Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 21 Nisan 1921 (1337) tarihinde 23. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Vekili Hasan Fehmi Bey

    Dâhiliye Vekili Seçimi: (Mustafa Kemal dâhiliye Vekâleti için Adana Mebusu Zeki, Niğde Mebusu Ata ve Antalya Mebusu Vefa Beyleri aday gösterdi.)

    İstiklal Mahkemesi Hakimi ve Mebus Hüsrev Sami’nin Yaptığı Koyun Yağması İle İlgili Görüşme;

    (Isparta Bozkır olayı. Eşkıyanındır diye yedi bin koyun toplanmış, satılarak parası belediyeye verilmiş, meğerse bu koyunların dört bininin sahibi eşkıya falan değilmiş. Bunu yapan da İstiklâl Mahkemesi imiş.)

    İstiklal Mahkemesi Azalarından Hamit Bey (Biga); “-Konya’dan kopup Isparta ve Antalya’ya sirayet eden isyanı bastırmak için Hükümet Demirci Mehmet Efe’yi görevlendirmişti. Demirci Efe Eğridir’e varır varmaz bilâhüküm (mahkeme etmeksizin) dört kişiyi idam ediyor. … Heyetimiz bilâmahkeme katil ve idam gibi hale meydan vermemek için Demirci Mehmet Efe’yi takibe mecbur kalmıştır.  Antalya havalisi Kumandanı Bekir Sami Bey’in daveti üzerine Teşrinisaninin (Ekimin) birinci günü Antalya’ya gittik. On beş gün sonra Isparta Mutasarrıflığından gelen Bozkır’dan gelen birçok eşkıyanın hayvanları ile birlikte yakalandıkları, telef olabilirler, (zabıtlarda veri yok) … bir taraftan Demirci Efe bunları gasp etmek üzeredir. Ne muamele yapalım? Şöyle cevap verdik; “İstiklâl mahkemesi bir koyun mahkemesi değildir. Siz gerekli araştırmayı yapınız dedik. Ancak onbeş gün sonra tekrar bir yazı geldi; Bu eşhas (kişiler, şahıslar) isyanın zuhurundan (Konya İsyanının ortaya çıkışından) 20 gün evvel İstanbul’dan gelmişlerdir. Akseki’yi ve havalisi isyaniyeyi (isyan bölgesini) kat ederek Bozkır’a hücum etmişlerdir. Bunların İstanbul ile isyan hakkında haberleşme ihtimali vardır. .. Kış geldi koyunlar ziyan oluyor, koyunlar hakkında da bir karar ittihaz (kabul)  ediniz. ..Cevapta; .. kanun hükmüne tevfikan (uyarak) bu koyunları satınız, parasını belediye dairesine emaneten irat (gelir) kaydediniz. .. Sonra Isparta’ya geldik .. Bize tevdi edilen (emanet edilen) eşhas (şahıslar) 30 kişidir. Bunlardan beşi İstanbul’dan gelmiş mütebakisi (geriye kalanı) Bozkır’dan getirilmiş bir takım çobanlar idi. .. Konya Valisi Haydar Bey; Bu koyunlar Bozkır İsyanının müsebbiplerinden ve maktulen ölen (vurularak ölen) Kocakafa Mustafa ile İzmir’de Yunanlılara iltica eden Kara Mustafa Ağaya aittir. Bu koyunlardan 200 tanesi Demirci Efe tarafından gasp edilmiş ve Demircinin tenkiline (tepelenmesine) gelen Refet Paşa tarafından da alınıp götürülmüştür. İhtimal ki bugün levazımı askeriyeye sarf olunmuştur. .. Bu 35 kişiden (Daha önce 30 kişi demişti.)  üçü koyunları biz aldık dediler onlara iki ay izin verdik kimse gelip bize bu mal benim demedi. ”  Sf.47

    (Refik Şevket Bey; Koyun sahipleri İstiklâl Mahkemesine başvurmuşlar, mahkeme adamları hapis etmiş, geriye kalanlarına da bu koyunların sizin olduğunu ispatlayın demiş. Adamlar hükümete başvurmuşlar, Hükümette Meclis’e soruyor ne yapalım diye. Diyor.) Sf. 49  

    Haydar Bey (Van); (Konya valisi, Refet Bey ile bir görüşmem oldu sonra istifa ettim diyor ve fazla açıklama yapmıyor.) “- Burdur üzerinden Antalya’ya kadar giderek konuyu tetkik ettim. İstiklâl Mahkemesi Azası Hüsrev Sami Beyin Kardeşi Ahmet Eyüp Bey için .. dediler ki Efe’den koyun satın alıyor,… Antalya’da satıyor. Birinci parti olarak 4.500 koyun göndermiş. … ve bunlar Yunanistan’a gitmiştir. Meselede, mahkeme azasından birinin kardeşinin ve ihtimal ki kendisinin müşareketi (ortaklığı, şerikliği) vardır. (1)

    Vehbi Efendi (Konya) (2): “- .. bu koyunlar yedi bin küsur olduğu halde dört bini meydanda mevcuttur, diğer üç bini yoktur. .. Koyunun kimlere gittiği ve nerelere gittiği bellidir. Koyunun kimlere ve nerelere gidip taksim olunduğu (paylaşıldığı) bellidir efendiler! (alkışlar) (söyle hocam söyle hakikat meydana çıksın sadaları) Satılan koyunlar için İstiklâl Mahkemesi azasından Hüsrev Sami Bey’in biraderi alıyor, Hükûmet müzayedeye (açık arttırmaya, ihaleye) veriyor da kimse beş papa vermiyor, Efendiler!  (Bravo, Alkışlar) Ahaliden hiç kimse alamıyor arkadaşlar, beş para vermiyor.     … istiklâl mahkemesi Kanunu’nu biz yaptık, fakat kanunu yaparken İstiklâl Mahkemeleri azalarının vermiş olduğu kararı vahyi münzel (indirilmiş vahiy), ayeti kerime gibi tağyir (değişiklik) kabul etmeyecek derecede yapmadık. .. Isparta Belediyesi bu paraları sarf etmiştir. Hatta duyduğuma göre, bu paradan iki bin lirası da Ankara Belediyesine gelmiştir.  (maşallah sadaları) dahası var Beyefendiler! Çekinmeyeceğim, söyleyeceğim. (söyle sadaları) Şu, kürsünün üzerinde bulunan halı, bu para ile alınmıştır. Isparta Belediyesinden gönderilmiştir efendiler!”  

      Reis; “-Bu halıyı Isparta Belediyesi hediye etmişti.” 

      Hafız İbrahim Efendi (Isparta); ” .. bu halı helal ve meşru (yasal). kendi paramla alınmıştır. Bunun koyun parası ile alakası yoktur.” 

      Nadir Bey (Isparta); “- Alakadarsın!” 

      Hafız İbrahim Efendi (Isparta) ” Reddederim!” 

      Nadir Bey (Isparta); “- Ben tafsilatını vereceğim, göreceksiniz.” (gürültüler, şiddet kesbeder.)  Sf. 50, 51

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 10 (16.04.1921 / 20.06.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 23, Celse: 1, – Sf.  ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Yani istiklâl Mahkemesi azasından Hüsrev Sami ve Kardeşi ortaklaşa vatandaşın koyunlarını gasp edip Yunanistan’a satmışlar. Hainlik budur!  

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (1996): Konya Mebusu Vehbi Efendi cesur ve dürüst bir Mebus.

  • 18 Nisan 1921 (1337) tarihinde 22. İçtima 2. Celse, Reisi Sâni Vekili Hasan Fehmi Bey

    Hüseyin Avni Bey’in Takriri Gereği Albayrak Gazetesi ve Mithat Bey Olayı Görüşülüyor:

    Adliye Vekâleti Vekili Hafız Mehmet Bey (Trabzon); “-…Mithat Bey, Hükûmet aleyhine neşrettiği bir makaleden dolayı oradaki kumandan Emin Bey tarafından hapsedilmişti. Adliye Vekâletinin emri ile savcı soruşturmaya başlıyor ama o sırada ciheti askeriye Mithat Bey hakkındaki tahkikatın (adli incelemenin) kendi salahiyeti dâhilinde olduğunu iddia ettiler. Mesele, bir ihtilafı merci (yetki anlaşmazlığı) meselesidir. Daha fazla şey soruyorsanız hafi celse isteriz.” 

    Neşet Bey (Kangırı); “-..Erzurum’da idarei örfiye (sıkıyönetim) var mıdır?” 

    (Adliye Vekâleti Vekili, orası harp mıntıkasıdır diyor.) 

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “-Efendiler! BMM’nin kanunu, bir kaymakam (binbaşı) tarafından ihlâl edilmiştir. Bunu men’e muktedir olamamışlardır (yasaklamaya güçleri yetmemiştir). Kaymakamı tecziye edememişlerdir (cezalandıramamışlardır)… Hiç ihtilafı merci yoktur (ihtilafların anlaşmazlıkların çözüleceği makam yoktur) Bir kaymakam bir muharriri (yazarı) tutmuş hapsetmiştir. Efendiler burada hürriyeti matbuat (basın hürriyeti) nerede?”

    (Hüseyin Avni Bey Mithat Bey’in Meclis’e hitaben yazdığı dilekçeyi de okuyor;)

    “-…Vatanın en felaketli zamanlarında, en ağır yükleri omuzlarında taşıyanların, mukarreratı tarihiyeden olduğu (tarihin tekerrüründen olduğu) veçhile sonradan meydanı geniş bulanların tecavüzüne maruz kalması vakayi tarihiyemizin yesaver tecelliyatındandır (ıstıraplı görüntüsündendir) .. İdarei Örfiye mıntıkasında bulunmadığımız halde Mevki Kumandanı Kaymakam Emin Beyefendi tarafından davetle kışlada sekiz gün hapis ve işkence edilmekliğim... hak ve hürriyet namına istida eylerim. 

    4.3.1337 (1921) Albayrak Müdürü Mithat ”   Sf.35  

    (Hüseyin Avni Bey bu sefer de Erzurum İstinaf mahkemesi Müddeiumumîsi Raci Bey’in Adliye Vekâletine yazdığı yazıyı okuyor. Tam bir rezalet. Mithat Bey ihtiyat askeri olduğundan, yani icap ederse askere çağırılabilecek yaşta olduğundan amirlerine hakaret ettiği için askeri usullerle yargılandı diyor. İnanılmaz bir yorum.)  

                          “Umuru Adliye Vekâletine; (1)

       … sebebi tevkifi Merkez Kumandanlığından sorulmuş, alınan cevapta; Mithat 1302 (1884) tevellütlü (doğumlu) efradı mükellefei ihtiyatiyeden bulunduğu halde (yedeklik zamanını bitirmemiş kişi olmasına rağmen) … Albayrak Gazetesinde imzası tahtında (altında) umum memurine (bütün memurlara) tecavüzatı lisaniyede (sözlü saldırıda) bulunmuştur. Zabitan da (subaylar da) memurini askeriyeden bulundukları cihetle (askeri memur oldukları için) bu tecavüze dâhil edilmiş olacaklarından ve bu gibi efradı mükellefeden olanlardan mafevkleri (astları) zabitana karşı tecavüzatta bulunanların, Askeri Ceza kanununun 4. Maddesi… bu defalık salahiyeti kanuniyem dairesinde bir hafta hapis edilmiştir.”  Sf. 35  

      Hüseyin Avni Bey; “- . Ne hafi celsesi? İşte makale meydanda. Bunu cihana neşretmiştir. … Bir muharrir bir muallim bu yüzden hapis ve tevkif olunur mu? “ 

    3. Celse Hafidir: (Aşağıdaki bilgiler: Gizli Celse zabıtları 2. Cilt Sf. 39 ile 45 arası) 

    Takrir Sahibi Hüseyin Avni Bey; “-..Ben kendi kanaatime göre bütün matbuatın (basının) serbest ve azade olarak (özgürce) yazmalarını kabul ederim. Bence azade yazılan yazılardan kıymetli yazı yoktur. .. Şahıslar fertlere katiyen hâkim olamaz. Kanun hâkimdir. Bunu her vakit için böyle görmek isterim.”  Sf.39

    (Hüseyin Avni Bey ayrıca halkın Tekâlifi Milliye’den de rahatsız olduğunu söylüyor. Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var.

      Vehbi Efendi (Konya); “-..Hükümetin alacağı iki vazife var. Eğer şu tenkidat (eleştiriler) doğru ise, kendi hatalarını ıslah ederek şu adama (Hüseyin Avni Bey’e) teşekküre borçlu olmaktır. Eğer Hükûmet hakikaten musip (isabetli, hedefe kilitlenmiş) ise şahıs olarak bu adama bu kadar kimsenin davaya hakkı yoktur. … Konya İsyanını çıkaran da hükümettir!  … zamanı gelince söyleyeceğiz. Doğruyu söyleyelim. (sağ cenahtan doğru doğru sedaları) Beraatı zimmet asıldır. (geriye dönük suç olmaz) Hüküm mahkemeden verilir başka hüküm verilmez. Biz çamur sürmeye alıştık. .. Bir vakitler bu zavallı millet üzerinde irtica kelimesini kullandık. İyi yapana mürteci dedik, kötü yapana mürteci dedik. Şimdi de Bolşeviklik kelimesi hükümfermadır. (geçerlidir) Biz Konya’dan Meclis’e geldiğimiz zaman Meclis’in yarısı Bolşevikliğe meyyaldi (meyilli idi)Sf. 41 

      Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); “-Hürriyeti şahsiyeye (kişilik hakkına) bir zabit tarafından tecavüz edilmiş, bu gayrimeşrudur. .. Bir insan düşünmek hakkını haizdir, düşündüğünü söylemek, yazmak hakkını haizdir. .. Asker, asker olmalı, memleketin asayişiyle iştigali (uğraşmayı) kesmelidir.”  

      Ali Şükrü Bey (Trabzon); “- .. bunun altından Bolşeviklik meselesi çıkartıldı. Bu meseleleri kurcalamayalım. Çünkü bu zamanlarda Bolşevik olmayan adem görmüyorum.”  

      Hüseyin Avni Bey; “-…Ben mücrim (suçlu) babam da olsa ipini çeker bir adamım!”  Sf. 45

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 10 (16.04.1921 / 20.06.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 22, Celse: 2 ve 3. Celse Gizli – Sf. 20 ile 36 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 18 Nisan 1921 (1337) tarihinde 22. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Vekili Hasan Fehmi Bey

    Mustafa Kemal Paşa İmzalı, Zonguldak ve Ereğli’deki Kömür Tozlarının Ameleye Verilmesi Hakkında Bir Kanun Teklifi Görüşülüyor:

    (Bu teklif Meclis gündemine saplama yapıldığı için kızıyorlar. Konya Mebusu Vehbi Efendi Ameleyi askerlikten muaf tuttuk oraya hastane de yaptık bu kömür tozu parası neyin nesi diyor. Eskişehir Mebusu toprak ağası ve işadamı Emin Sazak da kızıyor.) 

    Emin Bey (Eskişehir); “- ..yakinen biliyorum ki iki ay sonra hatta Meclisi Aliniz de dâhil olduğu halde hiç kimse para alamayacaktır. .. hakikaten Bolşeviklik bu milleti kurtaracak ise İktisat Vekili Beyefendinin tuttuğu yollar pek doğrudur. .. Bendeniz memleketimle alakadar bir kimseyim, serseri değilim. .. Böyle iktisadi mesail (işler) oyuncak olmaz efendiler!”  

    (Birinci defa müzakere edilip kabul ediliyor.)  Sf. 32 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 10 (16.04.1921 / 20.06.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 22, Celse: 1, – Sf. 20 ile 36 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 18 Nisan 1921 (1337) tarihinde 22. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Vekili Hasan Fehmi Bey

    İsmail Fazıl Paşa Öldü veya Öldürüldü! 

    Reis: “-…Yozgat Mebusu İsmail Fazıl Paşa bugün öğlenden evvel saat 10’da hanelerinde irtihal ettikleri (öldüğü) işitildi.”       

    Haşim Bey (Çorum); “-Bir takririm var. Ehemmiyetlidir.” 

    Reis; “-Söz vermiyorum Haşim Bey!”  

    Haşim Bey: “-Efendim! Her iki cenazenin muayenesini teklif ediyorum. (1) Doktorlar tarafından verilecek raporlar üzerine sebebi vefatlarının anlaşılmasını arzu ediyorum.”

    (İki cenazeden bahsediliyor, bir kavga mı var? Karanlıkta kaldı!)  Sf. 20

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 10 (16.04.1921 / 20.06.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 22, Celse: 1, – Sf. 20 ile 36 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Reis bu konuyu hiç duymazlıktan geliyor. Ali Fuat Cebesoy Paşa’nın babası, İsmail Fazıl Paşa İtalya’ya giden alım – satım görevlileri ile ilgili 28 Mart günü açıklama yapmıştı. Bu sebeple öldürülmüş olabilir. Kim vurduya gitti.

  • 28 Mayıs 1921 (1337) tarihinde 37. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    İcra Vekilleri Heyeti Reisliğine Yani Başbakanlığa Fevzi Paşa Seçildi: İkinci Başbakanımız da Fevzi Paşa. Sf.326

    Bir Teşekkür Telgrafı Okunuyor: Fevzi Paşa Meclis’e teşekkür ediyor.

    Reis, Elcezire Cephesi kumandanı Nihat Paşa’nın Ali Saip Bey hakkında takdirnamesini okuyor. Ve tartışma başlıyor:

    Mazhar Müfit Bey; “-Reis Bey, arkadaşımız olan muhterem mebus, Nihat Paşa’nın takdirine muhtaç ve müftekir (yoksul) değildir. (bravo sadaları) 

    Hüseyin Avni Bey; “-Kumandanların mercilerinden (başvuru yerlerinden) başkalarına böyle bir şey yazamazlar. Nihat Paşa’nın mercii burası değildir, efendim Nihat Paşa’nın mercii Müdafai Milliye Vekâletidir.” 

    Yahya Galip Bey: “-Günah mı oluyor hüsnü şahadet (güzel şahitlik)?”           

    Hüseyin Avni Bey; “-Günahtır, Günah!” Sf. 327

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 10 (16.04.1921 / 20.06.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 37, Celse: 1, – Sf. 326, 327) kitabından birebir alınmıştır.

  • 16 Nisan 1921 (1337) tarihinde 21. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Vekili Hasan Fehmi Bey

    Şurayı Devlet Yani Danıştay Hakkında Görüşmeler:

    (Adliye Vekili, memurlardan oluşan bir Şurayı Devlet yani Danıştay öneriyor. Bu Şura Meclis’e de danışmanlık yapar diyor.) 

    Mehmet Şükrü Bey; “-…Meclisi Ali, içlerinden intihapla (seçimle) ayrılacak bir Şurayı Devlet (Danıştay) teşkilini (oluşturulmasını) karara almıştı. Memurlar hakkında pek çok dava ortada duruyor, mağdur durumdalar….  .. Bir Liva mahkemesinde hükümet ile ahali arasında bir ihtilaf hâsıl olmuş, bunun mercii (başvurulacak yeri) Şurayı Devlettir ”  Sf. 10

    (Hüseyin Avni Bey şimdilik gerek yok, olacaksa da memurlardan olsun mebusları meşgul etmeyelim, Ali Şükrü Bey ise ilave bir külfet olarak görüyor. Bu takrir önce reddediliyor ama daha sonra da Adliye encümenine gönderiliyor.)  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 10 (16.04.1921 / 20.06.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 21, Celse: 1, – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • 13 Nisan 1921 (1337) tarihinde 20. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Vekili Hasan Fehmi Bey

    Cephedeki Durum Hakkında Beyanat:

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Heyeti Vekile Reisi ve Müdafai Milliye Vekâleti Reisi Fevzi Paşa, Yunan’ı takip edip çevirdiğimizi anlatıyor. Bu son iki haftada, önce İnönü’de savunma meydan muharebesi, sonra da Dumlupınar’da da saldırı meydan muharebesi kazandık diyor. Meclisin övgüsünü alıyor. Mustafa Kemal ve İsmet Paşalar ortada yoklar. Sf. 477 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 09 (1.03.1921 / 23.04.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 20, Celse: 1, – Sf. 477) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2 Nisan 1921 (1337) tarihinde 15. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Vekili Hasan Fehmi Bey

    Müdafai Milliye Bütçesi Görüşmeleri;

    (Cepheden gelen haberlere göre 2. İnönü Zaferi söz konusu. Mazhar Müfit Bey bu hayırlı haberi bize bağışlayan Müdafai Milliye Vekâletinin bütçesini tartışmaksızın kabul edelim diyor. Maddeler de dâhil hiç tartışılmadan, görüşülmeden bütçe geçiyor. Hasan Basri Bey karşı çıkıyor ama sonuç alamıyor.) Sf. 313 , 320

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 09 (1.03.1921 / 23.04.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 15, Celse: 1, – Sf. 313 ile 320 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 13 Nisan 1921 (1337) tarihinde 20. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Hüseyin Avni Bey’in, Albayrak Gazetesi Sahibi Mithat Bey Olayı Hakkında Takriri Görüşülüyor.

                “TBMM Riyaset-i Celile’sine;

      Erzurum’da intişar eden (yayımlanan) Albayrak Gazetesi Muharrirlerinden Erzurum Maarif Müdürü sabıkı (eskisi) Mithat Bey’i 21 Şubat 1337 (1921) tarihinde… Gazetesinin neşrettiği başmakaleden dolayı Erzurum Mevki Kumandanı Emin Bey vazifei memuriyet ve salahiyetini suiistimal ederek (kötüye kullanarak) mumaileyhi (söz konusu kişiyi) tahtı tevkife (tutukluluk altına) alarak… Mithat Bey’e pek çok işkenceler irtikâp ettirdiğini (yaptırdığını) istihbar eylediğimizde… Taalluku (ilgisi) itibariyle Maarif, Adliye, Dâhiliye, Müdafai Milliye Vekâleti Celilelerine sureti hususiyede (özel surette) müracaat ettik. … 13 Mart 1337 (1921) tarihinde… memurini askeriye tarafından cebren (zorla) polis dairesinden alınarak tekrar tevkif ve Cephe Divanı Harbine verilmek üzere Kars’a izam edildiğini (gönderildiğini) haber aldığımızda Müdafai Milliye Vekâleti Celile’sine müracaat ettik. … Bu husus Müdafai Milliye Vekâleti Celile’sinden Şark Cephesi Kumandanlığına tebliğ olunmuş ise de bir aydan beri işbu emir nazarı ehemmiyete alınmayıp, hâlâ Mithat Bey’in tahtı tevkifte (tutukluluk altında) olduğunu bugün Erzurum’dan işar eylediler (haber verdiler). Bu haksız muameleye şimdiye kadar niçin mani olmadığını Heyeti Vekile’den istizah eylerim (izahat isterim).  9 Nisan 1337 (1921)

                                               Erzurum Mebusu Hüseyin Avni ”  Sf.465  

    Tunalı Hilmi Bey (Bolu); “-Rica ederim, böyle bir istizah (gensoru) ne oluyor?”     

    Hüseyin Avni Bey; “- İstizah (soru önergesi vermek) vazife oluyor, vatanperverlik oluyor!”

    Tunalı Hilmi Bey; “-Cephelerde kan ağlıyor!” 

    Hüseyin Avni Bey; “-Siz anlamazsınız! Susunuz! ..Cepheleri tutacak kanundur, adalettir!”

    (Kabul ediliyor, görüşüleceği gün tartışılıyor.) Sf. 486

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 09 (1.03.1921 / 23.04.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 20, Celse: 1, – Sf. 486) kitabından birebir alınmıştır.

  • 11 Nisan 1921 (1337) tarihinde 19. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Vekili Hasan Fehmi Bey

    Besim Atalay Bey’in Gayri Milli Şehir İsimlerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi: (Lâyiha Encümenine Gönderildi.) Sf. 450

    2. Celse Hafidir (gizlidir): Aşağıdaki notlar, Gizli Celse zabıtları 2. Cilt, Sf. 30-35 alındı

    Erzurum Mebusu Mustafa Durak Bey’in Şark Raporu:

    Mustafa Durak (Erzurum); “-…Bolşeviklik iktisaden memleketi öldürür. Ne için? Çünkü rekabet yok!  …. Ruslar bizim nüfuzumuzdan istifade ettiler, Türkistan’ı, Buhara’yı, elde ettiler, Azerbaycan’ı da elde ettiler. …” 

    (Konu tam konuşulamadı yarım kaldı.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 09 (1.03.1921 / 23.04.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 19, (Gizli Celse zabıtları 2. Cilt, Sf. 30 ile 35 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 9 Nisan 1921 (1337) tarihinde 18. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Tokat Mebusu Rıfat Bey’in Memurların Azil ve Tayinleri Hakkında Kanun Teklifi:

    (Memurların tayinleri Vilâyetlerde kurulacak olan komisyon tarafından yapılsın diyor.) Sf. 410

    İstiklâl Mahkemeleri Hakkında Görüşme:

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); (Kastamonu İstiklâl Mahkemesinin uygulamaları hakkında konuşuyor.) “- ..mücrime (suçluya) bir daha firar edersen seni idam ederiz deniliyor. Sonra tekrar firar ettiğinden dolayı böyle tereddüt hâsıl oluyor. İşte böyle hatalarımız vardır. Bütün İstiklâl Mahkemelerince sadır olan (oluşturulan) kararların burada tetkik edilmesini teklif ediyorum. Efendiler! Veresiye idam hükmünü veriyorlar! ..” Sf. 417 

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “- ..Belki İstiklâl Mahkemeleri bunu hakikaten tehdit için yapmıştır. Fakat efendiler tehdit için hayat ile oynanmaz. Ya Kangırı (Çankırı) Mutasarrıfı bize ihbar etmeden veyahut istizan etmeden (izin vermeden) veyahut bizim sem’i ıttılaımıza (duyumumuza) vasıl olmadan (ulaşmadan) bu adamı ipe çekse idi? Bunun beraat kararını nereye yazacaktınız? Kabir taşına mı yoksa mahşerde mi? .. İstiklâl Mahkemeleri bize birer cetvel göndereceklerdi, bendeniz bunu teklif etmiş idim… Cetveller, işittiğime göre muntazaman meclise gönderildiği halde Heyeti Aliyenize verilmemiştir ve bizim tetkikimizden geçmemiştir. …” 

    Celalettin Arif Bey (Erzurum); (Adliye Encümeni Reisi)  “- …İstiklâl Mahkemesi karar veriyor. Diyor ki; filan filan adamlar firar etmişler şimdilik bunlara dayak atalım diyorlar ve bu suretle yüz, yüz elli değnek attıkları olmuştur ve bunu yapan da Kastamonu İstiklâl Mahkemesidir. Sonra şarta taliken (şartlı geciktirerek) demişlerdir ki; bir daha firar ederseniz sizi idam edeceğiz. Mahkeme bu hükmü verebildi. … o efradı (fertleri, askerleri) tekrar yakalattıktan sonra onları mahkeme huzuruna getirip niçin firar ettin diye esbabını (sebeplerini) sormadan idam etmektir.  Filan filan efendi firar etmiştir, asın diye telgraflarla emir verilmesi yapılacak bir şey değildir. Ve bu yapılırsa kanunu, adaleti ayaklar altında çiğnemek demektir. … ve böyle muamele beş altı kişi hakkında icra edilmiştir dediler, bu Refik Şevket Bey’in Encümene vermiş olduğu izahattır. … Bu adamlar dinlenmeden asılmasın diye Adliye Encümeni bu kararı vermiştir.” 

    (Besim Atalay Bey bu bir ihtilal dönemidir, kanunlar aşılır diyor.)  Sf. 422

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 09 (1.03.1921 / 23.04.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 18, Celse: 1, – Sf. 420 ile 422 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Nisan 1921 (1337) tarihinde 17. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Vekili Hasan Fehmi Bey

    Celalettin Arif Bey ve İki Arkadaşının Hariciye Vekili Hakkındaki İstizah Takriri Kabul Edildi. Sf. 378

    2. İnönü Zaferi Hakkında Beyanat:

    (Bursa Mebusu Operatör Emin Bey’in açıklamasına göre; yaralı 2.600, şehit 7-8 yüz, düşmanın en az 15 bin ölüsü var. Yunan kuvvetleri 60.000 kadar.) Sf. 382

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 09 (1.03.1921 / 23.04.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 17, Celse: 1, – Sf. 378 ile 382 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 4 Nisan 1921 (1337) tarihinde 16. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Maarif Vekili Hakkında İstizah (Soru Önergesi) Görüşülüyor:

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis): (1) “- .. Biz istiyor ve intizar ediyorduk ki (merakla bekliyorduk ki); bize mektepler açılsın, muallimler gönderilsin. Maarif Vekili muhteremi bize memur gönderiyor. … Vekâlet, maarif müdürü, maarif ketebesi (kâtibi) tayin ve izam edeceğine (göndereceğine), idadi (ortaokul) müdürü, idadi muallimleri gönderse, idadi muallimlerine maarif müdürü vazifesini fahriyen tevdi etse (ücretsiz olarak verse) daha iyi olmaz mı idi? Efendiler! Bitlis, Muş, Genç Livaları dâhilinde, İsviçre kadar vasi (geniş) bir arazi teşkil eden bu üç liva dâhilinde bir tek mektebi iptidai (ilkokul) yok. .. Neden maarif memurları gönderiliyor?” (Sadece Muş Milli Eğitim Müdürünün harcırah ve maaşını hesaplıyor 4 bin lira.) “…dört bin lira ile bir idadi (ortaokul) mektebi açıldıktan sonra, ikişer tane de iptidai (ilkokul) mektep açılıyor. (İstanbul’dan gelenlerden bahsediyor.) … Bunların hepsi Vekili Muhtereme intisabından (işe başlatılmasından) bahsetti ve bunlar bu suretle kayırılıyorlar. (siparişle geliyorlar sesleri) .. Emin olunuz ki gelenlerin yüzde otuzunu Maarif Vekâleti terfi ettirmiş, işe kayırmış. Geldiklerinde bizi Sultani’de (Lise ve Üniversite gibi) iskân (yerleştirme) ettireceksiniz diye de tutturdular. Bunlar iskân edilmedi, iaşe edilmedi (yiyecek verilmedi), .. sizi azlederiz dediler ve Maarif Müdürünü azlettirdiler.” 

    Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey; “-Katiyen yalan.” 

    Yusuf Ziya Bey Devamla; “-Yedimde (yanımda) vesaik (belgeler) var ispat ederim… Efendiler! İnsanları sözleriyle değil işleriyle ölçünüz.  Hamdullah Suphi Beyefendi ihtimal ki bir hatiptir. Fakat iş adamı değildir. Onda yaşayan zihniyetle .. bu maarif yürümez.” Sf. 339 

    Hacı Ahmet Hamdi Bey (Muş) (Takrir sahiplerinden) “-.. Orada mektep yok, bina yok, bu memurlar baykuşluk vazifesini yapmak için mi gidiyorlar? .. Anadolu mahvolmuş, bitmiştir. Anadolulunun altındaki çulu satıyoruz, vergisini alıyoruz.. küstürmeyelim.  Evet, deniyor; cahil, Kürt, Ekrat (Kürtler) ne olacak! (Kim diyor sedaları)

    (Hamdullah Suphi Bey şaibeli bir biçimde gensorudan güvenoyu aldı.) Sf. 346

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 09 (1.03.1921 / 23.04.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 16, Celse: 1, – Sf. 339 ile 369 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Bitlis Mebusu Yusuf Ziya Bey, istizah sahiplerinden. Cesur, akıllı ve demokrat insan. 14 Nisan 1925’de Şeyh Sait İsyanı sebebi ile ve Şeyh Sait’in idamından bir gün önce Bitlis’te kurşuna dizildi.

  • 4 Nisan 1921 (1337) tarihinde 16. İçtima 2. Celse, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Ziynet Eşyalarının Duhulünün (Girişinin) Men’i Kanunu Görüşülüyor:

    (Ali Şükrü Bey tatilden dönmüş, bir takrir vererek fes ve püskülün ithalinin serbest bırakılmasını istedi.)

    İngiliz Hükümetine Gönderdiğimiz 31 Mart 1921 Tarihli Bir Nota:

      ” .. İngiliz mehalifi resmiyesi (İngiliz resmi çevreleri) tarafından 27 Mart 1921 tarihli İstanbul gazeteleri ile neşrettirilen (yayımlattırılan) bir beyannamede İngiliz Hükümetinin takip ettiği bitaraflık (tarafsızlık) siyasetine tevfikan (uyarak) General Sir Harding’i Birinci Yunan Fırkası Kumandanlığından çektiğini ilan etmesi… “İngiliz birliklerinin Yunan geri kısmını emniyete alması sonucunda Yunanlılar saldırdılar” diyor. … İşte Hükümetinizin ve memurlarınızın bitaraflık (tarafsızlık) beyanatını takip eden vakayi (olaylar) bunlardır. .. Siz, kadınlarımızı, çocuklarımızı evvelce Venizelos’un şimdi de Konstantin’in sürülerine katl (öldürme) ve infa (sürgün) ettirmekle bize Garp Emperyalizminin boyunduruğunu kabul ettirmeye muvaffak olamayacaksınız vesselam!

                          TBMM Hâriciye Vekili Ahmet Muhtar.”  Sf. 367 

    (Ali Şükrü, Selahattin Bey ve Celalettin Arif Bey bu protestonun lisanını çok kaba buluyorlar. Bu protesto şunu gösteriyor ki, İngilizler Yunandan muharip desteğini çekmiştir.)  Sf. 368   

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 09 (1.03.1921 / 23.04.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 16, Celse: 1, – Sf. 360 ile 368 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2 Nisan 1921 (1337) tarihinde 15. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    İkinci İnönü Harbi Beyanatı: Başbakan ve Savunma Bakanı Fevzi Paşa cepheden izaha veriyor:

    (Fevzi Paşa; Londra’da aradığını bulamayan Yunanistan bir ayda işimizi bitirmek için 100 bin kişilik bir ordu ile her koldan saldırdı, amacı bizim orduyu çevirip, batıya atıp Anadolu’yu işgal etmekti. İnönü’de yedi gün yedi gece süren savaştan sonra yenildiler ve çekildiler diyor.  Celalettin Arif Bey ve diğerleri Fevzi Paşa için çok övgü dolu sözler kullanıyorlar. Fevzi Paşa çok mütevazı, bu övgüleri millete veriyorum diyor. Bir takrir ile Fevzi Paşa’nın bir derece terfisi kabul ediliyor.) Sf. 331

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 09 (1.03.1921 / 23.04.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 15, Celse: 1, – Sf. 313 ile 331 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 31 Mart 1921 (1337) tarihinde 14. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    İtalya’daki Mubayaa (Alım-Satım) Heyetinin Faaliyetleri Hakkında Görüşme. Sf. 283

    Nafıa Vekili Ömer Lütfi Bey (Amasya); “-.. bu müddet zarfında bu arkadaşların yaptıkları işi ve gönderecekleri eşyayı anlamak için epeyce uğraştım. Kânunusani zarfında dört defa telgraf çektim. Cevap alamadım. 13 Şubatta Cami Bey’e telgraf çektim. Cevap alamadım…. Nihayet 8 Mart tarihli bir telgraflarını aldım.”

    (Cami Bey ve diğer mebuslar İtalya’dan alınacak şimendifer malzemeleri ile ilgili listeyi Ankara’da unutmuşlar. Bu görevlendirmenin biçimi nedeni ile Nafıa Vekâleti görevinden alınan İsmail Fazıl Paşa gerçekleri anlatıyor.)

    İsmail Fazıl Paşa (Yozgat); “-.. izzeti nefsime dokunuyor, hakkı kelamımı (konuşma hakkımı) veremem.. Ben bu şimendifer (tren) ihtiyacı hususunu Heyeti Vekile’ye götürdüm. .. Tekmil (bütün) bu işlere hepimiz beraber karar verdik. .. Bunların gitmesine esasen biz yani Heyeti Vekile olarak rıza gösterdik. … O vakit divanı riyasete haber verilmişti. Niçin Divanı Riyaset Meclis’e haber vermedi?  … Efendiler hakkal insaf (gerçekten insaflı) bir karar vermemiz icap ederse; o vakit ki Heyeti Vekile’yi tamamıyla ıskat etmeniz (kaldırmamız) lâzım gelirdi ve Divanı Riyaseti kâmilen ve tamamıyla değiştirmeniz lâzımdı. (Bravo sesleri, alkışlar)  Sf. 289 

    2. Celse: Reisi Sâni Dr. Adnan Bey.

    1921 Bütçe Kanunu Görüşmeleri.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 09 (1.03.1921 / 23.04.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 14, Celse: 1, – Sf. 283 ile 289 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): İsmail Fazıl Paşa bu konuşmasından 20 gün sonra 18 Nisan 1921’de beklenmeyen bir biçimde öldü. Ali Fuat Cebesoy’un Babası.

  • 28 Mart 1921 (1337) tarihinde 13. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Dersim’e Hâkimi Münferit Talebi:

    (Hâkim-i Münferit, bizim kafada olmayan, olaylara bizim gibi bakmayan hâkim demek.) 

    (Dersim Mebusu Abdülhalik Tevfik Bey Hâkimi münferit konusunda bir takrir veriyor. Tunalı Hilmi Bey ise muharebe bitince verelim diyor.)  

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “-Herkes vazifesini yapar, asker de muharebesini (harbini, savaşını) yapar.”

    Askerlik Şubelerinin Lağvı Hakkında Hüseyin Avni Bey’in Takririni Encümen Reddediyor. Sf. 269

      2.Celse: Reisi Sâni Dr. Adnan Bey.

      Ziynet Eşyalarının Girişini Yasaklayan Kanun Görüşülmeye Devam Ediliyor. Sf. 275 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 09 (1.03.1921 / 23.04.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 13, Celse: 1, – Sf. 269 ile 275 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 26 Mart 1921 (1337) tarihinde 12. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Ziynet Eşyası Girişini Yasaklayan Kanun Hakkında Görüşmeler. Sf. 244

    Abdülkadir Kemali Bey (Kastamonu); “-..Efendiler! Bilhassa ben kendim karşınızda duruyorum, fesimden ayağıma kadar giydiğim şeylerin hangisinin memlekette çıktığını kabul ediyorsunuz. Hiç birisi memlekette çıkmıyor.” Sf. 256

    Besim Atalay Bay (Kütahya); “-Efendim tuhaftır, İstanbul’un tesettürü; altını örter üstünü açar. Anadolu da altını açar, tek gözle nişan alır gibi üstünü örter. Bunun bir ortasını bulalım.”  Sf. 257

    2.Celse: Reisi Sâni Dr. Adnan Bey.

    Fukara Ahaliye Dağıtılmak Üzere Ormanlardan Kırılan Yakacak Hakkında Kanun Kabul Edildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 09 (1.03.1921 / 23.04.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 12, Celse: 1, – Sf. 244 ile 259 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 24 Mart 1921 (1337) tarihinde 11. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Vekili Hasan Fehmi Bey

    Yunan Taarruzu Hakkında Beyanat

    Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Vekili Ve Müdafai Milliye Vekili Fevzi Paşa (Kozan); “-Efendim Yunanlıların bir hayli zamandır beklemekte olduğumuz taarruzları (saldırıları) dün başlamıştır.”

    (23 Martta başlayan bu taarruz hakkında çok kısa bir beyanat verdi.) Sf. 230

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 09 (1.03.1921 / 23.04.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 11, Celse: 1, – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 26 Mart 1921 (1337) tarihinde 12. İçtima 1. Celse, Reisi Sâni Dr. Adnan Bey

    Reis Gündeme Uymuyor Diye Şikâyet Var.

    (Reis Meclis ruznameye yani gündeme hâkimdir diyor.) Sf. 233

    Okulsuz Livalara Maarif Müdürü Gönderilmesi Hakkında Bir İstizah (Soru Önergesi);

    (Muş Mebusu Ahmet Hamdi Bey Bitlis, Genç ve Muş Livalarında okul olmadığı halde, İstanbul’dan gelen efendileri kayırmak için maarif müdürü ve maarif başkâtipleri tayin edilmiştir diyor.) Sf. 235  

    Trabzonlu Adliye Vekili Trabzon’a Fazla Hâkim Tayin Ettiği Hususunda İstizah Yani Gensoru Yapılıyor.

    Yahya Galip Bey (Kırşehir); “- …Demek oluyor ki, Adliye Vekili Beyefendi olsun, diğer vükelayı devletten kim olursa olsun, bu meclis, bu efendilerin keyfine tabidir. (gürültüler) (Sözünü geri alsın sesleri) … Ne patırtı ediyorsunuz? Meclis onların keyfine tabi değilse, pekâlâ tabi olmadığını göstersin…. Trabzon mülhakatından (bağlı yerlerinden) diğer mahallere bir hâkim fazla göndermek için Tokat’taki mahkemeyi kaldırdı. Biz öyle bilmek isteriz ki Adliye Vekili olan zat, yalnız Trabzon’un vekili değil umumun vekilidir.” (Bravo sesleri)

    Adliye Vekili Trabzon Mebusu Hacı Mehmet Bey; “-Ben Müsteşarım olan Baha Molla’yı azletmiştim, nedenini sordu, söylemedim diye bana kinlendi.”

    Yahya Galip Bey; “-..hâkimi münferidi Canik’te de teşkil etmiştir. Kendisi Meclisimize karşı yalan söylemiştir. (Gürültüler)

    (Adliye Vekili işi döndürüyor. Reis Dr. Adnan Bey bu istizahları (gensoruları) örtbas ediyor.) Sf. 238 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 09 (1.03.1921 / 23.04.1921) (TBMM Matbaası 1954 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 12, Celse: 1, – Sf. 233 ile 238 arası) kitabından birebir alınmıştır.