Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (Öcalan:)

    İsmi Faruk Çağlayan’dı. Binbaşıydı. Harp Okulunda edebiyat öğretmeniydi. Bizim okula gelip, edebiyat dersi verirdi. Benimle olağanüstü ilgilenmesi oldu. Bana “-Sen kendine büyük güven, sen çok büyük birisin. Çocuklar ben Abdullah’ın yazdığı kompozisyon yazılarını alıp bütün profesörlere okutuyorum ve tahlil ediyorum (inceliyorum)”  diyordu. 

    Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Öcalan;)

    -Bu öğrencilik yıllarımda kadın konusunda yalnızlaşma var, çok muhafazakârdım. İki kelime konuşma gücünü bile gösteremiyor, çok zorlanıyordum.

    Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2012): Öcalan cinsellik konusunda sorunlu olabilir.  

  • (Öcalan:)

    Kendimi büyük bir zaman kesitinde sevgi dünyasına kapatıyorum…. Annemin bir suçlaması vardı; “Sen bu kafayla gidersen kimse sana kız vermez!” diyordu. Şimdi, isabetli bir değerlendirme.

    .. Kız aramayı vahşice buluyorum!  “Bir kız bulmak” ta ne demek oluyor? Daha o zamandan beri, gururum bunu kabul etmiyor. Bunun tehlikeli olduğunu gördüm, bundan sıkıldım ve kız bulmayı utanç verici buldum, kapandım, bir kat daha içime kapandım, utandım!  Kızlara başka bir yoldan daha ulaşabilmeliyiz diyordum.  .. şimdi binlercesi gerilladır.

    Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 66, 67) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yalçın Küçük; “-İnsanın üç özelliği bunlardır. İnsanın başka özelliğini bulamayız. İnsan; bilgi peşinde koşan, karar veren, yani irade sahibi olan ve seven bir yaratıktır.” 

    Apo; “-Annemde sevgiyi aradım, fakat fazla bulamıyordum.”

    Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 63, 64) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Yalçın Küçük Öcalan’a hiç aşık oldun mu diye soruyor, sorunun cevabını alamıyor. Öcalan çocukluğunda kızlarla oyun oynadığından bahsediyor. Cinsellik problemi olabilir.

  • (Öcalan:)

    Kırmanç gerçekten en zayıf, en çözülmüş Kürt kesimidir. Ağadan, aşiretten, devletten çözülmüştür. 

    Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 58, 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Öcalan:)

    Aslında bende çok çekingenlik, utangaçlık vardı ve bu hâlâ devam eder.  Fakat bunun içinde büyük cüretkârlık ta vardır. Ben de henüz tam olarak anlamış değilim. Cüretle korkunun iç içe birleştiği başka bir insan tasavvur etmek zor! 

    Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Öcalan’ın Kemal Paşa hakkındaki ilginç iddiası:)

    Daha 1917’lerde Diyarbakır’da, Silvan’da iken Kürt giysilerini giyer. Kürt kızlarıyla yakınlaşması ve eşraftan birisinin kızıyla nişanlanması hikâyesi vardır. Ve buradan ortaya şu durum çıkıyor; O zaman Türkiye üzerinde toptan işgal tehlikesi var, eğer Türkiye toptan elden giderse Mustafa Kemal o zaman rahatlıkla bir Kürt Kralı veya Melik’i olmaya niyetli görünüyor. Hatta Mustafa Kemal’in şeyhlerin, dedelerin ve aşiret reislerinin elini öpen resimleri vardır.   Bunun ulusçuluğu da bir üst tabaka yahut feodal – komprador ulusçuluğudur.

    Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Öcalan;)

    …Mustafa Kemal’in bir ulus için ne olduğunu biraz anlıyorum. Ve zaman zaman bazı yöntemlerimizin arasında benzerlikler olmuyor değil. Mustafa Kemal, her şeyi devletle yapıyordu, ben ise her şeyi halk ile yapıyorum.   

    Mustafa Kemal devlet saplantısı içindedir; bir devleti oldu mu onu her şeyin yerine koyuyor, adeta devlete tapıyor. Mustafa Kemal’in kurduğu devlet en bağımlı devlete dönüştü. .. çok aşırı devletçilik, her şeyi devletten görme, kapı kulluğuna, kapı kulluğu da bağımlılığa götürür. Örneğin Türk Devleti böyledir. 

    Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Öcalan;)

    “Kısacası çok çelişkili ve ıstıraplı bir çocukluk dönemim olduğunu söyleyebilirim.”  (1)

    Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Çok ilginç bir hayatı var: İlkokulu bir orman köyünde okumuş. Çok sayıda sûre ve âyet biliyor ve namaz kılıyormuş. Ortaokulu Nizip’te bir akrabasının yanında okumuş. 1960 ihtilali sonrası, ilkokulda okurken ihtilal düşüncesi taşıyor. Kahire’deki meşhur Cami ül Ezher’de okumak istiyor sonra da Harp Okulu’nu istiyor.  

  • (Öcalan:)

    Kökenim o kadar önemli değildir, fakat anamın anası Türk’tü. Evet, Arak köyündendi ve Arak bir Türk köyüdür. 

    Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır.

  • “-Babanla çok kavga eder miydi?”   

    Apo; “-Her gün! Olağanüstü kavgaydı.  Kavgaları gece – gündüz gözümün önünde oluyordu. Ben son derece çelişkili bir ortamın ürünüyüm.  Her gün komşularla kavga, her gün babayla kavga ve her gün benimle kavga.”

    Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1996): Yalçın Küçük bu kavga ortamını Apo’nun kişiliğinin oluşmasına katkı olarak değerlendiriyor. Apo’yu bundan dolayı çok abartıyor.

  • (Yalçın Küçük;)

    Dil ve bilim, insanlığın, en büyük ve en yaratıcı basitlemesidir.   Burada basitleştirme, aynı zamanda, yoğunlaştırma anlamına geliyor.    “Portakal, elma, armut sepeti” demek yerine “meyve” sepeti diyebilmek büyük bir sıçramadır.  Hepsini, elma, portakal ve armudu, bir başka düzlemde, aynı sayabilmek büyük bir soyutlama düzeyini gösteriyor.

    Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • (Kürt Bahçesinde Sözleşi kitabının önsözünden, Yalçın Küçük;)

    Şimdilik iki halklı bir insan oldum.  

    Kürt cephesinde yaptıklarım bir mecburi hizmettir.  

    Türklük adına bir borç ödemesi içindeyim.  

    Borcumu emeğimle, yüreğimle, sevgimle ödemeye çalıştım. 

    Ben kardeşlik duygularıyla yüklüyüm; İnsanların kardeşlerini güzel görmeleri en insani niteliktir.   

    En mutlak, mutlak bilgidir. Tanrı’nın kendisi eninde sonunda bir bilgidir. Tanrı yapmak eninde sonunda bir bilgi mutlaklaştırma işidir. 

    Felsefe, kuşku; Politika, red ile başlar.

    Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 1, 13 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Aşağıda alıntılar bulunan belge 1979 Yılında ABD’nin Tahran Büyükelçiliğine yapılan baskında elde edilmiştir)

    Sovyet Kürtleri görece büyük bir sayıdaki kültür kurumundan yararlanırlar. Bu durum, Sovyet rejiminin Kürt azınlığa müstakbel bir dış politika aracı olarak verdiği önemi gösterir. Kürt köylerindeki okullarda Kürtçe öğretilmektedir. Ermenistan’ın başkenti Erivan’da yayımlanan Reya Taz adında Kürtçe bir gazete ve Kürtçe bazı radyo programları vardır. Erivan’daki Kürt araştırma merkezi SSCB’de tektir ve Kürt dili ve kültürü üzerinde kurslar düzenler ve bazıları dışındaki Kürt topluluklarda da tanınan şair ve yazarların eserlerini ve çeşitli dergileri Kürtçe olarak yayımlar. Merkezin başlıca amaçlarından biri Ortadoğu’nun diğer yerlerinde yaşayan Kürtlere sağlanmayan kültürel olanaklardan Sovyetler Birliği’ndeki Kürtlerin yararlanabildikleri biçimindeki Sovyet iddiasını desteklemektir.

    Rejim dış ülkelerde Kürt milliyetçiliğini besleme politikasının içerde sorunlu Pan-Kürt duygularına yol açabileceği gibi bir endişe taşımak için ciddi bir nedene sahip değildir. Sovyetler Birliği’ndeki Kürtlerin sayısı azdır ve rejim daha kentleşmiş ve iyi eğitilmiş Ermeni çoğunluğa sınırlayıcı bir etki olarak bakmaktadır. Ermeniler Kürtlerin de rol oynadıktan Türk katliamını unutacağa benzemiyorlar ve Moskova’da zaman zaman Ermenileri Kürt azınlığa karşı ayrılıkçı davranmamaları konusunda uyarmıştır. Sf. 325

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 325) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Aşağıda alıntılar bulunan belge 1979 Yılında ABD’nin Tahran Büyükelçiliğine yapılan baskında elde edilmiştir)

    “Hükümetin Kürtlerin komünist eylemlere karıştıkları konusundaki duyarlılığı, Sovyet yanlısı yasal Suriye Komünist Partisi’nin (SCP) kurucusu Halit Bektaş’ın bir Kürt olması ve SCP’nin uzun yıllar Kürt azınlık içinde yoğun örgütlenmesi nedeniyle, bütünüyle temelsiz değildir.” Sf. 320

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 320) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Aşağıda alıntılar bulunan belge 1979 Yılında ABD’nin Tahran Büyükelçiliğine yapılan baskında elde edilmiştir)

    “Türkiye’deki ve Türkiye dışındaki Kürtler arası ilişkiler konusunda bilgilerin az olmasına karşın Türkiye Kürtleri İran ve Irak’taki komşu Kürtlerle siyasi işbirliği konusunda fazla yatkın olmamışlardır. Aşiret bağları etnik bağlardan daha önemli görünmektedir. Sözgelimi, Irak’ta Barzani ve Talabani kesimlerine, Türk sınırı boyunca çatışmaları sırasında, bazı Türkiye Kürtleri destek olurken bazıları karşı çıkmıştır. Bu işbirliği eksikliğini kısmen dil farklılıkları açıklayabilir. Tüm Kürtlerin hemen yarısı Kurmanci lehçesini kullanırken Türkiye’de Kürtlerin yalnız Hakkâri vilayetinde oturanları bu lehçeyi kullanır.” Sf. 320

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 318) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Aşağıda alıntılar bulunan belge 1979 Yılında ABD’nin Tahran Büyükelçiliğine yapılan baskında elde edilmiştir)

    “Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren ve Başbakan Yardımcısı Hikmet Çetin Nisan’da Kürt sorununu görüşmek üzere Irak’a gittiler. Kürt kıpırdanmaları nedeniyle gittikçe daha çok zaman yitiren Irak, eğer Ankara silahlı Irak çetelerinin sınırın Türkiye tarafını sığınma alanı olarak kullanılmasını engellemeye çalışırsa Türkiye’ye petrol satışlarında kredi kolaylıkları sağlamayı önerdi.

    İşsizlik oranı ülke geneli olan yüzde 20’nin üzerinde, Kürtler arasında Türkçe okur-yazarlık oranı ise yüzde 20’nin altındadır. Elektrik, musluk suyu ve kullanılabilir yol gibi olanaklar köylerin yarısından fazlasına ulaşmamıştır. Bu ihmal bir ölçüde Kürt bölgesinin uzak ve ulaşımı güç coğrafi yapısından kaynaklansa da Türk ve Kürtler arasındaki düşmanlığın etkisi de yadsınamaz. Eğitimlerinden sonra Türkler “dost olmayan” bu kırsal topraklarda görev almaya yanaşmamaktadırlar. Türk Hükümetinin varlığının en göze batan unsuru olan ordu çoğu kez Kürtler tarafından bir “sömürge” ordusu olarak algılanmıştır.” Sf. 318

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf.318) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Aşağıda alıntılar bulunan belge 1979 Yılında ABD’nin Tahran Büyükelçiliğine yapılan baskında elde edilmiştir)

    “1970’te kuzeydeki savaşın yarattığı sıkıntıların peş peşe bir dizi hükümeti devirdiğinin bilincinde olan Saddam Hüseyin yönetimindeki Baas hükümeti Molla Mustafa ile barış imzaladı. Kürtlerle merkezi hükümetin antlaşması Barzani’ye KDP’ye o güne kadar elde ettiklerinden daha fazla tavizler vermekteydi. Irak’ın çift uluslu karakterini tanıyıp fiilen Kürtleri Araplarla eşit ve hür ortaklıklar olarak kabul etti, Kürtlerin dil ve kültürel haklarını teyit etti.” Sf. 306

    “Antlaşmayı takip eden dört yıl boyunca taraflar uygulanmasına ilişkin konularda anlaşamadılar. Petrol bölgesi Kerkük’ün hangi tarafta kalacağına ilişkin anlaşmazlık, özerk bölgenin sınırlarının belirlenmesini engelledi. Kürtler hükümeti Kürt bölgesine Arap aşiretleri yerleştirip oralarda ki çoğunluğu değiştirmek ve Kerkük’teki Kürtlerin durumunu sarsmak için oradaki öteki azınlıklara kültürel haklar vermeye başlamakla suçladılar.” Sf. 306

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 306) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2006); O yıllarda Kerkük Türkmenleri Türkiye’nin çok önemli bir sorunu olarak ortaya çıktı. Bu politikamız Kürtlere karşı Saddam yönetimine bir destek olmalı. Doksanlı yıllara gelindiğinde bizim Kerkük sorunumuz kalmadı. 

  • (Aşağıda alıntılar bulunan belge 1979 Yılında ABD’nin Tahran Büyükelçiliğine yapılan baskında elde edilmiştir)

    “1959’da Molla Mustafa partiden komünist bir kolu ihraç etti ve partiyi sağa kaydırdı. Bununla birlikte parti kent tabanlı bir parti olarak kaldı ve en çok eğitim görmüş ve aşiretlerinden kopmuş Kürtler arasında taraftar buldu. 1964’te Celal Talabani ve parti sekreteri İbrahim Ahmet’i de içeren daha militan bir grup parti yönetimini ele geçirip Barzani’yi parti başkanlığından uzaklaştırmaya çalıştı fakat Barzani’nin aşiret destekçileri tarafından İran’a kaçmaya zorlandılar. Daha sonraki yıllarda, elde edilen bilgilere göre, Irak hükümeti Barzani’yi zayıflatmak için Talabani fraksiyonunu desteklemiştir.” Sf. 306

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 306) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Aşağıda alıntılar bulunan belge 1979 Yılında ABD’nin Tahran Büyükelçiliğine yapılan baskında elde edilmiştir)

    “İran Hükümeti tarafından Farsça Kürtlere zorunlu dil olarak kabul ettirilmek istenmiş ve geleneksel giysilerin Batı giysileriyle değiştirilmesi zorlanmıştır. 1931’deki Hamadan aşireti reisi Şeyh Tafar tarafından başlatılan isyanın kanlı bir biçimde bastırılmasından sonra hükümet gerçekçi sayılabilecek bir açıklama ile “hiçbir Kürt sorunu olmadığını duyurdu.” Sf. 304

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 304) kitabından birebir alınmıştır.