Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 12 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 91. Hafidir. Celse:1 hafidir.

    Fransızlarla Yapılan Anlaşma Hakkında Görüşmeler

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 91, Celse: 1, – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • 10 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 90. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Dâhiliye Vekâleti Boşalmış Kemal Paşa İki aday gösterdi Fethi Bey ve Mazhar Müfit Bey. Seçim yapılıyor. Sf; 131

    2.Celse. İkinci Reis vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Fethi (Okyar) Bey 85 oy alarak Dâhiliye Vekili Seçiliyor.

    Mazhar Müfit Bey 8 oy alıyor 77 oy da çekimser.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 90, Celse: 1, – Sf. 131) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 89. Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Rusya’dan Gelen Altınların Akıbeti Hakkında Görüşmeler; Yahya Galip Bey’in Rusya’dan gelen altınların iyi değerlendirilmediği ve hazinenin zarara uğratıldığına dair takriri (soru önergesi) var.

    Hasan Bey (Maliye Vekili) (Trabzon); “- …Tedavüle (dolaşıma, piyasaya) çıkarılan para Türkiye’ye üç tarihte gelmiştir. Birisi 10 Ağustos, .. birisi 25 Ağustosta, .. biri de diğeri de 4 Teşrinievvel’de (Ekim’de) gelmiştir.” (Maliye Bakan’ı, altın fiyatları son bir ayda 620 kuruştan 6 Ekim 1337 tarihi itibarı ile 775 kuruşa çıkmış.  Bakan, bunları konuştuk altınları İstanbul’a gönderip sattıralım daha kârlı olur diye Mustafa Kemal Paşa karşı çıktı diyor. Ve ekonomik ambargodan bahsediyor;)

    “Meselâ afyon, tütün yaprağı vs. mevcut olduğu halde bunlar müşteri bulamamaktadırlar. Sebebi bir mukavemeti iktisadiye (ekonomik direniş) karşısındayız. .. Bugün İstanbul’da Amerika hatta diğer memleketler, sureti mütemadiyede (sürekli biçimde) altın mübadelesinde (değişiminde) bizim evrakı nakdiyemizle (nakit paramızla, banknotumuzla) altın almaya sermayelerinin bir kısmını tahsis etmişlerdir (ayırmışlardır).”

    Emin Bey (Erzincan); “- .. Rus altınını 615’ten 750’ye çıkmazdan iki üç gün evvel, müessesatı ticariyeye (ticari işletmelere) elli bin lira verilmiştir. Bilahare (daha sonra) lira, 750 kuruşa çıkmıştır. Bunun aslı var mıdır?”

    Maliye Vekili Hasan Bey; “-Katiyen yoktur. Reddederim. ..”

    Maliye Bakanı kendisi hakkında güven oylaması istiyor: Güven oyu alıyor.

    2. Celse. İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Maliye Bakanı Hakkında Güven oylaması yapılıyor.

    3. Celse. İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Bakana güvenoyu veriliyor. Sf. 127

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 89, Celse: 1, – Sf. 110 ile 127 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 6 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 88, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Koçgiri Hadisesi Görüşülüyor

    Af takriri kabul edildi: Koçgiri Mahkumları için hazırlanan af.

    İdarei Kura ve Nevâhi Kanunu 7. Madde Görüşülüyor. Kabul edildi.

    Koçgiri’ye Beş Kişilik Tahkik Heyeti gidecek.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 88, Celse: 1, – Sf. 70 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 5 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 87, Celse:1 ve 2 hafidir(Gizlidir)

    Koçgiri ve Ümraniye Olayları ile Karadeniz’deki Rum Tehciri Konuları Görüşülüyor;

    (Aşağıdaki bilgiler: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – GCZ II – Sf. 272-2879)

    Vehbi Efendi (Konya): “-Hükümetçe tedibi (terbiye edilmesi) gereken on dört köy yerine yetmiş-seksen köy mahv ve perişan olmuş…. Şimdi efendiler burada bir mesele var. Hükümet ekser zamanda zebunkeşlik eder (zavallıyı, halkı ezer), cezası lâzım gelenleri tutamayınca sen bu köye yakınsın, sen de bu köyden su içmişsin, sen de bu tarladan geçmişsin diyerek eline geçeni tecziye etmek (cezalandırmak) hükümetin tedibi lâzım gelir. Fakat cinayet edenlere karşı cinayet etmeyenleri muhafaza hükümetin vazifesi iken, bilakis önüne geçeni, her kim ise yıkmış, yakmış, mahvetmiştir.

    Mustafa Bey (Dersim); “-Yalnız bize İslâmiyet namına İngiliz parası meselesi sürüyorlar. Bize leke sürüyorlar. Bende kuyruk acısı vardır, sende evlât acısı vardır. Aşiretliktir. Malûmuâliniz aşiretlikte bir usul, oğlunu öldürenin kendisini de mahvetmek isterler. Bu adamlar oraya gidiyorlar, dehalet ediyorlar. Alışan Bey 1293 (1876 Rus Savaşı) muharebesinde bu hükümete bir buçuk milyon liralık zahire (erzak) vermiştir. Yazık değil mi, memleket soyulsun? Koçgiri ahalisi bu ana kadar hükümete burada bulunan o civar mebusu arkadaşlar bilirler, bugün mahiye (aylık) vergisini verir, tekâlifini verdi. Yalnız Koçgiri’li değil, orada daha Türk’ün en iffetli hanedanı diğer hanedanlara da fenalık olmuştur. Kuruçay cihetinde (tarafında) Kürtler de vardır. Müftü efendi de söylesin; bir Türk köyüne nizamiye zabitanı gitmiş, haniya buradaki halı, kilim demişler? İki kişi bulmuşlar vurmuşlardır. Bir kaç kişi çıkmış arkadaşı yatarken görüyorlar. Hani halılar, kilimler diye tazyik ediyor, ahali de aman bizi öldürürsünüz diye “derededir”, derler. İki katır, iki de beygir yüklü halılarla Erzurum’a doğru göndermişlerdir. Bunları kimden soralım.”  “.. jandarma halktan zorla halı kilim alıyor. .. Eğer yağma ise sahanın böreği, hep beraber soyalım. Öyle ya! Yazık değil mi bu millete! .. Bu adamlar diyorlar ki bir heyet gelsin, … Umum milletin kalbinde, müftü efendinin bu yazdıkları gibi, kadınların ırzına geçilmiş, herifin oğlu öldürülmüş, karısının ırzına geçilmiş, beş yaşındaki kızının ırzına geçilmek için kesilmiştir. Söylesin Müftü Efendi, verilen vesaiki (belgeyi) gidiniz görünüz, kulağı kesilip fenalık yapılmıştır. (Bunlar Topal Osman ve adamlarının işleri) Çorum’a gidiyorlar, Belediye Reisini sokak sokak dolaştırıyorlar. Bize ille et bul, bize et bulacaksın! Amasya’dan bir mektup vardır. Diyor ki; Bu Topal Osman’ın yaptığı fenalık ne haldir? .. Dersim’i zaten istemezler ki adam olsun! .. Giden Vâli o sandalyeye yapışmak için, tahakkümatını icra (baskı düzenini devam ettirmek) için Dersim isyan etti diyorlar. Namusumla temin ediyorum; Hepsi isyan etmemiştir. .. Bir aşiret zulüm üzere isyan etmiştir. .. Bu biçareleri af ediniz!” “Bu halılar meyanında Dersim ihvanı (Dersimli kardeşlerim) diyor ki; biz İngilizlerden para almışsak mebuslarımız da almışlardır. Rabıtati İslâm (İslamlar arası bağ) vardır. Ruslar bize milyonlarla para teklif etti, kabul etmedik. Başladıktan sonra Âlemi İslâm üzerine tazyik çökmüştür. Müsveddesi (belgenin örneği) müftü efendinin yanındadır, Yirmi bin kişi ile gelmeğe hazır olduklarını ….Hükümet tarafından gaip olmuştur. Ne yapalım kabil değildir ki… merdiven koyalım Hazreti İsa’nın yanına çıkalım.  …  Eğer biz İngiliz parası aldıksa, biz kendimizi asalım. Memleketlin arzusunu Heyeti Celile’niz kabul ederseniz bunu kabul edelim. Sonra bir heyet, gitsin Dersim’in, keçisi mi noksan, arazisi mi noksan bunları anlayalım. Etrafa ateş gönderelim ..  Dersimi yakalım çıkalım içinden. Bendenizin fikrim evvelâ af ile halletmek, sonra da civara gitmektir. (1)

    Osman Bey (Lazistân); “..  Trabzon’da Atina vardır ve Rumlarla meskûndur (Rumların yaşadığı bir semttir). Buradaki hali öteden beri silâhşor ve bir çete vardı. Bunların reisi Eflidis namında bir Rum’dur…   Şüphesiz orada bulunan Rum müsellâh eşhasın (silahlı kişileri) bu suretle tutulmaları ve bu suretle dâhile (iç kısımlara) sevk edilmeleri karargir olmuştu (kararlaştırılmıştı). Bunun için Fırka (askeri birlik) bu işe memur ediliyor. Fırka bir memur gönderiyor. Papazlar geliyor ve birtakım ara yere vasıtalar geliyor.   Burada birtakım gayrı mesul çeteler birtakım eşhas işe girişiyor. Irza geçmek, (katil vak’aları oluyor. Hatta) bir iki çocuğun lâşesi (öldürülmüş halde bedeni) meydanda bulunuyor. Derken bu teslim kararından (vazgeçiyorlar). Bu adamlar teslim olmayız deyip çoluk çocuk, kadınları terk ederek dağa rücu hâsıl (geriye dönüş) oluyor çıkıyorlar, Şimdi bakınız Hükümetin kararı gayet güzel, Fırka gayet güzel işe başlamış, Fakat birtakım gayri mesul adamlar işe karışmış (Bunlar Topal Osman ve adamları) ve bunlar işin içerisine girerek -hiç arzu edilmeyen hadisata (olaylara) sebep oluyorlar ve neticede, itiraz kabul etmeyecek surette o memlekette temizlenmesi muvafık (uygun) bulunan ve Yunan amaline (gayesine) hizmet eden adamların dağa çıkmalarına ve Müslümanlara tecavüze başlamalarına sebebiyet veriyorlar.”  

    “Samsun mıntıkasına gelince; Samsun mıntıkasında bu tehcir vaki olduktan sonra, orada da gayri mesul (sorumsuz) ellerin (2) işe karışması yüzünden birçok fenalıklar vukua gelmiştir. Kadınların tehciri (zorla göçürülmesi), çocukların tehciri meselesi. Merkez ordusu kumandanlığı tarafından bütün mıntıkalara emir veriliyor. O da diyor ki şimdi kadınlarla çocukların hepsini teb’it (tebit, sürgün) edeceksiniz. Bunu haber alan Samsunlular, Samsun münevveranı (aydınları) ve Müdafaai Hukuk, belediyesi… yani hepsi dahil olduğu halde diyorlar ki, zaten bunların erkeklerinin tehcirinde suiistimal (kötü uygulama) olmuştur.    Heyeti Vekile bir karar verdi. Diyor ki, tehir ediniz (erteleyiniz) meseleyi. Fakat merkez ordusunda kumandan bulunan Paşa Hazretleri bu bapta (bir telgraf çekiyor, diyor ki, siz şehirbentsiniz (şehir dışına çıkamama cezası). Yani bu 56 kişiye, Reisi Hükümet Paşa Hazretlerine müracaat eden zatlara; siz şehirbentsiniz, hiçbir yere gidemezsiz, yani Samsun’dan bir mahalle gidemezsiniz diyor. (Gürültüler)  Rica ederim zihniyete bakınız, sizbeni çiğneyerek Reisi Hükümet Paşa Haznelerine müracaat ettiniz, bana sormadan bunu yaptınız, ben de sizi böyle yaptım diyor ve bu, aynendir efendiler.  Buradan Samsun’a geliyor. Halkın kalbini rencide etmek için ne lâzımsa yapıyor.”

    Ziya Hurşit Bey (Lazistan): “.. Samsun, Ordu ve o havalide Pontosculardan mürekkep (oluşmuş) birçok Rumlar vardır. Hepimizin bildiği gibi, bunlar birer istiklâl peşinde koşuyorlar ve bir Pontus cumhuriyeti tesisi (kurmanın) arzusundadırlar. Sahile doğru bu cumhuriyeti teşmile (oluşturmaya, şekillendirmeye) kalkıştılar. Benim anladığıma göre tarzı tatbik fenadır. (uygulama biçimi kötüdür) Nurettin Paşa Samsun’da 15 yaşından 50 yaşına kadar olanları tehcire tabi tuttu.”  “-… Nurettin Paşa, Rum tehciri (zorunlu göçürmesi) sırasında Samsun’un içinde, bunlar için gayrimesul (sorumsuz) çeteler yapılıyordu. Bunun üzerine Rumlar dağlara çıktılar. .. bu Rumlar Müslüman köylerini bastılar. .. Onun yapabileceği iş tehcir yapmak, namus sahiplerini lekelemek ve Büyük Millet Meclisi’nin tarihi şanını ortadan kaldırmak değil. …. Demek ki bu adam Büyük Millet Meclisi’nin üstündedir ve kendisi orada bir aile Hükümeti oluşturmuştur. Damadı, Erkânı Harp Reisi (Kurmay Başkanı), bir kardeşi Tokat Mutasarrıfı. Meclisi Ali (yüce Meclis) bu adamı derhal görevinden atmalıdır.  .. biz yarın tarih huzurunda hesap vereceğiz.” (3)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 87, Celse: 1 ve 2 Hafidir. (GCZ II – Sf.278, 279), diğer notlar internetteki Meclis Arşivlerinden birebir alınmıştır, sayfa numarası yok.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Aynı günkü celsede, Samsun ve civarında yapılan eşkıyalık konusunda, Lazistan Mebusu Ziya Hurşit ve Osman Bey’in Dâhiliye Vekâleti’ne soru önergesi görüşülüyor. Laz Topal Osman ve Ziya Hurşit’in anlattıklarına göre Samsun’da Rumların kadın ve çocukları tehcire tabi tutulmuş, bunun üzerine erkeklerin eşkıyalıkları artmış. Merkez Ordusu Komutanı Sakallı Nurettin Paşa’nın çok kötü idaresinden keyfi ve despot idaresinden bu Lazistan mebusları da şikâyetçiler.

    BAKKAL’IN NOTU (2) (1996): Burada kastedilen sorumsuz eller Laz Topal Osman ve muhafız birliğidir.

    BAKKAL’IN NOTU (3) (1996): Bütün bu şikâyetlerden sonra Dâhiliye Vekili Fethi (Orbay) Bey, Nurettin Paşa’nın görevden alınması gerektiğini kabul ediyor. Mustafa Kemal Başkumandan olarak Nurettin Paşa’nın görevden alınmasına gerek olmadığını söylüyor. Sadece Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey Başkumandana bu kararından dolayı karşı çıkıyor. Bu Şükrü Bey, 1926’da İzmir suikastı davasında asılıyor.

  • 4 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 86, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İkinci Reis Dr. Adnan Beyefendi

    Hasan Fehmi Bey’in İstifasını Geri Alması Hakkında Görüşmeler: (Hakkı Hami Bey; istifa zapta (tutanağa) geçmemişken Meclis İkinci Başkan Vekili Hasan Bey istifasını geri alsın diyor. Hüseyin Avni Bey ise Hasan Fehmi Bey’e hürmetimiz vardır ama konu kapanmıştır. Tekrar aday olunsun arkadaşlar tekrar seçsin diyor. Mehmet Şükrü istifasını geri alsa ne olur diyor. Hasan Fehmi Bey ise ben Mehmet Şükrü Bey’in ağır laflarına üzüldüm ve istifamda ısrarcıyım diyor. Mehmet Şükrü Bey’in ısrarları sonucunda Hasan Bey istifasını geri alıyor.) Sf.90

    Piyer Loti’ye geçmiş olsun telgrafı çekiliyor. Sf. 90

    1. Celsenin Devamı Hafidir(Gizlidir)

    Koçgiri ve Umraniye Olayları İle İlgili Gizli Celse:   

    Aşağıdaki notlar TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II – Sf. 266-270)    

    Emin Bey (Erzincan): (Olağanüstü şeyler anlatıyor.) “-.. Umraniye meselesi şu şekilde olmuştur; Karacaören Nâhiyesinde eskiden beri bilinen on sekiz ile yirmi kişi, eşkıyalık ettiklerinden birkaç kez mahkûm olmuşlardı. .. Alişir adındaki habis (kötü huylu) adam bu eşkıyalığa bir siyasi renk vererek… bundan yararlanmak için kalemi ile ortaya çıkmıştır. Sivas Vilâyeti, Jandarma Taburu Komutanı İzzet Bey’i yeterli kuvvetle göndermiştir. İzzet Bey kurt postuna fevkalâde ihtiyacı olduğu için olayı takip etmekten çok kurt postu toplamakla meşgul olmuştur. .. Bu eşkıyalar 3-5 jandarmanın silahını almış…. bu durum eşkıyayı şımartmıştır. Bir takım çapulcu adamların da bunlara katılmasını sağlamıştır. (Şubat 1921 sıraları) Zara Kaymakamı ile Tortum Kaymakamı Şakir Bey, .. Umraniye Nahiye Müdürü Haydar Beyin konağına gitmişler. Akşam keyfi sırasında Şakir Bey elini cebine sokup bir kâğıt çıkarmış ve demiştir ki; “-Sizin idam fermanınız benim elimdedir!” Bu sırada Konakta misafir olan Dersimliler de bunu duyuyorlar. “-İşte sizin idam fermanınız, sizi Ermenilere benzetip ve sizi tamamıyla imha ederim. İstemezsem size bir şey olmaz” .. Bunu söylemesiyle Kürtlerin ekserisinde (çoğunda) tabii bir galeyan başlamış. Ve Umraniye’ye bir saat uzaklıktaki Hacer köyünde asker ile Kürtler arasında münazaat (ağız dalaşı) yaparlar….. Asker sevk edilir, burada genel bir sorun olur. Halis Bey burada şehit olur. Kürtlerden de askerden de ölen olur. Sivas Valisi Cemal Bey Temyiz Mahkemesi Üyesi Şefik Bey’i nasihat ve Nurettin Paşa’ya verilen ‘idam fermanı’ meselesini tahkik (araştırmak) için gönderiyor. Şefik Bey Hükümetin teklifini söyler; Umraniye yani Koçgiri aşiretinin silahlarının ve asker kaçaklarının hükümete teslimini söyler. Peki derler. Parayı makbuz almadan Şefik Bey’e teslim ederler. O sırada Cemal Bey meseleyi Cemal Paşa’ya söylüyor ve diyor ki: “-Mesele bitmiştir, bir askerin yapacağı iş kalmamıştır. Nurettin Paşa (Sakallı Nurettin Paşa) ise Milli Savunma Bakanlığına yazıyor. Nurettin Paşa, ben bunları çember içine aldıktan sonra Hükümetin teklifini daha şiddetle alacağım diyerek, tuttuğunu öldürmeye, ırzlara geçmeye, namuslara tecavüz etmeye kalkıyor. Bu suretle beş milyon on sekiz liralık servet mahvolmuştur. Ben ispata hazırım. Otuz bin mevaşiyi (davarları) Osman Paşa (Topal Osman) götürmüştür. Refahiye’de bir arkadaşım vardır, Türk,  servetine tamah edilerek, karısı zorla alınmış ve sen Alevisin denilerek herifin malı ve evi yağma edildikten sonra öldürülmüştür. Efendiler, dünyanın neresinde böyle bir hareket görülmüştür ki: babasını bir evladının elinde bir ip diğer evladının elinde bir ip olarak çektirilerek tam altı saat süresince bu şekilde feciane öldürülmüştür. Rica ederim efendi sen bu durum karşısında asi olmaz mısın? Eğer asilik varsa ve bu ise işte Umraniye olayı… .. Nurettin Paşa’nın emri ile buraya gelen sorumsuz Osman Ağa (Laz Topal Osman) kuvvetleridir. .. Sonra Efendiler diyeceksiniz ki Dersim buna ne şekilde katılmıştır? Bunu da söyliyeyim. Abdülkadir isminde bir Valinin yok yere sorunlar üretmesi.. .. Kürdistan adına gelen gazeteleri doğrudan doğruya Dersim’e dağıttırmış ve o gazetelerde “Kürtleri de Ermenilere benzeteceklerdir.” diye yazılmıştır. Maalesef bu adam hala Tortum Kaymakamı olarak terfian gönderilmiştir.” 

    Hacı Ahmed Efendi (Muş): “-Hakikaten buraya gelirken uğradığım bazı yerlerde bizi de Ermeniler gibi kesecekler diyerek dalgalanan bu havadis Dersim’e kadar gitmiştir.”

    Emin Bey (Erzincan) (devamla): “-Ve Umraniye’de olan ve terbiye etme tedibat denilen bu şeyin Afrika barbarlarının bile kabul edemeyeceği derecede olduğunu görünce Dersimliler korkmuşlardır. İşte örneği budur demişlerdir. Bu facia Ermenilere bile yapılmamıştır.”

    ..Hayri Bey (Dersim): “-Gerçekten bu fecâyi (facialar, kötülükler) Ermenilere bile yapılmamıştır.

    (Bu görüşmelerin devamı zabıtlar da yok.) (GCZ II Cilt Sonu)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 86, Celse: 1: (Sf. 9) 1. Celsenin devamı Hafidir: (GCZ II – Sf. 266-270) kitaplarından birebir alınmıştır.

  • 3 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 85, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Yunan Uşak’ı da Almış

    Meclis Gündemi Hakkında Görüşmeler ve Meclis İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Bey’in Bu Görevinden İstifası

    Koçgiri Hadisesi Görüşülüyor

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “-Koçgiri hadisesi hakkındaki evrakın ikinci celsede okunmasına Meclisi Âli’niz karar vermiştir. Meclisi Âli’nin bu kararı icra edilmemiştir. .. ve bugün de ruznamei muallakatta (meclis gündeminin belirsiz yerinde) 7 maddede gösterilmiştir. .. Efendiler, saydiye nizamnamesinden (avcılık yönetmeliğinden) daha mı ehemmiyetsizdir Koçgiri Hadisesi?  … Riyasetin (meclis başkanlığının) bunu ifa etmemesi (yerine getirmemesi) bütün âzâyı kiramın haysiyet ve hukuku şahsiyesine tecavüzdür ve bu tecavüz de izzeti nefsimizi kırmaktadır. .. yeter artık bugün buna nihayet verilsin. .. makamı riyaset buna müdrik değildir (Koçgiri olayını idrak etmemiştir).”

    Reis; “-O halde bendeniz de istifamı Meclisi Âlinize takdim ediyorum.”        

    Mehmet Şükrü; “- Meclisin haysiyeti içtimaiyesi (toplu onuru) her şeyden yüksektir. (pek muvafık sesleri)

    Hüseyin Avni Bey; “-Meclis kendi şerefi uğrunda daha çok reis feda eder!”  

    Reis istifa ediyor yerine Dr. Adnan Bey geçiyor ve Koçgiri hadisesi görüşülüyor:

    2. Celsenin devam hafidir (gizlidir)

    Aşağıdaki notlar TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II – Sf. 248-251) alınmıştır.

    Koçgiri Hadisesi, İsyanı:

    Emin Bey (Erzincan); “- .. Ben Koçgiri hadiselerini tamamen takip etmiş bir arkadaşınızım .. Orada öyle bir mezalim (zulümler) icra edilmiştir (yapılmıştır) ki tüyler ürpertir. .. memlekette yapılan bütün mezalim BMM namına yapılmıştır.” (GCZ II Sf. 248)

    Hüseyin Avni; “-BMM kendisini tenzih (temizlemek) için çalışmalı. Bu gibi mühim mesaili (önemli işleri) saklamağa lüzum görmüyorum. Bütün dünya bilmelidir ki biz memleketimize sahibiz. .. bilelim ki verdiğimiz salahiyeti suiistimal edenler vardır. .. bu celsenin aleni (açık) olmasına taraftarım.”

    Hakkı Hami Bey (Sinop); (Koçgiri hadisesi hakkındaki görüşmeleri aleni yani açık celsede yapılım diyor ve çok önemli bir şey söylüyor;) “-Burada ne kadar celsei hafiye yapılmış ise hepsi atılmıştır. Hiçbirisi toplanmamış ve hiçbir kayda geçmemiştir.” (GCZ II Sf.249)

    Mustafa Durak Bey: “-Memleketimizde yapılan mezalimi âleme karşı ilan etmeliyiz. Herkes duymalı .. Çünkü efendiler, memlekette yapılan bütün felaket, bütün mezalim bütün seyyiat, bunların milletten saklanmasından doğmaktadır.”

    Hüseyin Avni Bey: “- Bu zulüm her tarafta işitilmiştir. Avrupa da işitmiştir. .. Bütün kudretimizi göstermek üzere aleni celse yapalım. Meclis vardır. Bir adam vazifesini suiistimal etmiş, cezasını görsün. Burada bir millet olduğunu gösterelim. Burada diktatörlük yoktur.”

    Dâhiliye Vekili Refet Paşa; “- Hüseyin Avni Bey’in söyledikleri doğrudur. .. Memleket üç-beş adamın elinde taksim edilmiştir.”

    Celsenin hafi olması görüşülüp onaylandı: (GCZ II – Sf;251)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 85, Celse: 1, 2. Celse Hafidir (TBMM Gizli Celse Zabıtları GCZ II 248 ile 251 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU:(1996): Takrir sahiplerinden Erzincan Mebusu Fevzi Efendi, kendisi Erzincan’da iken bazı eşkıyalıklar olunca uzlaşma sağlamak için Dersim Ağalarını çağırdığını söylüyor. Bunlarla buluşup anlaşıyor. Ancak Dersimlilerin ve Alevi Kürtlerin de Ermeniler gibi tehcir edilecekleri haberi yayılınca bu haber mezalimin artmasına sebep oldu diyor.  Dersim Mebusu Hasan Hayri Bey Dersim ve Alevi Kürtler hakkında bilgi veriyor. Celalettin’i Harzemi’nin Cengiz’in önünden kaçması sonucu Dersim’e sığındığını söylüyor. Sonra Yavuz’un kılıcından kurtulan Alevi Türklerin de Dersim’e gelerek Kürtleştiklerini söylüyor. Ve “-Bana Nikola’nın tercümanı Çerkez Hasan’dan mektup geldi, Rusya’ya bağlanırsam bana Milyonla para vereceklerini yazıyordu. Bu mektubu Dersim ileri gelenlerine okudum, kabul etmediler ve beni mebus seçtiler.” diyor. Tutanaklar çok düzensiz ve yetersiz. Bu görüşmeler sırasında Yunan’ın Uşak’ı aldığından söz ediliyor.

  • 1 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 84, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İdarei Kura ve Nevâhi Kanunu 3. Maddesi Görüşülüyor.

    (Erzurum Mebusu Necati Bey nâhiye adlarının Türkçe olmasını teklif ediyor kabul ediliyor.)

    2. Celse. İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Koçgiri İsyanı Hakkında Görüşmeler: Adliye, Dâhiliye ve Müdafai Milliye Encümenlerinin Müşterek Mazbatası;

    “Koçgiri hadisei isyaniyesi (isyan olayı) münasebetiyle (dolayısı ile), hükümetçe takip edilen harekâtı tenkiliyeden mütevellit (cezalandırma hareketinden dolayı) teessüratı mahalliyeyi (mahalli üzüntüyü) izale (gidermek) için asilerden Alişir’den maadasının (başkalarının) affı hakkındaki teklifi incelendi, o yöre mebuslarının ve Dâhiliye Vekili Refet Paşa ile görüşerek, af ile birlikte bir meclis heyetinin konuyu tetkik etmesi de (araştırması da) gerekir… “

    Bu konu bir sonraki celseye kaldı.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 84, Celse: 1, – Sf. 70) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 84, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İdarei Kura ve Nevâhi Kanunu 3. Madde Görüşülmeye Devam Edildi:

    (3. Madde kabul edildi. Yer isimlerin Türkçe olması konusu 25. maddeye bırakıldı.  4. Madde encümene geri gitti.) Sf. 72 

    Madde 5- Müstakil (bağımsız) bir nahiye teşkil etmek (oluşturmak) üzere ayrılan köyün müntahipleri (seçmenleri), nahiye şurasını intihap ederler (seçerler) ve bu suretle intihap olunan şura (seçilen danışma meclisi) müddeti mütebakiyeyi ikmal eder (geriye kalan süreyi tamamlar).

    Madde 5 Kabul edildi. Sf. 77

    Madde 6 Kabul edildi. Sf. 78

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 84, Celse: 1, – Sf. 72 ile 78 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 83, Celse:2 Hafidir (Gizlidir), İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İngilizlerle savaş esirlerini bırakma konusunda anlaşıyoruz. Kemal Paşa Sakarya Savaşından sonra İngilizlerin bu konuya yaklaştıklarını söylüyor.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 83, Celse: 2 Hafidir (TBMM Gizli Celse Zabıtları GCZ II Sf;218) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 83, Celse:2, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İdarei Kura ve Nevâhi Kanunu 1. Madde; (Nahiyelere nizamname yani yönetmelik yapma hakkının verilmesi tartışılıyor.)         

    Şeref Bey (Edirne); “-.. biz metnî (yazıya itibar eden) bir milletiz .. Örfi (göreneksel) bir millet değiliz. Onun için metnî milletlerde her şey sarih (açık) olur.” 

    Dr. Mazhar Bey (Aydın); “-… nizamname yapmak kadar bir salahiyeti haiz değilse sıfıra müncer olmuştur (indirgenmiştir).” 

    Madde 1- Nahiye bir cüzzü tamdır (en küçük birimdir). Nâhiye menfaat ve zararı kendisine ait olan işleri iş bu kanun ahkâmına tevfikan (hükümlerine uyarak) bizzat idare etmek salahiyetini haiz (yetkisine sahip) ve idarei umumiyeye müteallik (genel idare ile ilgili) kavanin (kanunlar) ve kanuna müstenit olan nizamat (kanuna dayalı olan yönetmeliklerle) ile mevdu vezaifi (verilmiş görevleri) ifa ile mükelleftir (yapmakla sorumludur).”

    Nevahi Kanunu’nun 1. ve 2. Maddeleri Kabul Edildi. Sf. 62

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 83, Celse: 1, – Sf. 62) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 83, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Müdafai Milliye Vekâleti İmzalı ve 234 Kişiye İstiklal Madalyası Verilmesine Dair Tezkere Görüşülüyor.

    (Mustafa Kemal Paşa’nın koruması Binbaşı Topal Osman Ağa ve Maçkalı Binbaşı Mustafa Sabri de bu madalya verilecekler listesinde) Sf. 53, 54

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 83, Celse: 1, – Sf. 53, 54) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 29 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 83, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Ali İhsan Sabis Paşa 25 Eylül 1337 tarihinde Malta’dan kurtulduğunu Söke’ye geldiğini bildiren mektup gönderiyor.

    Hüseyin Avni Bey tekrar Meclis’te.

    Garp Cephesinde muharebede başarılı olanlara madalya verilmesi konusu konuşuluyor. Sf. 49-51

    Komünistlere Af Çıkartılması Konusunda Hükûmet Tezkeresi Görüşülüyor. Nazım Bey Olayı: Tokat Mebusu Nazım Bey ve gazeteciler af oluyor.

                          “TBMM Riyaseti Celile’sine; 28.9.1337.

    Taklibi hükümet (hükümeti değiştirmek) maddesinden dolayı Ankara İstiklâl Mahkemesince 1. Ramazan. 1336 (1920) ve 9. Mayıs. 1337 (1921) tarihinde… mahkeme edilen… ..aflarını tazammum eden (içinde bulunduran) teklifi kanuninin (kanun teklifinin) Meclise arzını (sunulmasını), İcra Vekilleri Heyeti’nin (hükümetin) 28.9.1337 tarihli içtimaında (Genel kurulunda) tensip edilmesi (uygun görülmesi).. 

                İcra Vekilleri Heyeti Reisi Vekili ve Müdafai Milliye Vekili

                                                                   Fevzi Paşa.” 

    Taklibi Hükümet (Hükümeti değiştirme) Maddesinden Ankara İstiklâl Mahkemesince 9 Mayıs 1337 (1921) Tarihinde Mahkûm Edilenlerin Bakiyei Müddeti Cezaiyelerinin (geriye kalan ceza sürelerinin) Affına Dair Kanun;

    Madde 1- Taklibi Hükûmet maddesinden dolayı Ankara İstiklâl Mahkemesince 15 sene kürek cezasına mahkûm edilen Tokat Mebusu Sabıkı (düşürülmüş, eski Tokat Mebusu) Nazım ve Baytar Binbaşı Sabıkı Salih ve Matbuat ve İstihbarat Müdüriyeti Memurini sabıkasından (basın ve haberleşme müdüriyetinin eski memurlarından) Ziynetullah Nuşirevan ve üçer seneye mahkûm Emek Gazetesi Müdürü Abdülkadir ve tüccardan Hilmi ve Bakkal Ahmet ve Sivrihisar İdadi Müdürü sabıkı (eski ilkokul müdürü) Behram Lütfü ve Gazete muharrirlerinden (yazarlarından) Nizamettin bey ve efendilerin bakiyei müddeti cezaiyeleri (geriye kalan cezaları) affedilmiştir.” 

    Vehbi Bey (Konya); “-Bu defterde isimleri okunan efendiler, hepsi memurdur. Şimdiye kadar ahaliyi affetmek zamanı gelmedi mi? Konya ahalisi hâlâ asılacak mı?” 

    Gazi Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-Konya ahalisinin affı zamanı da gelecektir, zannederim.”

    Kanun tartışmasız kabul edildi. Sf. 52

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 83, Celse: 1, – Sf. 49 ile 52 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 26 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 82, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    İdarei Kura ve Nevâhi (Köy ve Nahiye İdaresi) Kanunu Görüşmelerine Devam…

    (2. Madde tartışılıyor.)  

    2.Celse. İkinci Reis Dr. Adnan Beyefendi

    İdarei Kura ve Nevâhi Kanunu Görüşmelerine Devam

    Hasan Basri Bey (Karesi); “- ..Livamız dâhilinde .. Kansız Köyü vardır…. bu köyde Kör Ümmühan isminde bir muhtâre (bayan muhtar) vardır. O, Köyün zimamı idaresi (yuları veya namus ve şerefinin idaresi) o muhtârenin elindedir.”

    Mustafa Kemal Bey (Ertuğrul); “-Hiç erkek yok mu?” 

    Hasan Basri Bey (Karesi); “-Efendiler! Türklerin kadınları bile idarede haizi kudret (güç sahibi) ve fevkalade müdrik (olağanüstü idrak yani akıl sahibi) oldukları içindir ki; o kadın orada idareyi eline almış, idare etmektedir.

    2. Madde de Encümene geri gitti. Sf. 40 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 82, Celse: 1, – Sf. 13 ile 43 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 24 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 81, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    İdarei Kura (Köy İdaresi) ve Nevâhi (Nahiyeler) Kanunu Layihası ve Dâhiliye Encümeni Mazbatası Görüşülüyor:

    Dâhiliye Vekâleti Müsteşarı Hamit Bey; (1) “-…ilk yapılan lâyiha  (kanun tasarısı) İstanbul Meclisi Mebusan’ında müzakere edilmişti (görüşülmüştü). Dâhiliye Encümeninde müzakere edildiği halde Heyeti Umumiye’de (meclis genel kurulunda) kaldı. Az çok onun tadili (değiştirilmesi) demek olan bu ikinci lâyihayı da burada görüyorum. … Hükümet bu teşkilatın tedrici (yavaş yavaş) tatbikini talep ediyor (uygulanmasını istiyor). Encümen ise bunun memleketin her tarafında aynı zamanda tatbiki mümkündür diyor. .. Nüfus ve tapu muamelatının  da (işlemlerinin de) nahiyelerde yapılması lâzımdır….”

    Dâhiliye Encümeni Reisi Haydar Bey (Van); “-Efendiler bizde şimdiye kadar iki Nahiye Kanunu yapılmıştır. Birisi 1286 (1870) yılında birisi de 1293 (1877) kanunlarıdır. 1286 kanununda müdür, tarafı hükümetten (hükümet tarafından) nasıp ve tayin (seçilecek ve tayin) olunacaktır. Ve nahiye, şahsiyeti maneviyesine (tüzel kişiliğine) haiz (sahip) değildir. 1293 Kanunu Fransız kanunundan hemen aynen tercüme edilmiş hatta bazı mevaddı (maddeleri) aynen yazılmıştır. … Ne 1286 kanunu ne de 1293 kanunu tamamıyla tatbik olundu. Memleket ikiye ayrıldı. Memleket idaresiz kaldı.  .. Millet Hükümeti bir cebbar (zor kullanan) suretiyle telakki ediyor (algılıyor). … Meselâ orduda firar etmek keyfiyeti ve Harbi Umumi’de (Birinci Dünya Savaşında) Vilayatı Selasiyede (üç vilâyette yani Batum, Ardahan, Kars’ta) devam eden muhaberata (haberleşmelere, propagandaya) karşı halkın lakayt (kayıtsız) kalması .. bunların hepsinin sebebi halk ile devlet arasındaki uçurumdur.Bilahare (daha sonra) Avrupa’ya heyetler gönderildi (2) .. İdarei mahalliyeyi (yerel yönetimleri) en kuvvetli bir murakabe (denetim) haline koyalım, .. Roma Hükümeti teftişi (denetimi) terk ettiği günden beri inhitata (çökmeye) başlamıştır.”

    Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); (Köylüye yüklenen görevleri sayarak.. ) “-.. Hükümete ne kaldığına aklım ermedi. .. Encümeni Âliniz (yüce komisyonunuz) köylüye 29 vazife tahmil ederek (yükleyerek) Hükümeti Merkeziye’ye hiçbir vazife bırakmıyor. .. tatbik edilemeyecek bir kanundur.” Sf. 8 

    Haydar Bey (Van): (Jandarmanın görevleri kısmında hayvan hırsızlığı ile ilgili bir yer yanlış yazılmış, bunu da Ali Kemali Bey söyledi. Diyor ve espriyi patlatıyor: ) “-..demek ki okuma yazma bilmeyen bir ayıya tesadüf etmiş.”  Sf. 9

    Lütfü Bey (Malatya); “- ..Bugün silah altına davet edilen efradın (fertlerin, erlerin) % 95’i okuyup yazma bilmiyor. … köylüler ekseri muhitte bir çok mütegallibenin (zorbanın) nüfuzu altında bulunuyor… o nahiyede müdür olacak o mütegallibeden (zorbadan) başka kimse yoktur. .. artık nahiye  müdürü değil derebeyi olacak..          

    Dâhiliye Vekili Müsteşarı Hamit Bey; “-.. Abdülkadir Kemali Bey ile Lütfü Bey’in sözlerini birleştirdiğimizde, bu milletin henüz nâhiye idare edecek bir seviyeye vasıl olmamış (ulaşmadığı) neticesini istihraç ediyorum (çıkartıyorum). Hâlbuki bu, adeta yüzmek bildikten sonra denize gireceğiz demekten ibarettir. Eğer halkı kırk sene evvel intihabata (seçime) alıştırmış olsaydık, bugün gerek heyeti idare azalarını ve gerekse mebuslarını, fevkalade müntehap zanaattan (seçilmiş sanat sahibi kişilerden) intihap ve tefrik edebilirlerdi (seçebilir ve ayırt edebilirlerdi). … Efendiler; Bulgaristan’daki Nahiye teşkilatını Rus Kumandanı Garçakof 1293 (1887) de tatbik etmiştir. O vakit Bulgarlar bizden çok aşağı idiler ve bugün bizden daha mükemmel Nahiye teşkilâtına malik bulunuyorlar. ..”

    Haydar Bey (Van); “-.. muhtarların… mührü kabul etmemelerinin sebebi, vasi zulümle (geniş zulümle) dayak yemelerinden, duçarı tecavüz (tecavüze maruz kalıyor) olmalarındandır.… Her tarafta aynı zamanda başlamamasına taraftarım…”  Sf. 13  

    Mahmut Esat Bey (İzmir); “- … Prusya Kralı Kiom Frederik memleketini Fransa istilasına karşı müdafaa (savunmak) için silaha sarılmazdan evvel Alman halkını kuvvetlendirmeyi düşünmüş ve ilk iş olarak köylüye doğru koşmuştur. … Efendiler bütün ıslahat tarihimizde göze ilişen mühim bir nokta vardır. O, her türlü teşebbüsün, teceddüdün (yenileşmenin), ıslahatın akim (sonuçsuz) kalmasına sebep ve saik (yönlendiren) olmuştur. O da ihtilalcilerimizin (devrimcilerimizin) ve ıslahatçılarımızın (yenilikçilerimizin) dâhilden ziyade harici memnun etmek için çalışmalarından neşet etmiştir (ortaya çıkmıştır). … Garbi (Batı’yı yani Avrupa’yı) kabataslak taklit etmekten ibaret olmuştur. Hâlbuki biz onun yalnız prensiplerini alacaktık. … Bazı arkadaşlarımızın; köylü henüz o seviyede değildir demelerini çok tehlikeli buluyorum. .. Tarihin hiçbir safhasına halk bizzat idareyi kendim ele alacağım dememiştir. .. Halkın hakkını mutlaka münevver (aydın) tabaka bayrak açarak isterler. Bu nazariye (görüş) Abdülhamit’in otuz üç senelik istibdadına (baskıcı yönetimine) esbabı mucibe lâyihası (sebep tasarısı) teşkil etti (oluşturdu). Ne zaman hürriyetten bahsetseler, halk o seviyeye gelmemiştir cevabıyla mukabele ediyordu (karşılık veriyordu). Ve otuz üç sene bu tarihi halk eden (yaratan) köylülerimize hürriyeti layık görmedi. Onları esir sürüleri gibi yaşatmak istedi. .. bu nazariye, insanlığı devrei iptidaiyeye (ilkel devirlere) kadar götürür.”  Sf. 16

      Besim Atalay Bey (Kütahya); “- ..bir çocuk farz ediniz ki, bu çocuğun daima elinden yedelim (tutalım), ve kafasına vuralım, o, izzeti nefsinden (kişiliğinden, şahsiyetinden), idarei şahsiyeden mahrumdur (kendisini idare etmekten yoksun olur), bugün bu on birinci madde ile kendi haline bırakıyoruz. Ahali (halk) ispatı rüşt etmiş (rüştünü yani yetişkinliğini ispatlamış), memleket kendi kendini idare etmiş demektir.”  Sf. 17

    (Birinci madde bir değişiklik teklifi ile beraber encümene gitti)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 81, Celse: 1, – Sf. 8 ile 17 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) 1996; Teşkilâtı Esasiye Kanunu dediğimiz 1921 Anayasası’nın devamında hazırlanan bu kanun bir medeni kanun sayılabilir, bunun tarihçesini anlatıyor.

    BAKKAL’IN NOTU (2) 1996; Müsteşar Hamit Bey de bu heyette.

  • 22 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 80, Celse:1, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Karaman Mebusu Murat Bey’in Vefatı Haberi Geldi.

    Muinsiz (Kimsesiz) Ailelere Yardım Kanunu Encümene Gönderildi.

    İdarei Kura (Köyler) ve Nevâhi (Nahiyeler) Kanunu Görüşülüyor:

    (Encümen Reisi Mehmet Şükrü Bey’in Esbabı Mucibeyi yani kanunun gerekçesini, açıklaması.)

    Esbabı Mucibe Layihası (Kanunun Gerekçesi)

    Mehmet Şükrü Bey (1926’da İzmir Suikastı davasında idam edildi.); “… Biz görüyoruz ki köylüler kendi aralarında yapacakları bir iş olduğu zaman köy odasında toplanıp derhal yapıyorlar hem de süratle. … Köylünün memleketi hakkında, idaresi hakkında, kendi işleri hususunda hiçbir salahiyeti (yetkisi) ve fikri yoktur. Hükümeti Merkeziye’lere (merkezi hükümetlere) karşı onun muvazzaf (görevli) olduğu bir vazife vardır. O da; asker vermek, memleketi müdafaa etmek, vergi vermek, Jandarma dayağı yemek ve bir de bizim arzu ettiğimiz adamları Meclise göndermek, arzu edilen şahısa rey (oy) vermek, işte bunlardır efendiler köylünün vazifesi!Sf. 284

    “Hemen her memlekette devlet makinesinin en mühim kısmını şehir ve karye (köy) idareleri yani komünler teşkil eder (oluşturur).Gerek Hükümete ait hukuk ve vezaîfin (görevlerin, vazifelerin), ve gerek efrada (fertlere) müteallik (yönelik) hukuku siyasiye, medeniye (siyasi ve medeni hukuk) ve sairenin tamamii mahfuziyetine (ve diğerlerinin tamamının korunmasına), ifa ve istifasına hadim (yapmaya ve yararlanmaya yarayan) bilumum (bütün) kuyut ve muamelatın (kayıt ve işlemlerin) esası, kâmilen (tamamen) komünistler tarafından ihzar edildiği (hazırlandığı) gibi memleketin inzibat (düzen) ve asayişini, sıhhati umumiyesini (genel sağlığını), maarifin intişarını (öğretimin yaygınlaşmasını) şehir ve köylerin esbabı refah (refah içinde olma sebeplerini) ve unvanını temin hususunda komünlerin hidematı (yararlılığı), hükümeti merkeziyenin (merkezi hükümetin) ifa edebileceği hidemattan (sağlayacağı yararlılıktan) daha mühim ve vasi’dir (önemli ve geniş kapsamlıdır.)…   Komün teşkilatı hususunda memleketimizde öteden beri cereyan (akım) mevcuttur; bunlardan birisi .. her şehir ve kasabanın ve karyenin (köyün) kendi başına bir komün olarak tanınması ve diğerlerinin de komünlerin müteaddit (çeşitli) köylerden mürekkeben (birleştirilerek) vücuda getirilebilirler.”

    (Bizdeki köyler küçük oldukları için birkaç köyün birleşerek komün olması encümence kabul edildi diyor. İngiltere Fransa ve İtalya’da çok küçük köylerde bile komünlerin kurulduğunu belirtiyor.)

    “… Dünyada en iyi iş; o işte alakası ve menfaati bulunanlar tarafından yapılanlardır… Komün kelimesinin en evvel mukabili (karşılığı) karye’dir. Ve Arapçada karye, içtimai (toplumsal) bir manayı ve en büyük şehirden başlayarak en küçük karyelere varıncaya kadar kâffesini ihtiva (tamamını içeren) eden bir kelimedir. … Karyeler; şahsiyeti maneviyeye haiz (manevi kişiliği olan, tüzel kişiliği olan) bir cüzü tammı idaredir (ülke idaresinin en küçük idari birimdir). Karyelerin (köylerin) vesaiti idariyesi (yönetim aracı) karye meclisleri, idare heyetleri ve müdürleridir. … Karyelerin idaresi hususunda, gayet vasi (geniş) bir âdemi merkeziyet esası (merkezden yönetilmeme, yerinden yönetim esası) kabul ettik. Kalbi millette bir cerihai elem (elemli bir yara, kanayan bir yara) halinde kanayan bu günkü felaketi inhitatımızın (dağılma, yıkılma felaketimizin), pek uzak bir mazinin seyyiatı (uzun bir geçmişin uygulaması) olan merkeziyetçilik ve idaresizlik (idare edememe) gibi bazı esbap (sebepler) ve avamilden (ana sebeplerden) münbais (doğmuş) olduğunu artık bütün vuzuh (açıklık) ve hakikati ile anlamış …. bilumum memaliki mütemeddine ve müterakkiyede (bütün medeni ve gelişmiş memleketlerde) olduğu veçhile (gibi) Tekamülü Tedrici (kabul edilebilir gelişme, sürdürülebilir gelişme) Kanununa tevfikan (dayanarak), ziraat, maarif, nafıa, sıhhiye ve bunlara mümasil (benzer) vezaifi mahalliye (yerel görevler) ve hidematı ümranperveriyi (bayındırlık hizmetlerini) bizzat halkın desti himmet ve kudretine (yardımsever ve kuvvetli eline) vermek suretiyle halka doğru gitmek niyetini, önce kabul ettiğimiz Teşkilatı Esasiye Kanunu ile izhar (açıklamış) ve ilan eylemiştir. ..”   Lâyiha Encümeni Reisi Mehmet Şükrü 

    Dâhiliye Encümeni Reisi Mazhar Müfit Bey,

      Mazbata Muharriri Hamdi,

      Kâtip Kayseri Mebusu Ahmet,

      Yozgat Mebusu Sırrı,

      Karesi Mebusu Hacim Muhittin,

      Karahisarı şarki Mebusu Mustafa,

      Kangırı Mebusu Behçet,

      Mersin Mebusu İsmail Safa,

      Çorum Mebusu Fuat.”

    İdarei Nevâhi Kanunu Layiha Sureti, İdarei Kura (Köyler) ve Nevâhi (Nâhiyeler) Layiha (Kanun Tasarısı) Sureti;

    (HT: Hükûmetin teklifi demektir.)

    Madde 1– Nahiye  (Hükûmet teklifi HT; karye’dir.) bir cüzü tammı idaridir (en küçük idari birimdir). Nahiye  (HT; karye) menfaat ve zararı kendisine ait olan umuru (işleri), işbu kanun ahkâmına (hükümlerine) tevfikan (uyarak) bizzat idare ve temşiyet etmek  (yürütmek) salahiyetini haiz (yetkisine sahip) ve idari umumiyeye (genel idareye) müteallik (ilişkin) kavanin (kanunlar) ve nizamatın (yönetmeliklerin) tevdi eylediği (verdiği) vezaifi (vazifeleri, görevleri) ile mükelleftir (yükümlüdür).  

    Madde 2- Şimdiye kadar heyeti hususiyesini (özel topluluğunu) müstakillen (bağımsız olarak) yaşamış olan her nahiye, münasebeti mecburiye ve iktisadiye (zorunlu ilişkiler ve harcamalar) gözetilmek… bir veya birkaç köyden terekküp eder (oluşur).

    Madde 3– İki veya daha ziyade karyeden mürekkep (köyden oluşmuş) nahiyeler merkez ittihaz olunan (kabul edilen) köyün namıyla yâd olunur (adıyla anılır).

    Madde 4- Bir nahiye merbutatından olan (bir nahiyeye bağlı olan) köyün, nahiye hâline ifrağı (dönüştürülmesi) veya bir köyün bir nahiye den diğer nahiye ye tahvili irtibatı (dönüştürülerek bağlanması) o köy müntahiplerinin (seçmenlerinin) sülüsanının (üçte birinin) talebi ve Nahiye Şurasının (nahiye idare kurulunun, nahiye meclisin, yönetiminin) talebi üzerine Vilâyet Şuralarının kararına tevfikan (uygun olarak) Nizamnâmei Mahsusa (özel düzenleme, yönetmelik, tüzük ile)  yapılır.

    Madde 5- Müstakil (bağımsız) bir Nahiye teşkil etmek (oluşturmak) üzere ayrılan köyün müntahipleri (seçmenleri) Nahiye Şurasını intihâb eder (seçer) ve bu suretle intihap olunan şura müddeti mütebakiyeyi (geriye kalan süreyi) ikmal eder (tamamlar).

    Madde 6- Bir köyün nahiye hâline ifrağı (dönüştürülmesi) veya diğer bir Nahiye ye tahvili irtibatı (bağlanması) hakkındaki kararlar senei atiye (gelecek sene) iptidasında (başlangıcında) mevkii tatbike vaz’ olunur (uygulamaya konulur).

    Madde 7Müteaddit (birçok) köylerden mürekkep (oluşmuş) Nahiyenin emval (malları) ve emlaki (binaları, emlakleri) nahiyenin malı müştereki (ortak malı) olur. Ancak köylüler köylerine ait mera ve baltalık (köyün ortak ormanı) gibi arazii metrukeden (terk edilmiş araziden) kemâfissâbık (eskiden olduğu gibi) münhasıran (sadece) istifade etmek hakkını muhafaza ederler (korurlar). Bir köy merbut (bağlı) olduğu nahiye den ayrıldıkta mera ve baltalıklar tamamen eskisi gibi kendine ait olur. … ihtilaf zuhurunda (sorun ortaya çıkması halinde) Vilâyet şurasına (vilâyet danışma meclisi) müracaat olunur. Şura sureti katiyede (kesin biçimde) meseleyi halleder.” 

    Madde 8-Her Osmanlı bir nahiyeye mensup ve o nahiyenin sicilli nüfusunda mukayyet (kayıtlı) olmak (olması) lâzımdır. Herkes mensup olduğu nahiyeye ait rüsum (vergi) ve tekâlif (Osmanlıda bir çeşit vergi) ve vezaifini (görevlerini) ifa etmekle (yerine getirmekle) mükellef (yükümlü) ve nahiye hukukuna maliktir (sahiptir). (HT; Nahiye yerine belediye.)  

    Madde 9- Bir ecnebinin (yabancının) bir nahiye dâhilinde ikâmet edebilmesi için önce cünha (suçlu) ve cinayetle mahkûm olmayıp iyi huylu ve bir sanata sahip olması… Bir ecnebinin Nahiye dâhilinde ikameti, Nahiye meclisinin kaymakam tarafından tasdik edilmiş kararı üzerine mümkündür. 

    Madde 10- Nahiye Meclisi azası (üyesi), müntahipler (seçmenler) tarafından doğrudan doğruya intihap olunur (seçilir).

    Madde 11- Müntehip (seçmen) olabilmek için şeraiti atiye (aşağıdaki şatlar) lâzımdır;

      1-Nâhiye ahalisinden olmak veya altı aydan beri nahiye dâhilinde mukim (oturan) ve karye sicili nüfusunda (köy nüfus sicilinde) mukayyet (kayıtlı) bulunmak. 

      2- Yirmi bir yaşını ikmal etmiş (tamamlamış) bulunmak. 

      3- Cinayetle mahkûm ve mahcur (hacredilmiş kısıtlanmış) olmamak. 

    Madde 12- Nahiye şurası (yönetimi) azalığına (üyeliğine) intihap olunabilmek (seçilebilmek) için;

      1- Yirmi beş yaşını ikmal etmiş (tamamlamış) olmak. Tahsili iptidaiyesini (ilköğretimini) ikmal etmiş olanlardan yirmi bir yaşını ikmal etmiş olanlar azalığa intihap olabilirler (üyeliye seçilebilirler).

      2- Muhilli şeref ve haysiyet bir fiilden (onur kırıcı bir fiilden) dolayı cünha (suçlanmış) ile mahkûm olmamak.

      3- Nahiyenin hayatı umumiyesine (genel yaşamına) fiilen dâhil ve alakadar (ilgili) olmak.

    Madde 13- Dairei memuriyeti dâhilinde (görev yaptığı yerde) hükümet ve vilâyet memurları ve nahiye bütçesinden maaş alan memurin (memurlar) ve müstahdemin (görevliler) nahiye meclisi azalığına (üyeliğine) intihap olunamaz (seçilemez). Kezalik (bununla birlikte) karye mültezim (köyün vergi toplayıcısı) ve müteahhitleri (vergi toplayan müteahhitleri) aynı nahiye dâhilinde azalığa intihap edilir (seçilir).

    İkinci Kısım:

    Madde 14- Mebusluk, meclis azalığı ve memuriyet, Nahiye azalığı (üyeliği) ile kabili telif (uyuşması mümkün) değildir. … (yani mebuslukla meclis üyeliği ile nahiye üyeliği aynı kişide olmaz.)

    Madde 15- Baba ile oğul, damat ve biraderlerinin bir mecliste içtiması (toplanması) caiz değildir (uygun değildir). İntihapları (seçilmeleri) halinde en çok rey alan kişi intihap edilmiş olur. Reylerin eşit olması halinde yaşı büyük olan intihap edilmiş olur.

    Madde 16- (Birkaç köyden birden seçilmiş olan kişi üç gün içinde köylerden birini seçmek zorundadır. Seçimini yapmazsa en çok oy veren köyden seçilmiş kabul edilecektir.)

    Madde 17– Cinayet, muhilli şeref ve haysiyet (onur kırıcı) bir fiilden dolayı cünha (suçlu) tedip cezasına mahkûmiyet, (terbiye etmek için başka yere nakledilmek) ile mahkûmiyet ve diğer bir nahiyeye sureti katiyede nakli mekan azalık (başka bir nahiyeye üyeliğin nakli kesinlikle) ile kabili telif (açıklaması mümkün olmayan) ve içtima olmayan (bunlarla birleşmeyen) ahvalden (hallerden) birinin kabul ve ifası azalıktan sükutu müstelzimdir (üyelikten atılmayı gerektirir). Iskat keyfiyeti (görevden atma işi) Meclisi İdarei Kaza (Kaza meclis idaresinin) kararıyla icra olunur.”

    Üçüncü Kısım;  Muamelatı İçtimaiye (Meclislerin toplanma işlemleri).

    Madde 18- İntihap (seçim) senesi Mayıs’ın birinci günü bilumum nahiyelerde intihap cetvellerinin (seçim listelerinin, seçmen listelerinin) tanzimine mübaşeret olunur (düzenlenmesi işine başlanır). Listeler nahiye müdürü tarafından tanzim edilir (düzenlenir). …

    Madde 19- İntihap cetvellerinin (seçmen listelerinin) ihtiva ettiği (içerdiği) mevat bervechiâtidir (bilgiler aşağıdadır);

      1- Hakkı intihabı haiz olanların (seçmen hakkına sahip olanların) isim ve şöhretleri 

      2- sanatları

      3- Sinleri (yaşları)

      4- (eğitim durumları)

      5- İkametgâhları.  

    Madde 20- (Seçmen listeleri Haziran’ın 15’ine kadar Meclisi İdareye gönderilir ve köylerde seçmenlerin görebilecekleri yerlere asılırlar.)

    Madde 21- (İlk seçimlerde muhtar ve ihtiyar heyeti, sonraki seçimlerde Nahiye müdürü, İdare heyeti, kâtip veya muallimler yani öğretmenler görev yaparlar.)

    Madde 22- (Seçmen listeleri Haziran’ın 25’ine kadar asılı kalır, seçmenler itirazlarını yapabilirler.)

    Madde 23- (Seçim heyeti itirazları beş gün içinde cevaplandırmak zorundadır.)  

    Madde 24- (Seçim heyetinin kararına razı olmayanlar on gün içinde kaza idare meclisine başvurulur. On gün içinde sonuçlandırmak zorundadırlar. Vilâyet Meclisi’nin bu kararı katidir.) 

    Madde 25- Nahiye Şuraları her yirmi hane için birer azadan teşekkül eder (üyeden oluşur). Yirmi haneden dun (az) olan köyler dahi birer aza (üye) bulundurur. Bir nahiyede azanın adedi otuzu tecavüz edemez (geçemez). …

    Madde 26- (Seçime genellikle Ağustos’un birinci günü başvurulur. Valiler, seçimi, zamanında yaptırmak zorundadırlar.) 

    Madde 27- İntihabat (seçim), Nahiye dairesinde (nahiye çevresinde) Heyeti İntihabiye (seçim heyeti) marifetiyle icra olunur (eliyle yürütülür) ve nihayet üç gün devam eder. Müteaddit (birkaç) köylerden mürekkep olan (oluşan) nevâhi de (nahiyeler de) her köy için karye (köy) merkezinde ayrı ayrı intihap (seçim) yapılır ve her köyün intihabat (seçimler) için hangi köyün hangi karye merkezine geleceği heyeti intihabiyece (seçim heyetince) evvelden tayin edilir (belirlenir)

    Madde 28– Bir köyün ahalisi diğer köyün intihabatına (seçimlerine) iştirak edemez (katılamaz). Ancak nâhiye ahalisinden biri o nâhiye dâhilinde bulunan diğer köylerden de intihap olunabilir (seçilebilir).

    Madde 29- İntihabatta aza adedinin müsavi (seçimlerde üye sayısına eşit sayıda) namzet (yedek, aday) dahi intihâb olunur (da seçilir). Namzetlerin intihap (yedek adayların seçim) sandığı ayrıdır.         

    Madde 30- Müntahipler (seçilenler) arzu ettikleri takdirde intihap esnasında (seçim sırasında) heyeti intihabiye nezdinde (seçim heyetinin huzurunda) iki vekil bulundurabilirler. Şu kadar ki işbu vekillerin lâakal (en az) on müntehip (seçmen) tarafından tevkil edilmiş (vekil seçilmiş) olması lâzımdır. 

    Madde 31- Rey (oy) pusulaları kesbi katiyet eden (kesinleşen) intihap cetveli mucibince (seçim cetveli gereğince) nâhiye dâhilinde ne kadar müntehip (seçmen) varsa o miktarın iki misli olmak üzere heyeti intihabiyede (seçim kurulunda) izhar (hazır edilmiş) ve heyet mühürü ile tahtim olunarak (mühürlenerek) intihabata (seçimlere) başlanacağı sırada müntahiplere (seçmenlere) ikişer ikişer tevzi olunur (dağıtılır). Müntahiplerden  (seçmenlerden) okuyup yazmak bilmeyenler rey pusulalarını istedikleri kimselere yazdırmaya hakları vardır. 

    Madde 32- (Sandığın mühürlenerek ortaya konulması hakkında hüküm.)     

    Madde 33-muamelâtın hitamında (işlemlerin sonucunda) müntahipler (seçilmişler) intihap sandığının (seçim sandığının) bulunduğu mahalle (yere) kabul edilerek hüviyetleri (kimlikleri) heyeti intihabiye (seçim kurulu) tarafından tetkik edilir (incelenir)  … rey pusulalarını sandıklara atmalarına müsaade olunur (izin verilir). Her müntehip (seçmen) hakkı intihabı (seçme hakkını) bizzat istimale (kullanmaya) mecbur olup, yerine birini tevkil (vekil yapamaz) veya ikame edemez (yerine koyamaz).” 

    Beşinci Kısım Reylerin Tadat ve Tasnifi (Oyların Toplanması ve sınıflandırılması): 

    Madde 34- (Rey verme işleminden sonra sayım ve tasnif yapılır ve kesintisiz yapılır.) 

    Madde 35- Tadat (oyların toplanması) ve tasnif muamelesine (sınıflandırılma işine) vekiller dahi iştirak ederler (katılırlar). Vekil tayin edilmiş ise heyeti intihabiye reisi (seçim kurulu başkanı) tarafından okuyup yazmaya muktedir (okuma yazması olan) müntahiplerden (seçmenlerden) iki kişi bittefrik (ayrılarak, seçilerek) heyetçe kabul olunur. (Sandıklar bunlar huzurunda birer birer açılır ve tutanaklar tutulur.)

    Madde 36- (İptal edilecek oy pusulaları hakkındaki hüküm.) 

    Madde 37- (Sayım ve tasnif sonucunda tutulacak tutanak hakkındaki hüküm.) 

    Madde 38- (Bu tutanak ve belgeler kaymakam tarafından derhal vilâyet şurasına (Meclisine) tevdi olunur (sunulur) 

    Madde 39- Hangi intihabın (seçimin) keenlemyekün olduğu (iptal olduğu) Vilâyet Şurasınca tayin olunur (Vilayet Meclisi tarafından belirlenir).

    Altıncı Kısım Ahkâmı Cezaiye (Cezai Hükümler) 

    Madde 40- Nüfuzu memuriyetlerinden istifade ile (görevinin gücünden yararlanarak) şunun bunun intihabı (seçilmesi) için bizzat veya bilvasıta (aracı ile) müntahipleri (seçmenleri) teşvik veya tehdit eden memurin (memurlar), memuriyetlerinden azlolunmakla beraber üç aydan bir seneye kadar hapsolunur.         

    Madde 41- (Seçme hakkı konusunda çeşitli dolaplar döndürenler en az üç aya mahkûm olur.) 

    Madde 42- (Seçim günü meşru (haklı, geçerli) mazereti olmaksızın göreve gelmeyen veya görevi terk eden sandık görevlileri 5-15 lira para cezasına mahkûm olunur.)     

    Madde 43- (Seçmen kütüklerine adını mükerrer (tekrar tekrar) olarak yazdıranlar 1-6 ay hapis cezasına mahkûm olur.) 

    Madde 44- (Seçmenleri para, hediye ile ikna edip başka adaya oy verdirenler de bu seçmenler de 1-6 ay hapis cezası alırlar.) 

    Madde 45- (Seçim sırasında oy pusulalarına zarar veren veya çalanlar 3 ay ile 1 yıl arasında hapis cezası verilir.)

    Madde 46- (Bu cezalar seçim onaylanmış olsa da uygulanır, cürümler teşebbüs aşamasında kalmış olursa cezalar yarı yarıya uygulanır.) 

    Madde 47- (Seçim sırasında işlenen diğer suçlar ceza kanununa göre değerlendirilir.)  

    Madde 48- (Seçim suçları davalarına bakılış biçimleri hakkında.) 

    Madde 49- (Seçim suçlarının şikâyet müddeti hakkında.)

    Yedinci Kısım; Mevaddı Muvakkate. (Geçici Maddeler) 

    Madde 50- (İlk seçimlerdeki seçmen kütükleri nüfus idarelerindeki bilgilere göre yazılır.) 

    Madde 51- (İlk seçimde seçim heyeti ve sandık kurulu kaymakam tarafından tayin edilir.)   Sf. 30 

    Üçüncü Fasıl Nahiyenin Vezaifi (Görevleri).

    Madde 52- Nahiyelerin Vezaifi (görevleri) bervechiâtidir (aşağıdaki gibidir);

      1- (Yeni bina gerekirse devletin onaylayacağı resime göre yapılacaktır.) 

      2- (İlköğretim kanununu gereğince yayın ve tamimlerini ve okulları yapar.)  

      3- Nâhiye dâhilinde huzur ve intizamın (düzenin) emniyet ve selametin temini,

      4- (Genel sağlığın korunması, bulaşıcı hastalıklar için gerekli tedbirlerin alınması.) 

      5- Çarşı ve pazar bulunan mahallerde muhilli sıhhat mekulatın (sağlığını bozan şeylerin) ve zayıf ve hasta hayvan tohumunun meni füruhtu (satışının yasaklanması) ekmeğin pişkin ve temiz olmasına ihtimam olunması (özen gösterilmesi).         

      6- Sokaklar ve meydanların veya pazar mahallerinin peyderpey kaldırımla tefrişi (döşenmesi).         

      7- (Düzenlenecek özel kanun mucibince (gereğince) birlikte bedenen çalışmak sureti ile su birikintileri ile bataklıkların kurutulması su mecralarının tathiri (temizlenmesi), setler inşası, içme sularının karyeye (köye) getirilmesi, dere ve yol kenarlarına ağaç dikilmesi, çevre ve kuyuların iyileştirilmesi.)

      8- (Nahiye yollarının ıslahı, nahiyeleri birbirlerine ve ana yollara bağlayan yolların ahaliye yaptırılması.) 

      9 – (İyi cins boğa, aygır, koç, teke, tedariki.) 

      10- (Hayvan hastalıklarına karşı önlem alınması.)

      11- Menkul (nakledilebilir) ve gayrimenkul bilcümle nâhiye emvâlinin (mallarını) hüsnü muhafazası (iyi korunması).

      12- (Bağ bahçe düzenlemesi için ortak çalışma, suların adilane dağıtılması.)  

      13- (Yetim ve kimsesiz çocukların, delilerin toplanarak kaza ve vilâyetlere sevki.)

      14- (Kabristanın iyi korunması ve nakli.)

      15 – (Büyük kuralarda (köylerde) çarşı ve pazar için vilâyetlerdeki yasaların uygulanması) 

      16- (Gerekli memurun istihdamı (çalıştırılması)

      17- Devletçe kavanin (kanunlar) ile nâhiye vezaifi meyanına (nahiye görevleri içerisinde) ithal edilecek hususatı sairenin (diğer konuların) temini icrası. 

      18- Her köy koru ve baltalıklarını (köy ortak ormanını) açmayarak hüsn-ü muhafaza eyleyecektir (iyi korunacaktır). Korusu ve baltalığı olmayan köyler ihtiyaçları nispetinde (oranında) bunları vücuda getirmeye mecburdur.

    Madde 53- (Bu hususların uygulama biçimleri düzenlenecek yönetmeliklerle açıklanacaktır.)

    Madde 54- (Karyede (köyde) bedenen yapılacak işlerde çalışmayanlar Nahiye Şurası’nın (Nahiye Meclisi’nin) belirleyeceği yevmiyeyi (gündeliği) verirler. Bu para hangi mükellefiyet için verilmişse o işte kullanılır.)

    Dördüncü Fasıl. Nahiye Şuraları, Nahiye Müdürleri;

    Madde 55- Nâhiye anasırı idariyesi (idare elemanları); Nâhiye Şurasıyla (meclisiyle) idare heyetinden ve müdüründen mürekkeptir (meydana gelir).

    Madde 56- Nâhiye heyeti idariyesi; müdürü ile muavinlerinden ve Nâhiye şurasınca intihap olunacak (seçilecek) iki aza (üye) ile kâtipten mürekkeptir.

    Madde 57- (Nâhiye Şurası Mayıs ve Kasım aylarında olmak üzere yılda iki kere toplanır. Birinci içtima bir hafta, ikincisi üç hafta sürer. Bu süre % 73 çoğunlukla uzatılabilir. İşi erken biterse erken de bırakır. Meclis Mayıs ayında geçen yılın hesabını görüşür, Kasım ayında ise yeni bütçeyi hazırlar. Başka işleri de yapar.) 

    Madde 58- (Nahiye Şurası üyelerini üç gün önce nahiye müdürü toplantıya çağırır.)

    Madde 59- (Kaymakam veya Nâhiye müdürünün gerekli görmesi veya üyelerin 2/3 ünün talebi üzerine meclis olağanüstü toplanabilir o zaman sadece toplantı sebebi olan konu görüşülür.)

    Madde 60- (Nâhiye müdürü Nahiye Şurası’na başkanlık eder o olmazsa müdür yardımcısı o da olmazsa üyelerden biri seçilir ve o başkanlık eder.)

    Madde 61- Meclis’te azayı müettebenin (?) nısfından (yarısından) ziyadesi (fazlası) hazır bulunmadıkça icrayı müzakere edilmez (görüşmeler yapılamaz). Üyelere bir davet daha yapılır yine gelmezlerse o zaman çalışmaya devam edilir. 

    Madde 62- (Üyelerden birinin şahsı veya yakın akrabasından birisi hakkında yapılan görüşmelerde o üye çalışmalara katılmaz.) 

    Madde 63- (Nâhiye müdürü kendisi ile ilgili hesapların tetkikinde görevini yardımcısına bırakır.)

    Madde 64- (Reis seçimi hakkında hükümler.)

    Madde 65- (Nâhiye Meclisi, müdür veya üyelerinden birinin teklif ettiği ve meclisin de ekseriyetle (çoğunlukla) kabul ettiği konuları görüşür.)

    Madde 66- (İçtima zabıtları (toplantı tutanakları) hakkındaki hükümler.)       

    Madde 67- (Bir sonraki gündemin belirlenmesi hakkındaki hükümler.)         

    Madde 68- (Kaymakam ya da diğer memurlar görüşmeler esnasında mecliste bulunabilir ama oy kullanamazlar.)

    Madde 69- (Kâtipler oy kullanamazlar.)

    Madde 70- (Okullarla ilgili konular görüşülürken gerekli elemanlar davet edilip izahat (açıklamaları)  alınabilir.)

    Madde 71- (Zabıtlar herkese açık olur. Gizli celselerde ise, konu sonuçlanınca o da açık olur.)

    Madde 72- Zabıtların birer hülasası, nâhiye binası kapısına ta’lik olur (asılır).         

    Madde 73- (Nahiye şurasının hizmet süresi iki yıl, bir aza (üye) tekrar aday olabilir.)

    Madde 74- (Nâhiye şurası azası nâhiye bütçesinden hiçbir ödenek almadan fahriyen (ücret almadan) görev yapar.) 

    Madde 75- (Meşru gerekçesi olmadan üç gün üst üste gelmeyen üye müstafi (istifa etmiş) sayılır.)

    Madde 76- (Meclis üye sayısı yarıya düşerse Vilâyet, Nahiye Meclisi’ni fesheder.) 

    Madde 77-  Nâhiye şurası görevinde inhiraf eder (yolundan sapar) kötü niyetle menfaatleri ihlal ederse, genel asayişe halel (zarar) verirse, kaymakam valiye, vali de Müfettişi Umumiliğe bilgi verir. Vali acil durumlarda meclisi geçici olarak 1 ay tatil edip Müfettişi Umumi’ye haber verir.

    Madde 78(Fesihten hemen sonra yeni seçim yapılır.)

    Madde 79- (Seçilen yeni meclis feshedilen meclisin geriye kalan süresini tamamlar.)

    Madde 80- (Boşalma halinde o köyden en çok oy alan seçilmiş olur.)           

    Madde 81- (Meclisin feshi halinde müdür, muavin ve müdür vekilleri vekâleten görevlerine devam ederler.)

    Madde 82- Nahiyenin idaresi, Nahiye müdürü ile Heyeti İdareye muhavveldir. (havale edilmiştir.)

    Madde 83- (Müdür muavininin görev ve yetkileri hakkındaki hükümler.)        

    Madde 84- (Nâhiye kâtibinin görev ve yetkileri hakkındaki hükümler.)          

    Madde 85- Nâhiye şurası, ifası (yapılması) müdüre ait olan umurdan maada (işlerden başka) bilcümle hususatı tetkik ve müzakere eder (bütün konuları araştırır ve görüşür). 

    Madde 86- Meclis zabıtları on gün içinde nâhiye müdürü tarafından kaymakama verilir.

    Madde 87- (Nâhiye meclisinin yetkileri ve kaymakamın feshi hakkındaki hükümler.  88. Madde de aynı konuda.)

    Madde 89(Kaza meclisinin feshi hakkındaki hükümler.)

    Madde 90- Nâhiye şurasının hususatı atiyeye devir mukarreratı (gelecek ile ilgili kararları) vilâyeti encümence (vilâyet komisyonunca, encümenince) tasvip edildikten (onaylandıktan) sonra meriyülicra olur (uygulamaya konur). (Alt maddeleri var ancak not almadım)

    Madde 91- (Kararlar hakkında.)

    Madde 92- (Tadil (değişiklik) kararına itirazlar hakkındaki hüküm.)

    Madde 93- (90. maddede belirtilen kararlar dışında kalan kararlar onaylanmaya muhtaç değildir.)

    Madde 94- (Nâhiye Meclisinin yetkileri.)

    Madde 95- Nahiye şuraları mahza mesaili mahalliyeye (mahalli işlere) taalluk eden (ilgili olan) işler için devairi devlet nezdinde (merkezi idare huzurunda) temenniyet (istek) ve müstediyatta (ödemelerde ?) bulunabilirler. Siyasiyat (siyasetler) hakkında beyanı efkâr ve mütalaat edemezler (fikir ve görüş açıklayamazlar)

    Madde 96- (Nâhiye şuraları içinde müdür başkanlığında komisyonlar kurulabilir.)

    Altıncı Fasıl. Mücavir (Civar, Komşu) Nahiyelerin Bazı Hususat (Hususlar, Konular) İçin Tevhidi Masarif ve Mesai Etmeleri (Masraf ve Emeklerini Birleştirmeleri);  

    (Madde 97- 103 arası: Nahiyelerin yol, okul vs. için birlikte hareket etmeleri hakkındaki hükümler.)

    Yedinci Fasıl. Nahiye Müdürünün Vazife ve Selahiyeti (görev ve yetkileri).

    Madde 104- Nâhiye Müdürü nahiyesinin reisi ve mümessili (başkanı ve temsilcisi), vazifei icraiyesi (yürütmede görevli) ve Hükümeti merkeziyenin vekilidir (merkezi idarenin vekilidir).

    (Madde 105-106: Müdürün rutin işleri hakkındaki hükümler.)

    Madde 107- Nâhiye Müdürü zabıtai belediye (belediye zabıtası) ile kır zabıtasına müteallik tedabiri atiyesini (aşağıdaki tedbirleri) alır. (Maddeler halinde sıralanan işler; Sel ve yangın için tedbirler, sağlık sorunlarını çözmek, Zirai hastalıklar, bekçiler vasıtası ile bağ ve bahçelerin korunması, yırtıcı hayvanat için sürek avı, eski ve tehlikeli durumdaki evleri yıktırmak, pazar ve panayır yerlerinin düzeni, sokak ve meydan temizlikleri, dükkân ve esnafların temizliği, ekmeğin temiz ve pişkin olması, etlerin sıhhatli olması, ölçü ve tartı aletlerinin ayarı ve kontrolü, hayvan leşlerinin gömülmesi, Ahlaka muğayyir sinema tiyatro vs. şeyleri men eder, Kıptilerin, falcı ve üfürükçü gibi itikadı batılayı (batıl görüşleri, inanışları) neşreden (yayan) eşhası (şahısları) icrayı sanattan men eder (işlerini yapmaktan alıkoyar.)

    Madde 108– Nâhiye Müdürünün diğer görevleri; (Muamelatla (bürokrasiyle) ilgili olanlar, Bütçe ile ilgili, tımar ve taahhüt ile yapılan inşaatlar, alım-satım değiştirme işleri, ilköğretim ile ilgili işler, yol işleri, tarihi eserlerin restorasyonu, nahiye Şura kararlarının tümünü uygulamak.)

    Madde 109- Nâhiye müdürü mevzuata aykırı hareket edenlere bin küsura kadar ceza verebilir.

    Madde 110- (Nâhiye idare hayatinin para cezalarını onaylamak.)

    Madde 111- (Emirleri halka açık yerlerde ilan etmek.)

    Sekizinci Fasıl. Nahiye Müdürleriyle Muavinlerinin ve Diğer Nahiye Memurininin Sureti İntihabı (Seçim Şekli) ve Tayinleri ve Maaşları ve Haklarında Takip Olunacak Muamelatı İntibakiye (Uyum İşlemleri) ve Cezaiye Hakkında;

    Madde 112- Nâhiye Müdürü ve muavinleri ve heyeti idare azası iki sene müddetle nâhiye şurasında intihap olunurlar (seçilirler). İntihap (seçim) meclis azası meyanından (meclis üyeleri arasından) yapılabileceği gibi hariçten de irca olunabilir. Bu kişilerin memuriyetleri kaymakamlıkça tasdik olunur (onaylanır). 

    Madde 113– Nâhiye varidatı (gelirleri) müsait olan nahiyelerde müdürlere maaş verilebilir. .. en fazla 2000 kuruştur. Muavinler fahriyen ifayı vazife ederler. (maaşsız görev yaparlar)

    Madde 114 (Birkaç köyden meydana gelen nahiyelerin köylerinde birer müdür vekili bulunur.)

    Madde 115-120 (Nahiyenin diğer memurlarının seçim ve maaşları ile ilgili.) 

    Dokuzuncu Fasıl. Bütçe. 

    Madde 121- Nahiyenin varidatı (gelirleri) adi ve fevkalade olmak üzere iki kısımdır.

    Madde 122- Nâhiye varidatı adiyesi (basit gelirleri) şunlardır;

      1- Bilvasıta tekâliften (vasıtasız vergilerden) bazılarına atide muharrer (aşağıda yazılan) nispetler (oranlar) dâhilinde küsuratı diye tarh olunur (vergilendirilir); Arsa, arazi, temettü, koyun deve vs. rüsumuna (vergisine) % 25 ila %50 arası zam.  Aşar %12.5 olacak bunun % 25 i nahiyeye. (Alım – satım ve intikal harçlarına % 25 zam. … Uzunca anlatılmış, defterde var.)  

    Madde123 – Karyenin fevkalade varidatı şunlardır; (Uzun uzun belirtilmiş.) 

    Madde 124(Uygulanacak zamlar.. )

    Madde 125 – (Bazı sarfiyatlar hakkında.)

    Madde 126- Nahiyenin masarifi (harcamaları) adi ve fevkalade olmak üzere iki kısımdır.

    Madde 127- Maarifi adiye (basit eğitim işleri) nahiyeye ait hidematın (hizmetlerin) istilzam eylediği (gerektirdiği, lüzumlu kıldığı) senevi (yıllık) ve daimi masariften (sürekli harcamalardan) ibarettir.

    Madde 128- Mesarifi fevkalade inşaat ve tesisatı cedide mesarifinden (yeni tesis harcamalarından) ve daimi mesarif haricinde (sürekli harcamalar dışında) vuku bulan arızi ve muvakkat mesariften (ortaya çıkan ani ve geçici harcamalardan) ibarettir.

    Madde 129-  Nâhiye şurasınca her sene bütçeye ithali mecburi olan mesarifler; (Nâhiye imamları, kâtip ve muallimin, bekçi ve korucular maaş harcırah ve yevmiyesi. Kira tefriş ve ısınma masrafları. Borçlar ve faizleri. Nahiyece idare edilen okulların maaş ve her nevi masrafları. Yol ve suyollarının onarımı.)

    Madde 130- (Bunun dışındaki gerekli olan masrafların bütçeye konulması hakkında.) 

    Madde 131-144- (Bütçenin hazırlanması ve kabulü hakkındaki hükümler.)    

    Madde 145-157- (Nahiyenin hesabatı (hesapları) hakkındaki hükümler.)

    Onuncu Fasıl. Nevâhi Heyeti İdaresinin Salahiyeti Kazaiyesi (Yargılama Yetkisi)

    Madde 158- Nevâhi şurasının (Nahiyeler şurasının) salahiyeti kazaiyesi (yargılama yetkisi) nahiyenin heyeti idaresi tarafından ifa olunur (yerine getirilir). Nâhiye Heyeti idaresi reisi ile beraber üyelerinin en az yarısında bir fazlası hazır olunca davayı görüşebilir. Taraflardan birisiyle mahkemesi, akrabalık yada düşmanlığı ve davada maddi menfaati olanlar talep ve iddia halinde heyetten ihraç olunur.

    Madde 159-  (Müdür olmazsa muavin o da olmazsa azalardan biri reis olur.)

    Onbirinci Fasıl.  Heyeti Mezkûrenin (söz konusu heyetin) Salahiyeti Kazaiyesi Beyanınadır (yargılama yetkisi hakkındadır);

    Madde 160- (Nâhiye ahalisi arasında 2.000 kuruşa kadar olan alacak davalarına temyizsiz kati karar verir. İki bin kuruşun üstündeki miktarlar temyize gider. Ceza kanununun 150 kuruş para ve bir haftalık hapis gerektiren kabahatlerini içeren davalar.)

    Madde 161- (Bir takım küçük işlemler, önemsiz davalar, köylü arasında sık cereyan eden meseleler.)

    Onikinci Fasıl. Davaların Görüşülme Usulleri.

    Madde 162-165 (davaların nasıl görüşüleceği hakkında hükümler.)

    On Üçüncü Fasıl. 

    Madde 166- 175 (Davanın şeraiti sıhhati ile husumet hakkındaki hükümler.)

    On dördüncü Fasıl.

    Madde 176-181 (Şahitlere müteallik mesail bayanındadır (şahitlere yönelik iller hakkındadır)

    On Beşinci Fasıl.

    Madde 182-191 (Tezkiyei şuhut hakkında (şahitlerin aklanması hakkında)

    On Altıncı Fasıl.

    Madde 192-200 (Şahitlerin yemini hakkında. /1996)

    On Yedici Fasıl.

    Madde 201-206 Deavii Cezaiyenin (ceza davalarının) Keyfiyeti rüyeti (görüşülme şekli) beyanındadır.

    On Sekizinci Fasıl

    Madde 207-210 (Kararlara itiraz hakkındaki hükümler.)

    On dokuzuncu Fasıl.

    Nahiye Meclislerinin Mercii İstinafile (üst mahkeme) Kararların Sureti İcraiyesi (yerine getirilmesi) Hakkında.

    Madde 211- Nâhiye Heyeti İdaresinin mercii istinafı (bir üst mahkemesi) merbut (bağlı) bulunduğu Vilâyet veya Kaza bidayet (ilk) mahkemesinin, Mercii temyizi de (temyiz mercisi de) merbut (bağlı) bulunduğu ol bidayet mahkemesinin istinaf (bir üst) mahkemesidir.

    Madde 212- (Nâhiye meclisinin kararları içi harç, pul vs. alınmaz.)     

    Madde 213- (Kararları Müfettiş-i Umumilerce teftiş edilir.) 

    Yirminci Fasıl. Mevaddı Müteferrika. (Çeşitli Maddeler)

    Madde 124- (Nâhiye malları devlet malları hükmündedir.)  

    Madde 215- (Cezaların nasıl tahsil edileceği hakkında.)

    Madde 216 (21.Kânunusani.1329 tarihli kanuna tevfikan (uygun olarak) istimlaki de icra eder (kamulaştırmayı da yapar)

    Madde 217- (Nâhiye okulları ve umuma açık yerler bedelsiz olarak nahiyeye terk olunur.)

    Madde 218- (Nâhiye ahalisinin erkekleri on sekiz yaşından altmış yaşına kadar Mükellefiyeti Bedeniyeye tabidir (bedenen çalışma mecburiyetine tabidir.)

    Madde 219- (Her fert kendi kısmındaki kaldırımı inşa ve tamir eder.)  

    Madde 220- (Yeniden inşa olan kaldırım masrafının yarısı nahiyeye yarısı ise sokak sakinlerinindir.)

    Madde 221 (Bazı hususlar.)

    Madde 222- (Vilâyet ve kaza merkezi belediyelerinin görev ve yetkileri aynen Nâhiye idare heyetinde de vardır.)

    Madde 224- Vilâyet ve kaza merkezlerindeki yargılama yetkisi normal mahkemelere intikal eder. 

    Madde 223- (Vilâyet ve kaza merkezlerindeki inzibat eskisi gibidir.)   

    Yirmi Birinci Fasıl. Nahiyelerin Sureti Teşkili (oluşma şekli)

    Madde 225-230 Arası. Sf. 480

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 80, Celse: 1, – Sf. 240 ile 480 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 15 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 76, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Sakarya meydan muharebesi zaferle bitti:

    (Sakarya Savaşı, Yunan’ı Polatlı’da tutma, Ankara’ya sokmama savaşıdır. 14.9.1921 tarihinde bitti, 21 gün sürdü.) Sf. 216, 217

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 76, Celse: 1, – Sf. 216, 217) kitabından birebir alınmıştır.

  • 17 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 77, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Kurtarılan Yerlerde Terk edilen Mal ve Mülkün Kullanımı Hakkındaki Kanun Encümene Gönderildi. Sf. 231

    2. Celse: İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Cepheden Gelen Yusuf İzzet Paşa’nın Beyanatı:

    Yusuf İzzet Paşa (Bolu); “-….Biz cephede iken aldığımız malumatta (bilgide) Papulas Bey Eylül’de Ankara’da bir ziyafet verecekmiş deniliyordu. Hâlbuki biz 6 Eylülden itibaren düşmanı ric’at etmekte (geriye çekilmekte) gördük.

    (Yusuf Paşanın anlattığına bakılırsa, Mustafa Kemal Paşa orduyu Sakarya gerisine çekmekle çok büyük bir akıllılık etmiş, yoksa mahvolurmuşuz.)

    “13- 14 Eylülde komple firar etmeye başladılar. Sf. 233… Karşımızda ric’at halinde değil, firar halinde bir düşman vardı. … askerimiz ve kıta zabitanımız bir gün bile aç kalmamışlardır. Askerimiz bir gün bile cephanesiz kalmamıştır. … bu zaferi temin eden şeylerden birisi de Müdafai Milliye’nin geri hidematıdır (desteğidir)…. Düşman girebildiği köyleri tamamıyla yakmıştır. Rast geldiği kadınlarımızın ırzına tecavüz etmiştir.”  Sf. 235, 237

    18 Eylül 1921 İçtima: 78, Celse:1 İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

    Tuz Vergisinin Arttırılması Hakkında kanun Teklifi: (Mebuslar, bu kanun kabul edilirse kaçakçılığa çanak tutulur diyor tartışmalardan sonra reddediliyor.)  Sf. 243, 250

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 77 ve 78 Celse: 1, – Sf. 231 ile 250 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 13 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 75, Celse: 2 Hafidir (Gizlidir), Reisi Sâni Dr. Adnan Bey 

    Harici Durum Hakkında Görüşmeler.

    Aşağıdaki notlar: TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II – Sf. 233) alınmıştır.    

    Dr. Rıza Nur Bey (Sinop); “-.. Rusya bizim dostumuzdur. .. Rusya dost, Bolşevik düşman olabilir.”

    Cavit Bey (Kars); “-Biz Ermenilere saldırırken, Kızıl Ordu rahatlıkla Ermenistan’ı aldı. Biz davulu çaldık, Ruslar parsayı topladı. .. Rusya Hükümeti bizimle kuvvetli bir müttefik olmakla beraber, korkulu bir düşman olamaz. .. Bakü’de bir miting olmuştu, o mitingde bir amele yukarı çıktı dedi ki; Vaktiyle bir Çar sınıfı vardı, bir de amele, bir de erazil (reziller) sınıfı vardı, biz inkılâp istiyorduk, fakat darbeyi pek fena vurduk, baş aşağı oldu.”

    (Yani reziller üste çıktı.)  Sf. 233  

    (Bu celsenin sonuna kadar zabıtlar tutulmamış.)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 75, Celse: 2 Hafidir. (TBMM Gizli Celse Zabıtları II (GCZ II – Sf. 233) kitabından birebir alınmıştır

  • 13 Eylül 1921 (1337) tarihinde İçtima: 75, Celse:1, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey 

    Mustafa Kemal Paşa’nın Savaşta Yararlılık Gösterenlere Meclis Nişanı Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi Görüşmeleri;

    (Refet Paşa Yunan’ın tırnakları sökülmüştür diyor. Selahattin Bey Meclisin taltifi önemlidir aceleye getirmeyelim diyor. Refet Paşa acele edelim, Mustafa Kemal Paşa’nın eline bu kozu verelim diyor. Hakkı Hami Bey Sivil halkın da bu taltiften nasibini alması gerekir diye diretiyor.) Sf.199

    Müdafai Milliye Vekili Refet Paşa; “-Beyefendiler yeryüzünde bir millet vardır ki, o, esasen tekmil (bütün) unvanı ve nişanları kaldırmıştır, orada herkesin unvanı efendidir. O da Amerikalılardır.”

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 12 (4.08.1921 / 22.09.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 75, Celse: 1, – Sf. 199, 200) kitabından birebir alınmıştır.