Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 3 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 104. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Müfettişi Umumilik Kanunu;

    Kanun kabul edildi ama ekseriyet yok sesleri var.  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 104, Celse: 1, – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.

  • 3 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 104. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Cafer Tayyar Paşa Yunan’a Esir Düşmüş ve Atina’da

    Malta’dan Gelen 51 Esir Konusu Görüşülüyor

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 104, Celse: 1, – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996); Cafer Tayyar Paşa bir muharebede atından düşmüş ve sakatlanmış, Trakya halkı onu Yunan’a teslim etmiş.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Malta’dan 51 kişi geliyor. 1 Teşrinisani’de (Kasım’da) yazılan mektupla Kemal Paşa’ya bağlılık bildirenler ellerinden öperek hizmet bekleyenler var. Zaten bunların çoğu eski ittihatçılar evlerine dönemezler. Bunlardan bazıları; Antep mebusu Cenani, Miralay Şevket, Diyarbakır Mebusu Zülfü, Rauf (Orbay) Bey, Vasıf, Gelibolu Mebusu Celal Nuri, İstanbul Mebusu Numan vs. Rauf ve Vasıf Beyler Kemal Paşaya telgraf çekmişler ellerinizden öperiz diyorlar.

  • 5 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 105. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İdarei Kura ve Nevâhi Kanunu Görüşülüyor;

    Nahiyenin kuruluşu hakkındaki Madde 4- kabul edildi. Sf;70.  

    Madde 8- Her Osmanlı…  (TBMM Hükümetine mensup her fert) bir nahiyeye mensup….  “  (Osmanlı ne demek? Her Türk demeli sadaları)

    Hüseyin Avni Bey; “-Türk olmayan ne yapacaktır?”

    Yusuf Kemal Bey; “-Türkiyeli demek, Türk tabiiyetini haiz demektir.”

    Fevzi Efendi (Malatya); “-… yedi yüz seneden beri aba ve ecdadımız bu kelimeyle müftehirdir (iftihar eder) ve bu kelimeyle mubahat (mübahat; övünme) etmişlerdir. Osmanlı kelimesi en güzel yazılmış bir kelimedir. (Bravo sadaları, alkışlar)

    Besim Atalay Bey (Kütahya); “-Osmanlı kelimesi bir millet ismi değildir. Bir kabile bir aile ismidir…. Türk ismi veyahut Türkiyeli ismi muvafıktır. (uygundur)

    Reis; “-Encümen cevap verecek mi?” 

    Haydar Bey (Van); “-Muvafık (uygun).”

    Hüseyin Avni Bey; (1) “-.. Bu mühim meseledir. .. Fransa milletine ne diyorlar? Fransalı. Türkiye namına izafeten (adına dayanarak) devlet olmaz, hiçbir yerde bu yoktur. Türkiyeli denince her millet dâhildir. “TBMM Hükümetine mensup” dolambaçlı bir isimdir. Bu isim Türkiye Devletidir. Türkiye tabiiyetini haiz olan her kimse Türkiyelidir. .. Yarın TBMM’nin ismi değişebilir. .. Fakat Türkiye ismi değişmez.”

    Hüseyin Avni Bey’in bu takriri kabul edilmedi. Bu madde geçildi. Sf. 72  

    Madde 9 ve 10 kabul edildi. Madde 11’de seçmen yaşı hükmü var o görüşülüyor; 18 yaşını ikmal edenler seçmen oluyor.  Sf. 74, 78  

    Madde 12-  Seçilme şartları ile ilgili madde görüşülüyor:

    Durak Bey; “-Köylerde okul yok hoca yok ama köylülerin bazıları hususi (özel) hocalar tutarlar ve çocuklarına bizim gösterdiğimiz tahsili iptidaiden (ilköğretimden) çok fazla derecede tahsil gösterirler.”

    Resul Bey (Bitlis); “-..Bugün Bitlis bir vilâyet merkezi olduğu halde bir mektebi iptidaisi (ilkokulu) yoktur.”

    Seçilme yaşını 25 yapalım diyorlar.

    Vehbi Bey (Karesi); “-Biz halka tabii hakkı olan seçim hakkını verelim. Belki 2-3 seçim mütegallibenin (zorbaların) eline düşer ama sonra doğruyu yapar. Zaten bu hakkı ne zaman versek ki bu 2-3 seçim böyle olacak. İlk mektep mezunu yerine okur-yazar şartı koyalım.”

    Encümen tamam diyor.   Sf. 87

    12 Madde Encümene gitti.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 105, Celse: 1, – Sf. 72 ile 87 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Bursa Mebusu Op. Emin Bey ve Bolu Mebusu Şükrü Bey “Her Türkiyeli”  olsun diye, Necip Bey “Vatandaş” olsun diye, teklif veriyorlar. Hüseyin Avni Bey ise takriri (önergesi) ile ders veriyor. 

  • 3 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 104. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Nihat Paşa Olayı; Siverek Mebusu Lütfü Bey Dahiliye Vekâletine Bir Soru Yöneltiyor:

    “BMM Riyaseti Celile’sine;

    .. Takririmin Dâhiliye Vekâleti Celile’sine havale buyurulmasını istirham ederim. 7.10.1337. Siverek Mebusu Lütfü.

    Madde 1- Diyarbekir’de Elcezire Cephesi Kumandanı Nihat Paşa Hazretleri İslamlardan bedeli nakdi (askerlik bedeli) alıyor. Dâhiliye Vekâletinin haberi var mı? 

    Madde 2- Nihat Paşa Hazretleri önüne gelene tüfenk hediye ediyor. .. Bir kumandanın silah deposundan silah alarak istediğine hediye etmesi o kumandanın salahiyeti (yetkisi) dâhilinde midir?

    Madde 3- Ergani Livasından Siverek’e kadar yollar üzerinde mevcut çayırlıklarda onar, beşer çadır dolusu asker, Nihat Paşa’nın kısraklarını ruy ederek (otlatarak) bekliyorlar; askerin vazifesi cepheye mi gitmek, yoksa kumandanın yüzlerce kısrağını beklemek midir? Bu kadar kısrağı Paşa Hazretleri nereden almış ve hangi para ile almıştır? 

    Madde 4- .. Haziran’da ve Temmuz’da .. her sandık üzerine bir nöbetçi zabit ikame ederek (subay koyarak) zavallı memurine (memurlara) maaş verdirmedi, Vekâletin bundan haberi var mı? 

    Madde 5- Hallı ve Karakeçili aşiretleri hakkındaki muamelesini geride (sonra) izah edeceğim. Bu kadarla iktifa ediyorum (yetiniyorum).” 

    (Dâhiliye Vekili Ali Fethi Bey tatmin etmeyen bir yazılı cevap vermiş. Mehmet Şükrü ve Hüseyin Avni’nin sıkıştırması sonucunda bu takrir istizaha yani gensoruya dönüştürüldü.) Sf. 38, 39

    Mustafa Lütfi Bey (Siverek); “- ..Öyle adamlardan bedeli nakdi alıyor ki; katiyen adamın ciheti askeriye (askerlik işi) ile alakası yok. Çağırıyor; senin bir ay hizmeti askeriyen var ya gelir hizmet edersin yahut 100 lira verirsin. .. hem de ciheti askeriye (askeri kesim) bu parayı sandığa (sandı, devletin gelirlerinin yattığı bir tür hesap) yatırmıyor. .. “Bu adam bir aylık bedelini vermiştir.” mealinde (anlamına gelen) .. vesikaları (belgeleri) Diyarbekir’den getirtebilirim.   … Nihat Paşa’nın yadigârı (hatırası) diye üzeri gümüş bilezikli silahları ne salahiyetle (hangi yetkiyle) veriyor? Onlar da mukabilinde (karşılığında) silah hediye ediyorlar. … Çayırların her birisinde 200-300 kısrak vardır. Hem de öyle kısraklar ki her birisinin bedeli 300 kırmızı altındır. Acaba Nihat Paşa bir senenin içerisinde bu kadar kısrağın parasını nerden tedarik etti (budu)? …  Mal sandığına gelen vergi paralarını; Nihat Paşa, “memurine maaş vermeyeceksiniz, ciheti askeriyeye vereceksiniz” diyerek, her sandık başına bir zabit ikame ederek (subay yerleştirerek) …. sandık memurlarına sizi mıntıkam dışına çıkarırım diyerek sindiriyor. .. Nihat Paşa, oraya kral mı gönderildi, prens mi gönderildi, yoksa bir kumandan mı gönderildi?…”

    Fevzi Efendi (Malatya); “Nihat Paşa Malatya’yı da soymuştur. Bir kaç bin lira para almıştır.”  Sf. 41

    Dâhiliye Vekili Fethi Bey bu konu tamamen benim bakanlığımı ilgilendirmiyor diyor. Mehmet Şükrü Bey Erkânı Harbiyei Umumiye’yi de (Genelkurmay’ı da) istizaha (gensoruya) dâhil ediyor. Ve kabul ediliyor.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 104, Celse: 1, – Sf. 37 ile 41 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 10. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    2. Celse. İkinci Reis vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Safranbolu İsyanına Af Talebi Görüşülüyor:

    (Safranbolu’da bir buçuk yıl önce isyan çıkıyor, oraya bir Divanı Harp gönderiliyor, bu mahkemenin hâkimlerinin hâkimlikleri tasdik edilmiyor ama vatandaşı mahkûm ediyorlar. Ve bunlara da bir buçuk yıl sonra af çıkıyor.)

    Fransa ile 20.Teşrinievvel (Kasım) 1337 tarihli ve Fransa Adına Frank Buyyon, Türkiye adına da Yusuf Kemal imzalı Barış antlaşması Meclis tarafından onaylanıyor.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 103, Celse: 1, – Sf. 9 ile 27 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 10. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Sefir (Büyükelçi) Tayinleri İle İlgili Görüşmeler: (Hükümet, İstanbul Mebusu Muhtar Bey’i Tiflis’e, Ferit Bey’i de Paris’e sefir yolluyor, Meclisten bunlar için izin istiyor.)

    Hüseyin Avni; “-İcra vekilleri Meclis’ten müsaade almadan hangi kanuna müsteniden (dayanarak) bunu yaptı? .. Sefir (elçi) tayini salahiyeti (yetkisi) Meclis’e aittir.” 

    Oylama sonucu hükümetin teklifi kabul edilmiyor. Sf. 15, 16

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 103, Celse: 1, – Sf. 9 ile 27 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 31 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 102. Celse:1 Hafidir: İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Aşağıdaki notların bitiminde Gizli Celse notlarının sayfa numaraları verilmiştir.

    Başkumandanlık Kanunu’nun Uzatılması İle İlgili Görüşmeler

    Emperyalistler bizimle anlaşmak istiyor.

    Mustafa Kemal Paşa bir tezkere ile Başkumandanlık Kanunu’nun müddetinin (süresini) 5 Kasım’da dolacağını belirtip ilgililere bilgi veriyor. Kırşehir Mebusu Mazhar Müfit Bey’de eski kanunun üç ay daha uzatılması hakkında kanun teklifi veriyor. (GCZ II Sf. 412, 413)

      Hüseyin Avni Bey (Erzurum); (Paşa Hazretleri cidden iyi hizmet verdi, Kosti Eskişehir’e gelmişti onu kovaladı. diyor ve ekliyor;) “- ..Bu keskin silahımızı saklayalım biraz. Çünki bir taraftan Paşa Hazretleri yıpranmıştır. Bunu da delâili (delilleri, belgeleri) ile arz edeceğim. (Allah afiyet versin sesleri) .. Maddi ve manevi kuvvetin bir zata tevdii (bir kişiye verilmesi) bir millet için zaaftır. (Bu konuşmada boş ve sansürlü yerler çok fazla.) (Sakallı Nurettin Paşa hadisesine değiniyor. Ve;) .. Paşa Hazretleri .. Başkumandan olmak sıfatıyla mesuliyeti vardır. Paşa Hazretleri de buradadır. .. Paşa Hazretleri de eğer Riyasette oturmak istiyorsa bu gibi vezaiften (görevlerden) elini çeksin. Çünkü nasıl mesul (sorumlu) edeceksiniz? Ben Paşa Hazretlerinin düşmesi taraftarı değilim… sonra… fikirlerini verdiler de Erkânı Harbiyei Umumiye (Genelkurmay) kabul etmedi mi? .. Paşa’yı yıpratmayınız, Paşayı bu gibi hidemattan (hizmetlerden) kıskanınız. … Böyle azim muamelatla (büyük işlemlerle) BMM’nin Riyasetinde devletin askeri ve dâhili vezaifini (görevlerini) üzerine almakta zannediyorum iyi tesir yapmıyor. .. Nurettin Paşa’nın mesuliyetinde, Paşa Hazretleri mesul (sorumlu) oldu!” (GCZ II Cilt Sf. 413, 415)

    (Kars Mebusu Cavit Bey Paşa’nın yetkilerinin sınırlandırılmasına yönelik konuştu. Trabzon Mebusu Hüsrev Bey ise bunun münakaşası bile abestir dedi.) GCZ. II Sf. 416

    Hüseyin Avni; “-…kuvvet teyidiyesi (pekiştirilmesi) olmayan şeylerde, ben mesuliyet bilmiyorum. … İddia ediyorum ki, Nurettin Paşa hakkındaki mesele itibarı ile Meclisi Ali âdemi itimat (güvensizlik) beyan etmiştir.” (1) GCZ II Sf. 419 

    Selahattin Bey (Mersin); “-.. Bir harp geçti. Arkasından bir buçuk aylık bir devrei sükût (sessizlik devresi). Bıraktık gibi geldi her şeyi. .. Ne için taarruz takip edilmiyor? Niçin daha Afyon Karahisar’ına gidilmedi? İmkân yok mu idi acaba? Soramıyoruz, çünkü bu hakkımızı tamamen verdik .. .. Tekâlifi Milliye namıyla % 40’ını fukara verdi. Zengin bir şey vermedi. Tekâlifi askeriye gitti tekâlifi adiye kaldı.” (Bu konuşmada da zabıtlardaki sansür çok fazla)

    Hacı Ahmet Efendi (Muş); (2) (gürültüler, patırtılar, sürekli patırtılar) ”-Aynen rüyamda görmüşümdür efendiler, Ben gördüm Mustafa Kemal Paşa’yı at üzerinde…” GCZ II – Sf. 426

    (Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey, şu sırada Fransa, İtalya ve İngiltere bizimle anlaşmak istiyor diyor.)

    2. Celse Hafidir (Gizlidir):

    Başkumandanlık Kanunu’nun Uzatılması İle İlgili Görüşmelere Devam Edildi;

    Hüseyin Avni Bey; “-Avrupalının Başkumandan ile işi yok. .. Nasıl Yunan Kralı gitti Atina’ya tahta oturdu ise, biz de Mustafa Kemal Paşa’yı yerine oturtalım.” GCZ II – Sf. 430, 432

    Reis, kanunun oylanmasında ad okunarak oylama yapılması için takrir verenler var diyor ama muhalifler belli olmasın diye karşı çıkılıyor:

    Necati Bey (Erzurum); “-Birisi arzumuza muhalif (karşıt) bir şey söyledi mi? …  muhalif, mürteci (gerici) namını veririz. ..Daha Mustafa Kemal Paşa meydanda yokken Hüseyin Avni vardı. .. Bugün kimse inkâr edemez….. (gürültüler)” GCZ II – Sf. 430, 432

    Başkumandanlık kanunu aynen onaylandı. GCZ II – Sf. 430, 432

    (Oylamada Ali Şükrü, Mehmet Şükrü, Ziya Hurşit yok. Bunlar görüşmelerde de yoklar.)

    (Meclis Başkanı: Başkumandanlık Kanununu üç ay daha uzatan kanun ekseriyeti azîme (büyük çoğunluk) ile kabul edildi diyor. Oysa red oyu verenler de vardı.) Sf. 6, 7

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 102, Celse: 1ve 2 Hafidir (Gizlidir) GCZ II Ciltte – Sf. 412 ile 432) arası, aleni Celsede: 6, 7 sayfalar) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Tunalı Hilmi Kemal Paşa’ya yaranmak istiyor. Mustafa Durak Bey ise başlamış işi yarım bırakmayalım ama salahiyetini tartışabiliriz diyor. Konya Mebusu Musa Kâzım Efendi ile Eskişehir Mebusu Abdullah Azmi Efendi hocalar ise ortadan konuşuyorlar. Malatya Mebusu Lütfü Bey ise Tekâlifi Milliye’den (zoraki vergi toplamadan) dolayı bir suiistimal (görevi kötüye kullanma işi) yapılırsa bundan Paşa Hazretleri de sorumludur, Başkumandan yapalım ama denetleyelim de diyor. Karesi Mebusu Vehbi Bey Paşa’ya çok sert çıkıyor ama konuşması zabıtlarda çok sansürlü bir şekilde çıkmış.

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (1996): İzmit Mebusu Sırrı Bey, Kemal Paşa ömür boyu Başkumandan kalsın diyor. Mebusların bir kısmı da hay hay diyor. Bu arada Fevzi Paşa tehlikeli bir tablo çiziyor. Hâriciye Vekili Yusuf Kemal Bey ve bir Kürt hoca Kemal Paşa yanlısı konuşuyor.

  • 29 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima Hafidir (Gizlidir): 101. Celse: 2 (Hafidir (Gizlidir) İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Aşağıdaki notların tamamı (TBMM GCZ II Sf. 402 ile 409 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Karadeniz’de Rum Tehciri Hakkında Görüşmeler:

    Nurettin Paşa Zulmü Hakkında Görüşmeler;

    Osman Bey (Lazistan); “-Trabzon’da Atina denilen bir semt vardır. Buradaki Rumların eşkıyalarını toplamaya gelen Fırka, köyü çeviriyor, o arada salahiyetsiz (yetkisiz) kişiler, bir takım çeteler işe girişiyorlar. Bunlar, ırza geçmek vs. gibi harekette bulunuyorlar. Bir iki çocuk lâşesi (leşi) meydanda görülüyor. Bunun üzerine Rumlar dağa çıkıyor ve Müslümanlara tecavüze başlıyorlar. Merkez Ordu Komutanı Nurettin Paşa tarafından, kadınların, çocukların tehciri (zorunlu göç ettirilmeleri) meselesi bütün mıntıkalara emrediliyor. Bunu haber alan Samsunlular Samsun aydınları ve Müdafai Hukuk Heyeti, Belediye, Müftü… doğrudan doğruya Mustafa Kemal Paşa’ya başvurarak bu tehcir olayı olursa Samsun’un baskına uğrayacağı, Yunan donanmasının bombardıman etmesi ihtimali fazladır. Ve Bakanlar Kurulu tehcir kararını erteledi. Fakat Nurettin Paşa kızarak bunları (Mustafa Kemal’e ricaya gidenleri) şehirbent (şehir dışına çıkma yasaklısı) yapıyor. .. Sonuç: Paşa Hazretleri (Sakallı Nurettin Paşa) Samsun’a geliyor, halkın kalbini rencide etmek için ne gerekirse yapıyor.” …         

      Ziya Hurşit Bey (Lazistan); “- (Sakallı) Nurettin Paşa Samsun’da elli yaşından on beş yaşına kadar olan Rumları tehcire tabi tuttu. Ve ilk kafile daha Samsun’dan altı saat mesafede iken saldırıya uğradı. Fevzi Paşa bu Meclis’te beyanatta (açıklamada) bulunurken, düşman icrai mezalim (zulüm yapıyor) ediyor, biz de cephede intikam alıyoruz demişlerdi. Tam o nutkunu verdiği gün Nurettin Paşa bu işi kendi kendine gayri mesul (sorumluluğu olmayan) çetelere yaptırıyordu. Bunun üzerine Rumlar dağlara çıktılar. (gürültüler) .. müslüman köylerine taarruz ettiler. .. Şimdiye kadar 30 Müslüman köyü yanmıştır. Nurettin Paşa bu işi kadın ve çocuklara yapıyordu. .. Asıl silahlı sınıfa yapılmamasını anlayamıyorum. Bu bir hikmettir. ..Onun yapabileceği iş, erbabı nama leke sürmek, tehcir yapmak ve BMM’nin şanlı tarihini izale etmektir (yok etmektir). Biz yarın tarih huzurunda hesap vereceğiz. Diyorlar ki, BMM azalarını nezdine (yanına) almıyormuş. Demek ki bu adam BMM’nin fevkindedir (üstündedir) ve kendisi orada bir aile Hükümeti tesis etmiştir. Meclisi Ali derhal bu adamı mevkiinden atmalıdır. .. Nurettin Paşa Rum tehcirinde Amerikalıların ve yabancıların gözleri önünde katliam yaptırdığı ve Amasya’ya geçen Rumların dahi aynı muameleye maruz kaldıkları ısrarla söylenmektedir ve bu böyle olmuştur.”

      … Hafız Mehmet Bey (Trabzon); “-.. silah toplamak için köylere giden Giresun Alayı’nın (Topal Osman’ın Alayı) bir taburu uzaktan uzağa silah atarak köylere giriyorlar ve yakıyorlar. .. Bu suretle köyler yanınca ve aileleri saldırıya uğrayınca eşkıya artıyor. .. O gün gündüz gözü ile kasaba içinde beş kişi öldürüldü. Hatta bunlardan birisi Amerikalı Kampanya Direktörünün (şirket müdürünün) kapısı önünde öldürüldü… Hatta bu günlerde bir çok Müslümanların dükkanlarından dahi çapulculuk yapıyorlardı… sırf ceplerini doldurmaya yöneliktir.”

    Hüseyin Avni Bey; (Dâhiliye vekiline soruyor:) “- ..Ne için tayin ettiğiniz gibi azletmiyorsunuz?”

    Dâhiliye Vekili Fethi Bey; “- ..Ben bu zatın tebdilini (değiştirilmesini) teklif etmiştim.”

    (Mustafa Kemal Paşa, bu adam kumandan olduğu için konu beni ilgilendirir diyor. Bu nazik zamanda adamı azledemem diyor. Konu örtbas oluyor.) Sf. 409  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, Hafi İçtima; 101, Celse: 2 Hafidir (Gizlidir) (TBMM GCZ II Sf. 402 ile 409 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Ekim 1921 (1337) tarihinde hafi (Gizli) İçtima: 101. Celse:1 Hafidir (Gizlidir), İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Aşağıdaki notların tamamı (TBMM Gizli Celse Zabıtları II – Sf. 392, 398) kitabından birebir alınmıştır.

    Ordunun Durumu Hakkında İstizah (Gensoru)

    Durak Bey (Erzurum); “- .. Refet Paşa Hazretlerine sual ederim; Beni Fırka kumandanı yaparlar mı? Bu sebeple levazım (alım – satım) işi de asker işi değildir. Bunların erbabına (sahibine, ustasına) verilmesi lâzımdır. Harbi Umumide (Birinci Dünya Savaşı’nda) levazım (askeri mal alım) daireleri yoktu. Ordu malzemelerini konturatçılara (müteahhitlere, sözleşmeli iş yapanlara) aldırıyordu.” “..ordunun bu gibi işlere karışmasından mevcuduna halel (sayısal varlığına zarar) geliyor. Burada 32 bin kişilik kuvvei umumiye (genel bir askeri güç) vardır. Bunun 6 binini hastaneler teşkil ediyor. .. bu 26 bin kişi doğru iseler (levazım işlerinde görevli olanları kastediyor) necidirler? Ne iş yaparlar?” Sf. 392             

    Refet Paşa (İzmir)(Milli Savunma Bakanı); (Sakarya’nın gerisine 72 bin silahlı askerden 28 bin kişi gelmişti. 40 bin firarımız vardı, ben vekil seçildikten 20 gün sonra 70 bin asker toplandı diyor ve devam ediyor;) “- .. Sakarya Harbin’de de hiç olmazsa otuz bin kişi firar etti ve Refet Paşa otuz bin tüfeği buldu, yerine koydu. Oradan aldı, buradan aldı, İngilizlere başvurdu, casusluk etti ve ordu tekrar savaşa hazır hale geldi. … Arkadaşlar bir kaputun üç sene ömrü var biz altı ayda bir kaput veriyoruz yine yetişmiyor. Çünkü alan kaçıyor.  Ne istiyorsunuz? Bir milyon asker giydirmek mi? Yarın akşam cevabını vereceğim. Şimdi makine (telgraf makinesi) başında İstanbul’da tam yetkili, haysiyetli, şahsiyeti bilinen kişilere başvurarak bir milyon insanı giydirmeye yetecek kumaşı gönderiniz deriz. Bir hafta sonra bu kumaşlar İnebolu’dadır. .. ülke dâhilinde bulmak mümkündür ama para gerekir. .. Bu namütenahi (sınırsız) cephaneler nereden çıkıyor. Birde onu sormaz mısınız? .. Bir tek top mermisi bugün yirmi liradır. (Milletvekili 200, memur 100 lira maaş alıyor.) Biz Sakarya Muharebesinde 140.000 mermi harcadık… sayısız cephane yaktık…” (1)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, Hafi İçtima; 101, Celse: 1 Hafidir (Gizlidir) (TBMM Gizli Celse Zabıtları II – Sf. 392-398) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKA’IN YORUMU (1) (1996): Bu savaşın finansman kaynağı çok önemli. Bu konuda çok az bilgi var. Refet Paşa’nın İngilizlerden silah aldım dediği doğrudur. İstanbul’da telgrafla malzeme isterim dediği tam yetkili ve haysiyetli adam veya adamlar kimlerdir? İngilizler olabilir mi? Bence mümkün. Bunlar Osmanlı Devleti mensupları olabilir.

  • 27 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 100. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    2.Celse Hafidir (Gizlidir):

    (Aşağıdaki notlar TBMM Gizli Celse Zabıtları II. GCZ II Sf. 386)

    Ordunun Yiyecek Ve Giyecek İhtiyacı Hakkında

    İtalya’dan Askere Elbise Alımı Meselesi

    Lazistan Mebusu Osman Bey’in takriri gereği ordunun durumu hakkında Müdafai Milliye Vekili Refet Paşa bilgi veriyor.

    Refet Paşa: “-Ordu aç değildir.”

    Vehbi Bey (Karesi); “-İtalya’da hayli zamandan beri bir mubayaa (alım satım) heyeti var. Bunlar, ne kadar elbise ve teçhizatı askeriye (askeri cihazlar) gönderdiler?”

    Refet Paşa; “-Efendiler! Bu Heyeti Askeriye, bir şey göndermediler, vazifelerine nihayet verildi. Ne kadar para sarf ettiğini bunun hesabını Cami Bey’den alacağız.

    İstizah yani gensoru yarım kaldı, devam edecek.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 100, Celse: 1, (2. Celse Hafidir: TBMM Gizli Celse Zabıtları II. GCZ II Sf. 386) kitabından birebir alınmıştır.

  • 24 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 99. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Bazı Suçluların Affı Hakkında Takrir (Önerge);

    Mehmet Şükrü; “-..Temenni ederiz (dileriz) ki hapishanelerimiz imhayı vücut olmasın (insan yok eden bir yer olmasın), tehzibi ahlak (ahlakı güzelleştiren yer) olsun.”  Sf. 252 

    İzinsiz Nikâha Af Takriri; (Nüfus azlığından dolayı evliliği teşvik amaçlı bir takrir.) (Sf. 257)

    2.Celse; İkinci Reis vekili Hasan Fehmi Beyefendi.

    Kars Kongresi Muahedenamesi Hakkında Görüşmeler; (Yusuf Kemal Bey izahat veriyor, açıklama yapıyor.)

    İşgalden Kurtulan Bölge Halkına Yardım Kanunu; (Ali Şükrü, Umumi Harpten sonra Rus işgalinde kalmış Trabzon ve Şark Vilâyetleri için böyle bir yardım yapılmadı diyor.)

    Necip Bey (Ertuğrul); “-..Vilâyeti Şarkiye’ye (doğu vilâyetlerine) verilmemiş ise, verilmeliydi, birbirimizi böyle kıskanmayalım.”

    Durak Bey (Erzurum); “-Demek ki onlar şecer (ağaç) gibi şeyler. Rica ederim onlar insan değil mi? Ona cevap vermeyecektim fakat vereyim. Vazifemdir.

    Mehmet Şükrü; “-Bizim de vazifemizdir.”

    Durak Bey; “-Yani tehdit mi ediyorsun beyefendi?”

    Mehmet Şükrü; “-Reis Bey! Söylesin de söyleyeceğim!”

    Durak Bey ; “-Ne yaparsınız bakalım? .. Hepsi de benim kardeşimdir. .. Bu Meclisi Âlide zaman zaman mülteciler (sığınmacılar) hakkında uzun boylu müzakerelerimiz (görüşmelerimiz) olmuştur. .. Hatırımızdadır ki; Bundan üç dört ay evvel 150 bin lira bir avans almak için .. bu kürsüde yine bendenize birçok hücumlar vaki olmuştu. .. arkadaşlar oralardaki sefaleti bilmiyorlardı ve bilmediklerinden dolayı hücum ediyorlardı. Ben hiçbir vakitte .. bu kanunu getirene ve kabul taraftarı olanlara hücum etmeyeceğim ve bunlar haklıdırlar. Onlara bir buçuk milyon lira değil beş milyon lira verelim… oraların ahalisi yedi seneden beri kavruluyor. .. Vilayatı şarkiye ile onlar arasında hiçbir fark yoktur. Fark vardır diyenler haindir.”

    Durak bey bu konuşması ile ortamı yumuşattı. Bu konu da sonraya kaldı.  Sf.274

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 99, Celse: 1, – Sf. 252 ile 274 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 24 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 99. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Koçgiri Heyeti Hakkında  

    (Koçgiri heyeti salahiyet-i vasıa yani geniş yetki konusuna itiraz ediyor. Sanıkları ilgili mahkemeye sevk edelim bize bu kadar geniş yetki vermeyin diyorlar ama bu geniş yetki ile gönderiliyorlar.) (Sf. 248)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 99, Celse: 1, – Sf. 248 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 22 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 98. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Müfettişi Umumilik Kanunu Görüşülüyor

    Yahya Galip Bey (Kırşehir); “-Hikmeti hükümet derler buna; bir memuru maddi ahvalinden (maddi durumundan dolayı) veyahut idaresizliğinden, beceriksizliğinden dolayı azlediyoruz (görevden alıyoruz), başka bir yere tayin ediyoruz. Bu ikinci yer, aksamı vatanımızdan değil midir (vatanımızın bir bölümünden değil midir)? .. Eğer biz bu halkı, memurlar için onların menfaatine hizmet için yaratılmış diye telakki ediyorsak (anlıyorsak),.. bu fikir yanlıştır. Zira sürü çoban için değildir, çoban sürünün hizmeti içindir.”

    Vehbi Bey (Karesi); “-.. idarenin ruhu, sıkı teftiş ve vasi (geniş) salahiyettir (yetkidir).

    Selahattin Bey (Mersin); “-..siz bu inzibat (düzen) ve asayişi bundan böyle ordunun üzerine yükleteceksiniz ve orduyu kendi vazifesinin haricinde olan işlerle meşgul edeceksiniz. Acaba bununla doğru bir iş mi yapıyoruz? (istiyoruz sesleri) O halde efendiler idareye kuvvet veriniz, sivil idareye yani mülki idareye kuvvet veriniz.”     

    (Selahattin Bey daha sonra müfettişliklerden yana konuştu.) Sf.218

    2. Celse: İkinci Reis vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Müfettişi Umumilik Kanunu Görüşülmeye Devam Ediyor:

    Besim Atalay Bey (Kütahya); “-.. Avrupalılar bizi sıkıştırarak Sultan Mecit (Abdülmecit) zamanında eski eyalet tarzını yıktık… Livalara vilâyet dedik. Şimdi de Tanzimatı Hayriye’den  (Hayırlı düzenlemeden) evvelkine rücu ediyoruz (geri dönüyoruz). .. Devletlû, kerâmetlû Vali Paşalar Hazerâtını vücuda getirmek istiyoruz. .. Müfettiş, ansızın gelmelidir. Böyle topuyla tüfeğiyle, mitralyözü ile kâtibi ile bilmem nesiyle gidecek müfettişler varmadan, memur bira içer, ağzını siler, tespihini çekmeye başlar, tarihten ibret alalım. .. İcra azameti devresinde (yönetimin güçlü olduğu dönemde) müfettişler hafiydi (gizliydi). .. Timurlenk’in Hükümeti de böyle idi . Bu tarz yıkıldıktan sonra onlar da azametini kaybetmiştir.

    Müdafai Milliye Vekili Refet Paşa (İzmir); “- ..Biz memleketi buradan idare etmeye ve aklımıza nasıl gelirse ve eserse ona göre idare etmeye çalışırız. … müfettişlikler kaldırılacağına zannediyorum ki Dâhiliye Vekâletinin kaldırılması daha iyi olur. … Orduyu işe karıştırıyoruz. .. Orduyu işe karıştırmak fazla salahiyet vermek demektir. .. bu salahiyeti onların kucağına biz atıyoruz. .. Sonra ne oluyor? Ordu Kumandanı gidiyor o mıntıkada tahkikat yaptırıyor.” Sf.233

    Hüseyin Avni Bey; “-Ne sıfatla? Ordu Kumandanı muharebe eder (savaşır, harp eder).”

    Müdafai Milliye Vekili Refet Paşa (İzmir); “-Pekâlâ efendiler kabahat onun değil ki!”

    Hüseyin Avni; “-Bazen onun da kabahati oluyor. Çünkü emirsiz yapıyor.”

    Müdafai Milliye Vekili Refet Paşa (İzmir); “- … Efendiler asker eli serttir. .. Asker muharebe için yapılmıştır. Asker memleket dâhilinde zaptiyelik etmek için yapılmamıştır.”

    Hüseyin Avni Bey; “- .. hükümet öteden beri mülki (sivil) ve adli kuvvetlerine az itimat ettiğinden (az güvendiğinden) dolayı ordu kumandanlarına salahiyet (yetki) vererek, daha doğrusu hükümetsizlik tevlid etmiştir (doğurmuştur) … Mebuslar 107 imzalı bu idaresizliği tasvir eden (gösteren) bir takrir (önerge) verdiler. Kanunu tanzim ederken (düzenlerken), o yüz yedi imzalı takririn manasını karşınızda tutarak mı yaptınız? Yoksa buyurduğunuz gibi bu kanun tecrübelerinizden mi doğmuştur?”

    Refet Paşa; “-Hüseyin Avni Bey içtihadınızın (görüşlerinizin) her zaman hürmetkârıyım ve serbestii kelamınızın da (özgür sözlerinizin de) takdirkârıyım (takdir edeniyim)….”         

    Haydar Bey (Kütahya); (Refet Bey konuşmasında Hükümetin hatalarından bahsetmişti diyor ve devam ediyor:) “- .. sizleri millet nazarında (milletin gözünde), huzuru millette (milletin huzurunda) ikrar ve itiraf (söylediğiniz ve itiraf) ettiğiniz cürümlerden (suçlardan) dolayı Divanı Aliye (yüce divana) sevk etmek istiyorum… sizi Divanı Aliye sevk edip te muhakeme etmek istesek, bunu hangi kanuna göre yaparız? .. eğer mesuliyeti fiiliye (fiili sorumluluk) olsa bunlar koltuk kavgası yapmazlar, o mevkileri işgal edecekleri zaman düşünürler.”

    Hüseyin Avni; “Ordu müdahale etmesin!” Sf. 239

    Genel Müfettişlik Kanunu Müzakere edilmeye (görüşülmeye) Devam Edecek. (Sf. 243)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 98, Celse: 1, – Sf. 218 ile 243 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 20 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 97. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Koçgiri Tahkik Heyeti Seçildi; Yusuf İzzet Paşa, Amasya Mebusu Ragıp Bey, Karahisarısahip Mebusu Hulusi Bey, Kastamonu Mebusu Abdülkadir Kemali Bey, Sinop Mebusu Hakkı Hami Bey.  Sf. 199

    Müfettişi Umumilik Hakkında Kanunun;

    Hüseyin Avni; (İstiklâl Mahkemelerinden bahsediyor.) “- Bir yere gittiği zaman en büyük kumandanı tutacak, en büyük valiyi tutacak, en büyük memuru tutacak. Bunlar vazifelerini yapıyorlar mı, yapamıyorlar mı? İşte İstiklâl Mahkemelerinin vazifesi budur. .. İstiklâl Mahkemeleri kumandanların yanında… Maalesef efendiler bir kumandan mahkûm oldu diye ihtiyarınız (bilginiz, isteğiniz) haricinde mahkeme feshedildi. Geri getirildi…. İstiklâl mahkemeleri BMM’nin arzu ettiği kuvvet ve kudreti âliye (üstün güç) makamından düşmüş ve Hükümetin elinde onun bir mahkemesi olmuştur. .. İstiklâl Mahkemeleri kanunun hüsnü tatbikinden (iyi uygulanmasından) mesul olmalıdır. .. Suiistimalatta (Görevi kötüye kullanmakta) bulunan var mı, yok mu bunları tetkik etmeli (araştırmalı). … …bir adam iki okka şeker kaçırmış, rica ederim bu Hıyaneti Vataniye midir? Ve İstiklâl mahkemeleri bununla uğraşır mı?” Sf. 202

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip): “- ..memleketin her tarafı idaresizlik yüzünden, zulüm yüzünden yıkılmaktadır.”  Sf. 206

    Kanunun tartışılmasına devam edilecek. Sf. 211

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 97, Celse: 1, – Sf. 199 ile 211 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 20 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 97. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Bayburt İsyancılarının da Affı Hakkında Kanun Lâyihası:  

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum);  “- Şeyh Eşref ilmiyle fazlıyla (erdemiyle) temayüz etmiş (sivrilmiş) bir insandır. .. Köyde bir gün düğün oluyor. Nahiye Müdürü2nün veya akrabasının düğünü. Caminin kilimlerini çıkarırlar üzerinde kadın oynatmak, rakı içmek gibi harekette bulunurlar. Şeyh Eşref kâfi diye söyleniyor. … o adam mehdiyim diyecek kadar budala bir insan değildir.  Karışıklığı bastırmak için Şeyh Eşref bilahare Bayburt merkezine çağırılıyor. .. Şeyh, kadı ve müftünün tutumuna kızıyor. Bunlara diyor ki; Mademki muğayiri din (dine aykırı) ve muğayiri ahlak (ahlaka aykırı) harekâtı kabul ediyorsunuz binaenaleyh (dolayısıyla) siz de onlardansınız. .. Bilahare meseleye bir siyasi şekil verilir, asker gönderilir. Askerin kumandanına git bu adamı getir diyorlar. Alay Kumandanı Nuri Bey’e bu Şeyh, “Hükümetin icraatını beğenmiyorum” diyor. Ve “Ben hükümete silah istimal etmek (kullanmak) için değil ruhum isyan ediyor” diyor ve vaziyetten şüpheleniyor; askerin böyle topla tüfekle köyüne gelmesinden müteessir oluyor (üzülerek etkileniyor), bilahare içlerinden biri bir kurşun atar, Nuri Bey’i maalesef şehit ederler. Hükümet hemen tedibata (cezalandırmaya) yönelir Erzurum kadısını gönderirler, … Gümüşhane’den üç tabur gönderiyorlar, bu üç taburu esir ediyorlar. Gümüşhane’den bir tabur ve bir miralay daha geldi onu da esir ettiler. Zabitleri, neferleri beslediler, kimseye bir tokat vurmadılar, bilahare askerleri de bıraktılar. O arada Nizamiye Askeri geldiğini görünce Şeyh savaşı başlatıyor. İki zabit ve 70-80 asker ölüyor. Top mermisi ile Şeyhi öldürüyorlar, iş bitiyor. (Şeyh’in yanında 50-60 müridi var.) (Sf. 194-195) Bayburt’ta cürüm vuku buluyor (suç işleniyor), bu adamlar Bayezid’e (Doğubayazıt’a) Divanı Harbe gönderiliyorlar. Ve divan bu asilere hep idam hükmü veriyor. İdam hükümlerini kim tasdik etmiştir? Efendiler, bunu tarih soracaktır. Bunlar bilatasdik (idam kararları Meclis’te onaylanmadan) idam edildiler. Bu zavallılar 50-60 kişi iken 19 kişiye iniyor, Kimisi ölüyor diğer kısmı da Erzurum’da mahkûm olarak yatıyor.” Sf.196

    Erzurum’da yatmakta olan 13 mahkûmun affı kabul edildi. Sf. 197

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 97, Celse: 1, – Sf. 194 ile 197 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 17 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 95, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Hüseyin Avni Bey’in Bir takriri (önergesi) var; Albayrak Gazetesi sahibi Mithat Bey ile ilgili davanın adalet üzerine hüsnü neticeye iktiran ettiğini (güzel bir sonuca bağlandığını), o takririni geri aldığını belirtiyor.

    2. Celse: İkinci Reis vekili Hasan Fehmi Beyefendi.

    Müfettişi Umumilik (Genel Müfettişlik) Kanunu Lâyihası Görüşülüyor: Kanun Türkiye’yi altı bölgeye ayırıyor. Altıncı kısım Güneydoğu, burada Musul ve Süleymaniye’de var.

    Vehbi Bey (Karesi); (Bu kanuna Paşalar teşkilatı diye karşı çıkıyor. Önce Köy, Nevâhi, Vilâyet, kanunları emniyet ve jandarma kanunları yapılacaktı sonra bunu kontrol ettirecektik ben buna karşı çıkacağım diyor.) “- .. Yoksa bugün zaten mahıv (mahvolma) ve harap olmuş bütçeyi böyle vilâyeti selasede (üç vilâyette: Batum, Ardahan, Kars) ecnebilerin (yabancıların) müdahaleleri neticeleriyle meydana getirilmiş olan Paşalar Teşkilatı neticesini meydana getirmek istemiyorum. Bu lâyihadan anlaşılıyor ki; Memleketin muhtelif mıntıkasında yeni yeni Babıâliler (hükümetler) meydana gelecek, yeniden daireler tesis edilecek ve bu suretle yine o zavallı köylüler arzuhallerle (dilekçelerle) yaverden (komutanın özel kaleminden) yavere, kapıdan kapıya dolaşacaktır. Biz bunu istemiyoruz ve benim tarafımdan yerden göğe kadar böyle bir kanuna kıp kırmızı kâğıt. .. (bizden de öyle sesleri.) Bunu hazırlayan arkadaşlara güvenmeseydim, .. bunu, Teşkilatı Esasiye Kanunu’ndan milletin beklediği hürriyet ve serbestii (hürriyet ve özgürlüğü) men’ için (yasaklamak için) teklif etmişler diyecektim. Halkın umutla beklediği Teşkilatı Esasiye Kanunundan da umutlarını kesecekler.”..  Sf.171 

    Sırrı Bey (İzmit); “-Esbabı Mucibe (gerekçe) lâyihası (teklifi) bile hazırlanmamış.”

    Dâhiliye Vekâleti Müsteşarı Hamit Bey; “- ..Bizim memleketimizde idare daima, … el yordamıyla idare olmuştur, Frenklerin Odatordam dedikleri gibi. Sf.174 Bu kanun böyle alelacele olacak şey değildi. Çok acele ettiler bir gecede yazıp gönderdik.” 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 95, Celse: 1, – Sf. 172 ile 191 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 15 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 93, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Fransa İle Yapılacak Anlaşma İle İlgili Görüşmeler:

    Ali Şükrü Bey (Trabzon): “-…Efendiler, bugün Yemen’de İmam Yahya elan (halen) size olan bağlılığını koruyor. Bizim sancağımız korunuyor bizim ordumuz var yine bizim memurlarımız orada icrayı hükmediyor (hüküm yürütüyor).”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 93, Celse: 1, – Sf. ? ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 18 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 96. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Koçgiri olayını tahkik ve Memurin Muhâkemat Kanunu Tadili Komisyonu İçin Üye Seçimleri.

    2. Celse: Üyelerin seçimine devam  

    3. Celse: Fransa ile İtilafnâme 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 96, Celse: 1, – Sf. ?  ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 16 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 94, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Fransa İle Yalpan İtilafnâme Sf. 358

    2. Celse: Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Fransa İle Yapılan İtilafnâme.

    Mustafa Kemal Paşa’nın uzun bir izahatı var. Sf. 358

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 94, Celse: 1, – Sf. 358) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 13 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 92, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Maliye Bakanı 10 Milyon avans istiyor. Sf. 147 

    2. ve 3. Celseler Hafidir (Gizlidir) 

    Fransa İle Yapılan İtilafnâme (anlaşma)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 92, Celse: 1, – Sf. 147) kitabından birebir alınmıştır.