Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 3 Mart 1339 (1923) tarihinde Hafi İçtima: 3, Celseler hafidir,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Lozan Müzakereleri. Milli Hudutlar Meselesi

    Gizli İçtima 

    Aşağıdaki notlar TBMM GCZ IV – (Sf. 34, 42 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Hüseyin Avni Bey; “-Lozan’da görüşülen konuların projesine karşılık Heyet-i Vekile (Bakanlar Kurulu)  bir proje hazırlamış. Bu proje konunun uzmanları tarafından okunsun, araştırılsın ve Meclis huzuruna bu şekilde gelsin. Uzun uzadıya görüşelim. … ani ya harp veya sulh diye bir şeyde kalırsak ladelhace (ihtiyaç hâlinde) harp diyebileceğiz.  .. Bugün nedir? Bu tazyik altında neden sıkışıyorsunuz efendiler? Harp filan yoktur!” 

     .. Yunus Nâdi Bey (İzmir); “-Hâl-i harp avdet eder (savaş hali geri gelir).”

    Hüseyin Avni Bey; “-Hal-i harp (savaş durumu) yoktur efendiler!”

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarı sahip); “-Harp umacı oldu! ..  Harp umacı gibi önümüze atılmasın. İcap ederse harp edeceğiz. Ne için harp ettiniz? Ne için 300 bin kişilik kan döktünüz? Bütün memleketi harap ettiniz! Bu kayıtları kabul edecek olduktan sonra böyle bir sulhun ne mânâsı vardır? (Bravo, alkış sadaları) .. evvelemirde (her şeyden önce) Heyeti Vükelanın mukabil (hükümetin karşı) projesi elimize verilmedi, onun üzerine imâl-i fikir etmeliyiz (fikir üretmeliyiz).  Ondan sonra fasıl fasıl müşavirleri, murahhasları (danışmanları, delegeleri) dinledikten sonra beyan-ı mütalaa etmeliyiz (görüş bildirmeliyiz).” (TBMM GCZ IV -Sf. 34, 35)

    (Mali ve Ticari konularda Ankara’nın murahhası (delegesi) Trabzon Mebusu Hasan Bey konuşuyor.)

    Hasan Bey; “-Alelumum düyun mesailinde (genel borçlar meselesinde) nokta-i nazar (bakış açımız) ve davamız şudur; Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu’nun mâbâdı (arkası) değildir. Temâdisi (devamı) değildir.”

    Selahattin Bey (Mersin);  “-Ya nedir?” 

    Hasan Bey;  “-İnkisam etmiş (arkası kesilmiş) bir imparatorluğun haleflerinden birisidir.” 

    Selahattin Bey (Mersin);  “-Babamızı neye inkâr ediyorsunuz?” (TBMM GCZ IV -Sf. 42 arası)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 28 (1.03.1923 / 8.04.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 4, İçtima Hafidir; 3, Celseler Hafidir – (TBMM GCZ IV -Sf. 34, 42 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  •      2 Mart 1339 (1923) tarihinde İçtima: 2, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    2. Celse. Reisisâni Ali Fuat Paşa Hazretleri.

    Meclis Kâtipleri İntihâbı Yapıldı.

    2. Celsenin Mabadı Hafidir (sonu gizlidir):

    Lozan Müzakereleri;

    Aşağıdaki notlar TBMM GCZ – IV – (Sf. 4, 26 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    2 Mart 1922 Lozan’ın fasıl fasıl müzakeresi. Mebuslara yanlış tercüme verilmiş, karşıt devletlerin projesi verilmiş onun üzerinde görüşüyorlar. 

    Hüseyin Avni Bey; “-Hükümetin tertip ettiği projeyi tanımıyoruz. Hükümetin mukâbil teklifi (karşı önerisi) yok mudur?”

    Lozan Murahhası Rıza Nur Bey (Sinop); (Açıklamalar yapıyor. Lozan’da azınlıkların askere alınmaması için ısrar ediyorlar. Biz direniyoruz diyor.  Müttefikler, ecnebilerin mahkemelerinde yabancı hâkim bulundurmakta ısrar ediyorlar, ama Rıza Nur direttim diyor. Sonunda beş yıllığına Adli Kapitülasyona razı olduk diyor. Yabancı adli müşavirlerin şikâyet dinleme ve adalet bakanına şikâyet etme yetkileri var, karar verme yetkileri yok. Rıza Nur adli kapitülasyonun gereğini şöyle anlatıyor.) “- ..  memleketimizde böyle bir garanti bulunmaz ise, bir ecnebi bulunmaz. Bulunmazsa ticaretle iktisat yapamazsınız. Siz ecnebi sermayesine muhtaçsınız ..  Bunlar diyorlar ki bizim tebaamızı tatmin etmemiz (vatandaşlarımızı tatmin etmemiz) lâzım. Başka türlü adliyemize emniyetleri yok imiş. Bu hukuk müşavirleri (danışmanları) ecnebi suçlulara kefalet de edebilecekler (yabancı suçlular için kefil de olabilecekler). Ve şikâyetlerini takip de edecekler.” (Rıza Nur anlatmaya devam ediyor, Yüzellilikler meselesi) 

    Rıza Nur Devamla; “-Biz ısrar ettik ki bazı hainler vardır, bu davaya ihanet etmiştir. Silah kullanmıştır. Bunları istisna edemeyiz (ayrı tutamayız), bunları affedemeyiz dedik. 150 kişi olmak üzere bunun istisnasını bu adamların mallarını da alakadar göstereceğiz (bu 150’liklerin mallarını da alacağız).” (Rıza Nur, Lozan’da genel af görüşmelerini anlatırken 150’liklerden bahsediyor. Daha ortada 150’lik meselesi bile yok.)

    Ethem Fehmi Bey (Menteşe); “-Kişiler için liste verildi mi?” 

    Rıza Nur Bey; “-Hayır efendim, onlar bize dediler ki isimlerini veriniz. Biz zaten isimlerini biliyorduk. Doğrusu ona ait cevabı makamı versin.”

    Selahattin Bey (Mersin); “-İrade-i milliye ile olacak.”

    Neşet Bey (Kangırı); “-Müsaade buyurun, yüz elli kişi muayyendir (belli sayıdır), yarın öbür gün hıyanet-i vataniye cürmünü irtikâp eden (vatan hainliği suçunu işleyen) 149 olursa bir kişiyi nereden ilave edeceksiniz?” (Neşet Bey, vurdu gol oldu!)

    Rıza Nur; “-Efendim biz âzâmî (en fazla) olarak 150 dedik.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 28 (1.03.1923 / 8.04.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 4, İçtima hafidir 1, Celseler hafidir: (TBMM GCZ – IV – Sf. 4, 26 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Mart 1339 (1923) tarihinde İçtima: 1, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa

    Birinci Reis Vekili İntihâbını 272 reyin 148’ini Alan Hüseyin Avni Bey kazandı.

    Lozan, Misakı Milli ve Musul Görüşmeleri:   

    Hüseyin Avni; (Birinci Reis Vekili seçildiği için teşekkür konuşması yaptı.) “-…Misâk-ı Milli Türk ve Kürt milletinin imanıdır. .. Efendiler; Misâk-ı Milli milletin imanıdır. BMM onu taşır, ondan zerre kadar inhirâf edemez (ayrılamaz, şaşmaz). (Sürekli ve şiddetli alkışlar) 

    Mehmet Şükrü; “-Edenler mu’teziledir.” (1)

      3. Celse:

    İkinci Reis Vekili İntihâbını 253 azadan 165’inin Reyini Alan Musa Kâzım Efendi Kazandı. Sf.23   

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 28 (1.03.1923 / 8.04.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 4, İçtima; 1, Celse: 1, – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Mu’tezile, genellikle İslam Tarihinde aklı ön plana almasının yanında fikir ve düşünce hürriyetine önem veren bir fırka olarak tanınmakta idi. Bu husus ilk ortaya çıkışı itibariyle doğru ise de daha sonraları tam tersi bir icraatın içine girmiştir ki, bu da zaten Mu’tezile’nin sonunu hazırlayan sebeplerin başında gelmektedir.  Mu’tezilenin Müslümanların % 93 gibi ezici bir üstünlüğünü elinde bulunduran Ehli Sünnet inancına aykırı birçok görüşleri bulunmaktadır. Mutezile kulların fiillerinin yaratıcısının Allah değil, kulun bizzat kendisi olduğunu savunur. Bu görüşün bir sonucu olarak Mutezile kaderi de inkâr etmektedir. Mutezileye göre Hz. Peygamber’in şefaati söz konusu değildir. Yani şefaat inkâr edilir. Ehli Sünnet’e göre şefaat haktır. Mutezile’ye göre taklidi imanın bir değeri yok iken, Ehli Sünnet’e göre böyle bir iman geçerlidir. Mutezile, Allah’ın ne dünyada ne de ahrette görülemeyeceğini iddia eder. Ancak Ehli Sünnet’e göre müminler Allah’ı, dünyada değil ama ahirette göreceklerdir. Mutezile, Miraç olayını ve evliyanın kerametlerini de inkâr eder. Mutezile kabir hayatını kabul etmez iken Ehli Sünnet kabul eder. Aynı şekilde ahiretle ilgili olan olan sırat ve mizan da Mu’tezile tarafından reddedilir. Sonuç olarak şunu ifade edebiliriz. Mutezile, aklı esas alıp, aklına uymayan ayetleri tevil etmesi ve Hz. Peygamber’in hadislerini de reddetmesi ile İslam’ın büyük caddesinden pek çok yönü ile ayrılmıştır.

  • 1 Mart 1339 (1923) tarihinde İçtima: 1. Celse:1, İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    Mustafa Kemal Paşa’nın BMM’nin 1. Devre 4. Senesi Münasebetiyle (dolayısıyla) Verdiği Nutuk

    Mustafa Kemal Paşa Hazretleri (Ankara); “-Memlekette 48 tane eşkıya vardı bunlar 8’e düştü. Sf;1 Turuk-u umumiyemiz (merkeze bağlı yollarımız, devlet yollarımız) 8.100 kilometreye turuk-u hususiyemiz (özel yollarımız, yani tali yollar) ise 16.000 kilometreye baliğ oldu (ulaştı). Sf. 10… Meclisimizin bu sene zarfında vuku bulan içtimaları 201’dir. Bu içtimalar 377 aleni ve 102 hâfi olmak üzere 479 celseyi ihtiva etmektedir (içermektedir).    Sene zarfında Meclis’e cem’an (toplam olarak) 419 lâyiha (tasarı) ve teklif-i kanuni (kanun teklifi) takdim edilmiştir.  Tezkere ve takrir suretiyle gelip de katiyet kesbeden (kesinlik arz eden) miktarı 17 olduğundan gelen lâyiha ve tekliflerin yekûnu 436’ya bâliğ olur (ulaşır). Bunu ikinci seneden üçüncü seneye devreden 314 kıtadan ibaret olan levayih (lâyihalar, teklifler) ve tekâlifi (vergileri) de ilave edersek .. Meclis’e mal olan miktarın yekûnu 750 olur.    İşbu 750 lâyiha ve tekliften sene zarfında (yılı içinde) 113’ü kanun ve 9’u tefsir olarak kabul edilmiş 24’ü de reddedilmiştir. Seneye 539 teklif ve lâyiha (yasa tasarısı) devredilmiştir.    Üçüncü içtima senesine 347 âzâ ile başlamıştık. Bir sene zarfında üç arkadaşımızın ziyaı (Yok olması, ölmesi) ile müteellim olduk (elem duyduk, üzüldük). .. yine bu sene zarfında intihâp suretiyle (yıl içinde seçilerek) bir arkadaşımız Meclise iştirak etmiştir. Rüfekây-ı kirâmdan (kerem sahibi arkadaşlardan) 7 zât diğer suretlerle infikak ve aramızdan gaybubet etmiştir (aramızdan ayrılmıştır ve kaybedilmiştir).  Şu halde dördüncü seneye 341 âzâ ile ibtidâr ediyoruz (üye ile başlıyoruz). Sf. 15 Bugün mâziden kuvvetliyiz. Bu rüçhanı (üstünlüğü) yapan nedir? … Bu düstûrlardan birisi Misâk-ı Milli (1) ikincisi Hâkimiyeti bilâkaydüşart elinde tutan Teşkilâtıesasiye Kanunu’dur (1921 Anayasası’dır).” Sf.16

    Paşa’nın konuşması Sf.18 de bitiyor.  

    Her yıl 1 Mart’ta Meclis 2. Başkanları yani reisi sânîlerin (ikinci reislerin) ve reis vekillerinin seçimi var.  Ancak Reis seçimi her devrenin başında oluyor.  

    Reisisani İntihâbını (seçimini) 270 azanın 183 kabul reyini alan Ali Fuat Paşa Seçildi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 28 (1.03.1923 / 8.04.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 4, İçtima; 1, Celse: 1, – Sf. 1 ile 18 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 27 Şubat 1339 (1923) tarihinde Hafi İçtima: 200, Celseler Gizlidir  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Lozan Hakkında Görüşmeler Gizli İçtima:

    Aşağıdaki notlar: TBMM GCZ III – (Sf.1304-1324 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum): “- .. Efendiler bu milletin geleceğini ariz ve amik (yatayda ve düşeyde) düşünecek merci (yetkililer), hazırlık anlamında orada,  esas itibariyle buradadır. Paşa’yı (İsmet Paşa’yı) ben dinledim, siz de dinlediniz. Sizden soruyorum ne dinlediniz? (hiç sesleri) . Efendiler bir teklifim vardır. Gerek Heyet-i Vekile (Bakanlar Kurulu)  ve gerekse Büyük Millet Meclisi,  Misakı Millî’den (milli sözleşme, 1920’nin 16 Martında İstanbul’daki Meclis-i Mebusan tarafından kabul edilen ve Türk ve Kürtlerin yaşadığı yerleri vatan kabul eden bir metin.) zerre kadar feda ederse, namus gereği ve milliyetçilik gereği çekilip gitmeli.. (Bravo sadaları, şiddetli alkışlar.) Biz harbe atıldığımız zaman burada daha güçsüz idik. Bugün elimizde Ordumuz bulunduktan sonra, öyle kandırılmış bir duruma düşmek istemem.”. (bravo sadaları)

      … Opr. Emin Bey (Bursa); “-… Musul’u verdiğimiz gün hudut Erzurum’dur.” 

      Hüseyin Avni Bey: “-Yalnız İsmet Paşa Hazretleri’nden ricam şudur: Askeri sahada fikirlerini saygıyla dinlerim. İktisadi (ekonomik) savunmalarını dinlemem, mali fikirlerini dinlemem, adli işlerde Adliye Bakanı çıkmalı, Mali işlerde Maliye Bakanı çıkmalı, hem danışmanlarıyla bizi inandıracak ve bir karar alabilecek şekilde çıkmalıdır. Bugün bu kadar yeter, gitsinler hazırlansınlar, gelsinler eğer bundan fazla hazırlanamıyorlarsa yerlerini hazırlanacak adamlara bırakmalıdırlar.” (Bravo sadaları, alkışlar.)

    ….. Sırrı Bey (İzmit): “-… Milletin yıllardan beri etrafında dönüp dolaştığı ve âleme ilan edilen Misak-ı Milli çiğnendi, hebâ oldu, iptal edildi, battal edildi… Hiçbir noktası temin olunamadı (elde edilemedi)... Ümit ederim ki Heyet-i Vekile (Bakanlar kurulu)  ve Heyet-i Murahhasa (Lozan delege heyeti) bizden güvenoyu istesinler.”

    .. Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-… Musul’u vermemekte ısrar edersek savaşa girer iş. Binaenaleyh (bundan dolayıdır ki) Musul Meselesini bir seneye kadar hal etmek üzere tâlik edip (erteleyip) barışa geçmek ve savaşı kabul etmemek mümkün müdür, kabil midir, faydalı mıdır? Bu muhakemeyi suhuletle (ılımlılıkla) yapabiliriz. .. Ben de diyorum ki Sırrı Bey Misak-ı Milli’nin ne olduğunu anlamamıştır. Musul meselesinin hallini, savaşa girmemek için bir yıl sonraya bırakmak demek onu göz ardı etmek demek değildir. Belki bunun elde edilmesi için daha güçlü olabileceğimiz bir zamana bırakmaktır. Bugün barış yaparız, bir ay sonra iki ay sonra Musul sorununu hal etmek için ayağa kalkarız. Fakat bugün Musul meselesini halletmek istediğimiz zaman bu mesele karşısında yalnız İngilizler değil, Fransa, İtalya Japon ve bütün dünyanın düşmanları vardır…. Ordumuzu yürüteceğiz, bugün alacağız dersek bu mümkündür. Musul’u gayet kolaylıkla alabiliriz. Fakat Musul’u aldıktan sonra savaşın hemen son bulacağına kani olamayız.”

    … Sırrı Bey (İzmit): “-Paşa Hazretleri ben Misak-ı Milli’yi yazanlardanım!”

    .. Mustafa Kemal Paşa: “-Keşke yazmasa idiniz. Başımıza çok belâ koydun.” 

    Haşim Bey (Çorum): “-Paşa Hazretleri bütün arkadaşlarımızı tektir ediyorsunuz (azarlıyorsunuz), Tektir, tevbih (azarlamak) ile iş olmaz.“

    Bu notlar: (TBMM GCZ III – Sf.1304-1324 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    28 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 201, Celse 1, 2 Musa Kâzım Efendi

    Birinci dönem,  Üçüncü senenin son celsesi Sf. 550

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima Hafidir: 200, 201 Celse: 1, (TBMM GCZ III – Sf.1304-1324 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 21 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 196, Celse: 2 Hafidir,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    İsmet Paşa Lozan Konferansı Hakkında Bilgi Veriyor

    Gizli Celse   

    İsmet Paşa (Dışişleri Bakanı) (Edirne): “- … İtalyan işgali altındaki oniki ada işi vardı… Müttefikler (İngiltere, Fransa, İtalya, vb.) arazi meselesinde Adalar, Suriye hududu ve Musul meselesini yekpare (tek parça, bütün) bir mesele olarak bize tasdik ettirmek (onaylatmak) istediler. Fakat biz bütün gücümüzü birisi üzerine, bir mesele üzerine toplamak için diğer meselelere temas etmeksizin Musul meselesi üzerine teksif ettik. (yoğunlaştırdık) … müttefikler tebaalarının (vatandaşlarının) zararlarını telafi için onarım bedeli olarak otuz milyon lira altın istediler. Sonunda bunu on milyon lira olarak talep ettiler ve bu parayı 1338 (1923) yılı içinde ödeyeceğiz. … dört milyon altın para olarak Yunanlılardan biz istedik. Onlar… tehcir ettirilmiş olan Hıristiyanların emlak ve arazisi olmak üzere .. külliyetli (çok fazla) para istediler. .. Sonuna kadar anlaşmazlık halinde kaldığımız konu Adli Sistemdedir… Onlara önce hâkim dediler (mahkemede hâkim bulunduralım dediler). Sonra hâkim görevini yapacak müşavir dediler. .. fakat hakim görevi veriyorlar. Meclis’te bulunuyor, mahkemede bulunuyorlar... … Mali kapitülasyonlar (ayrıcalıklar) görüşmeleri uygun bir biçimde ilerledi. Onlar esas itibariyle çok şeyden vazgeçtiler. Genellikle mali kapitülasyonlardan vaz geçtikleri kabul edilebilir.

    Bu notlar TBMM GCZ III – (Sf. 1292,1294 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    22 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 197, Celse: 1 Musa Kâzım Efendi

    Adana’da çıkan bir gazetede Cenap Şahabettin ve Süleyman Nazif’in BMM aleyhinde yazılar yazdıklarını ve vatan haini olduklarını yazıyor. 2.Gurup mebusları böyle saçma sapan hainlik suçlamasını lanetliyorlar. Sf. 400, 444  

    198 ve 199 Nolu İçtimalarda not yok.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 196, 197, 198, 199 Celse: 2 Hafidir: (TBMM GCZ III – Sf.1292-1294 arası) (197. İçtima 1. Celse 1: Sf. 400-444 arası) kitaplarından birebir alınmıştır.

  • 10 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 190, Celse: 2,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Abdülkadir Kemali Bey’in Ceza Kanununun 203 Maddesinde Değişiklik Yapan, Hürriyet-i Şahsiye Kanunu Teklifinin İlk İki Maddesi Değiştirilmiş Diğer Sekiz Maddenin Görüşülmesine Devam Ediliyor;

    Ali Fethi Bey (Dâhiliye Vekili); (Fethi Bey Hükûmet adına kanunun tümüne karşı çıkıyor.) “-Heyet-i umumiyesi (kanunun tamamı) reye konulacaktır. Onun için söylüyorum. Binaenaleyh bu kanunu kabul ederseniz idare makinesindeki intizam muhtel olacaktır (düzen bozulacaktır) ve hükümetsizlik başlayacaktır.”

    Hakkı Hâmi Bey; “- .. Yıkılacak! Eğer hürriyet-i şahsiyenin (kişisel hakların) aleyhtarı bir idare ise yıkılsın! (yıkılsın sesleri)” 

    … Ali Fethi Bey; “-.. hürriyet-i şahsiye (kişisel hürriyet) ancak muntazam (düzgün) ve mükemmel bir tarzda olabilir, anarşi hâlinde olmaz.” 

    Hüseyin Avni; “-Bizde anarşi mi var?”  Sf. 265  

    Kanunun Heyet-i Umumiyesi (tamamı) Oylandı ve 191. İçtimada kabul edildi.

    Bu kanunun oylamasında: kabul 95 red 16 ama karar yeter sayısı olmadığı için oylanması sonraya kaldı.

    Bir sonraki 191. içtimada tamamı kabul edildi.

    12 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 191, Celse: 1, Hüseyin Avni Beyefendi

    Abdülkadir Kemali Bey’in Ceza Kanununun 203 Maddesinde Değişiklik Yapan, Hürriyet-i Şahsiye Kanunu Teklifinin Tamamının Reye Sunulması; 58 Red oyuna karşılık 108 reyle Kabul Edildi. 0

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 190, 191 Celse: 1, – Sf. 265) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 189, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Abdülkadir Kemali Bey’in Ceza Kanununun 203 Maddesinde Değişiklik Yapan, Hürriyet-i Şahsiye (kişilik hakları) Kanunu Teklifi; Farklı teklifler vardı encümene gönderildi. Sf.233  

    2. Celse: Musa Kâzım Efendi

    Abdülkadir Kemali Bey’in Ceza Kanununun 203 Maddesinde Değişiklik Teklifi:

    Madde 1– Nüfûz-u emniyeti suiistimal (güvenlik gücünü kötüye kullananlar) ile kanunen hakkında tevkif emri sadır olmayan (haklarında tutuklanma emri çıkmamış olan) kimseleri hapis ve tevkif ve idareten nefi’ (idari sürgün) ve… Seyahati haleldâr (seyahati engellemek)  veyahut mesâkini ihlal eyleyenler (evlerine zarar verenler) ve… hukuk-u tasarrufiyeyi masuniyeti (dokunulmazlık hakkını) iptal edenler… bir seneden üç seneye kadar hapis…” Sf.234

    Bu madde Kabul Edildi.

    2. Madde ise bu maddede belirtilen suçları işleyenler hakkında işlem yapmayan savcıların görevden alınacağına dair bir hüküm.

    Hüseyin Avni Bey; (1908 de ilan edilen Meşrutiyet hürriyeti halka intikal ettiremedi (yansıtamadı) diyor.) ” .. hürriyet, hâkimlerin, memurların ve mebuslarındır. .. Millet kabiliyeti nispetinde (yetenekleri oranında) hürriyetine sahip olur. .. Bugünkü gördüğümüz halkın hürriyetsizliği, kanunun noksanlığından ziyâde (çok) kanunun tatbik edilemeyişindendir. .. Bu kanun kabul edilirse köylünün efendiliği, halkın refahı işte o zaman meydana çıkar.” 

    (Ali Şükrü, Mehmet Şükrü ve Nazif Beyler bu kanunun lehinde konuşuyorlar. Bu arada 1.madde ile ilgili olarak, Hüseyin Avni, Mehmet Şükrü, A. Nazif, Hakkı Hâmi, Salih Efendi .. imzalı bir değişiklik takriri (önergesi) geldi;)  

    “Birinci maddedeki ceraim mürtekipleri (suçu işleyenler), her hangi rütbe ve memuriyette bulunursa bulunsun haklarında müddeiumumiler (savcılar) tarafından mehâkim-i umumiyeden (genel mahkemelerden) re’sen ikame ve takib-i dâva olunur (doğrudan dava açılır). ..Müddeiumumilerin emirlerini icra etmeyenler (uygulamayanlar) üç aydan üç yıla kadar hapis ve devlet hizmetinden men edilirler.” 

    Kabul edildi. 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 189, Celse: 1, – Sf. 233 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 7 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 188. Celse: 2, İkinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi

    Abdülkadir Kemali Bey’in Ceza Kanununun 203 maddesinde Değişiklik Yapan Hürriyet-i Şahsiye (kişilik hakları) Kanunu Teklifi;

    Görüşmelerde bir sonuca varılamıyor. Sf. 217 

    3. Celse Hafidir:

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 188, Celse: 1, – Sf. 217) kitabından birebir alınmıştır.

     

  •    5 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 187, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Kürt Aşiretlerinin Lord Curzon’a Karşı İnfialleri (Büyük Güceniklikleri);

    (Rışvan Aşireti Reisi Zorkân, Merdis, Kavu, İzoli bir mektup ile Lordu kınıyorlar.) Sf.165 

    2. Celse Hafidir:

    İzmir İktisat Kongresi Hakkında Görüşmeler

    Ali Şükrü Bey; (Bu kongreler o işin uzmanları tarafından düzenlenir, böyle emirle olmaz diyor.) “-Bu şekilde bendenizin bildiği bir misal; .. İtalya Başvekili Mussolini’nin yapmak istediği bir iktisat kongresidir. Fakat onun mahiyeti (içeriği) adeta bir iktisadi bir Meclis-i Mebusan olduğundan gayet şiddetli bir hücumla karşılaşmıştır. .. Hükûmet parmağının girmesi katiyen doğru değildir. .. Böyle her meslek erbabından mürekkep (karışık) çorba şeklinde aşure gibi kongre olmaz.” Sf.177

    Konu tam aydınlanacak iken görüşmeler bitti. Sf. 182

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 187, Celse: 1, – Sf. 165 ile 182 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 183, Celse:4 ,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Baltalık Kanunu Hakkında Görüşme

    İktisat Vekili Mahmut Esat Bey; “-… Bugünkü Baltalık Kanunu memleketimizin ormanlarını mahvedebilecek bir kabiliyettedir. .. fakat yine Baltalık Kanunu’nu bugün tatbik ediyoruz, çünkü Meclisimizin kanunudur.”  Sf. 57  

    31 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 184, Celse:1 Hüseyin Avni Beyefendi   

    Lozan Hakkında Rauf Bey’in Beyanatı; (Rauf Paşa suyuna tirit, hamasi bir konuşma yaptı.) Sf.73

    1 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 185, Celse: 1 Hüseyin Avni Beyefendi   

    Nevâhi Kanunu Sf. 104,118 

    3 Şubat 1339 (1923) tarihinde İçtima: 186, Celse: 1 Hüseyin Avni Beyefendi  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 183, 184, 185, 186 Celse: 1, – Sf. 57 ile 118 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 29 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 183, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa  

    26 Teşrinisani 1338 De Yeni Gün Gazetesinde Çıkan, Yunus Nâdi İmzalı, Yeni Bir Cidâl (Kavga, Savaş) Devri Adlı Yazı Hakkında Verilen Takrir:

    Hüseyin Avni Bey; “-.. Bir milletin matbuatının (basınının) hür olmaması o milletin reşit olmadığına delâlet eder (yetişkin olmadığını gösterir) ve tenkitten kaçan milletler daima ayıplarını setretmek (gizlemek) için çalışırlar.   .. Bu gazetede deniyor ki; “Cidâl (kavga, savaş) devri geliyor, bizde bu günkü inkılâbımızı kavramayanlar için hakk-ı hayat (yaşamak hakkı) yoktur.”  Beyefendiler; bu memlekette bu sözü söylemek için hiç kimsenin hakkı yok ve haddi değildir kanaatindeyim. .. İmhâ siyâseti tâkip etmek (yok etme siyaseti gütme) hakkını bize kim vermiştir?  ..Meselâ yazıyor ki; “TBMM her şeyi yapmak hakkını, salahiyetini (yetkisini) hâiz midir (sahip midir)?” Evet, BMM her şeyi yapar. “Her şeyi yapabileceklerini zannetmesinler. Onlar müvekkel (milletten vekâleten) aldıkları işleri gördükçe, bir zaman için Büyük Millet Meclisidirler. Fakat salahiyetlerinin, kudretlerinin membaını (yetkilerinin ve güçlerinin kaynağını) unutarak, tahakküm (hükmetme) devresine geçmek istedikleri zaman büyük millet salahiyetini (yetkisini) bilir.” Bu ihtâra (uyarıya) neden ihtiyaç gördünüz Beyefendi? Yoksa milleti teşvik mi ediyorsunuz? Bu makalenin niçin yazıldığının sebebini de söyleyeceğim. .. Şurasına nazar-ı dikkatinizi celbedeyim (dikkatinizi çekeyim); “Türk Milleti kendi istiklâlini konuşmaya .. ilh hâlâ böyle iken bu millette padişah ve sultan isteyen bulunabileceğini… isteyenler vardır. Bazı emâre ve alâmetler (ipuçları ve belirtiler) eksik değildir. Biz biliriz ki onlar kendi kanları içinde boğulacaktır.”  Beyefendi hangi mahkemenin kararıyla hükmediyorsunuz?  .. Eğer benim kanaatim bu milletin Padişahla refah bulacağı kanaatinde olsaydı o mücadeleyi ben yapardım. Ben yine ona kaniim ki Yunus Nadi Bey’den daha evvel bu davanın âlemdârı (bayrak tutanı) olarak çıkmışımdır. Biz inkılâbı fikirle yapacağız ki pâyidar (sonsuza kadar kalıcı) olabilsin. .. kanla değil fikirle inkılap yapacağız. ..  BMM isterse Padişahı da getirir.”

    Celal Nuri Bey (Gelibolu); “-Katiyen getiremez.” 

    Hüseyin Avni Bey; “-İsterse getirir, kudretinin hâd (sonu) ve payanı (sınırı) yoktur.”

    Ali Şükrü Bey; “-İsterlerse getiriler!” (gürültüler)

    Hüseyin Avni Bey; “- ..Celal Nuri Bey mütarekeyi müteakip (ateşkesten sonra), gazetesiyle padişahın soğancı başısı olduğu vakit yazılmıştır bunlar yahu?  Osmanlı saltanatı bâki (kalıcı) iken yazılmıştır. O vakit başka türlü yazılır mıydı?” 

    Mehmet Şükrü; “-Saltanat mevcut iken yazanlar şimdi yine yazarlar!”        

    Hüseyin Avni; “-Saltanata ilk evvel isyan eden benim arkadaşlar. Efendiler Harekât-ı Milliye başlamadan yedi ay evvel o saraya hücum ve isyan edenlerdenim. (Bravo sesleri) .. Eğer Yunus Nâdi Bey’in sözüyle bu memlekette bir bıçak kımıldayacak olursa, evvelâ beni vursun.” 

    Râsih Efendi (Antalya); “- .. BMM kürsüsünde Reisvekili bulunan Avni Bey BMM kürsüsünden padişahlık propagandasını yapıyordu.” 

    Hüseyin Avni Bey; ” Bendeniz bir köylünün oğluyum, ne padişah müdafaa ettim ne propaganda ettim. .. Her hakikati mugalâta (yanıltmaca) ile boğmak istiyorsanız sükût edelim… Ben tarihin seyyiatını padişaha ve onun etrafındaki yaldızlı üniformalı haşarata yüklemekteyim. (Bravo sesleri) ..bu Gazete harekâtıyla diyorum size, madde tayin ettim. Size hürmetsizlik yapmıştır.” 

    Hamdullah Suphi Bey; “- .. Hüseyin Avni Bey bir partinin başında görünen bir kimsedir.” (parti yok sesleri, gürültüler) 

    Ali Şükrü Bey; “-.. Hüseyin Avni Bey ..Riyasete intihâb edilmiş (seçilmiş) ve guruptan istifa etmiştir. Bu güne kadar Hüseyin Avni Bey’in guruba geldiğini de bilmiyorum, görmedim ve namusum hakkı için söylüyorum. …  ..fikir zincirlenemez. Bu yazıyı hukukçular incelesin suç unsuru var mı diye?” 

    Ragıp Bey (Kütahya); “-O halde zatıâliniz de gidiyorsunuz mahkemeye.”

    Ali Şükrü Bey; “-.mahkemeden değil, ölümden korksam buraya gelmezdim.”         

    Hüseyin Avni Bey; “-Bu mesele müddeiumumîye (savcıya) aittir…” 

    Mehmet Şükrü Bey; “-.. Bu mahkeme şekil itibariyle iki cürümü inha edebilir (atayabilir). BMM şahsiyet-i mâneviyesine (manevi kişiliğine) tecavüz etmek. İki; şekilden ibaret olan BMM şekline masur kalacaktır ibaresi.” Sf.53

    Bu Takrir Reddedildi; (Yani Yeni gün Gazetesinin yazdıklarının soruşturmaya gerek olmadığına karar verdiler.)  Sf. 55  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 183, Celse: 1, – Sf. 55 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 183, Celse: 3,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Bazı Subayların Terfii Hakkında Müdafa-İ Milliye Vekâletinin Verdiği Takrir Görüşülüyor:

    Hüseyin Avni Bey; “-Müdafa-i Milliye Vekili Paşa Hazretlerinden soruyorum; BMM Riyaset taburu diye böyle Meclis’in kadrosunda birşey yoktur. Ne de Devlet kadrosunda vardır. .. BMM muhafız taburu vardır. Yeni bir padişah yaratmayacak Meclis.” Sf. 42

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 183, Celse: 1, – Sf. 42 ile  arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 183, Celse:1 Hafidir.,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Lozan Heyeti Ankara’ya Çağırılıyor.

    Bu gizli celse notları (TBMM e-arşivden) alınmıştır

    Lozan Konferansında Bulunan Hariciye Vekili İsmet Paşaya Gönderilen Anlaşma Esaslarını Muhtevi (içeren) Cevap Tartışılıyor;

    Hüseyin Rauf Bey (İcra Vekilleri Heyeti Reisi ve Hariciye Vekâleti Vekili) (Sivas); “… Düveli müttefikanın (Birinci Dünya Savaşında bize karşı savaşan müttefik devletlerin; Fransa, İngiltere vs.) karşımızda müttehit (birleşik) cephe halinde, abluka (kuşatma) vesaire gibi tazyikat (baskılama) yapmalarına mani olmak için, aralarındaki vahdet (birlik) ve salâbeti (dayanışmayı) kırmak üzere, ezcümle (özetle) Musul meselesinin hallini her türlü cebir ve tazyikten âzâde (zor ve baskıdan uzak) bir halde bulunduracak olan ahalinin ârâyı umumisine (referandumuna) terk ettiğimizi ve petrolleri işletmek hususunda müzakerata (görüşmelere) âmâde (hazır) olduğumuzu ilan etmek ve Amerika ile ayrıca muahede (anlaşma) akdine (imzalanmasına) tevessül etmek (yönelmek) muvafık (uygun) olur. Berveçhibâlâ (aşağıdaki) esasat (esaslar) dairesinde devamı müzakerata (görüşmelerin devamına) imkân görülmediği ve vereceğimiz proje asla rûyu kabul (kabul yüzü) görmediği halde (durumda), vazifenizin hitam olduğunu (sonuçlandığını) kaydederek Ankara’ya hareketiniz münasip (uygun) olur efendim.”

    (Hükümetin ve Lozan Heyetinin Musul meselesini ciddiyetle tutmadıkları belli. Bu mektup Meclis tarafından onaylanıyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 183, Celse: 1 Gizlidir: (TBMM e-arşiv) kaynağından birebir alınmıştır.

     

  • 28 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 182, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Lozan Görüşmeleri; Hükümet Lozan’daki Heyetin Geri Çağrılmasının Görüşülmesini İstiyor.

    Savunma Bakanı Kâzım Paşa Ordumuzun Durumu Çok İyidir Diyor.  

    Kâzım Paşa (Müdafaai Milliye Vekili) (Karesi); “Efendim, ordumuzun taarruzdan evvelki (Dumlupınar’dan önceki) kuvvet ve kudreti ne ise, bugün ondan geri değildir. Bilâkis ondan daha kuvvetli ve daha sağlamdır. Yunan’dan iğtinam eylemiş olduğumuz (ganimet olarak aldığımız) malzeme ile ordunun taarruzdan evvelki kuvvetini tezyit (çoğaltmış) ve takviye etmişizdir. Ateş kuvveti, silah kuvveti tenakus etmemiş (eksilmemiş), belki tezayüt etmiştir (fazlalaşmıştır)… Ordunun hareket kabiliyeti de aynı veçhile (şekilde) taarruzdan evvelkinden daha iyidir. Bunu kemali emniyetle (sağlam bir güvenle) arz ediyorum. Yani ordu kıymetten hiç bir şey kaybetmemiştir.”

    Salih Efendi (Erzurum); “Paşa Hazretleri, size teslim edilen bu Türk evlatları ilelebet, yüz sene daha bir harbi daimi yapsanız bu evlatlar sizin peşinizden gelecektir ve muvaffak olacağı da yüzde yüzdür. Fakat evlatlarımızı hidematı şakkada (keyfi işlerde) kullandınız, hidematı süfliyede (aşağılık hizmetlerde) kullandıktan sonra terhis ettiniz, süründürdünüz, çırılçıplak bıraktınız. Bunları bir daha nasıl istiyorsunuz ve nasıl isteyeceksiniz? .. Paşam buyurdunuz ki; çarık giyeceğiz, kuru ekmek yiyeceğiz, fakat bu işi halledeceğiz…. Fakat siz otomobillerde keyfinizde iken, diğeri çarığı da kaybetmiştir. Bu böyledir bunlar zapta geçsin.” ….

      Reis; “Müsaade ediniz efendiler, müzakere kâfi görüldü. Hükümetin teklifi reyi âlinize iktiran etti (yüce oylarınıza dayandırıldı). Şimdi Salâhattin Bey hakikaten bunun hayat, memat (ölüm) meselesi olduğu için tehirini (ertelenmesini) talep ediyor. Hükümet namına da Rauf Beyefendi dedi ki, tabii bu hususta takyit olamaz (sınırlama olamaz), en mühim bir mesele şimdi bu meselenin, yani heyeti umumiyenin vereceği karara Nizamnâmei dâhili (meclis iç tüzüğü) müsaittir. Eğer arzu buyurursanız bunun müzakeresini yârin yapalım. Reyi âlinize koyuyorum. Bu meselenin yarın da her şeye tercihan müzakere edilmesini kabul edenler lütfen el kaldırsın.. Kabul edilmiştir.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 182, Celse: 1, – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • 28 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 182, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    2. ve 3. Celseler Hafidir (Gizlidir) Reisi Sâni Ali Fuat Paşa Hazretleri

    Aşağıdaki notlar (TBMM e-Arşivden alınmıştır)

    Lozan Konferansının Müzakere Safahatı ve Vasıl Olunan Son Şekil Hakkında Heyeti Vekile Reisi Hüseyin Rauf Beyin İzahatı;

    Dr. Abidin Bey (Lazistan); “..Fransızlar, İngilizlerle uyuşacağımızdan korkuyorlar. Fransızların bize karşı ne orospuluk oynadıklarını rica ederim, Heyeti Âliye’niz ve heyetiniz takdir edersiniz. Fakat çok meyusum (üzgünüm), eğer ki bu Franklen Buyyon denilen dessas (desiseci, fesat) herife hakikaten Meclisi Âli-i milli de, Paşa olsun, Reisler olsun, kim olursa olsun, nüfuz imal edebilir (etki edebilir) fikrini soktularsa çok fena etmişlerdir.”

    Bir Mebus; “Kime?”

    Dr. Abidin Bey (Devamla); “Memlekete karşı… Efendiler, bugün reisler olsun, Mustafa Kemal Paşa olsun, hepsi nasıl ki o bir tek mebus ise ben de bir mebusum. Hiç bir vakit de onlar benim kanaatimi, vicdanımı, nüfuzumu (etkimi) satın alamazlar. Onlar benim üzerime nüfuz imal edemezler (beni nüfuzlarıyla etkileyemezler). ..   Paşa Hazretlerinden bilhassa istirham ederim, yazsınlar ve desinler ki ben Mecliste nüfuz imal edemem (nüfuzumu, kullanamam). Çünkü Mecliste ben de bir mebusum, başka bir salâhiyetim, hükmü nüfuzum (etki etme hükmüm) yoktur.”  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 182, Celse: 1, 2. ve 3. Celseler Hafidir: (TBMM e-Arşiv) kaynağından birebir alınmıştır.

  • 27 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 181, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Çorum Mebusu Haşim Bey’in, Lazistan Adının Rize Olarak Değiştirilmesi İçin Verdiği Takriri Görüşülüyor:

    (Bu yasa teklifinin verilmesinin sebebi, tehcir edilmiş Rumların ileride bir takım haklar talep etmesinin önüne geçmek. Buna bütün Karadeniz mebusları karşı çıkıyor.)

    Ali Şükrü Bey (Trabzon); “-Lazlar vardır. Lazistan vardır. Coğrafya okumadın mı?” (gürültüler)

    Bu takrir reddedildi. Sf. 7

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 27 (27.01.1923 / 28.02.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 181, Celse: 1, – Sf. 7) kitabından birebir alınmıştır.

  • 25 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 180, Celse:1 Hafidir,  Reisisani Ali Fuat Paşa   

    Lozan Görüşmeleri Hakkında:

    Aşağıdaki notlar (TBMM GCZ III – Sf.1222ile 1226 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    Başbakan Hüseyin Rauf Meclis’e bilgi veriyor: Versay Antlaşması ile Almanya Fransa’ya 10 Milyar civarında para ödeyecekmiş, ama ödeyemiyorlar. Fransa ısrarcı Başbakanları Puankare bu işin üzerine gidiyor. Ve Ruhr kömür havzasını Aralık 1922’de işgal ediyor. Almanya karşı koymuyor. Ama İngiltere ve Amerika Fransız Frangının değerini düşürecek bir para oyunu yaparak, Fransa’yı ekonomik açısından köşeye sıkıştırmış.)       

    Hüseyin Rauf Bey: “-.. Hükümetin başı olan kişi (Mussolini) Meclis’te Mebuslara nutuk verirken: “Ben sizden güvenoyu almaya gelmedim çünkü ihtiyacım yoktur!” diyecek kadar bir şekil ve biçimde Hükümetin başkanlığını almıştır.”

    .. Hüseyin Avni Bey (Erzurum): “-Sakın onlardan ders almayın ha!”         

    (Başbakan bilgi vermeye devam ediyor: İngiltere’de müthiş bir ekonomik kriz var, grevlerle ve komünist akımlarla boğuşuyorlar. Hem de düşmanımız kavidir diyor. Lozan’ı da anlatıyor ama bu konuda kimseye söz hakkı vermek istemiyorlar)

    Reis (Ali Fuat (Cebesoy) Paşa: “-Müzakere (görüşme) yoktur. Bununla ilgili söz söylemeye hak yoktur.” (gürültüler)

    .. Dursun Bey (Çorum): “-Meclis yoktur. Meclis kapatılmıştır.”

    Mustafa Bey (Dersim); “-Söz söylemek yoksa Meclis’te yoktur. Dağılalım öyle ise.”

    Başbakan Rauf Bey Meclis’te gizli konuşulan şeylerin hemen İngiliz basınında yayınlandığını söylüyor.

    … Hakkı Hami Bey (Sinop): “-Boğmak, bu sadayı susturmak, bence o kötülüğü yapanların (haber sızdıranların) hareketinden daha kötü olduğunu beyan ederim.”

    Ali Bey: “-Sizsiniz onların dostu.”

    Hakkı Hami Bey: “-Kimler olduğunu zaman ve olaylar ispatlar.”

    .. Rasih Efendi (Antalya): “-Pasaportlar cebinizde!”

    Mustafa Bey (Dersim): “-Hoca sözünü geri al! Pasaport yok koynumuzda!.”     

    Ali Şükrü Bey (Trabzon): “-.. Bunu söyleme, şunu söyleme demekle sanılmasın ki fikirler susturulur ve dirlik oluşur.. Herkes vatanseverlik gereği susar. Fakat vatanseverliğin de bir haddi vardır. .. biz susuyoruz, susmanın da bir haddi vardır.”  

    3. Celse. Ali Fuat Paşa 

    Elcezire Mıntıkasına İstiklâl Mahkemesi Heyeti Seçildi.

    Başkan; Karesi Mebusu Hacim Bey, Müddeiumumî Halil İbrahim Bey (Antalya), Aza; Erzurum’dan Hoca Nusret Efendi, Niğde Mebusu Hakkı Paşa. Sf. 512

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 180, Celse: 1, Celse 2 Hafidir: (TBMM GCZ III – Sf.1222ile 1226 arası) Celse 3: Sf.512) kitaplarından birebir alınmıştır.

  • 25 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 180, Celse:1,  Reisisani Ali Fuat Paşa  

    Kürt Mebusların Lord Curzon’a Cevabı:

    Lord Gurzon Lozan Konferansı sırasında, Meclisteki Kürt Mebuslarının câhil olduklarını ve onları Kürt halkının değil de Kemal Paşa’nın seçtiğini söylemiş.

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “-Lozan Sulh Konferansında esnayı müzakeratta (görüşmeler sırasında) İngilizlerin baş murahhası (delegesi) Lord Curzon bizlere, evet Kürt arkadaşlarınıza tecavüz, taarruz, hakaret ediyor… ve buna mateessüf murahhaslarımız (üzülerek söylüyorum ki delegelerimiz) layığı veçhile (hak ettiği gibi) cevap verememişler. Müsaade-i âlinizle (yüce izinnizle) bu kürsüden Lord Curzon’a cevap vermek istiyorum. (Hepimiz iştirâk ediyoruz sesleri) Arkadaşlar Lord Curzon Kürdistan’dan gelen Mebusların Mustafa Kemal Paşa tarafından tayin edildiğini söylüyor… Kürt arkadaşlarınız için cahil ve Kürtleri temsil etmiyor diyor. .. Cehâletin mânâsı eğer İngiliz siyasetine uymamak ise, biz itiraf ederiz ki; Cahiliz!  (Bravo sesleri) Cehâlet, İngilizlerin senelerden beri ilkaat (zararlı sözlerle şaşırtmalarına) ve ifsadatına (fesatlıklarına) kapılmamak demekse biz itiraf ederiz ki; biz cahiliz. Arkadaşlar Mebuslar tayin değil intihâb eder (seçilirler). (hay hay sesleri) Bir millet mebuslarını kendi seçer….”

    Hacı Şükrü Efendi (Diyarbakır); “-Halt etmiş!”

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “- .. burada Millet Meclisi’nde Mustafa Kemal Paşa’nın tayin ettiği mebuslar, uşaklar yoktur. (bravo sesleri, alkışlar) .. burada büyük bir milletin vekilleri vardır. .. hâlâ bu milleti Mustafa Kemal Paşalarla tanıyorlarsa pek ziyâde aldanıyor. (bravo sesleri)”

    Dursun Bey (Çorum); “-Mevzu güzel, devam.”

    Yusuf Ziya Bey (Bitlis); “-İşte Meclis’in açıldığı günlerde, Kürtler serbest sahada ve hiçbir (baskı) altında olmayarak bir intihaba (seçimlere) iştirâk ettiler (katıldılar). Eğer Kürtler ayrılık gayrılık gütseydiler bu intihaba iştirâk etmez, bu intihâba arkasını döner fikrini terviç (kendi fikirlerini gerçekleştirmek) için çalışırlardı.   .. Arkadaşlar İngilizler bütün milyonları ile altınlarıyla çalıştıkları halde Kürtler bu intihaba iştirak ettiler. Kürt vatandaşlar bütün kanaatlerini bir umde (ilke) etrafında toplandılar o umde, o gaye ise Türklerle tevhid-i mukadderât (kader birliği). Lord Curzon’a bağırıyoruz ki; Biz Kürdistan’ın hakiki vekilleriyiz. Senden ve senin siyasetinden Musul’u istiyoruz ve alacağız. (Bravo Sesleri, alkışlar) Petrol kuyularındaki İngiliz siyasetinin yanı başında kanlı kuyular hazırlayacak yine o Kürtlerdir. (bravo sesleri, alkışlar)”

    Mazhar Müfit Bey (Hakkâri); “-Ben de bir Kürt mebusuyum. Lord Curzon’un tahrikâtı (tahrikleri) karşısında Kürt mebusları sükût edemez. Söyliyeceğiz.   .. Acaba bu Lord Curzon denen zat Kürdistan’ın hükümdârı İdris-i Bitlisi’nin Yavuz Sultan Selim’e tav’an (isteyerek uyarak) mutavaat ettiğini (muti olduğunu, bağlandığını) bilmiyor mu? (alkışlar) Yine Lord Curzon Selahattin-i Eyyubi’nin Kürt olduğunu bilmiyor mu? Ve yine Kürdün Turaniyulasıl (turan kökenli) olduğunu ve Türklerin amcazadesi olduğunu (alkışlar) .. bu memleketin bütün felâketlerine iştirâk ettiğini bilmiyor mu? .. Bu Meclis-i Âli’nin teşekkülünden (kuruluşundan) çok evvel ben Bitlis’te bulunduğum zaman İngiltere’den mülhem olan (ilham alan) Ferit (lanetlisinin)ajanslarda Kürdistan’ı Ermenistan’a peşkeş çektiği zaman, Kürtler Kürdistan’da memleket için harekât-ı vatanperverâneye derhal başlamışlardı.   .. Basra’da bir şiir güftelenmiş;

      “Türkler Basra’dan gideli ben” 

      “Oğlu Şatt’a düşmüş garip bir ana gibiyim.” 

      “Ey Şatt yine onlar bize gelmezse.” 

      “Bizi onlara götür.”  “İmşi Basra”  diyor. Sf. 506, 508 

    Ben Kürt olmadığım halde muhterem Hakkâri ahalisinin eser-i teveccühü (layık görmesi sonucu) olarak mebus intihâb edilerek (seçilerek) İstanbul’a gönderilmiştim. Bu da Kürtlerin nazarında Kürt ve Türklerin bir olduğunu ayrı olmadığını gösterir. Kürtlerin Türklerden ayrılmak imkânı yoktur.” 

    Hüseyin Avni Bey; “-.. Lord Curzon cenapları sarf ettiği bu münasebetsiz sözle yalnız Kürtleri değil, .. Türkiye mebuslarına da dolayısıyla zımnen (üstü kapalı olarak) hakaret etmiştir.”

    Mehmet Salih Efendi; “- .. Hasmının sitemin anlamamak, hasma sitemdir.”  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 180, Celse: 1, – Sf. 505 ile 508 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 22 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 178, Celse:1, Birinci Reis Vekili Hüseyin Avni Beyefendi

    Nevâhi Kanunu Görüşmeleri;

    Madde 162 Encümene gitti. Sf.458        

    2. Celse: Hüseyin Avni Beyefendi

    Elcezire Mıntıkasına (Kürt Bölgesine, Güneydoğu’ya) Sadece Asker Firarları Davasına Bakacak Olan İstiklâl Mahkemesi Gönderilmesi Kabul Edildi. Sf.459

    Nevâhi Kanunu Görüşülüyor. Sf. 467 

    24 Ocak 1339 (1923) tarihinde İçtima: 179, Celse:1, Reisisani Ali Fuat Paşa  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 26 (23.12.1922 / 25.01.1923) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 178, 179, Celse: 1, – Sf. 458 ile 467 arası) kitabından birebir alınmıştır.