattır. TBMM bir daha o çukura düşmeyecektir. Binaenaleyh (buna dayanarak) halkın hakkını halka verecektir. .. halk Hükümeti demek tamamıyla ademi merkeziyet (yerinden yönetim) demek değildir. .. Kominizim bile âdemi merkeziyet değildir. .. Meclisin Reisine hakkı hükümdâriyi (Padişahın haklarını) vermiş oluyorsunuz. Verdiğiniz takdirde sizin kararlarınızı kim tasdik edecek (onaylayacak)?”

    (Adana Mebusu Zekai Bey güçlerin ayrılığı ilkesi halkın iradesinin ortaya çıkmasına manidir. diyor.)

    2. Celse;

    Zekai Bey (Adana); “- .. parlamenterizm çürük bir nazariyedir.” Sf. 359        

    (Görüşmeler sonraya kaldı.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 117, Celse: 1, – Sf. 355 ile 359 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 26 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 117. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İstanbul’da İtilaf Devletlerinin Kurduğu Askeri Mahkemelerin Protesto Edilmesi

    Birinci Dünya Savaşı Sırasında Ülkelerin Asker Sayıları;

    (İtilâf Devletleri; İlk başta; Fransa, Britanya, Rusya var. Sonra genişliyor)

    Rus Çarlığı:                             13.000.000 asker

    Britanya İmparatorluğu:           9.904.500 asker

    Avustralya:                                300,000 asker

    Kanada:                                      19,636 asker

    Hindistan:                                   161,000 asker

    Yeni Zelanda:                             100,000 asker

    Fransa:                                    8.410.000 asker

    İtalya:                                     5.615.000 asker

    ABD:                                      4.355.000 asker

    Romanya:                                  750,000 asker

    Sırbistan:                                   707,300asker

    Belçika:                                      267,000 asker

    Yunanistan:                               300,000 asker

    Portekiz:                                    100,000 asker

    Karadağ:                                     50,000 asker

    (İttifak Devletleri;

    1)Almanya:                              79.000.000

    2) Avusturya – Macaristan:       55.000.000

    3)Türkiye Osmanlı Devleti:       29.000.000

    4)Bulgaristan :                           5.300.000

    Toplam (İttifak Devletleri):      168.300.000

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 117, Celse: 1, – Sf. 338) kitabından birebir alınmıştır.

  • 26 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 117. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Malta’dan Gelen Mebuslar;

    Celal Nuri Bey (Gelibolu) (Sosyalist); “-…Pek derin fikirlerim vardır… gayei zaferin istihsalinden sonra (zafer amacımızı elde ettikten sonra) o fikirleri tatbik edeceğim. Şimdilik beslediğim fikirlerin hiç birisinin tatbiki (uygulanması) mümkün değildir.”

    Numan Efendi (İstanbul); “-…fikrim, zaten bir amelelikten yetiştiğim için sosyalisttir. Fakat vatanı kurtarmak hakkında hâlihazırdaki (burada hazır olan) Mebustan fazla muhafazakârane harekette bulunacağım.” (alkışlar)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 117, Celse: 1, – Sf. 335) kitabından birebir alınmıştır.

  • 24 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 116. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Koçgiri Tahkik Heyeti Tutukluları Bırakmaya Başlamış.

    Cafer Tayyar Paşa’nın Esaretten Kurulması İçin Avrupalı Devletlere Ültimatom Verilmiş. Sf. 312

    2.Celse: Heyeti Vekile’nin (Hükümetin) Salahiyeti Vazifesine (Görev Sorumluluğuna) Dair Kanun Teklifi; Sf. 321

    Encümen Namına Selahattin Bey (Mersin); “-Meclisi Âli’nin Reisi, Heyeti İcraiye’nin de Reisi tabiisi (Hükümetinde doğal reisi olması) bulunması demek, mesul (sorumlu) icra amiri olması demek değildir. Murakıp (denetleyici)  olması demektir. .. tevhidi kuvvanın (kuvvetler birliğinin) bugünkü misali, mutlakıyet (her türlü denetimden uzak idare şekli) ve istibdattır (baskı rejimidir). .. Meşrutiyet, tefriki kuvvadır (Meşrutiyet, kuvvetler ayrılığıdır).

    (Mustafa Kemal Paşa da meclise geliyor. Bu konunun acele görüşülmesini istiyor, Hüseyin Avni de aynı görüşte. Kanuni Esasi’nin ilk yedi maddesi, Saltanat ve Hilafetin hakları ile ilgili, Selahattin Bey bu maddeler baki kalsın diyor, Ama Encümenden Ragıp Bey bu 7 maddeyi daha sonra değiştiririz diyor, Kemal Paşa da buna katılıyor.) Sf. 330, 331

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 116, Celse: 1, – Sf. 312 ile 331 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 22 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 115. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İdarei Kura Ve Nevâhi Kanunu: 40 veya 41 maddeler kabul edildi.

    2. Celse Hafidir (Gizlidir).

    Aşağıdaki notlar (TBMM Gizli Celse Zabıtları C:II (GCZ II – Sf. 441- 439) kitabından birebir alınmıştır.

    (Nihat Paşa Başkumandanlık makamına istifasını, 8.11.1921 tarihli yazı ile de Meclis’e savunmasını gönderiyor. Hüseyin Avni Bey, bu konunun tahkiki için bir heyet görevlendirilmişti, o heyetin hazırladığı rapor burada okunmadan bu konuyu görüşmek doğru olmaz diyor. Adliye Vekili ve Trabzon Mebusu olan Hafız Mehmet Bey tahkik heyetinin Koçgiri olayları için gittiğini Samsun olayları ilgili değiller diyor, Hüseyin Avni hayır onlar seçilirken Samsun meselesi de mevzuu bahis olmuştu diyor ve Meclis’te gürültü kopuyor:)

    Osman Bey (Lazistan); “-..Yalnız kumandanların mı bu memlekette haysiyeti vardır?” Sf. 439

    Mustafa Bey (Dersim): “-İstiklâl Mahkemesinde bulunuyordum, izahat vereceğim. Ateşkesten sonra İngilizler Samsun’a çıkarken, Aleksandr ve oğlu o gün hükümet konağına gidiyor ve oradakilere diyor ki “Sizin burada yeriniz yoktur, Hükûmet kurdum, bu Belediye dairesi de Pontus Hükümetinindir.” diyor. İstiklâl Mahkemesine de şehadet etmiştir (mahkemeye de bunları itiraf etmiştir). Yüz on iki kişi aynı amaçla Merzifon’da 1317 (1901) senesinden beri örgütlenmişler. Bu evrakların tamamını Nurettin Paşa’ya verdik. Sonra Aleksandır’ı beraat ettiriyor, bırakıyor. Eline de belge (beraat ettiğine dair) veriyor. .. Sonra Mahkeme gidiyor Aleksandır’ı yakalıyor. Açık celsede mahkeme ederken Aleksandır diyor ki: “Bu belge bana 30.000 liraya mal olmuştur. İkinci günü 23 kişiyi idam ediyorlar. Nedir bu?(GCZ II – Sf. 441, 439)

    (Meclis Tahkik Heyeti’nin Koçgiri ve Samsun hadiselerini birlikte incelemesi için karar alıyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 115, Celse: 2 Hafidir: (TBMM Gizli Celse Zabıtları Cilt II – Sf. 441- 439) kitaplarından birebir alınmıştır.

  • 21 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 114. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İdarei Kura ve Nevâhi Kanunu Görüşülüyor. 

    38 ve 39 maddeler encümene gitti 32-33- 36-37 maddeler kabul edildi. Sf. 278 

    Tunalı Hilmi Bey; “- .. intihabatta (seçimlerde) mutlak surette salahiyettar (yetkili) olan makam bir mahkeme olmalıdır.”  Sf. 286  

    2.Celse. İkinci Reis vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Rauf Bey Nafıa Vekâletine seçilirken verilen oyu az bulup istifa etti yeniden yüksek oy oranı ile seçildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 114, Celse: 1, – Sf. 278 ile 286 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 19 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 113. Celse:2, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Karesi (Balıkesir) Mebusu Vehbi Bey Maarif Vekili Seçildi

    Askeriyedeki Sivil Doktorların Rütbeleri Hakkında Görüşme:

    (Bir askeri tabibin en fazla binbaşı olabileceğine dair karar alınmıştı, o konu tartışılıyor.)

    Hüseyin Avni Bey; “-…on sene sonra neden kolorduda hizmet edip kaymakam (binbaşı) olmasın? Olamaz, saltanatı askeriyeye (askerlerin saltanatına) dokunur. Bunun başka bir manası yoktur. .. meslek tağyir (başkalaştırma) kabul etmez, meslekler böyle terakki etmez (gelişmez). .. Böyle ilim ve irfana takyit (kayıt, sınırlama) koymayınız. Bu doğru bir şey değildir.” 

    Dr. Abidin Bey (Lazistan); “- .. Rica ederim! Saltanatı askeriye sayesinde biz burada duruyoruz. .. saltanatı askeriye kıymetlidir.”

    Hüseyin Avni Bey’in takriri encümene gitti.  Sf. 273

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 113, Celse: 1, – Sf. 273) kitabından birebir alınmıştır.

  • 17 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 112. Celse:2, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Maarif ve Nafıa Vekâletleri İntihapları:

    (Güvensizlik oyu alıp istifa eden Eğitim ve Bayındırlık Bakanlarının yerine seçim var.)

    (Nafıa Vekâleti için aday gösterilen Mersin Mebusu Selahattin Bey ben bu işin erbabı değilim beni silin diyor ve istifa eden Ömer Lütfi Bey’in neden istifa ettiği de bilinsin diyor. Adana Mebusu Zekai Bey ve Van Mebusu Haydar Bey de bana oy vermeyin diyor çok alkış alıyorlar. Bu celsenin devamı ve 3. Celse gizli celseler. Bu celseler hakkında hiçbir doküman yok. Tamamı sansürlü. Sanırım Nafıa Vekilinin istifası ile ilgili olmalı.) 

    4. Celse: İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Maarif Vekâleti için yeterli oyu alan yok. Rauf Bey, Nafıa Vekili seçiliyor. Sf. 254

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 112, Celse: 1, – Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 15 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 111. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İdarei Kura ve Nevâhi Kanunun Kadına Seçilme Hakkı İle İlgili 25. Maddesi Hakkında Görüşmeler;

    Hüseyin Avni Bey; “- .. Köylerimize gidildiği zaman yirmi evli bir köyde üç erkek zor buluyoruz, mütebakisi (geriye kalanı) kadındır. Hayatı umumiyeye iştirak eder (bütün sosyal hayata katılır), vergi verir o zavallılar bir takım adamların elinde esirdirler. Meclisi Ali bunlara bir hak vermelidir. Şura’ya (Nahiye ve Vilâyet Şuralarına, danışma Meclislerine) kadınlarımız da aza (üye) olarak girmelidirler.”

    Tunalı Hilmi Bey (Bolu); “-Yaşa, yaşa.”

    Hüseyin Avni; “-Çünkü köy kadınlarının erkekten farkı yoktur. .. Kadınlardan aşar (vergi) alındığı gibi hukukunu da vermek lâzımdır, köyde erkek kalmamıştır. Erkekten daha faziletli kadınlar vardır. Onların faziletine hürmet etmeye mecbursunuz. BMM aile reisi olan kadının intihap (seçilme) hakkını teslim etsin.”

    Müfit Efendi (Kırşehir); “-Kaç karın var?”

    Hüseyin Avni; “-Pek çok anam var!”

    Hasan Basri Bey (Karesi); “-Hüseyin Avni Bey’in feministliğini tebrik ederim.” 

    Hüseyin Avni; “İnsanlığımı tebrik ediniz !” 

    Tunalı Hilmi Bey (Bolu); “-…Şu dakikada Meclis kürsüsünden bütün Türklük ve Müslümanlık âlemine, doğru bir ses aksetmiş bulunuyor ki, bu sesi bu Meclis’te ilk çıkartan Hüseyin Avni Bey’dir. .. Henüz yeni doğmuş koca Azerbaycan’ın kadınları intihabata iştirak ettirmesi (seçime katılmasını sağlaması) bize en büyük bir ders olmalıdır.

    Vehbi Efendi (Konya); “-Bizim memleketimize Bolşeviklik girmedi Hilmi Bey!”

    Tunalı Hilmi Bey; “-Katiyen Bolşeviklik değildir. .. kadınlar aza intihap edilmesin (üye seçilmesin), anladım. Fakat ne için rey (oy) vermesinler? .. Bu teklif zaten kabul edilmeyecektir. Fakat Hüseyin Avni Bey’i tekrar tekrar tebrik ederim!”

    Musa Kâzım Efendi (Konya); “-…Erkeklerin hakkı intihabını (seçilme hakkını) temin (elde) edemediğimiz bir zamanda, kadınların intihabından bahsetmek kadar cinnet mutasavver (delilik hayal edilebilir) değildir.”

    Tunalı Hilmi Bey; “-Reis Bey burası tımarhane değildir!”

    Musa Kâzım Efendi; “-Tımarhaneye seni gönderiyorum!”

    Tunalı Hilmi Bey; “-Hissiyatı (duyguları) galip geldi Hoca’nın!”

    Musa Kâzım Bey; “- ..Kadınlar …hakkı intihabı (seçilme hakkını) zaten kendisi istemez!”

    Lütfü Bey (Malatya); “- ..bugün burada şeraiti garranın (parlayan şeriatın) ahkâmına (hükümlerine) muhalif söz söylemek şayanı teessüftür (üzüntü vericidir).”

    Tunalı Hilmi Bey; “-Reis Bey sözünü geri alsın!”

    Hüseyin Avni; “-Sözünü geri al!.. Benim kanaatime hürmet etmeye borçlusun!  Şeriatta kadınların intihabını (seçilmelerini) men eden (yasaklayan) bir şey yoktur!”

    Mehmet Şükrü; “-Kadınların hakkı intihabı yoktur diye bir hüküm biliyor musunuz? … şeriat başka intihap (seçim) başka!”

    Tunalı Hilmi; “- .. İslam kadınları kadı olabilirler, camilerde vaaz edebilirler. (gürültüler)

    25 Madde Encümenden Geldiği Gibi Kabul Ediliyor Kadına Seçme ve Seçilme Hakkı Verilmiyor. Sf. 225

    Madde 25- Nahiye Şuraları (Nahiye Danışma Meclisleri) her yüz nüfus için ve nahiye dâhilindeki rençper (köy işçisi), amele (beden işçisi) ve büyük ziraat ve emlak ashabıyla (sahipleri ile) sanayii muhtelife mensubini (çeşitli sanayi sahipleri) arasındaki nispet (oran) gözetilerek intihap edilecek (seçilecek) birer azadan (üyeden) teşekkül eyler (oluşur). Yüz nüfustan dun (az) olan köyler dahi (bile) birer aza (üye) bulundurur. Bir nahiyede azanın adedi otuzu tecavüz edemez (geçemez) ….. ”  Sf. 225, 230  

    2. Celse. İkinci Reis vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    27 madde kabul edildi, 28 madde encümene gitti. 30 Madde de kabul edildi. Sf. 238 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 111, Celse: 1, – Sf. 225 ile 238 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 15 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 111. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Malta’dan Gelen Mebusların Takdimi (Meclis’e sunulması);

    Rauf Bey (Rauf Orbay Paşa)(Sivas); (Bu Meclisteki ilk konuşması) “- … düşman bize ne esir ne de mevkuf  (tutuklanmış) sıfatıyla muameleye cesaret edemedi. (1) “Bizi rehin aldılar ..” (2) Sf. 220

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 111, Celse: 1, – Sf. 220) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Bu kadar yalan da fazla! Düşman yani İngilizler neden korkmuşlar? Üstelik Ankara’daki oluşuma destek olmaları için onların kaçmasına göz yummuşlar?

    BAKKAL’IN NOTU (2) (1996): Rauf Bey de sadece Meclis’e teşekkür ediyor. Diyarbakır Mebusu Zülfi Bey de Meclis’e teşekkür ediyor. Hüseyin Avni Bey, Rauf Bey için Erzurum Kongresi’nin esas programı onun kaleminden çıkmıştır diyor.

  • 14 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 110. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Malta’dan Gelen Mebuslar Meclis’te. 

    (Antep Mebusu Ali Cenani Bey Meclis’e teşekkür ediyor. Karahisarısahip Mebusu Ali Bey de öyle yapıyor.)

    Nafıa Vekili Ömer Lütfü Bey İstifa Ediyor:

    (Hiçbir mazeret belirtmeden istifa dilekçesi veriyor.)

    İdarei Kura ve Nevâhi (Köyler ve Nahiyelerin İdaresi) Kanunu Görüşülüyor:

    (Kanunun 19 – 20 – 21- 22 – 23- 24 –  26 Maddeleri kabul ediliyor, 25 ve 27 madde encümene geri gönderiliyor.) Sf. 212

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 110, Celse: 1, – Sf. 212) kitabından birebir alınmıştır.

  • 12 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 109. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey Hakkındaki İstizaha (gensoruya) Devam Ediliyor;

    Takrir Sahibi Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “-Biz bu vekile daha önce Bitlis’te sultani bile vardır dediği için güvenoyu verdik Şimdi ben yanılmışım diyor. O halde bu vekil bizi iğfal etmiştir (aldatmıştır). ..(şiddetli gürültüler)”

    Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri Makamı Riyaseti İşgal Buyurdular (Meclis Başkanlığı koltuğuna oturdu). (Yusuf Ziya Bey delilleri ile tekrar Maarif Vekiline yükleniyor.)

    Hasan Basri Bey (Karesi); ” … maarif bir inkılabı içtima (sosyal devrim, toplum mühendisliği de denilebilir) derdine düştü. İnkılâbı içtimai tabir ettiği ve daima bu terkibe (bu isim tamlamasına) sığınarak takip ettiği meslek (yol, siyasi yol) yüzünden milletin ahlak ve maneviyatı üzerinde pek büyük tahribat husule (meydana) getirdi. Halk, mekteplerinden soğudu ve memlekette cehalet te arttı. .. mescit diye tahsis edilen yerleri biliyorsunuz. Birçok yerlerde dans salonlarına tahvil ettiler (dönüştürdüler). .. mektepler tiyatro sahnelerine çevrildi. .. Dünkü maarif (eğitim bakanlığı) bu vaziyette olduğu gibi bugünkü maarif de maalesef bu işin arkasından gitmekten kendini alamadı. Sf. 191iradei devlet (devlet iradesi, buyruğu) ve millet başkadır, iradei şahsiye (kişisel buyruk) başkadır. Herkes temsil ettikleri bir heyetin murahhaslarına (delegelerine) muğayir (aykırı) yollarda yürümek hürriyetine malik (sahip) değildir. (yaşa sesleri) Bu mütalaa (değerlendirme) … bütün ricali hükümet (hükümet ileri gelenleri) hakkında da varittir (geçerlidir). (Bravo alkışlar) Sf.196müstemlekeler hariç (sömürülen ülkeler hariç), hangi milletin mekteplerinde Fransızca vardır?” Sf. 199

    2. Celse. İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Tayini Esami İle (İsim Okunarak) Maarif Vekili Hakkında İstizah (Gensoru Oylaması) Yapılıyor.

    Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey Güvensizlik Oyu Aldı ve İstifa Etti:

    (148 kişi katılmış 75 oyla Hamdullah Suphi Bey güvensizlik oyu aldı. İstifa etti.) Sf. 202 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 109, Celse: 1, – Sf. 191 ile 202 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 10 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 108. Celse:3, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Memur Tayinleri Nedeni İle Maarif Vekâletinden İstizah (Soru Önergeleri) Görüşmeleri; Maarif Vekili (eğitim bakanı) Hamdullah Suphi Bey.

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); (Takrir Sahibi); “- … bendeniz Bitlis’te mektebi iptidai (ilkokul) olmadığını söylemiştim, Vekil de Bitlis’te Sultani olduğunu söylemişti. Varlık sözü tatlıdır, alkışlamıştınız. ..Bitlis’te ne o gün ne de bu gün ne sultani ne de iptidai mektep yoktur. .. şahit isterseniz işte levh (kağıt) işte kalem, işte telgrafhane işte Bitlis Vilâyeti. .. Vekil Bey İstanbul’dan gelenlerin % 20’sini hizmete almışlardı. Sonra İstanbul’a harcırah gönderilerek gelenler pek fazla idi. Daha garibi; harcırah alıp buraya gelenlerden hizmet kabul etmeyip avdet edenler de (geri gidenler de) vardır. Vekil (bakan) Bey kişiyi azlettim (görevden aldım) diyordu. … Vekil Bey’in azlettiklerinin adedi yüzü mütecaviz (aşkın) idi. Bu azillerin sebebi İstanbul’dan gelenleri birleştirmek idi. Keyfi idi. Meslekten yetişenlerin hepsi haksız ve sebepsiz yere kovuluyorlardı. Diyarbakır eşrafından iki zat silahaltına davet olunuyor. .. Bunların ebeveyni Nihat Paşa’ya müracaat ediyor.” (Bu askere alınanlar muallim yani öğretmen, Nihat Paşa bunları askerden alıkoyan emri veriyor ama ebeveyn güvenmiyor bir de Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey’e telgrafla makine başında bildiriyorlar Maarif Vekili kızıyor bu iki zatı görevden alıyor.) Ertesi günü Maarif Vekili şu suretle tebligat yapıyor (şu şekilde yazı ile bildiriyor); Diyor ki; Diyarbakır Maarif Müdürü Kamil Bey azil ile yerine İhsan ve Sultani Edebiyat Muallimi Hamdi Efendi’nin açığa çıkartılarak yerine Şeref Beylerin tayinleri tensip edilmiştir (uygun görülmüştür). Vilâyet bu emri uyguluyor ama mağdurlar seslerini çıkartınca Kamil Efendi Ziraata Hamdi Efendi ise Van Sultani’ye (liseye) tayin ediliyor. … İkinci fasıla gelince; …. .. Muaveneti Maliye Encümeni (bütçe komisyonu) birçok maarif müdüriyetini ilga ediyor (ortadan kaldırıyor), bu meyanda (esnada) Malatya Maarif Müdürü de açıkta kalmıştır. .. açıkta kalan bu zat ta tarihi tevellüdü itibariyle (doğum tarihi nedeniyle) silahaltına celp edileceğini (askere çağırılacağını) hissediyor. Macerası duyulmuş olan Diyarbakır Maarif Müdürüne müracaat ediyor ve beni kurtar diyor. Diyarbakır Maarif Müdürü ne yazıyorsa yazıyor, vekili muhterem (Sayın Bakan) derhal Diyarbakır vilayetine şu yazıyı yazıyor; Sultani Müdürü açığa çıkartıldığından Malatya Maarif Müdürü filan efendi tenzili sınıfla (sınıf düşürülerek) onun yerine tayin olunmuştur. İşte bu suretle bu asker de o kapıdan geçmiştir. Görevden alınan; âlim, fazıl (faziletli, erdemli) yirmi senelik te muallimdir (öğretmendir). … askerlikten kaçanları ve kaçakları askerlikten kurtaranları tecziye etmek (cezalandırmak) şanından olan Vekili muhbilihtiyar (keyfi olarak) ve bilintizam (…. ve düzensiz bakan) şunu bunu askerlikten kaçırır da diğerlerinin günahından hesap sormak günah olmaz mı? (yaşa, bravo sesleri)  Efendiler Kanunlar yalnız âcize has (güçsüze özel) değildir.   .. Üçüncü fasıla gelince (o o sedaları) .. Antalya, Kütahya, Konya mektep muallimlerinden üç efendi üç tane risale mi, kitap mı ne ise telif ediyorlar (basıyorlar, yayımlıyorlar). Bunları Vekili Muhteremin (Sayın Bakan’ın) nazarı dikkat (bilgisine) ve tasvibine (onayına) arz ediyorlar (sunuyorlar). Vekili Muhterem bunları kimseye göstermiyor, kendisi takdir ediyor, kendi karihalarından (zihninden) emir veriyor. Üçer yüz lira masarifi tab’iye (baskı parası) veriyor ve her birini de 150 şer lira mükâfatı nakdiye ile taltif ediyor (para ile ödüllendiriyor). Üç kitap millete 1350 liraya mal oluyor. Bazıları bu kitabın mevhum (vehim) olduğunu iddia ediyorlar. Ben de mefruz (farz edilmiş) olduğunu iddia ediyorum. .. Neden tab olunmadı? … Ankara Sultanisi tarih muallimi ya Hikmet veya Mithat Bey, bu efendi tatilden istifade ile İstanbul’daki annesini de getirmek ister. İstanbul’dan getireceği annesi için bir harcırah kararlaştırılır, hesap edilen az bulunur .. yumurtaya kulp aranır… İstanbul’dan kitap getirtmek vazifesi tevdi edilir (verilir). .. Temmuzda 200-250 lira alır, İstanbul’a gider. Şimdiye kadar gelmez. .. Belki muallimliğe (öğretmenliğe) tenezzül edip avdet etmiyor (beğenip geri dönmüyor) denilir. Kendisi burada hazır değil iken terfi ettirilir. Ankara Sultanisine müdür olur. ve tabii müdür için yeni yeni harcırah gönderilir. (o o yaşasın sesleri) Annesini getirmek için giden adama memleketin 400 lirasını nasıl verdi? ..İstanbul Darülfünun (üniversite) Müderrislerinden (ders verenlerinden, hocalarından) İsmail Hakkı ve Mehmet Emin Beyler İnebolu’ya geliyorlar. Sonra Ankara’ya gelip beğenmiyor ve dönüyorlar. Dönüş harcırahlarını alıp ta dönüyorlar. Sf;165 Onun bekçiliği devam ettikçe, Maarif teşkilatında daha çok tahribata şahit olacaksınız.” 

    (Maarif Vekili konuları tek tek cevaplandırıyor ama cevaplar inandırıcı değil. Çoğu kez kaçamak konuşuyor. Konuşmasının sonunda şiddetli alkış ve şiddetli gürültüler var.) Sf. 171

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 108, Celse: 1, – Sf. 165 ile 171 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 10 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 108. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Mebusların Kefaletini Kabul Etmeyen Polis Teşkilâtı Hakkında Bir Takrir:

                          “Riyaseti Celile’ye;

    Seyahat vesikası (belgesi) almak üzere müracaat edenlerden alınan kefaleti şahsiyeye (kişisel kefilliğe), mebusların kefaleti muteber (Mebusların kefilliğinin geçerli veya itibarlı) olmayacağı Ankara Vilâyetinden Polis Müdüriyetine verilen emri şifahi muktezası (sözlü emir gereği) olduğu maalesef anlaşılmaktadır. … bu emrin hangi sıfat ve salahiyetle verildiğini Dâhiliye Vekâletinden sual buyurulmasını rica ederim. 5 Eylül 1337 (1921)

                Karesi Mebusu Mehmet Vehbi, Kars Mebusu Abdülgafur.”

    Dâhiliye Vekili Ali Fethi; “-.. bu emir derhal hükümden ıskat edilmiştir (çıkartılmıştır).”

    Vehbi Bey (Karesi); “-.. Hükümet mevcut olan yerde, halkın seyahatini, erbabı namusun seyahatini (namuslu insanların seyahatini) bilâsebep (sebep yok iken) takyit etmek (sınırlamak), o hükümetin idaresizliğinden aczinden, suiidaresinden (kötü idareden) başka bir şey değildir. … Maalesef devri sabıkta (eski devirde), devri istibdatta (baskı devrinde, Abdülhamit devri) yapılmayan takyidat (kısıtlamalar) bugünkü inkılabı mesutta (mutlu devrimde), milletin hâkim olacağı bir zamanda mevcuttur ve maalesef devam etmektedir.”

    Hüseyin Avni; “-Teessüfler, teessüfler!” Sf. 155

    Hükümetten kimse olmadığı için cevap sonraya kaldı.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 108, Celse: 1, – Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 107. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İdarei Kura ve Nevâhi Kanunu Görüşülüyor (1921 Teşkilâtı Esasiye Kanunu, Halkçı Anayasa) ;

    12, 13, 14, 15, 16, 17, 18 Maddeler kabul edildi:

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 107, Celse: 1, – Sf. 130 ile 139 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 106. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Nihat Paşa ve Erkânı Harbiyei Umumiye (Genelkurmay) Hakkındaki Mehmet Şükrü Bey’in İstizahı (soru önergesi) Görüşülüyor.

    (Mehmet Şükrü Bey bu kadar hata yapan normal bir memur olaydı şimdiye kadar çoktan mahkemeye sevk edilmiş olurdu diyor.) Sf.121

    İcra Vekilleri Reisi ve Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Fevzi Paşa; (Nihat Paşa ile ilgili belgenin kendilerine Dâhiliye’den yeni geldiğini söylüyor.) “-Bu evrak üzerine, Başkumandan Paşa Hazretleri salahiyetine binaen (yetkisine dayanarak) Elcezire (Osmaniye) Cephesi Kumandanının vazifesine hitam vermiş (görevine son vermiş). O da buraya geliyor…” (alkışlar)

    Hüseyin Avni; “Paşa Hazretleri! Nihat Paşa hakkında geçen sene de böyle bir istizah (soru önergesi) vaki olmuştu. Arşı âlâya (gökyüzüne) kadar çıkan suiistimal (görevi kötüye kullanma) nasıl oluyor da Erkânı Harbiye’nin (Genlkurmay’ın) şimdiye kadar kulağına erişmiyor?”

    Osman Bey (Lazistan); “-Elviyei Selasede (üç vilâyette, yani Kars, Artvin, Ardahan’da) Dâhiliye Vekâleti teşkilatını yapmıştır, Umuru askeriye (askeriye)  teşkilatını yapmıştır ve demiştir ki teşkilat budur. .. Şimdiye kadar birçok sahil dolaşmışım ve hepsiyle temasta bulunmuşum ve P teşkilatının bu memlekete zarardan başka hiçbir faidesi (yararı) olduğuna kani değilim. .. Memlekette sistem namına bir şey teşkiline (oluşturulmasına) gayret edelim.”

    Durak Bey (Erzurum); “-Refet Paşa, ben dâhiliye vekili iken ordu kumandanlarının memurlara emir verme yetkisini vermiştik dedi. Bu emri kaldıralım! .. Mülkiyenin (sivil idarenin) vazifesine hiçbir suretle ciheti askeriyece (askeriye tarafından) müdahale olunmasın. Bunu rica ediyorum.”

    Mustafa Kemal Paşa; “-Dâhiliye Vekâleti memleket dâhilinde, memleketin her noktasında, bütün manasıyla asayiş (huzur, güvenlik) ve inzibatın (düzenin) teessüsünün temini (oluşturulmasının sağlanması) mesuliyetini (sorumluluğunu) kabul ettikçe ve buna muktedir olduğunu ifade ettikçe, ordular ve ordu kumandanları Dâhiliye Vekâletinin yapmaya mecbur olduğu hiçbir işe müdahale etmeyecektir!” (teşekkür ederiz sedaları. Alkışlar.)

    Hüseyin Avni Bey; “-Şart yoktur!”

    Dâhiliye Vekili Fethi Bey yuvarlak bir şeyler söylüyor.

    Hüseyin Avni Bey; “-Beyefendiler! Dâhiliye Vekili Bey yine kuyut (kayıtlar) ve şurut (şartlar) ile ve girizgâhlı (dolambaçlı, asıl hedefi belirtmeyen) yollardan gittiler. Bendeniz kendilerine arz ederim ki; BMM’nin Dâhiliye Vekâleti vardır, BMM’nin jandarması vardır, BMM askeri vardır, ordu cephede düşmanla çarpışır sonra zahir olacak (ortaya çıkacak) mesailde (işlerde) seyyar jandarma şeklinde emrine gelir BMM zatı âlilerini mesul tanır. Öyle, kumandanla istişare ederiz (danışırız) falan, kumandan yoktur. Sizin huzurunuzda emredecek bir adam vardır. Ona ne derseniz deyiniz Dâhiliyeden bilâkaydüşart mesulüm (kayıtsız şartsız sorumluyum), vazifeme kimseyi müdahale ettirmem, yapamazsam gelir istifamı veririm. Bu şekilde sizden söz isterim!

    Dâhiliye Vekili Ali Fethi Bey; “- ..Hiçbir zaman kayduşart altında (bir tarafa bağlı olarak) emniyet ve asayişi deruhte ediyorum (üstleniyorum) demedim.” (pekâlâ, sadaları)        

    Mehmet Şükrü Bey; “-Paşa Hazretleri’nin buyurdukları gibi Dâhiliye Vekili mesuliyeti (sorumluluğu) kabul edecek.”

    Vehbi Bey (Karesi); “-İdarei Umumiyei Vilâyet (Genel Vilayetler İdaresi) kararnamesi elyevm (bugün de) meriyül icra mıdır (yürürlükte midir)?”

    Fethi Bey; “-Öyledir!”

    Vehbi Bey (Karesi); “-Meriyül icra ise kumandanların, idarei örfiye (sıkıyönetim) ilan edilmedikçe velev jandarma kuvveti gayrikâfi (yetersiz) gelse dahi müdahaleye salahiyeti (karışmaya yetkisi) yoktur. … Kullanılacak kuvvei askeriye doğrudan doğruya Dâhiliye Vekâleti ve valilerin emrindedir.”

    Durak Bey (Erzurum); “-…meselâ bir vali bir yere tayin edilmek lâzım gelirse oradaki kumandanın rey ve mütalaası (görüşü) alınmadıkça oraya vali yada mutasarrıf tayin olunamıyor.” 

    Müzakereye son verildi. Sf. 125

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 106, Celse: 1, – Sf. 121 ile 125 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 106. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Malta’dan gelen Mersin Mebusu Cemal Paşa’dan gelen telgraf okunuyor Sf. 95   

    2.Celse. İkinci Reis vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Ali Rıza Bey (Kars); “-.. Artvin ve Ardahan ahalisinin en muteberleri (itibarlıları) Ardahan’a celp edilir (yazı ile çağırılır). Neye mebni olduğu (dayandığı) meçhul, bunlar mükemmel bir sopadan geçirilir. .. Kimin tarafından sopalattırılmıştır? İşte demin arz ettiğim zeki mütegallibeler (zorbalar) vasıtasıyla, yani 11. Fırka Erkânı Harbi Mustafa Bey tarafından. … sonra efendiler nefyedilenler (sürgün edilenler) de vardır. .. Rusya kanununda nefiy (sürgün) için büyük bir salahiyet lâzımdır (yetki gerekir) . … Batum Mebusu Ahmet Fevzi Efendi, … iptida (önce) handa tevkif ediliyor… hem de o Erkânı Harp Mustafa Bey tarafından. ..  Kardeşim öldü, jandarmalar evimi basıp doktora muayene ettirdiler, sonra mezarlığı jandarma ile basıp mezarı açmak istediler, bu durumu Şark Cephesi Kumandanına bildirdim daha da azdılar evimi elimden aldılar. 34 Alay Kumandanı Fazıl Beyefendi Hazretleri arabasına eşyayı yükleterek neferler bellerinde palaska ile evime girerek, evimi işgal etti.

    Şahsına yapılan bu kötülüğü anlatmaya utanıyor.

    Mehmet Şükrü; “Hakkını müdafaa edemeyen bir mebus milletin hakkını müdafaa edemez!”

    Ali Rıza Bey (Devamla); “-…Rus istibdadının (baskısının) bir temel taşının bir çeyreğini söken bir adam varsa aciz arkadaşınızdır. .. hakkımı müdafaa edemedim (savunamadım) çünkü karşımda bir Türk zabiti (subayı) vardı. Kaymakama gittim bahçede oturuyor. Ahali (halk) var. Zabitan (subaylar) var. .. Kaymakam Bey dedim, evime Alay Kumandanı girdi, cebren (zorla) eşyamı zapt etti.  .. Gel, gel! Otur dedi.  Şark Cephesi Kumandanlığına telgraf ettim (Bu olay 5 Temmuz 1337’de1921’de oluyor.) ve Kars mutasarrıflığına da. .. 11. Fırka Kumandanı Ziya Bey ve maiyetinde (yanında) jandarma tabur komutanı olmak üzere, beş kişiden mürekkep (oluşmuş) bir heyeti tahkikiye (araştırma heyeti) geldi. .. Giriştiler tahkikata, ama iki gün devam etti. Fazıl Bey (İşgalci Alay Kumandanı) el’an (hâlen) evimde oturuyor. Bendeniz dışarıda selamlıkta yatıyorum. Adamı evden çıkartamıyorlar. .. Sonuç; Divanı harpten terfian berat ettirildi (Divanı Harp mahkemesi terfi ettirerek beraat ettirdi) Alay Kumandanlığı verdiler. Adam evde, işgal devam ediyor! ..  tarihimiz olmasa söyleyeceğim daha çok sözlerim vardır. (söyle, söyle) Lüzum görmüyorum. .. Çünki tarihimize yakışmaz. .. Bendenize yapılan tahkirden (aşağılamadan) hissenize ne kadar isabet ederse onu heyeti celilenize tevdi ediyorum (yüce heyetinize iade ediyorum).”

    Mehmet Şükrü Bey; “-Bunları söylettiriyoruz maalesef!”

    Ali Rıza Bey (Devamla); “-.. makinanın (devlet makinasının, idarenin) bozukluğundan kürsüde çıkıp izahat verdiler. Bendeniz diyorum ki makine bozuk değildir, makinayı bozan makinisttir. Makinist bozuktur. (bravo sadaları) Makinist iyi olursa makine iyi olur. (Bravo sadaları, alkışlar) .. Yedi seneden beri bu millet ve bu vatan uğrunda sarf ettiğim kanımı hebaya (boşa) vermeyi düşünmeseydim bugün bu kürsüde bendenizi göremeyecektiniz. Bendenizi bir dağ başında birkaç yüz kişi ile görecektiniz ve İngiliz parası aldı, Ermeni parası aldı diye telgraflar alacaktınız. Ve bu kürsüden Ermeni taraftarıdır diye namıma lanet okuyup lanet ile yâd edecektiniz. .. sonra bu Müfettişi Umumilik teşkilatı .. İngilizlerden para almış, isyan etmiş diye beni takibe çıkacak idi.… Şimdi yapılan muameleler Hükümeti Milliyemiz namına yapılıyor. Bir mal müdürünün aldığı vergiyi diğer mal müdürü de alıyor. … O kanunun birinci maddesinde Hâkimiyet Bilakaydüşart (egemenlik kayıtsız şartsız) Milletindir.” dediği halde; Hayır, mahkûmiyet bilakaydüşart milletindir, efendiler!” (bravo sadaları, alkışlar.)  Sf. 116

    Dâhiliye Vekili Ali Fethi Bey (İstanbul); (Ali Rıza Bey’i kastederek konuşuyor.) “.. kendileri Bekir Sıtkı Bey’e Hükümet reisi değilsiniz eşkıya reisisiniz demişler… Bunu hükümet namına reddetmeye mecburum. Bizim hükümet memurlarımız eşkıya reisi olamaz.” 

    Nafiz Bey (Canik); “-Eşkıyalık yaparsa ne yapacağız? Eşkıyadır! Eşkıyanın eşkıyasıdır!”

    Ali Fethi Bey; “-Hükûmet memuru hiçbir zaman eşkıya reisi olamaz.” 

    Nafiz Bey (Canik); “-Eşkıyalık yapan memur da eşkıyadır!”  Sf. 118 

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); (Şeyh Sait İsyanında asıldı.) “-Kırk küsur sene anavatana kavuşmak için mücadele ettik. .. bir idaredeki kanun muta (para karşılığı yapılmış nikâh) olamaz! Mesuliyet kelimesi boş, kof bir vaziyet iktisap eder (alır). O idare destan olur, bu suretle teşhir edilir.”

    Hariciye Vekili Yusuf Kemal Bey; “-Reis bey şahıslara hitap oluyor. (Gürültüler, Devam sesleri)

    Nafiz Bey; “-İdarenizi tanzim etmezseniz her zaman için bağıracağız!”  Sf. 119 

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis) (Devamla); “-Efendiler! Bir idare ki onu bilâkaydüşart (kayıtsız şartsız) harekete alışmış eller tedvir ederse (idare ederse), ne kendisini halka sevdirir, ne de halkı kendisine ısıttırır. .. Zoru bazusuyla (adale kuvvetiyle) halkı sindirir fakat halk bir gün tuğyan eder (ayaklanır)… “

    Opr. Emin Bey; “-Ders aldık, müstefit olduk (istifade ettik)(dalga geçiyor)”        

    Hüseyin Avni; “-Herkes hissesini alır!” 

    Yusuf Ziya Bey; “-Efendiler! İnkâr etmeyelim, umuru idaremiz (devlet işlerimiz) Kayseri’den aşağı yer yer, taraf taraf şu, bu kumandanın tahtı tahakkümünde (baskısı altında) hırpalanıyor!” 

    Reis; “-Sadede geliniz!” (Devam, devam sadaları)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 106, Celse: 1, – Sf. 95 ile 119 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Sosyalist bir hukukçu olan Mehmet Şükrü Bey, Doğu – Batı olaylarında farklı bir çizgi izliyor. Bu konuları gizli celsede konuşalım diyor. Demek ki Kürt hassasiyeti o zamanlar da çok derindeymiş. Bu görüşmenin sonunda, önce hükümet bir tahkikat yapsın sonra gerekirse meclis bir heyet gönderir şeklinde karar çıktı. Dağ fare doğurdu.