Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Resmi ideolojiyi eleştirmediği sürece, bilimin gelişmesi olasılığı yoktur.   Resmi ideolojiyi eleştiremeyen bilimin, saygınlık kazanması da olanaksızdır. 

    Alıntı: Bilim, Resmi İdeoloji, Devlet, Demokrasi ve Kürt Sorunu – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1991 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • Giriş; Bir toplumda düşünce hayatının gelişmesi ve bunun seviyesi eleştiri kurumunun varlığına veya yokluğuna bağlıdır.  

    Yanlışlığı ileri sürülemeyen, eleştirilemeyen bir önerme bilimsel olamaz. 

    Alıntı: Bilim, Resmi İdeoloji, Devlet, Demokrasi ve Kürt Sorunu – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın 2. Baskı Aralık 1991 – Sf. 9, 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • Olgulardan sadece birine bile bilimsel olarak bakmak engellenince, o olgunun ilişkiler içinde bulunduğu bütün de kavranılamaz. Olgulardan birisinin tabu olarak tutulması, öteki olgulara bilimsel yaklaşmayı da engeller.

    Alıntı: Kürtlerin Mecburi İskânı (Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama) I – İsmail Beşikçi (Sf. 205) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kürtçe köy isimlerinin değiştirilmesi, Türkçe isimler konulması, Kürtçe söylenişinin yasaklanması, yine 27 Mayıs darbesinin en önemli eylemlerindendir.  

    27 Mayıs 1960 darbesinin en önemli eylemlerinden biri, şüphesiz ki 2510 sayılı İskân Kanununa ek olarak çıkarılan 105 Sayılı Kanundur. Bu kanun gereği Doğunun egemen sınıf denilen toprak ağalarından, aşiret reislerinden, şeyhlerden, seyitlerden 55 kişi batı Anadolu’ya sürgüne gönderilmişlerdi.

    Alıntı: Kürtlerin Mecburi İskânı (Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama) I – İsmail Beşikçi (Sf. 176, 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • .. Daha sonra 1930 yıllarında devrin Adalet Bakanı olan Mahmut Esat Bozkurt bunu şu şekilde ifade etmiştir; “Bu memlekette Türk olmayanların tek bir hakkı vardır; Türklere hizmetçi olma, Türklere köle olma hakkı.”  Milliyet Gazetesinin 1655 sayı ve 19.9.1930 tarihli nüshasında.

    Alıntı: Kürtlerin Mecburi İskânı (Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama) I – İsmail Beşikçi (Sf. 190) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2510 sayılı İskân Kanunundan önce de Kürtlerin toplu halde veya azar azar sürgüne gönderildiklerini unutmayalım. Bu kanunların önemlileri şunlardır. 

    1- Mahalli İskânlarını İzinsiz Terk Eyleyen Muhacir ve Mültecilerle Aşiretler Hakkında Kanun.  10. Kânunuevvel. 1925 tarih ve 675 sayılı.   

    2- 31 Mayıs 1926 tarihli ve 885 Sayılı İskân Kanunu.  

    3-10 Haziran 1927 Tarih ve 1097 sayılı Bazı Eşhasın Şark Mıntıkalarından Garp Vilâyetlerine Nakline Dair Kanun.  

    11- 25.12.1935 tarih ve 2884 sayılı Tunceli’nin Yönetimi Hakkında Kanun.

    Alıntı: Kürtlerin Mecburi İskânı (Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama) I – İsmail Beşikçi (Sf. 185) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu kanun TBMM’de komisyonlarda ve Meclis’te görüşüldüğü sırada Şehinşah Rıza’nın 40 gün 40 gece Türkiye’de misafir bulunması, İngiliz, Fransız ve Irak yetkilileriyle yapılan görüşmeler dış ilişkilerin saptanması açısından önemli olgulardır.

    Alıntı: Kürtlerin Mecburi İskânı (Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama) I – İsmail Beşikçi (Sf. 159) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu kanun gerçekte iskân kanunu değil mecburi iskân kanunudur.  

                                              Mukaddeme (giriş)

    İskân Mıntıkaları (Yerleşim Bölgeleri)       

    Madde1- Türkiye’de Türk kültürüne bağlılık dolayısıyla nüfus, oturuş ve sayılışının bu kanuna uygun olarak icra vekillerince yapılacak bir programa göre, düzeltilmesi Dâhiliye Vekâletine verilmiştir.  

    Madde 2- Dâhiliye Vekilliğince yapılıp, İcra Vekilleri Heyetince (hükümetçe) tasdik olunacak (onaylanacak) haritaya göre, Türkiye iskân mıntıkaları bakımından üç nevi (çeşit) mıntıkaya ayrılır.  Bir Numaralı Mıntıkalar; Türk kültürlü nüfusun tekâsüfü (yoğun olması) istenen yerlerdir.   İki Numaralı Mıntıkalar; Türk kültürüne temsili (Türk olmayıp Türk nüfusunun içinde eritilmesi yani asimile edilmesi) istenilen nüfusun nakil ve iskânına ayrılan yerler.   Üç Numaralı Mıntıka; Yer, sıhhat, iktisat, kültür, siyaset, askerlik ve inzibat (asayiş)  sebepleri ile boşaltılması istenilen ve iskân ve ikâmet yasak edilen bölgeler. (1)

    Fasıl 1-  Muhacirin (göçmenler) ve Mültecilerin (iltica edenler, siyasi göçmenlerin)  Kabulü;

    Madde – 3; Türkiye’de yerleşmek maksadı ile dışarıdan münferit (ferden, bireysel olarak) ve müçtemian (ceman yani topluca) gelmek isteyen, Türk soyundan, meskûn veya göçebe fertler ve aşiretler ve Türk kültürüne bağlı meskûn kimseler .. Dâhiliye Vekilliğinin emri ile kabul olunurlar. 

    Madde 4-  

      a-Türk kültürüne bağlı olmayanlar.   

      b- Anarşistler  

      c- Casuslar 

      ç- Gezgin Çingeneler  

      d- ..memleket dışına çıkartılmış olanlar.  

      Türkiye’ye muhacir olarak alınamazlar. (1) 

    Kemalist Hükümet, 1926’da İngiltere emperyalist Hükûmeti ile 1930 yılında da Şehinşah Rıza Şah monarşisi ile bu tür antlaşmalar imzalamıştır.  Bu antlaşmanın 1930 yılı yaz aylarında ibret verici bir uygulaması olmuştur.  Kürtler Kürdistan’ın özerkliği için İngiliz emperyalist Hükûmeti ile Güney Kürdistan’da şiddetli bir savaşa tutuşmuşlardır.  İmparatorluk ordusu yanına kukla Arap monarşisinin güçlerini de katarak, hava ve kara birlikleri ile Kürdistan’a yürümüştür. Aynı zamanda İran ile de savaş halinde olan Kürtler, Hakkâri’ye kadar gelmişler ve TC Hükümetinden iltica (siyasi sığınma) hakkı istemişlerdir.  Kemalist Hükûmet İngiliz emperyalist Hükûmeti ile yaptığı antlaşma gereğince Kürtlere iltica hakkı vermemiştir.  Ve Türk birlikleri ile İngiliz birlikleri bu isyanın elebaşısı olan Şeyh Ahmet ve Molla Mustafa Barzani’nin yakalanmasını sağlamışlardır. İdama mahkûm edilmiş sonra da Basra’da hapse atılmışlardır.   

    Madde 7-

    a) Türk ırkından olup, hükümetten yardım istemeyenler istedikleri yere, yardım isteyenler Hükûmetin istediği yerlere gitmeye mecburdurlar.  

    b)Türk ırkından olmayanlar, hükümetten yardım istemeseler bile Hükûmetin göstereceği yerde yurt tutmaya ve Hükûmetin izni olmadıkça buralarda kalmaya mecburdurlar. İzinsiz başka yerlere gidenler ilk defasında yerlerine çevrilirler, tekrarı halinde İcra Vekilleri kararı ile vatandaşlıktan düşürülürler. 

    Fasıl 2 –  İçeride Nakiller, Kültür ve İdare Tedbirleri; 

    Madde 8 – Türkiye içinde toprağı dar veya azmazlık (dere taşkınlarının olduğu yatağa yakın araziler), bataklık, ormanlık, dağlık ve taşlık olan yerlerde bulunan ve geçim vasıtasından mahrum olan köyleri, gerek mesken ve gerekse göçebe bulunsun üç Numaralı Mıntıkalar halkını yaşayış ve sıhhat şartları elverişli olan yerlere nakletmeye, evleri, dağınık köyleri daha uygun merkezlerde toplamaya ve yenilerinin yapılmasını yasak etmeye Dâhiliye Vekâleti salahiyettardır.   

    Madde 9 – Gezgin Çingeneler ve Türk kültürüne tabi olmayan göçebelerin toplu olmamak üzere kasabalara ve köylere serpiştirilmek suretiyle … ve Türk kültürüne bağlı olmayan göçebeleri milli sınırlar dışına çıkarmaya Dâhiliye Vekili salahiyettardır.   

     Madde 10-

      a) Kanun aşirete hükmi şahsiyet tanımaz. Bu hususta .. tanınmış haklar kaldırılmıştır. Aşiret Reisliği, Beyliyi, ağalığı ve şeyhliği her türlü teşkilat ve taazzuvları (uzuvları, uzantıları) kaldırılmıştır. 

      b) Kanunun neşrinden önce, herhangi bir hüküm veya vesika ile veya örf ve adetle aşiretlerin şahsiyetlerine veya onlara izafetle reis, bey, ağa ve şeyhlerine ait olan tanınmış kayıtlı ve kayıtsız bütün gayrimenkuller devlete geçer. Bu mallar muhacirlere dağıtılır.    

      c) .. reislik, Beylik, ağalık ve şeyhlik yapmış olanları ve yapmak isteyenleri ve sınırlar boyunda oturmasında emniyet ve asayiş bakımından mahzur olanları aileleri ile birlikte münasip yerlere naklettirip yerleştirmeye İcra Vekilleri Heyeti kararı ile dâhiliye Vekili salahiyettardır.      

       Kemalistler b) maddesine bakıp bunun bir Toprak reformu olarak yorumlamaktadırlar. Hâlbuki Kürdistan’da sürgüne gönderilenler arasında topraksız köylüler, az topraklılar, marabalar vs. de vardı.   

      ç) Türk tebaasından olup ta Türk kültürüne bağlı bulunmayan aşiretler fertlerinin dağınık olarak  İki Numaralı Mıntıkalara, Türk tabiiyetli ve Türk kültürlü göçebe aşiretler fertlerini sıhhat ve yaşama şartları elverişli yerlere nakledip yerleştirmeye .. Dâhiliye Vekâleti salahiyettardır.   

      Madde 11

      a) Ana dili Türkçe olmayanlardan toplu olmak üzere yeniden köy ve mahalle, işçi ve sanatçı kümesi kurulması veya bu gibi kimselerin bir köyü, bir mahalleyi bir işi veya bir sanatı kendi soydaşlarına inhisar (sadece onlara vermeleri) ettirmeleri yasaktır.     b) Türk kültürüne bağlı olmayanlar veya Türk kültürüne bağlı olup ta Türkçeden başka dil konuşanlar hakkında, harsî (kültürel, etnik kültürel yapı demek), askeri, siyasi, içtimai (sosyal) ve inzibati (asayiş) sebeplerle İcra Vekilleri Heyeti kararı ile Dâhiliye Vekili, lüzumlu görülen tedbirleri almaya mecburdur. Toptan olmamak şartıyla başka yerlere nakil ve vatandaşlıktan iskât etmek (çıkartmak) te bu tedbirler içerisindedir.

    Fasıl 3 –  İskân     

      Madde 12; Bir Numaralı Mıntıkalara; 

      a) Yeniden hiçbir aşiretin veya göçebenin sokulmasına, Türk kültürüne bağlı olmayan hiçbir ferdin yeniden yerleştirilmesine ve bu mıntıkaların eski yerlilerinden olsa bile Türk kültürüne bağlı olmayan hiçbir kimsenin avdet etmesine izin verilemez. (2) 

      b) Bu mıntıkalarda soyca Türk olup dilini unutmuş veya ihmal etmiş bulunan köyler ve aşiretler efradı ahalisi Türk kültürüne bağlı köyler ile Nâhiye, kaza ve Vilâyet merkezleri civarına yerleştirilir.  

      c) Dışarıdan gelecek Türk kültürüne bağlı muhacirler iklim ve yaşayış şartları göz önüne alınarak bu mıntıkaya yerleştirilir.  

      d) Üç Numaralı Mıntıka halkından .. Türk kültürüne bağlı vatandaşlar … Bir Numaralı Mıntıkaya yerleştirilir. 

      e) Bir numaralı Mıntıka haricindeki Vilâyetlerden buralara görevli gelip te kalmak isteyenler 17. maddeye göre iskân edilirler.  (Bu tür kişilerin CHP tarafından MİT mensubu olarak kullanıldığı biliniyor.)   

      Madde 13 – İki Numaralı Mıntıkada; 

      1- Aşağıda yazılanlar Dâhiliye Vekilinin münasip göreceği yerlere iskân edilirler;      

      a) Muhacirler ve mülteciler. 

      b) Bu mıntıkalardaki aşiretler  

      c) Bir ve Üç numaralı mıntıkalardan naklolanlar. 

      ç) Bir ve Üç numaralı mıntıkalar halkından olup evlenerek kalmak isteyenler. 

    2) Aşağıda yazılanlar İcra Vekilleri Heyeti kararıyla nakil ve iskân edilir;

      a) Topraksız veya az topraklı çiftçiler. 

      b) Afete uğrayan kimseler. 

      c) Verimsiz çorak yerde yaşayan insanlar. 

      ç) Harsî, siyasi, idari, içtimai, askeri iktisadi sebeplerle nakline lüzum görülenler.  

    3- Türk ırkından olmayanların serpiştirme suretiyle köylere ve aynı mahalle veya küme teşkil etmeyecek şekilde kasaba veya şehirlere iskânları mecburidir. 

      Madde 14 Yer, sıhhat, iktisat, kültür, siyaset askerlik ve inzibat sebepleri ile Hükümetçe iskân ve ikâmet yasak edilip boşaltılması istenen Üç Numaralı Mıntıkalar halkı iklim, yaşayış şartları ve … göre Bir veya İki Numaralı Mıntıkalara nakil ve iskân edilirler. Üç Numaralı Mıntıkada İcra Vekilleri Heyeti (hükümet) kararı olmadıkça hiç kimsenin yeniden iskân ve ikâmetine izin verilmez.  

      Madde 15 /3 (Muhacirlere toprak vs. verilmesini belirliyor, çeşitli imkânlar sağlanıyor.) 

      Madde 28 (Bir ve Üç Nolu yerlerde mecburi iskana tabi tutulanların malı mülkü devlete geçecek. Mahalli bir komisyon bunların bedelini takdir edecek, parası vatandaşa verilecek.) 

      Madde 38 – (Muhacirlere askerlikten muafiyet sağlayan madde.)             

    Madde 39 – (Kürtlerin on yıl sonra bile eski yurtlarına dönmeleri yasaklanmış.)

    (Zorunlu İskân Kanunu’nun Esbabı Mucibesi yani Gerekçesi:)

    “Türkiye Cumhuriyeti Devletinde Türk’üm diyen herkesin bu Türklüğü devlet için belli ve açık olmalıdır. Türk duygusunu taşımaz gibi durmak işini bu kanun kökünden kesip atmıştır. TC bütün bunların nereden geldiğini araştırarak bu kanunla uygunsuzlukların hepsini ortadan kaldırmıştır. Bunları Türk büyük benliğinde yerleştirip eriterek bir kardeş yurttaş varlığı yaratmak istemiştir.”

    Alıntı: Kürtlerin Mecburi İskânı (Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama) – İsmail Beşikçi (Sf. .. ) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Birinci mıntıka, Türkileştirilecek Kürt bölgesi, İkinci Mıntıka, Türklerin yoğun olduğu batı bölgeler, Üçüncü mıntıka ise, İskâna yasaklı olan Ağrı, Sason, Tunceli, Zeylan yani Van, Kars, Diyarbakır’ın bazı yerleri, Bitlis ve Muş’un bazı yerleri.

    BAKKAL’IN NOTU (2) (1997): Yani Kürt bölgelerine Türk olmayanlar kesinlikle yerleştirilmeyecek.  

  • Tek parti döneminde CHF’nin Doğu ve Güneydoğudaki görevlilerinin tümü istihbarat ajanıydı. 

    Örneğin Elazığ’da, Diyarbakır’da, Bitlis’te, Hakkâri’de, Mardin, Ağrı, Tunceli, Muş, Bingöl, Urfa, Siirt’te parti teşkilatı bile yoktu.

    CHF’nin Genel Başkanı Büyük Şef Gazi Mustafa Kemal Paşa, TBMM’nin yenilenme zamanı geldiğinde buralara da mebus tayin ediyordu. Bu tayin işlemi, daha sonra Milli Şef ve değişmez genel başkan İsmet İnönü tarafından yapılıyordu.  TBMM üyelerinin halk tarafından seçileceği 1924 anayasasının hükmüdür. Fakat tek parti döneminde Anayasa’nın kesinlikle üzerinde duran ve bütün maddeleri satırı satırına uygulanan bir metin vardır.  Bu da CHF’nin tüzüğüdür. Bu tüzük gereğince, CHF’nin Genel başkanı Gazi Mustafa Kemal’den, Genel Başkan Yardımcılarından ve Genel Kâtibinden meydana gelen bir heyet, Genel Başkanlık Divanı, mebus adaylarını bizzat tespit eder. Yine tüzüğün başka bir maddesine göre Genel Başkanlık Divanının bu kararlarına partililer kesinlikle itiraz edemezler.  Genel sekreteri tayin yetkisi tüzük gereğince Genel Başkana aittir. Kendisinin Genel Başkanlığının ömür boyu olduğu ve hiçbir zaman değişmeyeceği yine tüzüğün hükmüdür.  1938 de ise bir değişiklik yapılarak Milli Şef İsmet İnönü’nün CHP’nin değişmez Genel Başkanı olduğu hükme bağlanmıştır.   Tek parti döneminde CHP devletin ta kendisidir.  CHP Genel başkanı Gazi Mustafa Kemal Cumhurreisi, CHP Genel Başkan yardımcısı İsmet İnönü, daha sonra Celal Bayar, Başbakan, CHP Genel sekreteri Şükrü Kaya, daha sonra Recep Peker, İçişleri bakanıdır. CHP’nin il Başkanları aynı zamanda Validirler.  Bu ilişkiler Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden sonra da devam etmiştir. Parti Genel Başkanının Cumhurreisi, Genel başkan yardımcısının Başbakan olması tek parti döneminde hiç değişmemiştir. Son iki kategori ise, yani Parti Genel Sekreterinin İçişleri Bakanı ve Parti İl Başkanının Vali olmaları çeşitli yerlerde ve zamanlarda değişiklikler göstermektedir.  Tek parti döneminde, Anayasa’nın hemen hemen hiç uygulanmamasına karşın, CHP tüzüğü harfi harfine uygulanmıştır. 1927, 1931, 1935, 1939 ve 1943’de TBMM üyelerinin yenilenmesi bu esaslar dâhilinde yapılmıştır.

    Alıntı: Kürtlerin Mecburi İskânı (Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama) I – İsmail Beşikçi (Sf. 80, 81) kitabından birebir alınmıştır.

  • Lozan, Sevr’den çok daha gerici ve çok daha barbardır. Çünkü Lozan’da Kürdistan parçalanıyor.

    Alıntı: Kürtlerin Mecburi İskânı (Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama) I – İsmail Beşikçi (Sf. 75) kitabından birebir alınmıştır.

  • “.. İspanya için ne liberal kapitalizm ne de komünizm bir çözümdür. Biz üçüncü yolu takip ettik. 1.10.1961” 

    Alıntı: Kürtlerin Mecburi İskânı (Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama) – İsmail Beşikçi (Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mussolini şöyle diyor; ” …Sosyalist devlet de, liberal devlet de sınıf devletidir. Faşist Devlet de milletin hukuki tezahürü olduğuna göre milli devlettir.”  

    Alıntı: Kürtlerin Mecburi İskânı (Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama) 1- İsmail Beşikçi (Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hitler 1934 Ocak ayı nutkunda şöyle söylüyor;

    “Nasyonal Sosyalist Fırkası bir takım hususi sınıflar için değil, bütün bir millet için kurulmuştur. Şu halde millet ve devletin saltanat ailesine ait menfaatleri teminat altına alması beklenemez.”  

    “Nasyonal sosyalistler tarafından ortaya atılmış ırk düşüncesi, başka ırkları hor görmeyi amaç edinmez. ..  Saltanatçılara karşı mücadele açtık. Hükümdarlar millete fenalık etmişlerdir.  Bütün milletle sulh içinde yaşamak istiyoruz.”    Hitler’in başka bir konuşması ise şöyle;

    “Yaşamak hakkı umumi bir haktır. Ve herkese aittir. Bir tek milletin kendisinde her şeye malik olma hakkını görmesi ve  “sizlerin yaşayabilmesine müsaade bahşediyoruz.” demesi imkânsızdır.  Hakikaten sosyalist her nizam, sadaka dağıtmaması, fakat adalet talebi hakkının yeniden teşhis olunması için elinden geleni yapmak mecburiyetindedir.”

    Alıntı: Kürtlerin Mecburi İskânı (Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama) – İsmail Beşikçi (Sf. 62) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tek parti döneminde Cumhuriyet Halk Fırkasının doğudaki örgütlerinde çalışanların, yüzde yüzünün, yüzde doksan beş değil, aslında istihbarat ajanı olduklarını göstereceğiz.

    Alıntı: Kürtlerin Mecburi İskânı (Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama) -İsmail Beşikçi (Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • Esasen sorunlar, çözümü için gerekli potansiyeller belirmeye başladığı zaman ortaya çıkarlar ve bilimsel incelemeye konu olurlar.

    Alıntı: Kürtlerin Mecburi İskânı (Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama) – İsmail Beşikçi (Sf. 36) kitabından birebir alınmıştır.

  • .. Sanayileşmiş, şehirleşmiş, ileri teknoloji kullanan, farklılaşmış, sınıflar arasındaki farklılaşma belirginleşmiş, politik bütünleşmelerini gerçekleştirmiş toplumlarda, iç dinamikler belirleyici ve tayin edici bir fonksiyona sahiptirler. Bu özellikleri göstermeyen veya bu özelliklerin aksini gösteren toplumlarda ise, dıştan etkileşimin daha temel, daha belirleyici ve tayin edici bir fonksiyonu vardır.

    Alıntı: Kürtlerin Mecburi İskânı (Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama) – İsmail Beşikçi (Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.

  • .. Doğadaki, tarihteki, toplumdaki bütün olgular ve şeyler biri biriyle ilişki halindedirler. Bu olgu ve şeyler biri birinden bağımsız değildirler.  Geniş, karmaşık ve yoğun bir ilişkiler sistemi içindedirler.      

    Hiçbir olgu ve şey durağan değildir. Değişir. Bu da bilim yöntemi ile ilgili temel bir özelliktir.  Bu özelliğe göre bütün toplumsal bilimlerin tarihsel olma durumu vardır.  Toplumsal bilimler deneysel değil, tarihseldir.    

    Geçmişte cereyan eden olguların nedenlerini ve sonuçlarını, olgulardaki ilişki ve bağlantıları bilmeden, ilişki ve bağlantı biçimlerine nüfuz etmeden bu günü kavramak mümkün değildir. 

    Toplumun geleceğe doğru gelişim doğrultusunu çizebilmek ve gelecek hakkında öngörüde bulunabilmek için ise, bu günü kavramamız şarttır.

    Alıntı: Kürtlerin Mecburi İskânı (Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama) – İsmail Beşikçi (Sf. 30 ile 32 arası) kitabından birebir alınmıştır.

      

  • Türk halkını, Kürt halkının çok yakın bir dostu, müttefiki gibi görüyoruz. Her zaman söyledik; bir Kürt devrimi Türk devrimidir. Kürdistan diye tabir edilen coğrafyadaki gerçekleşmeler, Türkiye diye tabir edilen coğrafyadaki gerçekleşmelerdir.   Biz de diyoruz ki etle tırnak gibi iç içeyiz. Bizi koparamazlar. Ama tırnak bir yerde ete daha fazla girmiş ve acı veriyor.  Biz tırnağın acı veren bu kısmını çekip çıkartmak istiyoruz.

    Alıntı: Diriliş Tamamlandı Sıra Kurtuluşta – Abdullah Öcalan (Güneş Ülkesi Yayıncılık 1995 Baskısı – Sf. 309) kitabından birebir alınmıştır.

  • Uçak saldırılarında şimdiye kadar (1995) bizim kayıplarımızın 15’i geçmediğini söyleyebilirim.

    Alıntı: Diriliş Tamamlandı Sıra Kurtuluşta – Abdullah Öcalan (Güneş Ülkesi Yayıncılık 1995 Baskısı – Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kesinlikle doğru değil PKK bu uyuşturucu kaçakçılığına bulaşmamıştır. Bu kesindir ve ilkeseldir.  

    Kullandıkları tipler hep bu Bingöl’ün Zaralarıdır. Eskiden faşist hareket onları Elazığ’da kullanıyordu. Hepsi Paluludur. Paluluları önce faşist maşa olarak kullandılar, şimdi de esrar taşıyıcısı olarak kullanıyorlar.

    Alıntı: Diriliş Tamamlandı Sıra Kurtuluşta – Abdullah Öcalan (Güneş Ülkesi Yayıncılık 1995 Baskısı – Sf. 235) kitabından birebir alınmıştır.