Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Doğru, insanı en çok kendisi için üzülenler üzüyor.

    Nezaretçi polisleri de düşünüyorum. Benim için çok üzülüyorlar. Beni en çok benim için üzülenler üzüyor. Dayanamıyorum. Üzülmemeleri için ikna etmeye çalışıyorum. Nasıl? “Dervişler var, bilir misin?” Gerçekten de biz Doğulu insanların derviş geleneği var. Biz Doğu insanlarının derviş geleneği bilincine en çok Einstein’in varmış olması bir rastlantı mı, hiç sanmıyorum. Einstein, mektup arkadaşı Belçika kraliçesine yazdığı bir mektupta, inzivanın kişiliğin öğretmeni olduğunu anlatıyor. Bunun Doğu insanında bulunduğunu, bir tür gıpta ile kaydediyor. Her ay birkaç gün, taş bir hücrede münzevi yaşamak; bunu, içten içe bir şans saydığımı kaç kişi biliyor! Sf. 272

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf.272) kitabından birebir alınmıştır.

  • En çok, yapılan işin insanı değiştirdiği ve insanın yüzüne yansıdığı yolundaki düşüncemin doğrulanmasına seviniyordum. Çünkü benim gördüklerim diğerlerine benzemiyordu. Yoksul köylü genci, karşılaşabileceğini rüyasında bile görmediği soru ve sorunlarla boğuşuyordu. Apo, onlara, kendisinin de bilmediklerini öğretiyordu. Galiba en çok da öğrettiğini sandığı bir zamanda öğreniyordu.

    En çok eylemli öğrenmenin insanı değiştirmesini gördüm. Sf. 262

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 262) kitabından birebir alınmıştır.

  • Arabesk, yüzeysel izlenimlerin inatçı tekrarı anlamına geliyor. Estetiğin çölün tekdüzeliğini tekrarından kaynaklanan bir yanı var. Bir yanı ise İslam’ın süsleme sanatında motifleri son derece sınırlamış olmasıdır. Arabesk, estetik, çok az motifi inatla ve bıktıran ölçüde tekrarlamaya dayanıyor. Bugünkü “arabesk müzik” de, derine inemeyen acıların yüksek haykırışlarla tekrarlanması demek oluyor.

    Geriye iki nokta var. Bir; bu tekelsi düzenin iltihaplaştıran süresi içinde, geniş yığınları kendinden uzaklaştırmak için uygun düşen bir etkiye sahiptir. İkincisi: Tutarlı olmak gerekiyor. Caz, Amerika’nın arabeskidir. Caz, zencinin, derinine alamadığı, kavramlaştıramadığı acılarını, üfleme sazlar ve davulla tekrarlayarak, dışarıya vurmasıdır. Üniversite yıllarında cazı sevemediğim için biraz, sıkılıyordum. Çünkü o sıralarda cazı sevmek ilericilik savılıyordu; bana denk düşmüyordu. Sf.261

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 261) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bütün dillerdeki “salari” sözcüğü, maaş, “salt” ve tuz sözcüğünden çıkıyor. İnanılır gelmeyebilir; bir zamanlar insan bütçesinde tuz o kadar önemliydi ki, Avrupa’ya yine Suriye üzerinden gönderiliyordu, insanlara maaş değil “tuzluk” ödeniyordu. Özellikle kamu görevlilerine, belli bir günde, tuz almaları için bir ödeme yapılıyordu; buna “tuzluk” ya da maaş deniliyor. Sf. 258, 259

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 258, 259) kitabından birebir alınmıştır.

  • 3 Eylül 1989’da Sokak Dergisindeki röportaj.. 

    Soru; “Abdullah Öcalan’ın sizce niyeti ne?” 

    Yalçın Küçük; “Kampa gidip bu mülakatı yapıncaya kadar, ayrı bir devlet kurmak istediğinden hiç kuşkum yoktu. Ancak şu anda en çok istediği, kendisini kanıtlamak ve Kürtlerin ayrı olduğunu kabul ettirmek.”

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 255) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yalçın Küçük;

    “-1. Mayıs 1987 yılında yapılan 1 Mayıs toplantısının açılış konuşmasında  amacımızın  “Doğu Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği olduğunu açıkladım, yayımlandı. Bunu duydunuz mu?”    

    Abdullah Öcalan; “-Duymadım. Terim yerindedir. Biz ülkemizde demokratik başlangıçlı, kısa sürede sosyalizme ulaşan bir halk cumhuriyetinden yanayız.  Mücadelemiz Türk halkının da bu mücadelenin çok iyi bir yerinde yer almasını sağlayacaktır. Gerçekten halkların aleyhine olabilecek çabalara ve politikalara asla yer vermeyeceğiz. TC bunu istese de, biz buna karşı duracağız. Bizim enternasyonalizmimizin Sovyetlerin enternasyonalizminden ileri düzeyde olduğunu belirteyim.  Türkiye halkı da çok emin olmak durumundadır ve öncelikle şunu çok iyi bilmelidir ki, bizim yaptığımız ayrılık yaratmak değildir.”

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 256) kitabından birebir alınmıştır.

  • “ABD’nin söylediği “Kürt meselesine evet, PKK’ya hayır” PKK içinde “PKK’ya evet Apo’ya hayır” biçiminde bir yüklenmeyle bu yılı kendisi için zafer yılı haline getirmek istiyordu. Kısaca izah edilecek olunursa özel savaş yönteminin planı buydu.” Sf. 233

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 233) kitabından birebir alınmıştır.

  • CIA ve Washington’un .. Dar bir sahada gelişen bir Filistin devriminden duyduğu korkuyu, gördüğü zararları göz önüne getirdiğimizde Kürt devrimi, onun başına dünyayı yıkabilecek, bölgeyi alt-üst edebilecektir. Evet, bunları çok iyi gördüğü için PKK önderliğinde çok sınırlı da olsa ortaya çıkan Kürt devrim gerçeğinden ürktüğü için, bütünüyle bir Kürt politikası oluşturma gereği duydu.

    Son CIA raporuna ilişkin bir bölüm Hürriyet gazetesinde 28 Haziran tarihinde yayımlanmıştır. CIA bu raporunda “PKK” diyor, “dünyanın en tehlikeli terör örgütüdür”. Siz bunu “PKK şu anda dünyanın en tehlikeli devrim örgütüdür” diye anlayınız. Sf. 237

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 237) kitabından birebir alınmıştır.

  • Televizyona gelince, uzun yıllardan sonra, sadece haber için siyah-beyaz eski bir televizyonu eve sokmaya razı oldum. Şimdi bozuldu. Tamir ettirmeyerek, aklımın sağlığına özen gösteriyorum. Sf.219

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 219) kitabından birebir alınmıştır.

  • Uzmanları ilgilendirmekle birlikte medyanın insan aklı üzerindeki iki benzer etkisinden söz etmeden geçmek istemiyorum.

    Bir: İnsanoğlu artık öğrenme tutkusunu yitirmiştir. Öğrenmek insanoğlunun içgüdülerinden ve sevinçlerinden birisi olmaktan çıkıyor. Tekelsi düzenin de etkisiyle, medyanın bu hale gelmesi bu düzenin hem sonucu ve hem de dayanaklarından birisi oluyor, insanoğlu öğrenme eğilimini yitiriyor.

    İki: Newton ile en mükemmel örneklerinden birisini veren insan aklı, karşılaştırmaya, tartmaya ve tutarlılığını sağlayarak bütünselleştirmeye dayanıyor. Akıl demek, tartmak ve bütünselleştirmek demektir; akıllı ile şizofren arasındaki fark burada ortaya çıkıyor. Medya aklın, karşılaştırma, tartma ve tutarlılık sağlama özelliklerinin tümünü eritiyor. Daha kısa bir söyleyişle, medya, aklı ortadan kaldırıyor. Sf. 219

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 219) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tekelsi düzenin, sürekli olarak, korku üretmeden yaşayamayacağına kesinlikle inanıyorum. Çünkü insanın aklının çalışmasını durdurmanın ve tümüyle bozmanın en kestirme yolu korku üretmektir. 

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 225) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1996): Doğru bir tespit, ABD – SSCB gerginliği çok yapay bir gerginlikti. Bu korku şimdilerde yerini ozon tabakasının delinmesi korkusuna bıraktı.

  • Bir; etkin kitle iletişim firmalarının ölçeği, mülkiyet yoğunlaşması, sahibinin serveti ve kâr peşinde koşması.  

    İki; Reklamın, kütle iletişim firmalarının temel geliri haline gelmesi. 

    Üç; Medyanın haber kaynakları olarak hükümete, iş çevrelerine ve temel gelir kaynaklarıyla iktidar mensuplarının finanse ettikleri ya da onayladıkları “uzman” kişilere dayanmaları. 

    Dört; Medyayı disipline etmede falk mekanizmasının kullanılması . (Falk İngilizce de bombardıman uçaklarına açılan ateş demektir. Medya eğer resmi dine aykırı bir şey söylerse hemen telefon, faks, mektup bombardımanına tabi tutuluyor. Falk olayı budur.) 

    Beş; Bir ulusal din ve medya kontrol aracı olarak anti – komünizmin kullanılması. 

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 220) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanların beynini bu medyanın hain bombardımanından … korumak için ne yapmak gerekiyor? Bu soru ortadadır.  

    Benim bildiğim gazete ve dergi okumamak ve sadece TV’den haber izlemektir.   

    Medyanın etkisiyle; bir, insanoğlu artık öğrenme tutkusunu yitirmiştir.         … İki; Newton ile en mükemmel örneklerinden birisini veren insan aklı, karşılaştırmaya, tartışmaya ve tutarlılığını sağlayarak bütünselleştirmeye dayanıyor.  Akıl demek, tanımak ve bütünselleştirmek demektir; akıllı ile şizofren arasındaki fark burada ortaya çıkıyor. Medya aklı ortadan kaldırıyor.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 213) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Bizim kuracağımız yeni düzen, hem tüketim alışkanlıkları ve hem de tüketmeme eğilimleri açısından, şimdiye kadar görülen ve bilinenlerden çok ayrı olmalıdır. Ben bunun için çalışıyorum.   Sonunda koka kola için yanan, caz ile sıçrayan, kovboy filmlerine bayılan, piyasa mekanizmasına tapınan, gece – gündüz içki içen, yoz burjuvalar türünden çapkınlığa özenen insanlar yetiştireceksek, hiç devrim yapmayalım; bunları söylüyorum.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 210) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • (Yalçın Küçük’ün savunmasından:)

    Ben Türkiye’de Darülfünunun (üniversitenin) ilk emini (rektörü) Hoca Tahsin Efendiden geri kalamam. Hoca Tahsin Efendi, canlıların Tanrı yoluyla değil de, örnek olsun havasızlıktan öldüklerini gösterebilmek için bir deney yaptığı gerekçesiyle, darülfünundan kovuldu. Fakat kovulduğu yere yakın bir oda kiralayarak derslere serbestçe ve buradan devam ediyordu.  

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 205) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir: Türk Ceza sisteminde “faili” övme suçu bulunmuyor. Türk Ceza sisteminde “fiili” övmek, suç sayılıyor. Kişiyi övmek suç olamaz; bir eylemi veya eylemler bütününü övmek suçu var. Sf. 206

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 206) kitabından birebir alınmıştır.

  • Değerli Kurul,    Çalışkan birisi olduğum biliniyor; dürüstüm. Aptal olduğum söylenmiyor. Bana bütün kariyerler açıldı. Hepsini reddettim. Çünkü bu düzene itirazım var.    Bütün sınıfları birincilikle geçtim. Bütün mektepleri geride bıraktım, şimdi benim bir mektebim var; sosyalizm.  Bu ülkede sosyalizmin kurulduğunu görmek istiyorum. Suç işlemiyorum. İşimi suç işlemeden yapıyorum. Bana tahammül etme zorunluluğu var.

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 203) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türk ve Sovyet tarihçileri Şeyh Sait İsyanında İngiliz planlama ve rolü olduğunu ileri sürüyordu. Bunun doğru olmadığını, Sait’inkinin dinsel, tutucu bir ayaklanma olduğunu yazdım.  ..Bütün önemli dinsel olaylar, ulusal renklidir ve toplumsal içerik taşıyor. 

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 194) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • Ortadoğu Teknik Üniversitesinde öğretim üyeliği yaptım, anadilimizin dışında bir dille ders verirken Türk çocuklarına Türkçe ders okutamazken içim yanıyordu.  

    Anadilde konuşma, kendisini ifade etme ve yazma özgürlükleri elinden alınmış kimselere hep içim yanar.   Bu dünyada zaman zaman içi yanmayana, ben, insan ve aydın demem.   Bu topraklar üzerinde Kürt kardeşlerimizin Kürtçe konuşma ve yazma haklarının ellerinden alınmasına içim yanıyor.    

    Liseye kadar Bulgar veya Helen dilini ve kültürünü okutan eğitim kurumları var.  

    Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 190, 191) kitabından birebir alınmıştır.

  • Benim evim bir kütüphanedir.

    Ben evimde aradığımı bulamıyorum.

    DGM Savasının emriyle evime gelen siyasi şube ekipleri benim evimde ne arayacaklarını bilmiyorlar. Emir, neyi arayacaklarını emretmiyor.

    Benim aradığımı bulamadığım evimde, ne aradıklarını bilmeyen polisler ne bulabilirler? Sf. 144

    Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 144) kitabından birebir alınmıştır.