Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 24 Ekim 1339 (1923) tarihinde İçtima: 41, Celse: 2, İkinci Reis Vekili İsmet Bey  

    Kastamonu Mebusu Miralay Halit Bey, İstiklal Madalyaları Dağıtılırken Ali Fuat Paşa Unutuldu Diyor ve Ona da Madalya Teklifi Yapıyor, Reddediliyor.

    (Meclis Başkanı bu madalyaları Başkumandan takdir etti diyor, Ali Fuat Paşa’ya vermiyorlar.) Sf. 28 

    Başvekil Ali Fethi Bey Dâhiliye Vekâletinden İstifa Ediyor. Memnuniyetle kabul ediliyor. Sf. 39 

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 32 (24.10.1923 / 1.11.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 41, Celse: 1, – Sf. 28 ile 39 arası) kitabından birebir alınmıştır

  • 24 Ekim 1339 (1923) tarihinde İçtima: 41, Celse:1, İkinci Reis Vekili İsmet Bey  

    Ali Fuat Paşa Meclis’teki Görevinden İstifa Edip Askeriyedeki Görevine Döndü. Sf.11

     Saltanatın Kaldırılma Tarihi Olan 1 Kasım Milli Bayram Olarak Kabul Edildi. (1) Takrir sahipleri Hüseyin Rauf, İsmail Suphi, Süleyman Sırrı. Sf.15

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 32 (24.10.1923 / 1.11.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 41, Celse: 1, – Sf. 11 ile 15 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): 1 Kasım 1922 Saltanatın Kaldırılması Milli Bayramı Kanunu kabul edildi. Bu bayram ne zaman kaldırıldı?

  •  8 Teşrinisani (Kasım) 1339 (1923) tarihinde İçtima: 50, Celse:1, Reis Ali Fethi Bey

    Asker Olan Mebusların Vaziyeti Hukukiyeleri (yasal durumları) Görüşülüyor: 22 Ekim 1922 tarihli ve Hüseyin Rauf imzalı bir hükümet tezkeresi bu işin açıklığa kavuşturulmasını istiyor.

      Müdafai Milliye Encümeni Mazbatası;

      “… Ordunun siyasi teşkilât ve temavvücuttan (siyasi kurum ve yapıdan) azami derecede uzak kalması istihdaf edilmiş (hedef edinilmiş)… TBMM’ne intihâb edilen ve edilecek olan bilumum mensubini askeriyenin tabi olacakları şerait hakkında kanun;

      Madde 1– (İstifa etmeyen, emekli olmayan, seçim ilanından on gün içinde istifa veya emekliliklerini talep etmeyenler TBMM azalığına intihâb olunamazlar (seçilemezler)

      Tezkere, Kanunu Esasi Encümenine (Anayasa Komisyonuna) gitti. Sf. 310

     10 Teşrinisani (Kasım) 1339 (1923) tarihinde İçtima: 51, 1. Celse. Reis Ali Fethi Beyefendi

    Batı Trakya’daki Yunan Mezalimini Menteşe Mebusu Esat Efendi anlatıyor. Sf. 318

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 32 (24.10.1923 / 1.11.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 50 ve 51 Celse: 1, – Sf. 310 ile 318 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 24 Ekim 1339 (1923) tarihinde İçtima: 41, Celse:1, İkinci Reis Vekili İsmet Bey  

    Mustafa Kemal Paşa Madalya Dağıtıyor

    (TBMM Birinci devre âzâsı olup cephede ve bilfiil kıtaatta hizmet gören Bozok Mebusu Süleyman Sırrı, Kozan Mebusu Ali Saip, Antep Mebusu Kılıç Ali Beylere kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası verilmesi münakaşasız kabul edildi.) Sf.10

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 32 (24.10.1923 / 1.11.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 41, Celse: 1, – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır

  •  21 Teşrinievvel (Ekim) 1339 (1923) tarihinde İçtima: 40, Celse:1, Reisisani Ali Fuat Paşa  

    Ordu Personeline % 300’e Varan Zam Kanunu Teklifi Görüşülüyor

    (Zam miktarını Gazi Paşa Hazretleri encümene bildirmiş. Müşir maaşı 300, yüzbaşının maaşı 50 lira. ) Sf. 846

    Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri; “-… Muhterem efendiler! Heyet-i Celileniz ki, Başkumandansınız, Başkumandanlığı şahsiyet-i maneviyenizde temerküz ettiriyorsunuz (manevi kişiliğinizde topluyorsunuz), ben sizin muvakkat (geçici) bir vekilinizim. Size karşı maruzatta bulunduğum için beni mazur göreceksiniz ve bu teklifi kabul ederek orduya karşı kadirşinaslığınızı göstereceksiniz. (hay hay sesleri) (Alkışlar)

     … Süleyman Sırrı (Bozok); “-Teklifi okumaya bile hacet (ihtiyaç) yok.” Sf. 853

    … Muhtar Bey (Trabzon); (Zamların yüksekliğinden şikâyet ediyor.) “-..jandarma Kumandanının maaşı Vali’nin maaşından ziyade (fazla) olacak.“

    Kanun kabul edildi. Sf. 859

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 31 (9.09.1923 / 21.10.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 40, Celse: 1, – Sf. 846 ile 859 arası) kitabından birebir alınmıştır

  •  15 Teşrinievvel (Ekim) 1339 (1923) tarihinde İçtima: 36, Celse:1, Reisisani Ali Fuat Paşa

    Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Şefik Hüsnü’den İstanbul’un Kurtuluşundan Dolayı Bir Tebrik Telgrafı Yollanmış;     İmza; İşçi ve Çiftçi Sosyalist Partisi Namına (adına) Kâtibi Umumi (Genel Sekreter) Şefik Hüsnü.

    (Bu telgrafa Mebuslar kızıyorlar ve cevap verilmesin diyorlar.) Sf. 675

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 31 (9.09.1923 / 21.10.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 36, Celse: 1, – Sf. 675) kitabından birebir alınmıştır.

  •  13 Teşrinievvel (Ekim) 1339 (1923) tarihinde İçtima: 35, Celse:1, Reisisani Ali Fuat Paşa

    Ankara Başkent Oluyor

    İsmet Paşa ve bir gurup mebus verdikleri 9.10.1339 tarihli takrirde (yasa teklifinde Boğazların durumunun belirsizliği, coğrafi ve askeri nedenler öne sürerek Ankara’nın başkent olmasını teklif etmişlerdi, büyük bir ekseriyetle kabul edildi. 

    Zeki Bey (Gümüşhane) “-Zavallı İstanbul şehrine olan iğbirarınız (kırılmanız, alınganlığınız) nedendir bilmem.”  Sf. 670 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 31 (9.09.1923 / 21.10.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 35, Celse: 1, – Sf. 670) kitabından birebir alınmıştır.

  •  8 Ekim 1339 (1923) tarihinde İçtima: 33, Celse:1, Reisisani Ali Fuat Paşa

    Men’i Şekâvet Kanununun Maddeleri Hakkında Görüşme.

    2. Celse: İkinci Reis Vekili İsmet Beyefendi

    İstanbul’a Giden Mebus Heyetine Gereken İlginin Gösterilmediğine Dair 90 İmzalı Bir Takrir

    (Kütahya Mebusu Recep Peker, bu konuda söz alarak Şekâvetin Men’i Kanunu görüşmelerini sulandırıyor. Başvekil Ali Fethi Bey de konuşuyor; İstanbul Müdafai Hukuk Cemiyeti, İstanbul’un kurtuluş günü için Meclis’ten bir heyet istemiş, giden heyeti Haydarpaşa’da karşılayan yokmuş. Onlar herhalde Cumartesi günü Ordu ile birlikte gideceklerini bekliyorlardı diyor. Ve Vali Haydar Bey hakkında methü senada (övgüde) bulunuyor. İstanbul’da bir Vali bir de Vali gibi atanmış Şehremini bulunmakta idi. Sadece İstanbul’a has bir durumdur bu; belediyeye şehremaneti, başkanına da şehremini denirdi.) Sf.565

    (Saruhan Mebusu Vasıf Bey Vali Haydar Bey’in haberi olmasına rağmen bizi karşılamadı diyor. Resmigeçitte Valinin sağında Şükrü Naili solunda ve arkasında ise Meclis Reis Vekili Sabri Bey vardı, Vakit Gazetesindeki resime bakın diyor.) Sf.570 

    Murat Bey (Antalya); “-..Cuma günü olduğu için Vali kendi istirahatini, feda edip gelmemiştir. Mesele bundan ibarettir.”  Sf. 572

    (Yahya Galip Bey, öyle bir kıvırıyor ki, in aşağıya diyorlar, şiddetli tepki alıyor.) 

    Reşat Bey (Saruhan); “-İstanbul’a giden heyete saygısızlık vs. ne derseniz deyin olmuştur. Zırva tevil götürmez. (saçma söz ne kadar yorum yapılsa da sonuç değişmez.)” Sf. 575 

    (Aydın Mebusu Dr. Mazhar Bey büyük dahi vs. sözleri ile başlayarak, bu heyet karşılanmalıydı diyor ve Büyük Dâhiden büyük fırça yiyor.)

    Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri; “-Böyle heyetlere istikbal (karşılama) için bir kanun mu var? Böyle şeyleri nereden çıkarıyorsunuz? Behemehâl (her durumda) her memur, her heyetin istikbaline (karşılamasına) mecbur mudur? Bunu nereden çıkarıyorsunuz?” Sf. 576

    (Dr. Mazhar Bey geri adım atmıyor, bu arada Fethi Bey’in sözlü saldırısına da uğruyor. Görüşmeler sonraki içtimaya kaldı.)  Sf. 583

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 31 (9.09.1923 / 21.10.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 33, Celse: 1, – Sf. 565 ile 583 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  10 Ekim 1339 (1923) tarihinde İçtima: 34, Celse:1, İkinci Reis Vekili İsmet Bey

    İstanbul’a Giden Mebus Heyetine Gereken İlginin Gösterilmediğine Dair 90 İmzalı Bir Takrir Görüşülmeye Devam Ediliyor.

    Birinci Reis Vekili Sabri Bey: (Kemal Paşa’nın fırçasından sonra, Paşa’nın Ulu Telgrafına cevaben:) 

                “-TBMM Reisi Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine;

    8 Teşrinievvel 1339 tarihli telgrafları celilesine (ulu telgraflarına) cevaptır. Meclis-i Ali mümessilleri (temsilcileri) İstanbul’un sine-i tahassüründe (üzgün sinesinde), samimiyet ve hürmetin zengin tezahüratını âşikâr surette (açık biçimde) görmüştür. İstasyondaki karşılamama olayı ehemmiyetsizdir (önemsizdir). Sabri.”

    (Vali Haydar Bey de Ali Fuat Paşa’ya telgraf çekiyor, çok iyi karşıladık ve uğurladık diyor. Ali Fuat Paşa ise Sabri Bey’e olayın mahiyetini açık bir biçimde soruyor. Sabri Bey’in bir telgrafı daha var, Mustafa Kemal’e Reisi Mübeccel (Yüceltilmiş Reis) diyor!. )

    “Gazi Paşa Hazretlerine; İstanbul’dan gördüğümüz hürmet-i fevkaladeye (olağanüstü saygıya) rağmen .. avdet-i acizânemize kadar (dönünceye kadar) bu meseleye müteferri (ayrı) bir karar ittihaz buyurulmamasını mübarek ellerinizden öperek rica eyleriz.”       

                                               Lazistan Fuat,  Bolu Cevat Abbas” Sf.591 

    Rasih Efendi (Antalya); “-Meclis’e herkes hürmet etmek zorundadır, aksi halde memleketi anarşiye götürürüz.”  Sf. 592 

    İstanbul’daki Sivil ve Asker Amirlerinin Görevden El Çektirilmesini İsteyen Takrir;

    Saruhan; Vasıf, Aydın; Dr. Mazhar, Denizli; Haydar Rüştü,  Antalya; Rasih Efendi, Dersim; Feridun Fikri, İzmir; Mustafa Necati, Bursa; Necati, Eskişehir; Mehmet Arif, Kütahya; Cevdet, Antalya; Ahmet Saki, Bir takrir Vererek Tüm Sivil ve Askeri Rüesanın derhal Görevden El Çektirilmelerini İstiyorlar.

    (Meclis Başkan’ı bunu oylamaya sunmuyor. Kütahya mebusu Recep ve İzmir Mebusu Safvet bir takrir veriyorlar ve bu bir sehivdir (bu takrir bir hatadır) diyorlar, kabul ediliyor mesele örtbas ediliyor.) Sf. 595, 596

    2. Celse: İkinci Reis Vekili İsmet Beyefendi

    İsmet Paşa Ankara’nın Başkent Olması İçin Takrir (yasa teklifi) Veriyor; (1) Sf. 599 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 31 (9.09.1923 / 21.10.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 34, Celse: 1, – Sf. 591 ile 599 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): İlginç bir zamanlama, durumdan vazife çıkartılıyor, İstanbul olaylarının dumanı tüterken İsmet Paşa devreye giriyor ve takriri veriyor.

  • 17 Ekim 1339 (1923) tarihinde İçtima: 37, Celse:1, Birinci Reis Vekili Mehmet Sabri Bey

    Müdafa-i Hukuk Cemiyet’i Reislerinin Suçlarının Affı Hakkındaki Kanun Teklifi Görüşülüyor.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 31 (9.09.1923 / 21.10.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 37, Celse: 1, – Sf.  ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •    18 Ekim 1339 (1923) tarihinde İçtima: 38, Celse:2, Birinci Reis Vekili Mehmet Sabri Bey

    Men’i Şekâvet Kanunu’nun Tamamı Görüşülerek Kabul Edildi (Bu kanunun ismini İzale’i Şekâvet yani eşkıyalığı giderme kanunu olarak ta yazıyorlar.)

    (Çok sert ve sürgün cezası da içeren bir kanun.) Sf. 702

    20 Ekim 1339 (1923) tarihinde İçtima: 39, Celse:2, Reis-i Sani Ali Fuat Paşa. 

    2. Celse: Reis-i Sani Ali Fuat Paşa. 

    İzmir Mebusu Mustafa Necati Bey İmar, İskân ve Mübadele Vekili Seçildi. Sf. 826  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 31 (9.09.1923 / 21.10.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 38 ve 39 Celse: 1, – Sf. 702 ile 826) kitabından birebir alınmıştır.

  •  15 Teşrinievvel (Ekim) 1339 (1923) tarihinde İçtima: 36, Celse:3, Reisisani Ali Fuat Paşa

    Men’i Şekâvet, Eşkıyalığın Men’i Kanunu Görüşülüyor:  

    Madde1 – İsim ve şöhret ve hüviyet ve fiillerinin ve mahkûmiyet-i sabıkaları (sabıkaları), varsa mahkûmiyetlerinin tayin ve teşrihiyle (belirlenmesi ve açıklanması ile) şâkî (eşkıya) oldukları Dâhiliye Vekâletince ilan olunan eşhasın (şahısların), üçüncü maddede muharrer(yazılı olan) mehlin (sürenin) inkisasından (tamamlanmasından) sonra ve hükümetçe derdestlerinden(tutuklanmalarından) evvel, her kim tarafından olursa olsun cerh (yaralanma) ve katlleri (katledilmeleri, öldürülmeleri) cürüm (suç) addolunmaz. Carih (yaralayanlar) ve katiller hakkında takibat dahi icra edilemez. (soruşturma bile yapılamaz)” (1)

    Kabul Edildi. Sf. 701

    (Karesi Mebusu ve İstiklal Mahkemelerinin meşhur üyelerinden Ahmet Süreyya Özgeevren kendi hukukçuluğunu öven ve Kütahya Mebusu Ragıp Bey’e sataşan bir konuşma yapıyor, tarihi cevabı alıyor.) 

    Ragıp Bey (Kütahya); “-Efendim! Sen hukukun (ha) sı kadar boşsun, boş!”

    (Osmanlıca alfabesindeki h harfi   ح    şeklindedir.) Sf. 702

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 31 (9.09.1923 / 21.10.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 36, Celse: 1, – Sf. 701, 702) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Bu yasaya ‘iti ite kırdırma anlayışının kanunu’ denilebilir. Öldürme veya yaralamanın suç sayılmayacağı bir yasa.

  •  6 Ekim 1339 (1923) tarihinde İçtima: 32, Celse:1, Reisisani Ali Fuat Paşa

    (Nevâhi kanununu görüşelim diyenler var ama 90 maddelik bu kanunun encümende 40 maddelik kısmı görüşülmüş henüz.) Sf. 516

    2. Celse Reis-i Sani Ali Fuat Paşa

    Men’i Şekâvet Kanunu Lâyihası (Eşkıyalığı Yasaklama) Kanunu’nun Maddeleri Görüşülüyor:

    Halis Turgut Bey (Sivas); (Men’i Şekâvet Kanununun 1.2.3, Maddeleri kabul edildi. 4. Maddesi Eşkıyaya yataklık edenler hakkında. O madde konuşuluyor.) “-.. Köylünün Jandarmadan çektiklerini unutmuşsunuz da ilaveten onlara daha ziyade salahiyet (yetki) bahşediyorsunuz.” Sf. 545  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 31 (9.09.1923 / 21.10.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 32, Celse: 1, – Sf. 516 ile 545 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •    3 Ekim 1339 (1923) tarihinde İçtima: 31, Celse:1, Birinci Reis Vekili Mehmet Sabri Bey

    Men’i Şekâvet (Eşkıyalığın Yasaklanması) Kanun’u Görüşmelerine Devam Edildi

    (Kayseri Mebusu Ahmet Hilmi bu kanundan yana konuşuyor. Sekiz dönem mebusluk yapmış.)

    Zeki Bey (Gümüşhâne) (1); “- … jandarmanın ve hakimin iyisini seçip almazsak, jandarmaya polis gibi maaş vermezsek bu iş düzelmez.. .. Dersim’de ne yaptık? Yol mu yaptık, mektep mi yaptık, maarifi mi fazlalaştırdık, esbab-ı istirahatlarını mı temin ettik? (rahat olmalarını mı sağladık) Bu kanunla oradaki şekâvet kalkacak mıdır? Hiçbir vakit kalkmayacaktır!” Sf.483

    (Karahisarı şarki Mebusu Mehmet Emin Yurdakul üstü kapalı bir şekilde bu yasaya muhalefet ediyor.) Sf. 486

    Halis Turgut Bey (Sivas) (2); “-.. para ile istihdam ettiğimiz memur, jandarma vs. asayiş vâsıtaları (güvenlik araçları) icra-i vazife etmezken (görevlerini yapmaz iken), halka; sen şu vazifeyi ifa et (şu görevi yap) demek kadar mânâsız birşey yoktur. Halk yapmaz ve yapmamakta hakkı vardır. .. Bendeniz bu kanundan şunu anlıyorum, bir yerde asayişsizlik mi var: derhal ahaliyi vur kır ahaliyi, onu taciz ve tazyik et ondan sonra hiç kimse orada asayişsizlik olduğundan şikâyet edemeyecektir. Netice itibarı ile halkın yalnız dili tutulur.” Sf. 490 

    İcra Vekilleri Reisi Ali Fethi Bey (Edirne); “-..biz burada komedi yapmakla meşgul değiliz.”   

    2. Celse. Birinci Reisvekili Sabri Bey.

    Men’i Şekâvet Kanununun Heyet-i Umumiyesi (genel olarak) Kabul Edildi. Maddelerinin görüşülmesi sonraki içtimaya kaldı.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 31 (9.09.1923 / 21.10.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 31, Celse: 1, – Sf. 483 ile 490 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (2016): Bilgili ve akıllı adam, 2. Dönem mebusu, Zeki Kadirbeyoğlu, Kelkitli, sultani mezunu, tüccar, çiftçi.

    BAKKAL’IN NOTU (2) (1996): Halis Turgut Bey: Mülkiyeci, Ziraat Odası Reisi, 1886 doğumlu, 13.7.1926 günü İzmir Suikastı davasında idam edildi.

  •   2 Ekim 1339 (1923) tarihinde İçtima: 30, Celse: 2, Birinci Reis Vekili Mehmet Sabri Bey

    Men-i Şekâvet (Eşkıyalığı Yasaklama) Kanunu Görüşmelerine Devam.

    (Bozok Mebusu Süleyman Sırrı Bey teslim olmaları tebliğ edildiği halde teslim olmayan eşkıyayı öldürmek suç değildir yollu bir kanun teklifi verdi. Yani yargısız infaz yasalaşsın.) 

    Haydar Rüştü (Denizli); “-.. Hükümet bu kanun ile halka ve eşkıyaya vazifeler tahmil ediyor (görevler yüklüyor, hamule ediyor) Kanun mucibince (gereğince) halk yataklık yapamayacak, halk eşkıyayı öldürecek, halk Hükümete ihbar-ı keyfiyet edecektir. Ve sonra da eşkıyaya vazife tahmil edilmiştir (görev yüklenmiştir). O şakiler de (eşkıyalar da) beraberce arkadaşlık etmiş oldukları şakileri öldürecek ve öldürdükten sonra da memlekete gelecek ve bir kahraman vaz’ı ve tavrı ile memlekette serbest serbest gezecektir. .. ondan sonra da halk ve eşkıya vazifesini gördü diye Hükümet çubuğunu yakıp kahvesini içecek. … bu kanunla ilan ediyoruz ki; bu memlekette asayiş yoktur, hatta o kadar yoktur ki, hükümet bunu kendi kuvveti ile yapmaya muktedir olamamış da halkı kendi mesaisine teşvik etmiştir dedirteceğiz. .. Nefiy (sürgün) kısmına gelince ..  bir aileyi bir noktadan kaldırıp diğer bir noktaya sevk etmek .. halkın hukuk-u tasarrufiyesini (hukukî birikimini), hakk-ı serbestisini (hürriyetini), hayatını, yaşama hakkını nez’ etmek (düşürmek, alçaltmak) demektir.”

    Görüşülmeye Devam Edecek.. 

    Haydar Rüştü Öktem Bey, Hukukçu, Anadolu ve Duygu Gazetelerinin Muharriri (yazarı)

    (İzmir Mebus’u Mahmut Celal Bey (Bayar) böyle bir yasayı getirdiği için hükümete teşekkür ediyor.) (1) Sf. 472

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 31 (9.09.1923 / 21.10.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 30, Celse: 2, – Sf. 472) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Ali Şuurî, Haydar Rüştü Öktem ve daha niceleri gibi bilgili insanlar silinip gidiyorlar, Celal Bayar gibi adamlar devletin Cumhurbaşkanı bile olabiliyorlar.

  •   2 Ekim 1339 (1923) tarihinde İçtima: 30, Celse:1, Birinci Reis Vekili Mehmet Sabri Bey

    Men’i Şekâvet, (Eşkıyalığı Yasaklama), Kanunu;

    İdare-i Örfiye (Keyfi İdare, Sıkıyönetim) Teklifi;

               TBMM Riyaset-i Celile’sine;

    Asayişin pek muhtel (bozuk) bir şekil aldığı Aydın Livasıyla, Ödemiş, Denizli ve Burdur, Dinar, Çivril, Sandıklı ve Isparta’nın Eğirdir, Uluborlu kazalarında şekâvet (eşkıyalık) hadisatına (olaylarına) münhasır olmak (sınırlı olmak) ve jandarma ve ordu kuvvetlerinin temerküz (toplanma) ve teksifi (yönlendirilmesi) suretiyle ve müddetle mukayyet (zamanla sınırlı) olmak üzere İdare-i Örfiye ilanının Dâhiliye Vekâletinin ol baptaki (bu konudaki) teklifi üzere İcra Vekilleri Heyeti’nin hükmetin) 5.9.1339 tarihli içtimasında takarrur eylediği (toplantısında kararlaştırdığı) berayı malûmat maruzdur (bilgilerinize arz olunur) Efendim. (1)

                İcra Vekilleri Heyeti Reisi Ali Fethi.”  Sf. 438 

    Dâhiliye Encümeni Mazbatası; (Kanun-u Esasi’nin (1876 tarihli Anayasa) 113. maddesine göre Örfi İdare ilanı için ya ihtilâl olmalı ya da Vali, Vilayette bir ihtilal çıkacağının emarelerini görürse teklif edebilir. Şekâvet (eşkıyalık) için örfi idare ilânı yasa dışıdır diyor. Şekâvet için askeri güçler gerekiyorsa Vali bunu talep edebilir, bu yetkisi var. Hatta civar vilayetlerden dahi asker çağırma yetkisi var. Buna göre İzale-i Şekâvet (eşkıyalığı giderme) Kanunu’nu acilen görüşüp çıkartalım diyor.)

    Dâhiliye Encümeni Âzâsı Ali Şuurî (Karesi); “-Heyet-i Vekile (Hükümet); Aydın, Denizli ve Burdur .. kazalarında idare-i örfiye ilân etmiş, yani balta ile tırnak kesmeye kalkışmıştır. .. İdare-i Örfiye Fransa’dan bize gelmiş. Fakat Fransız ihtilal hükümetlerinde hiç kullanılmamıştır. Sonradan bunu icat etmişler ama ilanını kuvve-i teşriiyeye (yasama kuvvetine, Meclise) bırakmışlar. Sonra Fransız hükümetleri Meclis’in bu hakkını elinden alıp kullanmış. İdare-i Örfiye kelimesi biraz tuhaf Fransızlar bunun ismini (elaj de siege) yani muhasara hâli. Malûmuâliniz örf kelimesi âdet, teamül manasına geldiği gibi örfî kelimesi de keyfi manasına geliyor. (Ve Kanunu-u Esasi’nin 113. maddesini okuyor. Vilayet Kanununun 27. Maddesinde Valinin Kolordu Kumandanına emir verebileceğini gösteriyor ve konuşmaya devam ediyor;)

     “1-  İdare-i Örfiye ilan edilmesiyle Kanun-u Esasi ve Nizamat-ı Askeriyeden (Askeri Yönetmeliklerden) muhalif olanları tâdil olunur (karşı olanları değiştirilir) ve hükümet-i mülkiye (siyasi iktidar), hükümet-i askeriyeye tebeddül eder (askeri iktidara dönüşür).” Ne olursa olsun biz isteriz ki ordunun toplarının ağızları memlekete değil, memleketin haricine baksın...  

    2- Devletin dâhili ve hârici emniyetini ihlâl edecek bilcümle cünha (bütün yaralama) ve cinayetin asıl failleri ve zimethal olanlar (müdahalesi olanlar, katılanlar) ne sıfat ve haysiyette bulunursa bulunsun, divan-ı harb huzurunda mahkeme edilir.”.. Müdafaa Vekili (avukat) bile kabul edilmeyen mahkemelere (Divanı Harplere) bir milyon halkın sevki bilmem adaletle ne dereceye kadar muvafık (uygun) olur. 

    3- Hükümet-i askeriye (askeri bürokrasi) lüzum görülen eşhasın hanelerini (kişilerin evlerini) leylen (gece) ve nehâren (gündüz) taharri edebilir (arayabilir).”

    Efendiler! Hukukun en mühimmi, .. masuniyet-i mesâkindir. (Meskenin dokunulmazlığıdır) .. 

    Dördüncüsü, “şüpheli ve sabıkalı olanlarla ikâmetgâhı olmayanlar teb’id edileceklerdir (sürgün edileceklerdir)

    Beşincisi “Hükümet-i askeriye ahalinin silahlarını da toplamaya mecburdur.”  İdare-i Örfiye kalksın!”  Sf.441 

    (Başbakan Fethi Bey, Aydın yöresinde efelik ve zeybeklik bir anane olmuş, Ali Şuuri Bey evham (kuşku) ve hissiyat üzerine konuştu diyor. Basın ve kişi haklarına hiçbir zarar gelmeyecek hüsnüniyetteyiz (iyi niyetteyiz) diyor. Ve Ali Şuurî cevabını veriyor:)

    Ali Şuurî Bey (Karesi); “-..Hüsnüniyet (iyi niyet) merkezden muhite (çevreye) kadar aynı saffet (temizlik) ve samimiyetle intikal eden (taşınan) birşey midir?” 

    Mazhar Müfit Bey (Denizli); “-İdare-i Vilayet Kanunu’nun 25, 26, 27 maddeleri Valilere, 41. Maddesi Mutasarrıflara, 53. maddesi de Kaymakamlara şekavet (eşkıyalık) halinde askeriyeden yardım alma yetkisi veriyor ama hangi askeri birlik bu talebi karşılar? Eğer oradaki Aydın Mutasarrıfı (şehrin mülki amiri) yanındaki kıtaatı askeriye kumandanına, şimdi kıtanı istiyorum eşkıyayı yok edeceğim diye emir verseydi dinlenir miydi? Dinlenmezdi Beyefendiler!” 

    (Dersim Mebus’u Feridun Fikri Bey, bir takrir vererek, Kanunu Esasi’deki ihtilal kelimesinin ne anlama geldiği tefsir edilsin, örfi idare hakkı Meclisindir diyor ama Meclis örtbas etmek istiyor. Feridun Fikri Bey ise takriri reddedilirse, örfi idare ilan etme hakkı hükümete kalır diye takririni geri çekiyor.) Sf. 454

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 31 (9.09.1923 / 21.10.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 30, Celse: 1, – Sf. 438 ile 454 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Hükümet Sıkıyönetimi ilan etmiş, sonra da işi Meclis’e taşıyor. Ali Şuurî bilgili ve önemli bir hukukçu.

  •  30 Eylül 1339 (1923) tarihinde İçtima: 29, Celse:1, Reisisani Ali Fuat Paşa

    Ziraat Bankası Yönetimine Seçim Yapıldı

    (İktisat Vekili Meclis Başkanlığı’na Ziraat Bankası Yönetimine iki adet mebus seçilmesi için başvuruyor. Meclis Riyaset Divanı Elazığ Mebusu Naci Bey İle Çorum Mebusu İsmet Bey’i seçiyor ve Meclis’in bilgisine sunuyor. Mebuslar, İsmet Bey’in hem Meclis ikinci başkanvekili hem de banka yönetiminde olmasını istemiyorlar ama oluyor.)  Sf. 387

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 31 (9.09.1923 / 21.10.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 29, Celse: 1, – Sf. 387) kitabından birebir alınmıştır.

  •  29 Eylül 1339 (1923) tarihinde İçtima: 28, Celse:1, Reisisani Ali Fuat Paşa

    Bozok Mebusu Süleyman Sırrı Bey’in Bir Takriri;

    (Süleyman Sırrı Bey, Yozgat’taki Darülmuallimin (Öğretmen Okulu) kapatılmış, Maarif Vekili’nden soruyor, Maariften mahalli yetkiler alınıyor, eğitim merkezi sisteme sokuluyor, Bu nasıl halk hükümeti, bu nasıl hâkimiyet-i milliye diyor.) Sf. 360, 376 

    2.Celse: Reis-i Sani Ali Fuat Paşa 

    Maarif Vekâletinden Soru Takririne Devam;

    .. Besim Atalay Bey (Aksaray); “- .. bizde maarif demek üç kısma ayrılır. Birinci derecede maarif erbabı, okur, yazar, söyler. Yazdığı zaman duyurur, okuduğu zaman duyurur, söylediği zaman duyurur, yürekleri açar. Bir devre geldik ki; okur, söyler, yazamaz. Bir devre daha geldik ki; ne okur, ne yazar, gır gır gır söyler. Şimdiki devremiz bu. .. Geçenlerde iyi olur zannıyla tedrisatı tâliye (orta öğretim) mekteplerinden bir kısmını Maarif Vekâletine ilave etmiştir. Ne yaptı? Maarif Vekâletinin vazifesi mektep açmak, maarifi ilerletmek iken tuttu bir takım idadileri (ilkokulları) kapattı, onların muallimlerini Maarif müdürünün emrine verdi.” Sf. 399 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 31 (9.09.1923 / 21.10.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 28, Celse: 1, – Sf. 360 ile 399 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •  26 Eylül 1339 (1923) tarihinde İçtima: 26, Celse:1, İkinci Reis Vekili İsmet Bey

    Bütçe Görüşmeleri 

    Yusuf Akçura (İstanbul); “-Osmanlı İmparatorluğu eski Roma İmparatorluğu’nun ananatını (ananelerini, geleneklerini) idame ettirmiş bir devlettir. Bu devlette esas olarak siyaset vardı, askerlik vardı, bir dereceye kadar da idare vardı. Eski Roma’da olduğu gibi iktisat bir mevki işgal etmiyordu.”  Sf. 293

     27 Eylül 1339 (1923) tarihinde İçtima: 27, Celse:1 İkinci Reis Vekili İsmet Beyefendi

    Avans Kanunu Görüşmeleri

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 31 (9.09.1923 / 21.10.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 26 ve 27, Celse: 1, – Sf. 292) kitabından birebir alınmıştır.

  • 25 Eylül 1339 (1923) tarihinde İçtima: 25, Celse:1, İkinci Reis Vekili İsmet Bey

    Orduda Temizlik Yapılıyor. Rauf Bey’in Heyet-i Vekile Reisi Olduğu Zaman Meclise Sunduğu Kanun Teklifi Görüşülüyor.

    (Hükümet Ordunun kadroları şişkindir, sefer zamanına göredir azaltalım ve savaşı İstanbul’dan seyredenlerle yurtdışında kalmış olanları atalım diyor.)

    “Mücadele-i Milliyeye iştirak etmeyen (katılmayan) ve hududu milli haricinde (milli hudutlar dışında) kalan erkân (ileri gelenler), umerâ (bürokratlar), zabitan (subaylar) ve memurin (memurlar) ve mensubini askeriye (askeriyeye mensup olanlar) hakkında yapılacak muameleyi (işlemleri) ve cidal-i milliyeye iştirâk edenlerin (milli savaşa katılanların) tekaüt müddetlerinin (emeklilik sürelerinin) sureti hesabını natık (hesap tarzını söyleyen) kanun;

    Madde 1- .. Milli mücadeleye iştirâk etmeyen (katılmayan) .. herhangi bir sûretle Harekât-ı Milliye aleyhindeki teşkilata dâhil  olduğunu .. bir heyet-i mahsusa tarafından yeniden tetkik ve tahkik neticesinde sabit olanların bir daha hidematı devlette (devlet hizmetinde) istihdam edilmemek üzere nisbet-i askeriyeleri kat’ olunur (askerlikte geçen süreleri kesilir).

    Madde 2- Milli orduya resmen davet edilip de icabet etmeyenlerden (katılmayanlardan) ordu mensubininin (personelinin) dahi nisbet-i askeriyeleri kat’ olunur. (askerlikte geçen süreleri kesilir). 

    Madde 3– 26 Ağustos 1338 (1922) tarihine kadar İstanbul ve Vilayatı mustahlasada (kurtarılmış vilayetlerde) kalmış olan… seneyi ikmal edenlerin bir defaya mahsus olmak üzere rızalarına bakılmaksızın tekaütleri icra edilir (emeklilikleri yapılır). .. Anadolu’ya gelmemeleri hakkında kendilerine tebligat ifa olunanlar (belge gönderilenler)… müstesnadır (bunun dışındadır).

    … Madde 5- İlan-ı Meşrutiyetten (1908’den) itibaren Türkiye’den ayrılmış olan kesimlerde hizmetli yada hizmet dışı kalmış olanlar, izinli izinsiz, veya raporlu olarak gidenler iznin bitiminden itibaren nisbet-i askeriyeleri kat’ olunur (askerlikte geçen süreleri kesilir).

    (Yemende kalmış olan askerlerimize 4 aylık başvuru müddeti tanınıyor.)

    Madde 6- Türkiye haricinde kalan yerlerin insanları içerisinde askerler hiçbir hak talep etmemek kaydıyla 1339 sonuna kadar ülkelerinde terhis olabilirler. (Bu kanun tek celsede hazırlandı, görüşüldü ve kabul edildi.) Sf. 242

    2. Celse: İkinci Reisvekili İsmet Beyefendi

    Avans Kanunu Görüşülüyor. Sf. 284 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 31 (9.09.1923 / 21.10.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 1, İçtima; 25, Celse: 1, – Sf. 242 ile 287 arası) kitabından birebir alınmıştır.