Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Bütün organik varlıkların iki büyük yasaya göre oluştukları genellikle kabul edilmektedir. Tip Birliği ve Varolma Koşulları. Tip birliği, aynı sınıfın organik varlıklarındaki temel yapı birliği demektir ve yaşam alışkanlıklarından tamamen bağımsızdır. Kuramıma göre, tip birliği, türeme birliği ile açıklanmıştır. Sf. 216, 217

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 216, 217) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğal seçilim, bir türde, başka türün yararına veya zararına olan hiçbir şey üretmez; ama çok yararlı ve hatta kaçınılmaz veya diğer türler için zararlı olan parçalar, organlar ve salgılar üretebilir, ama her durumda, aynı zamanda sahibine yararlı olacaktır. Canlılarla dolu olan her bölgede, doğal seçilim, temel olarak yaşayanların birbirleriyle rekabeti ile çalışır ve sonunda, yalnızca ülkenin standartlarına uygun olarak yaşam mücadelesi için yetkinliği veya gücü üretir. Böylece, bir ülkede yaşayanlar, genellikle de az olanlar, genellikle daha büyük bir ülkenin canlılarına yenilirler. Çünkü daha büyük olan ülkede, daha fazla birey vardır, daha çok farklılaşmışlardır ve rekabet daha acımasızdır, bunun sonucunda da yetkinlik seviyesi yüksektir. Doğal seçilim, mutlak mükemmeliyet yaratmayabilir; kısıtlı yeteneklerimizle değerlendirebildiğimiz kadarıyla, mutlak mükemmellik her yerde bulunamaz. Sf. 216

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 216) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğal seçilim, bir canlıda kendisine zararlı olacak hiçbir şey üretmez, çünkü doğal seçilim sadece her bireyin iyiliği için çalışır. Paley’in dediği gibi, hiçbir organ, sahibi için acı yaratması veya zarar vermesi için oluşmaz. Eğer her parçanın iyi ve kötü etkilerinin dengesine dikkat edilirse, her biri bütünde avantajlı bulunacaktır. Belli bir süre sonra, yaşamın değişen koşulları altında, eğer bir parça zararlı hale gelirse, değişir; böyle olmazsa canlı, binlerce canlıda olduğu gibi, yok olur.

    Doğal seçilim, bir organik varlığı, varolma mücadelesine giriştiği aynı ülkenin diğer canlıları kadar veya onlardan bir miktar daha iyi duruma getirme eğilimindedir. Bu doğa koşullarında elde edilen mükemmellik derecesidir. Sf. 212

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 212) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğa neden yapılar arasında sıçramalar yapmamıştır? Doğal seçilim kuramıyla, bunun neden böyle olduğunu anlayabiliriz; çünkü doğal seçilim, yalnızca ufak ardışık değişimlerden yararlanarak işler; sıçrama yapmaz, kısa ve yavaş adımlarla yürür. Sf. 206

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 206) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunu şu örnekle açıklayabilirim: birisi çok dağlık bölgeye, ikincisi dar bir vadiye, üçüncüsü de tabanda geniş alanlara uyum sağlamış üç çeşit koyun ele alındığında, üçü de aynı denge ve beceriyle, seçilim yoluyla sayılarını artırmaya çalışacaklardır. Bu durumda, dağlarda veya düz alanlarda neslini artırmaya çalışanların şansı, dar alanda daha az sayıda yaşayanlara göre çok daha fazla olacaktır. Bunun sonucunda da, gelişmiş olan dağ veya düz alan üretimleri, daha az gelişmiş olan dar alan çeşidinin yerini alacaktır. Böylece ilk olarak daha çok sayıda var olan iki üretim, yok olan çeşit arada olmadığı için birbiriyle daha yakın ilişkiye geçecektir. Sf. 190

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 190) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dölü, ebeveynlerinden en ufak biçimde farklılaştıran neden her neyse,- her birinin bir nedeni vardır- bireye yararlı olduklarında, doğal seçilimle bu farklılıkların düzenli olarak biriktirilmesi, yapıdaki en önemli değişikliklere yol açar ve böylece, dünya yüzeyindeki sayısız canlı birbirleriyle mücadele ederek, en iyi uyum sağlayanı, neslini sürdürür. Sf. 184

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 184) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yaşlı Geoffrey ve Goethe, aynı zamanda, gelişmenin dengelenmesi veya telafisi kanununu ortaya sürdüler veya Goethe’nin dediği gibi, ‘doğa, bir yönde harcayabilmek için, öbür tarafta ekonomi yapacaktır. Bunun, evcil hayvanlarımız için bir derecede geçerli olduğuna inanıyorum: eğer besin bir organ veya bölüme fazla akarsa, en azından başka bir bölüme fazla akmayacaktır; böylece bir ineğin hem çok süt verip, hem de besili olması zordur. Aynı lahana çeşitleri, hem besin değeri yüksek yapraklar, hem de yağ bakımından zengin tohumlar vermez. Sf. 164

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 164) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bazı yazarlar tarafından söylendiği gibi, birbirine benzeyen parçalar, birleşme eğilimindedirler; bu genellikle azman bitkilerde görülür; taç yapraklarının birleşip tüp oluşturduğu gibi, normal yapılarda da, birbirine benzeyen yapıların birleşmesinden daha doğal bir şey yoktur. Sf. 161

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 161) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kullanma ve kullanmamanın etkileri; İlk bölümde bahsedilenlerden, evcil hayvanlarımızın, belirli organlarını kullanmasının, o bölümleri büyüterek geliştirdiği ve kullanmamasının da zayıflattığı ve bu değişimlerin kalıtımsallaştığı şüphe götürmez. Sf. 153

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 153) kitabından birebir alınmıştır.

  • İklim, yiyecek vs.nin, bir bireyi ne kadar doğrudan etkilediğini bilmek çok zor. Bana göre, bu etki, hayvanlarda çok az ve herhalde bitkilerde daha çok olmalı. Sf. 151

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 151) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bölüm Özeti:

    Değişen yaşam koşulları altında, uzun çağlar boyunca, organik varlıkların, yapılarının bazı parçalarında değişim gösterdikleri bence tartışılmaz; sayıdaki hızlı geometrik artışa bağlı olarak, her türün, bazı çağ, mevsim veya yıllarda yaşam için çetin bir mücadeleye girişeceği de tartışılmazsa; o zaman, tüm organik canlıların, yapı, form ve alışkanlıklarda sonsuz farklılaşma yaratan, birbirleri ve varolma koşulları ile oluşmuş sonsuz ilişki karmaşıklığını göz önüne alarak, birçok değişimin insanların yararına olması durumundaki gibi, her bireyin çıkarı için oluşacak bir değişimin olmaması halinin çok olağandışı olacağını düşünüyorum. Ama eğer bir organik canlıya yararlı olabilecek değişimler oluşuyorsa, bu şekilde yapılanan bireyler varolma mücadelesinde ayakta kalabilmek için en iyi şansa sahip olacaklardır; ve kalıtımın güçlü kuralıyla, benzer yapıda döller üretmeye eğilim göstereceklerdir. Bu koruma ilkesine, kısa tutmak amacıyla, Doğal Seçilim diyorum. Sf. 146

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 146) kitabından birebir alınmıştır.

  • Unutulmamalıdır ki, bu rekabet, yapı, form ve davranışlarında birbirlerine yakın formlarda en çetin şekilde olacaktır. Sf. 142

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 142) kitabından birebir alınmıştır.

  • Az farklılaşmış bir yapıda olan hayvan cinsleri, çok farklılaşmış olanlarla rekabet edemez. Sf. 136

    Ayrıca genel olan ve geniş alan kaplayan türlerin, az olan ve dar yer kaplayanlara göre daha çok değiştiklerini görmüştük. Sf. 137

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 136, 137) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yine daha eski bir zamanda bir adamın daha ince, diğerinin ise güçlü ve iri atları tercih ettiğini kabul edelim. İlk farklılıklar az olacaktır; zamanla, bir üreticinin daha ince, diğerinin daha güçlü ve büyük atlar seçmeye devam etmesiyle farklılıklar büyüyecektir ve iki alt yavru cinsi oluşacaktır; yüzyıllar sonra iki farklı yavru, birbirinden açıkça ayrılabilen iki farklı yetiştirilmiş cins haline geleceklerdir. Farklılık yavaşça arttıkça, çok güçlü veya çok ince olmayan ara özelliklerdeki hayvanlar dikkate alınmayacaktır, böylece yok olacaklardır. Burada insan faaliyetindeki farklılaşma kuralını görüyoruz; bu, önce az fark edilebilen, sürekli artan ve sonunda nesli hem birbirinden, hem de ortak atadan tamamen farklı yapan bir süreçtir. Sf. 133

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • Değişen ve gelişenlerle yakın mücadele içerisinde olan formlar, doğal olarak en çok olumsuz etkilenenler olacaklardır. Varolma Mücadelesi bölümünde de gördüğümüz gibi, yakın yapı, form ve alışkanlıklarda olan çok yakın formlar,- aynı türün çeşitleri, aynı cinsin türleri- birbirleri ile en çetin mücadeleleri gerçekleştireceklerdir. Sonuç olarak, her yeni çeşit veya tür, yapılanma sürecinde, en çok yakın türüne baskı yaparak, onu yok etmeye çalışacaktır. Bu tür yok etme işlemini, insan tarafından seçimle geliştirilen, evcil üretimlerimizde de görebiliriz. Yeni sığır, koyun ve diğer hayvanların ve çiçek çeşitlerinin doğumlarının, eski ve geri kalmış cinslerin ne kadar çabuk yerlerini aldığını gösterebilecek birçok örnek var. Yorkshire’de eski siyah bir sığırın uzun boynuzlu olanlarla yer değiştirmesi tarihsel bir gerçektir ve bunlar da “kısa boynuzlarla silinmişlerdir” (bir tarım yazarının sözlerini tırnak içeresine aldım) “sanki ölümcül bir hastalığa yakalanmış gibi.” Sf. 131, 132

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 131, 132) kitabından birebir alınmıştır.

  • Az birey tarafından temsil edilen bir formun, mevsimin veya düşman sayısının dalgalanmalarında, nihai yok olma şansı artacaktır. Sf. 130

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğal Seçilim İçin Elverişli Koşullar; Bu anlaşılması güç bir konu. Büyük miktardaki kalıtımlaşabilir ve farklılık sağlayabilecek çeşitlilik, avantajlıdır, ama inanıyorum ki, sadece kişisel farklılıklar da işe yarayacaktır. Belirli bir avantajlı farklılaşmalar sürecinde, daha iyi olabilme şansı verilen birçok birey, daha az bir değişimle yetinecektir ve bu başarı için önemli bir faktördür. Doğa, doğal seçilim için uzun süreler tanıyacaktır, ama bu süre sonsuz değildir; denilebilir ki, bütün organik varlıklar ekonomide bir yere sahip olma mücadelesini veriyorlar ve eğer bir tür rakiplerine göre değişmez ve gelişmezse, zamanla yok olur. Sf. 124

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 124) kitabından birebir alınmıştır.

  • Varolma mücadelesi, kaçınılmaz olarak, canlıların hızlı üreme eğiliminin sonucu oluyor. Doğal yaşamı boyunca birçok yumurta veya tohum üreten her canlı, yaşamının bazı bölümlerinde, bazı mevsimlerde veya bazı yıllarda yok olma ile karşılaşır, aksi halde geometrik büyüme kuralına göre, sayıları o kadar büyür ki, hiçbir ülke yeterli besini sağlayamaz. Böylece yaşayabilecek miktardan çok canlı ürerse, her seferinde aynı türün veya başka türlerin bireyleri arasında veya yaşam koşullarına karşı, varolma mücadelesi olacaktır. Bu, tüm hayvan ve bitki âlemine çok yönlü uygulanan Malthus doktrinidir; burada yapay besin artışı ve akıllı bir biçimde birleşmenin engellenmesi yoktur. Bu gün bazı türler az veya çok hızla artıyorlarsa da, dünyada yeterli yer olmadığı için, hepsi bunu yapamamaktadır.

    Her organik varlığın doğal olarak çok hızlı büyümesi sonucu, eğer yok olmazsa, yeryüzünün sonunda bir çiftin nesli ile kaplanacağı konusuna bir istisna yoktur. Yavaş üreyen insan bile 25 yılda iki misli artmıştır ve bu hızda birkaç bin yılda bu nesil için oturacak yer kalmayacaktır. Sf. 89

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 89) kitabından birebir alınmıştır.

  • Varolma mücadelesi terimini geniş ve metafor tabanlı bir açıdan kullandığımı belirtmek isterim; bu, bir varlığın diğer varlığa dayanmasını ve (daha da önemlisi) sadece varlığın yaşamını değil nesil bırakma başarısını da kapsıyor. Kıtlık zamanında iki yırtıcı hayvan, kimin besini alarak yaşayacağı konusunda birbirleri ile ciddi bir mücadeleye girişirler. Fakat çöldeki bir bitki, varolma mücadelesini kuraklığa karşı yapar, daha doğrusu neme bağlı olduğu söylenebilir. Sf. 88

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 88) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aborijinal ilk soy demek. Sf. 43

    Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.